2011-07-20 - 16:05
MHP GRUP BAŞKANVEKİLİ VURAL'IN BASIN TOPLANTISI?
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, TBMM TV'nin yayınlarının yeniden düzenlenmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Vural, TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in, TBMM televizyonunun yayınları konusunda ortaya çıkan sorunu çözmesini istedi.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, TBMM TV'nin
yayınlarının yeniden düzenlenmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Vural, TBMM Başkanı
Cemil Çiçek'in, TBMM televizyonunun yayınları konusunda ortaya çıkan sorunu çözmesini istedi.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, ''TBMM faaliyetlerini
milletten saklamak kimsenin haddi değildir. Medyanın bilgi alma özgürlüğü de
kapatılmıştır. Bu da gösteriyor ki doğrudan doğruya Başbakanın talimatıyla Meclis
TV'den vatandaşların bilgi alma özgürlüğü kısıtlanmıştır'' dedi.

Milletin sesi olan, milletin egemenliğinin kullanıldığı TBMM'nin sesinin,
sözünün TRT tarafından yayınlanmasının engellenmesi talimatının Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan tarafından verildiğinin ortaya çıktığını öne süren Vural,
''Yürütme, yasamayı susturmak istiyor. Türkiye'de güya millet iradesi en üstte.
'Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir' deniliyor, ama Başbakan, 'TRT ve
TBMM'ye düşüncelerimizi ilettik, protokol uygulamaya konulmuştur' diyor. Sen
kimsin? Sen Başbakansın, TBMM Başkanına nasıl talimat verebilirsin? Bu yönüyle
bakıldığı zaman TBMM Başkanı'nın doğrudan doğruya Başbakanın talimatıyla hareket
ettiğini ortaya koymuştur'' diye konuştu.

''Yürütme, nasıl yasamaya talimat verir?'' sorusunu yönelten Vural,
hayret verici bir uygulamaya tanık olunduğunu ifade etti.

Milletvekillerinin sesini kimsenin kısamayacağını belirten Vural, şöyle
konuştu:

''Medyayı kapatarak, 'yandaş' ve 'candaş' medya oluşturarak, bizim
konuşmalarımızın vatandaşa iletilmesini engellemek isteyen bir Başbakan ile karşı
karşıyayız. Sevsinler senin ileri demokrasini. Niye rahatsızlık duyuyorsun?
TBMM'de milletvekillerinin duyulmasını neden engellemek istiyorsun? 'Şov
yapılıyormuş'. Sen şovu kendi grup toplantılarında gör. Taraftar tribününe
dönüştürdün. Hediyeleri yayınlattın. Gözyaşları manzaralarını yayınlattın. Şov
haline dönüştüren doğrudan doğruya Başbakanın kendisidir. Grup toplantılarını şov
haline dönüştürenler bugün milletvekillerini 'şov yapmakla' suçluyor. İnsaf.

Başbakan milletin sözünü milletten esirgemek istemektedir. Hangi kanunlar
görülüşülüyor, hangi önergeler veriliyor bunların millet tarafından bilinmesini
istemiyor. İstediği milletvekili, robot milletvekili. Parmak indiren, kaldıran.
Yakında parmak izlerini da alırlar istediği gibi kullanırlar. Vatandaşlarımızın
TBMM faaliyetleri hakkında bilgi edinmeleri gerekmektedir.''

Vural, AK Parti Adana Milletvekili Fatoş Gürkan'ın bir konuşmasında,
''TBMM televizyonunun çok önemli olduğunu, bir vatandaşın kendisini arayarak,
'nerede' olduğunu sorduğunu, kendisinin de 'Genel Kuruldayım' yanıtı verdikten
sonra vatandaşın tekrar, 'O zaman bir sorun mu var, neden salondan çıkıyorsun?'
sorusunu yönelttiğini anlattığını aktardı. Gürkan'ın, ''Gerçekten vatandaşlarımız
hem yasama çalışmalarını takip ediyor hem bizi denetliyor hem de bilgileniyor. Bu
nedenle TBMM televizyonu gerçekten önemli'' sözlerini de sarf ettiğini belirten
Vural, ''Başbakana göre önemsiz. Yakında tüm televizyonları kapatıp, 'Ne var
canım gidin meydanlarda, kahvehanelerde konuşun' der. Bugüne kadar TBMM'nin
faaliyetleri kesintisiz olarak TRT'den yayınlanmıştır. Sayın Başbakan, 'Bizden
önceki duruma dönüyoruz' diyor. Buradan 'hodri meydan' diyorum. Eğer bu sözünün
arkasındaysan Meclis TV, 2002'den önce neyi yayınlıyorsa aynen onu yayınlasın.
Var mısın?'' dedi.

''Frekans milletin frekansı, TRT de milletin TRT'si'' diyen Vural, bunun
neden problem haline dönüştüğünü anlamadığını ifade etti.

TBMM eski Başkanı Mehmet Ali Şahin'in, ''yeni dönem başlamadan kısa bir
süre önce, daha önce yapılmış bir protokol çerçevesinde yayınların yapılması
konusunda TRT'ye görüş bildirdiğini'' öne süren Vural, Şahin'in böyle bir yetkisi
olmadığını, Başbakan Erdoğan'ın talimatıyla hareket ettiğini savundu.

Meclis televizyonunun yayın şeklinin bir protokolle düzenlendiğini
anımsatan Vural, böyle bir protokolün imzalanmadığını ileri sürdü. Vural,
''Sorarlar sana ey Mehmet Ali Şahin. Sen TBMM Başkanı mısın yoksa Başbakanın
memuru musun? Başkanlık Divanında böyle bir karar almadan, böyle bir protokol
düzenlenmeden böyle davranmış olması yasamanın yürütmenin arkasına geçtiğini
ortaya koyuyor'' dedi.

Meclis televizyonunun yayın yapmak zorunda olduğunu ifade eden Vural,
şunları kaydetti:

''Çünkü kanunun ilgili maddesi TBMM faaliyetlerinin yansıtılacağına
amirdir. Hangi ölçüde yansıtılacağı hususu protokolle belirlenir. Bu konuda
yapılmış yeni bir protokol yoktur ve TBMM Başkanının bugüne kadar yapılan
uygulamaları değiştirme hakkı yoktur. TBMM faaliyetlerini milletten saklamak
kimsenin haddi değildir. Medyanın bilgi alma özgürlüğü de kapatılmıştır. Kapalı
oturum yapacaklar herhalde. Bu da gösteriyor ki doğrudan doğruya Başbakanın
talimatıyla Meclis TV'den vatandaşların bilgi alma özgürlüğü kısıtlanmıştır.
Yürütmenin yasamayı sadece kılıf olarak gördüğü, Meclisi ülkenin sorunlarının
tartışıldığı bir müzakere meclisi olarak değil, yürütmenin emrinde parmak
indiren, kaldıran robotlaştırılmış milletvekillerinin bulunduğu bir yere
dönüştürmek istedikleri açıktır. Milletin sesini kimse kısmamalı.''

Vural, TBMM Başkanı Cemil Çiçek'i, TBMM televizyonunun yayınları
konusunda ortaya çıkan sorunu çözmeye davet etti.

Silvan'daki hain terör saldırısına da değinen Vural, hükümet
yetkililerinin konuya ilişkin açıklamalarını değerlendirdi.

Açıklamalardan, ''sürekli olarak terörle mücadeleyi sorgulayan bir
anlayışın hissedildiğini'' öne süren Vural, ''Sen önce git kendini sorgula.
İmralı ile müzakere eden sensin, Kandil'e operasyon yapmayan sensin, terör
örgütünün siyasal amaçlarını meşrulaştırmak isteyen sensin, şimdi de kalkmış
şehitlerimizin neden şehit olduklarını araştırıyorlar'' diye konuştu.

Bir ihmal varsa elbette bunun araştırılması gerektiğini vurgulayan Vural,
''Açılım, açılım dediniz, demokratik özerkliğe dayadınız. Hükümete
sesleniyorum: Bunlarda sizin hiç ihmaliniz yok mu? Sanki terörle mücadele edenler
suçluymuş gibi bir hava oluşturuluyor. Terör örgütünü suçlamak yerine aklamaya
çalışan yayınlarla ilgili Sayın Başbakanın sesi çıkmıyor. Seçimden bu yana 22
şehidimiz oldu'' dedi.

''İmralı'yla görüşmeler sürdürülerek dağdaki teröristlerin cesaret
kaynağının sürekli açık tutulduğunu'' öne süren Vural, ''Terör örgütünü,
teröristi sorgulayan yok. Mesela, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Hakkari'nin
Geçitli köyünde kadın ve çocukların bulunduğu bir minibüsle ilgili PKK'yı koruyan
açıklamalar yapmıştı. Hep terör örgütünü aklama...'' dedi.

''Kıbrıs'' meselesinde partisinin duruşunun ne kadar haklı olduğunun
Başbakan Erdoğan'ın son açıklamalarıyla bir kez daha teyit edildiğini savunan
Vural, Başbakan Erdoğan'ın, Kıbrıs sorununa yönelik ifadelerinin taktik amaçlı
olup olmadığının yakında görüleceğini söyledi. Vural, ''Acaba bu ifadeler 6 ay
boyunca Kıbrıs'ın dönem başkanlığını üstlenecek Kıbrıs Rum yönetimi için
geliştirilmiş taktik amaçlı mı tüm bunları göreceğiz'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan'ın imzaladığı bazı belgelerde Güney Kıbrıs Rum kesimini
tanıdığını ileri süren Vural, şunları söyledi:

''Erdoğan, bir gazetede kendisine sorulan Güney Kıbrıs Rum kesimi ile
ilgili soruyu yanıtlarken, 'Dünya tanımış, ben tanımıyorum demekle ne
yapabilirsiniz? Böyle bir şey var mı?' diyor. Ne kadar çabuk unutuyor. Şimdi de
'Ne tanıması. Orada Rum yönetimi var' diyor.''

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın, Bucaspor maçı öncesinde
Başbakan Erdoğan'ı ziyaret ettiğini anımsatan Vural, ''Sayın Başbakan bu maç ile
ilgili, 'Bir sorun çıkmaz değil mi?' diye soruyor Aziz Yıldırım'a. Diğeri de 'Yok
yok çıkmaz' diyor. Başbakan diyor ki 'Yani bu maç nasıl, tamam mı?' Şimdi
herhalde 'azmettirici' diye Başbakanı görmek lazım. Bucaspor küme düştü, ne
olacak şimdi?'' sorusunu yöneltti.

Maçın sahada yapıldığını belirten Vural, ''Gol yenir ya da yenilmez. Sana
ne bir Başbakan olarak. 'Bir sorun çıkmaz' demek suretiyle ne mesajı veriyorsun.
Sözler, ifadeler nasıl insanları imtihan ediyor. Bu takılmadı mı dinlemeye?
Savcılık belki Bunu Başbakana sormalı. Siyasetçilerin bu konularla ilgilenmesinin
ne kadar mahsurlu olduğu böylece ortaya çıktı'' dedi. (16.05)