2017-01-13 - 15:22
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, anayasa değişikliği teklifinin, "Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğunu" düzenleyen 9. maddesine, 343 kabul, 137 ret oyu, "Cumhurbaşkanı yardımcıları, Cumhurbaşkanın vekalet ve bakanlar" ile ilgili 10. maddesine, 343 kabul, 135 ret oyu ve "TBMM ve cumhurbaşkanı seçimlerinin yenilenmesini" düzenleyen 11. maddesine 341 kabul, 134 ret oyu verildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı.

CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, gündem dışı söz almak istediğini belirtti. Ancak Aydın, gündem dışı söz vermeyeceğini, talep olursa grup başkanvekillerine söz vereceğini söyledi.

Atıcı'nın buna tepki göstermesi üzerine Aydın, İçtüzük'e göre gündem dışı söz verme yetkisinin başkanvekilinde olduğunu belirterek, kendisinin böyle takdir ettiğini belirtti.

HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan'ın bugün sonuçlanan davada 4 yıl 8 ay hapis cezası aldığını söyleyerek, böyle bir kararı yadırgadıklarını ifade etti.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da KKTC'nin ilk Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın ölümünün 5'inci yılı olduğunu hatırlatarak, ömrünü Kıbrıs davasına adayan Denktaş'ın tek ve büyük aşkının Kıbrıs olduğunu söyledi.

İsviçre'nin Cenevre kentinde yapılan Kıbrıs müzakerelerine değinen Akçay, "Kıbrıs davasına halel getirecek, bulunduğu durumdan daha geriye götürecek bir durum kabul edilemez. Denktaş'ın hazırladığı şekilde Kıbrıs sorunu çözüme kavuşmalı." diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Denktaş'ı minnet duygularıyla andıklarını belirtti.

Başbakan Binali Yıldırım'ın Meclisteki anayasa değişikliği görüşmelerinin daha önemli olduğu, bu nedenle Cenevre'deki görüşmelere katılmadığı yönünde ifadeleri bulunduğunu anlatan Altay, "Başbakan Yıldırım'ın anayasa değişikliğini Kıbrıs meselesinden daha önemli gibi nitelendirmesini yadırgadık. Bilseydik onun yerine bir oyu biz verirdik. Yıldırım'ın açıklaması hoş görülebilir bir durum değildir." ifadelerini kullandı.

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, gerek Türkiye Cumhuriyeti açısından gerekse AK Parti Hükümeti tarafından Kıbrıs davasının ne kadar önemli olduğunun her dönem vurgulandığını belirtti.

Cenevre'de yapılan görüşmelerde görevlendirilen yetkililerin çalıştıklarını anlatan Muş, şöyle devam etti:

"Cenevre'deki görüşmelerle, yaşananlarla ilgili devletimiz anlık haberdar olmaktadır. Sanki hükümetimizin, partimizin veya Türkiye Cumhuriyeti'nin şu an yapılan görüşmelerde Kıbrıs davasına ilgisizliği varmış gibi lanse edilmesini de hoş karşılamadığımı ifade etmek isterim. Her zaman desteğimiz sürmüştür, sürmeye de devam edecektir, konu yavru vatan Kıbrıs ise."

Denktaş'ın Kıbrıs davasında önemli emeği bulunduğunu belirten Muş, Kıbrıs davasına, Türk'ün özgürlük mücadelesine verdiği çabaların hiçbir zaman unutulmayacağını ifade etti.

Muş, Meclis çalışmalarının da ahenk içinde İçtüzük'e uygun şekilde yürütülmesini istediklerini söyledi.

TBMM Genel Kurulunda, engelli vatandaşların sorunlarına yönelik Meclis araştırmasına ilişkin HDP Grubunun önerisi kabul edilmedi.

Öneri hakkında HDP grubu adına söz alan Diyarbakır Milletvekili Ziya Pir, engellilerin eğitimden sağlığa, ulaşıma, iş hayatında her alanda ciddi sıkıntılar yaşadıklarını söyledi.

Engellilerin toplumsal sürece katılamadıklarını, insan haklarından mahrum bırakıldıklarını ifade eden Pir, engellilerin sorunlarına temel hak olarak değil vicdani bir konu olarak bakıldığını kaydetti.

Pir, engellilerin başka birinin yardımına gereksinim duymaksızın yaşamaları için gerekli koşulların sağlanması gerektiğini belirterek, "Genel Kuruldaki kavga nedeniyle bu kürsü kırıldı. Bunu da fırsat bilerek engellilere uygun bir kürsü yapılmalıydı. Bir tuşa basarak kürsü aşağıya inebilir ya da çıkabilir olmalıydı." diye konuştu.

MHP Aydın Milletvekili Deniz Depboylu, engelli vatandaşlara doğrudan ulaşılması gerektiğini söyledi. Engellilerin hayatlarının kolaylaştırılması için daha yapılacak çok çalışma olduğuna dikkati çeken Depboylu, "Bugün hala engelli çocuklarımızın sınıflarına çıkabilmeleri bile sorun, annesinin sırtında okula gitmeye çalışan engelli çocuklarımız var." değerlendirmesinde bulundu.

CHP İstanbul Milletvekili Eren Erdem de TBMM'de anayasa değişikliği görüşmeleri yapıldığını ancak teklifte engelliler, Aleviler, Kürtler, toplumu oluşturan hiçbir katmanın olmadığını öne sürdü. Erdem, "Kimse kimseyi erken seçimle tehdit etmesin. CHP ön seçim yapıyor, sizde de ön seçim olsa erken seçimden korkmazsınız." dedi.

AK Parti Konya Milletvekili Hacı Ahmet Özdemir, Erdem'in ceza sahası içinde kusurlu hatalar yaptığını ancak penaltı düdüğünü çalmayacağını söyledi. Erdem'in "Anayasa değişikliği teklifinde engelliler, Aleviler, Kürtler, toplumu oluşan hiçbir katman yok" sözüne tepki gösteren Özdemir, "Anayasanın ikinci maddesi Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir hukuk devleti olarak tanımlanmıştır, üniter yapısının korunacağına vurgu yapılmıştır. Hem laiklik diyeceksiniz, hem burada 'Niye Alevilik, Kürtlük yok' diyeceksiniz. Kendinizle doğrudan doğruya çelişiyorsunuz." diye konuştu.

Son 14 yılda engelli insanlara yönelik ciddi çalışmalar yapıldığına işaret eden Özdemir, eskiden engelli oranlarının belirlenmesinde sağlık kurulu raporunun bile doktor inisiyatifinde gerçekleştiğini, şimdi bir kriter getirildiğini kaydetti.

Engelli maaşının 24,48 liradan 489,80 liraya çıkarıldığını, getirilen evde bakım hizmetinden 480 bin 276 engellinin yararlandığını anlatan Özdemir, "Engelli insanlarımızın yaşam standartları hakkında birçok alanda iyileştirmeler yapıldı. Bu önerge meclis araştırması değil teşekkür yönünde bir önerge olmalıydı." ifadelerini kullandı.

Engellilerin sorunlarına yönelik Meclis araştırmasına ilişkin HDP grubunun önerisi kabul edilmedi.

Daha sonra, anayasa değişikliği teklifinin 1. turunda "Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğu"nu düzenleyen 9. maddesinin görüşmelerine başlandı.

Söz konusu maddeyle, Cumhurbaşkanı hakkında, bir suç işlediği iddiasıyla TBMM üye tamsayısının salt çoğunluğunun vereceği önergeyle soruşturma açılması istenebilecek. Meclis, önergeyi en geç bir ay içinde görüşüp ve üye tamsayısının beşte üçünün gizli oyuyla soruşturma açılmasına karar verecek.

Soruşturma açılmasına karar verilmesi halinde, Meclis'teki siyasi partilerin, güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının üç katı olarak gösterecekleri adaylar arasından her siyasi parti için ayrı ayrı ad çekme suretiyle kurulacak 15 kişilik bir komisyon tarafından soruşturma yapılacak. Komisyon, soruşturma sonucunu belirten raporunu iki ay içinde Meclis Başkanlığına sunacak. Soruşturmanın bu sürede bitirilememesi halinde, komisyona bir aylık yeni ve kesin bir süre verilecek.

Rapor, Başkanlığa verildiği tarihten itibaren 13 gün içinde dağıtılacak, dağıtımından itibaren 10 gün içinde Genel Kurulda görüşülecek. TBMM üye tam sayısının üçte ikisinin gizli oyuyla Yüce Divana sevk kararı alınabilecek. Yüce Divan yargılaması üç ay içinde tamamlanacak, bu sürede tamamlanamazsa bir defaya mahsus olmak üzere üç aylık ek süre verilecek, yargılama bu sürede kesin olarak tamamlanacak.

Hakkında soruşturma açılmasına karar verilen Cumhurbaşkanı, seçim kararı alamayacak. Yüce Divanda seçilmeye engel bir suçtan mahkum edilen Cumhurbaşkanının görevi de sona erecek.

Cumhurbaşkanının görevde bulunduğu sürede işlediği iddia edilen suçlar için görevi bittikten sonra da bu madde hükmü uygulanacak.

TBMM Genel Kurulu, anayasa değişiklik teklifi görüşmeleri öncesinde CHP ile MHP'nin karşılıklı tartışmasına sahne oldu.

CHP, Danışma Kurulu toplanamadığı için "ödemeler dengesinin net hata noksan hesabındaki kaynağı belirsiz para girişinin araştırılması" önergesinin, bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurula getirdi.

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, AK Parti iktidarında 14 yılda, nereden geldiği belli olmayan paranın 39 milyar dolar düzeyine ulaştığını, Türk ekonomisinin dışa açıldığı 1980'den 2002'ye kadar kaynağı belirsiz paranın toplamının ise sıfır olduğunu söyledi.

Öztrak, sadece 2016'nın 11 ayında net 9,6 milyar dolar para girdiğini ifade ederek, "Böyle giderse 2016, nereden geldiğini bilmediğimiz para girişleri bakımından Türkiye'de yeni bir rekor kırılacaktır. Bu olağanüstü yüksek döviz girişlerini araştırmak, milleti bilgilendirmek Meclisin görevidir." dedi.

İktidarın, 11 Ekim 2016'dan bu yana, hukuksuz, fiili başkanlığa hukuki boyut kazandırmak için mesai harcadığını savunan Öztrak, AK Parti ve MHP gruplarının, "Cumhurbaşkanına anayasayı uyduramadık, anayasayı Cumhurbaşkanına uyduralım" diyerek, adını bile açıkça söylemekten utandıkları ucube başkanlık projesini ülke gündemine getirdiklerini öne sürdü.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Öztrak'a sataşma gerekçesiyle yanıt verdi. Utanacakları hiçbir işe girmediklerini, dibi görünmedik sudan içmediklerini, çürük köprülerden geçmediklerini, sorumluluk almasını bildiklerini belirten Akçay, anamuhalefetin, üzerine düşen sorumluluktan, inisiyatif almaktan kaçındığını savundu.

CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın, erken seçim tehdidine boyun eğecek milletvekillerini kınarken, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun talimatıyla söz alan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel'in, erken seçim için hodri meydan dediğini anlatan Akçay, "Sayın Kılıçdaroğlunu'nun bu çıkışı, Baykal'ın konuşmasının anlamını yitirmesine neden oldu. Kılıçdaroğlu Baykal'ı yalanladı, Baykal da Kılıçdaroğlu'nu kınamış oldu." diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da sataşma gerekçesiyle söz alarak, "Bahçeli'nin daha önce iddia ettiği gibi başkanlığın bölünme, federasyon getirmesine engel olacak nasıl tedbir aldınız? Bu Meclis kılıf bulma yeri, bireysel talepleri, siyasi ihtirasları tatmin etme yeri değildir. Meclis, top sesleri buraya gelirken Atatürk'e hesap sormuş, Recep Tayyip Erdoğan'ın önünde diz çökecek bir Meclis olamaz. Türkiye açık cezaevi olsun, bütün anahtarları bir araya dizilsin, bir kişinin eline verilsin deniliyorsa, bu başkanlık olmaz başgardiyanlık olur. Buna millet izin vermez." değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, AK Parti'den 'Bylock' kullananların olduğu iddialarına, "AK Parti'nin 14 genel başkan yardımcısı var. Elinde belge varsa gel ismini söyle. Doğru mu yanlış mı anlayacağız, bu işler matematikle olmaz, hukukla olur." yanıtını verdi.

MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, "İşin gelip tıkandığını, bu tıkanmışlığı çözmek gerektiğini, tıkanıklığı görmeyenlerin tıkanıklık çözüldüğünde hezeyanlarını anlamanın mümkün olmadığını" belirtti. Usta, "Tabanımızla, seçmenimizle aramıza girmeye çalışmayın. Siyaseten yakışık almıyor." dedi.

Kendilerinin de bir sürü şey söyleyebileceğinin altını çizen Usta, "Ey CHP'nin milli, mukaddesatçı, Atatürkçü tabanı, bunlar Hakkari'de Türk bayrağı astırmıyorlar, terörist cenazesine gidiyorlar... Bunlar yakışık olan siyaset yapma tarzı değil. PKK hain, terörist örgüt deyip, uygulamalarında göstermezseniz bu eleştirilere katlanmak zorundasınız. MHP, Diyarbakır'da miting yapmıştır, orada ne söylediyse İstanbul'da, Adana'da da aynısını konuşmuştur. Cumhuriyeti kurmuş, Atatürk'ün partisinin geldiği noktayı iyi görmenizi tavsiye ediyorum. " ifadelerini kullandı.

CHP'li Altay, MHP'nin, bir suçluluğun telaşı içinde olduğunu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, anayasa değişiklik teklifine Başbakan Binali Yıldırım'dan daha sıkı sahip çıktığını, 5 gündür çalışmalara katıldığını söyledi. Altay, PKK'nın, fiili olarak, roketle, kurşunla saldırdığı tek Genel Başkan'ın Kılıçdaroğlu olduğuna dikkati çekti.

MHP'li Akçay da CHP'nin, etkisiz eleman olmanın hırçınlığında olduğunu savundu.

HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, kürsüye 'adalet tanrıçası' heykeliyle çıktı.

HDP'li milletvekillerinin iddianamelerinin FETÖ'cü savcılar tarafından hazırlandığını öne süren Beştaş, "Hiç kimse 'FETÖ'yü, terör örgütü olarak görüyoruz' demesin. Bu iddianameler çöpe atılmak zorundadır." görüşünü savundu.

Elindeki heykeli gösteren Beştaş, heykeli ters çevirerek, "Adaleti yerle bir ettiniz." dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ'ın, "PKK'nın yaptığı terör değil" dediğini, yargı ile yüzleşildiğini, yargının vereceği kararı bekleyeceklerini, bu karara saygı duyacaklarını kaydetti.

Muş, Beştaş'ın, HDP'nin Adana il, ilçe temsilciliklerine DHKP-C'nin saldırması üzerine, "DHKP-C beklediğimiz adres değil, bize desteklerini açıkladılar, kendilerine teşekkür ediyoruz." dediğini anlatarak, terör örgütüne teşekkür etmeleri halinde bu örgütlerin yüz bulacağını söyledi. Muş, saldırılardan dolayı en sert eleştirinin yapılması gerektiğini dile getirdi.

Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

AK Parti İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, "Bu anayasa değişikliğiyle Türkiye'nin kamu yönetimine, devlet yönetimine bir otoban oluşturuyoruz, hızlı, tempolu, güvenli yürüyüş sağlayacak bir otoban inşa ediyoruz. Hayırlı uğurlu olsun." dedi.

Teklifin birinci turdaki 9. maddesi üzerinde MHP Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Celal Adan, Anayasa Komisyonunda MHP'nin önerilerinin dikkate alındığını belirterek, komisyon üyelerine teşekkür etti. Adan, "Türkiye'de iki yüzlü demokrasi anlayışı var. Buna öncülük yapanlar, kendilerini gözden geçirmeliler." diye konuştu.

HDP Grubu adına konuşan Van Milletvekili Bedia Özgökçe Ertan, anayasa teklifinin bir dayatma olduğunu ileri sürdü. Yürütmenin, yargının tamamı, yasamının büyük bir çoğunluğunun başkan eliyle dizayn edildiğini ifade eden Ertan, "HDP olarak bu sistem ilk dillendirildiğinden itibaren karşısındayız." değerlendirmesinde bulundu.

CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, teklif ile Cumhurbaşkanının yargılanması önüne kalkan konulduğunu öne sürerek, "Cumhurbaşkanı yaşadığı sürece yargılanması, ifade vermesi mümkün değil. Bu kadar uzun yazmanıza gerek yoktu, 'Cumhurbaşkanı yargılanamaz' deyin işin içinden çıkın." dedi.

Egemenliğin bir kişiye teslim edilemeyeceğini ifade eden Bayraktutan, "Saray'a egemenliğe devretmeyi Mustafa Kemal'in milletvekili olarak kabul etmiyoruz." ifadesini kullandı.

AK Parti Grubu adına konuşan Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hayati Yazıcı, anayasa yapmanın önemli olduğunu belirterek, halk tarafından yapılması gerektiğini söyledi.

Türkiye'nin bugüne kadar darbe anayasaları ile yönetildiğini anlatan Yazıcı, ilk defa şu anda halk nezdinde bir anayasa yapılacağını dile getirdi. Anayasa değişikliği ile ilgili kavram kargaşaları yaşandığına işaret eden Yazıcı, "Devletimizin şekli belli, cumhuriyet. Nitelikleri, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti ve elbetteki üzerinde oturduğu konumlar da ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütünlüğü olduğudur. Teklifte bu niteliklerle ilgili değişiklik var mı?" diye sordu.

Cumhurbaşkanının ya da Meclisin seçimleri yenilenmesine ilişkin düzenlemenin fesih olarak nitelendirildiğine dikkati çeken Yazıcı, bu durumun teklifin hiçbir yerinde yazmadığını vurguladı. Yazıcı, "Anayasada seçimlerin feshi değil, yenilenmesi söz konusudur. Cumhurbaşkanına da Meclisi feshetme yetkisi verilmemiştir." dedi.

Tartışılan bir başka konunun ise Cumhurbaşkanının parti ilişkisi olduğunu dile getiren Yazıcı, her insanın bir parti görüşü olduğunu, bu açıdan burada yadırganacak bir durumun olmadığını belirtti.

Cumhurbaşkanı dahil yargı yolunu açtıklarına işaret eden Yazıcı, "Bu anayasa değişikliğiyle Türkiye'nin kamu yönetimine, devlet yönetimine bir otoban oluşturuyoruz, hızlı, tempolu, güvenli yürüyüş sağlayacak bir otoban inşa ediyoruz. Hayırlı uğurlu olsun." değerlendirmesini yaptı.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, "Bir devlet başkanının bir partiye üye olması, tarafsızlığına halel getirmez." dedi.

Anayasa değişiklik teklifinin 9. maddesi üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Yılmaz, farklı görüşlere sahip olmanın toplumsal ayrışma ya da kutuşlaşma anlamı taşımadığını ve bu yöndeki iddialara katılmadığını söyledi.

15 Temmuz'da 80 milyonun, ülkenin ulusal güvenliği, milli birliği ve bütünlüğü tehlikeye girdiğinde sokaklarda, meydanlarda bir araya geldiğine işaret eden Yılmaz, 6 ay önce milli birlik ve beraberlik için bedellerini siper eden insanların, şimdi anayasa değişikliği için bir araya geleceklerini ifade etti. Bu değişikliğin demokrasiyi daha da güçlendireceğini anlatan Yılmaz, "Ben buna inanıyorum, bir başka arkadaşım, kardeşim farklı düşünebilir. Bunun toplumda kutuplaşmaya, ayrıştırmaya yol açacağı yönündeki tanımlamanın doğru olmadığını belirtmek isterim." diye konuştu.

Dünyada pek çok ülkede başkanlık sistemi olduğunu anlatan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Her birinin toplumsal yapısı, ihtiyaçları, sorunları, özellikleri farklıdır ama ABD'de Amerikan'a göre, İngiltere'de İngiliz'e, Almanya'da Alman'a göre kendi sistemi olması nasıl doğalsa bizim de sistemimizin de bize göre olması gerektiğini kabul etmemiz gerekir. Bizim sorunlarımızı çözecek nitelikte bir sistem olması lazım. Burada ülkenin istikbali, geleceği, birlik ve beraberliği, huzuru, refahı söz konusu. 'Bu değişiklikler kesinlikle belirli bir şahsın, bir grubun veya bir partinin yararına olacak gibi görünüyor, karşı çıkalım' gibi bir yaklaşım doğru bir yaklaşım değildir. Burada esas dikkate alınması gereken husus ülkemizin, milletimizin geleceğidir."

Cumhurbaşkanının parti üyeliğine ilişkin ise Yılmaz, "Bir devlet başkanının bir partiye üye olması, tarafsızlığına halel getirmez." dedi.

Fransa'yı örnek gösteren Yılmaz, cumhurbaşkanının aynı zamanda parti başkanı olduğunu belirterek, orada kimsenin bir rahatsızlıktan bahsetmediğini kaydetti.

Daha önce "vatana ihanet" suçu hariç Cumhurbaşkanı için yargı yolunun kapalı olduğunu aktaran Yılmaz, şu anda ise Cumhurbaşkanının sadece "vatana ihanet" suçlamasıyla değil, tüm suçlara yönelik de yargı yolunun açılacağını kaydetti. Yılmaz, "Cumhurbaşkanının bir önceki anayasaya göre sorumluluğu artırılmıştır." değerlendirmesinde bulundu.

Anayasa değişikliği teklifinin 9. maddesine, 343 kabul, 137 ret oyu verildi.

"Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğunu" düzenleyen 9. maddenin gizli oylamasına 485 milletvekili katıldı.

343 milletvekili kabul oyu kullanırken, 137 milletvekili ret oyu verdi. 3 oy boş çıkarken, 2 oy da geçersiz sayıldı.

Madde, Cumhurbaşkanı hakkında, bir suç işlediği iddiasıyla TBMM üye tamsayısının salt çoğunluğunun vereceği önergeyle soruşturma açılmasını öngörüyor. Meclis, önergeyi en geç 1 ay içinde görüşüp, üye tamsayısının beşte üçünün gizli oyuyla soruşturma açılmasına karar verecek.

Soruşturma açılmasına karar verilirse, Meclisteki partilerin, güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının 3 katı olarak gösterecekleri adaylar arasından her parti için ayrı ayrı ad çekerek kurulacak 15 kişilik bir komisyon tarafından soruşturma yapılacak. Komisyon, soruşturma sonucunu belirten raporunu 2 ay içinde Meclis Başkanlığına sunacak. Soruşturmanın bu sürede bitirilememesi halinde, komisyona 1 aylık yeni ve kesin bir süre verilecek.

Rapor, Başkanlığa verildiği tarihten itibaren 13 gün içinde dağıtılacak, dağıtımından itibaren 10 gün içinde Genel Kurulda görüşülecek. TBMM üye tam sayısının üçte ikisinin gizli oyuyla Yüce Divana sevk kararı alabilecek. Yüce Divan yargılaması 3 ay içinde tamamlanacak, bu sürede tamamlanamazsa bir defaya mahsus 3 aylık ek süre verilecek, yargılama bu sürede kesin olarak tamamlanacak.

Hakkında soruşturma açılmasına karar verilen Cumhurbaşkanı, seçim kararı alamayacak. Yüce Divanda seçilmeye engel bir suçtan mahkum edilen Cumhurbaşkanının görevi de sona erecek.

Cumhurbaşkanının görevde bulunduğu sürede işlediği iddia edilen suçlar için görevi bittikten sonra da bu madde hükmü uygulanacak.

**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****