2010-06-15 - 18:48
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, sigara yasağını genişleten yasanın bazı sektörleri olumsuz etkilediğine yönelik eleştirilere, Maliye Bakanlığı verileriyle yanıt verdi. Akdağ, Temmuz 2008'de 932 bin olan ikram sektöründeki işletme sayısının, Aralık 2009'da 959 bine yükseldiğini, yemek
sektörünün yüzde 4, alkollü içecek sektörünün yüzde 3, alkolsüz içecek sektörünün yüzde 2 büyüdüğünü bildirdi.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, sigara yasağını
genişleten yasanın bazı sektörleri olumsuz etkilediğine yönelik eleştirilere,
Maliye Bakanlığı verileriyle yanıt verdi. Akdağ, Temmuz 2008'de 932 bin olan
ikram sektöründeki işletme sayısının, Aralık 2009'da 959 bine yükseldiğini, yemek
sektörünün yüzde 4, alkollü içecek sektörünün yüzde 3, alkolsüz içecek sektörünün
yüzde 2 büyüdüğünü bildirdi.
Akdağ, TBMM Genel Kurulunda, milletvekillerinin sözlü sorularını
yanıtladı.
Hormonlu gıdalar ile kanser arasındaki ilişkiye yönelik bir soru üzerine
Akdağ, gıda maddelerine konulacak katkı maddeleri konusunu, Tarım ve Köyişleri
Bakanlığının yürüttüğünü anımsattı.
Akdağ, ''hormonlu'' kelimesinin, çok da doğru olmadığını ifade ederek,
''Bir kısım gıdaların verimliliği genetik çalışmalarla artırılıyor, bir kısım
gıdalarda da genetiği değiştirilmiş olma problemi gündeme getirilmektedir.
Türkiye'de genetiği değiştirilmiş gıda noktasında bir sıkıntımız yok, Tarım
Bakanlığımız gerekli düzenlemeleri yaptı, mesele tamamen kontrol altında''
dedi.
Kanserin ortaya çıkmasında, gıdaların rolünün bilim çevrelerince
tartışıldığını, araştırmalar yapıldığını dile getiren Akdağ, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Bilinen şudur, bütün dünya itibariyle konuştuğumuzda doğrudan gıdalar
ile kanser arasında yaygın bir ilişki yoktur. Zaman zaman bazı özel gıdalar ile
kanser arasında ilişki kurulabilmektedir. Özellikle bağırsak kanserlerinde,
posalı gıda tüketmemenin, olumsuz etkilerini biliyoruz.
Kanser kayıt sisteminini, ülke genelinde geliştirmemizle birlikte, son
yıllarda kayıt dışı vakaları, kayıt altına alabiliyoruz. Önümüzdeki yıllarda bu
meseleyi daha yakından takip edebileceğiz. Kanserin artışını eğer önümüzdeki
yıllarda önlemek istiyorsak, özellikle sigara, hareketsiz yaşam tarzı ve çevresel
etkenlerle mücadeleye devam etmek durumundayız.''
Sağlık Bakanı Akdağ, Doğu, Güneydoğu ve Orta Anadolu'da uçlarda kalan
illerde sağlık hizmetlerinin, nicelik ve nitelik olarak önemli bir ilerleme
gösterdiğini dile getirdi.
Maliye Bakanlığı, DPT, YÖK, Hazine Müsteşarlığı ile ortak çalışmayla,
bundan sonra kurulacak tıp fakülteleri ve tıp fakülteleri hastaneleriyle ilgili
planlama çalışması yaptıklarını bildiren Akdağ, özellikle nüfusu çok yüksek
olmayan illerde kurulan tıp fakültelerine, ikinci hastane açılmasını doğru
bulmadığını kaydetti. Akdağ, hem hastaya verilen hizmet hem de tıp fakültesi
öğrencileri açısından bunun doğru olmadığını dile getirerek, ''Hastane
yapılanmasında, küçük ve orta ölçekli illerde bir tek büyük hastaneyle hizmet
vermek, tıp fakültelerinde eğitimi, araştırmayı bu hastanelerde gerçekleştirmek
gerekiyor'' diye konuştu.
Akdağ, Sağlık Bakanlığının taşra kuruluşlarının çok sayıda ihale yapan
kuruluşlar olduğunu belirterek, Kamu İhale Kurumu verilerine göre 2009'daki 21
bin 660 ihaleden sadece 205'inin iptal edildiğini ifade etti. Akdağ, satın alma
işlemleriyle ilgili zaman zaman bazı şikayet ve iddiaların kendilerine
ulaştığını, bunları en hızlı şekilde değerlendirip, incelettirdiğini ve gereğini
yaptığını söyledi.
Bakan Akdağ, 1 Ekim 2008'de başlanan katkı payı uygulamasına ilişkin
sorular üzerine, katkı payını Sağlık Bakanlığının değil, SGK'nın aldığına işaret
etti. Akdağ, 12 bin kişi üzerinde yaptıkları katkı paylarına ilişkin ankette,
''Katkı paylarını uygulayan kuruluş kim?'' sorusuna, yüzde 73,3 oranıyla Sağlık
Bakanlığı cevabını aldıklarını ifade etti.
Toplanan paraların SGK kasasına geri döndüğünü, SGK'nın bunu yine
vatandaşa harcadığını dile getiren Akdağ, şunları kaydetti:
''Türkiye'de sağlıkta dönüşüm programından önce önemli bir hastalığınız
varsa, mutlaka muayenehaneye gitmeniz, hatırı sayılır bir para ödemeniz
gerekirdi, bu Türkiye'de kuraldı. Bu kural, artık yıkılmıştır. Sağlık Bakanlığı
hastanelerinde, şu anda aynı zamanda muayenehane çalıştıran hekim oranı yüzde
13'tür. Yasal olmasına rağmen, başından beri tıp etiğine uygun bulmadığım bir
durum, üniversite hastanelerinde, döner sermaye ödemeleri adı altında, vatandaşın
'hoca parası' dediği paralar alınıyor. Bu Türkiye'de oldukça yaygın. Sağlık
Bakanlığı hastanelerinde muayenehaneye gitmek zorunluluğu büyük ölçüde kalkmasına
rağmen, üniversite hastanelerinde o muayaneler hastanenin içine taşınmış
durumdadır. Bundan vatandaşımızı kurtarmak gerekiyor. Katkı payları, vatandaştan
para alalım, bu para giderlerimizi karşılasın diye alınan paralar değil.
Hastanelere başvuruları düzenlemek için düşünülmüştür, bugün doğru çalıştığı da
anlaşılıyor.
Tam Gün Yasasını yaptık. Bu kanun, CHP tarafından Anayasa Mahkemesine
götürüldü. Umarım bir iptal meydana gelmez, vatandaşımız bu çileden, ızdıraptan,
bu sene içinde kurtulmuş olur. Vatandaşın üniversitede hocaya, muaneye para
vermemesinin, anayasaya ne aykırılığı olabilir?''
Akdağ, sigara yasağını genişleten yasaya ilişkin soruları da
cevaplandırdı.
Lokanta, kafe, otel, kahvehane gibi ikram sektöründeki işletmelerin
satışlarını ve karlılıklarını azaltmayacağını, dünyadaki örneklerinin bu yönde
olduğunu belirten Akdağ, yasadan sonra Türkiye'de gürültü koparıldığını
belirtti.
Akdağ, Maliye Bakanlığı verilerine göre, Temmuz 2008'de 932 bin ikram
sektörü işletme sayısının, kısıtlamaların başladığı tarihten sonra Aralık 2009'da
959 bine yükseldiğini bildirdi.
Yemek sektörünün yüzde 4, alkollü içecek sektörünün yüzde 3, alkolsüz
içecek sektörünün yüzde 2, genel olarak ikram sektörünün yüzde 3 büyüdüğünü ifade
eden Akdağ, ikram sektörü işletmelerinin Ağustos-Aralık 2009 KDV matrahının,
2008'in aynı dönemine göre yüzde 11 arttığını kaydetti. Akdağ, artış oranının
yemek sektöründe yüzde 13, alkolsüz içecek sektöründe yüzde 10 gerçekleştiğini
vurgulayarak, ''2009 3. çeyreğinde GSYİH yüzde 3,3 oranında düşerken, ikram
sektöründe yüzde 5,2'lik gelir artışı oldu. Bu sektörlerde bütün diğer ülkelerde
olduğu gibi, lokanta ve kahvehaneler de dahil olmak üzere, bu kanun her açıdan
yararlı bir düzenleme olmuştur, bu kanundan bir geriye gidiş asla olmayacaktır''
diye konuştu.
Sağlık Bakanlığının 130 sigara bırakma polikliniği bulunduğunu, geçen yıl
34 bin kişiye hizmet verildiğini bildiren Akdağ, Türkiye'de sigara içme oranının
tedrici olarak azaldığını söyledi.
Akdağ, sigarayı, ''edipemi, salgın'' olarak nitelendirdi, yaptıkları
çalışmalarla, edipemiyi kontrol altına almış olacaklarını söyledi. (18.48)
genişleten yasanın bazı sektörleri olumsuz etkilediğine yönelik eleştirilere,
Maliye Bakanlığı verileriyle yanıt verdi. Akdağ, Temmuz 2008'de 932 bin olan
ikram sektöründeki işletme sayısının, Aralık 2009'da 959 bine yükseldiğini, yemek
sektörünün yüzde 4, alkollü içecek sektörünün yüzde 3, alkolsüz içecek sektörünün
yüzde 2 büyüdüğünü bildirdi.
Akdağ, TBMM Genel Kurulunda, milletvekillerinin sözlü sorularını
yanıtladı.
Hormonlu gıdalar ile kanser arasındaki ilişkiye yönelik bir soru üzerine
Akdağ, gıda maddelerine konulacak katkı maddeleri konusunu, Tarım ve Köyişleri
Bakanlığının yürüttüğünü anımsattı.
Akdağ, ''hormonlu'' kelimesinin, çok da doğru olmadığını ifade ederek,
''Bir kısım gıdaların verimliliği genetik çalışmalarla artırılıyor, bir kısım
gıdalarda da genetiği değiştirilmiş olma problemi gündeme getirilmektedir.
Türkiye'de genetiği değiştirilmiş gıda noktasında bir sıkıntımız yok, Tarım
Bakanlığımız gerekli düzenlemeleri yaptı, mesele tamamen kontrol altında''
dedi.
Kanserin ortaya çıkmasında, gıdaların rolünün bilim çevrelerince
tartışıldığını, araştırmalar yapıldığını dile getiren Akdağ, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Bilinen şudur, bütün dünya itibariyle konuştuğumuzda doğrudan gıdalar
ile kanser arasında yaygın bir ilişki yoktur. Zaman zaman bazı özel gıdalar ile
kanser arasında ilişki kurulabilmektedir. Özellikle bağırsak kanserlerinde,
posalı gıda tüketmemenin, olumsuz etkilerini biliyoruz.
Kanser kayıt sisteminini, ülke genelinde geliştirmemizle birlikte, son
yıllarda kayıt dışı vakaları, kayıt altına alabiliyoruz. Önümüzdeki yıllarda bu
meseleyi daha yakından takip edebileceğiz. Kanserin artışını eğer önümüzdeki
yıllarda önlemek istiyorsak, özellikle sigara, hareketsiz yaşam tarzı ve çevresel
etkenlerle mücadeleye devam etmek durumundayız.''
Sağlık Bakanı Akdağ, Doğu, Güneydoğu ve Orta Anadolu'da uçlarda kalan
illerde sağlık hizmetlerinin, nicelik ve nitelik olarak önemli bir ilerleme
gösterdiğini dile getirdi.
Maliye Bakanlığı, DPT, YÖK, Hazine Müsteşarlığı ile ortak çalışmayla,
bundan sonra kurulacak tıp fakülteleri ve tıp fakülteleri hastaneleriyle ilgili
planlama çalışması yaptıklarını bildiren Akdağ, özellikle nüfusu çok yüksek
olmayan illerde kurulan tıp fakültelerine, ikinci hastane açılmasını doğru
bulmadığını kaydetti. Akdağ, hem hastaya verilen hizmet hem de tıp fakültesi
öğrencileri açısından bunun doğru olmadığını dile getirerek, ''Hastane
yapılanmasında, küçük ve orta ölçekli illerde bir tek büyük hastaneyle hizmet
vermek, tıp fakültelerinde eğitimi, araştırmayı bu hastanelerde gerçekleştirmek
gerekiyor'' diye konuştu.
Akdağ, Sağlık Bakanlığının taşra kuruluşlarının çok sayıda ihale yapan
kuruluşlar olduğunu belirterek, Kamu İhale Kurumu verilerine göre 2009'daki 21
bin 660 ihaleden sadece 205'inin iptal edildiğini ifade etti. Akdağ, satın alma
işlemleriyle ilgili zaman zaman bazı şikayet ve iddiaların kendilerine
ulaştığını, bunları en hızlı şekilde değerlendirip, incelettirdiğini ve gereğini
yaptığını söyledi.
Bakan Akdağ, 1 Ekim 2008'de başlanan katkı payı uygulamasına ilişkin
sorular üzerine, katkı payını Sağlık Bakanlığının değil, SGK'nın aldığına işaret
etti. Akdağ, 12 bin kişi üzerinde yaptıkları katkı paylarına ilişkin ankette,
''Katkı paylarını uygulayan kuruluş kim?'' sorusuna, yüzde 73,3 oranıyla Sağlık
Bakanlığı cevabını aldıklarını ifade etti.
Toplanan paraların SGK kasasına geri döndüğünü, SGK'nın bunu yine
vatandaşa harcadığını dile getiren Akdağ, şunları kaydetti:
''Türkiye'de sağlıkta dönüşüm programından önce önemli bir hastalığınız
varsa, mutlaka muayenehaneye gitmeniz, hatırı sayılır bir para ödemeniz
gerekirdi, bu Türkiye'de kuraldı. Bu kural, artık yıkılmıştır. Sağlık Bakanlığı
hastanelerinde, şu anda aynı zamanda muayenehane çalıştıran hekim oranı yüzde
13'tür. Yasal olmasına rağmen, başından beri tıp etiğine uygun bulmadığım bir
durum, üniversite hastanelerinde, döner sermaye ödemeleri adı altında, vatandaşın
'hoca parası' dediği paralar alınıyor. Bu Türkiye'de oldukça yaygın. Sağlık
Bakanlığı hastanelerinde muayenehaneye gitmek zorunluluğu büyük ölçüde kalkmasına
rağmen, üniversite hastanelerinde o muayaneler hastanenin içine taşınmış
durumdadır. Bundan vatandaşımızı kurtarmak gerekiyor. Katkı payları, vatandaştan
para alalım, bu para giderlerimizi karşılasın diye alınan paralar değil.
Hastanelere başvuruları düzenlemek için düşünülmüştür, bugün doğru çalıştığı da
anlaşılıyor.
Tam Gün Yasasını yaptık. Bu kanun, CHP tarafından Anayasa Mahkemesine
götürüldü. Umarım bir iptal meydana gelmez, vatandaşımız bu çileden, ızdıraptan,
bu sene içinde kurtulmuş olur. Vatandaşın üniversitede hocaya, muaneye para
vermemesinin, anayasaya ne aykırılığı olabilir?''
Akdağ, sigara yasağını genişleten yasaya ilişkin soruları da
cevaplandırdı.
Lokanta, kafe, otel, kahvehane gibi ikram sektöründeki işletmelerin
satışlarını ve karlılıklarını azaltmayacağını, dünyadaki örneklerinin bu yönde
olduğunu belirten Akdağ, yasadan sonra Türkiye'de gürültü koparıldığını
belirtti.
Akdağ, Maliye Bakanlığı verilerine göre, Temmuz 2008'de 932 bin ikram
sektörü işletme sayısının, kısıtlamaların başladığı tarihten sonra Aralık 2009'da
959 bine yükseldiğini bildirdi.
Yemek sektörünün yüzde 4, alkollü içecek sektörünün yüzde 3, alkolsüz
içecek sektörünün yüzde 2, genel olarak ikram sektörünün yüzde 3 büyüdüğünü ifade
eden Akdağ, ikram sektörü işletmelerinin Ağustos-Aralık 2009 KDV matrahının,
2008'in aynı dönemine göre yüzde 11 arttığını kaydetti. Akdağ, artış oranının
yemek sektöründe yüzde 13, alkolsüz içecek sektöründe yüzde 10 gerçekleştiğini
vurgulayarak, ''2009 3. çeyreğinde GSYİH yüzde 3,3 oranında düşerken, ikram
sektöründe yüzde 5,2'lik gelir artışı oldu. Bu sektörlerde bütün diğer ülkelerde
olduğu gibi, lokanta ve kahvehaneler de dahil olmak üzere, bu kanun her açıdan
yararlı bir düzenleme olmuştur, bu kanundan bir geriye gidiş asla olmayacaktır''
diye konuştu.
Sağlık Bakanlığının 130 sigara bırakma polikliniği bulunduğunu, geçen yıl
34 bin kişiye hizmet verildiğini bildiren Akdağ, Türkiye'de sigara içme oranının
tedrici olarak azaldığını söyledi.
Akdağ, sigarayı, ''edipemi, salgın'' olarak nitelendirdi, yaptıkları
çalışmalarla, edipemiyi kontrol altına almış olacaklarını söyledi. (18.48)
