TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ başkanlığında toplandı.
Genel Kurulda, Sağlık Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığının yanı sıra Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Göç İdaresi Başkanlığı ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının bütçeleri de ele alınacak.
İYİ Parti milletvekilleri, TBMM Genel Kurulu'nda, Sağlık Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığının 2024 yılı bütçelerine ilişkin söz aldı.
İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, sağlık eğitiminin son derece zor, meşakkatli ve hayat boyu süren eğitim olduğunu belirtti.
Elindeki stetoskobu gösteren Çömez, bir hekimin stetoskobu eline alıp hasta bakabilmesi için binlerce saat çalışmak ve gençliğinin bir kısmını heba etmek durumunda olduğunu kaydetti.
Türkiye'de tıp eğitiminin can çekiştiğini iddia eden Çömez, "Her yere plansızca açılan tıp fakülteleri sözüm ona var ama aslında yok. Öğrenciler amfilerde bırakın oturacak sıra bulmayı koridorlarda hatta merdivenlerde bile yer bulamıyor. Tıp fakültesi öğrencileri 200 kişilik amfilerde 600 kişi olarak eğitim almak zorundalar. Bu gençler nasıl pratik yapacak, nasıl hasta görecek, nasıl deneyim kazanacak? 'Bizim umurumuzda değil, açığı Suriyelilerle kapatırım' diyorsanız ona söyleyecek sözümüz yok." değerlendirmesinde bulundu.
Çömez, "yabancıların sınava girmeden parayla Türkiye'de tıp fakültelerinde okuduğunu; Türk öğrencilerinin ise birçok sınava girerek ancak doktor olabildiğini" öne sürdü.
Türk hekimlerinin yurt dışına gittiklerini dile getiren Çömez, "Yurt dışına giden doktorlarımızın sayısı 10 bini geçti. Doktorlarımız yurt dışına para için değil geleceklerinden endişe ettikleri için gidiyor. Doktorlarımız uzun ve tahammül edilmez çalışma saatleri nedeniyle gidiyor. Siz de 'para için gidiyorlar.' diyorsunuz. Bu ifade, bizim meslektaşlarımıza büyük bir haksızlıktır." diye konuştu.
Çömez, diş hekimlerinin de ciddi sorunları olduğunu dile getirerek, diş hekimi sayısının planlanması gerektiğini kaydetti.
İlaç ve muayene katkı payının çok yüksek olduğunu söyleyen Çömez, "Türk vatandaşları katkı payı ödüyor fakat sayıları 10 milyonu bulan Suriyeliler bir tek kuruş para ödemiyor." dedi.
- "Sağlıkta devrim niteliğinde gelişmeler olduğunu gözledim"
İYİ Parti Ankara Milletvekili Ahmet Eşref Fakıbaba, 1982 yılından beri çeşitli hastanelerde genel cerrahi uzmanı ve zaman zaman da başhekim olarak hizmet verdiğini aktardı.
Fakıbaba, "2003 öncesi ile sonrasını mukayese ettiğimde; gerçekten sağlıkta devrim niteliğinde gelişmeler olduğunu gözledim. Muayene kuyrukları, ilaç kuyruğu, çok sayıda farklı kurumlara ait hastane olması, bu hastanelere hasta sevk zincirinin çok zor oluşu, nakil araçlarının eski oluşu gibi birçok konuda problemler mevcuttu. Zaman zaman problemler olsa da 10 yıl sağlık hizmetleri gelişerek devam etti. AK Parti'nin 2007 ve 2011'deki seçimleri kazanmasında sağlıktaki başarının önemi büyüktü. Ancak daha sonra sağlık sisteminde gerileme ve sıkıntılı dönem başladı." dedi.
Vatandaşların randevu almakta zorlandığını, görüntüleme ve ileri tetkikler için çok ileri tarihli randevular verildiğini, hasta memnuniyetine yönelik ciddi sorunlar olduğunu öne süren Fakıbaba, "İlaca erişimde zorluklar yaşanıyor. Katkı payı çok yüksek. Şehir hastanelerine ulaşımda zorluklar yaşanıyor." ifadelerini kullandı.
Bazı hastaların aldığı randevu tarihlerine ilişkin belgeleri gösteren Fakıbaba, doktorların günde 100'den fazla hastaya bakmak durumunda olduğunu, hastanelerde uzun kuyruklar oluştuğunu ifade etti.
Fakıbaba, vatandaşların sanki "özellikle özel hastanelere yönlendirildiğini" iddia ederek, sağlık sistemindeki aksaklıklar nedeniyle sağlık çalışanlarına yönelik şiddet eylemlerinin devam ettiğini belirtti.
Türk hekimlerinin yurt dışına çıkmak için arayışlara girdiğini belirten Fakıbaba, "Doktor arkadaşlarımız, sadece para için değil itibarsızlaştırma, gelir yetersizliği, ağır çalışma koşulları gibi nedenlerle istemeden de olsa yurt dışına gitme arayışına girmişlerdir." diye konuştu.
"AK Parti tarafından uygulanan sağlık sisteminin hiç iyi tarafı olmamış mıdır?" sorusunu soran Fakıbaba, "Tabii ki iyi tarafları da olmuştur ve teşekkür ediyoruz. Otelcilik hizmetlerinin çok iyi oluşu, yatan hastaya tıbbi bakımın ve ilginin iyi oluşu, modern tıbbi cihazlar, uçak ambulansların dahil hasta sevk araçlarının modern ve hızlı olması beğendiğimiz yönler." dedi.
- "Samimiyetle, dürüstçe görevini yapmaya çalışıyor"
İYİ Parti Aydın Milletvekili Ömer Karakaş, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya'nın uygulamalarını başarılı bulduğunu ve takdir ettiğini vurguladı.
Karakaş, "İçişleri Bakanı Sayın Ali Yerlikaya samimiyetle, dürüstçe görevini yapmaya çalışıyor. O yüzden kendisini takdir ediyoruz. Maalesef, görevini yapan bürokrat ve bakanlar bu ülkede artık lütuf haline geldi." dedi.
Büyük Orta Doğu projesinin hayata geçmesi için Orta Doğu'da bazı adımlar atıldığını dile getiren Karakaş, bunun yöntemlerinden birisinin de hedef ülkelerdeki demografik yapının değiştirilmesi olduğunu belirtti. Türkiye'de 8 ile 10 milyon arasında mülteci olduğunu iddia eden Karakaş, şunları ifade etti:
"Bizim yaptırdığımız simülasyonlara göre bu rakam 2053 yılında 35 milyona ulaşacak. Ve maalesef bu insanlara vatandaşlık veriliyor. O yüzden ivedilikle sığınmacılara verilen vatandaşlığın bir an önce durdurulması lazım. Bunlar bizim Müslüman kardeşlerimiz, aşımızı, işimizi paylaşabiliriz ancak vatandaşlığı asla vermememiz lazım. Çünkü vatandaşlık demek o ülkenin tapusuna ortak etmek demektir. Benim atalarımın canlarıyla, kanlarıyla bize emanet ettiği bu vatanın tapusuna hiç kimseyi ortak etme niyetinde değiliz."
- "Güneyde, ABD ve Rusya gibi emperyalist devletlerle komşu olduk"
İYİ Parti Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz, güvenli, huzurlu, mutlu, müreffeh, özgün, saygın ve güçlü bir Türkiye istediklerini belirtti.
"Kendi ülkesine rahatlıkla gidip gelebilen bir kişinin dünyada mülteci olduğu tek ülke Türkiye'dir" diyen Uz, mülteci sorunun öncelikle ele alınıp çözülmesi gerektiğini kaydetti. Hükümetin dış politikasını eleştiren Uz, şöyle konuştu:
"AK Parti hükümeti, 2013 yılında Türkiye'yi eşi ve benzeri görülmeyen en büyük kitlesel göç dalgasına maruz bırakmıştır. Maalesef Türkiye, AK Parti'nin açık sınır politikasıyla birlikte 2015 yılından itibaren dünyada en fazla sığınmacı barındıran ülke konumuna gelmiştir. Bugün Türk milli kimliği varoluşsal bir tehditle karşı karşıya kalmıştır. Güneyde, ABD ve Rusya gibi emperyalist gayeleri olan devletlerle komşu haline geldik. Emperyalist güçler bugün Suriye’nin kuzeyinde 100 bin kişilik bir terör ordusunu beslemektedir. Bütün bu milli güvenlik risklerinin ötesinde Türkiye, sığınmacılara 100 milyar dolardan fazla para harcadı ve halen harcamaktadır. Türkiye'nin maruz kaldığı bu kitlesel göç, ülkemizin bugününü ve istikbalini tehdit eden, karşı karşıya olduğumuz en büyük milli güvenlik sorunudur."
İYİ Parti Ankara Milletvekili Yüksel Arslan, AK Parti iktidarı tarafından "alınan, geç alınan ve alınmayan kararlar nedeniyle Türk milletinin büyük bedeller ödediğini" ileri sürdü.
"Çözüm sürecinde atılan adımları" eleştiren Arslan, "AKP iktidarının terörle mücadele ve asayiş politikalarının şifresi Habur'daki çadır mahkemeleridir, Oslo'daki, İmralı'daki ihanet masalarıdır. Bu devletin polisine, askerine hakaret eden, hatta tokat atan hainlere sesiniz çıkmadı." diye konuştu.
Ardından Genel Kurulda, Sağlık Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığının 2024 yılı bütçeleri üzerinde MHP milletvekilleri söz aldı.
MHP Çankırı Milletvekili Pelin Yılık, Türkiye'deki sağlık hizmetlerinin erişilebilir olması çerçevesinde basamaklı sağlık sisteminin daha aktif bir şekilde uygulanmasının, sağlık sektörünün yükünü hafifleteceğini anlattı.
Birinci basamak sağlık hizmetlerine müracaatları teşvik edici uygulamaların, sevk sisteminin işlerliğini etkin kılacağını belirten Yılık, "Böylelikle ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerindeki yığılmalar da düzenlenebilecektir. Bu bağlamda aile diş hekimliği sisteminin ülke genelinde yaygınlaştırılmasını önemli bulmaktayız." diye konuştu.
Yılık, sağlık sektöründeki insan kaynağının dengeli ve ihtiyaca göre dağılımının tesis edilmesinin, ulusal düzeyde kamu veya özel sektör aracılığıyla gerçekleştirilecek yeni sağlık tesisi yatırımlarının da somut ve stratejik vizyon çerçevesinde planlanmasının faydalı olacağını dile getirerek, "Hastane idarelerinde sağlık işletmeciliği alanında eğitim almış bölüm mezunlarına öncelik verilmesi, etkili ve verimli sağlık yönetiminin sağlanması ve sağlık harcamalarının kontrolünde nitelikli insan kaynağını işlevsel kılacaktır." ifadelerini kullandı.
MHP Adana Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy, sağlık sektöründe teşhis sonrası tedavinin en önemli aşamasının doğru ilaç ve ona ulaşma kolaylığı olduğuna işaret ederek, kur artışlarının yarattığı olumsuzlukları yaşamamak için dışa bağımlılığın azalmasının ve yerli üretimin artmasının önemine dikkati çekti.
Türkiye'de üretilen aşıların Dünya Sağlık Örgütünün onayladığı ürün listelerine girebilmesinin önünün açıldığını belirten Ersoy, şunları aktardı:
"Ülkemizde üretilen ilaçlar ABD ve AB dahil olmak üzere 185 ülkeye ihraç edilmektedir, yaklaşık 2 milyar dolarlık ilaç ihracatımız vardır. Vatandaşlarımız tarafından kullanılan ilaçların kutu bazında yüzde 90'ı, değer bazında ise yaklaşık yüzde 57'si ülkemizde üretilmektedir. Sürekli olarak kaliteyi yükselterek vatandaşlarımızın memnuniyetine odaklanan sağlık hizmetleriyle hastalarımızı ilaçsız bırakmayacak, meslektaşım eczacıları mağdur etmeyecek bir sağlık sistemi için çalışmalar devam etmektedir."
- "Sosyal içerik üreten mecralardaki rezillikler tüm vicdanlı kesimleri rahatsız etti"
MHP Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş, FETÖ'nün temizlenmesiyle birlikte Cumhur İttifakı'nın iradesinin, milletle ortak paydada buluştuğunu ifade etti. Böylece daha hızlı, aktif ve kararlı şekilde yapılan terörle mücadelede teröristlerin mesken tuttuğu dağların, yaylaların, mezraların, köylerin terörden arındırıldığını, Cudi ve Gabar dağlarının bugün yüksek kaliteli petrolle ön plana çıktığını kaydeden Erbaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Her türlü hakikati ve yasaları göz ardı eden bir kısım sözde belediye başkanının görevden alınması konusunda MHP'nin duruşu nettir. Terör örgütleriyle aralarına mesafe koymayan, bilakis milletin alın terini, devletin kaynaklarını teröre aktaranların demokrasi ve özgürlük kisvesi altında eleştiri yapması kabul edilemez. Sadece Türkiye Cumhuriyeti Devleti değil dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir alçaklığa müsaade edilemez."
MHP'li Erbaş, trafik güvenliğinde atılan kararlı adımlarla 2015'te 7 bin 530 olan trafikte toplam can kaybı sayısının bu yıl itibarıyla 5 bin 229'a gerilediğine işaret ederek, "Her 100 bin kişi başına trafikte can kaybı, 2015'te 9,6 iken 2023'te 6'ya düşmüştür. 2015 yılına kıyasla ölümlü kazalarda yüzde 34, kaza yeri can kaybında ise yüzde 36 azalma sağlanmıştır. İnşallah hedefimiz trafikte sıfır can kaybıdır. Bakanlığımızın yaptığı çalışmalar sayesinde 2016'dan bu yana 3 milyonun üzerinde yasa dışı göçmenin ülkeye girişi engellenmiştir." diye konuştu.
Türkiye'nin gençliğine yapılan kültürel ve manevi saldırılara karşılık sadece emniyet güçleri tarafından değil, topyekun milletçe mücadele edilmesi çağrısında bulunan Erbaş, "Son günlerde sosyal içerik üreten mecralarda yaşanılan rezillikler tüm vicdanlı kesimleri rahatsız etmiştir. Türk aile mefhumunun bilinçli bir saldırı altında olduğunu, ahlaki ve kültürel değerlerimizin zedelendiğini görmemek körlük, dile getirmemek yüksek Türk kültürüne ihanet olur." ifadelerini kullandı.
Alkollü araba kullanan ve magandalık yapan vatandaşların ehliyetlerine el koyulduğunu anımsatan Erbaş, bu kişilerin taşıtlarına da el konulmasını önerdi.
- "Terörle mücadelede büyük bir destan yazıyor"
MHP Bolu Milletvekili İsmail Akgül, terörle mücadelenin en büyük mihmandarlarından birinin İçişleri Bakanlığı olduğunu, emniyet teşkilatı ve Jandarma Komutanlığının terörle mücadelede büyük bir destan yazdığını ifade etti. Akgül, şunları söyledi:
"1 Ocak 2023-1 Kasım 2023 tarihleri arasında terör örgütü PKK'ya yönelik 3 bin 54'ü şehir, 16 bin 702'si kırsal olmak üzere toplam 19 bin 756 operasyon yapılmıştır. Operasyonlarda 721 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Etkisiz hale getirilen teröristlerin 7'si kırmızı, 15'i turuncu, 30'u gri, biri mavi, biri de yeşil olmak üzere toplam 54'ü elebaşı teröristlerdir. Terörün finansmanıyla mücadele kapsamında 1 Kasım 2023 tarihi itibarıyla yapılan 167 operasyonda 27 milyon 323 bin 138 lira para ele geçirilmiştir. Terör örgütleriyle birlikte olanlara hamilik yapan, destekleyen, arka çıkan, göz yuman, kaynak sağlayan kişi, kurum kuruluş ve toplulukla amansız ve kararlı mücadele sürdürülmelidir."
İçişleri Bakanlığının uyuşturucuyla mücadeleye yönelik çalışmalarının milletin takdirini kazandığını dile getiren Akgül, bu konuda İçişleri Bakanlığının Türkiye'de faaliyet gösteren gençlik kuruluşları ve STK'lerle işbirliği içinde hareket etmesinin önemine işaret etti.
Akgül, "Türkiye'nin en büyük gençlik kuruluşu olan Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfının uyuşturucu ve madde bağımlılığıyla ilgili yapmış olduğu çalışmalar buna en güzel örnektir. Vakıf, çalışmalarıyla Türk gençliğini her türlü bağımlılıktan uzak tutmakta, dijital çağın gereklerine uygun öncü projeleriyle bilime, teknolojiye, okumaya ve kendini geliştirmeye teşvik etmektedir." diye konuştu.
MHP Kahramanmaraş Milletvekili Zuhal Karakoç Dora, çok sayıda vatandaşın yaşamını yitirdiği 6 Şubat tarihli depremlerin etki alanının Almanya'nın yüz ölçümüne denk geldiğini hatırlattı.
Bu kadar büyük bir felaketin getirdiği zararı en aza indirmek için devlet ve milletin el ele verdiğini anlatan Dora, "Afet öncesi planlama, afet anında kurumların krize müdahalelerini en etkin şekilde yapabilmeleri için oluşturulacak görev paylaşımları; altyapı güçlendirme, eğitim programları ve bilinçlendirme kampanyaları gibi uzun vadeli çözümler üzerinde de çalışılmalıdır. Afet süreçlerindeki akut görevlerde AFAD personelinin mesai ve harcırahlarının alınan risk ölçeğinde güncellenmesi ve ağır travmatik koşullarda görev yapan AFAD personeline tazminat ödenmesi önemli bir sorumluluğumuzdur." değerlendirmesinde bulundu.
Daha sonra DEM Parti milletvekilleri, TBMM Genel Kurulunda, Sağlık Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığının 2024 yılı bütçeleri üzerinde söz aldı.
DEM Parti Ağrı Milletvekili Bozdağ, bütçede "toplumun esas alınmadığını" ileri sürdü.
Bütçenin, halkın gerçek gereksinimleri ya da beklentilerini karşılamadığını öne süren Bozdağ, "Bu bütçe; işçiden, emekçiden, dolaylı vergiler ve direkt ücretlerden alınan vergilerle oluşturulan kaynağın sermaye ve iktidar çıkar gruplarına dağıtılacağının kararının somut ifadesidir." diye konuştu.
Bozdağ, sağlıkta dönüşüm programı adı altında neoliberal sağlık politikalarının uygulamaya konulduğunu, sağlık hizmetlerinin piyasaya terkedildiğini savunarak, işsizlik ve yoksullukla mücadele eden milyonlarca vatandaşın genel sağlık sigortası primini ödeyemediğini, katılım payları nedeniyle çoğu zaman ilaçlarını alamadığını iddia etti.
Sağlığın "parası olanın erişebildiği bir metaya dönüştüğünü" ileri süren Bozdağ, şunları kaydetti:
"Sağlıkta dönüşüm programı ile önce sağlık hizmetinden beklentileri yükselttiniz ve kışkırtılmış bir sağlık talebi yarattınız. Bugün 5 dakikaya sıkıştırılmış muayene, sürekli uzayan randevu kuyrukları, hasta sevk sisteminin kaldırılması ve ikinci, üçüncü basamak hizmetlerinin artmış iş yükü ve hekimler üzerindeki performans baskısı ile sağlık sistemi, sağlık çalışanlarının tüm çabalarına rağmen işleyemez durumda. Niteliksiz bir sağlık hizmeti söz konusu. Bir kişinin bir yıl içerisinde neredeyse 10 defa hastaneye başvurduğu bir şifasızlık hali söz konusu ama siz bunu bir başarı öyküsü olarak tanımlıyorsunuz. Çünkü müşteriye dönüştürdüğünüz hasta var ve bu müşteri durumundan hiç memnun değil. Hekimlere ve diğer sağlık çalışanına her gün sözlü ve fiili saldırılar gerçekleşiyor ve gündemden hiçbir zaman düşmüyor."
- "Birçok hastane binası atıl duruma düşürüldü"
DEM Parti Bitlis Milletvekili Hüseyin Olan, ilaç ve eczacılık alanında yaşanan sorunları diğer sorunlardan ayrı tutmanın mümkün olmayacağını, ilacın doğru zamanda ve en uygun dozda kullanılabilmesi için erişilebilir, bulunabilir, kaliteli ve alınabilir olması gerektiğini söyledi.
Hükümetin, "bütçenin büyük bir kısmını savaşa ve çatışmalara ayırdığını ve sermayeyi önceleyen ekonomiye yönelik tercihlerde bulunduğunu" iddia eden Olan, bu durumun ülkeyi derin bir iktisadi krizinin içine sürüklediğini savundu.
Bu durumdan ilaç ve eczacılık alanının da payına düşeni aldığını anlatan Olan, "Bulunmayan ilaçların içinde hayati öneme haiz kanser ve kronik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar başta gelmektedir. 'SSK hastanelerinde ilaç kuyruğunu kaldırdık' diye övünen iktidar, çocuklar için en basit bir ateş düşürücü şurup için bile aileleri eczane eczane dolaşır hale getirmişlerdir." ifadelerini kullandı.
DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, "şehir hastanelerini yapan müteahhitlere ücretsiz arsa tahsisinin yanında devletin kefil gösterilerek kredi kullandırıldığını; inşaatın tamamlanması sonrasında Sağlık Bakanlığı hastanelerinin kendi binalarını terk ederek bu hastanelerde kiracı olarak faaliyet yürüttüğünü" dile getirdi. Gergerlioğlu, "Bu uygulamayla birçok hastane binası atıl duruma düşürüldü." dedi.
Kocaeli ve ilçelerinde mevcut hastanelerdeki kapasitenin önemli oranda düşürüldüğünü iddia eden Gergerlioğlu, "Bunların hepsinin sebebi, şehir hastanesi ve özel hastanelerin para kazanmasına dönüktür. Sağlıkta Kocaeli çökmüş durumda. Her tarafta büyük usulsüzlükler var ve hekimler artık ülkeden kaçıyor." diye konuştu.
- "Türkiye hibrit bir rejim olarak kabul ediliyor"
DEM Parti Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, bir ülkenin demokrasisinin seviyesini, çıtasını belirleyen en önemli kurumun İçişleri Bakanlığı olduğunu aktardı.
"Türkiye'nin uzun süredir demokratik ülkeler kategorisinde değerlendirilmediğini" ileri süren Tiryaki, bunun dünya demokrasi endeksi verilerinden de görülebileceğini belirtti. Bu endeksin politik katılım, politik kültür, sivil özgürlükler, seçim süreci ve çoğulculuk gibi parametrelere bakılarak oluşturulduğunu anlatan Tiryaki, şöyle konuştu:
"Bu parametreler göz önünde bulundurularak hazırlanan rapora göre, tam demokrasi olarak değerlendirilen 24 ülke var, bundan sonra 46 ülke kusurlu demokrasi olarak değerlendiriliyor, 36 ülke hibrit rejim olarak değerlendiriliyor, son olarak 59 ülke de otoriter rejim olarak vasıflandırılıyor. Türkiye, bu ülkeler arasında 103. sırada. Bu parametrelere göre Türkiye, hibrit bir rejim olarak kabul ediliyor. Bu hibrit rejim içerisinde sayılan 36 ülke arasında da Türkiye 31. sırada. Türkiye dünyada maalesef böyle gözüküyor."
Küresel suç organizasyonu raporu doğrultusunda Türkiye'nin 193 ülke arasında en kötü 14. ülke olduğunu savunan Tiryaki, "Türkiye güvenli bir ülke fakat patronlar için. Siz, hiçbir patronun, işten çıkarma, asgari ücret altında ödeme yapma, sendika üyeliğini engellemeden dolayı gaz yediğine tanık oldunuz mu?" dedi.
CHP milletvekilleri, TBMM Genel Kurulunda, Sağlık Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığının 2024 yılı bütçeleri üzerinde söz aldı.
CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, sağlığa ayrılan payın yetersiz olduğunu savundu.
OECD verilerine göre, Türkiye'de sağlığa ayrılan bütçe yüzde 4,3 civarında olduğunu belirten Pala, Almanya'da bu oranın yüzde 12,7, Yunanistan'da yüzde 8,6 olduğunu ifade etti.
Pala, "Türkiye'de bu oranın en az yüzde 8 olması gerekir. OECD ülkeleri arasında sağlığa bizden daha az bütçe ayıran iki ülke var, onlar da Hindistan ve Endonezya." diye konuştu.
Özel hastane sayısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Pala, "2002'den bu yana özel hastane sayısında artış yüzde 111 oldu. Özel hastanelerdeki yatak sayısının oranı ise yüzde 334 arttı. Sağlık Bakanlığı hastanelerindeki artış oranı yüzde 17, bu hastanelerdeki yatak sayısı artışı ise yüzde 47 oldu. Özel sektöre ciddi miktarda kaynak aktaran bir sistem karşımızda duruyor." ifadelerini kullandı.
Pala, şehir hastanelerinin "Sağlık Bakanlığının bütçesini rehin aldığını" iddia ederek, şunları kaydetti:
"Şu anda 2024 bütçesine koyduğunuz rakam yalnızca şehir hastaneleri için günde 229 milyon lira. Gerçekten bu çok büyük bir pay. 2024 bütçesinde 18 şehir hastanesi için Sağlık Bakanlığı bütçesinin yüzde 11,4'ü ayrılmış durumda. Geri kalan yüzde 88 ne için ayrılmış? 977 hastane, 8 bin 157 aile sağlığı merkezi, 973 toplum sağlığı merkezi, 3 bin 393 acil yardım istasyonu, ayrıca 852 bin sağlık çalışanının özlük haklarını da bu bütçeden karşılamak zorundasınız. Dolayısıyla şehir hastaneleri ciddi biçimde Sağlık Bakanlığı bütçesi üzerinde yük oluşturuyor."
- "Bütçede ranta ve yandaşa kaynak var, halka ödenek yok"
CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, bütçenin halkın sorunlarına çözüm bulan bir anlayış ile hazırlanmadığını savundu.
Bütçelerin toplumsal ve ekonomik sorunların çözümü için tek adres olduğuna işaret eden İlgezdi, "Bugün görüştüğümüz bütçede insan yok, sağlık yok, yurttaşlarımızın derdine derman yok. Bu bütçede ranta ve yandaşa kaynak var, halka ödenek yok." dedi.
Şehir hastanelerine 2024'te aktarılacak payın yüzde 78, buna karşın sağlık bakanlığı bütçesinin yüzde 57 arttığını söyleyen İlgezdi, doktorların para için değil, emeklerinin karşılığını alamadıkları ve mesleğin saygınlığına gölge düşürüldüğü için yurt dışına gittiğini belirtti.
Tıp eğitimindeki sıkıntıların katlanarak arttığını ileri süren İlgezdi, "Kontrolsüzce açılan fakülteler ve yetersiz akademik kadrolar, tıp öğrencilerinin yetersiz eğitim almasına neden oluyor. Sizin rant için kurduğunuz gösterişli binalarınız değil önce nitelikle eğitime ve bilime ihtiyacımız var." diye konuştu.
Vatandaşların randevu almada zorluk çektiğini dile getiren İlgezdi, "Randevu bulamayan halkımız acile akın ediyor. 2022 yılında 130 milyon acil başvurusuyla dünya rekoru kırdık. Bu nedenle her 5 kişiden 1'i özel hastaneye gitmek zorunda kalıyor. Parası olanın sağlık hizmeti alabildiği, vatandaşın müşteri yapıldığı bu düzenin sorumlusu bu iktidardır." ifadelerini kullandı.
- "Şehir hastanelerine bir yılda harcanan parayla 35 hastane yapılabilir"
CHP Kocaeli Milletvekili Mühip Kanko, sağlığın, günlük politikalarla yönetilecek bir konu olmadığını, her zaman gerçekçi politikalarla hareket edilmesi gerektiğini belirtti.
Şehir hastanelerine değinen Kanko, "2024 yılında devlet hastanelerine ayırdığınız paranın tam 5 katını şehir hastanelerine ayırmış oluyorsunuz. Yani ayırdığınız parayı yandaş müteahhitlere resmen peşkeş çekmiş oluyorsunuz. Şehir hastanelerine bir yılda harcanan parayla 35 tane 600 yataklı hastane yapılabilir." dedi.
Son günlerde, "yabancı uyruklu insanların bazı üniversitelerde birtakım hilelerle tıp fakültelerine kaydedildiğine" yönelik haberlerin çıktığını aktaran Kanko, "Sağlık Bilimleri Üniversitesi Halep'te bir tıp fakültesi açmıştır. Halep'te bir devletin tıp fakültesi açması için gerçek neden nedir? Bunun mutlaka açıklanması gerekir." diye konuştu.
Kanko, diş tedavileri için iki yıl sonraya gün verildiğini, hastaya ayakta yazılan reçeteler üzerinden yüksek katkı payı alındığını, uygun fiyatlandırma yapılmadığı için ithal edilen ilaçların bulunmadığını savundu.
- "Varlık barışının yeniden çıkması engellenmeli"
CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan, Ali Yerlikaya'nın İçişleri Bakanı olmasının toplumda olumlu karşılandığını ama bunun tek başına hükümeti başarılı kılmadığını söyledi.
Organize suç örgütlerine karşı verilen mücadeleyi anımsatan Bakan, "Organize suçla, kara parayla, uyuşturucuyla mücadelede kararlı bir tutum sergileniyor. Bunu takdir ediyoruz ancak bataklıkla değil sivrisineklerle uğraşıyorsunuz. Organize suçla mücadele sadece operasyonla olmaz, bu kadar suç örgütünün Türkiye'yi mesken tutmasının arkasında devletin içinde yozlaşmış kolluk kuvvetleri, yozlaşmış yargı ve bunun arkasında bir siyasi irade var. Kara parayla mücadele sadece sosyal medya fenomenleriyle olmaz. Varlık barışının yeniden çıkması engellenmeli." dedi.
- "Düzensiz göç sorunu giderek artıyor"
CHP Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, bütçeye genel olarak baktıklarında, "insan odaklı hiçbir şeyin olmadığını" tespit ettiklerini öne sürdü.
Organize suç örgütlerine karşı verilen mücadeleyi desteklediklerini vurgulayan Tüzün, "Bu suç örgütlerinin üzerine haziran 2023 öncesinde gidilmemesinin sebebi nedir? Organize suç ve uyuşturucu operasyonlarında ele geçirilen varlıkların güncel değeri kaç liradır? Bu operasyonlarla ilgili birçok suç örgütü lideri ve operasyonun içinde bulunan insanlar yakalanıyor, cezaevine konuluyor, üç-beş yıl ceza alıyor ama suç örgütünün arka planında bulunanlar bunu işlemeye devam ediyor." değerlendirmesinde bulundu.
CHP Kocaeli Milletvekili Nail Çiler, bütçenin; halkın, işçinin, esnafın, memurun, emeklinin, tacirin, tüccarın bütçesi olmadığını; bütçenin "faiz lobisinin bütçesi olduğunu" savundu.
Jandarma teşkilatının İçişleri Bakanlığına bağlandığını hatırlatan Çiler, "Daha önce jandarma, tamamen askeri bir hiyerarşiye bağlıyken bu bağ tamamen koparıldı, jandarma teşkilatının bin yıllık gelenekleri yok edildi." dedi.
Çiler, sözleşmeli olarak orduda görev alan uzman çavuş ve uzman erlerinin özlük haklarının düzeltilmesini, Sahil Güvenlik Komutanlığında görevli personel sayısının artırılmasını istedi.
CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, Türkiye'de düzensiz göç sorununun giderek arttığını söyledi.
Öztürkmen, "Seçim bölgem Gaziantep, İstanbul'dan sonra en çok Suriyeli ve düzensiz göçmen barındıran ikinci il durumunda. Gaziantep'te bir taraftan sınırdan kontrolsüz şekilde gelen düzensiz göçmenler, diğer taraftan emniyet güçlerinin yetersizliği gibi nedenlerle bu sorun daha da derinleşiyor." ifadelerini kullandı.
CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, depremzedelerin sorunlarını anlattı.
Hatay'da 177 konteyner kentte bulunan 51 bin 421 hanede yaklaşık 200 bine yakın yurttaşın kaldığını aktaran Kara, "Hatay'da çadır kentler yok ama çadırlarda kalmak zorunda olan insanlar var. Çünkü kiracılara 3 bin, ev sahiplerine ise 5 bin lira tutarında yardım veriliyor. Bu nedenle yurttaşlarımız ya barakada ya da çadırda kalmayı tercih ediyor." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Sağlık Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığının 2024 yılı bütçeleri üzerinde AK Parti milletvekilleri söz aldı.
AK Parti Uşak Milletvekili İsmail Güneş, iktidarları döneminde sağlık hizmetlerinde önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirtti.
112 acil sağlık hizmetlerini tüm yurt sathına yaydıklarını, ambulans sayısını 9,6 kat artırarak 618'den 5 bin 986'ya çıkardıklarını söyleyen Güneş, paletli, uçak, helikopter ve deniz ambulanslarını devreye sokarak vakalara çok kısa sürede müdahale edilebilmesini sağladıklarını ifade etti.
Güneş, "AK Parti iktidarlarıyla beraber, mazot parası ödenerek alınan ambulans hizmetleri dönemine son verilerek vatandaşların hiçbir zaman sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın, hatta, Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşı olup olmadığına bakılmaksızın hizmetler hızlı ve ücretsiz verilir hale geldi. Sağlık hizmetlerinde bizim kadar hızlı, yaygın ve ücretsiz hizmet veren dünyada kaç tane devlet vardır?" diye konuştu.
Güneş, merkezi yönetim bütçesinden sağlık hizmetlerine 2024'de 779,6 milyar lira kaynak aktarıldığını belirterek, "Beş Yıllık Kalkınma Planı'nda en önemli hedeflerimizden bir tanesi, savunma sanayinde olduğu gibi ilaç ve tıbbi cihaz sanayisinde de yerlilik ve millilik oranını artırmak için gerekli adımları atmaya devam etmektir." dedi.
- "Onların emeği, gayreti ve özverisi sağlık hizmetlerimizin temel taşı"
AK Parti İstanbul Milletvekili Halit Yerebakan, 17 şehir hastanesinin, vatandaşlara 28 bin yatak kapasitesiyle yüksek standartlarda hizmet sunduğunu belirterek, "Bu hastaneler sağlık hizmetlerinde kalite çıtasını artırmanın yan sıra sağlık altyapımızı da güçlendirmektedir. Güncel bütçeden finanse edilerek devam eden ve planlanan projelerimizle toplamda 15 bin yatak kapasiteli 12 şehir hastanesinin inşaatı sürmektedir. Ayrıca yine bütçeden karşılanmak üzere 5 yeni şehir hastanemiz için ihale ve proje aşamaları devam ediyor." diye konuştu.
Veri işleme ve dijital teknolojiler sayesinde sağlık hizmetlerini daha etkin ve verimli hale getirdiklerini söyleyen Yerebakan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sağlık sektörümüzün gücü sadece teknoloji ve binalarda değildir. Her bir sağlık çalışanımız bu başarının mimarıdır. Onların emeği, gayreti ve özverisi sağlık hizmetlerimizin temel taşıdır. Toplam sağlık sektörü çalışanımız 2002'de 379 binken ekim 2023'te 1 milyon 420 bine ulaşmıştır. Sağlık çalışanı sayımızın son 21 yılda 4 kat artması, sağlık sistemimizin ne kadar büyüdüğünün göstergesi olmuştur. Bu artışla gelinen nokta OECD ülke ortalamalarının altında olmasına rağmen gerçekten dünya standartlarında sağlık hizmeti sunuyoruz; ancak halen bu alanda ilerlemeye ihtiyacımız olduğu doğrudur."
AK Parti'li Yerebakan, bu bütçeyle, milli teknoloji hamlesini sağlık alanında destekleyerek ilaç ve tıbbi cihaz teknolojilerinde dünya çapında rekabet edebilir bir konuma ulaşmayı hedeflediklerini anlattı.
- "Terörü bitme noktasına getirdik"
AK Parti İstanbul Milletvekili Sevan Sıvacıoğlu, ilaçta geri ödeme listelerinin bilimsel, maliyet etkili ve objektif kriterlere dayalı olarak belirlendiğini dile getirdi.
Sıvacıoğlu, 2000'li yıllarda bedeli ödenen ilaç sayısı 3 bin 986 iken, Ağustos 2023 itibarıyla 8 bin 200'ü yurt içi, 387'si yurt dışı olmak üzere toplam 8 bin 587 ilacın geri ödeme kapsamında olduğunu ifade etti.
Yeni atamalarla birlikte Türkiye'de toplam hekim sayısının 205 bini geçtiğini; bu hekimlerin 104 bininin uzman doktor olduğunu belirten Sıvacıoğlu, "Toplam sağlık çalışanı sayımız 1 milyon 420 bine ulaşmıştır. Sadece 2023 yılında Sağlık Bakanlığı tesislerinde 113 bin 783 kişi yeni göreve başlamıştır. Hemşire ve ebe sayımız bugün için 310 bine ulaştı." bilgisini verdi.
- "Terör olayları gündemimizin son sıralarına geriledi"
AK Parti Elazığ Milletvekili Ejder Açıkkapı, İçişleri Bakanlığının, 600 bin personeliyle, cesaretle, ferasetle, azim ve inançla dün olduğu gibi bugün de vatanın ve milletin huzur ve güvenliği için gece gündüz özveriyle görevini ifa ettiğini anlattı.
Partisinin iktidarları döneminde teröre ve teröriste göz açtırmadıklarını ifade eden Açıkkapı, "Gelinen süreçte terör olayları gündemimizin son sıralarına geriledi, terörü bitme noktasına getirdik. Amacımız, terör olaylarını gündemimizden tamamen çıkarmaktır. Ülkemizin ve aziz milletimizin huzurunu kaçırmaya çalışan suç ve suçlu suçluya yönelik etkin mücadele, çalışma ve operasyonlar her alanda aralıksız bir şekilde devam edecek." diye konuştu.
AK Parti'li Açıkkapı, milletin, sinsi planları kuranları ve buna maşa olanları da iyi bildiğini dile getirerek, şunları kaydetti:
"Devletimizin güvenlik güçlerinin kahramanca mücadelesiyle, hükümetlerimizin kararlı duruşuyla sinsi planları kuranlar da maşaları da yerle bir edilmiştir. Gabar'da şehit Esma Çevik ve şehit Aybüke Yalçın sahalarında engellemeye çalıştıkları aslında zenginliklerimizdir. Ancak gerçekler gün yüzüne fışkırırken oradan petrol de fışkırmaya başladı. 23 kuyuda günlük 30 bin varile ulaşan petrol üretimimiz inşallah yıl sonunda günlük 35 bin varile ve 2024 yılı sonunda da 100 bin varile ulaşacak. Böylece yıllık 4 milyar dolarlık katkıyla cari açığımızın en büyük kalemi olan enerji açığımızın da azalmasına katkıda bulunacak."
- "Bu mücadele azim ve kararlıkla devam edecek"
TBMM Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu Başkanı, AK Parti Kocaeli Milletvekili Veysal Tipioğlu, Türkiye'yi ve bölgeyi hedef alan küresel güçlerin çıkarları için kullandıkları aparatlardan birinin PKK terör örgütü olduğuna işaret etti.
Kürtler ile Türklerin kardeşliğini sorgulayanların, ülke tarihine ve ecdada büyük haksızlık ettiklerini vurgulayan Tipioğlu, "Ülkemizde küresel güçlerin ifade ettiği gibi bir Kürt sorunu yoktur. Bir terör sorunu, bir Kürtçülük sorunu vardır. Bu terör sorunundan, bu sorundan faydalanan, ekonomik rant sağlayan, politik rant sağlayan çıkar grupları vardır. Dolayısıyla, PKK bu coğrafyada yaşayan herkesin Kürtün, Türkün, Lazın, Çerkezin ama herkesin düşmanıdır, en çok da Kürtlerin düşmanıdır." ifadelerini kullandı.
Tipioğlu, Diyarbakır Anneleri'nin feryatlarına kulaklarını tıkayanların, PKK'nın gerçekleştirdiği eylemlerde terör örgütünün ismini dahi söylemekten çekinenlerin, sırtını PKK, PYD ve YPG'ye yaslayanların, PKK'ya "terör örgütü" diyemeyenlerin anlayışında olduğunu ifade ederek, "(İnlerine gireceğiz.) dedik, girdik ve girmeye de devam edeceğiz. 'Bir gece ansızın geleceğiz.' dedik, geldik ve gelmeye de devam edeceğiz. Şehirlerimize hendek terörüyle, bombalı barikatlarla saldıran bölücüleri, kazdıkları çukurlara gömdük, gömmeye devam edeceğiz. Görünen o ki ülkemiz organize suç örgütlerinden temizlenene kadar, zehir tacirlerinin kökü kazınana kadar, son terörist etkisiz hale getirilene kadar bu mücadele azim ve kararlıkla devam edecektir." dedi.
- "Vatandaşlarımız bölgede huzur ve refah içerisinde yaşıyor"
AK Parti Ankara Milletvekili Osman Gökçek, Kürtlerin kanları üzerinden siyaset yapmaya çalışan ve sözde onların haklarını savunduğunu söyleyen siyasetçilere ve teröristlere karşı AK Parti hükümetlerinin özgürlükçü ve halkın güvenliğini önceleyen politikaları sayesinde, vatandaşların bölgede huzur ve refah içerisinde yaşadığını kaydetti.
PKK terör örgütünün okulları, camileri, Kur'an kurslarını ve iş makinelerini yaktığını, AK Parti'nin okullar, üniversiteler, camiler, Kur'an kursları ve duble yollar ile havalimanları yaptığını anlatan Gökçek, "Kürtlerin gelişmesini istemeyen ve onlara karşı zulüm eden, PKK terör örgütünü savunmaya kalkan siyasetçiler de burada zerre kadar utanmamışlardır. Bırakın utanmayı, DEM Parti'nin mensupları 'Abdullah Öcalan' denilen teröriste 'sayın' diye hitap etmişlerdir. Biz sizin 'sayın' dediğinize 'bebek katili', 'terörist', Allah'a hamdolsun 'Ayaklarımızın altına aldığımız paspas dahi olamaz.' diyoruz." ifadelerini kullandı.
Osman Gökçek, özgürlükler konusunda atılan adımlara değinerek, şunları söyledi:
"AK Parti mahkemede Kürtçe savunma hakkını getiren, Kültür Bakanlığıyla birlikte Kürtlere eserler çıkaran, Devlet Tiyatrolarında Kürtçe oyunların oynanmasına izin veren, sizin çocuklarınıza Kürtçe isim konulmasına izin veren partidir. Devlet üniversitelerinde Kürtçe ve Zazaca bölümleri açan, cezaevlerinde Kürtçe konuşulmasına izin veren AK Parti'dir. TRT Kürdi'yi açan, Milli Eğitim Bakanlığında Kürtlere seçmeli ders hakkını veren AK Parti'dir. AK Parti bunları savunuyor, siz PKK terör örgütünü savunuyorsunuz."
- "Bu hakları CHP sizin elinizden aldı"
AK Parti'li Gökçek'in konuşması sırasında DEM Parti, CHP ve AK Parti milletvekilleri arasında tartışma yaşandı.
DEM Parti Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Gökçek'in sözlerine karşılık, "Babasını görevden alanlar bugün oğlunu alkışlamak için bir sıraya girdiler." ifadelerini kullandı.
Osman Gökçek, yeniden kürsüye çıkarak, her tartışmada, muhalefet tarafından babası Melih Gökçek ile ilgili konuların gündeme getirildiğini belirterek, bu durumu kınadığını söyledi.
Kürt vatandaşların, elde etmeleri gereken haklarının AK Parti iktidarlarında verildiğini ifade eden Gökçek, "Bu hakları CHP sizin elinizden aldı. Kürtler kendi aralarında konuşamıyorlardı. Evet, siz onlarla ittifak yaptınız. Kendi aralarında şarkı söyleyemiyorlardı." diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, AK Parti'li Gökçek'in bu ifadelerine karşılık, "Beyefendinin babası hala Ankara Büyükşehir Belediyesinin evinde oturuyor, yıllarca ABB'nin arabasını iade etmedi, parsel parsel sattılar. FETÖ ile irtibatı, iltisakı ortada, utanma olmadığı için hala konuşuyor. Ben onu utanmaya, had bilmeye davet ediyorum." dedi.
AK Parti'li Osman Gökçek, "Bu salonun içerisinde CHP'liler dahil olmak üzere CHP'nin zarar vermediği hiçbir kitle yoktur." karşılığını verdi.
- "Yakında bu ülkede terör sorunu kalmayacak"
Öte yandan, AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, DEM Parti'li milletvekillerinin konuşmalarının ardından söz alarak, devletin tüm kurumlarını töhmet altında bırakan birçok mesnetsiz ifadelerin kullanıldığını söyledi.
Yenişehirlioğlu, "Bu aziz milletin kürsüsünden bu milletin ordusuna ve güvenlik güçlerine dil uzatmak kimsenin haddi olmamalı, şiddetle kınıyorum. Ülkemizin ve milletimizin güvenliği için çalışan tüm güvenlik güçlerimizin terörle ve teröristle mücadelelerinde yanında olduğumuzu bir kez daha ifade etmek istiyorum. Bu ülkede Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır, terörün belini de kırıyoruz elhamdülillah. Yakında bu ülkede terör sorunu kalmayacak." değerlendirmesinde bulundu.
Saadet Partisi milletvekilleri, TBMM Genel Kurulunda, Sağlık Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığının 2024 yılı bütçeleri üzerinde söz aldı.
Saadet Partisi Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torun, salı günü geçirdiği kalp krizi sonrası yaşamını yitiren Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez'e Allah'tan rahmet, ailesine başsağlığı diledi.
Hükümetin sağlık alanında yaptığı çalışmalar içinde en çok göz önünde olan yatırımın şehir hastaneleri olduğunu anlatan Torun, vatandaşın sağlık hizmetine ulaşmasında kolaylık sağlayacağı belirtilen şehir hastanelerinin, inşaatından faaliyetlerine kadar birçok problemi ortaya çıkardığını savundu.
Torun, şehir hastanelerinin hazineyi adeta "sömürdüğünü" ileri sürerek, "Sistem, bütçeye ciddi borç yükü getiriyor. İşletmecilere adeta bir servet transferi yapılmaktadır. 25 yıl hizmet karşılığı ödeme yapılacak bu hastanelerin ödemeleri döviz cinsinden yapılmaktadır. Ülkenin içinde bulunduğu kriz ortamı dikkate alındığında yalnızca 3 yıllık kira bedeli ile hastanenin yapım maliyeti karşılanmaktadır." dedi.
Yapılan sözleşmelerin kamu yararını ihlal ettiğinin açık olduğunu savunan Torun, "Neresinden tutarsak elimizde kalan finansal tahrip ile karşı karşıyayız. Bakanlık işletmecilerle anlaşarak bu hastaneleri bir an evvel devletleştirmeli." diye konuştu.
Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya, şehir merkezlerinin dışına yapılan ve ulaşımı zor olan şehir hastanelerinin, sağlıkta özel sektörün hasta karşılama oranını artırdığını, bu durumun vatandaşa sağlık harcamalarında fiyat, muayene farkı olarak geri döndüğünü söyledi.
Vakıf üniversitesi hastanelerinde muayene, tetkik farklarından ciddi rakamların ortaya çıktığını aktaran Kaya, "Bu da beraberinde kamu hastanelerine olan talebi arttırmakta ancak bu hastaneler ne fiziki ne de personel olarak yeterli olmaktadır. Sağlık hizmetlerinin daha etkin ve verimli bir şekilde verilebilmesi için bütçeden uluslararası standartlarda yüzde 10'un üzerinde olması gereken bir pay ayrılması şartken, Türkiye, OECD ülkelerine kıyasla sağlığa en az parayı ayıran ülke konumundadır." ifadelerini kullandı.
- "Ben sizin vicdanınıza şahit oldum"
Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, kalp krizi sonucu yaşamını yitiren Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez'e Allah'tan rahmet dileyerek, TBMM çatışı altında tüm milletvekillerince kendilerine gösterilen dayanışmanın ulvi bir davranış olarak hatırlanacağını dile getirdi.
Yapılan görüşmeler sırasında zaman zaman sert eleştirilerde bulunulabildiğini ancak utanç duyulacak söz ve davranışlardan kaçınmak gerektiğini belirten Kaya, şöyle konuştu:
"Hasan Bitmez bey, siyaseti sürekli veriye ve bilgiye dayalı yapmıştır. Bir siyasi düşünceyi dile getirdiği zaman mutlaka onun belgesini ortaya koymuş ve hakikatten ayrılmadan düşüncelerini ifade etme gayretinde olmuştur. O gün bu kürsüde de 20 dakikalık süreç içerisinde efsane bir konuşma yaptı. AK Parti'nin bir kısım milletvekilleri sıralara vurarak bir milletvekiline yakışmayacak şekilde protesto etmek gibi çirkin bir davranışta bulundular. Mücadele de kavga da mertçe olur. Kişi savunmasız kaldığı zaman mertlik gereği saldırıyı durdurmak gerekir. Bu mertliği buradaki birçok milletvekili de gösterdi. Bitmez'in yere düşmesinden itibaren üzerlerine düşen vicdani ve insani sorumluluklarını yerine getirdi. Ama tutanaklara yansıyan bir söz var ve bu söz TBMM için bir utançtır. 'Allah'ın gazabı böyle olur' şeklinde bir söz tutanaklara geçiyor.
Burada üzüntülerini paylaşan birçok AK Partili milletvekilinin olduğunu bildiğim için bu ahlaksızca, bu utanmazca sözün sahibini ortaya çıkarmanın hem Meclis Başkanlık Divanı'nın hem de AK Parti'li 264 milletvekilinin vazifesi olduğunu düşünüyorum. Çünkü o söz 'AK Parti sıralarından' diye tutanaklara geçti. Bu isim gizlenmeye devam eder, açıklanmazsa, Saadet Partisi olarak biz bu sözün sahibinin 264 AK Parti'li milletvekilinin olduğunu kabul etmek durumunda kalacağız. Bu milletvekilinin kim olduğu tutanaklara geçirilmek zorundadır. Hepimiz milletvekiliyiz ve zaman zaman ağzımızdan arzu etmediğimiz sözler de çıkabilir. Özür dilemek, bu yaptığı davranışın insani olmadığını söylemek de insani bir durumdur, erdemdir. Ben sizin vicdanınıza şahit oldum, bunun zedelenmemesi sizlerin elinde."
Saadet Partisi Grup Başkanı Selçuk Özdağ, AK Parti'li milletvekillerinin hem Sağlık Bakanlığı hem de İçişleri Bakanlığı hakkında övgülerle bahsederken muhalefet partilerinin eleştirilerini sıraladığını anımsattı.
"Eleştiriler olacak ki siz özeleştiri yapma erdemine sahip olasınız, eleştiri olacak ki siz yapmış olduğunuz yanlışlıkları, hatalarınızı düzelteceksiniz." ifadesini kullanan Özdağ, 2024 yılı bütçesinin 34 günlük Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmelerinin ardından Genel Kurula geldiğini hatırlattı.
Özdağ, "Milletvekilleri Plan ve Bütçe Komisyonunda eleştirilerde ve tavsiyelerde bulundular, önergeler de sundular ama siz değil bir sayfayı, değil bir maddeyi, değil bir paragrafı, değil bir kelimeyi, değil bir noktayı, değil bir virgülü, hiçbir şeyini değiştirmeden buraya getirdiniz ve biz buna 'demokrasi' diyoruz. Şimdi de burada konuşuyoruz bunları. Yine, aynı şekilde, burada konuşmalarımıza, eleştirilerimize hep kulak tıkayacaksınız, hiç kulak vermeyeceksiniz ama konuşmak ve yazmak milletvekilinin bir noktada görevidir." şeklinde konuştu.
- "Masalara vurmak Meclis teamüllerine girmiş bir protesto biçimidir"
Saadet Partisi grubunun konuşması sonrasında söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, Kaya'nın AK Parti Grubu'na yönelik sözlerine ilişkin şunları kaydetti:
"12 Aralık'ta Genel Kurul'da kalp krizi geçirerek hastaneye kaldırılan ve yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayan Saadet Partisi Milletvekili Hasan Bitmez'e bir kez daha rahmet diliyorum. Nezaketimizi ve bu konudaki bütün taziyelerimizi yerine getirdik fakat AK Parti'nin milletvekilleri farklı farklı mesleklere sahip olmakla birlikte hepsi seçilmiş milletvekilleri ve benim bildiğim kadarıyla hiçbiri hafiye değil. Yani hafiye mesleğini hiçbirimiz icra etmiyoruz. Sözün kimden sadır olduğu bilinseydi bu stenograf arkadaşlarımız tarafından kayda geçirilirdi. Panik halinde herkesin yere düşen merhum Hasan Bitmez'e yardım ettiği esnada birbirini izleme ve ne söylüyor çabasına girmesini kabul etmek mümkün değil. Böyle tek bir AK Partili vekil de yoktur, çünkü hepimiz orayla alakalıydık. Tüm AK Parti Grubu'nu bu çerçevede itham etmek, kabul edilebilir bir durum değil. Bu sözleri esefle kınıyorum. Ayrıca masalara vurmak bir sokak adabı değil Meclis teamüllerine girmiş bir protesto biçimidir."
