2016-08-03 - 16:22
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Akif Hamzaçebi başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun Teklifi, kabul edilerek yasalaştı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Akif Hamzaçebi başkanlığında toplandı.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, "Hakkari ve Şırnak'ın il olarak kalması, Yüksekova ve Cizre'nin de sınır ticaretini canlandırılacak şekilde il statüsüne kavuşturulması doğru olacaktır." dedi.

Gündem dışı söz alan CHP Genel Başkan Yardımcısı Lale Karabıyık, olağanüstü hal (OHAL) uygulamasının mağdurları oluştuğunu iddia ederek, halkın huzuru ve bireysel şahsiyetlerine zarar gelmemesi için sorumlu olanlarla olmayanların ayırt edilmesinin önemine dikkati çekti.

15 Temmuz FETÖ'nun darbe girişimine ilişkin söz alan AK Parti Kırıkkale Milletvekili Mehmet Demir de teşebbüsün asıl amacının Türkiye'nin işgali olduğunu belirterek, milletin vatan sevdasıyla gövdesini "hayasızca akınlara siper" ettiğini söyledi.

FETÖ'nün kendisini sinsi bir hastalık gibi uzun süre gizlediğini vurgulayan Demir, "İhanet girişiminin yaşandığı 15 Temmuz gecesi, gerek iktidar gerek muhalefet partileri gerekse toplumun farklılık arzeden bütün bileşenleri vatan hainleri karşısında kararlı bir tutum sergilemiştir. Siyasi rekabetler bir kenara bırakılmış, siyasi tarihe geçecek bir not düşmüşlerdir." diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da üzüm üreticilerinin sorunlarıyla ilgili gündem dışı söz alarak, Türkiye'nin üzüm üretiminde dünyada altıncı, çekirdeksiz kuru üzüm üretiminde ise birinci sırada olduğunu söyledi.

Üzüm üreticilerinin güneş yanıkları nedeniyle zarara uğradıklarını ve TARSİM sigortasının güneş yanıklarından oluşan zararı karşılamadığını dile getiren Akçay, sigorta kapsamlarının genişletilmesi gerektiğini, zararların dekar başına verilecek destekleme ödemeleriyle telafi edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Akçay, üzüm rekoltesi hesap ve tahmininde devletin etkili olmasını isteyerek, Üzüm Müdahale Kurulu oluşturularak fiyat dalgalanmalarının engellenmesi gerektiğini belirtti.

Gündem dışı konuşmalardan sonra yerinden tekrar söz alan Akçay, darbe girişiminin ardından geçen sürede 17 askerin terörle mücadelede şehit düştüğünü anımsatarak, "Her türlü teröre karşı irademizi net şekilde ortaya koymalıyız. İster FETÖ, ister PKK, ister IŞİD olsun son terörist teslim alınıncaya kadar terörle mücadele kararlılıkla devam etmelidir." dedi.

Darbe girişiminin önceden haber alınması konusunda istihbarat zafiyetinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım tarafından dile getirildiğini aktaran Akçay, "MİT Müsteşarı neden hala görevinde tutuluyor? Sayın Başbakan buna cevabında diyor ki 'bizim için işlerin önceliği var'. Bu kişi işlerini yapmadıysa hala hangi işleri yapıyor? İstihbarat zafiyetine sebep olan yönetim zafiyetine yönelik adımları bir an önce atmalıdır." diye konuştu.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de Hakkari ve Şırnak'ın isimlerinin değiştirilerek ilçe statüsüne dönüştürülmesini eleştirerek, bu kararın bölge halkına sorulmadan alındığını ve kararı kınadıklarını ifade etti.

Cizre ve Yüksekova'nın da ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmeleri için değil güvenlik ve askeri politikaların hayata geçirilmesi için il statüsüne kavuşturulduğunu savunan Baluken, "Demokratik, barış, ekonomik kalkınma amacını güvenlik amacına teslim edilen bu düzenleme halklarımıza katkı sağlamayacaktır. Hakkari ve Şırnak'ın il olarak kalması, Yüksekova ve Cizre'nin de sınır ticaretini canlandırılacak şekilde il statüsüne kavuşturulması doğru olacaktır." ifadesini kullandı.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de kanun hükmünde kararnamelerle işten çıkarmaların cadı avına dönüştüğünü öne sürerek, şehir tiyatrolarında çalışan tiyatrocuların FETÖ terör örgütüyle ilişkilendirilerek açığa alınmalarını eleştirdi.

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan ise FETÖ terör örgütüyle mücadelede görevden almalara ilişkin "kurunun yanında yaşta mı yanar, cadı avı mı oldu" endişelerinin dile getirildiğini anımsatarak, "Darbecilerle net, somut mücadele etmek istiyoruz. Kimsenin ekstra burnu kanamasın, mazlumun hakkı doğmasın istiyoruz. Şu anki darbenin yoğunluğu, sıkıntının büyüklüğü gözönünde bulunduğunda biraz daha anlayışla davranıp, adaletin beraberce tesis edilmesi kanaatindeyim. Bir hata varsa düzeltilmesi gerekir, ancak 'kurda merhamet kuzuya zulümdür'." değerlendirmesinde bulundu.

HDP, Danışma Kurulu toplanamadığı için "özellikle son dönemde cezaevlerindeki hak ihlallerine" ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.

HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, öneri lehinde yaptığı konuşmada, darbecilerle mücadele etme adı altında doktorun, tiyatro sanatçısının, çalışanın, herkesin hedefte olduğunu savundu. Beştaş, bir darbenin bastırıldığını ancak başka bir darbenin bütün hızıyla Türkiye'de kol gezdiğini ileri sürerek, OHAL'in ilk olarak cezaevleri ve gözaltlarına geldiğini söyledi.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, darbe girişiminin faili FETÖ'nün, kamu kurum ve kuruluşlarındaki, ekonomideki, sivil toplumdaki yapılaşmasının devleti bir ur gibi sardığını, bu uru temizlemenin görevleri olduğunu ifade etti.

Hükümetin, Meclis'ten onay almaya geldiğinde bu görevin gereğini yerine getirdiklerini anlatan Akçay, hükümete terör örgütlerini temizlemesi için yetki verdiklerini belirtti. Akçay, darbe girişiminin hedefinin Türkiye Cumhuriyetinin varlığı, milletin bütünlüğü olduğuna işaret ederek, 15 Temmuz'dan bugüne kadar vatandaşların meydanlarda Kurtuluş Savaşı kazanımlarına, kurucu ve milli iradeye sahip çıktığını anımsattı.

Meydanlardan, başka niyetler veya başkanlık gibi birtakım fiili durumlar devşirmeye çalışmanın beyhude bir çaba olacağını öne süren Akçay, "Çünkü meydanlarda devleti anonim şirket gibi yönetmek isteyen anlayışa geçit yoktur, meydanlarda, devlet yönetiminde merdiven altı, informel ilişkilere geçit yoktur." diye konuştu.

Akçay, terörle mücadele kılıfı altında şahsi yönetimin inşa edilmeye çalışıldığını üzülerek gördüklerini iddia ederek, "15 Temmuz'a giden yol bu yönetim anlayışıyla döşenmedi mi? Devletin birtakım çıkar gruplarının, cemaatin, paralel yapılarla yönetilmesinin 15 Temmuz'daki payını düşündünüz mü?" sorularını yöneltti.

CHP Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan, OHAL ilanıyla birlikte cezaevlerinde hak gaspı yaşandığını ileri sürerek, tutuklu ve hükümlülerin en önemli hakkının savunma hakkı olduğunu söyledi. Sarıhan, "Destan yazıldı" denildiğine işaret ederek, yazılan destanın hukuk, adalet, eşitlik, insan hakları, saygıyla beslenmezse kısa sürede gölgeleneceğini, kararacağını savundu.

AK Parti İstanbul Milletvekili Fatma Benli, Meclis komisyonlarına ulaşan 146 başvuru arasında, olağanüstü hal dönemine ilişkin olarak ceza infaz kurumlarında işkence, darp, kötü muamele iddiasının olmadığını bildirdi. Benli, ister olağan ister olağanüstü dönemde olunsun, cezaevlerinde işkence, kötü muamelenin asla kabul edilemeyeceğini, bunun Türkiye'nin içinde bulunduğu şartlarla değişmeyeceğini vurguladı. Benli, temel ilkelerinin insan olma onuruna saygı, kişilerin ceza infaz kurumunda olmasının ek ceza haline getirilmemesi olduğunu ifade etti.

Benli, 13 bin 500 tutuklunun gelmesiyle birlikte, sayının artmasından kaynaklı olarak haftada bir görüşme imkanı sağlanması halinde diğer mahpuslara bu hakkın kullandıramayacağını, dengeyi sağlamaları gerektiğini belirtti.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ise bu konuşmaların yapılması yerine TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun derhal toplantıya çağrılması gerektiğini, komisyon bünyesindeki cezaevleri alt komisyonunun gerekirse güçlendirilerek cezaevlerindeki işkence iddialarını incelemesini istedi. Özel, böylece Türkiye'nin, 2016'da böyle bir ithamla karşı karşıya kalmayacağını kaydetti.

Konuşmaların ardından HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulunda, Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun Teklifi'nin görüşmelerine devam ediliyor.

Teklifin birinci bölümü üzerinde söz alan MHP Samsun Milletvekili Erhan Usta, AK Parti hükümetleri döneminde 5 defa vergi ve sosyal güvenlik yapılandırılmasına, kamu alacaklarının yapılandırılmasına ilişkin yasa çıktığını anımsatarak, "Bu kadar çok yapılandırmanın, 'af' diyeceğimiz hususların olmaması lazım. 14 yıllık bir iktidardan sonra böyle bir yasayla Hükümetin karşımıza çıkması anlaşılabilir bir şey değil." diye konuştu.

Vergi sistemindeki sorunlar çözülmediği sürece sürekli vergi affı çıkarmak durumunda kalınacağını savunan Usta, vergi affının sorunları çözmediğini, sorunu daha da kronikleştirdiğini bildirdi. Usta, "Şimdi, neden af çıkartmak zorunda kalınıyor? Çünkü, idarenin kapasitesinde yetersizlik var. Hem veri açısından hem de analiz açısından idarenin kapasitesindeki yetersizlik Türkiye'yi affa veya yeniden yapılandırma yasalarına mecbur kılıyor bir anlamda." ifadesini kullandı.

MHP'li Usta, daha önce çıkarılan af yasalarıyla ne kadar gelir toplandığına ilişkin elde bir veri, bilgi olmadığına dikkati çekerek, bu bilgilerin iktidardan daha önce defalarca istendiğini, ancak verilmediğini söyledi.

HDP Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım da kanun hükmünde kararnamelerin (KHK) toplumsal, siyasal, sosyal, eğitim ve sağlık yaşamının büyük bölümü felç ettiğini savunarak, böyle bir ortamda "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması" adı altında kanun teklifinin görüşülmesini eleştirdi.

FETÖ'ye yakın olduğu iddiasıyla hakkında gözaltı kararı verilen ya da tutuklanan çok sayıda iktidara muhalif kişi olduğunu vurgulayan Yıldırım, şöyle devam etti:

"Bir sendikaya üye olmak başlı başına bir insanı, bir eğitimciyi, bir sağlıkçıyı, bir memuru darbeci yapmaz. Gülen Cemaatine yakın olan eğitimcilerin veya kamu personelinin örgütlendiği sendika kapatıldı ve personel işten atıldı. Peki, 142 Eğitim-Sen üyesi, KESK'e bağlı sağlık sendikasının 80 üyesi kamudan neden atıldı? Ülkemiz ucube bir kanun hükmünde kararnameler devletine dönüştürülmüştür ve devlet yeniden dizayn ediliyor. İktidar buna karar veriyor ve muhalefet de maalesef, bilerek ya da bilmeyerek iktidarın bu yaptıklarını daha kolay yapabilmesinin zeminini hazırlıyor."

CHP İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke de çıkarılan vergi aflarıyla hem devletin vergi gelirinin azaldığını hem de beklenen tahsilatın yapılamadığını belirterek, "Affı kural haline getirmek, vergisini tam ve zamanında ödeyen kasabı, bakkalı, esnafı, KOBİ'yi ve iş dünyasını cezalandırmak demektir. Affı kural haline getirmek, ülkeyi yönetmekten vazgeçmek demektir; kuralsızlığı, kayırmacılığı eskiden olduğu gibi yarının da gerçeği haline getirmek demektir. Bu sorunlar afla çözülmez." ifadesini kullandı.

Böke, teklifin endişe yaratan tarafının "Türkiye'yi kara para aklama cenneti yapma olasılığı" olduğunu vurgulayarak, endişelerinin hala devam ettiğini verdiği örneklerle anlattı.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken yerinden söz alarak, CHP Gençlik Kollarına mensup 30'un üzerinde gencin de değişik illerde gözaltına alındığını bildirdi. Baluken, "Bunu büyük bir kaygı ve endişeyle takip ediyoruz. Özellikle, Sayın Kılıçdaroğlu ve CHP'li yetkililerin Cumhurbaşkanı ve Başbakanla birlik fotoğrafları çektirdiği, milliyetçi gülücükler dağıttığı, ortak miting planlamaları yaptığı bir dönemde CHP Gençlik Kolları üyelerinin de gözaltına alınmaları önümüzdeki tehlikenin ne kadar büyük olduğunu göstermesi açısından bütün topluma önemli bir uyarı vermiştir." dedi.

Baluken'in açıklamaları üzerine söz alan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de Baluken'in kaygılarını ifade etmesini memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, "Bu durum biraz şuna benziyor: Halkların Demokratik Partisinin Adalet ve Kalkınma Partisiyle yürüttükleri barış süreci ortamında birlikte Türkiye'ye gülücükler saçarlarken KCK operasyonlarıyla Kürt siyasi hareketinin mensupları içeri alınırken durum ne kadar ironiktiyse ve kendileri o konuda ne hissettilerse bizim de benzer bir şey hissettiğimizi ifade etmem gerekiyor." diye konuştu.

Maliye Bakanı Naci Ağbal, darbe teşebbüsünden doğan ekonomik zararların sorumlulara rücu edilmesine ilişkin, "Mevcut mevzuatımızda herhangi bir kamu görevlisi fiilleri nedeniyle gerek kamuya gerekse şahıslara verdiği zararlardan sorumludur." dedi.

Ağbal, TBMM Genel Kurulunda Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun Teklifi'nin birinci bölümü üzerindeki görüşmeler sırasında milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Bakan Ağbal, CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın, Kamu Hastaneleri Kurumundan çalışanlara gönderilen ve darbe teşebbüsünde şehit olanların yakınlarına yardım için açılan hesaplara para yatırılması ve dekontun kurumla paylaşılmasının istendiğine dair mesajı ilk kez duyduğunu belirterek, konuyla ilgili Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile görüşeceğini söyledi. Bir bağışın evrakının ibraz edilmesinin istenmesinin kabul edilemeyeceğini ifade eden Ağbal, konunun açıklığa kavuşturulması gerektini söyledi.

AK Parti hükümetleri döneminde gelir vergisi, kurumlar vergisi ve çok sayıda katma değer vergisinde vergi yükünü aşağı çeken, vergi oranlarını aşağı çeken düzenlemeler yaptıklarını anımsatan Ağbal, "Türkiye uluslararası karşılaştırmalar ölçeğinde bakıldığında vergi yükü sıralamasında ortalarda yer almaktadır. Tabii ki özellikle dolaysız vergiler bakımından bizim mutlaka yapmamız gereken çalışmalar var, onu da hep beraber inşallah birlikte yapacağız." dedi.

MHP Samsun Milletvekili Erhan Usta'nın "Vergi ve prim geliri olarak ne kadar hedefliyorsunuz?" şeklindeki sorusu üzerine Ağbal, şöyle konuştu:

"Açık söylemek gerekirse, farklı varsayımlar altında bir gelir beklentisi ifade edilebilir fakat daha uygulama başlamadan benim Maliye Bakanı olarak 'Şu kadarlık bir gelir bekliyoruz.' demem doğru olmaz, öyle bir yaklaşımı eski bir teknokrat olarak çok doğru bulmadığımı ifade etmek isterim. Burada vatandaşlarımız bu kanun çerçevesinde kendi tercihlerinde bulunmak suretiyle bu kanun hükümlerinden yararlanacaklar.

Şu anda vergi aslı olarak Sayın Usta, 90.7 milyar lira, bu yeniden yapılandırma kanunu çerçevesinde kapsama dahil olacak. Gecikme zammı tutarı olarak ise 45.8 milyar lira. Geçmiş vergi kanunlarında yapılan tahsilat rakamlarına ilişkin olarak da 4811 sayılı Kanun kapsamında 4.4 milyar liralık bir tahsilat gerçekleşmiş, arkadaşlar o veriyi benimle paylaştılar. Diğerlerini de ben daha sonraki sorularda cevap vermeye çalışayım, arkadaşlar onu yetiştiremediler."

Bakan Ağbal, Kanun Hükmünde Kararnameyle askeri okullara ilişkin düzenleme yapıldığını belirterek, "Savunma ve güvenlik hizmetlerinde sivilleşme, hakikaten bütün partilerin ortaklaşa ifade ettiği bir düzenleme. Mevcut okullar kapatılmakla beraber 'Milli Savunma Üniversitesi' adıyla yeni bir üniversite kuruyoruz ve daha önceki kapatılan okullar bünyesinde yürütülen eğitim hizmetleri bu defa aslında daha yüksek standartta bir eğitim kurumu olan Milli Savunma Üniversitesi bünyesinde yürütülecek." değerlendirmesinde bulundu.

"Eğitim kurumlarının kapatılmasıyla her şey bitiyor değil, tam tersine yepyeni bir başlangıç yapıyoruz." diyen Ağbal, şöyle devam etti:

"Burada Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli personel ihtiyacını karşılamak amacıyla yükseköğretim kurumu olarak bir üniversite kuruyoruz ve bu yeni kurduğumuz Milli Savunma Üniversitesi bünyesinde de halihazırdaki okullar tarafından yürütülecek hizmetleri bu defa fakülteler bünyesinde yürüteceğiz. Dolayısıyla yükseköğretime ilişkin evrensel yaklaşımlar ve kurallar, yükseköğretime ilişkin ortaya konulan profesyonel yaklaşım ve sivil anlayış, sivil ve askeri gereklere uygun bir üniversite ortamı, buna uygun olarak özellikle yüksek lisans ve doktora programları açılmak suretiyle milli savunma veya savunma, güvenlik alanında çağın gereklerine, teknolojideki değişimlere uygun yeni bir eğitim konseptini gündeme getiriyoruz. Dolayısıyla burada zaman zaman gündeme getirilen konuyu bu bağlamda değerlendirdiğimizde aslında bugün Silahlı Kuvvetlerin ihtiyacı olan nitelikli personel ihtiyacının karşılanmasına da yeni kurulan bu üniversitemiz önemli bir destek verecektir."

Darbe teşebbüsünün ekonomi üzerinde oluşturduğu birtakım kısa vadeli etkiler olduğuna dikkati çeken Ağbal, "İnşallah, bu darbe girişimine rağmen, hep birlikte Türkiye'de demokrasiyi geliştireceğiz, hukuk devletini geliştireceğiz. Özellikle, Türkiye'nin büyümesi, kalkınması için hep beraber adım atacağız ve bu yaraları hep beraber saracağız." diye konuştu.

Bakan Ağbal, darbe girişiminin ekonomik zararlarının, darbecilere rücu edilip edilmeyeceğine yönelik soruya da "Mevcut mevzuatımızda herhangi bir kamu görevlisi fiilleri nedeniyle gerek kamuya gerekse şahıslara verdiği zararlardan sorumludur. İlgili kamu birimleri mevzuat çerçevesinde oluşturulan, meydana gelen zararı tespit ettikten sonra kişiye bu zararların ödettirilmesi noktasında rücu edebilmektedir." yanıtını verdi.

Yasa teklifinin vatandaşın ödemeleri, alışverişi bakımından rahatlatıcı bir düzenleme olduğunu vurgulayan Ağbal, "Burada, özellikle peşin ödeme indirimi getirmek suretiyle de büyük bir kolaylık sağladık. Dolayısıyla, uygulama başladıktan sonra başvurular bittiğinde de zaten ne kadar kamu alacağının yapılandırıldığını görmüş olacağız." dedi.

Meclis Başkanvekili Akif Hamzaçebi de eski bir maliyeci ve şimdi Genel Kurulu yöneten Meclis Başkanvekili olarak konuştuğunu belirterek, "Maliye Bakanlığı, mutlaka, bu teklifin getirisi ne olur, bunun hesabını yapmıştır ama Sayın Bakan ihtiyatlı bir yaklaşımla bunu şu anda paylaşmak istemiyor, çünkü bakanlar, Maliye Bakanları hata yapmazlar. O nedenle, tahmin ediyorum." ifadesini kullandı.

Maliye Bakanı Naci Ağbal, "Memurlarımızın izinleriyle ilgili bir sıkıntı olduğu doğru. Ama bir taraftan yürütülen soruşturma süreci var. Hükümet olarak bize düşen, bu soruşturmaları en kısa sürede bitirmek, ondan sonra da memurlarımızın izinleriyle igili gerekli düzenlemeleri, ayarlamaları yapmak olacaktır." dedi.

Osmangazi Köprüsü'nün, Türkiye'nin önemli mega projelerinden biri olduğuna işaret eden Ağbal, yeni açılan köprünün yap-işlet-devret modeliyle yapıldığını anımsattı. Ağbal, bu şekilde kazandıracakları mega projelerin, Türkiye'nin kalkınması yönünde önemli katkılar sağlayacağını kaydetti.

Fındık üretiminde mevsimsel koşullara bağlı olarak oluşabilen dalgalanmalara karşı çiftçilere destek getirdiklerini anlatan Ağbal, dekar başına 150 lira olarak başladıkları desteğin şu anda 170 liraya çıkarıldığını vurguladı. Ağbal, Haziranda bu çerçevede fındık çiftçisine 833 milyon lira destek ödemesinde bulunduklarını bildirdi.

Ağbal, 15 Temmuz gecesi yaşananların şahidi olan bir mekanda bulunduklarını belirterek, "Gazi Meclis o gece öyle bir duruş sergiledi ki bu ülkede demokrasinin ne kadar güçlü olduğunu teyit etti. Memurlarımızın izinleriyle ilgili bir sıkıntı olduğu doğru. Ama bir taraftan yürütülen soruşturma süreci var. Hükümet olarak bize düşen, bu soruşturmaları en kısa sürede bitirmek, ondan sonra da memurlarımızın izinleriyle ilgili gerekli düzenlemeleri, ayarlamaları yapmak olacaktır." diye konuştu.

**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****