2011-10-27 - 13:00
CHP İzmir Milletvekili Oğuz Oyan ve Konya Milletvekili Atilla Kart, TBMM'de ortak basın toplantısı düzenledi. CHP'li Oyan, Oda TV davası iddianamesini hazırlayan savcı hakkında HSYK Başkanlığı'na suç duyurusunda bulunduğunu söyledi.
CHP İzmir Milletvekili Oğuz Oyan ve Konya Milletvekili Atilla Kart, TBMM'de ortak basın toplantısı düzenledi. CHP'li Oyan, Oda TV davası iddianamesini hazırlayan savcı hakkında HSYK Başkanlığı'na suç duyurusunda bulunduğunu söyledi.
Oğuz Oyan, Mecliste milletvekillerinin yaptığı faaliyetlerin de klasörlerde yer aldığını belirtti. CHP'li Oyan, ''Bu bağlamda Meclis Başkanı'nın mutlaka harekete geçmesi gerekiyor. Bugün Meclis Başkanlığına yazılı soru önergesi vereceğim. Başkan, Meclisin onurunu korumak zorundadır. Meclis öyle bir takım savcıların elinde oyuncak olacak bir organ değildir. Sözde delillerin bu davanın klasörlerinden ayıklanarak imha edilmesini sağlaması gerekir'' dedi.
İsmi geçen diğer CHP'li milletvekillerinin suç duyurusunda bulunup bulunmayacağı sorusu üzerine Oyan, bu konuyla ilgili çalışma yapıldığını, Meclis grubunun, Genel Merkezin alacağı yeni tavırlar olacağını, sürecin planlandığını anlattı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun da önümüzdeki günlerde kişisel olarak suç duyurusunda bulunacağını söyleyen Oyan, konuyu uluslararası platforma da taşıyacaklarını ifade etti.
Oyan'ın suç duyurusunu şöyle özetledi:
"Dava konusuyla doğrudan ya da dolaylı şekilde hiçbir irtibatı olmayan özel ve kişisel nitelikteki görüşmelerin, TBMM'nin denetim faaliyeti kapsamındaki söz ve belgelerin, Anayasa'nın 83. Maddesinin açık korunması altında olan milletvekillerinin Meclis kürsüsünden yaptıkları konuşmaların, bazı TBMM üyelerinin yasal bir internet sitesi olan Oda TV'de yayınlanan dava konusuyla ilgisi olmayan görüşlerin iddianamesini güçlendiren değil iyice çürüten niteliktedir. Bu dayanıksız delillere dayanan iddianame üzerinden, şüpheliler bir yıla yakın süredir tutuklu bulunmaları Anayasa'da " Temel Haklar" başlığıyla düzenlenen Anayasal Hak ve Özgürlüklere açık bir tehdit oluşturmaktadır.
Adı geçen milletvekilleri, legal bir internet sitesinde görüşleri ve faaliyetleri yayınladığı veya haber konusu yapıldığı için 'dosya şüphelileri' hakkındaki suçlamalardan acaba hangisine iştirak etmiş olmaktadırlar? Silahlı terör örgütüne üye olma suçuna mı? Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suçuna mı?
Haksız ve keyfi tutuklamalar, uzun süren tutuklamaların infaza dönüşmesi, tutuklama merciinin kendi şahsi sorumluluğunu bertaraf etmek için gözü kapalı bir şekilde tutukluluğa itirazları reddetmesi, telafi edilemez mağduriyetlere yol açmaktadır.
Türkiye'nin, tutuklu gazetecilerin sayısı bakımından dünyada hazin bir liderliğe sahip olması bir demokrasi ayıbıdır. 'Tutuklu gazetecilerin gazetecilik faaliyetlerinden dolayı tutuklu olmadıkları' yönündeki iktidar söylemi ise, doğrudan doğruya CHP milletvekillerinin iddianame eklerine konulan yazıları, konuşmaları, araştırma ve soru önergeleri bağlamında yalanlanmaktadır."
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart da bir bölüm Cumhuriyet savcılarının ''siyasi iktidarın doğrudan ya da dolaylı talimat, tavsiye ve telkinleri doğrultusunda görev yapar hale geldikleri'' iddiasında bulundu.
Kart, ''Onlar artık Cumhuriyetin savcısı değil, Hükümetin ajanıdırlar'' diye konuştu.
Gazeteci Müyesser Yıldız ile ilgili bütün delillerin dijital yoldan tahrif edilmek yoluyla yapıldığına dair bilirkişi raporlarının ortaya çıktığını belirten Kart, ''Bunların orjinaline ulaşılamıyor. Savcılık makamları bunu bile engelliyor. Bazı savcılık makamları delil üretim, delilleri karartma merkezi haline geliyor'' açıklamasında bulundu.
Bunları Adalet Bakanı'na doğrudan söylediklerini anlatan Kart, ''Dinleme lütfunda bulunuyor ama bir türlü harekete geçemiyor. Çünkü, Türkiye'deki adaletsizlik Adalet Bakanlığından, Hükümetten başlıyor'' dedi.
Kart, bir gazetecinin, ''Uzlaşma Komisyonunda güven bunalımı var. CHP gol yedi...'' şeklindeki haberle ilgili bir sorusu üzerine ise şunları söyledi:
''Şeklen, lafzen dünyanın en mükemmel anayasasını yapabiliriz. Bu mümkün. Şimdiki anayasada da basın özgürlüğü, iletişim özgürlüğü, özel hayatın gizliliği var. Peki Türkiye'de bunlar var mı? Demek ki alt hukuku inşa etmemiz gerekiyor. Anayasa çalışmalarının demokrasiye hizmet edebilmesi için demokratik hak ve özgürlüklerin kurumsallaşabilmesi için bu alt hukuk düzenlemelerinin yapılmasının zorunlu olduğunu ifade ediyoruz. Siyasi partilerin bu konuda bir irade ortaya koymasını istiyoruz. Ama bu noktada AK Parti'nin engellemesiyle karşılaştığımızın bilinmesini istiyoruz. Bu iradeyi bu komisyon ortaya koyabilir. Bu iradenin ortaya koyulmaması AK Parti'nin bu konuda kişisel ve konjonktürel hesaplarının olduğunu gösterir. Ama çalışmalarımızı bunları da kapsayacak şekilde sürdüreceğiz. Onun için 'gol yemek' diye bir şey söz konusu değil.'' (13.00)
Oğuz Oyan, Mecliste milletvekillerinin yaptığı faaliyetlerin de klasörlerde yer aldığını belirtti. CHP'li Oyan, ''Bu bağlamda Meclis Başkanı'nın mutlaka harekete geçmesi gerekiyor. Bugün Meclis Başkanlığına yazılı soru önergesi vereceğim. Başkan, Meclisin onurunu korumak zorundadır. Meclis öyle bir takım savcıların elinde oyuncak olacak bir organ değildir. Sözde delillerin bu davanın klasörlerinden ayıklanarak imha edilmesini sağlaması gerekir'' dedi.
İsmi geçen diğer CHP'li milletvekillerinin suç duyurusunda bulunup bulunmayacağı sorusu üzerine Oyan, bu konuyla ilgili çalışma yapıldığını, Meclis grubunun, Genel Merkezin alacağı yeni tavırlar olacağını, sürecin planlandığını anlattı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun da önümüzdeki günlerde kişisel olarak suç duyurusunda bulunacağını söyleyen Oyan, konuyu uluslararası platforma da taşıyacaklarını ifade etti.
Oyan'ın suç duyurusunu şöyle özetledi:
"Dava konusuyla doğrudan ya da dolaylı şekilde hiçbir irtibatı olmayan özel ve kişisel nitelikteki görüşmelerin, TBMM'nin denetim faaliyeti kapsamındaki söz ve belgelerin, Anayasa'nın 83. Maddesinin açık korunması altında olan milletvekillerinin Meclis kürsüsünden yaptıkları konuşmaların, bazı TBMM üyelerinin yasal bir internet sitesi olan Oda TV'de yayınlanan dava konusuyla ilgisi olmayan görüşlerin iddianamesini güçlendiren değil iyice çürüten niteliktedir. Bu dayanıksız delillere dayanan iddianame üzerinden, şüpheliler bir yıla yakın süredir tutuklu bulunmaları Anayasa'da " Temel Haklar" başlığıyla düzenlenen Anayasal Hak ve Özgürlüklere açık bir tehdit oluşturmaktadır.
Adı geçen milletvekilleri, legal bir internet sitesinde görüşleri ve faaliyetleri yayınladığı veya haber konusu yapıldığı için 'dosya şüphelileri' hakkındaki suçlamalardan acaba hangisine iştirak etmiş olmaktadırlar? Silahlı terör örgütüne üye olma suçuna mı? Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suçuna mı?
Haksız ve keyfi tutuklamalar, uzun süren tutuklamaların infaza dönüşmesi, tutuklama merciinin kendi şahsi sorumluluğunu bertaraf etmek için gözü kapalı bir şekilde tutukluluğa itirazları reddetmesi, telafi edilemez mağduriyetlere yol açmaktadır.
Türkiye'nin, tutuklu gazetecilerin sayısı bakımından dünyada hazin bir liderliğe sahip olması bir demokrasi ayıbıdır. 'Tutuklu gazetecilerin gazetecilik faaliyetlerinden dolayı tutuklu olmadıkları' yönündeki iktidar söylemi ise, doğrudan doğruya CHP milletvekillerinin iddianame eklerine konulan yazıları, konuşmaları, araştırma ve soru önergeleri bağlamında yalanlanmaktadır."
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart da bir bölüm Cumhuriyet savcılarının ''siyasi iktidarın doğrudan ya da dolaylı talimat, tavsiye ve telkinleri doğrultusunda görev yapar hale geldikleri'' iddiasında bulundu.
Kart, ''Onlar artık Cumhuriyetin savcısı değil, Hükümetin ajanıdırlar'' diye konuştu.
Gazeteci Müyesser Yıldız ile ilgili bütün delillerin dijital yoldan tahrif edilmek yoluyla yapıldığına dair bilirkişi raporlarının ortaya çıktığını belirten Kart, ''Bunların orjinaline ulaşılamıyor. Savcılık makamları bunu bile engelliyor. Bazı savcılık makamları delil üretim, delilleri karartma merkezi haline geliyor'' açıklamasında bulundu.
Bunları Adalet Bakanı'na doğrudan söylediklerini anlatan Kart, ''Dinleme lütfunda bulunuyor ama bir türlü harekete geçemiyor. Çünkü, Türkiye'deki adaletsizlik Adalet Bakanlığından, Hükümetten başlıyor'' dedi.
Kart, bir gazetecinin, ''Uzlaşma Komisyonunda güven bunalımı var. CHP gol yedi...'' şeklindeki haberle ilgili bir sorusu üzerine ise şunları söyledi:
''Şeklen, lafzen dünyanın en mükemmel anayasasını yapabiliriz. Bu mümkün. Şimdiki anayasada da basın özgürlüğü, iletişim özgürlüğü, özel hayatın gizliliği var. Peki Türkiye'de bunlar var mı? Demek ki alt hukuku inşa etmemiz gerekiyor. Anayasa çalışmalarının demokrasiye hizmet edebilmesi için demokratik hak ve özgürlüklerin kurumsallaşabilmesi için bu alt hukuk düzenlemelerinin yapılmasının zorunlu olduğunu ifade ediyoruz. Siyasi partilerin bu konuda bir irade ortaya koymasını istiyoruz. Ama bu noktada AK Parti'nin engellemesiyle karşılaştığımızın bilinmesini istiyoruz. Bu iradeyi bu komisyon ortaya koyabilir. Bu iradenin ortaya koyulmaması AK Parti'nin bu konuda kişisel ve konjonktürel hesaplarının olduğunu gösterir. Ama çalışmalarımızı bunları da kapsayacak şekilde sürdüreceğiz. Onun için 'gol yemek' diye bir şey söz konusu değil.'' (13.00)
