2012-05-28 - 14:59
BDP Grup Başkanvekilleri Hasip Kaplan ve Pervin Buldan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın BDP'ye yönelik eleştirilerine ilişkin parlamentoda basın toplantısı düzenledi.
BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, "Basın toplantısı yapmamızın nedeni iki gündür Sayın Başbakanın partimize ve özel olarak isim bildirerek hem eş genel başkanımıza hem de bana ve Sayın Hasip Kaplan'a yönelik eleştirileri." diye konuştu.
Dün, Mehmet Ağar'ın bulunduğu cezaevinde bir oturma eylemleri olduğunu söyleyen Buldan "Cumartesi anneleriyle birlikte Mehmet Ağar'ın bulunduğu cezaevi önünde kayıpların bulunması için ve faili meçhuller konusunda devletin adım atması gerektiğini ifade eden ve aynı zamanda bir dönem Türkiye'de işlenen faili meçhul cinayetlerden birebir sorumlu tutulan Mehmet Ağar'ın 2 yıl gibi komik bir cezayla cezalandırılmasına ilişkin tepkilerimizi, görüşlerimizi ve düşüncelerimizi ifade etmek adına dün ordaydık." dedi. Korkut Eken'in yaptığı açıklamayı eleştiren Buldan, 90'larda ve 1995'te Türkiye'de işlenen faili meçhul cinayetlerden Türkiye'nin başında bulunan Başbakan da dâhil Emniyet Genel Müdürü olağanüstü hal bölge valilerinin birebir sorumlu olduğunu söyledi.
Başbakan'ın kendisiyle ilgili değerlendirmelerine açıklık getirmek istediğinin söyleyen Buldan şöyle konuştu: "Kaçırılan AKP'li yöneticilere ilişkin savaş süreçlerinde böyle şeyler olur ama biz hiçbir zaman kaçırılmaktan, ölmekten ve öldürmekten yana değiliz demiştim. Ama Sayın Başbakan tabii ki söylediğim kelimenin, söylediğim lafların sadece bir bölümünü alıp kendi üslubuyla bu konuya cevap verdi. Biz de Sayın Başbakana 'ölü sevici' tanımlamasının aslında tam da kendisine uyduğunu yani kendi üslubunun aslında buna yakın olduğunu ve sürekli Başbakanın bu ülkede ölümlere sevindiğini ifade etmek istiyoruz. Gerilla da olsa, polis de olsa, asker de olsa bu coğrafyada yaşanan acılar hepimizin yüreğini yakıyor dedik. Bugün de aynı sözlerimi tekrarlamak istiyorum. Ama Başbakan savaştan yana politika izlemeyenleri kendisine hedef olarak belirliyor."
BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan ise, "Arenaya dalan Başbakan önüne gelene saldırıyor. Özellikle değerli basın emekçileri sizler için kullandığı "tasmalı" sözlerini kendisine çerçeveletip aynen iade ediyorum. Kendisine biat edenlere de nasıl ne gözle baktığı ortada. Bir demokratik toplumda basına tahammül etmeyen bir Başbakan ancak Türkiye'de olabilir." dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın muhalefete, muhalefetin eleştirilerine tahammülü olmadığını belirten Kaplan, "Toplu katliam insanlığa karşı işlenen suçların en adisi, en alçakçası en rezilidir. Uludere katliamı budur işte. Biz bunun hesabını soruyoruz. Bunun baş sorumlusu konumunda olanların iyi bilmesi gerekir ki bunun bedelini bunun sorumluluğunu da taşımak zorundadırlar." Şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Uludere ile ilgili "özür yetmez, bundan öte bir acıdır" dediğini söyleyen Kaplan, Başbakan Erdoğan'ın tercihini İçişleri Bakanı'ndan yana koyduğunu ifade etti.
Kaplan sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kürt halkının tarihinde 3 tane seçilmiş travma vardır. 33 kurşun, Halepçe ve günümüzde Roboski. Roboskinin baş sorumlusu siyaseten emri verenlerdir bunu tekrar ediyoruz. Tarih bunun sorumlusu olarak yazacaktır, bu yazılan tırnak içinde diyorum katil olarak geçecektir bu sorumlular.
Uludere katliamı gün ışığına çıkmak zorundadır. Uludere katliamında baş olacaksın, sonra da sorumluluktan kaçacaksın. Nafile Sayın Başbakan. Ölü çocukları paramparça bedenleriyle seni kovalayacak, adalet yerini bulana kadar. Ve açık söylüyoruz. Uludere katliamı insanlık suçu olduğu için uluslararasıdır. Uluslararası hukuka intikal etmiştir, uluslararası ceza mahkemesine verdik, birleşmiş milletler insan hakları komiserliğine verdik. Türkiye uluslararası ceza mahkemesinin tarafı olmayan iki devletten biri... Biri İsrail. Neden? Çünkü uluslararası ceza mahkemesi soykırım suçlarını savaş suçlarını, insanlığa karşı saldırı suçlarını yargılıyor. Siz neden çekinip korkup imzalamıyorsunuz diye soruyoruz bunu.
Sayın Başbakan enteresan bir kişilik? Kürtajda papa gibi konuşacak, sezaryende kendini halife sanacak bir konumda. Başbakanın ruh hali iyi değil." (14:59)
Dün, Mehmet Ağar'ın bulunduğu cezaevinde bir oturma eylemleri olduğunu söyleyen Buldan "Cumartesi anneleriyle birlikte Mehmet Ağar'ın bulunduğu cezaevi önünde kayıpların bulunması için ve faili meçhuller konusunda devletin adım atması gerektiğini ifade eden ve aynı zamanda bir dönem Türkiye'de işlenen faili meçhul cinayetlerden birebir sorumlu tutulan Mehmet Ağar'ın 2 yıl gibi komik bir cezayla cezalandırılmasına ilişkin tepkilerimizi, görüşlerimizi ve düşüncelerimizi ifade etmek adına dün ordaydık." dedi. Korkut Eken'in yaptığı açıklamayı eleştiren Buldan, 90'larda ve 1995'te Türkiye'de işlenen faili meçhul cinayetlerden Türkiye'nin başında bulunan Başbakan da dâhil Emniyet Genel Müdürü olağanüstü hal bölge valilerinin birebir sorumlu olduğunu söyledi.
Başbakan'ın kendisiyle ilgili değerlendirmelerine açıklık getirmek istediğinin söyleyen Buldan şöyle konuştu: "Kaçırılan AKP'li yöneticilere ilişkin savaş süreçlerinde böyle şeyler olur ama biz hiçbir zaman kaçırılmaktan, ölmekten ve öldürmekten yana değiliz demiştim. Ama Sayın Başbakan tabii ki söylediğim kelimenin, söylediğim lafların sadece bir bölümünü alıp kendi üslubuyla bu konuya cevap verdi. Biz de Sayın Başbakana 'ölü sevici' tanımlamasının aslında tam da kendisine uyduğunu yani kendi üslubunun aslında buna yakın olduğunu ve sürekli Başbakanın bu ülkede ölümlere sevindiğini ifade etmek istiyoruz. Gerilla da olsa, polis de olsa, asker de olsa bu coğrafyada yaşanan acılar hepimizin yüreğini yakıyor dedik. Bugün de aynı sözlerimi tekrarlamak istiyorum. Ama Başbakan savaştan yana politika izlemeyenleri kendisine hedef olarak belirliyor."
BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan ise, "Arenaya dalan Başbakan önüne gelene saldırıyor. Özellikle değerli basın emekçileri sizler için kullandığı "tasmalı" sözlerini kendisine çerçeveletip aynen iade ediyorum. Kendisine biat edenlere de nasıl ne gözle baktığı ortada. Bir demokratik toplumda basına tahammül etmeyen bir Başbakan ancak Türkiye'de olabilir." dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın muhalefete, muhalefetin eleştirilerine tahammülü olmadığını belirten Kaplan, "Toplu katliam insanlığa karşı işlenen suçların en adisi, en alçakçası en rezilidir. Uludere katliamı budur işte. Biz bunun hesabını soruyoruz. Bunun baş sorumlusu konumunda olanların iyi bilmesi gerekir ki bunun bedelini bunun sorumluluğunu da taşımak zorundadırlar." Şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Uludere ile ilgili "özür yetmez, bundan öte bir acıdır" dediğini söyleyen Kaplan, Başbakan Erdoğan'ın tercihini İçişleri Bakanı'ndan yana koyduğunu ifade etti.
Kaplan sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kürt halkının tarihinde 3 tane seçilmiş travma vardır. 33 kurşun, Halepçe ve günümüzde Roboski. Roboskinin baş sorumlusu siyaseten emri verenlerdir bunu tekrar ediyoruz. Tarih bunun sorumlusu olarak yazacaktır, bu yazılan tırnak içinde diyorum katil olarak geçecektir bu sorumlular.
Uludere katliamı gün ışığına çıkmak zorundadır. Uludere katliamında baş olacaksın, sonra da sorumluluktan kaçacaksın. Nafile Sayın Başbakan. Ölü çocukları paramparça bedenleriyle seni kovalayacak, adalet yerini bulana kadar. Ve açık söylüyoruz. Uludere katliamı insanlık suçu olduğu için uluslararasıdır. Uluslararası hukuka intikal etmiştir, uluslararası ceza mahkemesine verdik, birleşmiş milletler insan hakları komiserliğine verdik. Türkiye uluslararası ceza mahkemesinin tarafı olmayan iki devletten biri... Biri İsrail. Neden? Çünkü uluslararası ceza mahkemesi soykırım suçlarını savaş suçlarını, insanlığa karşı saldırı suçlarını yargılıyor. Siz neden çekinip korkup imzalamıyorsunuz diye soruyoruz bunu.
Sayın Başbakan enteresan bir kişilik? Kürtajda papa gibi konuşacak, sezaryende kendini halife sanacak bir konumda. Başbakanın ruh hali iyi değil." (14:59)
