2016-07-28 - 15:22
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı. Yabancıların kayıt dışı çalışmalarının önlenmesi, yerli-yabancı iş gücü dengesi kurularak, nitelikli yabancı iş gücünden de yararlanılmasını öngören Uluslararası İşgücü Kanunu Tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı.
HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, gündem dışı söz alarak Adana'da kentsel dönüşüm konusuna değindi.
Kentsel dönüşümün çok bileşenli bir konu olduğunu ancak yapılan projelerde bu bileşenlerin rant uğruna gözardı edildiğini savunan Beştaş, Adana'da gerçekleştirilen projelerin insan odaklı olması, vatandaşların talep ve beklentileri doğrultusunda hareket edilmesi gerektiğini söyledi.
AK Parti Tokat Milletvekili Coşkun Çakır da Prof. Dr. Halil İnalcık'ın vefatı dolayısıyla gündem dışı söz aldı.
İnalcık'ın Cumhuriyet'in sembol isimlerinden biri olduğunu ve bir tarihçi olarak dünyaya ışık tuttuğunu vurgulayan Çakır, İnalcık'ın Türk ve Osmanlı tarihi alanındaki çalışmaların bilime benzersiz katkılar sunduğunu anlattı.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise gündem dışı konuşmasında yerel basının içinde bulunduğu sorunları anlattı. 15 Temmuz gecesi yaşanan FETÖ'nün darbe girişiminin medyanın önemini bir kez daha ortaya koyduğunu ifade eden Gürer, "Medyanın gösterdiği duyarlılık ve mücadele tarihe önemli bir not olarak düşmüştür." dedi.
Gürer, yerel basının sorunlarının bir an önce çözüme kavuşturulmasını isteyerek, bu sorunlara ilişkin Meclis Araştırması açılmasının da yararlı olacağını belirtti.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, gündem dışı konuşmaların ardından yerinden söz alarak, Kamışlı'da DAEŞ tarafından saldırılar gerçekleştirdiğini ifade etti. Meclis'in bu duruma sessiz kaldığını ileri süren Baluken, bu durumun kabul edilemez olduğunu savundu.
Darbe girişimi sonrası Kanun Hükmünde Kararnamelerle yapılan uygulamaları endişe içinde takip ettiklerini söyleyen Baluken, tüm uygulamaların hukuk sınırları içinde olması gerektiğini belirtti.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da 15 Temmuz FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin yargı sürecinin dikkatle takip edilmesi gerektiğini belirterek, bu sürecin kişiselleştirilmemesini ve adalet duygusundan ayrılınmamasını istedi.
Akçay, Türkiye'nin zor günlerden geçtiğini, bu ortamdan birlik, beraberlik ve uzlaşı içinde çıkılabileceğini vurgulayarak, "Ülke bu kadar büyük bir badire içinde geçmeye çalışırken, bazı çiğ ve sığ zihniyetlerin kaostan başkanlık devşirmeye çalışan ifadelerini de kınıyorum." diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da Kamışlı'da insanlık dışı bir katliam yaşandığını ifade ederek, saldırıyı CHP adına kınadıklarını söyledi.
Ülkenin, Siirt ve Hakkari'den gelen 5 şehit haberiyle sarsıldığını ifade eden Altay, darbeyi püskürten Meclis'in terörün bitmesi konusunda da el ve güç birliğini hayata geçirmesini istedi.
Altay, bazı yabancı basın kuruluşlarında Türkiye'de yaşanan darbe girişimine ilişkin kabul edilemez, gerçekleri çarpıtan, haksız yayınlar olduğunu dile getirerek, bu değerlendirmelere "Hadi oradan" diyerek karşılık verdiklerini söyledi.
AK Parti Grup Başkanvekili İlknur İnceöz de konuşmasına Engin Altay'ın yabancı basında yer alan bazı değerlendirmelere ilişkin tepkisine katıldığını söyleyerek başladı.
FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin tüm süreçlerin adalet anlayışı içinde yürütüldüğünü kaydeden İnceöz, "Eleştiriler yapılırken üniformalı vatan hainleriyle, gerçek askerlerimizin ayırt ederek yapmamız lazım. Ve topyekun bir zan altında bırakmamak gerektiği kanaatindeyim. Bu ayrıma dikkat etmemiz lazım." dedi.
Türkiye'nin mücadelesinin sadece Fethullahçı terör örgütüyle değil aynı zamanda PKK terör örgütüyle de sürdüğünü dile getiren İnceöz, ülkenin bu mücadele sürecinden demokrasini güçlendirerek ve kararlı adımlar atarak çıkacağını vurguladı.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı da yerinden söz alarak Kamışlı'daki terör saldırısını kınadıklarını söyledi.
MHP İstanbul Milletvekili Arzu Erdem, FETÖ'nün darbe girişimi sırasında vatandaşların demokrasi uğrunda canları pahasına mücadele ettiğini vurgulayarak, "Demokrasi uğrunda mücadele eden aziz milletimize borcumuz var. Bu borç haklının hakkını vererek ödenebilir." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Uluslararası İşgücü Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerine devam ediliyor.
MHP İstanbul Milletvekili Arzu Erdem, görüşmeler sırasında yaptığı konuşmada, 15 Temmuz akşamı Türk Milleti'nin kararlı bir şekilde birlik ve beraberlik ruhu içinde kenetlendiğini ve hainlere karşı tek yürek olduğunu belirtti.
Darbe girişimi öncesine kadar yapılan sınavların ve mülakatla yapılan atamaların, adalette verilen kararların yalan olduğunu ifade eden Erdem, "Demokrasi uğrunda mücadele eden aziz milletimize borcumuz var. Bu borç, kamu spotları, övgü ile ödenemez. Bu borç haklının hakkını vererek ödenebilir. Milletimiz yeni yanlışlarla mağdur edilmemelidir." diye konuştu.
Tasarıda yer alan yabancılara yönelik oturma ve çalışma izniyle ilgili düzenlemeleri eleştiren Erdem, yabancılara açılan bu kapıların, milletin istihdamına açılan kapılara kilit vuracağını söyledi.
CHP İzmir Milletvekili Ali Yiğit de Türkiye'nin darbelerden çok çektiğini, her darbenin ülkeyi ve demokrasiyi en az 20 yıl geriye götürdüğünü, artık toplumun yeni bir darbeye tahammülü olmadığını vurguladı.
"15 Temmuz'dan bugüne ortaya çıkan bilgiler, belgeler, ifadeler tehlikenin ne kadar büyük olduğunu ortaya çıkarmıştır." diyen Yiğit, ancak bu noktaya gelinmesine yol açan bir yönetim boşluğu olduğunun da görmezden gelinemeyeceğini savundu.
Çağdaş demokrasilerin üç temel ayağının, özgürlük, eşitlik ve adalet olduğunun altını çizen Yiğit, darbe girişimi sonrası süreçte bu üç temel unsurun korunması konusunda hükümeti duyarlı olmaya davet etti.
Yiğit, tasarıdaki yabancı istihdamına ilişkin düzenlemeleri de eleştirdi.
HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş ise konuşmasında olağanüstü hal ve kanun hükmünde kararnamelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Olağanüstü halin hükümete verdiği yetkilerin çok dikkatli ve titizlikle kullanılması gerektiğini savunan Beştaş, gözaltı uygulamaları ve basın özgürlüğü gibi konularda hassasiyet beklediklerini söyledi.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan liderler zirvesine ve partisinin bu zirveye davet edilmemesine değinen Beştaş, "HDP bu ülkenin partisi değil mi?" diye sordu.
CHP Ordu Milletvekili Seyit Torun, Türkiye'nin en önemli sorunlarının başında işsizliğin geldiğine dikkati çekti.
İktidarın tasarı ile kendi vatandaşlarının aleyhinde bir düzenlemeye imza attığını, yabancı ülke vatandaşlarının istihdamının önünü açtığını ifade eden Torun, "Gelişmiş ülkeler vatandaşlarımıza turist vizesi dahi vermezken, biz yabancı ülkelerin vatandaşlarına 'gel, ne olursa olsun gel' demekteyiz. Hiçbir kontrole tabi tutmadan, beyan esası üzerinden istihdam edilmelerinin önü açmaktayız." değerlendirmesini yaptı.
CHP Adana Milletvekili İbrahim Özdiş ise FETÖ'nün darbe girişiminin iktidar, muhalefet ve vatandaşın elbirliği ile bertaraf edildiğini, bunun Türkiye'nin demokrasisi için önemli bir gösterge olduğunu vurguladı.
Süreçte, gazete ve televizyonların kapatılmasının ise çok sayıda gazetecinin bir gecede işsiz kalmasına ve aileleriyle birlikte geniş bir kitlenin mağdur olmasına yol açtığını savunan Özdiş, uygulamalarda hukuk ve adaletten ayrılınmaması gerektiğinin altını çizdi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, çıkarılan bir yönetmelikle, "milletvekillerine tatilde de emeklilik hakkı getirildiği" iddiasıyla ilgili, "Bu yönetmelikte; milletvekilleri, TSK, emniyet, MİT dahil hiç bir meslek grubuna, kanunun dışında herhangi bir hak verilmiş değildir." değerlendirmesini yaptı.
Soylu, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen Uluslararası İşgücü Kanunu Tasarısının görüşmelerinde, bugün basında da yer alan, CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın, "Milletvekillerine tatilde bile yıpranma payı getirdiniz. Bu doğru değildir. Derhal geri çekilmelidir." sözlerine yanıt verdi.
Çok önemli bir dönemden geçildiğini belirten Soylu, Meclisin bu dönemde; iktidar ve muhalefet milletvekilleriyle birlikte önemli bir demokrasi duruşu sergilediğini kaydetti.
Soylu, milletvekilleri, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), emniyet ve MİT mensuplarıyla alakalı fiili hizmet zammı konusunda, 2013 yılında çıkan kanundan yola çıkılarak, bugün bir gazetede, "milletvekilleri tatilde de emeklilik hakkı kazanacak" diye haber yayımlandığını söyledi.
Milletvekillerinin etkinliklerini ve itibarlarını bazen azaltmak bazen de çok kritik dönemlerde onları etkisizleştirmek için bu tip haberlerin ortaya konulduğunu belirten Soylu, şöyle konuştu:
"2008'de Sosyal Güvenlik Kanunu yenilendiğinde, fiili hizmet zammı tekrar gözden geçirildi. 10 Ocak 2013 tarihinde milletvekilleri, Türk Silahlı Kuvvetleri, emniyet ve MİT mensuplarına fiili hizmet zammı ortaya konuldu. Bu kanunda da milletvekillerimiz için yılda 90 günlük fiili hizmet zammı değerlendirildi.
2014 yılında bunun uygulanmasına yönelik genelge yayımlandı. Genelgedeki bir takım maddeleri yönetmeliğe koymak ve bu şekilde ortaya çıkabilecek eksiklikleri ortadan kaldırmak gerekiyordu. Şubat ve mart ayında hazırlık yapıldı, nisan ayında Resmi Gazete'de yayımlanmak için yönetmelik gönderildi. Bu yönetmelikte; milletvekilleri TSK, emniyet, MİT dahil hiç bir meslek grubuna, kanunun dışında herhangi bir hak verilmiş değildir. Böyle bir şey mümkün de değildir. Çünkü, kanunun vermediğini ne yönetmelik ne de genelge ortaya koyabilir."
Bakan Soylu, milletvekillerinde, "Bu kanun çıktığı andan itibaren, Çin dahil dünyadaki bütün mimarlar Türkiye'ye akın edecek." endişesi olduğunu söyledi.
Büyük projeler dahil olmak üzere, 2015 yılında 117 mühendise ülkede çalışma izni verildiğini ifade eden Soylu, Kuzey Marmara Otoyolu projesinde yerli 372, yabancı 61 mühendis çalıştığını bildirdi.
Bakan Soylu, Gebze-İzmir Otoyolu projesinde ise 434 yerli, 46 yabancı mühendis çalıştığını kaydetti.
Uluslarar arası bir takım teknolojilerin Türkiye'ye aktarılmasına ihtiyaç olduğunu vurgulayan Soylu, bu kanunu çıkardıkları andan itibaren Çin'den ve dünyanın diğer ülkelerinden akın akın mimar, mühendis gelmesinin söz konusu olmayacağını ifade etti.
Yabancıların kayıt dışı çalışmalarının önlenmesi, yerli-yabancı iş gücü dengesi kurularak, nitelikli yabancı iş gücünden de yararlanılmasını öngören Uluslararası İşgücü Kanunu Tasarısı, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.
Kanun, uluslararası iş gücüne ilişkin politikaların belirlenmesi, uygulanması, izlenmesi, yabancılara verilecek çalışma izni ve çalışma izni muafiyetlerine dair iş ve işlemlerde izlenecek usulleri, yetki, sorumlulukları, uluslararası iş gücü alanındaki hak ve yükümlülükleri düzenliyor.
Kanun, Türkiye'de çalışmak için başvuruda bulunan veya çalışan; bir işveren yanında mesleki eğitim görmek üzere başvuruda bulunan veya gören; staj yapmak üzere başvuruda bulunan veya staj yapan yabancılar ile yabancı çalıştıran veya çalıştırmak üzere başvuruda bulunan kişileri kapsıyor.
Kanuna göre, çalışma izni almaktan muaf tutulan yabancıların iş ve işlemleri, bu kanun hükümlerine göre yürütülecek.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı; Uluslararası İşgücü Politikası Danışma Kurulu kararlarını dikkate alarak, uluslararası iş gücüne ilişkin politika belirleyecek, politikayı uygulamaya yönelik ulusal ve uluslararası düzeyde faaliyette bulunacak.
Uluslararası İşgücü Politikası Danışma Kurulu; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı başkanlığında, Bakanlık Müsteşarı, AB, Dışişleri, Ekonomi, İçişleri, Kalkınma, Kültür ve Turizm bakanlıklarının müsteşarları ile Uluslararası İşgücü Genel Müdüründen oluşacak.
Konuyla ilgili kamu kurumları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile Ekonomik ve Sosyal Konseyde temsil edilen işçi ve işveren konfederasyonlarının temsilcileri kurul üyesi olarak toplantıya davet edilebilecek.
Bakanlık; kurul kararlarını, uluslararası iş gücü politikası esaslarının ve Türkiye'nin uluslararası iş gücü ihtiyacının belirlenmesinde dikkate alacak.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı; yabancı istihdamı taleplerini almak, değerlendirmek ve uluslararası iş gücünün etkilerini izlemek üzere yabancı başvuru, değerlendirme ve izleme sistemi kuracak.
Bakanlık; yabancı istihdamı ihtiyacına ve düzenleme kapsamındaki diğer konulara ilişkin kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerden bilgi, belge talep edebilecek.
Kanun kapsamında yer alan yabancılar, çalışma izni olmadan Türkiye'de çalışamayacak veya çalıştırılamayacak.
İlgili kanunlarda, Türkiye'nin taraf olduğu ikili veya çok taraflı anlaşmalar ile uluslararası sözleşmelerde, "çalışma izni almadan çalışabileceği" belirtilen yabancılar, bu kanuna göre çalışma izni almadan çalışabilecek, çalıştırılabilecek.
Çalışma izni başvuruları yurt içinde Bakanlığa, yurt dışında büyükelçilikler veya başkonsolosluklara yapılacak.
Çalışma izni başvuruları, yetkili aracı kurum tarafından da yapılabilecek.
Bakanlık, Uluslararası İşgücü Politikası Danışma Kurulu kararları doğrultusunda çalışma izni başvurusunun değerlendirilmesinde ve çalışma izni puanlama sisteminin oluşturulmasında kullanılacak kriterleri belirleyecek.
Usulüne uygun olarak yapılan başvuruların değerlendirilmesi, 30 gün içinde tamamlanacak.
Mesleki yeterlilik gerektiren sağlık ve eğitim hizmetlerinde çalışacak yabancıların çalışma izni başvurularının değerlendirilmesinde ön izin alınacak. Sağlık hizmetlerinde Sağlık Bakanlığı, eğitim hizmetlerinde Milli Eğitim Bakanlığı bu hizmetlerde mesleki faaliyette bulunacak yabancılara ön izin vermeye yetkili olacak.
Yükseköğretim kurumlarında çalışacak yabancı öğretim elemanları için ise YÖK Başkanlığından ön izin alınacak. Ar-Ge merkezi belgesi olan firmalarda Ar-Ge personeli olarak çalışacak yabancıların çalışma izni başvuruları Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının olumlu görüşü olması halinde değerlendirilecek.
Uluslararası işgücü politikasına uygun olmayan, sahte veya yanıltıcı bilgi, belgelerle yapılan, gerekçesi yeterli görülmeyen, kamu düzeni, güvenliği veya sağlığı açısından Türkiye'de çalışmasında sakınca görülen yabancılar ile Türkiye'nin tanımadığı veya diplomatik ilişkisinin bulunmadığı ülke vatandaşları için yapılan başvurular reddedilecek.
Türkiye'de uzun dönem ikamet izni veya en az 8 yıl çalışma izni olan yabancılar, süresiz çalışma iznine başvurabilecek. Süresiz çalışma izni olan yabancılar, Türk vatandaşlarına tanınan haklardan yararlanacak. Ancak seçme, seçilme ve kamu görevlerine girme hakkı ile askerlik hizmeti yapma yükümlülüğü olmayacak.
TBMM Genel Kurulunda kabul edilen Uluslararası İşgücü Kanunu'na göre, yabancıya, iş veya hizmet sözleşmesinin süresini aşmamak koşuluyla, belirli bir işte çalışmak şartıyla ilk başvuruda en çok bir yıl geçerli çalışma izni verilecek.
Yabancıya verilecek çalışma izni aynı işverene bağlı olarak ilk uzatma başvurusunda en çok 2 yıl, sonraki uzatma başvurularında ise en çok 3 yıla kadar sonuçlandırılacak.
Türkiye'de uzun dönem ikamet izni veya en az 8 yıl çalışma izni olan yabancılar, süresiz çalışma iznine başvurabilecek. Süresiz çalışma izni olan yabancı, sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakları saklı kalmak ve bu hakların kullanımında ilgili mevzuat hükümlerine tabi olmak şartıyla, Türk vatandaşlarına tanınan haklardan yararlanacak. Ancak seçme, seçilme ve kamu görevlerine girme hakkı ile askerlik hizmeti yapma yükümlülüğü olmayacak.
Eğitim düzeyi, mesleki deneyimi, bilim ve teknolojiye katkısı, Türkiye'deki faaliyetinin veya yatırımının ülke ekonomisine, istihdama etkisi doğrultusunda, Uluslararası İşgücü Politikası Danışma Kurulunun önerisiyle, başvurusu bakanlıkça uygun görülen yabancılara "Turkuaz Kart" verilecek.
Turkuaz Kart, ilk 3 yılı geçiş süresi olmak kaydıyla verilecek ve kart sahibi yabancı, kanunla düzenlenen süresiz çalışma izninin sağladığı haklardan yararlanacak. Turkuaz Kart sahibi yabancının, mevzuat hükümlerine göre eş ve bakmakla yükümlü olduğu çocuklarına, "Turkuaz Kart sahibi yakını" olduğunu gösteren ve ikamet izni yerine geçen belge verilecek.
Turkuaz kart uygulamasında; akademik alanda uluslararası kabul görmüş çalışmaları bulunanlar, bilim, sanayi ve teknolojide stratejik kabul edilen bir alanda öne çıkanlar, ihracat, istihdam veya yatırım kapasitesi olarak ulusal ekonomiye önemli katkı sağlayan ya da sağlaması öngörülenler, "nitelikli yabancı" olarak değerlendirilecek. Ancak, geçici koruma sağlanan yabancılara, Turkuaz kart ile ilgili düzenlemeler uygulanmayacak.
Verilen çalışma izni veya çalışma izni muafiyeti, ikamet izni yerine geçecek. Ancak Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununda tanımlanan, "mülteci" ya da "ikincil koruma" statüsü sahibi dışındaki yabancıların ikamet izinleri, çalışma izni yerine geçmeyecek.
Çalışma izni alan yabancı, çalışma izninin geçerliliğinin başladığı tarihten itibaren 6 ay içerisinde Türkiye'ye gelmek zorunda olacak, bu süre içerisinde Türkiye'ye gelmeyen yabancının çalışma izni iptal edilecek.
Çalışma izni muafiyetinden yararlanarak çalışan yabancılar, muafiyetlerini belirten bir belge ile kendilerine sağlanan ikamet izni gibi haklardan yararlanabilecek.
Kanunla, Türkiye'de diplomatik ve konsiller temsilciliklere bağlı olarak faaliyet gösteren okul, kültür kurumu, din kurumu gibi birimlerde görevli yabancılara ve bu kişilerin eş, çocuklarına çalışma izni muafiyeti alarak çalışabilme kolaylığı tanınıyor.
Çalışma izni ve çalışma izni muafiyeti, süresinin sona ermesi veya bakanlıkça iptal edilmesi halinde geçerliliğini yitirecek.
Yabancının çalışma izni veya çalışma izni muafiyeti; iznin geçerlilik tarihinden itibaren 6 ay içinde Türkiye'ye gelmemesi, pasaportunun veya pasaport yerine geçen belgesinin geçerlilik süresinin uzatılmaması, çalışmasının herhangi bir nedenle sona ermesi, Türkiye'de çalışmasında sakınca olduğunun bildirilmesi, bir yıldan uzun süre Türkiye dışında kalması ve yurt dışında kalış süresinin belirlenen süreyi aşması hallerinde iptal edilecek.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca belirlenen ve uluslararası işgücü politikasına uygun, eğitim düzeyi, ücreti, mesleki deneyimi, bilim ve teknolojiye katkısı ve benzeri özellikleri itibarıyla nitelikli işgücü olarak değerlendirilen yabancılara çalışma izni verilmesinde istisnai hükümler uygulanacak.
İçişleri Bakanlığı veya Dışişleri Bakanlığı tarafından Türk soylu olduğu bildirilen, KKTC vatandaşı ve AB üyesi ülke vatandaşları da çalışma izni konusunda istisnai haklardan yararlanabilecek. Türk vatandaşlığı ile bir bağı olması ve ülkemizde ikamet etmesi nedeniyle, bir Türk vatandaşı ile evli ve eşiyle Türkiye'de evlilik birliği içinde yaşayan yabancılar da bu kapsama alınacak.
Uluslararası koruma talebinde bulunan ve henüz başvurusu hakkında son karar verilmemiş veya şartlı mülteci olan yabancılar, uluslararası koruma başvurusu tarihinden, geçici koruma sağlanan yabancılar ise geçici koruma kimlik belgesinin düzenlendiği tarihten 6 ay sonra çalışma izni veya çalışma izni muafiyeti almak için başvurabilecek.
Uluslararası koruma altındaki yabancıların geçerli çalışma izni veya çalışma izni muafiyetine sahip olması, bu kişilere Türkiye'de mutlak kalış hakkı sağlamayacak.
****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, gündem dışı söz alarak Adana'da kentsel dönüşüm konusuna değindi.
Kentsel dönüşümün çok bileşenli bir konu olduğunu ancak yapılan projelerde bu bileşenlerin rant uğruna gözardı edildiğini savunan Beştaş, Adana'da gerçekleştirilen projelerin insan odaklı olması, vatandaşların talep ve beklentileri doğrultusunda hareket edilmesi gerektiğini söyledi.
AK Parti Tokat Milletvekili Coşkun Çakır da Prof. Dr. Halil İnalcık'ın vefatı dolayısıyla gündem dışı söz aldı.
İnalcık'ın Cumhuriyet'in sembol isimlerinden biri olduğunu ve bir tarihçi olarak dünyaya ışık tuttuğunu vurgulayan Çakır, İnalcık'ın Türk ve Osmanlı tarihi alanındaki çalışmaların bilime benzersiz katkılar sunduğunu anlattı.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise gündem dışı konuşmasında yerel basının içinde bulunduğu sorunları anlattı. 15 Temmuz gecesi yaşanan FETÖ'nün darbe girişiminin medyanın önemini bir kez daha ortaya koyduğunu ifade eden Gürer, "Medyanın gösterdiği duyarlılık ve mücadele tarihe önemli bir not olarak düşmüştür." dedi.
Gürer, yerel basının sorunlarının bir an önce çözüme kavuşturulmasını isteyerek, bu sorunlara ilişkin Meclis Araştırması açılmasının da yararlı olacağını belirtti.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, gündem dışı konuşmaların ardından yerinden söz alarak, Kamışlı'da DAEŞ tarafından saldırılar gerçekleştirdiğini ifade etti. Meclis'in bu duruma sessiz kaldığını ileri süren Baluken, bu durumun kabul edilemez olduğunu savundu.
Darbe girişimi sonrası Kanun Hükmünde Kararnamelerle yapılan uygulamaları endişe içinde takip ettiklerini söyleyen Baluken, tüm uygulamaların hukuk sınırları içinde olması gerektiğini belirtti.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da 15 Temmuz FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin yargı sürecinin dikkatle takip edilmesi gerektiğini belirterek, bu sürecin kişiselleştirilmemesini ve adalet duygusundan ayrılınmamasını istedi.
Akçay, Türkiye'nin zor günlerden geçtiğini, bu ortamdan birlik, beraberlik ve uzlaşı içinde çıkılabileceğini vurgulayarak, "Ülke bu kadar büyük bir badire içinde geçmeye çalışırken, bazı çiğ ve sığ zihniyetlerin kaostan başkanlık devşirmeye çalışan ifadelerini de kınıyorum." diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da Kamışlı'da insanlık dışı bir katliam yaşandığını ifade ederek, saldırıyı CHP adına kınadıklarını söyledi.
Ülkenin, Siirt ve Hakkari'den gelen 5 şehit haberiyle sarsıldığını ifade eden Altay, darbeyi püskürten Meclis'in terörün bitmesi konusunda da el ve güç birliğini hayata geçirmesini istedi.
Altay, bazı yabancı basın kuruluşlarında Türkiye'de yaşanan darbe girişimine ilişkin kabul edilemez, gerçekleri çarpıtan, haksız yayınlar olduğunu dile getirerek, bu değerlendirmelere "Hadi oradan" diyerek karşılık verdiklerini söyledi.
AK Parti Grup Başkanvekili İlknur İnceöz de konuşmasına Engin Altay'ın yabancı basında yer alan bazı değerlendirmelere ilişkin tepkisine katıldığını söyleyerek başladı.
FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin tüm süreçlerin adalet anlayışı içinde yürütüldüğünü kaydeden İnceöz, "Eleştiriler yapılırken üniformalı vatan hainleriyle, gerçek askerlerimizin ayırt ederek yapmamız lazım. Ve topyekun bir zan altında bırakmamak gerektiği kanaatindeyim. Bu ayrıma dikkat etmemiz lazım." dedi.
Türkiye'nin mücadelesinin sadece Fethullahçı terör örgütüyle değil aynı zamanda PKK terör örgütüyle de sürdüğünü dile getiren İnceöz, ülkenin bu mücadele sürecinden demokrasini güçlendirerek ve kararlı adımlar atarak çıkacağını vurguladı.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı da yerinden söz alarak Kamışlı'daki terör saldırısını kınadıklarını söyledi.
MHP İstanbul Milletvekili Arzu Erdem, FETÖ'nün darbe girişimi sırasında vatandaşların demokrasi uğrunda canları pahasına mücadele ettiğini vurgulayarak, "Demokrasi uğrunda mücadele eden aziz milletimize borcumuz var. Bu borç haklının hakkını vererek ödenebilir." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Uluslararası İşgücü Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerine devam ediliyor.
MHP İstanbul Milletvekili Arzu Erdem, görüşmeler sırasında yaptığı konuşmada, 15 Temmuz akşamı Türk Milleti'nin kararlı bir şekilde birlik ve beraberlik ruhu içinde kenetlendiğini ve hainlere karşı tek yürek olduğunu belirtti.
Darbe girişimi öncesine kadar yapılan sınavların ve mülakatla yapılan atamaların, adalette verilen kararların yalan olduğunu ifade eden Erdem, "Demokrasi uğrunda mücadele eden aziz milletimize borcumuz var. Bu borç, kamu spotları, övgü ile ödenemez. Bu borç haklının hakkını vererek ödenebilir. Milletimiz yeni yanlışlarla mağdur edilmemelidir." diye konuştu.
Tasarıda yer alan yabancılara yönelik oturma ve çalışma izniyle ilgili düzenlemeleri eleştiren Erdem, yabancılara açılan bu kapıların, milletin istihdamına açılan kapılara kilit vuracağını söyledi.
CHP İzmir Milletvekili Ali Yiğit de Türkiye'nin darbelerden çok çektiğini, her darbenin ülkeyi ve demokrasiyi en az 20 yıl geriye götürdüğünü, artık toplumun yeni bir darbeye tahammülü olmadığını vurguladı.
"15 Temmuz'dan bugüne ortaya çıkan bilgiler, belgeler, ifadeler tehlikenin ne kadar büyük olduğunu ortaya çıkarmıştır." diyen Yiğit, ancak bu noktaya gelinmesine yol açan bir yönetim boşluğu olduğunun da görmezden gelinemeyeceğini savundu.
Çağdaş demokrasilerin üç temel ayağının, özgürlük, eşitlik ve adalet olduğunun altını çizen Yiğit, darbe girişimi sonrası süreçte bu üç temel unsurun korunması konusunda hükümeti duyarlı olmaya davet etti.
Yiğit, tasarıdaki yabancı istihdamına ilişkin düzenlemeleri de eleştirdi.
HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş ise konuşmasında olağanüstü hal ve kanun hükmünde kararnamelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Olağanüstü halin hükümete verdiği yetkilerin çok dikkatli ve titizlikle kullanılması gerektiğini savunan Beştaş, gözaltı uygulamaları ve basın özgürlüğü gibi konularda hassasiyet beklediklerini söyledi.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan liderler zirvesine ve partisinin bu zirveye davet edilmemesine değinen Beştaş, "HDP bu ülkenin partisi değil mi?" diye sordu.
CHP Ordu Milletvekili Seyit Torun, Türkiye'nin en önemli sorunlarının başında işsizliğin geldiğine dikkati çekti.
İktidarın tasarı ile kendi vatandaşlarının aleyhinde bir düzenlemeye imza attığını, yabancı ülke vatandaşlarının istihdamının önünü açtığını ifade eden Torun, "Gelişmiş ülkeler vatandaşlarımıza turist vizesi dahi vermezken, biz yabancı ülkelerin vatandaşlarına 'gel, ne olursa olsun gel' demekteyiz. Hiçbir kontrole tabi tutmadan, beyan esası üzerinden istihdam edilmelerinin önü açmaktayız." değerlendirmesini yaptı.
CHP Adana Milletvekili İbrahim Özdiş ise FETÖ'nün darbe girişiminin iktidar, muhalefet ve vatandaşın elbirliği ile bertaraf edildiğini, bunun Türkiye'nin demokrasisi için önemli bir gösterge olduğunu vurguladı.
Süreçte, gazete ve televizyonların kapatılmasının ise çok sayıda gazetecinin bir gecede işsiz kalmasına ve aileleriyle birlikte geniş bir kitlenin mağdur olmasına yol açtığını savunan Özdiş, uygulamalarda hukuk ve adaletten ayrılınmaması gerektiğinin altını çizdi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, çıkarılan bir yönetmelikle, "milletvekillerine tatilde de emeklilik hakkı getirildiği" iddiasıyla ilgili, "Bu yönetmelikte; milletvekilleri, TSK, emniyet, MİT dahil hiç bir meslek grubuna, kanunun dışında herhangi bir hak verilmiş değildir." değerlendirmesini yaptı.
Soylu, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen Uluslararası İşgücü Kanunu Tasarısının görüşmelerinde, bugün basında da yer alan, CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın, "Milletvekillerine tatilde bile yıpranma payı getirdiniz. Bu doğru değildir. Derhal geri çekilmelidir." sözlerine yanıt verdi.
Çok önemli bir dönemden geçildiğini belirten Soylu, Meclisin bu dönemde; iktidar ve muhalefet milletvekilleriyle birlikte önemli bir demokrasi duruşu sergilediğini kaydetti.
Soylu, milletvekilleri, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), emniyet ve MİT mensuplarıyla alakalı fiili hizmet zammı konusunda, 2013 yılında çıkan kanundan yola çıkılarak, bugün bir gazetede, "milletvekilleri tatilde de emeklilik hakkı kazanacak" diye haber yayımlandığını söyledi.
Milletvekillerinin etkinliklerini ve itibarlarını bazen azaltmak bazen de çok kritik dönemlerde onları etkisizleştirmek için bu tip haberlerin ortaya konulduğunu belirten Soylu, şöyle konuştu:
"2008'de Sosyal Güvenlik Kanunu yenilendiğinde, fiili hizmet zammı tekrar gözden geçirildi. 10 Ocak 2013 tarihinde milletvekilleri, Türk Silahlı Kuvvetleri, emniyet ve MİT mensuplarına fiili hizmet zammı ortaya konuldu. Bu kanunda da milletvekillerimiz için yılda 90 günlük fiili hizmet zammı değerlendirildi.
2014 yılında bunun uygulanmasına yönelik genelge yayımlandı. Genelgedeki bir takım maddeleri yönetmeliğe koymak ve bu şekilde ortaya çıkabilecek eksiklikleri ortadan kaldırmak gerekiyordu. Şubat ve mart ayında hazırlık yapıldı, nisan ayında Resmi Gazete'de yayımlanmak için yönetmelik gönderildi. Bu yönetmelikte; milletvekilleri TSK, emniyet, MİT dahil hiç bir meslek grubuna, kanunun dışında herhangi bir hak verilmiş değildir. Böyle bir şey mümkün de değildir. Çünkü, kanunun vermediğini ne yönetmelik ne de genelge ortaya koyabilir."
Bakan Soylu, milletvekillerinde, "Bu kanun çıktığı andan itibaren, Çin dahil dünyadaki bütün mimarlar Türkiye'ye akın edecek." endişesi olduğunu söyledi.
Büyük projeler dahil olmak üzere, 2015 yılında 117 mühendise ülkede çalışma izni verildiğini ifade eden Soylu, Kuzey Marmara Otoyolu projesinde yerli 372, yabancı 61 mühendis çalıştığını bildirdi.
Bakan Soylu, Gebze-İzmir Otoyolu projesinde ise 434 yerli, 46 yabancı mühendis çalıştığını kaydetti.
Uluslarar arası bir takım teknolojilerin Türkiye'ye aktarılmasına ihtiyaç olduğunu vurgulayan Soylu, bu kanunu çıkardıkları andan itibaren Çin'den ve dünyanın diğer ülkelerinden akın akın mimar, mühendis gelmesinin söz konusu olmayacağını ifade etti.
Yabancıların kayıt dışı çalışmalarının önlenmesi, yerli-yabancı iş gücü dengesi kurularak, nitelikli yabancı iş gücünden de yararlanılmasını öngören Uluslararası İşgücü Kanunu Tasarısı, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.
Kanun, uluslararası iş gücüne ilişkin politikaların belirlenmesi, uygulanması, izlenmesi, yabancılara verilecek çalışma izni ve çalışma izni muafiyetlerine dair iş ve işlemlerde izlenecek usulleri, yetki, sorumlulukları, uluslararası iş gücü alanındaki hak ve yükümlülükleri düzenliyor.
Kanun, Türkiye'de çalışmak için başvuruda bulunan veya çalışan; bir işveren yanında mesleki eğitim görmek üzere başvuruda bulunan veya gören; staj yapmak üzere başvuruda bulunan veya staj yapan yabancılar ile yabancı çalıştıran veya çalıştırmak üzere başvuruda bulunan kişileri kapsıyor.
Kanuna göre, çalışma izni almaktan muaf tutulan yabancıların iş ve işlemleri, bu kanun hükümlerine göre yürütülecek.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı; Uluslararası İşgücü Politikası Danışma Kurulu kararlarını dikkate alarak, uluslararası iş gücüne ilişkin politika belirleyecek, politikayı uygulamaya yönelik ulusal ve uluslararası düzeyde faaliyette bulunacak.
Uluslararası İşgücü Politikası Danışma Kurulu; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı başkanlığında, Bakanlık Müsteşarı, AB, Dışişleri, Ekonomi, İçişleri, Kalkınma, Kültür ve Turizm bakanlıklarının müsteşarları ile Uluslararası İşgücü Genel Müdüründen oluşacak.
Konuyla ilgili kamu kurumları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile Ekonomik ve Sosyal Konseyde temsil edilen işçi ve işveren konfederasyonlarının temsilcileri kurul üyesi olarak toplantıya davet edilebilecek.
Bakanlık; kurul kararlarını, uluslararası iş gücü politikası esaslarının ve Türkiye'nin uluslararası iş gücü ihtiyacının belirlenmesinde dikkate alacak.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı; yabancı istihdamı taleplerini almak, değerlendirmek ve uluslararası iş gücünün etkilerini izlemek üzere yabancı başvuru, değerlendirme ve izleme sistemi kuracak.
Bakanlık; yabancı istihdamı ihtiyacına ve düzenleme kapsamındaki diğer konulara ilişkin kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerden bilgi, belge talep edebilecek.
Kanun kapsamında yer alan yabancılar, çalışma izni olmadan Türkiye'de çalışamayacak veya çalıştırılamayacak.
İlgili kanunlarda, Türkiye'nin taraf olduğu ikili veya çok taraflı anlaşmalar ile uluslararası sözleşmelerde, "çalışma izni almadan çalışabileceği" belirtilen yabancılar, bu kanuna göre çalışma izni almadan çalışabilecek, çalıştırılabilecek.
Çalışma izni başvuruları yurt içinde Bakanlığa, yurt dışında büyükelçilikler veya başkonsolosluklara yapılacak.
Çalışma izni başvuruları, yetkili aracı kurum tarafından da yapılabilecek.
Bakanlık, Uluslararası İşgücü Politikası Danışma Kurulu kararları doğrultusunda çalışma izni başvurusunun değerlendirilmesinde ve çalışma izni puanlama sisteminin oluşturulmasında kullanılacak kriterleri belirleyecek.
Usulüne uygun olarak yapılan başvuruların değerlendirilmesi, 30 gün içinde tamamlanacak.
Mesleki yeterlilik gerektiren sağlık ve eğitim hizmetlerinde çalışacak yabancıların çalışma izni başvurularının değerlendirilmesinde ön izin alınacak. Sağlık hizmetlerinde Sağlık Bakanlığı, eğitim hizmetlerinde Milli Eğitim Bakanlığı bu hizmetlerde mesleki faaliyette bulunacak yabancılara ön izin vermeye yetkili olacak.
Yükseköğretim kurumlarında çalışacak yabancı öğretim elemanları için ise YÖK Başkanlığından ön izin alınacak. Ar-Ge merkezi belgesi olan firmalarda Ar-Ge personeli olarak çalışacak yabancıların çalışma izni başvuruları Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının olumlu görüşü olması halinde değerlendirilecek.
Uluslararası işgücü politikasına uygun olmayan, sahte veya yanıltıcı bilgi, belgelerle yapılan, gerekçesi yeterli görülmeyen, kamu düzeni, güvenliği veya sağlığı açısından Türkiye'de çalışmasında sakınca görülen yabancılar ile Türkiye'nin tanımadığı veya diplomatik ilişkisinin bulunmadığı ülke vatandaşları için yapılan başvurular reddedilecek.
Türkiye'de uzun dönem ikamet izni veya en az 8 yıl çalışma izni olan yabancılar, süresiz çalışma iznine başvurabilecek. Süresiz çalışma izni olan yabancılar, Türk vatandaşlarına tanınan haklardan yararlanacak. Ancak seçme, seçilme ve kamu görevlerine girme hakkı ile askerlik hizmeti yapma yükümlülüğü olmayacak.
TBMM Genel Kurulunda kabul edilen Uluslararası İşgücü Kanunu'na göre, yabancıya, iş veya hizmet sözleşmesinin süresini aşmamak koşuluyla, belirli bir işte çalışmak şartıyla ilk başvuruda en çok bir yıl geçerli çalışma izni verilecek.
Yabancıya verilecek çalışma izni aynı işverene bağlı olarak ilk uzatma başvurusunda en çok 2 yıl, sonraki uzatma başvurularında ise en çok 3 yıla kadar sonuçlandırılacak.
Türkiye'de uzun dönem ikamet izni veya en az 8 yıl çalışma izni olan yabancılar, süresiz çalışma iznine başvurabilecek. Süresiz çalışma izni olan yabancı, sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakları saklı kalmak ve bu hakların kullanımında ilgili mevzuat hükümlerine tabi olmak şartıyla, Türk vatandaşlarına tanınan haklardan yararlanacak. Ancak seçme, seçilme ve kamu görevlerine girme hakkı ile askerlik hizmeti yapma yükümlülüğü olmayacak.
Eğitim düzeyi, mesleki deneyimi, bilim ve teknolojiye katkısı, Türkiye'deki faaliyetinin veya yatırımının ülke ekonomisine, istihdama etkisi doğrultusunda, Uluslararası İşgücü Politikası Danışma Kurulunun önerisiyle, başvurusu bakanlıkça uygun görülen yabancılara "Turkuaz Kart" verilecek.
Turkuaz Kart, ilk 3 yılı geçiş süresi olmak kaydıyla verilecek ve kart sahibi yabancı, kanunla düzenlenen süresiz çalışma izninin sağladığı haklardan yararlanacak. Turkuaz Kart sahibi yabancının, mevzuat hükümlerine göre eş ve bakmakla yükümlü olduğu çocuklarına, "Turkuaz Kart sahibi yakını" olduğunu gösteren ve ikamet izni yerine geçen belge verilecek.
Turkuaz kart uygulamasında; akademik alanda uluslararası kabul görmüş çalışmaları bulunanlar, bilim, sanayi ve teknolojide stratejik kabul edilen bir alanda öne çıkanlar, ihracat, istihdam veya yatırım kapasitesi olarak ulusal ekonomiye önemli katkı sağlayan ya da sağlaması öngörülenler, "nitelikli yabancı" olarak değerlendirilecek. Ancak, geçici koruma sağlanan yabancılara, Turkuaz kart ile ilgili düzenlemeler uygulanmayacak.
Verilen çalışma izni veya çalışma izni muafiyeti, ikamet izni yerine geçecek. Ancak Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununda tanımlanan, "mülteci" ya da "ikincil koruma" statüsü sahibi dışındaki yabancıların ikamet izinleri, çalışma izni yerine geçmeyecek.
Çalışma izni alan yabancı, çalışma izninin geçerliliğinin başladığı tarihten itibaren 6 ay içerisinde Türkiye'ye gelmek zorunda olacak, bu süre içerisinde Türkiye'ye gelmeyen yabancının çalışma izni iptal edilecek.
Çalışma izni muafiyetinden yararlanarak çalışan yabancılar, muafiyetlerini belirten bir belge ile kendilerine sağlanan ikamet izni gibi haklardan yararlanabilecek.
Kanunla, Türkiye'de diplomatik ve konsiller temsilciliklere bağlı olarak faaliyet gösteren okul, kültür kurumu, din kurumu gibi birimlerde görevli yabancılara ve bu kişilerin eş, çocuklarına çalışma izni muafiyeti alarak çalışabilme kolaylığı tanınıyor.
Çalışma izni ve çalışma izni muafiyeti, süresinin sona ermesi veya bakanlıkça iptal edilmesi halinde geçerliliğini yitirecek.
Yabancının çalışma izni veya çalışma izni muafiyeti; iznin geçerlilik tarihinden itibaren 6 ay içinde Türkiye'ye gelmemesi, pasaportunun veya pasaport yerine geçen belgesinin geçerlilik süresinin uzatılmaması, çalışmasının herhangi bir nedenle sona ermesi, Türkiye'de çalışmasında sakınca olduğunun bildirilmesi, bir yıldan uzun süre Türkiye dışında kalması ve yurt dışında kalış süresinin belirlenen süreyi aşması hallerinde iptal edilecek.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca belirlenen ve uluslararası işgücü politikasına uygun, eğitim düzeyi, ücreti, mesleki deneyimi, bilim ve teknolojiye katkısı ve benzeri özellikleri itibarıyla nitelikli işgücü olarak değerlendirilen yabancılara çalışma izni verilmesinde istisnai hükümler uygulanacak.
İçişleri Bakanlığı veya Dışişleri Bakanlığı tarafından Türk soylu olduğu bildirilen, KKTC vatandaşı ve AB üyesi ülke vatandaşları da çalışma izni konusunda istisnai haklardan yararlanabilecek. Türk vatandaşlığı ile bir bağı olması ve ülkemizde ikamet etmesi nedeniyle, bir Türk vatandaşı ile evli ve eşiyle Türkiye'de evlilik birliği içinde yaşayan yabancılar da bu kapsama alınacak.
Uluslararası koruma talebinde bulunan ve henüz başvurusu hakkında son karar verilmemiş veya şartlı mülteci olan yabancılar, uluslararası koruma başvurusu tarihinden, geçici koruma sağlanan yabancılar ise geçici koruma kimlik belgesinin düzenlendiği tarihten 6 ay sonra çalışma izni veya çalışma izni muafiyeti almak için başvurabilecek.
Uluslararası koruma altındaki yabancıların geçerli çalışma izni veya çalışma izni muafiyetine sahip olması, bu kişilere Türkiye'de mutlak kalış hakkı sağlamayacak.
****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
