2012-07-19 - 14:32
CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında "Deniz Feneri" davası ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında "Deniz Feneri" davası ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, "Artık Türkiye'de birçok mahkemeler Osmanlı Devleti'ndeki kadı durumuna düştüler. Osmanlı dönemindeki kadılar dahi o dönemlerde padişahların fermanlarına karşı vatandaşın hak ve hukukunu koruyan kişilerdi. Ama maalesef şimdiki mahkemeler Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yarattığı korkular nedeniyle yargı ve adaletten yoksundur."dedi
CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, sözlerinde şunları kaydetti:
"Sincan Ağır Ceza Mahkemesi son zamanlarda Deniz Feneri davası ile ilgili bir karar verdi. Eskiden üç savcı Deniz Feneri yolsuzluğunu inceliyordu. Bunları incelediklerinde de suçları olarak; örgüt kurmak, yönetmek, örgüt üyesi olmak, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgelerde sahtecilik suçları ile Deniz Feneri olayına karışan kişileri tutuklamışlardı.
Daha sonra ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın baskısı ve Adalet Bakanının emir ve talimatlarıyla bu savcılar değiştirildi. Yerlerine gelen savcılar örgüt suçlaması ve dolandırıcılık yoktur dediler. Resmi belgelerde sahtecilik tespitini de tahribata uğramıştır şeklinde değiştirdiler. Dolayısıyla bu olayı berata götürecek bir safhaya getirdiler.
Bu davaya bakan yeni savcıların hazırladıkları iddianameye göre ne sahtecilik, ne suç örgütlüğü, ne dolandırıcılık, ne de yolsuzluk vardır. Bundan ötürüdür ki Sincan Ağır Ceza Mahkemesi de bu yeni savcıların hazırladıkları iddianameye göre karar verecek ve davayı kapatacaktır.
Bu gösteriyor ki; Türkiye'de artık adalet diye bir kavram kalmamıştır. Türkiye'de artık Tayyip Erdoğan'ın emir ve adaleti vardır. Deniz Feneri ile Türkiye'ye 17 milyon Euro gelmiş. 46 defa çantalarla taşınmış bu para. Bu çantalarla, bu paraları taşıyanlar kimlerdir? Diye TBMM Genel Kurulu'nda sordum. Hatta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ailesi veya yakınında bu çantacılığı yapan kimlerdir diye de sordum. Ama bu konuda hiçbir sorumuza cevap verilmemiştir.
Dolayısıyla artık Türkiye'de birçok mahkemeler Osmanlı Devleti'ndeki kadı durumuna düştüler. Osmanlı dönemindeki kadılar dahi o dönemlerde padişahların fermanlarına karşı vatandaşın hak ve hukukunu koruyan kişilerdi ama maalesef şimdiki mahkemeler Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yarattığı korkularla Türkiye'de yargı denen bir kavram kalmamıştır.
Vatandaş artık bunu böyle bilsin. Hatta ben geçen gün grupta da yaptığım konuşmada bir daha Anayasa Mahkemesine itiraz dilekçesi vermeyelim, başvuruda bulunmayalım hatta açtığımız davaları geri çekelim çünkü Anayasa Mahkemesi de artık tarafsızlığını yitirmiş durumdadır." dedim
Değinmek istediğim ikinci bir konu ise Beyaz TV'de program yapan Latif Şimşek'in sunduğu "Dinamit" adlı programda Aleviler hakkında söylenen sözlerdir. Aleviler ve Bektaşiler hepsi inanç gruplarıdır. Jandarma Genel Komutanlığı tarafından 70,80 sene önce yazılmış fakat yazarının dahi belli olmadığı "Dersim" adlı Kitap'ın 39 sayfasından alıntı yapılarak Aleviler hakkında ve Alevi kadınlar hakkında olumsuz ve yakışıksız şeyler söylediler.
Bu programı yayımlayan ve Aleviler hakkında sapık düşünceler oluşmasına sebep olan Beyaz TV ve Latif Şimşek neden böyle programlar yapıyor?
Nitekim program yapılırken Ümit Zileli 'de "Şerefli olan bir insan bu kitabı getirip burada okumazdı." dedi. Hepimiz namuslu, onurlu, haysiyetli insanlarız. Böyle programlar yapılırken böyle büyük bir insan kitlesinin namuslarıyla, edepleriyle oynamak bunların hadleri değildir.
Ben şimdi bütün Alevi ve Bektaşi Derneklerini bu programı yapan Beyaz TV'ye ve Latif Şimşek'e karşı dava açmaya davet ediyorum. Taşkınlık yapmadan meşru zeminler çerçevesinde Alevi vatandaşlarımız haklarını ve hukukların arasınlar. Ben bu programı yapanları ve Alevi vatandaşlarımız hakkında olumsuz düşüncelere neden olan böyle yayın ve program yapan insanları kınıyorum." dedi
Suriye tarafından uçağımızın düşürülmesi olayını da kınadığını belirten Genç, " Bu olay yenilir, yutulur bir olay değildir. Uçağımız düştü mü, düşürüldü mü buda ayrı bir konu. Bir ayı geçmiş bir konudur fakat ne Başbakan Erdoğan ne de hükümet tarafından kamuoyuna tatmin edici bir cevap henüz verilememiştir." dedi (14:32)
CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, "Artık Türkiye'de birçok mahkemeler Osmanlı Devleti'ndeki kadı durumuna düştüler. Osmanlı dönemindeki kadılar dahi o dönemlerde padişahların fermanlarına karşı vatandaşın hak ve hukukunu koruyan kişilerdi. Ama maalesef şimdiki mahkemeler Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yarattığı korkular nedeniyle yargı ve adaletten yoksundur."dedi
CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, sözlerinde şunları kaydetti:
"Sincan Ağır Ceza Mahkemesi son zamanlarda Deniz Feneri davası ile ilgili bir karar verdi. Eskiden üç savcı Deniz Feneri yolsuzluğunu inceliyordu. Bunları incelediklerinde de suçları olarak; örgüt kurmak, yönetmek, örgüt üyesi olmak, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgelerde sahtecilik suçları ile Deniz Feneri olayına karışan kişileri tutuklamışlardı.
Daha sonra ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın baskısı ve Adalet Bakanının emir ve talimatlarıyla bu savcılar değiştirildi. Yerlerine gelen savcılar örgüt suçlaması ve dolandırıcılık yoktur dediler. Resmi belgelerde sahtecilik tespitini de tahribata uğramıştır şeklinde değiştirdiler. Dolayısıyla bu olayı berata götürecek bir safhaya getirdiler.
Bu davaya bakan yeni savcıların hazırladıkları iddianameye göre ne sahtecilik, ne suç örgütlüğü, ne dolandırıcılık, ne de yolsuzluk vardır. Bundan ötürüdür ki Sincan Ağır Ceza Mahkemesi de bu yeni savcıların hazırladıkları iddianameye göre karar verecek ve davayı kapatacaktır.
Bu gösteriyor ki; Türkiye'de artık adalet diye bir kavram kalmamıştır. Türkiye'de artık Tayyip Erdoğan'ın emir ve adaleti vardır. Deniz Feneri ile Türkiye'ye 17 milyon Euro gelmiş. 46 defa çantalarla taşınmış bu para. Bu çantalarla, bu paraları taşıyanlar kimlerdir? Diye TBMM Genel Kurulu'nda sordum. Hatta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ailesi veya yakınında bu çantacılığı yapan kimlerdir diye de sordum. Ama bu konuda hiçbir sorumuza cevap verilmemiştir.
Dolayısıyla artık Türkiye'de birçok mahkemeler Osmanlı Devleti'ndeki kadı durumuna düştüler. Osmanlı dönemindeki kadılar dahi o dönemlerde padişahların fermanlarına karşı vatandaşın hak ve hukukunu koruyan kişilerdi ama maalesef şimdiki mahkemeler Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yarattığı korkularla Türkiye'de yargı denen bir kavram kalmamıştır.
Vatandaş artık bunu böyle bilsin. Hatta ben geçen gün grupta da yaptığım konuşmada bir daha Anayasa Mahkemesine itiraz dilekçesi vermeyelim, başvuruda bulunmayalım hatta açtığımız davaları geri çekelim çünkü Anayasa Mahkemesi de artık tarafsızlığını yitirmiş durumdadır." dedim
Değinmek istediğim ikinci bir konu ise Beyaz TV'de program yapan Latif Şimşek'in sunduğu "Dinamit" adlı programda Aleviler hakkında söylenen sözlerdir. Aleviler ve Bektaşiler hepsi inanç gruplarıdır. Jandarma Genel Komutanlığı tarafından 70,80 sene önce yazılmış fakat yazarının dahi belli olmadığı "Dersim" adlı Kitap'ın 39 sayfasından alıntı yapılarak Aleviler hakkında ve Alevi kadınlar hakkında olumsuz ve yakışıksız şeyler söylediler.
Bu programı yayımlayan ve Aleviler hakkında sapık düşünceler oluşmasına sebep olan Beyaz TV ve Latif Şimşek neden böyle programlar yapıyor?
Nitekim program yapılırken Ümit Zileli 'de "Şerefli olan bir insan bu kitabı getirip burada okumazdı." dedi. Hepimiz namuslu, onurlu, haysiyetli insanlarız. Böyle programlar yapılırken böyle büyük bir insan kitlesinin namuslarıyla, edepleriyle oynamak bunların hadleri değildir.
Ben şimdi bütün Alevi ve Bektaşi Derneklerini bu programı yapan Beyaz TV'ye ve Latif Şimşek'e karşı dava açmaya davet ediyorum. Taşkınlık yapmadan meşru zeminler çerçevesinde Alevi vatandaşlarımız haklarını ve hukukların arasınlar. Ben bu programı yapanları ve Alevi vatandaşlarımız hakkında olumsuz düşüncelere neden olan böyle yayın ve program yapan insanları kınıyorum." dedi
Suriye tarafından uçağımızın düşürülmesi olayını da kınadığını belirten Genç, " Bu olay yenilir, yutulur bir olay değildir. Uçağımız düştü mü, düşürüldü mü buda ayrı bir konu. Bir ayı geçmiş bir konudur fakat ne Başbakan Erdoğan ne de hükümet tarafından kamuoyuna tatmin edici bir cevap henüz verilememiştir." dedi (14:32)
