2009-12-23 - 12:30
CHP Grup başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, hukuksuz dinleme ve arama kararları hakkında parlamentoda basın toplantısı düzenledi.
CHP Grup başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, hukuksuz dinleme ve arama kararları hakkında parlamentoda basın toplantısı düzenledi.
Türkiye'nin demokrasinin ve onun ayrılmaz öğesi olan özgürlükten hızla uzaklaşmakta olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, hem toplumu oluşturan bireylerin hem de kurumların baskı altında olduğunu söyledi. Bu baskıların AK Parti iktidarının gözetim ve denetiminde yapıldığını anlatan Kılıçdaroğlu, devletin kurumları ve bu kurumlardaki yöneticilerin, karar vericilerin bir kamu görevlisi gibi değil AK Parti görevlisi gibi çalışmakta ve karar almakta olduğunu ifade etti.
Telekomünikasyon İletişim Başkanı'nın, kamuoyuna "Yargıtay'ın santralini dinlemedik" demesini hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Yargıtay santrali üzerinden dinleme yapıldığı ortaya çıktığında, AKP'nin gözdesi, Sayın Başbakan'ın uğruna Anayasa Mahkemesi Kararını bile göz ardı ettiği bu Başkan görevinde kalabilecek mi?" diye sordu.
Kılıçdaroğlu, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen bir mahkeme kararını okuyarak, aramanın nedenini oluşturan fiilin, aranılacak kişinin, aramanın yapılacağı konut veya diğer yerin adresi ya da eşyanın, arama kararının geçerli olacağı zaman süresinin 'açıkça gösterilmesi' gerektiğinin hüküm altına alındığını; ancak Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında ise yasanın bu açık hükmünün ihlal edildiğini söyledi.
"hamili çek" gibi bir mahkeme kararının söz konusu olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, 18/11/2009 tarihinden sonra aranmak istenen bir mekan veya kişi, bu mahkemenin ilgili bölümünün doldurulması durumunda aranmasının mümkün olacağını ve bunun da açık bir şekilde yargının yürütmenin emrine girmesi demek olduğunu ifade etti.
Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
''Söz konusu kararı alan mahkemenin, yargıcın, katibin adı, karar tarihi ve karar numarası ortadadır. Buradan ilgililere sesleniyorum: Böyle bir mahkeme kararı var mıdır? Sayın Başbakan, Adalet Bakanı derhal çıkıp bu sorunun yanıtını vermelidir. Eğer böyle bir karar var ise demokratik hukuk devletlerinde böyle mahkeme kararlarına niçin ihtiyaç duyulur. Bu, yürütmenin kanunsuz işlemlerine yargı kararı ile kılıf hazırlanması anlamına gelmez mi?
Şu sorulara yanıt aramak sağlıklı çalışan bir demokraside hepimizin görevi olmak zorundadır: Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görev yapan bu sayın yargıç, gerçekten açığa imza atmış mıdır? Böyle ucu açık bir karar yürürlükteki mevzuatla bağdaşmakta mıdır? Yargıç, Ceza Muhakemesi Kanunu ile bağdaşmayacak bir şekilde böyle bir karar verebilir mi? Bu karar nerede ve kimler için uygulanmıştır. Bu kişiler ne ile suçlanmaktadır?
Sayın Adalet Bakanından, Sayın Başbakandan yanıt bekliyoruz. Ayrıca Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini göreve davet ediyoruz.''
Bir soru üzerine, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast iddiasını değerlendiren Kılıçdaroğlu, ''Sayın Arınç'a yapılacağı söylenen suikast aslında mizah konusu. Sayın Başbakan, İçişleri Bakanı, sayın bakanların çıkıp açıklama yapması gerekiyor. Tamamen dedikodu üzerine giden haberlerle gazeteler çıkıyor. Ciddi bir hükümet bu konuda tutarlı bir açıklama yapmalı ve
Türkiye'nin demokrasinin ve onun ayrılmaz öğesi olan özgürlükten hızla uzaklaşmakta olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, hem toplumu oluşturan bireylerin hem de kurumların baskı altında olduğunu söyledi. Bu baskıların AK Parti iktidarının gözetim ve denetiminde yapıldığını anlatan Kılıçdaroğlu, devletin kurumları ve bu kurumlardaki yöneticilerin, karar vericilerin bir kamu görevlisi gibi değil AK Parti görevlisi gibi çalışmakta ve karar almakta olduğunu ifade etti.
Telekomünikasyon İletişim Başkanı'nın, kamuoyuna "Yargıtay'ın santralini dinlemedik" demesini hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Yargıtay santrali üzerinden dinleme yapıldığı ortaya çıktığında, AKP'nin gözdesi, Sayın Başbakan'ın uğruna Anayasa Mahkemesi Kararını bile göz ardı ettiği bu Başkan görevinde kalabilecek mi?" diye sordu.
Kılıçdaroğlu, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen bir mahkeme kararını okuyarak, aramanın nedenini oluşturan fiilin, aranılacak kişinin, aramanın yapılacağı konut veya diğer yerin adresi ya da eşyanın, arama kararının geçerli olacağı zaman süresinin 'açıkça gösterilmesi' gerektiğinin hüküm altına alındığını; ancak Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında ise yasanın bu açık hükmünün ihlal edildiğini söyledi.
"hamili çek" gibi bir mahkeme kararının söz konusu olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, 18/11/2009 tarihinden sonra aranmak istenen bir mekan veya kişi, bu mahkemenin ilgili bölümünün doldurulması durumunda aranmasının mümkün olacağını ve bunun da açık bir şekilde yargının yürütmenin emrine girmesi demek olduğunu ifade etti.
Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
''Söz konusu kararı alan mahkemenin, yargıcın, katibin adı, karar tarihi ve karar numarası ortadadır. Buradan ilgililere sesleniyorum: Böyle bir mahkeme kararı var mıdır? Sayın Başbakan, Adalet Bakanı derhal çıkıp bu sorunun yanıtını vermelidir. Eğer böyle bir karar var ise demokratik hukuk devletlerinde böyle mahkeme kararlarına niçin ihtiyaç duyulur. Bu, yürütmenin kanunsuz işlemlerine yargı kararı ile kılıf hazırlanması anlamına gelmez mi?
Şu sorulara yanıt aramak sağlıklı çalışan bir demokraside hepimizin görevi olmak zorundadır: Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görev yapan bu sayın yargıç, gerçekten açığa imza atmış mıdır? Böyle ucu açık bir karar yürürlükteki mevzuatla bağdaşmakta mıdır? Yargıç, Ceza Muhakemesi Kanunu ile bağdaşmayacak bir şekilde böyle bir karar verebilir mi? Bu karar nerede ve kimler için uygulanmıştır. Bu kişiler ne ile suçlanmaktadır?
Sayın Adalet Bakanından, Sayın Başbakandan yanıt bekliyoruz. Ayrıca Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini göreve davet ediyoruz.''
Bir soru üzerine, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast iddiasını değerlendiren Kılıçdaroğlu, ''Sayın Arınç'a yapılacağı söylenen suikast aslında mizah konusu. Sayın Başbakan, İçişleri Bakanı, sayın bakanların çıkıp açıklama yapması gerekiyor. Tamamen dedikodu üzerine giden haberlerle gazeteler çıkıyor. Ciddi bir hükümet bu konuda tutarlı bir açıklama yapmalı ve
