2009-05-26 - 14:10
BURSA ŞEVKET YILMAZ DEVLET HASTANESİNDEKİ YANGIN...
CHP Genel Başkan Yardımcısı, Bursa Milletvekili Onur Öymen ve CHP Bursa Millitvekili Abdullah Özer, parlamentoda düzenledikleri basın toplantısında, 8 kişinin hayatını kaybettiği Şevket Yılmaz Devlet Hastanesinin acil tahliye planının bulunmadığı, yangın merdivenine açılan kapıların kilitli olduğu iddialarını sordu.
CHP Genel Başkan Yardımcısı, Bursa Milletvekili Onur Öymen ve CHP Bursa Millitvekili Abdullah Özer, parlamentoda düzenledikleri basın toplantısında, 8 kişinin hayatını kaybettiği Şevket Yılmaz Devlet Hastanesinin acil tahliye planının bulunmadığı, yangın merdivenine açılan kapıların kilitli olduğu iddialarını sordu.

Konuyla ilgili TBMM Başkanlığına soru önergesi verdiklerini ifade eden
Öymen, yangının çıkış nedenini öğrenmek istedi.

Öymen, kendilerine ulaşan bazı bilgilere göre, yangının çıktığı bölgede,
ilgili cihazlara bağlanan kabloların, standart olarak hastanelerde kullanılması
gereken kablolar olmadığını bildirdi. Öymen, daha ucuz ve tehlikeli kabloların
döşendiği iddialarına işaret ederek, bu hastane açıldığında, ''akıllı bina'',
''Türkiye'nin en modern hastanelerinden biri'' şeklinde sunulduğunu anımsattı.

''Yangının çıktığı yerde yangın detektörü ve otomatik söndürme cihazları
var mıydı?'' sorusunu yönelten Öymen, ölümlerin bir bölümünün, elektrik
kesintisinden kaynaklandığına yönelik iddiaların bulunduğunu belirtti. Öymen,
sözlerine şöyle devam etti:

''Elektrik kesintisinden sonra otomatik olarak jeneratörün devreye
girmemesi üzerine, yaşam destek ünitelerinin, suni solunum cihazlarının
çalışmaması nedeniyle hastaların hayatlarını kaybettiği iddia ediliyor. Bu gibi
durumlarda portatif jeneratörlerin olması gerekiyor, bunların olup olmadığını
bilmiyoruz. Yoğun bakım üniteleri bölümlerindeki kapıların girişleri, dumandan
etkilenmeyecek şekilde, özel olarak yapıldı mı? Hastanenin bir acil tahliye
planının olmadığı söyleniyor, doğru mu? Böyle bir plan varsa, bütün personel buna
göre eğitildi mi? Yangın merdivenine açılan kapıların kilitli olduğu iddiaları
doğru mu?''

Sağlık Bakanlığının iki müfettiş görevlendirdiğine dikkati çeken CHP'li
Öymen, bu olaylar çıkmadan önce müfettişlerin görevlendirilmesi, hastanelerin
teçhizatının, acil tahliye planlarının ve eğitimlerinin yeterli olup olmadığının
tespit edilmesi, önlemlerin zamanında alınması gerektiğini vurguladı.

Öymen, ''Bunların yapılmadığını görüyoruz. Ümit ediyoruz ki benzeri
faciaların yaşanmaması için Sağlık Bakanlığı gerekli önlemleri alacaktır, bütün
resmi ve özel hastaneler bu amaçla denetlenecektir'' dedi.

SURİYE SINIRINDAKİ MAYINLARIN TEMİZLENMESİ...

Öymen, gazetecilerin, Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesini öngören kanun tasarısına ilişkin sorularını da yanıtladı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı, Bursa Milletvekili Onur Öymen, Azerbaycan'daki mayınların temizlenmesine Türkiye'nin öncülük yaptığını ifade ederek, ''NAMSA'nın desteğiyle, Kırıkkale'de bir mayın imha ünitesi kuruldu. Bu konuda Türkiye'nin çok tecrübesi var'' dedi.

'NAMSA'nın mayınları temizlediği ülkelerden biri, Azerbaycan'dır. Bu
mayınların temizlenmesi işinde, bir tecrübeli ülke öncülük yapıyor.
Azerbaycan'daki mayın temizleme işinde NAMSA, çalışmalara öncülük yapan ülke ise
Türkiye'dir. NAMSA'nın desteğiyle, Türkiye'de, Kırıkkale'de bir mayın imha
ünitesi kuruldu. Bu konuda Türkiye'nin çok tecrübesi var'' diye konuştu.

Bu konuda daha önce görev yapan subayların kendilerini aradığını,
mayınların temizlenmesinin Silahlı Kuvvetler açısından zor olmadığını
söylediklerini kaydeden Öymen, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bu konuda çok tecrübeli
olduğunu belirtti.

Öymen, mayınların özel sektöre temizletilmesinin, akla gelebilecek en son
ihtimal olduğunu ifade ederek, pek çok ülkenin mayınlarını Silahlı Kuvvetlere
temizlettiğini vurguladı. Öymen, NATO'ya bağlı NAMSA'nın, mayın temizlemede
öncülük ettiğini dile getirerek, ''NAMSA'nın mayınları temizlediği ülkelerden
biri Azerbaycan'dır. Bu mayınların temizlenmesi işinde, bir tecrübeli ülke
öncülük yapıyor. Azerbaycan'daki mayın temizleme işini yapan NAMSA, çalışmalara
öncülük eden ülke ise Türkiye'dir. NAMSA'nın desteğiyle, Türkiye'de, Kırıkkale'de
bir mayın imha ünitesi kuruldu. Bu konuda Türkiye'nin çok tecrübesi var'' diye
konuştu.

Türkiye'de 900 binden fazla mayının, Ottowa Sözleşmesine göre çıkarılması
gerektiğine işaret eden Öymen, ancak yasa tasarısının Suriye sınırındaki 600 bin
mayınla ilgili olduğunu belirtti.

"CHP NEDEN KUŞKU DUYUYOR"?

Öymen, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''Suriyeliler bunu yaptı, biz de
onlar gibi yapıyoruz'' dediğini ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti:

''Suriyelilerin böyle bir şey yaptığı yok. Bizdeki bilgilere göre,
Suriye'nin temizlediği mayınlar, Golan Tepelerine yakın bölgelerdeki mayınlardır.
Bunu yapan da Suriye silahlı kuvvetleridir. Başbakan'ın, daha kapsamlı bilgi
sahibi olarak konuşmasını tavsiye ediyoruz. Pek çok ülkede silahlı kuvvetler bu
işi yapıyor. NAMSA gibi veya kar amacı gütmeyen uluslararası kuruluşlar var.
Bunlardan biri, bugüne kadar 5 milyon mayını temizlemiştir ve 7 bin personeli
vardır. Bunların çalışmalarını, BM, AB gibi kuruluşlar, özel bazı sosyal yardım
kuruluşları finanse ediyor. Bu arazilerin, mayınları temizleyen firmaya, yarım
yüzyıla yakın süre işletilmesi için verilmesi örneğine, biz dünyada rastlamadık.
Hükümet rastladıysa bize de bildirirse memnun oluruz. Bizim kuşkumuz, Hükümetin
esas amacının bu toprakları, birkaç şirkete tahsis etmesidir. Aksi halde, yasa
tasarısının mantıki izahı ve dünyada bir örneği yoktur.''

''BAŞBAKAN'A HİÇ YAKIŞMADI''

Öymen, Başbakan Erdoğan'ın, Türkiye'nin geçmişindeki bazı olayları
''faşizan yaklaşımlar'' olarak nitelendirmesini, büyük üzüntüyle karşıladıklarını
ifade etti.

Hiçbir dönemde cumhuriyet hükümetlerinin, hiç kimse, hiçbir ülke
tarafından faşistlikle suçlanmadığını belirten Öymen, ''Sayın Başbakan'ın neyi
kast ettiği belli değildir. Mayınlardan, İsrail şirketine bu projelerin verilme
ihtimalinden bahsederken bunu söylüyor. Bir Başbakan, kendi ülkesinin geçmişiyle
ilgili daha dikkatli konuşmak, eğer bir konuda iddiası varsa, neyi iddia ettiğini
açıklamak zorundadır. Hangi olayı, durumu, hükümeti kast ediyor; bunları
açıklamadan, geçmişimizi bir bütün olarak faşizanlıkla suçlamak, Başbakan'a hiç
yakışmamıştır'' diye konuştu.

Öymen, her ülkenin geçmişinde sıkıntı, üzüntü verici, yanlış olaylar
bulunduğunu ifade ederek, 6-7 Eylül olaylarını onaylamanın mümkün olmadığını
kaydetti.

''Faşistlik çok kolay kullanılacak bir kelime değildir'' görüşünü dile
getiren Öymen, ''Bütün vatandaşların telefonlarının dinlenmesi faşizan bir
yaklaşımdır. Faşist ülkelerde ancak bütün vatandaşların özgürlükleri bir bütün
olarak kısıtlanır'' dedi.