2026-03-26 - 19:52
TBMM GENEL KURULU TOPLANDI
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı.

Adan, gündeme geçmeden önce 3 milletvekiline gündem dışı söz verdi.

DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Mersin'in sorunlarını anlatarak, bölgede ulaşım ve çevre sorunlarının olduğunu söyledi.

Yeni Yol Partisi Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan da deprem bölgesinde sadece konutların gündeme getirildiğini, oysa bir ilin hayatının idamesinin ancak ticaret erbabı ve esnafının hayatta kalmasıyla mümkün olduğunu kaydetti.

Çalışkan, kredi almak için bankalara müracaat eden esnaftan "borcu yoktur" yazısı istendiğini, bu nedenle esnafın kredi alamadığını savundu.

AK Parti Konya Milletvekili Mehmet Baykan ise Adalet Bakanı Akın Gürlek aleyhindeki söylemlere ilişkin, "Siyaset, sorumluluk, ciddiyet ve dürüstlük ister. Gerçek olmayan belgelerle kamuoyu meşgul edilmemelidir. 'Belge' denilen evraklar güvenilir değildir, toplum gereksiz kutuplaşmaya sürüklenmiştir." dedi.

TBMM Genel Kurulunda siyasi partilerin grup başkanvekilleri, yerlerinden söz alarak gündeme ilişkin görüşlerini dile getirdi.

Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, hayatın her alanında suç işleyenlere karşı ciddi bir cezasızlık politikası halinin bulunduğunu ileri sürdü.

Bir firmanın Tarım ve Orman Bakanlığının yayımladığı tağşiş listesine 2024 yılından bugüne kadar 82 kez girdiğini ve 46 farklı markayla vatandaşı aldattığını ileri süren Ekmen, "Tarım ve Orman Bakanlığı 82 kez tağşiş listesine giren bir firmayı, ortaklarını ve bu firmayla ilişkili herkesi neden caydırıcı takip ve tedbir sistemiyle kaynağında kurutmamaktadır? Niçin bu adam 46 ayrı markayla dolum yapabilmekte, bunu piyasaya sunabilmektedir?" ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, orman köylüsünün sorunlarına değinerek, Türkiye'de yaklaşık 7 milyon orman köylüsünün bulunduğunu, orman köylüsüne ve ormanlara sahip çıkılmadığını öne sürdü.

Ormanların müteahhitlere verildiğini iddia eden Poyraz, "Orman köylüleri okuldan, hastaneden, sağlık hizmetlerinden uzak bir şekilde ama ormanına yakındı, artık o da elinden alınınca ormanlarından uzaklaştılar, büyükşehirlerde varoşlarda, gettolarda hayatlarını idame etmeye çalışıyorlar ve büyükşehrin getirdiği bütün ailevi yıkımları da yaşıyor." dedi.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına dikkati çekerek, Orta Doğu'da yanan ateş çemberinin her geçen gün genişlediğini, bu saldırıların yalnızca bölgesel bir çatışmanın değil, tedarik zincirlerini sarsan küresel bir krizin ve kaos döneminin habercisi olduğunu vurguladı.

Bu gerilimin en kritik cephesinin enerji güvenliği olduğuna işaret eden Akçay, şöyle konuştu:

"Küresel enerji hatlarının kalbinde yer alan coğrafyamız güç savaşlarının ablukası altındadır. Enerji arzının tehdit edildiği, kaynakların birer silaha dönüştüğü bu darboğazda Türkiye'nin duruşu tavizsiz olmalıdır. Bu tablo bize açık bir gerçeği göstermiştir. Enerjide dışa bağımlı olan ülkeler kriz dönemlerinde sadece ekonomik değil, siyasi bakımdan da kırılgan hale gelmektedir. Nitekim, Asya'da ve Avrupa'da gaz tedarikinde yaşanan panik bunun somut örneğidir. Türkiye son yıllarda attığı adımlarla bu fırtınaya karşı daha hazırlıklı bir konuma gelmiştir. Kaynak çeşitliliği, enerji yatırımları, depolama kapasitesi, Karadeniz gazı, Sakarya sahasındaki üretim artışı ve nükleer enerji hamleleri ülkemizin enerji güvenliğini tahkim eden stratejik adımlardır."

Akçay, Türkiye'nin enerji arzını güvence altına alacak stratejik adımları kararlılıkla attığını dile getirerek, "Bölgemiz, ABD ve İsrail'in kışkırtmalarıyla sonu belirsiz bir kaos ve kargaşaya sürüklenmektedir. İsrail'in Gazze'den başlayıp Lübnan ve Suriye'ye uzanan şimdi de İran'ı hedef alan pervasız ve küstah saldırganlığı bütün dünyayı tehdit etmektedir." şeklinde konuştu.

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının bölgesel ve küresel ekonomi üzerinde ciddi etkiler gösterdiğini söyledi.

Koçyiğit, bölgenin önemli ülkesi Türkiye'nin ortaya çıkan sarsıntıdan etkilendiğini belirterek, Türkiye'nin enerji konusunda dışa bağımlılığına dikkati çekti.

Yakıt fiyatlarına yapılan zamları anımsatan Koçyiğit, "Mazotun litresinin 80 liranın, benzinin de 75 liranın üzerine çıktığını görüyoruz. Bu aslında her şeyin iğneden ipliğe zamlanması anlamına geliyor." dedi.

- "Benzin ve motorinin ÖTV'sindeki KDV kalıcı kaldırılmalıdır"

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, ekonomik sorunlara değinerek vatandaşların bireysel kredi ve kredi kartı borcunun 6 trilyon 242 milyon lirayı bulduğunu, sadece ocak ayında 136 bin kişinin kredi kartı borcunu ödeyemediğini, ocak ayında kredi kartı borcundan dolayı 262 bin vatandaşın icra takibine maruz kaldığını söyledi.

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına işaret eden Emir, hükümeti bu süreçte acil bir şekilde bazı önlemler alması gerektiğini belirtti.

Savaşa bağlı ortaya çıkabilecek sonuçlara değinen Emir, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Yanı başımızda bir savaş var, bu savaş öncelikle bir finansal kriz yaratacak, sonra enerji krizi ve sonrasında tedarik zinciri bozulacak, tarımsal üretim düşecek, istihdam düşecek. Siz de bunun farkındasınız ama hiçbir şey yapmıyorsunuz. Acilen alınması gereken önlemler var. Akaryakıttaki yüzde 20'lik KDV'nin acilen yüzde 1'e düşürülmesi lazım. Akaryakıt fiyatları enflasyonu doğrudan etkilemektedir ve buna seyirci kalınırsa ekonomi bir darboğaza girme riskiyle karşı karşıyadır. Aynı şekilde, benzin ve motorinin ÖTV'sindeki KDV kalıcı olarak kaldırılmalıdır. ÖTV'nin de KDV'sini almak nedir?"

AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, küresel sistemin tüm dengelerinin hızla değiştiğini, savaşların, bölgesel krizlerin, enerji arzına yönelik risklerin ve sorunların, ulusal güvenliklere yönelik tehditlerin yaşandığı bir dönemden geçtiklerini belirtti.

ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttükleri savaşa işaret eden Gül, şöyle konuştu:

"Bu savaşın yaşanmaması için Türkiye çok güçlü bir şekilde diplomasi masasının kurulması için çaba ortaya koymuştur. İstanbul'da bu görüşmelerin yapılması için tüm taraflara çağrıda bulunmuş, önemli mesafeler ve gayretler ortaya konmuştur ve bugün de hala Türkiye bu diplomasi masasının kurulması noktasında gayretini ortaya koymaktadır. Bizler tüm bu çabamızı yaparken yer yer bazı eleştirilerle işte İran'la ilgili o hususta 'Nerede duruyor Türkiye, hangi tarafta duruyor?' diye sorular geliyor. Türkiye'nin nerede durduğunu milletimiz çok iyi biliyor. Türkiye mazlumların ve haklı tarafın yanında durmuştur, durmaya devam etmektedir.

Konjonktürel bir rüzgarın etkisinde değil, stratejik bir vizyonla, stratejik bir akılla ve basiretle, rasyonel bir yaklaşımla tüm süreci yönetiyoruz. Burada yaşanan tüm hadiselerden vatandaşlarımızın, ülkemizin zarar görmemesi için bütün çalışmayı ülkemiz, Cumhurbaşkanımız, tüm kurumlarımız ortaya koymaktadır. Dış politikamızda milletimizin neye ihtiyacı varsa o hususta gayret ortaya konmaktadır."

Abdulhamit Gül, savunma sanayisinde yüzde 17'lerden yüzde 80'lerin üzerine çıkan bir yerlilik ve millîlik oranının bulunduğunu vurgulayarak, en büyük güçlerinin milletin birliği ve beraberliği olduğunu söyledi.

TBMM Genel Kurulunda, CHP, DEM Parti, İYİ Parti ve Yeni Yol Partisinin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.

Genel Kurulda, Yeni Yol Partisinin "bölgemizdeki son gelişmelerin Türkiye ekonomisine etkileri", İYİ Partinin "bölgemizdeki son gelişmeler doğrultusunda Türkiye'nin gübre tedariki", DEM Parti'nin "televizyon yayıncılığı politikaları" ve CHP'nin "trafik cezaları"na ilişkin grup önerileri ayrı ayrı görüşüldü.

Partisinin grup önerisi üzerine konuşan İYİ Parti Manisa Milletvekili Şenol Sunat, Türkiye'de tarımın çok yönlü bir krizle karşı karşıya olduğunu söyledi.

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının tarımdaki girdi maliyetlerini artırdığına işaret eden Sunat, "Parasını verdiği halde çiftçi neden gübre alamıyor? Gübrede yüzde 90 oranında dışa bağımlı Türkiye neden gübre krizine hazırlıklı değil? Güvenli tedarik planınız nedir, nerede? Ulusal gübre rezerviniz nerede Sayın Bakan? Kriz göz göre göre geldiği halde neden önlem almadınız? Bugün Türkiye'de gübre krizi konuşuluyorsa, gıda enflasyonundan endişe ediliyorsa sorumlusu bu ülkeyi yönetenlerdir, sizin beceriksiz tarım politikalarınızdır." diye konuştu.

Çiftçinin satın alma gücünün artırılmasını isteyen Sunat, "2026 yılı destekleme gecikmeden ödenmelidir. Gübre ve mazot desteği mutlaka sağlanmalıdır. Tarımda acil tedbirler devreye alınmalıdır." dedi.

Yeni Yol Partisi Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ni eleştirdi.

Gübrede yaşanan sorunun sadece bir sektörün sorunu olmadığını, bütün geleceği tehdit eden stratejik bir sorun olduğunu ifade eden Çalışkan, gübre fiyatlarıyla ilgili çalışma yapılması gerektiğini anlattı.

Çalışkan, "Bu konuda gerekli tedbirler alınmalı. Dünyanın her tarafında bütün ülkeler, 'acaba bu tarımsal ürünleri nasıl destekleriz, tehlikeleri bertaraf ederiz?' diye sübvansiyon uygularken, destek paketleri açıklarken Türkiye ne yazık ki sadece panik yaparak bu sorundan kurtulamaz." ifadelerini kullandı.

DEM Parti Hakkari Milletvekili Onur Düşünmez, çiftçinin gübre alamadığı için tarlasını boş bıraktığını ileri sürdü.

CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, tarımsal üretimin en önemli temel girdilerinden olan mazotun litresinin 80 liraya, gübrenin tonunun da 35 bin liraya dayandığını söyledi.

Bu fiyatlarla ekim ve dikim yapmanın mümkün olmadığı değerlendirmesinde bulunan Barut, "2026 yılında gıda egemenliğimiz tehlike altındadır. Türkiye'de çiftçimizin kullanmış olduğu gübre yılda 6,5 milyon tondur ve mazot da 3 milyar litredir. Peki, bunların da tamamı, gübrenin yüzde 90'ı, mazotun da tamamı dışa bağımlıdır. Neden dışa bağımlıyız? Çünkü bir zamanlar gübre fabrikaları vardı, kamuya ait, devlete aitti. Özelleştirildi." diye konuştu.

AK Parti Karabük Milletvekili Durmuş Ali Keskinkılıç, Hürmüz Boğazı'nda meydana gelen riskleri kendilerinin çok önceden gördüğünü belirtti.

En kötü senaryoya göre hazırlık yaptıklarını anlatan Keskinkılıç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Hürmüz Boğazı'nda bir risk var. Şimdi, gübrenin ana ham maddesi nedir? Azottur, fosfordur, potasyumdur. Bu gübrelerin, dünyadaki kimyasal gübrelerin ithalatının yüzde 50'si ve tüketiminin yüzde 50'si Çin, Amerika Birleşik Devletleri, Hindistan ve Brezilya tarafından kullanılmaktadır ve bu ülkelerin ham madde ithalatlarının büyük kısmı da bu bölgeden, Hürmüz Boğazı'ndan sağlanmaktadır. Evet bir risk varsa, bu ülkeler için yoğun bir risk var. Peki, Türkiye bu tedarikini, ham madde tedarikini nereden yapıyor? Türkiye azotlu gübre ham madde tedarikini Çin, Mısır, Rusya ve Umman'dan yapıyor. Fosforun ham maddesini Kuzey Afrika ülkelerinden alıyor, potasyumu da Avrupa Birliği ülkelerinden alıyor. Şimdi, Türkiye arz güvenliğini sağlamak için bu konudaki bütün tedbirleri aldı. Bununla birlikte, savaş başlar başlamaz 7 Mart'tan itibaren özellikle üre gübresindeki yüzde 6,5 olan gümrük vergisini sıfırladık, farklı ülkelerden tedarik zincirlerine başladık."

Keskinkılıç, yeni destek modeli kapsamında mazotun yüzde 50'sini, gübrenin yüzde 25'ini, su kısıtı olan bölgelerde de bunların tamamını desteklediklerini anlattı.

Görüşmelerin ardından yapılan oylamalarda, CHP, DEM Parti, İYİ Parti ve Yeni Yol Partisinin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.

Genel Kurulda, ekonomiye ilişkin düzenlemeleri de içeren Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin görüşmelerine geçildi.