2011-01-20 - 10:34
Akdeniz İçin Birlik Parlamenter Asamblesi (AİBPA) Başkanı Doç. Dr. Zeynep Dağı, uluslararası gelişmeler başta olmak üzere ülke gündemiyle ilgili bir çok konuyu Meclis Haber Sitesi'ne değerlendirdi. Zeynep Dağı, demokrasisini yapısal reformlarla güçlendiren Türkiye'nin bölgesinde uluslararası önemli bir aktöre dönüştüğünü söyledi. Dağı, "Bugün bölgesinde ve uluslararası alanda Türkiye önemli bir ülke/aktör haline geliyorsa bunun arkasındaki en önemli neden demokrasi konusunda almış olduğumuz büyük mesafedir" dedİ.
Akdeniz İçin Birlik Parlamenter Asamblesi (AİBPA) Başkanı Doç. Dr. Zeynep Dağı, uluslararası gelişmeler başta olmak üzere ülke gündemiyle ilgili bir çok konuyu Meclis Haber Sitesi'ne değerlendirdi.
*TÜRKİYE ÖZELLİKLE SON YILLARDA BÖLGESİNDE DAHA ETKİLİ VE BÜYÜK BİR GÜÇ HALİNE GELDİ. SÖZ KONUSU BAŞARININ NEDENLERİNİ KISACA DEĞERLENDİREBİLİR MİSİNİZ?
Türkiye artık hem bölgesinde hem uluslararası alanda çok önemli bir aktör. Bunun arkasında yatan temel dinamiğin ne olduğunu çok iyi anlamamız gerekiyor. Bu temel dinamik, Türkiye'nin demokratikleşme konusunda göstermiş olduğu başarıdır.
Türkiye, bölgesinde demokratik kredibilitesi artan ender ülkelerden biridir. Demokrasi hala Türk toplumu için çok önemli bir sorunsaldır. Demokrasinin kurumsallaşması bizim çok yaşamsal bir sorunumuzdur. Bu yönde Türkiye samimi bir şekilde demokratik standartlarının daha ileriye taşınması konusunda çok önemli reformlara imza atıyor. Biz demokratik kredibilitemizi artırdıkça aslında hem ekonomik hem de siyasi istikrarın alt yapısını kurmuş oluyoruz.
Sürdürülebilir ekonomik başarının aslında sürdürülebilir bir demokrasiden geçtiğini unutmamamız gerekiyor. Bugün bölgesinde ve uluslararası alanda Türkiye önemli bir ülke haline geliyorsa bunun arkasındaki en önemli gücün demokrasi olduğunu, Türkiye'nin demokrasi konusunda almış olduğu mesafenin olduğunu unutmamak lazım.
*AB İLE MÜZAKERE SÜRECİNİN BAŞLAMIŞ OLMASI DEMOKRATİK YAPISAL DÜZENLEMELERE NE TÜR BİR KATKI SAĞLADI?
AB süreci elbette ki demokratik adımların atılmasında bir manivela işlevi görmüştür. Türkiye AB ile müzakere yaparak bir anlamda ekonomik, hukuki ve siyasi olarak yeniden yapılanmaya çalışmaktadır. İnsan haklarını, uluslararası hukuku, evrensel değerleri referans alan Türkiye, ekonomik, siyasi ve hukuki alanda yeniden yapılanmakta ve uluslararası sistemdeki değişimlere en hızlı adaptasyon gösteren ve bu yönde rasyonel politika üretebilen nadir ülkelerden biri olmaktadır.
*MAVİ MARMARA GEMİSİNE YAPILAN SALDIRIDAN SONRA AİBPA OLARAK BİR DİZİ ULUSLAR ARASI ETKİNLİKTE BULUNDUNUZ. AVRUPA PARLAMENTOSUNDA İSRAİL'İ KINAYAN KARARIN ALINMASINDA ETKİN BİR ROL OYNAYARAK DİKKATLERİ ÜZERİNİZE ÇEKTİNİZ. KISACA SÜRECİ ANLATABİLİR MİSİNİZ?
Davos'la birlikte başlayan süreçte Avrupa Parlamentosu'nda İsrail'e yönelik olan sessizliğin bozulduğunu, İsrail'in dokunulmazlık, eleştirilemezlik tabusunun yıkıldığını AİBPA olarak bizzat gözlemleme şansı yakaladık.
Çünkü Türkiye, Davos'ta Başbakanımızın gösterdiği siyasi inisiyatifle birlikte İsrail'in demokrasi sicilindeki zayıflıklarını gözler önüne serdi. İnsan hakları ihlallerine karşı Avrupa'nın sessiz kalmaması yönünde her platformda eleştiriler yönelttim. Bu Mavi Marmara ile birlikte çok daha net olarak ortaya çıktı.
Akdeniz İçin Birlik Parlamenter Asamblesi olarak aynı gün ve 1 Temmuz'da yapılacak olan toplantıya çağırdık tarafları. Türk heyeti başkanı olarak İsrail'e doğrudan bir kınama kararı çıkmasında ve Mavi Marmara'da ölen Türkler için saygı duruşunda bulunulması yönünde talebim oldu. Avrupa Parlamentosu'nda 1 Temmuz' da -hayatını kaybeden Türkler için de- bir saygı duruşunda bulunuldu. Bu da çok anlamlıdır, çünkü ilk kez böyle bir şey yaşadık. Bu onların Türkiye'ye ve bu konudaki politikalarına verdiği desteği gösterir nitelikteydi.
Bu bağlamda da Türkiye bölgede izlemiş olduğu politikalarda asla yalnız değil. Türkiye uluslararası hukuka saygı gösteren, uluslararası hukuku referans alan, açık, aktif bir politika izliyor.
