2012-04-05 - 16:09
BDP'Lİ DORA'NIN BASIN TOPLANTISI?
BDP Mardin Milletvekili Erol Dora, Çağdaş Avukatlar Derneği Başkanı Av. Münip Ermiş ile birlikte parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, MİT Başkanı için getirilen soruşturma izni güvencesinin, avukatlar için de sağlanmasını istedi.
BDP Mardin Milletvekili Erol Dora, Çağdaş Avukatlar Derneği Başkanı Av. Münip Ermiş ile birlikte parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, MİT Başkanı için getirilen soruşturma izni güvencesinin, avukatlar için de sağlanmasını istedi.

BDP'li Dora, avukatlık ve adil yargılama hakkının, ''yargının piyasalaştırılmasına yönelik müdahaleler ve politik baskıya dayalı müdahalelerle yeniden şekillendirilmeye çalışıldığını'' öne sürdü.

BDP'li Dora, Meclis'te çok sayıda avukat bulunduğuna işaret ederek, ''Ancak ne yazık ki demokratik devletlere yakışacak şekilde avukatın saygınlığını, bağımsızlığını, özgürlüğünü sağlama durumunda değiliz. Avukatlık mesleğine ilişkin güvenceler, bir an önce hayata geçirilmeli, özel yetkili mahkemelerin, savunma hakkına, avukata bu kadar kolay dokunması ve aylarca tutuklu kalması ortadan kaldırılmalıdır." dedi

BDP Mardin Milletvekili Erol Dora, sözlerinde şunları kaydetti:

"Bugün 5 Nisan Avukatlar gününü kutluyoruz. Başta tutuklu meslektaşlarımız olmak üzere, tüm Avukatlarımızın gününü kutluyor, savunma hakkına, hak arama özgürlüğüne yönelik tehditlerin son bulmasını dilerim. Bugün Çağdaş Avukatlar Derneği Başkanı Av. Münip Ermiş ile birlikte, tehdit altındaki savunmanın sorunlarını gündeme getireceğiz.

Avukatlık Mesleği ve Adil Yargılanma Hakkı, bir yandan yargının piyasalaştırılmasına yönelik müdahaleler, diğer yandan politik baskıya dayalı müdahalelerle yeniden şekillendirilmeye çalışılmaktadır.

Uzlaşma ve hakemliğe ilişkin düzenlemeler, yargısal faaliyetten avukatı da uzaklaştırmayı amaçlamaktadır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve Harçlar kanunu ile dava açma maliyeti artırılmıştır. Bu düzenleme, aynı zamanda, serbest avukatlık yapma imkanlarını sınırlayarak, avukatlık şirketleri aracılığıyla savunma hakkının piyasalaştırılmasının yolunu düzenlemekte, genç avukatların emek sömürüsünü de kalıcı hale getirmeyi amaçlamaktadır.

Öte yandan, son yıllarda, savunma hakkına yönelik siyasi müdahaleler; demokratik bir devlette tahammül edilemez sınırlara varmıştır.

Siyasi davalarda müdafilik yapmakta olan avukatlar, müvekkillerinin kimliği, davanın niteliğinden ötürü potansiyel suçlu muamelesi görmektedir. Özel Yetkili Mahkemelerce, hiçbir somut inceleme yapılmadan, neredeyse rutin haline getirilen kararlarla, "avukatların dosya bilgilerini terör örgütlerine iletebileceği" gerekçe gösterilerek kısıtlılık kararları verilmektedir.

Kısıtlılık kararları nedeniyle, soruşturma aşamasında avukatın, müvekkiline hukuki yardım sunması imkansız hale gelmektedir. Ancak, avukat ile hakkında soruşturma açılan kişiden gizlenen bilgi ve belgeler; her nasılsa kimi gazetelere servis edilmekte, basın yoluyla masumiyet karinesi ihlal edilerek, kişiler kamuoyu önünde soruşturmanın gizliliği ihlal edilerek suçlanmaktadır. Savcılar, soruşturmanın gizliliğini ihlal eden personel hakkında soruşturma açmakta isteksiz davranmaktadır.

Pek çok teknik takip ve mükerrer evrakla klasörler dolusu evrak biriktirilmekte, ilgili ilgisiz pek çok kişi aynı dosyada toplanmaktadır. Bu evrak yığını nedeniyle, savcı ve hakimler dosyaları inceleyememekte ve pratik olarak kolluk tarafından oluşturulan "dosya notları" kişilerin tutuklanması ve yargılanmasında başlıca rolü oynar hale gelmektedir.

Avukatın hukuki yardımı, mevcut Terörle Mücadele Kanunu ve CMK 250. Maddesi ile kurulan Özel Yetkili Mahkemeler tarafından son derece sınırlanmasına rağmen, avukata tahammül edilememektedir. Hak ve özgürlükleri temel alan, özgürlükçü hukuk devleti mücadelesi veren avukat kimliği ortadan kaldırılarak Hükümet'in, Resmi görüşün, Savcı ve Hakim'in çizdiği sınırları takip eden bir tür "devlet avukatlığı" yaratılmak istenmektedir.

KCK ve Ergenekon davalarında, özel yetkili Mahkemeler kapsamına giren diğer örgütlü suçlara ilişkin davalarda; sayıca değişmekle birlikte, davalara giren avukatların da suçlanması vaka-i adiyeden işler haline gelmiştir.

Son olarak bir dava dosyasında, avukatlara yönelik olarak girdikleri dava dosyaları ve cezaevinde müvekkilleri ile görüşmelerini suç olarak değerlendiren MİT görüşü, adeta bir delilmiş gibi dosyaya konulmuş ve bir eşik daha aşılmıştır. Önceleri gizli olan MİT yönlendirmeleri, artık aşikar hale getirilerek meşrulaştırılmaya çalışılmakta, savunma avukatları, MİT tarafından keyfi olarak suçlanabilmektedir. Savunma hakkına saygılı demokratik bir devlette böyle bir raporu düzenleyenler ve dosyaya kabul edenler hakkında derhal soruşturma açılır ve işten el çektirilir.

Daha vahimi, bu iddialar ve soruşturmalar nedeniyle; Avukatlık Kanunu, Birleşmiş Milletler Havana Kuralları, Avrupa Birliği Avukatlık Prensipleri, Avrupa Konseyi Avukatlık Mesleğinin İcrasındaki Özgürlükler Hakkındaki 9 Nolu Tavsiye Kararı ve diğer uluslararası belgelere aykırı olarak avukatın özgürlüğü ihlal edilmekte, gözaltına alınmakta ve hatta tutuklanmaktadırlar.

Diyarbakır İnsan Hakları Derneği Başkanı Av. Muharrem Erbey ve Abdullah Öcalan'ın avukatlığını yapan çeşitli barolara mensup 37 avukat tutuklanmıştır. Bir yandan 12 Eylül darbecilerinin yargılanması ile övünülürken, bir yandan 12 Eylül darbe koşullarında dahi görülmedik şekilde, savunma hakkının ve avukatlık mesleğinin bu derece hırpalanması kabul edilebilir bir durum olamaz.

Avukatın tutuklanması, sadece kendi özgürlüğünün ihlali anlamına gelmez. Savunma hakkına yönelik bir tehdit, savunmanın bağımsızlığının ve dokunulmazlığının ihlali olduğu gibi, tutuklu avukatın müvekkillerinin savunma haklarının da ihlalidir. Tutuklamalar sırasında, avukatlık mesleğine ilişkin dokunulmazlıklar, avukatla müvekkili arasındaki görüşmelerin, yazışmaların, dosya bilgilerinin dokunulmazlığına, avukatın sır saklama yükümlülüğüne ilişkin evrensel prensipler de ihlal edilmiştir.

Avukatlık mesleği, kişisel bilgi ve beceri, uslüp vb. ile yürütülen bir sanattır. Dolayısı ile herkesin avukat seçme hakkı olduğu gibi, kimsenin seçtiği avukattan keyfi nedenlerle uzak tutulması ve avukat seçme hakkının ortadan kaldırılması da doğru değildir.

Herkesin bir gün savunulmaya ve avukata ihtiyacı olabilir. Bu Meclis çatısı altında da çok sayıda avukat bulunmaktadır. Ancak ne yazık ki, demokratik devletlere yakışacak şekilde avukatın saygınlığını, bağımsızlığını, özgürlüğünü sağlama durumunda değiliz.

Özel Yetkili Mahkemelerin ve özel /çifte hukukun ortadan kaldırılması gerekir. Demokratik devletler, güvenlikçi uygulamalara değil özgürlüklere itibar eden devletlerdir. Ancak; Avukatlık Mesleğine ilişkin güvenceler bir an önce hayata geçirilmeli ve Özel Yetkili Mahkemelerin, savunma hakkına, avukata bu kadar kolay dokunması ve aylarca tutuklu kalması ortadan kaldırılmalıdır.

Bir süre önce, MİT başkanı için getirilen soruşturma izni güvencesi, avukatlar için öncelikle sağlanmalı ve bağımsızlığın güvencesi olarak Savunma örgütü olan Baroların izni olmadan hiçbir avukat hakkında soruşturma açılamamalı ve ağır cezalık işlerde suçüstü hali dışında hiçbir avukatın tutuklanamayacağına ilişkin yasal düzenleme derhal yapılmalıdır.

Aksi halde avukatın tutuklu olduğu ülkede savunma hakkı da , adil yargılama hakkı da tutukludur." (16:09)