2018-11-01 - 15:20
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Mustafa Şentop başkanlığında toplandı.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Mustafa Şentop başkanlığında toplandı.
Genel Kurulda gündem dışı söz alan AK Parti İstanbul Milletvekili Zafer Sırakaya, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının sorunlarına değindi.
Türkiye-Almanya İşgücü Anlaşmasının Türk ve Alman toplumunun hayatını dönüştüren ilk adım olduğunu belirten Sırakaya, "AK Parti'den önceki iktidarlar döneminde Batılı ülkeler ile aramız açılmasın diye hükümetler pasif kalmıştır. İnsanlarımız bu şekilde yarım asır sorunlarıyla baş başa kalmıştır. Bu vatandaşlarımıza gurbetçi tanımlamasıyla kendilerine tepeden bakılmıştır." diye konuştu.
AK Parti hükümetleri döneminde çok yönlü politikalar ile yeni bir sürecin başladığını vurgulayan Sırakaya, gelinen süreçte yurt dışında yaşayan Türklerin, bulundukları ülkelerin asli unsurları haline geldiğine işaret etti. Sırakaya, yurt dışında terör örgütü mensuplarınca yapılan saldırılara da dikkati çekerek Alman hükümetinden önlem almasını beklediklerini kaydetti.
CHP Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap ise Kütahya?nın sağlık alt yapısı ve çevre sorunları üzerine gündem dışı konuşma yaptı.
Kasap, "Kütahya'nın sağlık alanında yaşadığı sorunlar çığ gibi büyüyor. Kütahyalılar şehir dışına çıkmak zorunda kalıyor. 600 bin kişinin yaşadığı bir ilde kadın doğum uzmanı sorunu yaşanıyor. Kütahya Şehir Hastanesinin inşaatı durdu. Kütahya Sağlım Bilimleri Üniversitesi kuruldu ama tıp fakültesi yok." dedi.
HDP Bitlis Milletvekili Mahmut Celadet Gaydalı da AK Parti'nin bölgedeki politikalarını eleştirerek, seçimden önce verilen sözlerin tutulmadığını iddia etti. Gaydalı, "Seçimden sonra yol yapım çalışmaları durdu. Bitlis'in ilçelerindeki sulama projeleri çalışmaları da durdu. Hizmette eşit ve adil davranılmıyor. Oy yoksa hizmet de yok. AKP'ye oy verilmediği için intikam alınıyor." ifadelerini kullandı.
MHP İstanbul Milletvekili Bülent Karataş, "Kader kurbanı olan insanları ayıklayıp dışarı çıkartın, Türkiye biraz rahatlasın." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, 2017 Yılı Kamu Denetçiliği Kurumu Raporu Hakkında, Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu görüşülüyor.
Rapor üzerinde İYİ Parti Grubu adına söz alan Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, geçen günlerde iki askerin donarak şehit olduğunu anımsatarak "Bu gibi olaylar yeniden yaşanmasın diye 'Bu olayları araştıralım' dedik, 'Yok' dediniz. Fındık üreticilerinin sorunlarını teklif ettik, bunu da kabul etmediniz. İktidara muhalif olan herkesi FETÖ'cü ilan ettiniz. İki kez 'Gelin, FETÖ'nün siyasi ayağını araştıralım' dedik, kabul etmediniz. Emeklilikte yaşa takılanları gündeme getirdik ama heveslerini kursağında bıraktınız." diye konuştu.
Lütfü Türkkan, vatandaşın sorunlarının çığı gibi büyüdüğünü savunarak "Gemi her yönüyle su almıştır. Sesini yükselten herkes fitne çıkarmakla suçlanıyor." dedi.
Tarım arazilerinin yeterli derecede ekilip biçilmediğini söyleyen Türkkan, "Türkiye'nin çok verimli tarım arazileri varken Sudan'a gidip orada tarım arazisi kiralayarak tarımımızı geliştirmeye çalışıyoruz. Yürütme de en az bizim kadar bu konunun üzerine gitmelidir. Gerçekten Türkiye açlık tehlikesi ile karşı karşıya kalabilir. Eğer ekemezsek 81 milyon nüfusu nasıl doyuracağız? Bunun ciddiyetle ele alınması lazım." ifadesini kullandı.
MHP Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Bülent Karataş, Kamu Denetçiliği Kurumuna yapılan başvurularda artış yaşandığını söyledi.
Hakkında en fazla başvuru yapılan idarenin Milli Eğitim Bakanlığı olduğunu, bunu Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, mahalli idareler, üniversiteler, ÖSYM ve YÖK'ün izlediğini belirten Karataş, kuruma en fazla başvurunun İstanbul ve Ankara'dan, en az başvurunun Şırnak'tan yapıldığını kaydetti.
Karataş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin dile getirdiği, parti olarak TBMM Başkanlığına sundukları, şartlı ceza indirimi teklifi ile ilgili görüşlerini de açıkladı. Karataş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Cezaevindeki FETÖ'cüler, PKK'lılar, caniler, istismarcılar ayıklandıktan sonra kalanların büyük çoğunluğu çocuk, genç. Cezaevindeki hayat, insan onuru ile pek bağdaşmayan bir hayat. Bu zemini işledikleri takdirde Türkiye büyük bir felakete sürüklenebilir, Gezi olaylarından çok daha korkunç ve gaddar olabilir. Cezaevindekiler kader kurbanı olmaktan çıkıp, FETÖ ve PKK'nın kurbanı haline gelir. Bir talimat ile isyanlar başlatırlarsa ne olur? Kader kurbanı olan insanları ayıklayıp dışarı çıkartın, Türkiye biraz rahatlasın. Teröristler iki-üç kişilik yerlerde tutuluyor. Kader kurbanı olan suçluların koğuşuna birer ajanlarını gönderiyor, bu teröristler orada fitne yayıyorlar. Cezaevleri Afrin'de atılan bombalardan daha tehlikeli bir hal alıyor. 'Rahşan affı tekerrür etti' diyorlar, 'Alaattin Çakıcı, Kürşat Yılmaz affı geliyor' diyorlar. Acele ve ezbere konuşmayın lütfen. Bu insanları topluma kazandırmak için inisiyatif üstlenmeyelim mi? Cezaevleri pimi çekilmiş bomba gibidir, partimizin teklifi af teklifi değil, şartlı ceza indirimidir."
HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran ise Kamu Denetçiliği Kurumuna yapılan 300'e yakın başvurunun sonuçlandırıldığını söyledi. Kurumun ilgili kurum ve kuruluşlara tavsiyelerde bulunduğunu aktaran Başaran, kurumların bu tavsiyeleri yerine getirmediğini iddia etti.
HDP'li Başaran, kurumun daha itibarlı hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye'de hukuk ve demokrasinin kalmadığını öne süren Başaran, "Sürekli operasyonlar yapılıyor. Batman'da geçen gün bir operasyon yapıldı. Polis bir eve gidiyor, 'Üçünüzden birini alacağız, kendiniz seçin' diyor. Doğal olarak baba kendisini söylüyor ve o baba tutuklanıyor. Ülkenin geldiği durumu siz düşünün." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, 2017 Yılı Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK) Raporu Hakkında Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu görüşüldü.
CHP Grup Başkanvekili Özel, kurumun yapılan başvurulara doğrudan kabul veya ret kararı vermediğini anımsatarak "Kamu Denetçiliği gibi kurumların performansı, kararlarına uyma oranlarıyla ölçülüyor. Bu geçmişte yüzde 15 oranında idi. Bu dönem yüzde 65 olarak ifade ediliyor. Dünya ortalaması ise yüzde 75 ile 80 arasında. Alınan yol önemli ama katedilecek daha çok yol var." dedi.
Bazı kurumların KDK'nin tavsiyelerine uymadığına dikkati çeken Özel, "Kamu Denetçiliği Kurumuna karşı ölü taklidi yapan ya da kurumu yok hükmünde gören bir idare var. Kurumun tavsiye kararlarına idare uymuyor." ifadelerini kullandı.
OHAL uygulamalarında "inanılmaz haksızlıklar ve adaletsizlikler" olduğunu savunan Özel, "Suçun şahsiliği ilkesi ayaklar altına alındı ve insanların gelecekleri ile oynandı. Gün geldi, mahkeme 'suçsuzsun' dedi ama mahkemece görevlerine iade edilmeyen mağdurlar var. Bu konuda Kamu Denetçiliği Kurumunun görev tanımı kapsamında daha cesur olması gerekiyor." şeklinde konuştu.
Özgür Özel, Cumartesi annelerinin taleplerine kayıtsız kalınmaması ve Kamu Denetçiliği Kurumunun konuya el atması çağrısında bulunarak "Berfo Ana'nın oğlunu bulabilmek için girdiği mücadele gözlerimizi yaşartmıştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kürsüde ağlayıp sizi ağlatmamış mıydı? Cumartesi annelerini kabul etmemiş miydi? Cumartesi annelerine nasıl bu kadar kayıtsız kalabilirsiniz?" dedi.
Kamu Denetçiliği Kurumunun uzun tutukluluk sürelerine ilişkin de devreye girmesini isteyen Özel, Osman Kavala davasını örnek gösterdi. Özel, "Arda Turan hakkında bir günde iddianame hazırlanırken Osman Kavala davasının üzerinden bir yıl geçmesine rağmen iddianame hazırlanmıyor. Osman Kavala'nın çıkması için bir dünya liderinin araması mı gerekiyor?" diye konuştu.
AK Parti Grubu adına söz alan Manisa Milletvekili İsmail Bilen ise Osman Kavala'nın tutukluluğu başta olmak üzere yargıya intikal etmiş konuların Meclis çatısı altında tartışılmasını doğru bulmadıklarını söyledi.
Bilen, "Yargının konusu olan ve 'soruşturma gizli yapılır' ilkesi gereğince bizim de vakıf olmadığımız hususlarda savcıların, yargıçların yaptığı işlemlerden, eylemlerden hangilerinin hangi gerekçeyle yapıldığını eleştiri konusu yapmak doğru değil. Bunu kamuyla paylaşmak belki o suçla ilgili delillerin karartılmasına ya da yok edilmesine sebebiyet verecek." değerlendirmesini yaptı.
İsveç'in ombudsmanlık uygulamasını Osmanlı İmparatorluğundan aldığına dikkati çeken Bilen, "Biz, bunu yıllarca tatbik etmişiz. İsveç kralı Rusya'yla girdiği savaşta Türkiye'ye, Osmanlı'ya sığınmış, Osmanlı'da gördüğü bir uygulamayı kendi ülkesine güzel bir uygulama diye taşımış ancak biz kendi ülkemizde bu uygulamayı terk etmişiz. Şimdi dünyayı, Amerika'yı yeniden keşfediyormuşuz gibi, gitmişiz İsveç'ten bu uygulamayı geri getirmişiz ve adına 'ombudsmanlık' demişiz. Halbuki bizde olan bir sistem." dedi.
FETÖ mensuplarının her siyasi partiye sızdığını belirten Bilen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın FETÖ ile mücadele etmemesi durumunda bu mücadeleyi yürütecek bir siyasi parti ve liderin ortaya çıkmayacağını vurguladı. Bilen, "Özellikle MİT krizinde, 17-25 Aralık operasyonlarında bunların basın organlarına yaptığı uygulamalardan dolayı bazı siyasi partilerdeki arkadaşlarımız belki bilmeyerek, belki bilerek onlara destek olmaya gidenler vardı." şeklinde konuştu.
TBMM Başkanvekili Mustafa Şentop, 2017 Yılı Kamu Denetçiliği Kurumu Raporunun görüşmelerinin tamamlanmasının ardından birleşimi 6 Kasım Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere kapattı.
Genel Kurulda gündem dışı söz alan AK Parti İstanbul Milletvekili Zafer Sırakaya, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının sorunlarına değindi.
Türkiye-Almanya İşgücü Anlaşmasının Türk ve Alman toplumunun hayatını dönüştüren ilk adım olduğunu belirten Sırakaya, "AK Parti'den önceki iktidarlar döneminde Batılı ülkeler ile aramız açılmasın diye hükümetler pasif kalmıştır. İnsanlarımız bu şekilde yarım asır sorunlarıyla baş başa kalmıştır. Bu vatandaşlarımıza gurbetçi tanımlamasıyla kendilerine tepeden bakılmıştır." diye konuştu.
AK Parti hükümetleri döneminde çok yönlü politikalar ile yeni bir sürecin başladığını vurgulayan Sırakaya, gelinen süreçte yurt dışında yaşayan Türklerin, bulundukları ülkelerin asli unsurları haline geldiğine işaret etti. Sırakaya, yurt dışında terör örgütü mensuplarınca yapılan saldırılara da dikkati çekerek Alman hükümetinden önlem almasını beklediklerini kaydetti.
CHP Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap ise Kütahya?nın sağlık alt yapısı ve çevre sorunları üzerine gündem dışı konuşma yaptı.
Kasap, "Kütahya'nın sağlık alanında yaşadığı sorunlar çığ gibi büyüyor. Kütahyalılar şehir dışına çıkmak zorunda kalıyor. 600 bin kişinin yaşadığı bir ilde kadın doğum uzmanı sorunu yaşanıyor. Kütahya Şehir Hastanesinin inşaatı durdu. Kütahya Sağlım Bilimleri Üniversitesi kuruldu ama tıp fakültesi yok." dedi.
HDP Bitlis Milletvekili Mahmut Celadet Gaydalı da AK Parti'nin bölgedeki politikalarını eleştirerek, seçimden önce verilen sözlerin tutulmadığını iddia etti. Gaydalı, "Seçimden sonra yol yapım çalışmaları durdu. Bitlis'in ilçelerindeki sulama projeleri çalışmaları da durdu. Hizmette eşit ve adil davranılmıyor. Oy yoksa hizmet de yok. AKP'ye oy verilmediği için intikam alınıyor." ifadelerini kullandı.
MHP İstanbul Milletvekili Bülent Karataş, "Kader kurbanı olan insanları ayıklayıp dışarı çıkartın, Türkiye biraz rahatlasın." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, 2017 Yılı Kamu Denetçiliği Kurumu Raporu Hakkında, Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu görüşülüyor.
Rapor üzerinde İYİ Parti Grubu adına söz alan Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, geçen günlerde iki askerin donarak şehit olduğunu anımsatarak "Bu gibi olaylar yeniden yaşanmasın diye 'Bu olayları araştıralım' dedik, 'Yok' dediniz. Fındık üreticilerinin sorunlarını teklif ettik, bunu da kabul etmediniz. İktidara muhalif olan herkesi FETÖ'cü ilan ettiniz. İki kez 'Gelin, FETÖ'nün siyasi ayağını araştıralım' dedik, kabul etmediniz. Emeklilikte yaşa takılanları gündeme getirdik ama heveslerini kursağında bıraktınız." diye konuştu.
Lütfü Türkkan, vatandaşın sorunlarının çığı gibi büyüdüğünü savunarak "Gemi her yönüyle su almıştır. Sesini yükselten herkes fitne çıkarmakla suçlanıyor." dedi.
Tarım arazilerinin yeterli derecede ekilip biçilmediğini söyleyen Türkkan, "Türkiye'nin çok verimli tarım arazileri varken Sudan'a gidip orada tarım arazisi kiralayarak tarımımızı geliştirmeye çalışıyoruz. Yürütme de en az bizim kadar bu konunun üzerine gitmelidir. Gerçekten Türkiye açlık tehlikesi ile karşı karşıya kalabilir. Eğer ekemezsek 81 milyon nüfusu nasıl doyuracağız? Bunun ciddiyetle ele alınması lazım." ifadesini kullandı.
MHP Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Bülent Karataş, Kamu Denetçiliği Kurumuna yapılan başvurularda artış yaşandığını söyledi.
Hakkında en fazla başvuru yapılan idarenin Milli Eğitim Bakanlığı olduğunu, bunu Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, mahalli idareler, üniversiteler, ÖSYM ve YÖK'ün izlediğini belirten Karataş, kuruma en fazla başvurunun İstanbul ve Ankara'dan, en az başvurunun Şırnak'tan yapıldığını kaydetti.
Karataş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin dile getirdiği, parti olarak TBMM Başkanlığına sundukları, şartlı ceza indirimi teklifi ile ilgili görüşlerini de açıkladı. Karataş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Cezaevindeki FETÖ'cüler, PKK'lılar, caniler, istismarcılar ayıklandıktan sonra kalanların büyük çoğunluğu çocuk, genç. Cezaevindeki hayat, insan onuru ile pek bağdaşmayan bir hayat. Bu zemini işledikleri takdirde Türkiye büyük bir felakete sürüklenebilir, Gezi olaylarından çok daha korkunç ve gaddar olabilir. Cezaevindekiler kader kurbanı olmaktan çıkıp, FETÖ ve PKK'nın kurbanı haline gelir. Bir talimat ile isyanlar başlatırlarsa ne olur? Kader kurbanı olan insanları ayıklayıp dışarı çıkartın, Türkiye biraz rahatlasın. Teröristler iki-üç kişilik yerlerde tutuluyor. Kader kurbanı olan suçluların koğuşuna birer ajanlarını gönderiyor, bu teröristler orada fitne yayıyorlar. Cezaevleri Afrin'de atılan bombalardan daha tehlikeli bir hal alıyor. 'Rahşan affı tekerrür etti' diyorlar, 'Alaattin Çakıcı, Kürşat Yılmaz affı geliyor' diyorlar. Acele ve ezbere konuşmayın lütfen. Bu insanları topluma kazandırmak için inisiyatif üstlenmeyelim mi? Cezaevleri pimi çekilmiş bomba gibidir, partimizin teklifi af teklifi değil, şartlı ceza indirimidir."
HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran ise Kamu Denetçiliği Kurumuna yapılan 300'e yakın başvurunun sonuçlandırıldığını söyledi. Kurumun ilgili kurum ve kuruluşlara tavsiyelerde bulunduğunu aktaran Başaran, kurumların bu tavsiyeleri yerine getirmediğini iddia etti.
HDP'li Başaran, kurumun daha itibarlı hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye'de hukuk ve demokrasinin kalmadığını öne süren Başaran, "Sürekli operasyonlar yapılıyor. Batman'da geçen gün bir operasyon yapıldı. Polis bir eve gidiyor, 'Üçünüzden birini alacağız, kendiniz seçin' diyor. Doğal olarak baba kendisini söylüyor ve o baba tutuklanıyor. Ülkenin geldiği durumu siz düşünün." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, 2017 Yılı Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK) Raporu Hakkında Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu görüşüldü.
CHP Grup Başkanvekili Özel, kurumun yapılan başvurulara doğrudan kabul veya ret kararı vermediğini anımsatarak "Kamu Denetçiliği gibi kurumların performansı, kararlarına uyma oranlarıyla ölçülüyor. Bu geçmişte yüzde 15 oranında idi. Bu dönem yüzde 65 olarak ifade ediliyor. Dünya ortalaması ise yüzde 75 ile 80 arasında. Alınan yol önemli ama katedilecek daha çok yol var." dedi.
Bazı kurumların KDK'nin tavsiyelerine uymadığına dikkati çeken Özel, "Kamu Denetçiliği Kurumuna karşı ölü taklidi yapan ya da kurumu yok hükmünde gören bir idare var. Kurumun tavsiye kararlarına idare uymuyor." ifadelerini kullandı.
OHAL uygulamalarında "inanılmaz haksızlıklar ve adaletsizlikler" olduğunu savunan Özel, "Suçun şahsiliği ilkesi ayaklar altına alındı ve insanların gelecekleri ile oynandı. Gün geldi, mahkeme 'suçsuzsun' dedi ama mahkemece görevlerine iade edilmeyen mağdurlar var. Bu konuda Kamu Denetçiliği Kurumunun görev tanımı kapsamında daha cesur olması gerekiyor." şeklinde konuştu.
Özgür Özel, Cumartesi annelerinin taleplerine kayıtsız kalınmaması ve Kamu Denetçiliği Kurumunun konuya el atması çağrısında bulunarak "Berfo Ana'nın oğlunu bulabilmek için girdiği mücadele gözlerimizi yaşartmıştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kürsüde ağlayıp sizi ağlatmamış mıydı? Cumartesi annelerini kabul etmemiş miydi? Cumartesi annelerine nasıl bu kadar kayıtsız kalabilirsiniz?" dedi.
Kamu Denetçiliği Kurumunun uzun tutukluluk sürelerine ilişkin de devreye girmesini isteyen Özel, Osman Kavala davasını örnek gösterdi. Özel, "Arda Turan hakkında bir günde iddianame hazırlanırken Osman Kavala davasının üzerinden bir yıl geçmesine rağmen iddianame hazırlanmıyor. Osman Kavala'nın çıkması için bir dünya liderinin araması mı gerekiyor?" diye konuştu.
AK Parti Grubu adına söz alan Manisa Milletvekili İsmail Bilen ise Osman Kavala'nın tutukluluğu başta olmak üzere yargıya intikal etmiş konuların Meclis çatısı altında tartışılmasını doğru bulmadıklarını söyledi.
Bilen, "Yargının konusu olan ve 'soruşturma gizli yapılır' ilkesi gereğince bizim de vakıf olmadığımız hususlarda savcıların, yargıçların yaptığı işlemlerden, eylemlerden hangilerinin hangi gerekçeyle yapıldığını eleştiri konusu yapmak doğru değil. Bunu kamuyla paylaşmak belki o suçla ilgili delillerin karartılmasına ya da yok edilmesine sebebiyet verecek." değerlendirmesini yaptı.
İsveç'in ombudsmanlık uygulamasını Osmanlı İmparatorluğundan aldığına dikkati çeken Bilen, "Biz, bunu yıllarca tatbik etmişiz. İsveç kralı Rusya'yla girdiği savaşta Türkiye'ye, Osmanlı'ya sığınmış, Osmanlı'da gördüğü bir uygulamayı kendi ülkesine güzel bir uygulama diye taşımış ancak biz kendi ülkemizde bu uygulamayı terk etmişiz. Şimdi dünyayı, Amerika'yı yeniden keşfediyormuşuz gibi, gitmişiz İsveç'ten bu uygulamayı geri getirmişiz ve adına 'ombudsmanlık' demişiz. Halbuki bizde olan bir sistem." dedi.
FETÖ mensuplarının her siyasi partiye sızdığını belirten Bilen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın FETÖ ile mücadele etmemesi durumunda bu mücadeleyi yürütecek bir siyasi parti ve liderin ortaya çıkmayacağını vurguladı. Bilen, "Özellikle MİT krizinde, 17-25 Aralık operasyonlarında bunların basın organlarına yaptığı uygulamalardan dolayı bazı siyasi partilerdeki arkadaşlarımız belki bilmeyerek, belki bilerek onlara destek olmaya gidenler vardı." şeklinde konuştu.
TBMM Başkanvekili Mustafa Şentop, 2017 Yılı Kamu Denetçiliği Kurumu Raporunun görüşmelerinin tamamlanmasının ardından birleşimi 6 Kasım Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere kapattı.
