2012-05-18 - 12:28
CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ÖZTRAK'IN BASIN TOPLANTISI...
CHP Tekirdağ Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında gündeme dair ekonomik gelişmeleri değerlendirdi.
CHP Tekirdağ Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında gündeme dair ekonomik gelişmeleri değerlendirdi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztrak, ekonominin iyiye gitmediğini ileri sürdü ve "Hükümeti uyarmaya, gidişin gidiş olmadığını anlatmaya çalışıyoruz. Ancak Hükümet ekonomideki gelişmeleri küçümsemeye, ciddiye almamaya devam ediyor. Caka satarak işleri götürmeye çalışıyor." dedi

CHP'li Öztrak, bu hafta gelen ekonomik verilerin de iyi gelmediğini belirterek " vatandaşı borca batırarak seçim kazanan Hükümetin yurttaşlarımızın bu borcun altında kalmamaları, borçla aldıkları evi barkı bankalara kaptırmamaları için gereken iş ve gelir artışlarını sağlayamayacağı bir döneme girmekte olduğumuzun işaretlerini veriyor." dedi

CHP'Lİ Öztrak, sözlerinde şunları kaydetti:

"Geçtiğimiz haftalardan kalan gündem bir türlü peşimizi bırakmıyor. Kredi Derecelendirme Kuruluşu Standard & Poor's (S&P), Başbakan'a adeta rest çekti. S&P, Türkiye'den özür dileyecek bir durumun olmadığını ve S&P' nin mesajının Hükümetçe alındığını ifade etti. Bununla da yetinmedi, Hazine ile yapılan kontratın istenmesi halinde fesih edilebileceğini belirtti. Kıymetli arkadaşlar bunlar ağır laflardır. Başbakan S&P'nin kararı üstüne ne diyordu. " Böyle saçmalık olur mu? Tamamen ideolojik bir yaklaşım? Bunu kimse yutmaz. Bunu sen Tayyip Erdoğan'a yutturamazsın"Sayın Başbakan, gerekeni yapın. S&P' nin bu açıklamalarını yutup yutmayacağınızı ilgiyle izleyeceğiz.

Memurlarımız maaşına zam alamadan neredeyse yılın ilk yarısı bitecek. Hükümet, sözde pazarlık masasında, ağzındaki baklayı nihayet çıkardı. AKP memura bu yıl için 3+3; gelecek yıl içinse 2+3 zam teklifinde bulundu.Bu yılın ilk dört ayında gerçekleşen enflasyon ne kadar? % 3,1. Daha yılın ilk yarısı bitmeden; zam memurun cebine girmeden enflasyonun altında ezildi bile. Hükümetin toplu sözleşme sürecini ne kadar ciddiye aldığını sadece buna bakarak anlamak mümkündür arkadaşlar.

Ancak Hükümetin özrü kabahatin de büyük. Başbakan ne diyor? Memura zam verirsek Yunanistan'ın, İspanya'nın durumuna düşeriz. El insaf, Sayın Başbakan; hani Türkiye ekonomisi dünyada en hızlı büyüyen ekonomilerden biriydi? Hani o kadar güçlü bir ekonomiydik ki artık IMF bizden yardım istiyordu? İş memura hakkını vermeye gelince batan ekonomiler ligine giriyoruz, vatandaşa caka satmaya gelince de IMF'nin bile avuç açtığı şahlanan bir ekonomiyiz. Başbakanın ve AKP'nin bu çifte standardını tüm memurların ve halkımızın dikkatine ve değerlendirmesine sunuyorum.

Bu noktada bir şeye değinmeden geçemeyeceğim. Biliyorsunuz Anayasa referandumu sürecinde Memura toplu sözleşme hakkının verilmesinin bir tatlandırıcıdan başka bir şey olmadığını, değişecek hiçbir şeyin olmayacağını hatta bu düzenlemeyle memurların hakem kararlarına karşı dava açma hakkının da elinden alındığını anlattık. Toplu Sözleşmenin daha önceki Toplu Görüşmelerden farklı olmayacağını Hükümetin dediğim dedik, çaldığım düdük anlayışıyla olaya yaklaşacağını ifade ettik. Gelişmeler bizi haklı çıkardı.

Referandumda nikâh masasındakinden daha büyük bir istekle evet diyeceğini söyleyen Memur Sendika başkanları bu konuda bir öz eleştiri yapma ihtiyacı hisseder diye düşündük. Ama ne gezer adam iktidarın 3+3 zulmüne çatacağına; çıkmış AKP'nin ağzıyla ana muhalefete çatıyor. Bu sendika mı memurun hakkını arayacak? Eski bir kamu çalışanı olarak eğer ben bu sendikanın üyesi olsaydım ya derhal bu başkanın pazarlık masasında beni temsil etmesini önlerdim, ya da onun başkanlığındaki sendikadan ayrılırdım.

Bu hafta iki önemli ekonomik veri geldi. Bu yılın ilk üç ayına ilişkin işsizlik rakamları ve bütçenin ilk dört aylık performansı açıklandı. İşsizlik cephesinde sıkıntılı bir tablo var. Yılın ilk üç ayını gösteren Şubat işsizlik verisi % 10,4 oldu. Geçen aydan bu yana yeniden çift haneli işsizlik rakamlarına yerleştik. İş bulma ümidi olmayan, mevsimlik çalışan kesimlerde bu hesaba dâhil edildiğinde geniş işsizlik oranı % 17,9.

Şubat ayında istihdam ve işsizlik rakamlarında dikkat çekici gelişmeler var. Bunu araştırmacıların ve konuyla ilgili kesimlerin dikkatine sunuyorum.
İstihdamdaki artış, 2009 Ekiminden bu yana en düşük seviyeye geriledi. Son bir yılda yaratılan istihdam 530 bin kişi. Yaratılan iş olanakları kriz dönemlerindeki seviyelerine geriledi. Ancak çalışma çağına gelen insanlarımızın da Şubat ayında birdenbire işgücü piyasasına girmeyip, iş aramaktan vazgeçmeye başladıkları anlaşılıyor. Son dört yılın en düşük işgücü artışı bu yılın Şubat ayında gerçekleşti. Yılın ilk üç ayında işgücü, geçen yılın aynı dönemine göre, yalnızca 292 bin kişi arttı. Oysa aynı dönemde çalışma çağındaki nüfus artışı 1 milyon 213 bin. Yani çalışma çağındaki her dört kişiden ancak 1'i iş aramaya başladı.

Sonuçta işsizlik; iş ve istihdam yaratıldığı için değil, çalışma çağına gelen vatandaşlarımız iş gücü piyasasına girmediği için daha da yukarılara gitmiyor. Çalışma çağına gelip de iş arayanların oranı geçen yılki düzeyinde kalmış olsa bile, Şubat ayında işsizlik % 10,4 değil, % 11,6 olacaktı.

Çalışma çağında olup da iş aramayanların sayısı 2007 Aralığından bu yana ilk kez bu yılın Şubat ayında 900 bin kişiyi aştı. 921 bin kişi işgücü piyasasına katılmadı. Kadınların yeniden evlerine dönmeyi tercih ettikleri görülüyor. Son bir yılda ev işleriyle meşgul kadınlarımızın sayısında 387 bin kişilik bir artış var. Bu, 2008 Temmuz ayından bu yana görülen en yüksek artış.

İstihdamın sektörel dağılımına baktığımızda da 2009 Nisan ayından bu yana ilk kez tarım istihdamında gerileme yaşandı. Yani 33 ay sürekli istihdamı artan bu sektör ilk kez Şubat ayında istihdam kaybetti. Eğer iş gücü piyasalarındaki bu keskin değişiklikler anket formları ve hesaplama yöntemlerinde yeni bir AB istatistik sistemine uyum faaliyetinden kaynaklanmıyorsa, hem istihdam olanakları artışındaki bu hızlı yavaşlama, hem de insanların işgücü piyasalarındaki davranışlarındaki keskin değişiklikler hızla yaklaşan bir durgunluğun habercisi olabilir.

Bütçeden de parlak sinyaller gelmiyor Maliye Bakanı rahatsızlığını açıkça belli ediyor. Yılın üçte birlik döneminde bütçedeki açık 5 milyar TL. Geçen yılın aynı dönemine göre artış % 64. Vergi gelirlerinde aynı dönemdeki artış sadece % 10. Geçen yılın Mayıs ayında yürürlüğe giren vergi affından gelen ilave tahsilat ayıklandığında vergi gelirlerindeki artış sadece % 7. Ekonomideki durgunluk vergi gelirlerine de yansıyor.

İşlerin daha da vahimleşmesini Merkez Bankası ve kamu bankalarının bütçeye aktardığı kar paylarının engellediği anlaşılıyor. Sadece Nisan ayında 5,8 milyar TL'lik bir kar payının Bütçeye Hazine Portföyü ve İştirak geliri olarak aktarıldığı anlaşılıyor. Oysa daha bu yıla başlarken tüm yılın toplamında öngörülen kar payı yaklaşık 2,5 milyar TL idi. Sapma iki kat. Hükümet, 2012 bütçesini yaparken Hazinenin iştiraki olan bankaların ilk 10 aylık bilançolarına sahipti. Buna rağmen bu bankalardan yapılacak kar transferine ilişkin öngörüleri bile bu kadar sapan bir Hükümet ya öngörüsüzdür ya da bu gelirleri meclisten yani milli iradeden saklamıştır.

Yine bu süreçte özellikle Merkez Bankasının piyasaları cezalandırıcı para politikası Bütçeyi ilk dört ayda kurtarmış görünüyor. Bugün Resmi Gazete de yayımlanan bir Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile akaryakıt ürünleri üzerindeki ÖTV'lerde sınırlı indirimlere gidildiği anlaşılıyor. Biliyorsunuz uzunca bir süredir bu konuda Hükümete çağrı yapıyorduk. Dünyanın en pahalı benzinini bu ülkenin vatandaşları kullanıyor. Türkiye, tüm Avrupa'da benzinde litre başına en fazla dolaylı vergiyi alan, motorinde en fazla 3. vergiyi alan ülke konumunda. Bu karar olumlu ancak eksiktir. Bütçe dengesi ile ilgili belirsizlik yaratmamak bakımından, mahrum kalınan gelirlerin nereden telafi edileceğinin de açıklanması gerekirdi. Bu haftada üzerinden 1,5 aydan fazla geçmesine rağmen yeni teşviklerin adı var ama kendisi ortada yok.

Son olarak Tüketici güvenindeki bozulma işaretlerine değinmek istiyorum. Güven Endeksi Nisan'da son beş ayın en düşük değerine düşerek 91,1 oldu. Bir önceki aya göre endeksin alt detaylarında önemli düşüşler var. Yılın ilk üç-dört aylık dönemine ilişkin tablo bu verilerle netleşiyor. Yılın ilk üç veya dört ayında dış açıktaki düzelme, ekonomideki durgunluğa rağmen oldukça yavaş. Dış açıkların normal finansman yöntemleriyle kapatılmasında sıkıntılar yaşanıyor. Bir yandan da bütçeden kötü sinyaller geliyor. Ekonomide güven kaybına yönelik işaretler sıklaşıyor.

Sizler aracılığıyla uzunca bir süredir Hükümeti uyarmaya, gidişin gidiş olmadığını anlatmaya çalışıyoruz. Ancak Hükümet ekonomideki gelişmeleri küçümsemeye, ciddiye almamaya devam ediyor. Caka satarak işleri götürmeye çalışıyor. Bu hafta gelen veriler de vatandaşı borca batırarak seçim kazanan Hükümetin yurttaşlarımızın bu borcun altında kalmamaları, borçla aldıkları evi barkı bankalara kaptırmamaları için gereken iş ve gelir artışlarını sağlayamayacağı bir döneme girmekte olduğumuzun işaretlerini veriyor.

Şimdi bu Hükümetin görevi vatandaşını borçlandırarak aldırdığı bu malın mülkün gerçek sahibi yapmaktır. Bu da caka satarak, afra tafra ile olmaz üretimdeki yavaşlama derhal kontrol altına alınmalı, istihdam artışındaki hızlı yavaşlamanın düşüşe dönüşmesi önlenmelidir."

CHP'li Öztrak, birbiri ardına gelen şehit haberleri karşısında duyduğu derin üzüntüyü de dile getirerek şehit ailelerine ve milletimize başsağlığı diledi. (12:28)