2019-11-02 - 13:10
"SİYASETTE KADIN ÇALIŞTAYI"
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu(KEFEK), Birleşmiş Milletler (BM) Kadın Birimi ve Parlamentolararası Birlik (PAB) ortaklığında yürütülen "Türkiye'de Siyasi Liderlikte ve Siyasi Katılımda Toplumsal Cinsiyet Eşitliği" projesi kapsamında, İstanbul'da "Siyasette Kadın Çalıştayı" düzenlendi.
TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, çalıştayın açılışında yaptığı konuşamada, başta BM olmak üzere birçok uluslararası kuruluş ve sivil toplum örgütünün son 25 yıldır ortaya koydukları özverili çalışmalarla cinsiyet eşitsizliği konusunda ciddi bir farkındalık yarattıklarının altını çizdi.

BM verilerine göre, kadınların siyaset, bilim ve kültür sanat alanlarındaki görünürlüğü konusunda geçmişe kıyasla önemli kazanımlar elde edilmesine rağmen, dünya genelinde kadın temsiliyetinin istenilen seviyeye gelmediğini gördüklerini belirten Meclis Başkanvekili Bilgiç, "İnanıyorum ki dünya nüfusunun yarısını oluşturan kadınların siyasi ve iktisadi yaşama etkin bir biçimde katılımının sağlanması, küresel barışa ve refaha giden yolda elimizi güçlendirecektir." dedi.

Süreyya Sadi Bilgiç, kadınlar ve erkekler arasındaki eşitsizliğin altında yatan temel dinamiğin kadınların siyasi karar alma mekanizmalarına etkin şekilde katılamaması olduğuna dikkati çekerek, kadın temsilinin eksik kalmasının toplumun yarısını oluşturan bir kesimin sorularının çözümsüz kalmasına sebep olduğunu ve bunun da toplumun bir bütün halinde geri kalmasına sebebiyet verdiğini söyledi.

TBMM Başkanvekili Bilgiç, sürdürülebilir iktisadi büyüme ve kalkınma ile cinsiyet eşitliği arasındaki ilişkinin pek çok bilimsel araştırmada açık bir şekilde ortaya konduğunu, bugün "gelişmiş" olarak adlandırılan ülkelerin hepsinin bulundukları konuma kadınları istihdama, ekonomiye ve karar alma mekanizmalarına dahil ederek geldiklerini belirterek, şöyle devam etti:

"Türkiye'de son yıllarda kadınların sosyal, kültürel, ekonomik, siyasi ve toplumsal alandaki konumunu güçlendirmek için gerek mevzuat gerekse reform düzeyinde pek çok adım atılmıştır. Bu kapsamda kadınların siyasete etkin katılımı, bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'deki kadın erkek fırsat eşitliğine yönelik çalışmaların da en önemli halkasıdır. 2009 yılında TBMM çatısı altında kurulun Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu, bu çabaların bir ürünü olup kurulduğu ilk günden beri yaptığı çalışmalar, gerçekleştirdiği ulusal ve uluslararası projelerle kadının toplumsal hayattaki konumunu ileri noktalara taşımıştır."

Bilgiç, komisyonun bunların yanında cinsiyet temelli ayrımcılık iddialarıyla ilgili bir şikayet mekanizması gibi görev yaptığını ve bu iddiaları ilgili kamu kurumlarıyla istişare ederek çözüme kavuşturduğunu ifade etti.

Türkiye'de kadınların siyasete katılım oranının 2000'li yılların başından bu yana önemli artışlar gösterdiğini ama yeterli olmadığını söyleyen TBMM Başkanvekili Bilgiç, "1990'lı yılların başında yüzde 1,8 olan kadın milletvekili oranı, bugün geldiğimiz noktada yüzde 18'ler seviyesine yaklaşmıştır. Siyasette kadın temsili noktasında sayısal olarak gösterdiğimiz bu ilerlemenin önümüzdeki dönemlerde de artarak devam edeceğine olan inancım tamdır. 2000'li yıllardan bu tarafa demokratikleşme ve insan hakları alanında attığımız adımların bir uzantısı olarak gördüğümüz kadın erkek fırsat eşitliği konusundaki hassasiyetimizi her fırsatta dile getireceğiz." diye konuştu.

Parlamentolararası Birlik Türkiye Grubu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan da PAB'ın 1889'da kurulduğunu, 179 dünya ülkesinin parlamentosunun üyesi olduğu bir birlik olduğunu, dünya nüfusunun 6,5 milyarının PAB çatısı altında temsil edildiğini aktardı.

Türkiye'nin birliğe üye olan 9 milletvekilinden 3'ünün kadın olduğuna ve PAB'ın kadın temsiline çok önem verdiğine dikkati çeken Kan, PAB Genel Kurulu'nda kadın ve genç temsili ile siyasi çeşitlilik açısından her zaman takdir aldıklarını dile getirdi.

TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) Başkanı Canan Kalsın ise Türk kadınlarının 1934'te genel seçimlere katılma ve milletvekili seçilme hakkını elde ettiğini anımsatarak, bu düzenlemenin genç Cumhuriyetin kadın hakları alanında attığı ne ilk ne de son adım olduğunu belirtti.

Seçme ve seçilme hakkının Türk kadınının milli mücadele ve kuruluş yıllarında ortaya koyduğu destansı kahramanlığın doğal bir sonucu olduğunu ifade eden Kalsın, şöyle konuştu:

"Zira unutulmamalıdır ki; Cumhuriyet, nasırlı ellerle, yalın ayaklarla, sırtında çocuk, kucağında mermi taşıyan Türk kadınlarıyla kurulmuştur. Yine Cumhuriyet, ateş altında, erkeklerle beraber dirsek dirseğe çalışan, kara toprağı ekip ekmeğini çıkaran Türk kadınlarının omuzlarında yükselmiştir. Türk kadını inancını, azmini, vatan sevgisini ortaya koymuş ve seçme ve seçilme hakkını kelimenin tam anlamıyla hak etmiştir. Nitekim 15 Temmuz'da da kadınlarımızdaki bu yüksek ruh, yeniden kendini göstermiş ve hemcinslerinin bir zamanlar gerçekleştirdiği destansı kahramanlığı andırır bir şekilde, her türlü mücadeleyi vermekten kaçınmamışlardır."

Son yıllarda Meclis'teki kadın milletvekili oranlarında ciddi bir artış olduğuna dikkati çeken Kalsın, oranın 23. dönemde yüzde 9'a, 24. dönemde yüzde 14,4'e, 26. dönemde yüzde 14,7'ye, 27. dönemde yüzde 17,33'e yükseldiğini aktardı.

Kadınların Meclis'te ve yerel düzeyde temsili konusunda henüz istenilen yerde olunmadığına işaret eden Kalsın, "Bu anlamda, kadının siyasal hayatta eşit temsili, tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizin de üzerine eğilmesi gereken en önemli konulardan biridir. Zira kadınların toplum içinde ihtiyaçları, beklentileri ve deneyimleri erkeklerden farklıdır, sosyolojik anlamda farklı grubu temsil ederler. Bu açıdan kadının parlamentoda varlığı - yokluğu meselesi demokratik temsil meselesidir. Çünkü herkesin kabul edeceği üzere kadınları en iyi kadınlar temsil ederler. Kadının parlamentoda eksik temsili demokrasiyi de eksik ve kusurlu kılar." değerlendirmesini yaptı.

Canan Kalsın, bir sonraki dönemde öncelikle dünya ortalaması olan yüzde 20'leri ve sonrasında da yüzde 30 kadın temsilini sağlayabilme temennisinde bulundu.

Kadınların Meclis'te daha fazla temsil edilmesinin tek başına yeterli olmadığına, karar alma mekanizmalarının her aşamasında bu temsiliyetin olması gerektiğine dikkati çeken Kalsın, KEFEK olarak Türkiye'de kadınların liderliğini ve siyasete katılımını teşvik etmek, kadınların siyasal hayata katılımında alınacak yasal ve idari tedbirleri tespit etmek amacıyla ulusal ve uluslararası platformlarda proje ve faaliyetlerini sürdürdüklerini sözlerine ekledi.

BM Kadın Birimi Türkiye Ülke Direktörü Asya Varbanova da son 10 yılda Türkiye'nin kadının siyasi, politik ve ekonomik hayata katılımı ve temsili konusunda birçok önemli gelişme kaydettiğinin altını çizdi.

Bu gelişmelerin, mevzuatın Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi'yle uyumlu hale getirilmesini, İstanbul Sözleşmesi'nin imzalanmasını, bazı stratejilerin hayata geçirilerek kadına karşı şiddetin önlenmesi ve kadının güçlendirilmesi için ulusal kalkınma planlarında bazı önceliklerin belirlenmesini içerdiğini aktaran Varbanova, şöyle konuştu:

"Dünyadaki hiçbir ülke toplumsal cinsiyet eşitliğini tam olarak sağlayamamıştır. Gelişmeler görüyoruz ancak bunlar yavaş ve eşit olmayan şekilde gerçekleşmiştir. BM üyesi ülkeler, 17 sürdürülebilir kalkınma hedefini 2030 yılına kadar hayata geçirmek için taahhütlerini ortaya koymuşlardır. Bunlar arasında toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadının güçlendirilmesi vardır ve hayati öneme sahiptir. Bunlar arasında beşinci hedef çok önemlidir. Kadının ve kız çocuklarının güçlendirilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması. Bunun hedefi, kadınların tam ve yetkin bir şekilde siyasi, ekonomik ve toplumsal alana katılımını sağlamaktır. Bu hedefi hayata geçirmek için 11 yılımız var."

Varbanova, kadınların parlamentolarda temsil oranının küresel olarak yüzde 24,3'e ulaştığını fakat bunun yüzde 50'den çok uzak olduğuna değinerek, bugün 21 kadın liderin devlet veye hükümet lideri konumunda olduğunu kaydetti.

Yeni Zelanda Temsilciler Meclisi Başkanvekili ve Parlementolararası Birlik (PAB) Grubu Kadın Parlamenterler Grubu Başkan Yardımcısı Anne Tolley ise Türkiye'nin 1910'dan beri PAB'ın güçlü ve aktif bir üyesi olduğunu ifade etti.

Parlamentolar aracılığıyla cinsiyet eşitliğini geliştirmenin öncelikli hedefleri arasında olduğunu dile getiren Tolley, "Kadınların toplumsal yaşama katılımı demokrasi için olmazsa olmazdır. Eşitliği ve birbirini tamamlayıcı bir şekilde toplumsal ilişkiler gerçekleştirilecektir ve farklılıklarla birbirlerini zenginleştireceklerdir. Kadınlar demokrasi, girişim ve herkesin refahı için önemlidir." şeklinde konuştu.