2017-12-14 - 11:26
Genel Kurulda, 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerinin üçüncü turunda, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Rekabet Kurumu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Milli Savunma Bakanlığı ile Savunma Sanayii Müsteşarlığının 2018 yılı bütçeleri kabul edildi.
TBMM Genel Kurulunda, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ile bu bakanlıklara bağlı ve ilgili kuruluşların 2018 yılı bütçeleri görüşüldü.
TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanvekili Yaşar Tüzün başkanlığında toplandı.
Genel Kurulda, 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerinin üçüncü turunda, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Rekabet Kurumu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Milli Savunma Bakanlığı ile Savunma Sanayii Müsteşarlığının 2018 yılı bütçeleri ele alınacak.
Kurumların bütçeleri üzerinde ilk sözü CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Gökdağ aldı.
CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Gökdağ, ülke kaynaklarının, halkın yoksulluktan kurtulması, herkesin aşının, işinin olduğu huzurlu bir Türkiye için harcanması gerektiğini söyledi.
TBMM Genel Kurulunda, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Rekabet Kurumu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Milli Savunma Bakanlığı ile Savunma Sanayii Müsteşarlığının 2018 yılı bütçelerinin görüşmeleri sürüyor.
Bütçeler üzerinde söz alan CHP Gaziantep Milletvekili Gökdağ, AK Parti'nin, "yoksulluğu ortadan kaldırmaya yönelik değil, aksine insanların yoksul kalmasını ve yoksulluğu yöneterek iktidarını ayakta tutmaya çalışan bir anlayışında olduğunu" öne sürdü.
"Yoksulluğun bu kadar yoğun yaşandığı ülkemizde sağlıklı bir toplum yapısını beklemek hayalden öteye gitmez." ifadesini kullanan Gökdağ, "AK Parti iktidarından bu yana adam öldürme yüzde 261, fuhuş yüzde 790, çocukların cinsel istismarı yüzde 434, uyuşturucu bağımlılığı yüzde 678, cinsel taciz yüzde 449, kadına şiddet yüzde bin 400 artmış. Boşanmalar yüzde 37 artmış. Bu rakamlar bir toplumun çöküşünün ifadesidir." diye konuştu.
AK Parti'nin ekonomi anlayışının "zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapmak" olduğunu savunan Gökdağ, ülke kaynaklarının, halkın yoksulluktan kurtulması, herkesin aşının, işinin olduğu huzurlu bir Türkiye için harcanması gerektiğini söyledi.
Gökdağ, Suriyelilere harcandığı söylenen 30 milyar doların nerelere harcandığını sorarak, "Bu devasa rakam, ekonomik problemlerimizin birçoğunu belki de kökünden çözümleyecek bir rakamdır." dedi.
CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet, bütçe incelendiğinde, Bakanlığın cebinden kadınları güçlendirmeye para çıkmayacağının görüleceğini vurguladı.
"Son 15 yılda 14 bin 525 kadının öldürüldüğü bir Türkiye fotoğrafı var karşımızda." diyen Hürriyet, 68 ilde bulunan şiddet önleme ve izleme merkezleri, kadın konukevleri, UYAP sistemi entegresi gibi çok sayıda sistem bulunduğunu ancak bu sistemlerin kadın şiddet gördükten sonra devreye girdiğini öne sürdü.
Koruma kararına rağmen öldürülen, karakollarda şikayeti kabul edilmeyerek evine gönderilen, ölüm tehdidi olmasına rağmen somut delil bulunamadığı gerekçesiyle yasal işlem yapılmayan ve bu nedenle öldürülen kadınlara "bütçede yer olmadığını" savunan Hürriyet, "Bakanlık, sadece, kadın öldürüldükten sonra davaya müdahil oluyor. Kadın mezara girerken yapılan tek şey toplumun vicdanını avutmak oluyor. Bakanlığın tutturmuş olduğu tek hedefin mevlit okutmaktır." açıklamasını yaptı.
CHP Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak, kredilerle, vergi yapılandırmalarıyla esnafın durumunun düzeltilmesinin mümkün olmadığının artık anlaşılması gerektiğini dile getirdi.
Perakende ticarette bile tekelleşmenin ne boyutlara geldiğinin ortada olduğunu belirten Budak, şunları kaydetti:
"Türkiye'de şu anda zincir market adı altında dört büyük grubun 12 binin üzerinde işletmesi var. Neredeyse her apartmanın altında bir zincir market var. Bakıyorsunuz bir sokağın üzerinde iki üç tane marka market; orada da bir bakkal, bir büfe boğulmuş durumda. Bu tekelleşmenin karşısında esnafa ne verirseniz verin, çözüm olmaz. Esnaf bir kere bu tekelcilik anlayışının kırılmasını istiyor. Türkiye'de ciddi sayıda esnaf var. Esnafın son rakamlara göre 500 bini işsiz durumda. Peki esnafın işlerini büyütebilmek için ne yapıyorsunuz? Örneğin et satışını yine bu zincir marketlerden ikisine veriyorsunuz. Onların da reklamını yaparken öbür tarafta kasap esnafını yok ediyorsunuz."
CHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın, Akkuyu Nükleer santralin temelinin atıldığını anımsatarak, "Hayırlı olsun. Yalnız bu Akkuyu Nükleer'in halka bir faydası yok. Kime faydası var? Yandaşa ve yandaş sermayeye faydası var." dedi.
Normalde hükümetlerin hesabının "tam bağımsız bir ülke yaratmak" olduğunun altını çizen Akın, "2000 yılında ülkemizin enerjide dışa bağımlılığı yüzde 67 iken şu anda yüzde 76. Yani herkes gidiyor başka yere, biz gidiyoruz tersine. Bu şekilde tam bağımsız bir Türkiye'yi nasıl yaratacağız?" sorusunu yöneltti.
CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, Suudi Arabistan'da petrol, Rusya'da doğalgaz ne ise Türkiye'de de borun aynı öneme sahip olduğunun tarafsız, taraflı, herkes tarafından kabul edildiğini belirtti.
Osmanlı döneminden beri dünyanın en stratejik madeni olarak yabancı şirketler tarafından işlenmiş olan bor madenlerinin, sürekli uluslararası emperyal şirketlerin ağzını sulandırdığını dile getiren Havutça, bugün borların özelleştirme kapsamından çıkarılmasının isabetli olduğunu ifade etti. Havutça, şöyle konuştu:
"Dünya bor rezervlerinin yüzde 75'e yakını yani dörtte 3'ü bizim topraklarımızda. İkinci üretici ABD ve Rusya. ABD ve Rusya'daki bor madenlerinin 2040 ve 2050 yıllarında tükeneceği ifade edilmektedir. Bu, şu anlama geliyor: Bugün uzay sanayisinden kimya sanayisine her türlü alanda sanayinin tuzu olarak değerlendirilen borlar, Türk evlatlarının, evlatlarımızın, torunlarımızın geleceğini şekillendirecek. Ancak bu konuda işlenmiş sanayi ürünleri satamıyoruz. Yani bor madeninin hamallığını biz yapıyoruz, parasını bor çıkarmayan ülkeler kazanıyor."
CHP Sinop Milletvekili Barış Karadeniz, Sinop'a yapılması planlanan Nükleer Santral ile ilgili eleştirilerini dile getirdi.
CHP İstanbul Milletvekili Dursun Çiçek, hükümete, askerin ve polisin özlük haklarıyla ilgili iyileştirme olup olmayacağını sordu.
Çiçek, gazi ve şehit yakınlarıyla ilgili çok çeşitli kanunlarda düzenlemeler olduğunu anımsatarak, bunların temel bir kanunda bir araya getirilmesi gerektiğini kaydetti.
HDP milletvekilleri, TBMM Genel Kurulunda görüşülen Ai·le ve Sosyal Poli·ti·kalar Bakanlığı, Gümrük ve Ti·caret Bakanlığı, Enerji· ve Tabi·i· Kaynaklar Bakanlığı ile Mi·lli· Savunma Bakanlığının 2018 yılı bütçeleri üzerinde söz aldı.
HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, kadınların yüzde 33'ünün çalışma hayatında yer aldığını ancak 26 bin kadının Kanun Hükmünde Kararname'lerle (KHK) ihraç edildiğini savundu.
İlk günden itibaren sokaktaki kadının sesini Meclise taşımaya çalıştıklarını ifade eden Kerestecioğlu, "Hükümet kadınlar için değil, savaş için bütçe ayırıyor. Bazı bakanlıklara önemli oranda bütçe ayrılırken Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına ayrılan bütçe merkezi bütçenin yüzde 4'ünü oluşturuyor. 2016 yılı faaliyet raporunda sosyal yardımlara ayrılan miktar 22 milyar 499 milyon tutarında. Sosyal yardımların artmasıyla övünen bir anlayış asla çözüm odaklı bir politika üretemez." diye konuştu.
Kerestecioğlu, hükümetin kendisini kadına yönelik şiddete karşı üretilmesi gereken çözüm politikalarından soyutladığını iddia etti.
Kadına karşı şiddet konusunda zayıf bir irade sergilendiğini öne süren Kerestecioğlu, şunları söyledi:
"Koruma kararına rağmen kadın cinayetleri önlenemiyorsa, devlet şiddete karşı yükümlülüğünü yerine getiremiyor demektir. Şiddetin temelinde kadın erkek eşitsizliği vardır. Ülkede kadınlar iş bulmak, güvenle yaşamak isterken yapay gündemler yaratılarak çözüm, geçiştiriliyor. Kadınlar gelecek kaygısı yaşamak istemiyorlar. Kadınlar sizden iaşe değil, haklarını istiyorlar."
HDP Ağrı Milletvekilleri Dirayet Taşdemir, HDP Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir'in şahsında HDP'ye yönelik bir linç kampanyası gerçekleştirildiğini belirtti.
İnsan hakları literatürü ile alay edildiğini, küçümsendiğini ileri süren Taşdemir, "Baydemir'in dünkü konuşmasında bir ayrımcılık yoktu. Türkiye'de 'batılı' diye bir kimlik bulunmazken, 'doğulu' diye bir kimlik yaratıldı. Dün yaşanan tartışmaların özünde, bir Kürt sorunun var olduğunu orta koymaktadır. Günübirlik taktiklerle bu sorunu çözemezsiniz. Bin yıl önce vardık, bundan sonra da var olmaya devam edeceğiz." diye konuştu.
Meclis kürsüsünde milliyetçilik propagandası yapıldığını ancak buna karşı tek bir söz söylenmediğini savunan Taşdemir, "Yıllarca 'Kürdistan' teriminin yasak olması yüzünden onun yerine 'Anadolu' terimi kullanıldı. Saidi Nursi risalelerindeki 'Kürdistan' kelimesi 'şarkiyat' olarak değiştirildi. Bu kavramlara tahammül edemediğiniz için yıllar boyunca Türkçe öğretmenliği gibi yeni ambalaj kavramlar üretildi." ifadesini kullandı.
HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar da "Kürdistan" kelimesinin Yargıtay içtihatlarında suç olarak görülmediğini belirtti.
Baydemir'in kullandığı sözün suç unsuru taşıyan yönünü merak ettiklerini anlatan Sancar, şöyle konuştu:
"Bugün Doğu ve Güneydoğu'yu kapsayan bölgedir Kürdistan. Bu tür uygulamalara gitmenin hiç kimseye faydası yoktur. Özgürlükleri ve demokratik siyaseti ortadan kaldırırsanız bu ülkede acıyı büyütürsünüz. Özgürlükler ve demokratik siyaset diz kapağındaki kıkırdak doku gibidir. Yaptığınız şey bu kıkırdak dokuyu kurutmaktır. Geçmişle yüzleşmek bir erdemdir. Geçmişi inkar etmeyi açıkça inkar ettiğinizi ilan ederseniz buradan açıkça alkışlayacağım."
HDP Van Milletvekili Adem Gevheri ise vicdan ve adaletin, tüm ideolojilerin üzerinde olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Bir milletin tarihini belirleyen değerler tüm değerlerin üzerindedir." dediğini anımsatan Gevheri, konuşmasına şöyle devam etti:
"12 Eylül cunta Anayasa'sı idi. Nitekim bu 12 Eylül cunta Anayasa'sı yüzünden bugün vekiller içeride, vekiller burada söz hakkından mahrum bırakılmakta. Kendi değerlerine ve halkın, milletin ortak değerlerine yaptıkları atıflar, tanımlamalardan dolayı maalesef parayla cezalandırılmaktadırlar. Bu, utanç bir şeydir, utanç duyulacak bir şeydir. Bu Meclise saygı duyuyorum ama alınan bu karara saygı duymuyorum. Maalesef bu karara emeği geçen zihin dünyasına sahip insanları şiddetle burada protesto ediyorum. Bakın, burada Kürtçe konuşmam gerekiyordu ama maalesef bunu da yüzyıllık bir faşizan rejim tarafından yasaklandığı için halkımın yaşadığı ıztırapları, halkıma reva görülen zulümleri en azından Türkçe anlatma adına maalesef bu utancı burada bir tarafa bırakıp karşınıza çıkmaya çalışıyorum. Beni buraya gönderen halk, Kürtler'dir. Bu Kürt'ün bir coğrafyası yok mu, adı Kürdistan değil mi? Biz bunları siyasi bir tartışma yaratmak için kullanmıyoruz. Bu kararı tekrar tekrar protesto ediyorum. Daha önce burada mağduriyeti Merve Kavakçı da yaşadı. Ricamız bu tür değerleri kaşımayın."
Gevheri'nin konuşmasından sonra siyasi partilerin grup başkanvekilleri söz istedi.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Gevheri'nin Baydemir hakkında alınan kararları protesto ettiğini belirttiğini, MHP Grubu olarak kendilerinin de Gevheri'yi protesto ettiklerini aktardı.
"Cumhuriyetimizi faşistlikle nitelemek kadar haksız ve vahim bir tanımlama ve itham olamaz." diyen Akçay, "Eğer Cumhuriyetimiz faşist olsaydı kendileri burada, bu yüce Meclisin bir mensubu olamazdı ve bu kürsüde de konuşamazdı. O nedenle Cumhuriyet sayesinde burada bulunduklarını idrak etmelerini diliyor artık bölücülük yapmaktan da vazgeçmesini bekliyoruz. Bu, resmen bu çatı altında kimsenin memleketin altını üstüne getirmeye, bölücü ifadeler kullanmaya da hakkı yoktur." ifadelerini kullandı.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de CHP'nin, kürsü dokunulmazlığı ve milletvekillerinin kullandıkları ifadelerden dolayı Meclisten çıkarılmasına, para cezasına çarptırılmasına kategorik olarak karşı olduklarını ancak Gevheri'nin açıklamalarında CHP'nin kabul edemeyeceği ifadeler bulunduğuna vurgu yaptı.
Şok edici görüşlere dahi tahammül mecburiyetlerinin bulunduğunu ancak Gevheri'nin Cumhuriyet'e yönelik söylemlerini kınadıklarını bildiren Özel, "Hatip, yüzyıllık faşizan rejim terimiyle, Türk'ün, Kürt'ün birlikte kurtardığı, kurduğu ve o günden bugüne kadar sürmüş olan Cumhuriyet rejimini nitelemesini kesin bir dille kınadığımızı, kabul etmediğimizi ve böyle bir ifadenin ne Meclise ne kendi siyasetlerine ne Türkiye'ye bir katkı sağlayamayacağını da ifade etmek isterim." diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili İlknur İnceöz ise Gevheri'yi kendilerinin de protesto ettiğini bildirdi.
Anayasa ve İçtüzüğün belli olduğunu anlatan İnceöz, "Anayasa'nın ilk dört maddesi ortadayken böyle bir söyleme karşı alınan karar doğruydu. Buradaki dil ayrımcı bir dildi. Mesele Kürt meselesi değil, ne yaparlarsa yapsınlar zihinlere bu ayrımcılık tohumlarını ekemeyecekler. Bugüne kadar terörü, teröristi yok sayanların bunu Kürt meselesi olarak ortaya koyması yanlıştır. Konuşmacının bu çatı altında bu şekilde ayrımcı bir konuşma yapmasını da ayrıca kınadığımı özellikle belirtmek istiyorum. Türkiye'nin her tarafında, 81 ilinde nereye gitsek Türk, Kürt, Laz, Çerkez hepsi beraber, omuz omuza, birlikte millet olma, geçmiş tarihinde nasılsa geleceğe de aynı tasavvurla bakmaktadır." diye konuştu.
HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu da toplumların ancak kendi tarihlerini, geçmişlerini ve hatalarını eleştirdikleri zaman ilerlerleyebileceğini vurguladı.
Kerestecioğlu, "Tırnak ete batıyor bugün. Eleştirmek bölücülük değildir. Eleştiri Mecliste yoksa vatandaş arasında zaten yoktur. Eleştiri yapmak için buradayız. İnsan hakları savunucusu olarak her türlü hakkın savunucusu olmak zorundayım." değerlendirmesinde bulundu.
TBMM Başkanvekili Yaşar Tüzün, HDP milletvekillerinin, tutuklu milletvekilleriyle görüşme taleplerine ilişkin, "Sayın Meclis Başkanımız, Sayın Bakanla, Hükümetle, Başbakanla gerekli görüşmeleri yapacağını, bunun bir haksızlık olduğunu, bu görüşmelerin olması gerektiğini ifade etti." bilgisini verdi.
TBMM Genel Kurulunda, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ile bu bakanlıklara bağlı ve ilgili kuruluşların 2018 yılı bütçelerinin görüşmeleri sürüyor.
Görüşmeler sırasında yerinden söz alan HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, Selahattin Demirtaş'ın bugüne dek farklı mahkemelerde 95 duruşması görüldüğünü, istisnasız hepsine katılma talebi olduğunu, hepsinin de reddedildiğini belirtti.
Bugün sabahki duruşmaya da "Görev yoğunluğu sebebiyle duruşmaya getirilemeyeceğinin" söylendiğini ifade eden Kerestecioğlu, bunun bir ayrımcılık olduğunu savundu.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de "Eğriye eğri, doğruya doğru. Biz, 3 partiden tutuklu milletvekilleri varken ayırmadan hepsine gittik, hepsinde makul sürede izin alıyorduk." dedi.
HDP milletvekillerinin, kendi eş genel başkanlarına, grup başkan vekillerine aylarca izin alamadıklarını kaydeden Özel, Adalet Bakanına sorunca da "Tüm partilere eşit davranıyoruz." denildiğini aktardı.
Özel, "Burada Başkanvekili olarak siz de inisiyatif alabilirsiniz, diğer grup başkan vekilleri de alsın, yapıcı bir şekilde bu Meclisin gerginliğini de, üretilen eşitsizliği de çözmemiz lazım. Milletvekillikleri sürdüğü sürece bütün milletvekilleri buradaki 4 partinin namusudur, böyle bakmak lazım." değerlendirmesini yaptı.
TBMM Başkanvekili Yaşar Tüzün de buna karşılık, "Geçtiğimiz hafta Sayın Meclis Başkanımızın Başkanlığında 4 Meclis başkan vekili olarak bir toplantı gerçekleştirdik. Sayın Buldan bu talebi o toplantıda gündeme getirdi. (Tutuklu milletvekilleriyle görüşme talepleri) Sayın Meclis Başkanımız Sayın Bakanla, Hükümetle, Başbakanla gerekli görüşmeleri yapacağını ve bunun bir haksızlık olduğunu, bu görüşmelerin olması gerektiğini ifade etti." bilgisini verdi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanvekili Yaşar Tüzün başkanlığında toplandı.
Genel Kurulda, 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerinin üçüncü turunda, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Rekabet Kurumu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Milli Savunma Bakanlığı ile Savunma Sanayii Müsteşarlığının 2018 yılı bütçeleri ele alınacak.
Kurumların bütçeleri üzerinde ilk sözü CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Gökdağ aldı.
CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Gökdağ, ülke kaynaklarının, halkın yoksulluktan kurtulması, herkesin aşının, işinin olduğu huzurlu bir Türkiye için harcanması gerektiğini söyledi.
TBMM Genel Kurulunda, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Rekabet Kurumu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Milli Savunma Bakanlığı ile Savunma Sanayii Müsteşarlığının 2018 yılı bütçelerinin görüşmeleri sürüyor.
Bütçeler üzerinde söz alan CHP Gaziantep Milletvekili Gökdağ, AK Parti'nin, "yoksulluğu ortadan kaldırmaya yönelik değil, aksine insanların yoksul kalmasını ve yoksulluğu yöneterek iktidarını ayakta tutmaya çalışan bir anlayışında olduğunu" öne sürdü.
"Yoksulluğun bu kadar yoğun yaşandığı ülkemizde sağlıklı bir toplum yapısını beklemek hayalden öteye gitmez." ifadesini kullanan Gökdağ, "AK Parti iktidarından bu yana adam öldürme yüzde 261, fuhuş yüzde 790, çocukların cinsel istismarı yüzde 434, uyuşturucu bağımlılığı yüzde 678, cinsel taciz yüzde 449, kadına şiddet yüzde bin 400 artmış. Boşanmalar yüzde 37 artmış. Bu rakamlar bir toplumun çöküşünün ifadesidir." diye konuştu.
AK Parti'nin ekonomi anlayışının "zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapmak" olduğunu savunan Gökdağ, ülke kaynaklarının, halkın yoksulluktan kurtulması, herkesin aşının, işinin olduğu huzurlu bir Türkiye için harcanması gerektiğini söyledi.
Gökdağ, Suriyelilere harcandığı söylenen 30 milyar doların nerelere harcandığını sorarak, "Bu devasa rakam, ekonomik problemlerimizin birçoğunu belki de kökünden çözümleyecek bir rakamdır." dedi.
CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet, bütçe incelendiğinde, Bakanlığın cebinden kadınları güçlendirmeye para çıkmayacağının görüleceğini vurguladı.
"Son 15 yılda 14 bin 525 kadının öldürüldüğü bir Türkiye fotoğrafı var karşımızda." diyen Hürriyet, 68 ilde bulunan şiddet önleme ve izleme merkezleri, kadın konukevleri, UYAP sistemi entegresi gibi çok sayıda sistem bulunduğunu ancak bu sistemlerin kadın şiddet gördükten sonra devreye girdiğini öne sürdü.
Koruma kararına rağmen öldürülen, karakollarda şikayeti kabul edilmeyerek evine gönderilen, ölüm tehdidi olmasına rağmen somut delil bulunamadığı gerekçesiyle yasal işlem yapılmayan ve bu nedenle öldürülen kadınlara "bütçede yer olmadığını" savunan Hürriyet, "Bakanlık, sadece, kadın öldürüldükten sonra davaya müdahil oluyor. Kadın mezara girerken yapılan tek şey toplumun vicdanını avutmak oluyor. Bakanlığın tutturmuş olduğu tek hedefin mevlit okutmaktır." açıklamasını yaptı.
CHP Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak, kredilerle, vergi yapılandırmalarıyla esnafın durumunun düzeltilmesinin mümkün olmadığının artık anlaşılması gerektiğini dile getirdi.
Perakende ticarette bile tekelleşmenin ne boyutlara geldiğinin ortada olduğunu belirten Budak, şunları kaydetti:
"Türkiye'de şu anda zincir market adı altında dört büyük grubun 12 binin üzerinde işletmesi var. Neredeyse her apartmanın altında bir zincir market var. Bakıyorsunuz bir sokağın üzerinde iki üç tane marka market; orada da bir bakkal, bir büfe boğulmuş durumda. Bu tekelleşmenin karşısında esnafa ne verirseniz verin, çözüm olmaz. Esnaf bir kere bu tekelcilik anlayışının kırılmasını istiyor. Türkiye'de ciddi sayıda esnaf var. Esnafın son rakamlara göre 500 bini işsiz durumda. Peki esnafın işlerini büyütebilmek için ne yapıyorsunuz? Örneğin et satışını yine bu zincir marketlerden ikisine veriyorsunuz. Onların da reklamını yaparken öbür tarafta kasap esnafını yok ediyorsunuz."
CHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın, Akkuyu Nükleer santralin temelinin atıldığını anımsatarak, "Hayırlı olsun. Yalnız bu Akkuyu Nükleer'in halka bir faydası yok. Kime faydası var? Yandaşa ve yandaş sermayeye faydası var." dedi.
Normalde hükümetlerin hesabının "tam bağımsız bir ülke yaratmak" olduğunun altını çizen Akın, "2000 yılında ülkemizin enerjide dışa bağımlılığı yüzde 67 iken şu anda yüzde 76. Yani herkes gidiyor başka yere, biz gidiyoruz tersine. Bu şekilde tam bağımsız bir Türkiye'yi nasıl yaratacağız?" sorusunu yöneltti.
CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, Suudi Arabistan'da petrol, Rusya'da doğalgaz ne ise Türkiye'de de borun aynı öneme sahip olduğunun tarafsız, taraflı, herkes tarafından kabul edildiğini belirtti.
Osmanlı döneminden beri dünyanın en stratejik madeni olarak yabancı şirketler tarafından işlenmiş olan bor madenlerinin, sürekli uluslararası emperyal şirketlerin ağzını sulandırdığını dile getiren Havutça, bugün borların özelleştirme kapsamından çıkarılmasının isabetli olduğunu ifade etti. Havutça, şöyle konuştu:
"Dünya bor rezervlerinin yüzde 75'e yakını yani dörtte 3'ü bizim topraklarımızda. İkinci üretici ABD ve Rusya. ABD ve Rusya'daki bor madenlerinin 2040 ve 2050 yıllarında tükeneceği ifade edilmektedir. Bu, şu anlama geliyor: Bugün uzay sanayisinden kimya sanayisine her türlü alanda sanayinin tuzu olarak değerlendirilen borlar, Türk evlatlarının, evlatlarımızın, torunlarımızın geleceğini şekillendirecek. Ancak bu konuda işlenmiş sanayi ürünleri satamıyoruz. Yani bor madeninin hamallığını biz yapıyoruz, parasını bor çıkarmayan ülkeler kazanıyor."
CHP Sinop Milletvekili Barış Karadeniz, Sinop'a yapılması planlanan Nükleer Santral ile ilgili eleştirilerini dile getirdi.
CHP İstanbul Milletvekili Dursun Çiçek, hükümete, askerin ve polisin özlük haklarıyla ilgili iyileştirme olup olmayacağını sordu.
Çiçek, gazi ve şehit yakınlarıyla ilgili çok çeşitli kanunlarda düzenlemeler olduğunu anımsatarak, bunların temel bir kanunda bir araya getirilmesi gerektiğini kaydetti.
HDP milletvekilleri, TBMM Genel Kurulunda görüşülen Ai·le ve Sosyal Poli·ti·kalar Bakanlığı, Gümrük ve Ti·caret Bakanlığı, Enerji· ve Tabi·i· Kaynaklar Bakanlığı ile Mi·lli· Savunma Bakanlığının 2018 yılı bütçeleri üzerinde söz aldı.
HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, kadınların yüzde 33'ünün çalışma hayatında yer aldığını ancak 26 bin kadının Kanun Hükmünde Kararname'lerle (KHK) ihraç edildiğini savundu.
İlk günden itibaren sokaktaki kadının sesini Meclise taşımaya çalıştıklarını ifade eden Kerestecioğlu, "Hükümet kadınlar için değil, savaş için bütçe ayırıyor. Bazı bakanlıklara önemli oranda bütçe ayrılırken Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına ayrılan bütçe merkezi bütçenin yüzde 4'ünü oluşturuyor. 2016 yılı faaliyet raporunda sosyal yardımlara ayrılan miktar 22 milyar 499 milyon tutarında. Sosyal yardımların artmasıyla övünen bir anlayış asla çözüm odaklı bir politika üretemez." diye konuştu.
Kerestecioğlu, hükümetin kendisini kadına yönelik şiddete karşı üretilmesi gereken çözüm politikalarından soyutladığını iddia etti.
Kadına karşı şiddet konusunda zayıf bir irade sergilendiğini öne süren Kerestecioğlu, şunları söyledi:
"Koruma kararına rağmen kadın cinayetleri önlenemiyorsa, devlet şiddete karşı yükümlülüğünü yerine getiremiyor demektir. Şiddetin temelinde kadın erkek eşitsizliği vardır. Ülkede kadınlar iş bulmak, güvenle yaşamak isterken yapay gündemler yaratılarak çözüm, geçiştiriliyor. Kadınlar gelecek kaygısı yaşamak istemiyorlar. Kadınlar sizden iaşe değil, haklarını istiyorlar."
HDP Ağrı Milletvekilleri Dirayet Taşdemir, HDP Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir'in şahsında HDP'ye yönelik bir linç kampanyası gerçekleştirildiğini belirtti.
İnsan hakları literatürü ile alay edildiğini, küçümsendiğini ileri süren Taşdemir, "Baydemir'in dünkü konuşmasında bir ayrımcılık yoktu. Türkiye'de 'batılı' diye bir kimlik bulunmazken, 'doğulu' diye bir kimlik yaratıldı. Dün yaşanan tartışmaların özünde, bir Kürt sorunun var olduğunu orta koymaktadır. Günübirlik taktiklerle bu sorunu çözemezsiniz. Bin yıl önce vardık, bundan sonra da var olmaya devam edeceğiz." diye konuştu.
Meclis kürsüsünde milliyetçilik propagandası yapıldığını ancak buna karşı tek bir söz söylenmediğini savunan Taşdemir, "Yıllarca 'Kürdistan' teriminin yasak olması yüzünden onun yerine 'Anadolu' terimi kullanıldı. Saidi Nursi risalelerindeki 'Kürdistan' kelimesi 'şarkiyat' olarak değiştirildi. Bu kavramlara tahammül edemediğiniz için yıllar boyunca Türkçe öğretmenliği gibi yeni ambalaj kavramlar üretildi." ifadesini kullandı.
HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar da "Kürdistan" kelimesinin Yargıtay içtihatlarında suç olarak görülmediğini belirtti.
Baydemir'in kullandığı sözün suç unsuru taşıyan yönünü merak ettiklerini anlatan Sancar, şöyle konuştu:
"Bugün Doğu ve Güneydoğu'yu kapsayan bölgedir Kürdistan. Bu tür uygulamalara gitmenin hiç kimseye faydası yoktur. Özgürlükleri ve demokratik siyaseti ortadan kaldırırsanız bu ülkede acıyı büyütürsünüz. Özgürlükler ve demokratik siyaset diz kapağındaki kıkırdak doku gibidir. Yaptığınız şey bu kıkırdak dokuyu kurutmaktır. Geçmişle yüzleşmek bir erdemdir. Geçmişi inkar etmeyi açıkça inkar ettiğinizi ilan ederseniz buradan açıkça alkışlayacağım."
HDP Van Milletvekili Adem Gevheri ise vicdan ve adaletin, tüm ideolojilerin üzerinde olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Bir milletin tarihini belirleyen değerler tüm değerlerin üzerindedir." dediğini anımsatan Gevheri, konuşmasına şöyle devam etti:
"12 Eylül cunta Anayasa'sı idi. Nitekim bu 12 Eylül cunta Anayasa'sı yüzünden bugün vekiller içeride, vekiller burada söz hakkından mahrum bırakılmakta. Kendi değerlerine ve halkın, milletin ortak değerlerine yaptıkları atıflar, tanımlamalardan dolayı maalesef parayla cezalandırılmaktadırlar. Bu, utanç bir şeydir, utanç duyulacak bir şeydir. Bu Meclise saygı duyuyorum ama alınan bu karara saygı duymuyorum. Maalesef bu karara emeği geçen zihin dünyasına sahip insanları şiddetle burada protesto ediyorum. Bakın, burada Kürtçe konuşmam gerekiyordu ama maalesef bunu da yüzyıllık bir faşizan rejim tarafından yasaklandığı için halkımın yaşadığı ıztırapları, halkıma reva görülen zulümleri en azından Türkçe anlatma adına maalesef bu utancı burada bir tarafa bırakıp karşınıza çıkmaya çalışıyorum. Beni buraya gönderen halk, Kürtler'dir. Bu Kürt'ün bir coğrafyası yok mu, adı Kürdistan değil mi? Biz bunları siyasi bir tartışma yaratmak için kullanmıyoruz. Bu kararı tekrar tekrar protesto ediyorum. Daha önce burada mağduriyeti Merve Kavakçı da yaşadı. Ricamız bu tür değerleri kaşımayın."
Gevheri'nin konuşmasından sonra siyasi partilerin grup başkanvekilleri söz istedi.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Gevheri'nin Baydemir hakkında alınan kararları protesto ettiğini belirttiğini, MHP Grubu olarak kendilerinin de Gevheri'yi protesto ettiklerini aktardı.
"Cumhuriyetimizi faşistlikle nitelemek kadar haksız ve vahim bir tanımlama ve itham olamaz." diyen Akçay, "Eğer Cumhuriyetimiz faşist olsaydı kendileri burada, bu yüce Meclisin bir mensubu olamazdı ve bu kürsüde de konuşamazdı. O nedenle Cumhuriyet sayesinde burada bulunduklarını idrak etmelerini diliyor artık bölücülük yapmaktan da vazgeçmesini bekliyoruz. Bu, resmen bu çatı altında kimsenin memleketin altını üstüne getirmeye, bölücü ifadeler kullanmaya da hakkı yoktur." ifadelerini kullandı.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de CHP'nin, kürsü dokunulmazlığı ve milletvekillerinin kullandıkları ifadelerden dolayı Meclisten çıkarılmasına, para cezasına çarptırılmasına kategorik olarak karşı olduklarını ancak Gevheri'nin açıklamalarında CHP'nin kabul edemeyeceği ifadeler bulunduğuna vurgu yaptı.
Şok edici görüşlere dahi tahammül mecburiyetlerinin bulunduğunu ancak Gevheri'nin Cumhuriyet'e yönelik söylemlerini kınadıklarını bildiren Özel, "Hatip, yüzyıllık faşizan rejim terimiyle, Türk'ün, Kürt'ün birlikte kurtardığı, kurduğu ve o günden bugüne kadar sürmüş olan Cumhuriyet rejimini nitelemesini kesin bir dille kınadığımızı, kabul etmediğimizi ve böyle bir ifadenin ne Meclise ne kendi siyasetlerine ne Türkiye'ye bir katkı sağlayamayacağını da ifade etmek isterim." diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili İlknur İnceöz ise Gevheri'yi kendilerinin de protesto ettiğini bildirdi.
Anayasa ve İçtüzüğün belli olduğunu anlatan İnceöz, "Anayasa'nın ilk dört maddesi ortadayken böyle bir söyleme karşı alınan karar doğruydu. Buradaki dil ayrımcı bir dildi. Mesele Kürt meselesi değil, ne yaparlarsa yapsınlar zihinlere bu ayrımcılık tohumlarını ekemeyecekler. Bugüne kadar terörü, teröristi yok sayanların bunu Kürt meselesi olarak ortaya koyması yanlıştır. Konuşmacının bu çatı altında bu şekilde ayrımcı bir konuşma yapmasını da ayrıca kınadığımı özellikle belirtmek istiyorum. Türkiye'nin her tarafında, 81 ilinde nereye gitsek Türk, Kürt, Laz, Çerkez hepsi beraber, omuz omuza, birlikte millet olma, geçmiş tarihinde nasılsa geleceğe de aynı tasavvurla bakmaktadır." diye konuştu.
HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu da toplumların ancak kendi tarihlerini, geçmişlerini ve hatalarını eleştirdikleri zaman ilerlerleyebileceğini vurguladı.
Kerestecioğlu, "Tırnak ete batıyor bugün. Eleştirmek bölücülük değildir. Eleştiri Mecliste yoksa vatandaş arasında zaten yoktur. Eleştiri yapmak için buradayız. İnsan hakları savunucusu olarak her türlü hakkın savunucusu olmak zorundayım." değerlendirmesinde bulundu.
TBMM Başkanvekili Yaşar Tüzün, HDP milletvekillerinin, tutuklu milletvekilleriyle görüşme taleplerine ilişkin, "Sayın Meclis Başkanımız, Sayın Bakanla, Hükümetle, Başbakanla gerekli görüşmeleri yapacağını, bunun bir haksızlık olduğunu, bu görüşmelerin olması gerektiğini ifade etti." bilgisini verdi.
TBMM Genel Kurulunda, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ile bu bakanlıklara bağlı ve ilgili kuruluşların 2018 yılı bütçelerinin görüşmeleri sürüyor.
Görüşmeler sırasında yerinden söz alan HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, Selahattin Demirtaş'ın bugüne dek farklı mahkemelerde 95 duruşması görüldüğünü, istisnasız hepsine katılma talebi olduğunu, hepsinin de reddedildiğini belirtti.
Bugün sabahki duruşmaya da "Görev yoğunluğu sebebiyle duruşmaya getirilemeyeceğinin" söylendiğini ifade eden Kerestecioğlu, bunun bir ayrımcılık olduğunu savundu.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de "Eğriye eğri, doğruya doğru. Biz, 3 partiden tutuklu milletvekilleri varken ayırmadan hepsine gittik, hepsinde makul sürede izin alıyorduk." dedi.
HDP milletvekillerinin, kendi eş genel başkanlarına, grup başkan vekillerine aylarca izin alamadıklarını kaydeden Özel, Adalet Bakanına sorunca da "Tüm partilere eşit davranıyoruz." denildiğini aktardı.
Özel, "Burada Başkanvekili olarak siz de inisiyatif alabilirsiniz, diğer grup başkan vekilleri de alsın, yapıcı bir şekilde bu Meclisin gerginliğini de, üretilen eşitsizliği de çözmemiz lazım. Milletvekillikleri sürdüğü sürece bütün milletvekilleri buradaki 4 partinin namusudur, böyle bakmak lazım." değerlendirmesini yaptı.
TBMM Başkanvekili Yaşar Tüzün de buna karşılık, "Geçtiğimiz hafta Sayın Meclis Başkanımızın Başkanlığında 4 Meclis başkan vekili olarak bir toplantı gerçekleştirdik. Sayın Buldan bu talebi o toplantıda gündeme getirdi. (Tutuklu milletvekilleriyle görüşme talepleri) Sayın Meclis Başkanımız Sayın Bakanla, Hükümetle, Başbakanla gerekli görüşmeleri yapacağını ve bunun bir haksızlık olduğunu, bu görüşmelerin olması gerektiğini ifade etti." bilgisini verdi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
