2011-09-05 - 16:05
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, parlamentoda düzenlediği basınla sohbet toplantısında, hükümetin İsrail devletine karşı aldığı yaptırım kararlarını doğru bulduklarını, ancak alınan kararların gecikmiş bir karar olduğunu söyledi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, parlamentoda düzenlediği basınla sohbet
toplantısında, hükümetin İsrail devletine karşı aldığı yaptırım kararlarını doğru
bulduklarını, ancak alınan kararların gecikmiş bir karar olduğunu söyledi.
Birleşmiş Milletlerin (BM) gazetelere sızan Mavi Marmara raporuna ilişkin hükümetin
İsrail devletine karşı almış olduğu ikili ilişkilerin ikinci kâtiplik seviyesine düşürülmesi
kararının doğru bir karar olduğunu söyleyen Vural sözlerine şöyle devam etti:
"Hükümete şu soruyu sormamız gerekiyor. 30 Mayıs 2010 tarihinde bütün bu olaylar
meydana geldiği zaman Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli 31 Mayıs 2010
tarihinde hükümete çağrıda bulundu. Genel Başkanımız büyükelçinin süresiz olarak
çağrılmasını istedi. Askeri ve savunma işbirliği antlaşmaların askıya alınması
çağrısında bulundu. O günden bu güne geldiğimiz bu noktada MHP, saldırı konusunda
bağımsız ve egemen bir devlet anlayışı, vatandaşlarını öldüren bir devlete karşı ne
yapması gereken şeyleri o gün söylenmişti. O günden bu güne hükümet havanda
su döktü. Eğer o gün bu kararlar alınsaydı İsrail devletinin tutumu ve bu zaman kazanma
alışkanlığı ortadan kalmaz mıydı?"
Vural," Hükümet şimdiki almış olduğu kararları daha önceden alsaydı belki de BM
hazırlamış olduğu raporda İsrail'i mahkûm etmiş olacaktı" diye konuştu.
Olaydan yaklaşık 1.5 yıl sonra bu yaptırım kararının alınmasının İsrail'e zaman kazandırdığını
belirten Vural, "Haklı olduğunuz noktada zamanında tepki koyarsanız uluslar arası camia
haksız olan tarafa karşı daha fazla baskı uygulayacaktır" dedi.
İsrail'in hukuksuzluk yaptığını, BM hukukunu tanımadığını ve insanları
öldürdüğünü belirten Vural, şöyle devam etti:
''İsrail'in güvenliği için bir takım makro politikalar hazırlanıyor.
Ondan sonra bu yaptırım kararları İsrail lobisi tarafından eleştiriliyor.
Hükümetin uyguladığı bu politikalar, açıkçası maalesef son derece çelişkili.
Sayın Başbakan'ın Gazze'ye gitme kararı var. Zaten Ramallah üzerinden Gazze'ye
gitmiş, yarım saat de bekletmişlerdi. Cumhurbaşkanı da gitmişti. Madem Türkiye
denizden uygulanan bu ambargoyu reddediyor o zaman Başbakan denizden gitsin.
Binsin gemiye gitsin.''
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun bir gazetede yer alan röportajda, AB
ülkelerine hitaben sarfettiği, ''haçlı imajını silin'' cümlesine de değinen
Vural, ''Sarkozy'nin bakanı Libya operasyonuna ilişkin 'haçlı seferini Sarkozy
yönetiyor' demedi mi? Bush, 11 Eylül saldırılarından sonra Ortadoğu politikasına
yönelik olarak 'haçlı seferi' dememiş miydi? Şimdi tüm politikalarda AKP onlarla
birlikte oluyor, 'haçlı imajını silin' diyor'' şeklinde konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, bir konuşmasında sarfettiği, ''Haçlı
seferleri aynı zamanda tüm tarafların birbirini tanıdığı, iletişime geçtiği,
ittifaklar kurduğu, bilim, sanat noktasında alışverişte bulunduğu dönemlerdir''
cümlesini iPad'ten dinleten Vural, ''Başbakan bu seferlerin çok faydalı yönleri
olduğunu söylüyor, diğeri 'bu imajı silin' diyor. Bunları açıklasın birileri.
Evlere şenlik bir Hükümet. Dün söylediğini unutan, birbirini tekzip eden,
birbirini yok sayan... Al birini vur ötekine'' ifadelerini kullandı.
Füze kalkanı konusuna da değinen Vural, "Bir taraftan hükümet İsrail'i
yalnızlaştırmaya çalışıyor ama diğer taraftan da İsrail'in güvenliğini
sağlayacak bir takım politikalarla, İsrail'e daha güvenli hareket etme
imkanı sağlıyor. Füze kalkanını İsrail'e yönelik İran'ın füzelerine karşı
olduğunu bilmiyor muyuz? NATO ve ABD bunun Rusya ile ilişkili olmayacağını,
Polonya ve Çek Cumhuriyeti'ne yerleştirilmeyeceğini ifade etmedi mi, etti.
Bütün belgelerin hepsinde füze kalkanı projesinin İran'ın füzelerinekarşı olduğu
açık seçikken, şimdi kalkıp İsrail'in güvenliği konusunda
füze kalkanı projesine 'evet' diyorsan, hükümetin açıklaması gerekir;
bu tehdit kime yönelik bir tehdit? İran'dan sana bir tehdit varsa açıkça
söyle. Peki İran'dan sana bir tehdit yoksa, kimin nereden nereye tehdidi
var? O zaman adama sorarlar; füze kalkanı projesini İran için yapıyorsun
da, BM Güvenlik Konseyi'nde İran'a nükleer konusunda yaptırım kararına
niye 'hayır' dedin? Bir taraftan ona hayır diyorsun, bin taraftan İsrail'in güvenliğini
temin için füze kalkanı projesine evet diyorsun. Bu bakımdan
İsrail'i yalnızlaştırmak, İsrail'in bu bölgede hukuka uygun hareket etmesini
temin etmek istiyorsan daha kapsamlı bir politikaya ihtiyaç olduğu gayet
açık. Ama AKP'nin uyguladığı dış politika doğrudan doğruya İsrail'i güvenlik
altına alan bir politika" diye konuştu.
(16.05)
