2010-04-08 - 14:45
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanununa ilişkin eleştirilerini dile getirdi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, seçim kanunlarında yapılan değişiklikle
Türkçenin dışındaki dillerde propaganda imkanı sağlayan düzenlemenin
Anayasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, ''Cumhurbaşkanı, bu yasayı Meclise
iade etsin'' dedi.
Vural, düzenlediği basın toplantısında, Seçimlerin Temel Hükümleri ve
Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanununa ilişkin eleştirilerini dile getirdi.
AK Parti'nin milli devlet niteliğini zedeleyecek, yeni azınlıklar
oluşturacak bir adım attığını ileri süren Vural, Türkçe'nin dışındaki
propagandalar için yaptırım koymayarak, Türkçe'nin esas olmaktan çıkartıldığını
ileri sürdü.
''Dün atılan adım, AKP-PKK ve BDP troykasının nasıl bir iş birliği içinde
olduğunu göstermiştir'' diyen Vural, PKK'nın da isteği olan ve BDP'nin parti
programında yer alan konunun, AK Parti tarafından yürürlüğe sokulduğunu iddia
etti.
Düzenlemeyi, ''Türkçeye yönelik hasmane bir tutum'' olarak niteleyen
Vural, bundan sonra Türkiye milletvekilliği yerine etnik gruba göre
siyasetçilerin çıkacağını iddia etti.
Siyasetçilerin yerelleşeceğini, etnik kimliklere hitap eden
siyasetçilerin ortaya çıkacağını ifade eden Vural, ''Bir vatanda iki millet
olmaz. Birbirini anlamayan millet olmaz. Siyasetçinin dili tek olmalıdır. Millete
mesajlarımızı ortak dilimizle vermeliyiz'' diye konuştu.
Vural, AK Parti'nin yasayı değiştirirken, ''Türkçe esastır'' diyerek,
takiyye yaptığını ileri sürerek, şunları söyledi:
''Türkçe esas olmadığı zaman ne olacaktır? Hiçbir yaptırımı yoktur. AKP,
hukuku siyasallaştırma isteğini bu girişimle ortaya koymuştur. Yürekli bir
şekilde kafalarındakini ortaya koymuyorlar. 'Türkçe esastır' hükmüne aykırı
davrananlar hakkında yaptırım uygulamamak suretiyle Türkçeyi esas olmaktan
çıkartmışlardır. Herkes attığı adımın sonunun nereye gideceğini bilmelidir. Bazı
camilerde 'Kürtçe hutbe okunuyor' diye, o camilere başka etnik gruplar
gitmemektedir. Camilerimiz ayrılmaktadır. Böyle bir bölücülük yerleştirilemez,
yazıktır, günahtır. Bundan sonra siyasetçiler, gittiği yerin yerel dillerinde
konuşmaya öncelik verecek. Siyasetçiler yerelleşecek, Türkiye milletvekilleri
yerine etnik kimliklere göre milletvekili tanımı getirilecek.''
Vural, yapılan düzenlemenin Anayasa ve Siyasi Partiler Kanununa aykırı ve
''Anayasal bir suç'' olduğunu savunarak, kısa vadeli hesaplar için milleti
bölmenin kimseye fayda getirmeyeceğini söyledi.
Düzenlemeyle bu konuda hüküm giyen ve dosyası bulunanların affedildiğini
ifade eden Vural, halen TBMM'de bu konuya ilişkin 9 milletvekiline ait 21
dosyanın bulunduğunu bildirdi.
''Yüreğiniz varsa Türkçe dışında propaganda yapmak serbesttir
deseydiniz'' ifadesini kullanan Vural, iktidarın, milleti uyutmak için Türkçe
esastır'' dediğini ileri sürdü.
Vural, ''Esas devam ediyor ama yaptırımı yok. Bu tam bir kaostur. Devlet
nizamının ortadan kaldırılmasıdır. Bundan sonra da süreçte eğitimde de başka
dillerde eğitim yapılması istenecektir'' diye konuştu.
Etnik kimliklerle siyaset yapılmasının önünün açıldığını iddia eden
Vural, şöyle devam etti:
''Açık oylamada AKP ve BDP'li 236 milletvekili kabul oyu verdi. Bu
AKP'nin milletvekillerine yaptığı baskıyı çok uzun zamandır gözlüyoruz. Bence
AKP'deki milletvekillerinin çoğunluğu da bunun yanlış olduğunun farkındadır.
Grubun baskılarıyla böyle bir oy verme zorunda bırakılmışlardır.
Sayın Cumhurbaşkanına çağrımız, bunu geri göndersin. Eğer Türkçe
yapılması esassa, bu esası oluşturmak için kamu iradesiyle bir yaptırım
olmalıdır.''
Anayasa Değişiklik teklifinin görüşmeleri sırasında planladıkları bir
taktiğin olup olmadığına ilişkin soru üzerine Vural, ''Biz sözümüzü söyleriz.
Siyaseti taktik arayışı olarak görmeyiz, millete hizmet arayışı olarak görürüz.
AKP ve CHP'nin taktik arayışından çok öte bizim duruşumuz, ilkeseldir'' dedi.
Anayasa değişikliği konusunda Uzlaşma Komisyonuna üye vermeyenlerin,
bugün uzlaşalım'' dediğini öne süren Vural, AK Parti ile CHP'nin tahtaravalli
siyasetini sürdürdüğünü öne sürdü. (14:45)
Türkçenin dışındaki dillerde propaganda imkanı sağlayan düzenlemenin
Anayasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, ''Cumhurbaşkanı, bu yasayı Meclise
iade etsin'' dedi.
Vural, düzenlediği basın toplantısında, Seçimlerin Temel Hükümleri ve
Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanununa ilişkin eleştirilerini dile getirdi.
AK Parti'nin milli devlet niteliğini zedeleyecek, yeni azınlıklar
oluşturacak bir adım attığını ileri süren Vural, Türkçe'nin dışındaki
propagandalar için yaptırım koymayarak, Türkçe'nin esas olmaktan çıkartıldığını
ileri sürdü.
''Dün atılan adım, AKP-PKK ve BDP troykasının nasıl bir iş birliği içinde
olduğunu göstermiştir'' diyen Vural, PKK'nın da isteği olan ve BDP'nin parti
programında yer alan konunun, AK Parti tarafından yürürlüğe sokulduğunu iddia
etti.
Düzenlemeyi, ''Türkçeye yönelik hasmane bir tutum'' olarak niteleyen
Vural, bundan sonra Türkiye milletvekilliği yerine etnik gruba göre
siyasetçilerin çıkacağını iddia etti.
Siyasetçilerin yerelleşeceğini, etnik kimliklere hitap eden
siyasetçilerin ortaya çıkacağını ifade eden Vural, ''Bir vatanda iki millet
olmaz. Birbirini anlamayan millet olmaz. Siyasetçinin dili tek olmalıdır. Millete
mesajlarımızı ortak dilimizle vermeliyiz'' diye konuştu.
Vural, AK Parti'nin yasayı değiştirirken, ''Türkçe esastır'' diyerek,
takiyye yaptığını ileri sürerek, şunları söyledi:
''Türkçe esas olmadığı zaman ne olacaktır? Hiçbir yaptırımı yoktur. AKP,
hukuku siyasallaştırma isteğini bu girişimle ortaya koymuştur. Yürekli bir
şekilde kafalarındakini ortaya koymuyorlar. 'Türkçe esastır' hükmüne aykırı
davrananlar hakkında yaptırım uygulamamak suretiyle Türkçeyi esas olmaktan
çıkartmışlardır. Herkes attığı adımın sonunun nereye gideceğini bilmelidir. Bazı
camilerde 'Kürtçe hutbe okunuyor' diye, o camilere başka etnik gruplar
gitmemektedir. Camilerimiz ayrılmaktadır. Böyle bir bölücülük yerleştirilemez,
yazıktır, günahtır. Bundan sonra siyasetçiler, gittiği yerin yerel dillerinde
konuşmaya öncelik verecek. Siyasetçiler yerelleşecek, Türkiye milletvekilleri
yerine etnik kimliklere göre milletvekili tanımı getirilecek.''
Vural, yapılan düzenlemenin Anayasa ve Siyasi Partiler Kanununa aykırı ve
''Anayasal bir suç'' olduğunu savunarak, kısa vadeli hesaplar için milleti
bölmenin kimseye fayda getirmeyeceğini söyledi.
Düzenlemeyle bu konuda hüküm giyen ve dosyası bulunanların affedildiğini
ifade eden Vural, halen TBMM'de bu konuya ilişkin 9 milletvekiline ait 21
dosyanın bulunduğunu bildirdi.
''Yüreğiniz varsa Türkçe dışında propaganda yapmak serbesttir
deseydiniz'' ifadesini kullanan Vural, iktidarın, milleti uyutmak için Türkçe
esastır'' dediğini ileri sürdü.
Vural, ''Esas devam ediyor ama yaptırımı yok. Bu tam bir kaostur. Devlet
nizamının ortadan kaldırılmasıdır. Bundan sonra da süreçte eğitimde de başka
dillerde eğitim yapılması istenecektir'' diye konuştu.
Etnik kimliklerle siyaset yapılmasının önünün açıldığını iddia eden
Vural, şöyle devam etti:
''Açık oylamada AKP ve BDP'li 236 milletvekili kabul oyu verdi. Bu
AKP'nin milletvekillerine yaptığı baskıyı çok uzun zamandır gözlüyoruz. Bence
AKP'deki milletvekillerinin çoğunluğu da bunun yanlış olduğunun farkındadır.
Grubun baskılarıyla böyle bir oy verme zorunda bırakılmışlardır.
Sayın Cumhurbaşkanına çağrımız, bunu geri göndersin. Eğer Türkçe
yapılması esassa, bu esası oluşturmak için kamu iradesiyle bir yaptırım
olmalıdır.''
Anayasa Değişiklik teklifinin görüşmeleri sırasında planladıkları bir
taktiğin olup olmadığına ilişkin soru üzerine Vural, ''Biz sözümüzü söyleriz.
Siyaseti taktik arayışı olarak görmeyiz, millete hizmet arayışı olarak görürüz.
AKP ve CHP'nin taktik arayışından çok öte bizim duruşumuz, ilkeseldir'' dedi.
Anayasa değişikliği konusunda Uzlaşma Komisyonuna üye vermeyenlerin,
bugün uzlaşalım'' dediğini öne süren Vural, AK Parti ile CHP'nin tahtaravalli
siyasetini sürdürdüğünü öne sürdü. (14:45)
