2015-11-28 - 17:15
TBMM Genel Kurulu, 64. Hükümet Programını görüşmek üzere, TBMM Başkanı İsmail Kahraman başkanlığında toplandı. Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından kurulan Bakanlar Kurulu programı üzerine görüşmeler tamamlandı. 30 Kasım Pazartesi günü 64. Hükümet'in güven oylaması yapılacak.
TBMM Genel Kurulu, 64. Hükümet Programını görüşmek üzere, TBMM Başkanı İsmail Kahraman başkanlığında toplandı.
AK Parti, CHP, MHP ve HDP Grup Başkanvekilleri, Diyarbakır'daki terör saldırısında Baro Başkanı Tahir Elçi ve bir polis memurunun katledilmesini kınadı.
Kahraman, birleşimi açtıktan sonra yaptığı kısa açıklamada, Diyarbakır'da meydana gelen saldırıda hayatını kaybeden Diyarbakır Belediye Başkanı Tahir Elçi ve şehit polise Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.
İsmail Kahraman, "Ülkemizin istikrarı hedef alan bu saldırıları lanetliyor, bu ve benzeri saldırılara millet olarak boyun eğmeyeceğimizin altını bir kez daha çizmek istiyorum" dedi.
TBMM Başkanı Kahraman, önceki birleşimlerde yemin etmeyen HDP Eş Genel Başkanı, İstanbul Milletvekili Selahattin Demirtaş, HDP Ağrı Milletvekili Leyla Zana, HDP Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım ve HDP Mardin Milletvekili Ali Atalan'ın isimlerini okuttu. Demirtaş, Zana ve Yıldırım salonda olmadıkları için yemin etmezken, Ali Atalan ant içti.
Atalan, Tahir Elçi'yi basın açıklaması yaparken gösteren fotoğrafı ile kürsüye çıktı. Atalan'ın, yemin etmeden önce, "Sayın Elçi'nin katledilmesini şiddetle kınıyor, kendisine rahmet, ailesine başsağlığı diliyorum" ifadeleri üzerine, AK Parti'li milletvekilleri "yemin et" diye seslendi.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, TBMM Başkanı Kahraman'a, "HDP Grubunun önerisi var" deyince, "Milletvekillerinin gündemdışı konuşma talepleri var ancak kabul edilmediği görülüyor. Bu talepleri yerine getirmenizi talep ediyorum" ifadesini kullandı.
Bunun üzerine Kahraman, bugün Hükümet programı üzerinde müzakere yapılacağını, bundan sonraki günlerde bu taleplerin yerine getirileceğini belirtti.
Özel de Kahraman'ın tutumu hakkında usul tartışılması açılmasını istedi.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Diyarbakır'da yapılan alçakça saldırı sonucunda, Tahir Elçi'nin katledildiğini belirterek, şunları söyledi:
"Kendisi uzun bir süredir adeta bütün saldırıların hedefi haline getirilmişti, bir linç kampanyasına maruz bırakılmıştı. Uzun süredir sahaya sürülen savaş konseptinin, bugün baro başkanını katledecek bir düzeye ulaşmasıyla ilgili bu oturumda gündemdışı söyleyeceğimiz sözler vardır. Bu konuda grubumuza gündemdışı söz vermenizi talep ediyoruz. Eğer Özel'e belirtmiş olduğunuz tutumu devam ettirirseniz, biz de tutumunuz hakkında usul tartışması açacağız."
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı da Meclis'in bugün özel bir gündemle toplandığını ve bu nedenle de grup önerilerinin görüşülmeyeceğini belirtti.
Bostancı, şöyle konuştu:
"Tahir Elçi'nin öldürülmesini şiddetle kınıyorum. Mutlak surette, bu işin arkasında, önünde, sağında, solunda ne varsa bütün çıplaklığıyla açığa çıkarılmalı, bizim talebimiz budur. Tahir Elçi, barışçı kişiliğiyle Türkiye kamuoyunda öne çıkmış bir insandır. Yaptığı açıklamalara baktığınızda, bölgede yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmelerine baktığınızda bunu görürsünüz, sosyal medyadaki hesaplarına girdiğinizde de kanaatlerinin ne olduğuyla karşılaşırsınız. Hendeklerin kapatılmasını talep ediyor Tahir Elçi, barışı istiyor. Elçi'nin bu barışçı kişiliği, öyle anlaşılıyor ki birtakım çevrelere rahatsızlık veriyor. Mutlak surette, daha olayın ne olduğu bilinmeden, anlaşılmadan, peşin hükümlerle sahaya çıkmak asla kabul edilemez."
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural da Diyarbakır'da Akkoyunlu Sultanı Kasım Bey tarafından yapılan Dört Ayaklı Minare'ye yapılan saldırı ve tahribatı dile getirmek için yaptığı basın toplantısı sırasında uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybeden Tahir Elçi'ye ve polis memuruna Allah'tan rahmet diledi.
Vural, "Bu saldırının ülkemiz üzerinde oynanan derin oyun ve tuzakların bulunduğu bir dönem içerisinde yapıldığını dikkate alarak, ülkemizin birlik ve bütünlüğünü koruyacak ve bunun arkasındaki amaçları ve emelleri ortaya çıkaracak şekilde açıklığa kavuşturulması bizim de talebimizdir" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Özel de Tahir Elçi'ye ve polis memuruna Allah'tan rahmet dileğinde bulundu.
Elçi'nin hayatını kaybettiğini öğrendiği anda, herkes gibi kendilerinin de adeta "Kırmızı Pazartesi" kitabındaki gibi bir cinayetin işleneceğini herkesin bilip kimsenin birbirine söylemediği hissiyatı içinde olduklarını kaydeden Özel, "Çünkü, Elçi'nin bir kısım medya ve internet üzerindeki sosyal iletişim ağlarında nasıl hedef gösterildiğini ve kendisi hakkında nasıl aleyhte yayınlar yapılmak suretiyle kendisinin açıktan hedef haline getirildiğini hepimiz izledik" diye konuştu.
Konuşmaların ardından TBMM Başkanı Kahraman, tutumu hakkında usul tartışması açtı, lehte ve aleyhte olmak üzere 2'şer milletvekiline söz verdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, bugünkü müzakerelerde, Hükümet programı üzerinde görüşme yapılacağının herkesçe bilindiğini belirtti.
Meclis'in özel gündemle toplandığı günlerde grup önerilerinin görüşülmemesi gerektiğini anlatan Turan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Burada kelime oyunlarıyla zaman kaybetmenin kimseye faydası yok. Ben isterdim ki her grup başkanvekili Tahir Elçi ile ilgili taziyelerini iletsinler ancak sadece baro başkanı ile ilgili değil onu korumak için orada bulunan polis memuru için de taziyelerini iletsinler isterdim. Ölen insandır; ölen insanın siyaseti, kimliği, ideolojisi olmaz. Oraya sadece baro başkanının fotoğrafını koydunuz ama keşke polisle ilgili de fotoğraf koyabilseydiniz. Oradaki saldırı baro başkanımıza değildir, polise yapılan saldırıda hem polisimiz şehit olmuştur hem baro başkanı ölmüştür."
Turan, HDP'li milletvekillerinin laf atması üzerine, "Peşin hükümle 'o katil, bu öldürdü' demek milletvekiline yakışmaz, olay çok taze, daha ceset ve kan yerde. Burası hendek kazılan bir yer değil, burası dağbaşı değil, bağırma yeri değil. Kan ve gerginlik üzerinden siyaset dönemi geride kalmalıdır. Bugün olağanüstü bazı sıkıntılar olması bizi üzmekle beraber, gazeteciler içeride onları da az sonra gündeme getireceksiniz biliyorum ama Hükümet programı üzerinde konuşabiliriz" dedi.
13 yıl sonra yüzde 50 ile Meclis'e tekrar geldiklerini kaydeden Turan, milletin kendilerinden yürümeyi değil, koşmayı istediğini kaydetti.
CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ise Diyarbakır'daki saldırıda Tahir Elçi'nin katledildiğini, polis memurunun hayatını kaybettiğini belirterek, millete başsağlığı diledi.
Dünyanın neresinde olursa olsun, bir baro başkanının sokak ortasında öldürülmesinin önemli bir olay olduğunu ifade eden Ağbaba, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun bir konuşmasında bahsettiği "beyaz torosların" gelmeye başladığını bildirdi.
Veli Ağbaba, gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül'ün tutuklandığını anımsatarak, "Bu tutuklamayla birlikte fotoğraf tamamlanıyor aslında. Hatırlayınız, Suruç katliamı yaşandı. Suruç'un o caddesine farklı renkte tişört giyen bir genç gelse, Suruç'ta bunu görmemek mümkün değil ama devlet tarafından ismi bilinen canlı bomba Suruç'a gidiyor, bombanın pimini çekiyor, patlatıyor. Hükümet ise gizlilik kararı veriyor" dedi.
CHP'nin "terör komisyonu kurulsun" talebinin kabul edilmediğini vurgulayan Ağbaba, şunları kaydetti:
"Biz Adıyaman'a, Suruç'a gittik, rapor hazırladık ve açıkladık: 'Bu cinayetler, Suruç'ta işlenen bu cinayetler, IŞİD'in yetiştirdiği ve AKP'nin görmezden gelerek yetiştirdiği, AKP'nin koruduğu IŞİD katilleri tarafından işlenmiştir.' 9 Ağustosta, 22 tane canlı bomba olabileceğini söyledik ama siz tedbir almadınız. Hem Suruç'taki hem Ankara'daki hem de Tahir Elçi'nin öldürülmesindeki eylemin 3 ortak özelliği var. Suruç'ta da barış istiyorlar, Ankara'da barış istiyorlar, bugün de Tahir Elçi barış istiyor. Nerede bir barış eylemi varsa, AKP'nin besleyip büyüttüğü, 'öfkeli gençler' dediği, silah verdiği, MİT tırlarıyla silah gönderdiği IŞİD katillerinden korkun diyor."
AK Parti'li milletvekilleri, Ağbaba'nın bu sözlerini sıra kapaklarına vurarak protesto etti.
HDP Grup Başkanvekili Baluken de "Baro başkanı ve polis katledilmiş, siviller yaralanmış ama siz bunun, önemli gündemden dolayı tartışılamayacağını söylüyorsunuz. Bunu kabul edemeyiz. Hükümet programı görüşülecekmiş, Hükümet programı aylardır Silvan, Cizre, Nusaybin, Silopi sokaklarında. 12 Eylül döneminde bile uygulanmayan, günlerce süren sokağa çıkma yasaklarını hükümet programı olarak zaten biliyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti Grup Başkanvekili Bostancı da CHP'li Ağbaba'nın, "AK Parti DAEŞ'i koruyor" dediğini anımsatarak, "Bu açıklamalar esasen IŞİD'in sadece içerideki iktidar ilişkilerinde değil, dışarıdaki uluslararası ilişkilerde de ne kadar fonksiyonel ve işe yarar bir örgüt olduğunu gösteriyor" dedi.
Bostancı, Türkiye'nin 2013 yılında DAEŞ'i terörist örgüt olarak ilan ettiğini ve sürekli olarak örgütle mücadele ettiğini bildirdi.
Tekrar söz alan Özgür Özel, dün Ankara'da gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül'ün tutuklanmasını protesto eylemi düzenlendiğini anımsatarak, "TBMM Başkanı, İçişleri Bakanı ve Ankara Valisinden, dün Yüksel Caddesi'ndeki basın açıklaması sırasında, polisin gözüne sıktığı solüsyondan dolayı hastaneye kaldırılan Grup Başkanvekilimiz Levent Gök ile ilgili üzüntülerini dile getirmesini beklerdik ama bu yapılmadı" diye konuştu.
TBMM Başkanı Kahraman, konuşmaların ardından tutumunda bir değişiklik olmadığını ifade etti.
TBMM Genel Kurulu'nda milletvekilleri, Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi ve bir polis memurunun uğradığı saldırı sonucu öldürülmesini kınadı.
HDP, Danışma Kurulu'nda uzlaşma olmadığı için Silvan'daki sokağa çıkma yasağı süresince yaşananların belirlenmesine ilişkin araştırma önergesinin Genel Kurul'da bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak gündeme getirdi.
Grup önerisi lehinde söz alan HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar, saldırı sonucu Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi'nin hayatını yitirdiğini anımsattı.
Sancar, bu cinayetin oluş şeklini bildiklerini, yıllardır örneklerini defalarca yaşadıkları cinayetlerden biri olduğunu savunarak, "En yakın örneği Hrant Dink. Önce hedef gösterilir ardından linç edilir, sonra infaz timleri görevlendirilir, hazırlıkları herkesin gözü önünde yapılır. Tek an kalır o da kurşunu sıkma anı. Dink böyle katledildi, Elçi de böyle" diye konuştu.
Bu cinayetler karşısında ölümleri yarıştırmanın, ölümleri dengelemeye çalışmanın sorumsuzluk olduğunu belirten Sancar, "(Neden Tahir Elçi'nin orada fotoğrafını taşıyorsunuz da polis memurunun fotoğrafını taşımıyorsunuz?) demek, bu cinayetin hedefinin ne olduğunu kamuoyunun gözlerinden saklamaya çalışmak demektir. Elçi'yi anarken, katledilen polis memuruna duygularımızın aynı ölçüde ağır ve acı olduğunu bir kenara bırakıyor değiliz. Bu cinayet Elçi'yeydi, bu cinayeti işleyenler Elçi'yi katletmek için başkalarını katletmeyi de göze almışlardı ve orada katledilen polis memuru da o yan hedeflerden biriydi" dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu da öneri lehinde yaptığı konuşmada, karanlığın, herkesi yutacağını belirtti.
Bekaroğlu, 30 yıldır çatışma olduğunu, son kurbanı Elçi'yi toprağa vereceklerini ifade ederek, şunları söyledi:
"Yaşananlar hepimizi yutacak potansiyeldedir. Bu gerginliklerden medet umanlar olabilir. Ama bu dünyada kim kalmış, Sultan Süleyman kaldı mı hangi saraylar yerinde duruyor? Her şeyden önemlisi insan değil mi ? TBMM üyeleri olarak en temel görevimiz insanın onurunu korumak değil mi?."
AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, grup önerisi aleyhinde söz alarak, barış elçisi Elçi'ye ve şehit polise Allah'tan rahmet diledi.
Terörün, en büyük insanlık suçu olduğunu anlatan Can, bu saldırıyı, demokrasiye kastedenleri lanetlediklerini, kaynağı, söylemi, amacı, adı ne olursa olsun her türlü terör eylemi ve örgütünün karşısında olduklarını belirtti.
Terörün amacının, farklı toplum zenginliklerini birbirine düşürmek olduğunu vurgulayarak, terörle mücadelenin devam edeceğini, teröre en büyük desteği, terör eylemleri ve terör örgütleri karşısında çifte standartla hareket edenlerin verdiğini anlattı.
Ramazan Can, "Terör eylemi, birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi, geleceğimizi, demokrasimizi hedef almaktadır. Bu saldırılar karşısında göstereceğimiz dayanışma ve kararlılık teröre indireceğimiz en önemli darbe olacaktır. Hendekler niye kazılıyor? Hendekleri kazmanın bir gerekçesi olsa gerek. Eğer o hendekler masum insanlarımızı katletmek için bir vesile kılınmaya çalışılıyorsa buna hep beraber karşı durmak durumundayız" diye konuştu.
Can, Çözüm Süreci'ni baltalayanın kim olduğunu herkesin bildiğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"HDP'nin önergesinde bir ibare geçiyor, 'Esedullah timi adı verilen IŞİD görünümlü bazı unsurların hiçbir hukuki ve insani değere sığmayan eylemleri yüzünden bölge halkı derin bir korku ve endişe içindedir. Bebeklerin, yaşlıların ve kadınların katledildiği bir ülke haline geldik' 1984'ten beri bu ülke bebeklerin, kadınların ve yaşlıların katledildiği bir ülke haline geldi. Kim katlediyorsa katletsin, Allah onları lanetlesin, belalarını versin. Ama burada 'Senin terör örgütün bana yakındı, benim terör örgütüm şöyledir...' Bir söz vardır çalma el kapısını, çalarlar kapını. Terörün dini, dili, ırkı, mezhebi yoktur. Bugün itibarıyla, konjonktürel olarak 'Bu terör bana destek veriyor' diye lanetlememek? Yarın o terörün namluları size de çevrilecektir. Terör ayrımı yapmak bizlere yakışır mı arkadaşlar?."
Öneri aleyhinde konuşan CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, saldırıda hayatını kaybeden Elçi ve polis memuruna Allah'tan rahmet diledi.
Atıcı, bu olayın, Elçi'ye yönelik bir suikast olmadığını, Türkiye'nin, barışın hedef alındığını ifade ederek, bu nedenle çok endişeli, üzüntülü olduğunu bildirdi.
Elindeki Cumhuriyet gazetesini gösteren Atıcı, "Teröristlere silah gönderenleri değil de bu olayları yazan gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül'ün adeta tezgah kurularak, bir kumpasla, tezgahla içeri alınmasından çok endişeliyim, üzgünüm. Terörle mücadele etmeyin demiyoruz ama siz kalkıp da oy hesabıyla, canınız istediği zaman mücadele, canınız istediği zaman müzakere ederseniz işte bu duruma gelmiş oluruz" dedi.
Konuşmaların ardından, HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin basın özgürlüğüyle ilgili Meclis araştırması açılmasına ilişkin grup önerisi kabul edilmedi.
Grup önerisi üzerinde CHP adına söz alan Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, devlet içinde suç işleyen varsa onları yakalamanın hukukun görevi olduğunu kaydetti.
Tezcan, "Devlet hukuk devletiyse suç işlemez ama korsan devletse suç işler. Bunları haber yapanlara casus etiketi yapıştırıp hapse atmak Türkiye Cumhuriyeti'ni korsan devlet statüsüne sokmaktır" dedi.
Devlet içinde suç işleyen varsa ve yakalanırsa hesap vereceğini belirten Tezcan, "Gazeteci bunu yakalarsa haber yapar ama siz gazeteciyi tutuklayamazsınız. Eğer bunların yazılması istenmiyorsa bunun iki yolu var, ya bunu yapmayacaksın ya da yakalanmayacaksın. Hem suçu işleyeceksin hem yakalanacaksın, haber yapılınca hapse atacaksın. Böyle pişkinlik olmaz" diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Tezcan'ın "korsan devlet" sözlerine tepki göstererek, "Topyekün Türkiye Cumhuriyeti Devleti korsan bir devlet olur' hükmünün buradan ifade edilmesi ayıptır" dedi.
Tezcan yeniden söz alarak, "Devleti korsan devlet durumuna düşürmeyin diye uyarıda bulundum" dedi.
TBMM Başkanı İsmail Kahraman, tartışmayla ilgili, "Yeminimizde de var. Devletimize toz konduramayız. Devletimiz ebed müddettir" diyerek, Anayasa'nın 138. maddesindeki "Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisi'nde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz" bölümünü okudu ve hassasiyet gösterilmesini istedi.
MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, "Sayın Başkan 138. maddeyi hatırlatıyorsunuz ama Cumhurbaşkanı hariç mi? 'Onların yanına bunu bırakmam' dedi" ifadesini kullandı.
Gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül'ün tutuklu yargılanmasının ise "ayrı bir rezalet" olduğunu söyleyen Günal, Türkiye'de basının muhalefete sövme konusunda ve terör örgütünü destekleme konusunda özgür olduğunu savundu.
HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan, Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi'nin öldürülmesiyle ilgili "Bir barış elçisi, bir barış güvercini daha bugün katledildi. Elçi konuşmaya, barışa inanıyordu" dedi.
Paylan, suçun cezasız kaldıkça tekrarladığını ifade etti.
Hükümetin yanlış politikasının Suriye'deki ateşe benzin döktüğünü öne süren Paylan, Can Dündar ve Erdem Gül'ün yalnızca gazetecilik görevini yaptıklarını dile getirdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, Tahir Elçi'ye Allah'tan rahmet dileyerek, saldırının yargı tarafından ortaya çıkarılacağını söyledi.
Turan, "Saldırıda polisimiz şehit edildi? Bunun niye üzerine gitmiyoruz. Ben şimdiye kadar duymadım. Terörün tümüne, hepsine karşı olmak hepimizin görevi" diye konuştu.
CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin'in, seçimlerden önce "8 Haziran'da gazetelere el koyacağız" dediğini belirten Turan, "MİT TIR'larıyla ifade edilen mesele, bir gazetecilik faaliyeti değildir. Bavul haberciliğidir. Neden 500 kilometre yol gitti o TIR'lar, sonra durduruldu? Neden durdurulduğunda kameralar oradaydı? Neden seçime 1,5 hafta kala bu haberleştirildi. Mustafa Kemal'in partisinin paralel örgütle yan yana anılmaya başlanmış olması sizin sorununuz" dedi.
Turan, "Can Dündar ve Erdem Gül'ün tutuksuz yargılanmasını isterdim" diye konuştu.
CHP'nin önerisi kabul edilmedi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
AK Parti, CHP, MHP ve HDP Grup Başkanvekilleri, Diyarbakır'daki terör saldırısında Baro Başkanı Tahir Elçi ve bir polis memurunun katledilmesini kınadı.
Kahraman, birleşimi açtıktan sonra yaptığı kısa açıklamada, Diyarbakır'da meydana gelen saldırıda hayatını kaybeden Diyarbakır Belediye Başkanı Tahir Elçi ve şehit polise Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.
İsmail Kahraman, "Ülkemizin istikrarı hedef alan bu saldırıları lanetliyor, bu ve benzeri saldırılara millet olarak boyun eğmeyeceğimizin altını bir kez daha çizmek istiyorum" dedi.
TBMM Başkanı Kahraman, önceki birleşimlerde yemin etmeyen HDP Eş Genel Başkanı, İstanbul Milletvekili Selahattin Demirtaş, HDP Ağrı Milletvekili Leyla Zana, HDP Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım ve HDP Mardin Milletvekili Ali Atalan'ın isimlerini okuttu. Demirtaş, Zana ve Yıldırım salonda olmadıkları için yemin etmezken, Ali Atalan ant içti.
Atalan, Tahir Elçi'yi basın açıklaması yaparken gösteren fotoğrafı ile kürsüye çıktı. Atalan'ın, yemin etmeden önce, "Sayın Elçi'nin katledilmesini şiddetle kınıyor, kendisine rahmet, ailesine başsağlığı diliyorum" ifadeleri üzerine, AK Parti'li milletvekilleri "yemin et" diye seslendi.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, TBMM Başkanı Kahraman'a, "HDP Grubunun önerisi var" deyince, "Milletvekillerinin gündemdışı konuşma talepleri var ancak kabul edilmediği görülüyor. Bu talepleri yerine getirmenizi talep ediyorum" ifadesini kullandı.
Bunun üzerine Kahraman, bugün Hükümet programı üzerinde müzakere yapılacağını, bundan sonraki günlerde bu taleplerin yerine getirileceğini belirtti.
Özel de Kahraman'ın tutumu hakkında usul tartışılması açılmasını istedi.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Diyarbakır'da yapılan alçakça saldırı sonucunda, Tahir Elçi'nin katledildiğini belirterek, şunları söyledi:
"Kendisi uzun bir süredir adeta bütün saldırıların hedefi haline getirilmişti, bir linç kampanyasına maruz bırakılmıştı. Uzun süredir sahaya sürülen savaş konseptinin, bugün baro başkanını katledecek bir düzeye ulaşmasıyla ilgili bu oturumda gündemdışı söyleyeceğimiz sözler vardır. Bu konuda grubumuza gündemdışı söz vermenizi talep ediyoruz. Eğer Özel'e belirtmiş olduğunuz tutumu devam ettirirseniz, biz de tutumunuz hakkında usul tartışması açacağız."
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı da Meclis'in bugün özel bir gündemle toplandığını ve bu nedenle de grup önerilerinin görüşülmeyeceğini belirtti.
Bostancı, şöyle konuştu:
"Tahir Elçi'nin öldürülmesini şiddetle kınıyorum. Mutlak surette, bu işin arkasında, önünde, sağında, solunda ne varsa bütün çıplaklığıyla açığa çıkarılmalı, bizim talebimiz budur. Tahir Elçi, barışçı kişiliğiyle Türkiye kamuoyunda öne çıkmış bir insandır. Yaptığı açıklamalara baktığınızda, bölgede yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmelerine baktığınızda bunu görürsünüz, sosyal medyadaki hesaplarına girdiğinizde de kanaatlerinin ne olduğuyla karşılaşırsınız. Hendeklerin kapatılmasını talep ediyor Tahir Elçi, barışı istiyor. Elçi'nin bu barışçı kişiliği, öyle anlaşılıyor ki birtakım çevrelere rahatsızlık veriyor. Mutlak surette, daha olayın ne olduğu bilinmeden, anlaşılmadan, peşin hükümlerle sahaya çıkmak asla kabul edilemez."
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural da Diyarbakır'da Akkoyunlu Sultanı Kasım Bey tarafından yapılan Dört Ayaklı Minare'ye yapılan saldırı ve tahribatı dile getirmek için yaptığı basın toplantısı sırasında uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybeden Tahir Elçi'ye ve polis memuruna Allah'tan rahmet diledi.
Vural, "Bu saldırının ülkemiz üzerinde oynanan derin oyun ve tuzakların bulunduğu bir dönem içerisinde yapıldığını dikkate alarak, ülkemizin birlik ve bütünlüğünü koruyacak ve bunun arkasındaki amaçları ve emelleri ortaya çıkaracak şekilde açıklığa kavuşturulması bizim de talebimizdir" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Özel de Tahir Elçi'ye ve polis memuruna Allah'tan rahmet dileğinde bulundu.
Elçi'nin hayatını kaybettiğini öğrendiği anda, herkes gibi kendilerinin de adeta "Kırmızı Pazartesi" kitabındaki gibi bir cinayetin işleneceğini herkesin bilip kimsenin birbirine söylemediği hissiyatı içinde olduklarını kaydeden Özel, "Çünkü, Elçi'nin bir kısım medya ve internet üzerindeki sosyal iletişim ağlarında nasıl hedef gösterildiğini ve kendisi hakkında nasıl aleyhte yayınlar yapılmak suretiyle kendisinin açıktan hedef haline getirildiğini hepimiz izledik" diye konuştu.
Konuşmaların ardından TBMM Başkanı Kahraman, tutumu hakkında usul tartışması açtı, lehte ve aleyhte olmak üzere 2'şer milletvekiline söz verdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, bugünkü müzakerelerde, Hükümet programı üzerinde görüşme yapılacağının herkesçe bilindiğini belirtti.
Meclis'in özel gündemle toplandığı günlerde grup önerilerinin görüşülmemesi gerektiğini anlatan Turan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Burada kelime oyunlarıyla zaman kaybetmenin kimseye faydası yok. Ben isterdim ki her grup başkanvekili Tahir Elçi ile ilgili taziyelerini iletsinler ancak sadece baro başkanı ile ilgili değil onu korumak için orada bulunan polis memuru için de taziyelerini iletsinler isterdim. Ölen insandır; ölen insanın siyaseti, kimliği, ideolojisi olmaz. Oraya sadece baro başkanının fotoğrafını koydunuz ama keşke polisle ilgili de fotoğraf koyabilseydiniz. Oradaki saldırı baro başkanımıza değildir, polise yapılan saldırıda hem polisimiz şehit olmuştur hem baro başkanı ölmüştür."
Turan, HDP'li milletvekillerinin laf atması üzerine, "Peşin hükümle 'o katil, bu öldürdü' demek milletvekiline yakışmaz, olay çok taze, daha ceset ve kan yerde. Burası hendek kazılan bir yer değil, burası dağbaşı değil, bağırma yeri değil. Kan ve gerginlik üzerinden siyaset dönemi geride kalmalıdır. Bugün olağanüstü bazı sıkıntılar olması bizi üzmekle beraber, gazeteciler içeride onları da az sonra gündeme getireceksiniz biliyorum ama Hükümet programı üzerinde konuşabiliriz" dedi.
13 yıl sonra yüzde 50 ile Meclis'e tekrar geldiklerini kaydeden Turan, milletin kendilerinden yürümeyi değil, koşmayı istediğini kaydetti.
CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ise Diyarbakır'daki saldırıda Tahir Elçi'nin katledildiğini, polis memurunun hayatını kaybettiğini belirterek, millete başsağlığı diledi.
Dünyanın neresinde olursa olsun, bir baro başkanının sokak ortasında öldürülmesinin önemli bir olay olduğunu ifade eden Ağbaba, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun bir konuşmasında bahsettiği "beyaz torosların" gelmeye başladığını bildirdi.
Veli Ağbaba, gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül'ün tutuklandığını anımsatarak, "Bu tutuklamayla birlikte fotoğraf tamamlanıyor aslında. Hatırlayınız, Suruç katliamı yaşandı. Suruç'un o caddesine farklı renkte tişört giyen bir genç gelse, Suruç'ta bunu görmemek mümkün değil ama devlet tarafından ismi bilinen canlı bomba Suruç'a gidiyor, bombanın pimini çekiyor, patlatıyor. Hükümet ise gizlilik kararı veriyor" dedi.
CHP'nin "terör komisyonu kurulsun" talebinin kabul edilmediğini vurgulayan Ağbaba, şunları kaydetti:
"Biz Adıyaman'a, Suruç'a gittik, rapor hazırladık ve açıkladık: 'Bu cinayetler, Suruç'ta işlenen bu cinayetler, IŞİD'in yetiştirdiği ve AKP'nin görmezden gelerek yetiştirdiği, AKP'nin koruduğu IŞİD katilleri tarafından işlenmiştir.' 9 Ağustosta, 22 tane canlı bomba olabileceğini söyledik ama siz tedbir almadınız. Hem Suruç'taki hem Ankara'daki hem de Tahir Elçi'nin öldürülmesindeki eylemin 3 ortak özelliği var. Suruç'ta da barış istiyorlar, Ankara'da barış istiyorlar, bugün de Tahir Elçi barış istiyor. Nerede bir barış eylemi varsa, AKP'nin besleyip büyüttüğü, 'öfkeli gençler' dediği, silah verdiği, MİT tırlarıyla silah gönderdiği IŞİD katillerinden korkun diyor."
AK Parti'li milletvekilleri, Ağbaba'nın bu sözlerini sıra kapaklarına vurarak protesto etti.
HDP Grup Başkanvekili Baluken de "Baro başkanı ve polis katledilmiş, siviller yaralanmış ama siz bunun, önemli gündemden dolayı tartışılamayacağını söylüyorsunuz. Bunu kabul edemeyiz. Hükümet programı görüşülecekmiş, Hükümet programı aylardır Silvan, Cizre, Nusaybin, Silopi sokaklarında. 12 Eylül döneminde bile uygulanmayan, günlerce süren sokağa çıkma yasaklarını hükümet programı olarak zaten biliyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti Grup Başkanvekili Bostancı da CHP'li Ağbaba'nın, "AK Parti DAEŞ'i koruyor" dediğini anımsatarak, "Bu açıklamalar esasen IŞİD'in sadece içerideki iktidar ilişkilerinde değil, dışarıdaki uluslararası ilişkilerde de ne kadar fonksiyonel ve işe yarar bir örgüt olduğunu gösteriyor" dedi.
Bostancı, Türkiye'nin 2013 yılında DAEŞ'i terörist örgüt olarak ilan ettiğini ve sürekli olarak örgütle mücadele ettiğini bildirdi.
Tekrar söz alan Özgür Özel, dün Ankara'da gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül'ün tutuklanmasını protesto eylemi düzenlendiğini anımsatarak, "TBMM Başkanı, İçişleri Bakanı ve Ankara Valisinden, dün Yüksel Caddesi'ndeki basın açıklaması sırasında, polisin gözüne sıktığı solüsyondan dolayı hastaneye kaldırılan Grup Başkanvekilimiz Levent Gök ile ilgili üzüntülerini dile getirmesini beklerdik ama bu yapılmadı" diye konuştu.
TBMM Başkanı Kahraman, konuşmaların ardından tutumunda bir değişiklik olmadığını ifade etti.
TBMM Genel Kurulu'nda milletvekilleri, Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi ve bir polis memurunun uğradığı saldırı sonucu öldürülmesini kınadı.
HDP, Danışma Kurulu'nda uzlaşma olmadığı için Silvan'daki sokağa çıkma yasağı süresince yaşananların belirlenmesine ilişkin araştırma önergesinin Genel Kurul'da bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak gündeme getirdi.
Grup önerisi lehinde söz alan HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar, saldırı sonucu Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi'nin hayatını yitirdiğini anımsattı.
Sancar, bu cinayetin oluş şeklini bildiklerini, yıllardır örneklerini defalarca yaşadıkları cinayetlerden biri olduğunu savunarak, "En yakın örneği Hrant Dink. Önce hedef gösterilir ardından linç edilir, sonra infaz timleri görevlendirilir, hazırlıkları herkesin gözü önünde yapılır. Tek an kalır o da kurşunu sıkma anı. Dink böyle katledildi, Elçi de böyle" diye konuştu.
Bu cinayetler karşısında ölümleri yarıştırmanın, ölümleri dengelemeye çalışmanın sorumsuzluk olduğunu belirten Sancar, "(Neden Tahir Elçi'nin orada fotoğrafını taşıyorsunuz da polis memurunun fotoğrafını taşımıyorsunuz?) demek, bu cinayetin hedefinin ne olduğunu kamuoyunun gözlerinden saklamaya çalışmak demektir. Elçi'yi anarken, katledilen polis memuruna duygularımızın aynı ölçüde ağır ve acı olduğunu bir kenara bırakıyor değiliz. Bu cinayet Elçi'yeydi, bu cinayeti işleyenler Elçi'yi katletmek için başkalarını katletmeyi de göze almışlardı ve orada katledilen polis memuru da o yan hedeflerden biriydi" dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu da öneri lehinde yaptığı konuşmada, karanlığın, herkesi yutacağını belirtti.
Bekaroğlu, 30 yıldır çatışma olduğunu, son kurbanı Elçi'yi toprağa vereceklerini ifade ederek, şunları söyledi:
"Yaşananlar hepimizi yutacak potansiyeldedir. Bu gerginliklerden medet umanlar olabilir. Ama bu dünyada kim kalmış, Sultan Süleyman kaldı mı hangi saraylar yerinde duruyor? Her şeyden önemlisi insan değil mi ? TBMM üyeleri olarak en temel görevimiz insanın onurunu korumak değil mi?."
AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, grup önerisi aleyhinde söz alarak, barış elçisi Elçi'ye ve şehit polise Allah'tan rahmet diledi.
Terörün, en büyük insanlık suçu olduğunu anlatan Can, bu saldırıyı, demokrasiye kastedenleri lanetlediklerini, kaynağı, söylemi, amacı, adı ne olursa olsun her türlü terör eylemi ve örgütünün karşısında olduklarını belirtti.
Terörün amacının, farklı toplum zenginliklerini birbirine düşürmek olduğunu vurgulayarak, terörle mücadelenin devam edeceğini, teröre en büyük desteği, terör eylemleri ve terör örgütleri karşısında çifte standartla hareket edenlerin verdiğini anlattı.
Ramazan Can, "Terör eylemi, birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi, geleceğimizi, demokrasimizi hedef almaktadır. Bu saldırılar karşısında göstereceğimiz dayanışma ve kararlılık teröre indireceğimiz en önemli darbe olacaktır. Hendekler niye kazılıyor? Hendekleri kazmanın bir gerekçesi olsa gerek. Eğer o hendekler masum insanlarımızı katletmek için bir vesile kılınmaya çalışılıyorsa buna hep beraber karşı durmak durumundayız" diye konuştu.
Can, Çözüm Süreci'ni baltalayanın kim olduğunu herkesin bildiğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"HDP'nin önergesinde bir ibare geçiyor, 'Esedullah timi adı verilen IŞİD görünümlü bazı unsurların hiçbir hukuki ve insani değere sığmayan eylemleri yüzünden bölge halkı derin bir korku ve endişe içindedir. Bebeklerin, yaşlıların ve kadınların katledildiği bir ülke haline geldik' 1984'ten beri bu ülke bebeklerin, kadınların ve yaşlıların katledildiği bir ülke haline geldi. Kim katlediyorsa katletsin, Allah onları lanetlesin, belalarını versin. Ama burada 'Senin terör örgütün bana yakındı, benim terör örgütüm şöyledir...' Bir söz vardır çalma el kapısını, çalarlar kapını. Terörün dini, dili, ırkı, mezhebi yoktur. Bugün itibarıyla, konjonktürel olarak 'Bu terör bana destek veriyor' diye lanetlememek? Yarın o terörün namluları size de çevrilecektir. Terör ayrımı yapmak bizlere yakışır mı arkadaşlar?."
Öneri aleyhinde konuşan CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, saldırıda hayatını kaybeden Elçi ve polis memuruna Allah'tan rahmet diledi.
Atıcı, bu olayın, Elçi'ye yönelik bir suikast olmadığını, Türkiye'nin, barışın hedef alındığını ifade ederek, bu nedenle çok endişeli, üzüntülü olduğunu bildirdi.
Elindeki Cumhuriyet gazetesini gösteren Atıcı, "Teröristlere silah gönderenleri değil de bu olayları yazan gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül'ün adeta tezgah kurularak, bir kumpasla, tezgahla içeri alınmasından çok endişeliyim, üzgünüm. Terörle mücadele etmeyin demiyoruz ama siz kalkıp da oy hesabıyla, canınız istediği zaman mücadele, canınız istediği zaman müzakere ederseniz işte bu duruma gelmiş oluruz" dedi.
Konuşmaların ardından, HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin basın özgürlüğüyle ilgili Meclis araştırması açılmasına ilişkin grup önerisi kabul edilmedi.
Grup önerisi üzerinde CHP adına söz alan Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, devlet içinde suç işleyen varsa onları yakalamanın hukukun görevi olduğunu kaydetti.
Tezcan, "Devlet hukuk devletiyse suç işlemez ama korsan devletse suç işler. Bunları haber yapanlara casus etiketi yapıştırıp hapse atmak Türkiye Cumhuriyeti'ni korsan devlet statüsüne sokmaktır" dedi.
Devlet içinde suç işleyen varsa ve yakalanırsa hesap vereceğini belirten Tezcan, "Gazeteci bunu yakalarsa haber yapar ama siz gazeteciyi tutuklayamazsınız. Eğer bunların yazılması istenmiyorsa bunun iki yolu var, ya bunu yapmayacaksın ya da yakalanmayacaksın. Hem suçu işleyeceksin hem yakalanacaksın, haber yapılınca hapse atacaksın. Böyle pişkinlik olmaz" diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Tezcan'ın "korsan devlet" sözlerine tepki göstererek, "Topyekün Türkiye Cumhuriyeti Devleti korsan bir devlet olur' hükmünün buradan ifade edilmesi ayıptır" dedi.
Tezcan yeniden söz alarak, "Devleti korsan devlet durumuna düşürmeyin diye uyarıda bulundum" dedi.
TBMM Başkanı İsmail Kahraman, tartışmayla ilgili, "Yeminimizde de var. Devletimize toz konduramayız. Devletimiz ebed müddettir" diyerek, Anayasa'nın 138. maddesindeki "Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisi'nde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz" bölümünü okudu ve hassasiyet gösterilmesini istedi.
MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, "Sayın Başkan 138. maddeyi hatırlatıyorsunuz ama Cumhurbaşkanı hariç mi? 'Onların yanına bunu bırakmam' dedi" ifadesini kullandı.
Gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül'ün tutuklu yargılanmasının ise "ayrı bir rezalet" olduğunu söyleyen Günal, Türkiye'de basının muhalefete sövme konusunda ve terör örgütünü destekleme konusunda özgür olduğunu savundu.
HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan, Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi'nin öldürülmesiyle ilgili "Bir barış elçisi, bir barış güvercini daha bugün katledildi. Elçi konuşmaya, barışa inanıyordu" dedi.
Paylan, suçun cezasız kaldıkça tekrarladığını ifade etti.
Hükümetin yanlış politikasının Suriye'deki ateşe benzin döktüğünü öne süren Paylan, Can Dündar ve Erdem Gül'ün yalnızca gazetecilik görevini yaptıklarını dile getirdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, Tahir Elçi'ye Allah'tan rahmet dileyerek, saldırının yargı tarafından ortaya çıkarılacağını söyledi.
Turan, "Saldırıda polisimiz şehit edildi? Bunun niye üzerine gitmiyoruz. Ben şimdiye kadar duymadım. Terörün tümüne, hepsine karşı olmak hepimizin görevi" diye konuştu.
CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin'in, seçimlerden önce "8 Haziran'da gazetelere el koyacağız" dediğini belirten Turan, "MİT TIR'larıyla ifade edilen mesele, bir gazetecilik faaliyeti değildir. Bavul haberciliğidir. Neden 500 kilometre yol gitti o TIR'lar, sonra durduruldu? Neden durdurulduğunda kameralar oradaydı? Neden seçime 1,5 hafta kala bu haberleştirildi. Mustafa Kemal'in partisinin paralel örgütle yan yana anılmaya başlanmış olması sizin sorununuz" dedi.
Turan, "Can Dündar ve Erdem Gül'ün tutuksuz yargılanmasını isterdim" diye konuştu.
CHP'nin önerisi kabul edilmedi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
