2011-02-04 - 12:38
BDP'Lİ GRUP BAŞKANVEKİLİ YILDIZ'IN BASIN TOPLANTISI?
BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında cezaevlerinin koşulları hakkında değerlendirmelerde bulundu.

BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında cezaevlerinin koşulları hakkında değerlendirmelerde bulundu.

BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız, cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin sağlık sorunlarına ilişkin yapılan başvuruların çokluğuna dikkat çekerek bu konunun ciddi bir şekilde ele alınmasının gerektiğini ifade etti.

Yıldız, ''cezaevlerinde yaşanan dramın bambaşka bir boyuta ulaştığını ve cezaevlerinin adeta ölüm kuyularına dönüştüğünü'' öne sürdü.

Siyasi iradenin kendine muhalif olan herkesi potansiyel suçlu olarak gördüğünü ve sorunun çözümünü mahkum sayısını arttırmakta bulduğunu iddia eden Yıldız, cezaevlerinin tutuklu ve hükümlü sayısını karşılayamadığını, imkanların yetersiz olduğu ve koğuş sayısının azlığının da çeşitli sorunları beraberinde getirdiğini söyledi.

Cezaevlerinde kalan mahpuslara asgari yaşam şartlarının dahi sunulmadığını, beslenme hakkından sağlık hakkına kadar türlü ihlallerin yaşandığını savunan Yıldız, " Hijyen ve beslenme koşullarının yetersizliği hasta mahpusların iyileşmesini olanaksız hale getirirken, bu koşullar yeni hastalıkların oluşmasına neden olmaktadır." dedi.

BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız, sözlerinde şunları kaydetti:

" Tüm bu saydığımız olumsuz koşullara, bir de hükümlünün muayene ve tedavi hakkının ihlali eklendiğinde cezaevleri birer ölüm kuyusuna dönüşmektedir. Mahpusların pek çoğu sürekli tedavi gerektiren ve ölümcül sonuçlara yol açabilecek hastalıklara yakalanmış durumdadır. Oysa cezaevinde kalan tutuklu ve hükümlülerin yaşamlarından devlet sorumludur. Devlet, alacağı tedbirler ile tutuklu ve hükümlülerin fiziksel ve ruhsal koşullarını en iyi şekilde sağlamakla yükümlü olması gerekirken, halihazırda ölümcül hastalıklara yakalanmış yüzlerce kişi cezaevlerinin olumsuz koşulları altında ölümü beklemektedirler.

Bu kişilerin acilen tahliye edilerek tam teşekküllü hastanelerde tedavi altına alınması gerekmektedir. Fakat ne var ki, cezaevi doktorları dahi bu hastalarla ilgilenmemekte, önüne gelen vakaları psikolojik rahatsızlık kategorisine sokarak geçiştirmektedirler. Neticede her geçen gün bu hasta ve tutuklu ve hükümlüler ölüme biraz daha yaklaşmaktadır. Oysa devletin görevi öldürmek değil yaşatmaktır. Zira BM Kişi Hakları ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi'nin 10. Maddesi 1. bölümünde: "Özgürlüğünden yoksun bırakılmış olan herkese insanca ve insan kişiliğinin niteliğinden gelen onuruna saygı gösterilerek davranılır." hükmü mevcuttur."

Açıklamasında, dün Ankara'daki ''Torba Tasarı'' protestolarına da değinen Yıldız, ''Emekçiler gazla ve tazyikli suyla karşılandı. Eylem, antidemokratik ve hukuksuz bir şekilde bastırıldı. Bu görüntüler, özgür basında yeteri kadar yer almadı. 'Mısır' derken, Mısır kapımıza kadar gelir böyle. Öncelikle kendi halkımızın sesi olmamız gerektiğine inanıyoruz'' diye konuştu.

Soruları da yanıtlayan Yıldız'a, TBMM'deki Grup Toplantısının bir bölümünde Kürtçe konuşarak, ''Siyasi Partiler Kanununa muhalefet ettiği'' iddiasıyla yargılanan kapatılan DTP'nin eski milletvekili Ahmet Türk'e ''ceza verilmesine yer olmadığına'' ilişkin Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesi kararına yönelik değerlendirmesi soruldu.

''Bunun önemli bir karar olduğunu'' ifade eden Yıldız, şöyle konuştu:

''Bizim Kürtçe konuşmamız veya konuşmamamız mahkeme kararlarıyla bağlantılı değil. Yani, mahkeme bu kararı verdi o zaman biz bunun dozunu yükseltelim gibi bir yaklaşımımız yok. Parlamentoda veya belirli yerlerde, Kürtçe üzerindeki baskıların kaldırılması bu yasağın antidemokratik olduğunu, Kürtçe'nin bu ülkenin yaşayan bir dili olduğunu ve anayasal teminata bağlanması gerektiğine dikkat çekmek için Kürtçe konuşuyoruz. Olumlu bir karardır. Aslında bize değil, ülkeyi yönetenlere bir mesajdır. 'İnsanlar ana dilini konuşuyor diye bizim önümüze gelmesinler' mesajı verilmiştir.''

BDP Hakkari Milletvekili Hamit Geylani de Hakkari Ağır Ceza Mahkemesinin, ''Sanıkların savunmalarını ana dillerinde yapmalarının önünde hiçbir hukuksal engel bulunmadığına'' dair kararı olduğunu ifade etti. (12:38)