2013-06-26 - 12:30
MHP'Lİ YENİÇERİ'NİN BASIN TOPLANTISI?
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, parlamentoda düzenlediğin basın toplantısında, dün gazetelerde 'PKK'nın, Şırnak'ın Cizre ilçesinde asayiş birimleri oluşturduğu, yol kesip kimlik kontrolü yaptığı' yolunda haberlerin olduğunu söyleyerek," Mızrak çuvala sığmaz hale gelmiştir. Bölgede yaşananlar dehşet vericidir. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde PKK/KCK/DTK fiilen devlet örgütlenmesini tamamlamış durumdadır." değerlendirmesinde bulundu.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, parlamentoda düzenlediğin basın toplantısında, dün gazetelerde 'PKK'nın, Şırnak'ın Cizre ilçesinde asayiş birimleri oluşturduğu, yol kesip kimlik kontrolü yaptığı' yolunda haberlerin olduğunu söyleyerek," Mızrak çuvala sığmaz hale gelmiştir. Bölgede yaşananlar dehşet vericidir. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde PKK/KCK/DTK fiilen devlet örgütlenmesini tamamlamış durumdadır. "değerlendirmesinde bulundu.

Yeniçeri basın toplantısına, Irak'ın Selahaddin kentine bağlı Tuzhurmatu'da düzenlenen saldırıda aralarında Irak Türkmen Cephesi Başkan Yardımcısı Muhtarloğlu'nun da bulunduğu 13 kişinin ölmesi, 71 kişi yaralanmasını şiddetle ve nefretle kınayarak başladı.

Terör örgütünün çekilme görüntüsü yaratmasının ve sınırın Irak tarafına çekilmesinin kendi içinde büyük bir oyun olduğunu dile getiren Yeniçeri, "Terör örgütünün sınırın diğer yanına ancak sembolik bir takım unsurları taşınmıştır. Gerçekte PKK'nın silahlı çeteleri, bir kısmı yöre köylerine bir kısmı kentlere inmiş, diğer bir bölümü pusuya çekilmiş, araziye uymuş, elleri tetikte olanı biteni izlemektedir." diye konuştu.

Hükümetin PKK'nın "çekiliyoruz" şeklindeki taktik söylemlerine güvenerek bölgedeki askeri birliklerin yerlerini değiştirmesi ile ülkede güvenlik zafiyetini meydana getirdiğini belirten Yeniçeri, "Yıllardır sağlanamayan sınır güvenliği bu durumu daha da vahim hale getirmiştir. " dedi.

Dün gazetelerde "PKK'nın, Şırnak'ın Cizre ilçesinde 'asayiş' birimleri oluşturduğu, yol kesip kimlik kontrolü yaptığı" yolunda haberlerin düştüğünü anımsatan Yeniçeri, "PKK'lılar tarafından kurulduğu belirtilen YDG-H adlı grup, Cizre'de tören düzenlemiş. Askeri düzen içinde sıraya girmiş görülen PKK'lıları vatandaşların izlediği de anlaşılmıştır. Abdullah Öcalan'ın fotoğrafı ve PKK bayraklarının açıldığı törende yüzleri maskeli ve tek tip kıyafetli PKK'lılar yemin edip asayiş teşkilatının diplomasını almışlar" şeklinde konuştu.

Yeniçeri sözlerine şöyle devam etti:

"Yüzü kapalı PKK'lılar tarafından aşağıdaki bildiri okunmuştur: "Diyarbakır'da Nevruz kutlamalarında ilan edilen demokratik kurtuluş ve özgür yaşamı inşa hamlesiyle birlikte yılların özgürlük mücadelesi yeni bir sürece girdi. Kürt ve Kürdistan'ın varlığının kabul edilmeye başlandığı bu süreçle birlikte temel mücadele alanının yeni özgür yaşamı inşa etme olacağı kesindir. Bunun ilk ve temel ayağı şüphesiz öz savunmadır. YDG-H olarak öz savunma endeksli asayiş güçlerini oluşturmayı tarihsel bir sorumluluk olarak üstleniyoruz".

Üniformalı PKK'lılar daha sonra şehir merkezinde yol kontrolü yapmış, lastik yakıp yolu trafiğe kapatan gruba polis müdahale etmiştir. Şırnak Valisi Vahdettin Özkan, Cizre'nin Nur Mahallesi'nde önceki gün akşam saatlerinde çoğunluğu küçük yaştaki çocukların oluşturduğu bir grubun, yola barikat kurup eylem yapmaya çalıştığını söylemiş. Güvenlik güçlerinin anında müdahale ederek grubu dağıttığını belirtmiştir. Vali Özkan, "Söz konusu haberdeki fotoğrafın başka yerlere ait olduğunu düşünüyoruz. Konuyla ilgili araştırmamız sürüyor" diye konuşmuştur.

Hükümet, sözde çözüm süreci ve barış adına olanı biteni halktan saklıyor. Vali ise ortaya çıkan fiili durumu görmezlikten geliyor, küçümsüyor ve hedef saptırıyor. Medyaya düşen görüntülerin başka yerlere ait olabileceği şeklinde yanlış bir kanaat ortaya koyarak zevahiri kurtarmaya çalışıyor. Mızrak çuvala sığmaz hale gelmiştir. Bölgede yaşananlar dehşet vericidir. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde PKK/KCK/DTK fiilen devlet örgütlenmesini tamamlamış durumdadır.

Buradan AKP iktidarını ve hükümete bir kez daha seslenmek istiyorum. Terör bitti, teröristler sınırın öte yanına geçti diyerek halka yalan söylemeye utanmıyor musunuz? Cizre'de teröristler Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi adı altında asayiş birimleri kurduğu ve kimlik kontrolü yaptığından haberiniz yok mudur? Diyarbakır'da "Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı" düzenlendi, farkında değil misiniz? DTK adını, "Ulusal Meclis" olarak değiştirip TBMM'ye karşı alternatif meclis oluşturdular farkında değil misiniz? İrade bizimdir, özerklik, federasyon ya da bağımsızlığı istediğimiz gibi ilan ederiz söylemlerinin ne anlama geldiğini bilmiyor musunuz? Bütün bunların ne anlama geldiğini anlamıyor musunuz? Çözüm dediğiniz şeyin çözüme son veren çözülme olduğunu öğrenmediniz mi? Hükümet ya bölgede gerçek anlamda hükmetmelidir ya da milletin önünden çekip gitmelidir."
Sporda doping ve şike konularında da değerlendirmelerde bulunan Yeniçeri, şunları kaydetti:

"Sporda yaşanan doping ve şikenin diğer alanlarda yaşanan yozlaşma, yabancılaşma ve çürümenin izdüşümü olduğunu görmek gerekir. Spor gibi bir estetik, erdem ve arınma alanında yaşananlar üzerinde fazlasıyla durulmayı hak ediyor. Perşembenin gelişi çarşambadan belli olduğu gibi spor alanında daha önce yaşananlar da bugünün işaretini vermişlerdi. Spor konusunun yalnızca bir şike konusu olmadığı, çok derin ve çok boyutlu yönlerinin olduğunu özellikle hatırlatmak isterim.

2012 yılının adeta Halterde doping yılı olmasının, nedenlerinin ne olduğu üzerinde durulması gereken bir husustur. Sporcuların doping yaptığı, yöneticilerin bunu teşvik ettiği ya da farkında olamadığı, doping kontrol merkezlerinde çalışan bilim insanlarının işlerini hatalı yaptığı bir yerde dopingin olması değil olmaması anormal görülmelidir. Spor ile ahlak ve estetik arasında doğrusal bir ilişki vardır. Bu üç unsur arasındaki bağlantının kesildiği yerde her türlü yanlışlık yapılabilir.

Sporda başarıyı amaç haline getirmek durumu Makyevelist bir sürece sokar. Bu süreç de dopingi ya da şikeyi doğurur. Bu nedenle sporda başarıyı ahlakın ve erdemin aracı olarak görmek ve değerlendirmek gerekir.

UEFA, Türk futbol kulüpleri için ağır cezalar verirken, Avrupa'nın bazı takımları için "hafifletici koşullar" gerekçesiyle ceza dahi vermemesi de düşündürücüdür. Ancak burada sorun ceza almak ya da almamak değildir. Burada önemli olan Türk kulüplerinin şike ya da doping ile suçlanmış olmasıdır. Türk sporu süratle şaibe ve tartışılır olmaktan çıkarılmalıdır. Burada herkese büyük bir görev ve sorumluluk düşüyor.

Kulüpler ve spor alanları bir güç ve zenginlik devşirme alanı olmaktan çıkarılmalıdır. Özelde spor kulüplerinin genelde ise Türkiye'nin imajını infaz eden doping ve şike suçuna bulaşmış olan bütün unsurlar kayıtsız şartsız bu alanlardan çıkarılmalıdır. Türk sporunu süratle şaibeden ve kirlilikten ayıklayacak tedbirler alınmalıdır. Spora, sporun dışında anlam ve işlev yükleyen yönetici ve sporculardan Türk sporu temizlenmelidir. "

M. Fatih Kılıç