2026-02-04 - 15:27
TBMM GENEL KURULU TOPLANDI
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Tekin Bingöl başkanlığında toplandı.

Bingöl, gündeme geçmeden önce 3 milletvekiline gündem dışı söz verdi.

MHP Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Taytak, dünyanın sadece ekonomik ve askeri rekabetle değil, zihinsel kuşatmalarla da yönetildiğini söyledi. Milletlerin sadece sınırlarını değil, zihniyetlerini de muhafaza etmek zorunda olduğunu vurgulayan Taytak, "Dünyanın tamamına dayatılan dijital alan, masum bir iletişim sahası olmaktan çıkmış, milletlerin kimliğini, iradesini, geleceğini hedef alan bir müdahale alanına dönüşmüştür." dedi.

Dijital platformların toplumsal bölünmeyi ve nefreti hangi yöntemle aktardığını izlemek, ölçmek ve tespit etmek amacıyla nefret ve kutuplaşma ayak izi sisteminin hayata geçirilmesini talep eden Taytak, "16 yaş altı için sosyal medya erişimi sınırlandırılmalı, platformlara yaş doğrulama yükümlülüğü getirilmeli." diye konuştu.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, Kahramanmaraş merkezli depremlerin 3. yılı olduğunu anımsattı. Kendisinin de depremde yakınlarını kaybettiğini hatırlatan Yayman, yaşamını yitirenlere Allah'tan rahmet diledi.

Deprem sonrası yapılan çalışmalara değinen Yayman, bugün gelinen noktada 455 bin evin ve iş yerinin anahtarının teslim edildiğini belirtti. Yayman, "Biz sadece evleri, iş yerlerini değil, aynı zamanda yeni bir hayatı ve şehirleri inşa etmeye çalışıyoruz. Buradaki tarifsiz acıları dindirmek için gece gündüz çalışmaya devam ediyoruz. Başta Hatay olmak üzere tüm deprem bölgesi küllerinden yeniden doğmakta ve yeniden ayağa kalkmaktadır." değerlendirmelerinde bulundu.

Yayman, depremler sonrası "enkaz kaldırılamaz", "yeni konutlar teslim edilemez" denildiğini ancak bunların gerçekleştirildiğini ifade eden Yayman, "Bugün bu evler verildiyse Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan sayesinde verilmiştir. Bir kez daha kendilerine şükranlarımızı sunuyoruz." sözlerini sarf etti.

Yayman, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'a da teşekkür etti.

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ise "Bugün o deprem konutları yapıldıysa 86 milyonun vergisine borçluyuz." ifadesini kullandı.

Başarır'ın ardından söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu,"AK Parti'nin yaptığını ve Cumhurbaşkanımızın liderliğini kimsenin küçümsemesine ve görmezden gelmesine de tahammül edemeyiz. Bu, millete hakarettir." dedi.

Bunun üzerine AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında tartışma yaşandı.

Daha sonra Genel Kurulda TBMM Başkanvekili Bingöl, CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol'a gündem dışı söz verdi. Bu sırada Bingöl ile AK Parti Grup Başkanvekili Akbaşoğlu arasında tartışma yaşandı.

Tartışmanın ardından gündem dışı konuşan CHP'li Erol, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır'ın, Elazığ milletvekillerini Bakanlığa davet ederek, Elazığ'ın 2026 yılı içerisinde yeni sanayi alanı olarak ilan edileceğini söylediğini aktardı. Erol, Kacır'a duyarlılığından dolayı teşekkür etti.

Kentin sorunlarının bitmediğini söyleyen Erol, "Çimento fabrikasının kaldırılmasını hızlandırmalıyız. Elazığ'ın su sorununu çözmeliyiz." şeklinde konuştu.

TBMM Genel Kurulunda, siyasi partilerin grup başkanvekilleri ve temsilcileri yerlerinden söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, Kahramanmaraş merkezli depremlere değinerek, Türkiye'nin deprem kuşağında bulunduğunu hatırlattı. Japonya'nın da deprem kuşağında yer aldığını ancak depremle nasıl mücadele edeceğini öğrendiğini dile getiren Özdağ, Şili, Meksika ve İtalya'nın da depremle mücadele mahir olduğunu söyledi.

Kahramanmaraş merkezli depremler için "asrın felaketi" ifadesinin kullanılmasını eleştiren Özdağ, "Nereden çıkarttınız bu asrın felaketini?Japonya'daki, Şili'deki, Kore'deki veyahut da Amerika'daki, İtalya'daki asrın felaketi değil mi? Orada akıl, bilgi, teknoloji, samimiyet var. Orada hakikaten bilgiye ve insana saygı var. Orada insanlar ölmezken bizim ülkemizde niye 70 bin kişi öldü?" ifadelerini kullandı.

Özdağ, Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı ücretlerinin 2 bin 500 lira olarak belirlendiğini aktararak, bu durumu eleştirdi.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, deprem felaketinin, "deprem öncesi", "deprem sonrası müdahale", "inşa süreci" ve "depreme hazırlık" olarak 4 dönemde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

TBMM'de depremde enkaz altında kalanların ölüm sebeplerinin ele alınmadığını, "yapılan inşaatlar için övgüler dizildiğini" savunan Poyraz, bu durumu eleştirdi.

"Vatandaşın, kendini milletin bir parçası olarak hissetmediğini" ileri süren Poyraz, "Bireysel silahlanma almış başını gidiyor. İnsanlar, kendilerinin ve çekirdek ailelerinin güvenliğini, komşularının ve büyük ailelerinin güvenliğine yeğler hale geldiler. Bu kamusal insanın çöküşü, bu memleket için en büyük tehdittir. Bu, millet olma şuur ve bilincimizi ortadan kaldırıyor." sözlerini sarf etti.

- MHP'li Kaşıkçı: "Devlet olmasaydı biz millet olarak bu sürecin altından kalkamazdık"

MHP Grubu adına konuşan Hatay Milletvekili Lütfi Kaşıkçı, Kahramanmaraş merkezli depremlerde hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralananlara ise şifa diledi.

Birileri felaketten siyasi rant devşirmeye çalışırken, "devlet yok" yaygarasıyla umutsuzluk aşılarken devletin tüm kurumlarıyla, depremin ilk anından itibaren sahada olduğunu ifade eden Kaşıkçı, "Devlet ve millet bir oldu, 'sesimizi duyan var mı?' çığlığına nefes olmak için seferber oldu. 'İman varsa imkan da vardır.' diyerek yola çıkıldı. Yasımızı tutarken bir an bile durmadık. Gözyaşlarımızı silerken diğer elimizle harç kardık, tuğla koyduk çünkü biliyoruz ki gidenleri geri getiremeyiz ama geride kalanlara onurlu, güvenli ve huzurlu bir hayat sunmak boynumuzun borcudur." diye konuştu.

Deprem sonrası yaşanan tartışmalara değinen Kaşıkçı, "Deprem vergileri ne yapıldı? Deprem bölgesinde ne yapıldı?" sorularının yanıtlarının Hatay'da olduğunu söyledi. Kaşıkçı, "Devlet olmasaydı biz millet olarak bu sürecin altından kalkamazdık. O yüzden, devletimiz tüm imkan ve kabiliyetiyle depremin ilk anından bugüne kadar hala bölgemizde kendisini gücüyle ve yaptığı hizmetlerle gösteriyor." değerlendirmesinde bulundu.

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Jeffrey Epstein soruşturmasına ilişkin yayımlanan belgelere ilişkin, "Bireysel suçları değil, devletlerin çocukları ve çocuk haklarını ne kadar koruyabildiğini ya da koruyamadığını gösteren bir turnusol kağıdıdır." dedi.

Çocuk istismarı ve sömürüsünün münferit olmadığını vurgulayan Koçyiğit, bunun, ulusal sınırları aşan, sermaye, siyaset ve cezasızlıkla beslenen küresel bir suç ağı olduğunu, bu ağın, ülkelerde güçlü kurumsal mekanizmalar, kamusal koruma mekanizmaları olursa geriletilebileceğini dile getirdi.

Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) enflasyon sepetini güncellediğini söyleyen Koçyiğit, "38 madde sepete girdi, 30 madde çıktı, ağırlıklar değiştirildi ama değişmeyen tek bir şey, bu sepet halkın sepeti değil." görüşünü savundu.

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, emeklilerin durumuna dikkat çekerek, Türkiye'nin her yerinde emeklilerin durumunun kötü olduğunu söyledi.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), kredi kartı limitlerine ilişkin yeni düzenlemesini eleştiren Başarır, bugün milyonlarca kredi kartı sahibinin, kartının asgari borcunu ancak ödeyebildiğini söyledi. Geçen yıl 1 milyon 800 bin kişinin kredi kartı borcu nedeniyle takibe alındığını dile getiren Başarır, kredi kartları borçları nedeniyle 4 milyon 180 bin kişinin takipte olduğunu, toplam borç tutarının 359 milyar liraya ulaştığını söyledi. Başarır, "Limiti düşürecekseniz, o zaman gereğini yapın, ödeyin bu borçları. Bu borçları ödemeden 'limiti düşürüyoruz' demeniz, gerçeklerle yüzleşmemeniz demektir." sözlerini sarf etti.

Başarır, kürsüye getirdiği pideyi göstererek, emekli aylıklarına yönelik artışı eleştirdi.

- Akbaşoğlu: "Elhamdülillah bu büyük bir başarıdır"

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, Kahramanmaraş merkezli depremlerde hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifa diledi.

Depremin hemen ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde devletin ve milletin acılarının sarılması noktasında büyük bir çaba ortaya konulduğunu ve bugünlere gelindiğini vurgulayan Akbaşoğlu, şunları kaydetti:

"11 ilimizde, üzerinden 3 yıl geçmiş olmasına rağmen hepimizin yüreğinde izi hala taze olan büyük bir afeti yaşadık. O gün yerle bir olan sadece binalar değil, hatıralarımız, anılarımız, yuvalarımız da enkaz altındaydı. Şunu çok iyi biliyorduk: Bu aziz millet düştüğü yerden kalkmayı bilen bir millettir. Biz o gün milletimize bir söz verdik. Sayın Cumhurbaşkanımız milletimize 'Şehirlerimizi yeniden ayağa kaldıracağız' dedi. Elhamdülillah o sözümüzü tuttuk. Bahane üretmedik. 3 yıl sonra dönüp baktığımızda şunu gönül rahatlığıyla söylüyoruz: Bugün bu yıkımdan ortaya çıkan ümidi konuşuyoruz, ihya ve inşayı konuşuyoruz, bugün artık sıcak yuvalara kavuşan ve yarınlardan umutla beklenti içerisinde olan insanlarımızı hep beraber anıyoruz. 11 ilimizde büyük bir kararlılıkla yürütülen çalışmalar neticesinde 455 bin konutu bitirdik ve hak sahiplerine teslim ettik, elhamdülillah bu büyük bir başarıdır, büyük bir başarı hikayesidir."

Akbaşoğlu, deprem bölgesindeki illerin yeniden inşasına yönelik çalışmaları anlattı.

Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemine de (GETAD) değinen Akbaşoğlu, "Özellikle emeklilerimiz ve sosyal kesimlerin tamamına dönük olarak GETAD diye nitelendirdiğimiz gelir artırıcı, gelir tamamlayıcı sosyal destek paketimizi inşallah hayata geçireceğiz, insanlarımızın alım gücünü daha da yukarıya taşıyacağız." diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Akbaşoğlu, Gençliğin Üretim Çağı Programı'na (GÜÇ) ilişkin olarak da şunları kaydetti:

"GÜÇ Programı ile staj imkanlarından beceri kazandırmaya, mesleki yönlendirmeden ücret desteklerine, eğitim ve istihdamda yer almayan gençlere yönelik yenilikçi modellere kadar çok geniş bir yelpazede gençlere ve işverenlere yeni destekler sunuyoruz. Bu konuda özellikle İŞKUR'un uhdesine Ulusal Staj Programı'nı devrederek, aynı şekilde 10'dan fazla çalışanı olan kamu ve özel sektör işletmelerindeki stajyer çalıştırma yükümlülüğünü titizlikle uygulayarak 3 yılda 3 milyon gencimize istihdam kapısını açıyoruz. Bunun için 27 milyar liralık bütçe ayırdık."

Öte yandan Yeni Yol Partisi İzmir Milletvekili Mustafa Bilici'nin TBMM Başkanlık Divanı Katip üyeliğinden istifasına ilişkin yazısı, Genel Kurul'un bilgisine sunuldu.

Genel Kurulda, Yeni Yol Partisinin "Gazze'deki Barış Kurulu", İYİ Partinin "Depreme hazırlık", DEM Parti'nin "6 Şubat 2023 depremlerinden etkilenen iller" ve CHP'nin "sosyal güvenlik ve emeklilik" konulu grup önerileri ayrı ayrı görüşüldü.

Partisinin grup önerisi üzerinde konuşan Yeni Yol Partisi İstanbul Milletvekili Birol Aydın, Gazze'de ateşkes sürecinin ikinci aşamasının bir parçası olarak kurulan "Barış Kurulu"nun meşru olmadığını savundu.

Barış Kurulu üzerinden ABD Başkanı Donald Trump'ın Birleşmiş Milletleri, hükümetin ise TBMM'yi baypas ettiğini ileri süren Aydın, "Anayasamızın 90. maddesi çok açık. Şöyle diyor, 'Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak antlaşmaların onaylanması, TBMM'nin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır'. Halbuki siz bırakın Anayasa'nın 90. maddesini uygulamayı, TBMM'ye bilgi verme ihtiyacı bile hissetmediniz ve bu Kurulun içerisinde yer aldınız. Bu, apaçık Anayasa'yı çiğnemektir." ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Edirne Milletvekili Mehmet Akalın, Gazze'de ve Filistin'de uluslararası hukukun hiçe sayıldığı, sivillerin doğrudan hedef alındığı ve temel insan haklarının sistematik biçimde ihlal edildiği bir süreçle karşı karşıya kalındığını belirtti.

Akalın, Gazze'de kalıcı ateşkesin sağlanmasının, insani yardımların engelsiz biçimde ulaştırılmasının ve Filistin halkının meşru haklarının korunmasının yalnızca bölge ülkelerinin değil, tüm uluslararası toplumun sorumluluğu olduğunu anlattı.

Filistin halkının iradesini ve kendi kaderini tayin hakkını yok sayan hiçbir modelin barış getiremeyeceğini kaydeden Akalın, "Barış, dışarıdan kurgulanan yapılarla ya da insani yardım görüntüsü altında yürütülen siyasi projelerle tesis edilemez. 'Gazze'nin yeniden inşası' söylemi adı altında demografik yapıyı hedef alan, mülkiyet ve geri dönüş haklarını göz ardı eden ve bölgeyi bir rant alanına dönüştürmeyi ima eden yaklaşımlar çözüm değil, yeni krizler üretir." değerlendirmesinde bulundu.

DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Osman Cengiz Çandar, Barış Kuruluna ve ABD Başkanı Donald Trump'a yönelik eleştirilerde bulunarak, "Trump'ın girişimi, Filistin halkının iradesini, temsilini ve nice BM kararlarında vurgulanmış olan vazgeçilmez haklarını bir yana iten ve en önemlisi Gazze'de 70 binden fazla Filistinlinin kanı üzerinde inşa edilmek istenen 'neokolonyalist' yeni sömürgeci bir rant sistemi. Türkiye'nin burada ne yeri var?" ifadelerini kullandı.

- "Barış Kurulunda her şey şeffaflıktan uzak"

CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Gazze'de uzun zamandır büyük insanlık dramları yaşandığını, Filistin halkının özgürlüğünün yok sayıldığını vurguladı.

Gazze'de yaşananların bir çatışma ya da güvenlik operasyonu olmadığına dikkati çeken Gezmiş, "Gazze'de yaşananlar, çocukların, kadınların, yaşlıların sistematik biçimde hedef alındığı toplu bir 'yok etme' sürecidir." ifadesini kullandı.

Gezmiş, Filistin topraklarının Filistinlilerin geçmişten gelen vatanı olduğunu ve bu toprakların geleceğinde söz hakkının Filistin halkının olması gerektiğini söyleyerek, şöyle devam etti:

"Barış Kurulunda her şey kapalı kapılar ardında, şeffaflıktan uzak. Dış politika, kişisel dostluklara, kapalı kapılar ardındaki pazarlıklara teslim edilemez. Filistin halkının söz sahibi olmadığı hiçbir gelecek, Gazze'nin geleceği olamaz. Bu yapı, barış üretmekten çok Filistin'i öznesizleştiren, uluslararası hukuku baypas eden bir vesayet mekanizmasına dönüşmüştür. Gazze'nin yarısının fiili işgalini meşrulaştırmayı hedefleyen bu yaklaşım, barışa ve adalete uygun değildir."

- "Türkiye masada sözü, ağırlığı ve etkisi bulunan bir aktördür"

TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, Gazze'de sağlanan ateşkesin bölgede yeniden umut ışığı yaktığını dile getirdi.

Yüksel, Gazze'de akan kanın durmasının önemli olduğunu ancak ateşkes sağlanmasının İsrail'in hukuksuz eylemlerini ortadan kaldıramayacağını ve gerçek bir normalleşme sağlanamayacağını belirterek, "Bu nedenle adaletin gereği olarak işlenen tüm suçların tespit edilmesi, mağdurların haklarını alması ve sorumluların hukuk önünde hesap vermesi tabii ki bir zorunluluktur." dedi.

Gazze'de oluşturulan Barış Kurulunun keyfi veya dayanağı belirsiz bir girişim olmadığının altını çizen Yüksel, Gazze barış planının bir unsuru olan Barış Kurulunun tesisinin, BM Güvenlik Konseyinin onayını aldığını belirtti.

Adalet Komisyonu Başkanı Yüksel, Barış Kuruluna, Gazze'de kalıcı barışı temin edebileceği, insani yardımların ulaştırılmasını sağlayabileceği, nihayetinde de Gazze barış planının uygulanmasıyla İsrail'in Gazze'den çekilmesinin önünü açabilecek bir fırsat penceresi sunduğu düşüncesiyle olumlu yaklaştıklarını da aktardı.

Son dönemde yaşanan gelişmelerin Türkiye'nin bu süreçte sadece bir taraf değil, çözümün kurucu aktörlerinden biri olarak görüldüğünü açık biçimde ortaya koyduğunu dile getiren Yüksel, "Bu kapsamda ABD Başkanı tarafından Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a Barış Kurulunda 'kurucu üye' olarak yer alması yönünde resmi davet iletilmiştir. Bu davet, Türkiye'nin Filistin davasındaki kararlı ve ilkeli duruşunun uluslararası zeminde karşılık bulduğunu göstermektedir. Yani Türkiye dışarıdan izleyen değil, masada sözü, ağırlığı ve etkisi bulunan bir aktördür." değerlendirmesinde bulundu.

Yüksel, Barış Kurulu şartının Türkiye bakımından yürürlüğe girmesi için TBMM onayının gerekli olduğunu ve iç onay sürecinin tamamlanmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü de kaydederek, şöyle konuştu:

"Şimdi şu soruyu açıkça sormak gerekiyor, Türkiye'ye kurucu üyelik davetinin yapıldığı, devletimizin barış diplomasisinin bütün ağırlığıyla sürdüğü, ateşkesin siyasi ve hukuki zemininin güçlendiği bir süreçte, genel görüşme açılmasıyla neyi amaçlıyorsunuz? Türkiye'nin pozisyonu nettir, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı tartışılamaz. 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin Devleti hedefi vazgeçilmezdir. Kalıcı barışın yolu, Filistin halkının meşru haklarının güvence altına alınmasından geçer. Bu noktada Türkiye'nin hem sahada hem masada yürüttüğü diplomasi, sadece ülkemizin değil, bölge barışının da sigortasıdır."

Öte yandan Genel Kurulda, TBMM Başkanlık Divanında boş bulunan ve Yeni Yol Partisine düşen katip üyeliğe Gaziantep Milletvekili Ertuğrul Kaya seçildi.

Daha sonra trafik cezalarının artırılmasına yönelik düzenlemeleri de içeren Karayolları Trafik Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine geçildi.