2012-03-23 - 15:45
AK Parti Kütahya Milletvekili İdris Bal, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında hazırladığı ''Darbeler Nasıl önlenir'' raporunu açıkladı.
AK Parti Kütahya Milletvekili İdris Bal, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında hazırladığı ''Darbeler Nasıl önlenir'' raporunu açıkladı.
AK Parti Kütahya Milletvekili İdris Bal, darbenin milli bir sorun olduğunu belirterek, ''Önemli olan Kenan Evren'in ceza alıp alması değil, halkın vicdanında darbelerin mahkûm edilmesidir'' dedi.
AK Parti Kütahya Milletvekili Bal, darbe süreçlerinde Türkiye'de seçilmiş iktidarlara itaat edilmediğini, yıpratıldıklarını ve iş göremez hale getirildiklerini belirterek "Demokrasiyi, milletin kültürünü,inancını, tarihini, davranış kalıplarını içine sindirememiş ve milletin değerleri ile mücadeleyi dava haline getirmiş bu zihniyet, toplumun her kesiminde; iş dünyasında, medyada, üniversitede, poliste, yargıda ve tüm devlet kurumlarında bulunmakta, fakat ordunun yapısı, hukuksal anlamda kayırılmışlığı, ilah gücü olmasından dolayı bu kurum daha fazla istismar edilmiş ve edilmektedir." dedi
AK Parti Kütahya Milletvekili İdris Bal, sözlerinde şunları kaydetti:
"Sorun sadece bir kurum sorunu olmanın ötesinde bir zihniyet sorunu olduğundan, bu millet militarist, vesayetçi zihniyetin etkisinden kurtulamamıştır.
Unutulmaması gerekir ki, Türkiye'de itaatsizlik kültürü sadece belirli bir kurum veya kişilerle ilgili değildir. İtaatsizlik kültürü olan bir zihniyet bulunmaktadır. Resmin tamamına bakıldığında, esas sorunun bir zihniyet sorunu olduğu görülecektir.
Demokrasiyi, milletin kültürünü,inancını, tarihini, davranış kalıplarını içine sindirememiş ve milletin değerleri ile mücadeleyi dava haline getirmiş bu zihniyet, toplumun her kesiminde; iş dünyasında, medyada, üniversitede, poliste, yargıda ve tüm devlet kurumlarında bulunmakta, fakat ordunun yapısı, hukuksal anlamda kayırılmışlığı, ilah gücü olmasından dolayı bu kurum daha fazla istismar edilmiş ve edilmektedir.
Türkiye'de seçilmiş iktidarlara itaat edilmemiş, onlar yıpratılmış, iş göremez hale getirilmiş, sandıkta kazansalar, iktidar olsalar dahi muktedir olmalarına, devlet mekanizmasına tam olarak hâkim olup yönetmelerine müsaade edilmemiştir. Müsaade edilmemenin ötesinde, komplolar kurularak, siyasi cinayetler işletilerek, ekonomik krizler çıkartılarak, kaos ortamları oluşturularak TBMM, iktidarlar ve siyasetçiler gözden düşürülmüştür.
Öncelikle askeri okullarda öğrencilerin yetiştirilme tarzı ve verilen dersler sonucunda, halkına tepeden bakan, kendi kurum mensupları dışındaki insanlara güvenmeyen, paranoyak bir bakışa sahip bireyler yetişmektedir. Sivil siyasete güvenmeyen, halkını cahil, yönlendirilmesi gereken insanlar olarak gören, kendileri dışında herkesi düşman olarak algılayan bu zihniyet, sorunun temel kaynaklarından birisidir.
Birçok tecrübeden sonra, artık kontrolsüz gücün güç olmadığını, şeffaflığın, denetimin bulunmadığı bir ortamda bazı kişilerin illegal örgütlerle bile işbirliği içerisine girebileceğini, kendi paşasını öldürebileceğini, kendi ülkesi aleyhine komplolar kurabileceğini görmekteyiz.
Diğer taraftan, birkaç çiçekle bahar gelmeyeceği gibi, hassas birkaç aydın, asker, gazeteci ve siyasetçinin çabaları ile de demokrasiye müdahaleler önlenemez.
Öyleyse hedef model, ABD'dir, Batı Avrupa modelleridir. Bu modellere göre devlette reform yapılmalı, kurumlar, ilişkiler gözden geçirilmeli, meclisin, yasamanın, yürütmenin, ordunun, istihbaratın, polisin, medyanın? Rolü, yetkisi, sorumluluğu neyse, benzeri bir yapı bizde de oluşturulmalıdır.
Hukuk devleti ise, halkın meşru temsilcilerinin demokrasi, insan hakları, eşitlik, adalet gibi evrensel değerleri dikkate alarak hazırladığı hukuk kurallarının uygulanması anlamına gelir. Bu çerçevede bizim tam hukuk devleti olduğumuz söylenemez. Darbe dönemlerinin artığı olan hukuksal düzenlemeler biran önce demokratik düzenlemelerle yürürlükten kaldırılmalı, gerekli yasal çalışmalar yapılmalıdır.
Asker iç işlerinden, iç güvenlikten, siyasetten tamamen uzak tutulmalı, iç güvenlikte çift başlılığa sebebiyet veren jandarma lağv edilmelidir.
Geçmişte yapılan darbeler yargıya taşınmalıdır. Darbeciler ölmüş de olsa, verilecek cezalar sembolik de olsa mutlaka geçmişin hesabı sorulmalıdır. Kimse, yaptığının yanına kar kalacağını düşünememelidir.
TSK personelini yetiştiren eğitim kurumlarında verilen dersler gözden geçirilmeli, insan hakları, demokrasi vurgusu yeterince yapılmalı, meşruiyet kaynağının halk olduğu, halkı da seçilmişlerin temsil ettiği gerçeği her şeyden önce öğretilmelidir.
Demokrasi ve insan hakları vurgusu ilkokuldan itibaren başlamalıdır. Okullarda, sinemada, medyada, askerde ve tiyatroda demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti vurgusu yapılmaya dozu artırılarak devam edilmeli ve insanlar özgürlüklerinden kolay kolay vazgeçmeyecek, bağımsız, kişilikli, onurlu bireyler haline getirilmelidir.
Milli Savunma Bakanlığının yapısı ve işleyişi daha güçlü hale getirilmeli ve TSK'nın Başbakanlık yerine Milli Savunma Bakanlığı'na bağlı olarak çalışması sağlanmalıdır.
Darbeci zihniyetin Türk Silahlı Kuvvetleri'nden tasfiyesi sağlanırken, bunun ordumuza zarar verecek, onu yıpratacak ve ordu mensuplarının çalışma şevkini kıracak şekilde yapılmamasına da azami özen göstermek gerekir.
Bir ülkeyi dibe vurduracak vizyonun "Biz kaç kişiyiz?" vizyonu olduğu, bir ülkeyi yükseltecek vizyonun ise bir kişiyi bile dışarıda bırakmayacak şekilde "Biz bir aileyiz" vizyonu olduğu bilinciyle, halkımızın tüm kesimleri barışık hale getirilmeli, diyalog teşvik edilmeli, halk-devlet kucaklaşması tam sağlanmalı, devletin kurumları arasında bir vücudun organları gibi ahenk olmalıdır. Bu yapılabildiğinde, enerjimiz boşa harcanmayacak, darbecilere ve bölücülere fırsat verilmeyecek, gelişmeye kanalize edilecek, ülkemiz de dünyada daha saygın bir konuma gelecektir."
Bal, ''darbenin panzehri nedir?'' sorusuna, ''Darbe itaatsizlik kültürüyse, bunun panzehri demokratik zihniyettir. Bunun için demokratik zihniyetin güçlendirilmesi lazım. Herkesin darbelere karşı hassasiyet içinde olması lazım'' dedi.
Raporunu Cumhurbaşkanı, Başbakan ve ilgili makamlara verdiğini belirten Bal, bir soru üzerine, ''Kenan Evren'in ceza alıp almaması değil, halkın vicdanında darbelerin mahkûm olması önemlidir. İnsanlarımız, darbe karşısında hassas olacaktır, darbe yapanların yanına kar kalmadığı, 90 yaşına gelseler bile darbe yapanlardan hesap sorulacağı, bunun hukuk dışı, ahlak dışı ve kabul edilemez olduğu görülecektir. Bu da darbe heveslilerinin cesaretini kıracaktır, halkın daha duyarlı hale gelmesini sağlayacaktır. Yoksa mesele 90 yaşında birinin mahkûm edilmesi değil'' dedi. (15:45)
AK Parti Kütahya Milletvekili İdris Bal, darbenin milli bir sorun olduğunu belirterek, ''Önemli olan Kenan Evren'in ceza alıp alması değil, halkın vicdanında darbelerin mahkûm edilmesidir'' dedi.
AK Parti Kütahya Milletvekili Bal, darbe süreçlerinde Türkiye'de seçilmiş iktidarlara itaat edilmediğini, yıpratıldıklarını ve iş göremez hale getirildiklerini belirterek "Demokrasiyi, milletin kültürünü,inancını, tarihini, davranış kalıplarını içine sindirememiş ve milletin değerleri ile mücadeleyi dava haline getirmiş bu zihniyet, toplumun her kesiminde; iş dünyasında, medyada, üniversitede, poliste, yargıda ve tüm devlet kurumlarında bulunmakta, fakat ordunun yapısı, hukuksal anlamda kayırılmışlığı, ilah gücü olmasından dolayı bu kurum daha fazla istismar edilmiş ve edilmektedir." dedi
AK Parti Kütahya Milletvekili İdris Bal, sözlerinde şunları kaydetti:
"Sorun sadece bir kurum sorunu olmanın ötesinde bir zihniyet sorunu olduğundan, bu millet militarist, vesayetçi zihniyetin etkisinden kurtulamamıştır.
Unutulmaması gerekir ki, Türkiye'de itaatsizlik kültürü sadece belirli bir kurum veya kişilerle ilgili değildir. İtaatsizlik kültürü olan bir zihniyet bulunmaktadır. Resmin tamamına bakıldığında, esas sorunun bir zihniyet sorunu olduğu görülecektir.
Demokrasiyi, milletin kültürünü,inancını, tarihini, davranış kalıplarını içine sindirememiş ve milletin değerleri ile mücadeleyi dava haline getirmiş bu zihniyet, toplumun her kesiminde; iş dünyasında, medyada, üniversitede, poliste, yargıda ve tüm devlet kurumlarında bulunmakta, fakat ordunun yapısı, hukuksal anlamda kayırılmışlığı, ilah gücü olmasından dolayı bu kurum daha fazla istismar edilmiş ve edilmektedir.
Türkiye'de seçilmiş iktidarlara itaat edilmemiş, onlar yıpratılmış, iş göremez hale getirilmiş, sandıkta kazansalar, iktidar olsalar dahi muktedir olmalarına, devlet mekanizmasına tam olarak hâkim olup yönetmelerine müsaade edilmemiştir. Müsaade edilmemenin ötesinde, komplolar kurularak, siyasi cinayetler işletilerek, ekonomik krizler çıkartılarak, kaos ortamları oluşturularak TBMM, iktidarlar ve siyasetçiler gözden düşürülmüştür.
Öncelikle askeri okullarda öğrencilerin yetiştirilme tarzı ve verilen dersler sonucunda, halkına tepeden bakan, kendi kurum mensupları dışındaki insanlara güvenmeyen, paranoyak bir bakışa sahip bireyler yetişmektedir. Sivil siyasete güvenmeyen, halkını cahil, yönlendirilmesi gereken insanlar olarak gören, kendileri dışında herkesi düşman olarak algılayan bu zihniyet, sorunun temel kaynaklarından birisidir.
Birçok tecrübeden sonra, artık kontrolsüz gücün güç olmadığını, şeffaflığın, denetimin bulunmadığı bir ortamda bazı kişilerin illegal örgütlerle bile işbirliği içerisine girebileceğini, kendi paşasını öldürebileceğini, kendi ülkesi aleyhine komplolar kurabileceğini görmekteyiz.
Diğer taraftan, birkaç çiçekle bahar gelmeyeceği gibi, hassas birkaç aydın, asker, gazeteci ve siyasetçinin çabaları ile de demokrasiye müdahaleler önlenemez.
Öyleyse hedef model, ABD'dir, Batı Avrupa modelleridir. Bu modellere göre devlette reform yapılmalı, kurumlar, ilişkiler gözden geçirilmeli, meclisin, yasamanın, yürütmenin, ordunun, istihbaratın, polisin, medyanın? Rolü, yetkisi, sorumluluğu neyse, benzeri bir yapı bizde de oluşturulmalıdır.
Hukuk devleti ise, halkın meşru temsilcilerinin demokrasi, insan hakları, eşitlik, adalet gibi evrensel değerleri dikkate alarak hazırladığı hukuk kurallarının uygulanması anlamına gelir. Bu çerçevede bizim tam hukuk devleti olduğumuz söylenemez. Darbe dönemlerinin artığı olan hukuksal düzenlemeler biran önce demokratik düzenlemelerle yürürlükten kaldırılmalı, gerekli yasal çalışmalar yapılmalıdır.
Asker iç işlerinden, iç güvenlikten, siyasetten tamamen uzak tutulmalı, iç güvenlikte çift başlılığa sebebiyet veren jandarma lağv edilmelidir.
Geçmişte yapılan darbeler yargıya taşınmalıdır. Darbeciler ölmüş de olsa, verilecek cezalar sembolik de olsa mutlaka geçmişin hesabı sorulmalıdır. Kimse, yaptığının yanına kar kalacağını düşünememelidir.
TSK personelini yetiştiren eğitim kurumlarında verilen dersler gözden geçirilmeli, insan hakları, demokrasi vurgusu yeterince yapılmalı, meşruiyet kaynağının halk olduğu, halkı da seçilmişlerin temsil ettiği gerçeği her şeyden önce öğretilmelidir.
Demokrasi ve insan hakları vurgusu ilkokuldan itibaren başlamalıdır. Okullarda, sinemada, medyada, askerde ve tiyatroda demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti vurgusu yapılmaya dozu artırılarak devam edilmeli ve insanlar özgürlüklerinden kolay kolay vazgeçmeyecek, bağımsız, kişilikli, onurlu bireyler haline getirilmelidir.
Milli Savunma Bakanlığının yapısı ve işleyişi daha güçlü hale getirilmeli ve TSK'nın Başbakanlık yerine Milli Savunma Bakanlığı'na bağlı olarak çalışması sağlanmalıdır.
Darbeci zihniyetin Türk Silahlı Kuvvetleri'nden tasfiyesi sağlanırken, bunun ordumuza zarar verecek, onu yıpratacak ve ordu mensuplarının çalışma şevkini kıracak şekilde yapılmamasına da azami özen göstermek gerekir.
Bir ülkeyi dibe vurduracak vizyonun "Biz kaç kişiyiz?" vizyonu olduğu, bir ülkeyi yükseltecek vizyonun ise bir kişiyi bile dışarıda bırakmayacak şekilde "Biz bir aileyiz" vizyonu olduğu bilinciyle, halkımızın tüm kesimleri barışık hale getirilmeli, diyalog teşvik edilmeli, halk-devlet kucaklaşması tam sağlanmalı, devletin kurumları arasında bir vücudun organları gibi ahenk olmalıdır. Bu yapılabildiğinde, enerjimiz boşa harcanmayacak, darbecilere ve bölücülere fırsat verilmeyecek, gelişmeye kanalize edilecek, ülkemiz de dünyada daha saygın bir konuma gelecektir."
Bal, ''darbenin panzehri nedir?'' sorusuna, ''Darbe itaatsizlik kültürüyse, bunun panzehri demokratik zihniyettir. Bunun için demokratik zihniyetin güçlendirilmesi lazım. Herkesin darbelere karşı hassasiyet içinde olması lazım'' dedi.
Raporunu Cumhurbaşkanı, Başbakan ve ilgili makamlara verdiğini belirten Bal, bir soru üzerine, ''Kenan Evren'in ceza alıp almaması değil, halkın vicdanında darbelerin mahkûm olması önemlidir. İnsanlarımız, darbe karşısında hassas olacaktır, darbe yapanların yanına kar kalmadığı, 90 yaşına gelseler bile darbe yapanlardan hesap sorulacağı, bunun hukuk dışı, ahlak dışı ve kabul edilemez olduğu görülecektir. Bu da darbe heveslilerinin cesaretini kıracaktır, halkın daha duyarlı hale gelmesini sağlayacaktır. Yoksa mesele 90 yaşında birinin mahkûm edilmesi değil'' dedi. (15:45)
