2009-12-07 - 13:30
CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay, gazetecilerle yaptığı sohbet toplantısında, 10 Aralık Perşembe günü Adalet Komisyonunda görüşülmesi beklenen Terörle Mücadele Kanunu ve bazı yasalarda değişiklik yapılmasına ilişkin tasarının görüşmelerinin iptal edilmesi kararına ilişkin görüşlerini açıkladı.
CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay, Mecliste gazetecilerle yaptığı sohbet toplantısında, 10 Aralık
Perşembe günü Adalet Komisyonunda görüşülmesi beklenen Terörle Mücadele Kanunu ve
bazı yasalarda değişiklik yapılmasına ilişkin tasarının görüşmelerinin iptal
edilmesi kararına ilişkin görüşlerini açıkladı.
Tasarının, TBMM'ye 10 Kasım tarihinde geldiğinde, bu tasarının içerisinde
yargılamanın yenilenmesiyle ilgili düzenlemenin bulunduğunu, terör örgütünün
elebaşı Abdullah Öcalan ve bazı terör örgütü mensuplarına yeniden yargılanma
imkanı yaratarak, örtülü af getirilmesinin öngörüldüğünü açıkladığını anımsatan
Okay, dün yaptığı yazılı açıklamada da bu görüşünü tekrarladığını, tasarının geri
çekilmesini talep ettiklerini söyledi.
Adalet Bakanlığı tarafından, yargılamanın yenilenmesinden 208 terör
örgütü mensubunun yararlanacağının ifade edildiğine dikkati çeken Okay, şunları
söyledi:
''Yani Bakanlığın, bu tasarı içerisinde saklı bir amacı vardı ve bu
amacını ortaya koymamıştı. Tasarının gerekçesinde bu yer almamıştı. Ne zaman biz
açıklama yaptık, onun üzerine Bakanlık suçüstü yakalandı ve de yeniden
yargılamadan terör örgütü mensuplarının yararlanacağını ifade etti. Bakanlığın
açıklamasında, özellikle, terör örgütü başı için yeniden yargılama imkanının
verilmeyeceği söylenmişti. Oysa, ceza hukukunun ana bir prensibi vardır; lehte
olan hükümler suçlu lehinde kullanılır, aleyhine olan hükümler suçlu aleyhine
kullanılamaz. Bunu da gözardı eden bir Bakanlık açıklaması idi. Aslında Adalet
Bakanlığı gibi bir bakanlığın özellikle böylesi önemli yasal düzenlemelerde
kamuoyunu açık, şeffaf, doğru ve dürüst bilgilendirmesi ve yasayı niçin
getirdiğini açıkça ortaya koyması gerekir. Maalesef kimi zaman kelime oyunlarının
arkasına saklanıp, kimi zaman laf cambazlığı yapıp kimi zaman gerekçeden saklanıp
Türkiye'de yasama faaliyeti yapma çabası vardır.''
BU AÇILIM SONUÇLANMIŞTIR, SONLANMIŞTIR
Getirilen yasal düzenlemelerin açık bir şekilde ortaya konulması
gerektiğini söyleyen Okay, şöyle devam etti:
''Sen düzenlemeye 'taş atan çocuklar tasarısı' diyeceksin, arkasına
yeniden yargılamayı saklayacaksın ve kamuoyu gündeminde de taş atan çocukları öne
çıkaracaksın. Sonuç itibariyle, 'taş atan çocuklar' bu 'açılım' adı verilen ve
Mecliste yapılan genel görüşmenin en somut kanun tasarısıydı. Bunu İçişleri
Bakanı ifade etti. Peki şimdi ne oldu? Demokrasi, barış adına getirdiğiniz
tasarıyı geri çekiyorsunuz. Bu tasarının içerisinde sadece taş atan çocuklar
değil, bir de terör örgütü mensuplarının yeniden yargılanması saklanmış idi. Bu
konuda anamuhalefet partisi olarak, bu tasarının, bu haliyle derhal geri
çekilmesini istemiştik. Nitekim bu tasarının görüşmelerinin ertelendiğini ifade
ettiler.
Toplumun böylesine gerildiği, böylesine tartışmalı bir ortamın yaşandığı
ve yurdun dört bir yanında olayların yaşandığı bir zaman diliminde, bu tasarının
görüşülmesi çok tehlikeli bir başlangıca yeniden bir ivme vermiştir. Türkiye'de
bu tartışmaların yaşanması, santimetre kare nedeniyle olay çıkartanların, hele
bir yeniden hukuksal zemindeki tartışmada çok daha ciddi boyutta sorunları
beraberinde getireceği kaçınılmaz bir gerçektir. Bu haliyle tasarının
görüşülmesinin şu aşamada geri çekilmiş olması ve özellikle bu tasarının
çevresinde terör örgütü mensuplarına yeniden yargılanma imkanı veren düzenlemenin
de geri çekilmesi isabetli olmuştur. Ama bir şey daha ortaya çıkmıştır; açılımın
tek somut göstergesi olan tasarı da geri çekilerek, açılımın nasıl bir fiyasko
olduğu ortaya çıkmıştır. Açılım adına yola çıkanlar, Türkiye'yi yeniden kardeş
kavgasına sürüklemişlerdir ve neticede bu açılım artık sonuçlanmıştır,
sonlanmıştır diyebiliriz.''
Hakkı Suha Okay, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in
2005'te yaptığı bir açıklamada, ''Türk Ceza Muhakemesi Kanununun 311/2. maddesine
konulan 4 şubat 2003 tarihinin Apo'nun ve terör örgütü mensuplarının yeniden
yargılanmasının önünü kestiğini'' ifade etiğini belirterek, ''O tarihten sonra
bugün ne değiştirmiştir ki o dönemin Adalet Bakanı, bugünün Başbakan Yardımcısı o
tasarının altına imza atmıştır?'' diye sordu.
Okay, bu tür girişimlerin ilk olmadığını öne sürerek, 2005 Mayıs ayında
da böyle bir girişimde bulunulduğunu, CHP'nin tepkisi nedeniyle Terörle Mücadele
Yasasının 6. maddesindeki değişiklik önergesinin geri çekildiğini anlattı.
ERGENEKON'' SORUŞTURMASI
''Ergenekon'' soruşturması kapsamında ifadesi alınan kuvvet
komutanlarının serbest bırakılmasına ilişkin bir soruyu da cevaplandıran Okay,
şöyle konuştu:
''Özellikle, bu konu gündeme geldiğinden bu yana bu konuyla bağlantılı
olduğu düşünülen kuvvet komutanlarının ifadesinin alınmamış olması, ciddi bir
eksiklikti. Keşke o zaman kuvvet komutanlarının ifadesi alınsaydı, bu darbe
günlükleriyle bağlantılı olarak halen içeride olan, darbe günlükleri nedeniyle bu
suçun ortaklarından kabul edilen kişiler hakkında o dönemde bir değerlendirme
yapılabilseydi. Bu aşamadan sonra komutanların da ifadesi alınması gözönünde
tutularak iddianamenin hazırlanması, eğer haklarında bir dava açılacak ise o
iddianamenin hazırlanmasını beklemek durumundayız. Anlaşılan o ki darbe
günlüklerini hazırladığı iddia edilenler serbest bırakılmıştır. Ama bu darbe
günlüklerinden dolayı birileri hürriyetinden mahrum edilmişlerdir. Darbe günlüğü
hazırladığı iddia edilen Sayın Örnek, kesinlikle böyle bir günlük hazırlamadığını
ifade ediyor.''
Okay, Diyarbakır'da bir kız öğrencinin türbanla okula gitmek istediğine
ilişkin soruya, ''Milli Eğitim Bakanlığının bireysel olarak inisiyatif alacağı
bir iş değildir. Bu, kurallara bağlıdır. Kurallar neyi emrediyorsa onun yapılması
zorunludur. Milli Eğitim Bakanlığı, bu konuda bir alternatif üretemez'' diye
cevapladı.
DTP'li milletvekillerinin, sineyimillete dönebilecekleri yönünde
açıklamalarda bulunduğunun anımsatılması üzerine Okay, ''Halen sürmekte olan bir
dava var ve yarın da görüşülecek. Davanın sonucunu yarın hep beraber göreceğiz.
Bu tür dava aşamalarında değişik zaman dilimlerinde böylesine sineyimillet
sesleri ifade edilir. O, sineyimillete dönme talebinde bulunan, veya milletin
sinesinde yer alacağını düşünenlerin kendi tasarruflarıdır. Sonuç itibariyle
davanın sonucu ortaya çıkmadan, görülmeden bir şey demek mümkün değil.
Nihayetinde bir parlamenterin milletvekilliğinden ayrılması sadece parlamenterin
kendi özgür iradesine değil, aynı zamanda TBMM Genel Kurulun kabulüne bağlıdır''
diye konuştu.
Perşembe günü Adalet Komisyonunda görüşülmesi beklenen Terörle Mücadele Kanunu ve
bazı yasalarda değişiklik yapılmasına ilişkin tasarının görüşmelerinin iptal
edilmesi kararına ilişkin görüşlerini açıkladı.
Tasarının, TBMM'ye 10 Kasım tarihinde geldiğinde, bu tasarının içerisinde
yargılamanın yenilenmesiyle ilgili düzenlemenin bulunduğunu, terör örgütünün
elebaşı Abdullah Öcalan ve bazı terör örgütü mensuplarına yeniden yargılanma
imkanı yaratarak, örtülü af getirilmesinin öngörüldüğünü açıkladığını anımsatan
Okay, dün yaptığı yazılı açıklamada da bu görüşünü tekrarladığını, tasarının geri
çekilmesini talep ettiklerini söyledi.
Adalet Bakanlığı tarafından, yargılamanın yenilenmesinden 208 terör
örgütü mensubunun yararlanacağının ifade edildiğine dikkati çeken Okay, şunları
söyledi:
''Yani Bakanlığın, bu tasarı içerisinde saklı bir amacı vardı ve bu
amacını ortaya koymamıştı. Tasarının gerekçesinde bu yer almamıştı. Ne zaman biz
açıklama yaptık, onun üzerine Bakanlık suçüstü yakalandı ve de yeniden
yargılamadan terör örgütü mensuplarının yararlanacağını ifade etti. Bakanlığın
açıklamasında, özellikle, terör örgütü başı için yeniden yargılama imkanının
verilmeyeceği söylenmişti. Oysa, ceza hukukunun ana bir prensibi vardır; lehte
olan hükümler suçlu lehinde kullanılır, aleyhine olan hükümler suçlu aleyhine
kullanılamaz. Bunu da gözardı eden bir Bakanlık açıklaması idi. Aslında Adalet
Bakanlığı gibi bir bakanlığın özellikle böylesi önemli yasal düzenlemelerde
kamuoyunu açık, şeffaf, doğru ve dürüst bilgilendirmesi ve yasayı niçin
getirdiğini açıkça ortaya koyması gerekir. Maalesef kimi zaman kelime oyunlarının
arkasına saklanıp, kimi zaman laf cambazlığı yapıp kimi zaman gerekçeden saklanıp
Türkiye'de yasama faaliyeti yapma çabası vardır.''
BU AÇILIM SONUÇLANMIŞTIR, SONLANMIŞTIR
Getirilen yasal düzenlemelerin açık bir şekilde ortaya konulması
gerektiğini söyleyen Okay, şöyle devam etti:
''Sen düzenlemeye 'taş atan çocuklar tasarısı' diyeceksin, arkasına
yeniden yargılamayı saklayacaksın ve kamuoyu gündeminde de taş atan çocukları öne
çıkaracaksın. Sonuç itibariyle, 'taş atan çocuklar' bu 'açılım' adı verilen ve
Mecliste yapılan genel görüşmenin en somut kanun tasarısıydı. Bunu İçişleri
Bakanı ifade etti. Peki şimdi ne oldu? Demokrasi, barış adına getirdiğiniz
tasarıyı geri çekiyorsunuz. Bu tasarının içerisinde sadece taş atan çocuklar
değil, bir de terör örgütü mensuplarının yeniden yargılanması saklanmış idi. Bu
konuda anamuhalefet partisi olarak, bu tasarının, bu haliyle derhal geri
çekilmesini istemiştik. Nitekim bu tasarının görüşmelerinin ertelendiğini ifade
ettiler.
Toplumun böylesine gerildiği, böylesine tartışmalı bir ortamın yaşandığı
ve yurdun dört bir yanında olayların yaşandığı bir zaman diliminde, bu tasarının
görüşülmesi çok tehlikeli bir başlangıca yeniden bir ivme vermiştir. Türkiye'de
bu tartışmaların yaşanması, santimetre kare nedeniyle olay çıkartanların, hele
bir yeniden hukuksal zemindeki tartışmada çok daha ciddi boyutta sorunları
beraberinde getireceği kaçınılmaz bir gerçektir. Bu haliyle tasarının
görüşülmesinin şu aşamada geri çekilmiş olması ve özellikle bu tasarının
çevresinde terör örgütü mensuplarına yeniden yargılanma imkanı veren düzenlemenin
de geri çekilmesi isabetli olmuştur. Ama bir şey daha ortaya çıkmıştır; açılımın
tek somut göstergesi olan tasarı da geri çekilerek, açılımın nasıl bir fiyasko
olduğu ortaya çıkmıştır. Açılım adına yola çıkanlar, Türkiye'yi yeniden kardeş
kavgasına sürüklemişlerdir ve neticede bu açılım artık sonuçlanmıştır,
sonlanmıştır diyebiliriz.''
Hakkı Suha Okay, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in
2005'te yaptığı bir açıklamada, ''Türk Ceza Muhakemesi Kanununun 311/2. maddesine
konulan 4 şubat 2003 tarihinin Apo'nun ve terör örgütü mensuplarının yeniden
yargılanmasının önünü kestiğini'' ifade etiğini belirterek, ''O tarihten sonra
bugün ne değiştirmiştir ki o dönemin Adalet Bakanı, bugünün Başbakan Yardımcısı o
tasarının altına imza atmıştır?'' diye sordu.
Okay, bu tür girişimlerin ilk olmadığını öne sürerek, 2005 Mayıs ayında
da böyle bir girişimde bulunulduğunu, CHP'nin tepkisi nedeniyle Terörle Mücadele
Yasasının 6. maddesindeki değişiklik önergesinin geri çekildiğini anlattı.
ERGENEKON'' SORUŞTURMASI
''Ergenekon'' soruşturması kapsamında ifadesi alınan kuvvet
komutanlarının serbest bırakılmasına ilişkin bir soruyu da cevaplandıran Okay,
şöyle konuştu:
''Özellikle, bu konu gündeme geldiğinden bu yana bu konuyla bağlantılı
olduğu düşünülen kuvvet komutanlarının ifadesinin alınmamış olması, ciddi bir
eksiklikti. Keşke o zaman kuvvet komutanlarının ifadesi alınsaydı, bu darbe
günlükleriyle bağlantılı olarak halen içeride olan, darbe günlükleri nedeniyle bu
suçun ortaklarından kabul edilen kişiler hakkında o dönemde bir değerlendirme
yapılabilseydi. Bu aşamadan sonra komutanların da ifadesi alınması gözönünde
tutularak iddianamenin hazırlanması, eğer haklarında bir dava açılacak ise o
iddianamenin hazırlanmasını beklemek durumundayız. Anlaşılan o ki darbe
günlüklerini hazırladığı iddia edilenler serbest bırakılmıştır. Ama bu darbe
günlüklerinden dolayı birileri hürriyetinden mahrum edilmişlerdir. Darbe günlüğü
hazırladığı iddia edilen Sayın Örnek, kesinlikle böyle bir günlük hazırlamadığını
ifade ediyor.''
Okay, Diyarbakır'da bir kız öğrencinin türbanla okula gitmek istediğine
ilişkin soruya, ''Milli Eğitim Bakanlığının bireysel olarak inisiyatif alacağı
bir iş değildir. Bu, kurallara bağlıdır. Kurallar neyi emrediyorsa onun yapılması
zorunludur. Milli Eğitim Bakanlığı, bu konuda bir alternatif üretemez'' diye
cevapladı.
DTP'li milletvekillerinin, sineyimillete dönebilecekleri yönünde
açıklamalarda bulunduğunun anımsatılması üzerine Okay, ''Halen sürmekte olan bir
dava var ve yarın da görüşülecek. Davanın sonucunu yarın hep beraber göreceğiz.
Bu tür dava aşamalarında değişik zaman dilimlerinde böylesine sineyimillet
sesleri ifade edilir. O, sineyimillete dönme talebinde bulunan, veya milletin
sinesinde yer alacağını düşünenlerin kendi tasarruflarıdır. Sonuç itibariyle
davanın sonucu ortaya çıkmadan, görülmeden bir şey demek mümkün değil.
Nihayetinde bir parlamenterin milletvekilliğinden ayrılması sadece parlamenterin
kendi özgür iradesine değil, aynı zamanda TBMM Genel Kurulun kabulüne bağlıdır''
diye konuştu.
