2011-11-14 - 15:15
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin yıpranma payının kaldırılmasına değindi. ''Gazetecilerin yıpranma payı yok, ölüm payı var. Ölüyor'' dedi. Vural, MHP olarak gazetecilerin yıpranma payından yeniden yararlanması için kanun teklifi verdiklerini bildirdi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Gazetecilerin yıpranma payının kaldırılmasına değindi. ''Gazetecilerin yıpranma payı yok, ölüm payı var. Ölüyor'' dedi. Vural, MHP olarak gazetecilerin yıpranma payından yeniden yararlanması için kanun teklifi verdiklerini bildirdi.
Van depreminde hayatını kaybeden DHA muhabirlerine başsağlığı dileğinde bulunan Vural, "Bir ülkede eğer size yardım için gelen insanların kaldığı otel yıkılıyorsa, vay vatandaşın haline demek gerekir." diye konuştu.
Erciş ilçesinin il olması için de kanun teklifi verdiklerini, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ise ''Hakkari'yi il yaptık da ne oldu?'' dediğini belirten Vural, ''Sen 43 tane yeri ilçe yaptın da ne oldu? Abad mı oldu Türkiye? Böyle bir yaklaşım tarzı içinde olan Başbakan'ın asabiyeti, acziyetten kaynaklanır'' dedi.
Deprem bölgesine yardımların sağlıklı bir şekilde ulaştırılmadığını, çadır sorunun çözülmediğini, hasar tespit çalışmaları yapılmadığını iddia eden Vural, Hükümetin bu konuda atacağı adımları anlatması gerektiğini vurguladı.
Bu olayların aynı zamanda, Van depreminde enkaz altında kalanların sorumluluğunun kimlerde olduğunu ortaya koyduğunu belirten Vural, ''Bir ülkede eğer size yardım için gelen insanların kaldığı otel yıkılıyorsa, milleti deprem konusunda bilgi vermek isteyenler eğer enkaz altında kalıyor ise vay vatandaşın haline'' dedi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural Sözlerinde şunları kaydetti:
" Başımız sağolsun. Allah Rahmet eylesin. Tabiatıyla aslında bütün bu olaylar aynı zamanda Van depreminde enkaz altında kalanların, bu bedeli ödettirenlerin ve sorumluluğun da kimde olduğunu ortaya koyuyor. Gerçekten bir ülkede eğer size yardım için gelen, arama kurtarma için gelen insanların kaldığı otel yıkılıyorsa, Millete arama kurtarma konusunda bilgi vermek isteyenler eğer deprem altında kalıyorsa, Devlet doğrudan doğruya vatandaşla ilgili olan bu konuları, vatandaşa hizmet amacıyla yapılan bu konuları koruyamıyorsa? Vay vatandaşın haline!.. Vatandaşın hangi gerçekle yüz yüze olduğunu düşünmek lazım.
Sayın Başbakan artık enkazın altında kalan hükümet ve bakanların yıkım koordinatörü gibi enkaz etrafında dolaşan Başbakan Yardımcısının bu yetersizliğini gördüğü zaman gerçekten sinirleniyor. Bir vatandaş orada afet bölgesi ilan edilsin diyor. Başbakan vatandaşa kızıyor ve ağzı olan konuşuyor diyor. Vatandaşın ne yapması gerekiyor ki? Vatandaşın içi yanıyor.
Yardım sağlıklı gitmiyor, Çadır meselesi çözülemedi ve hasar tespiti henüz yapılamamış bütün bunlarla ilgili Başbakan alınan tedbirleri anlatacağına kızıyor, asıyor, kesiyor. Hakkâri'yi il yaptık ta ne oldu diyor. Hakkâri' yi il yaptık dediği de 4 Ocak 1936 tarihli resmi gazetede yayımlanarak il olmuş. Yani o zaman daha doğmamıştı zaten. Sen 43 tane yeni ilçe yaptın da ne oldu? Abad mı oldu Türkiye? Bütün bunlara baktığımız zaman geçmişi sürekli karalıyor. Yapılan bir öneriyi bile aşağılamak için her şeyi yapıyor. Sürekli asabiyet içinde olan bir başbakan. Bu asabiyetinin nedeni ise acziyet içinde olmasından kaynaklanıyor. Başarısızlıktan kaynaklanıyor.
Meclis'te de 25 Aralık 1935'de Hakkâri'nin il olması ile ilgili görüşmeler yapılmış. Bütün bunlara baktığımız zaman yani il oldu da ne oldu diyor? O zaman Sayın Başbakan Düzce ve Yalova'nın da il olmasına karşımı çıkıyor acaba. Herhalde bu anlayış doğrultusunda Hakkâri'yi il olamayacak sınıfına kattığına göre o bölgede bir eyalet mi düşünüyor. Sayın Başbakan'a sormadan kendimi alıkoyamıyorum. Asıl düşüncesi nedir bilemiyorum.
Bütün bunlarla birlikte bu sorunun çözülmesi için adım atılması lazım. Prefabrik konutların yer zeminlerinin altyapı sorunlarının halledilmesi için adım atılması gerekiyor. Hasar tespiti sağlıklı bir şekilde yapılmıyor. Hasar tespitinin acilen yapılması ve gerekli önlemlerin ivedilikle alınması lazım. İnsanlarımız ölüyor. Bir daha deprem olmaz deniyor, deprem vuruyor, yıkıyor, döküyor mevcutları."
Başbakan Erdoğan'ın, KCK operasyonlarına karşı çıkanlara seslenerek ''KCK'yı iyi tanımanız lazım. Nereye gittiğini bilmeden yaptığınız açıklamalar teröre destektir'' dediğini de belirten Vural, ''Sayın Başbakan, KCK operasyonlarının ne olup olmadığını bize değil de açılım toplantıları yaptığın, uçağına aldığın insanlara sor. Senin açılım pazarlamanı yapan, köşelerinde, programlarında senin politikalarını destekleyenler, bu konularda neler demiş acaba? Büyük şaşkınlık içindeyim. Önce kendi içine bak. Senin Ertuğrul Günay, 'Büyük kaygıyla izliyorum' diyor. Şimdi kime güvenelim? KCK kimin zamanında gelişti, palazlandı? KCK düz ovada terördür. 2004 yılında KCK başladı. Kim iktidardaydı?'' diye konuştu.
Bir gazetede yayımlanan ''Öğretmen açığını KCK dolduruyor'' başlıklı haberi gösteren Vural, atama bekleyen öğretmenlerin atanmadığını, buradaki boşluğu KCK'nın doldurduğunu savundu. Oktay Vural, Beytüşşebap ilçesinde, Beytüşşebap Lisesine giden öğrencilerin, ''Burası KCK lisesi'' denilerek okula alınmadığını, bu öğrencilerin, yaşadıkları sıkıntıları bir dilekçeyle Milli Eğitim Bakanlığına da aktardıklarını söyledi.
Oktay Vural, BDP'nin İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında verdiği gensoru önergesini desteklemeyeceklerini bildirdi. Vural, şunları söyledi:
''Bu önergenin, KCK'yı meşrulaştırmayı amaçladığını düşünüyoruz. MHP olarak aldığımız kararla BDP'nin bu önergesine destek vermeyeceğimizi, 'hayır' diyeceğimizi ilan ediyoruz. Gensoru, PKK'yı ve KCK'yı meşrulaştırma yolunda kullanılan bir araç olmasına karşı MHP olarak bu konuda tavrımızı oluşturduk. İçişleri Bakanı'nın eleştirdiğimiz bir çok konusu vardır. Bunların hepsini dile getireceğiz. Ama önce Türkiye, önce bu milletin birlik ve beraberliği diyoruz. Basit bir takım siyasi hesaplar uğruna Türkiye'nin birlik ve bütünlüğünü bozmaya yönelik girişimlerin meşrulaştırılmasına izin vermemiz mümkün değildir.''
Başbakan Erdoğan'ın, ''Palavracı Başbakan değilim'' yönünde bir ifade kullandığını belirten Vural, ''Kendisini sütten çıkmış ak kaşık gibi gösteriyor. Bir aynaya bak. Nedir bu yaklaşım tarzı? Dinimizin yarısı insaftır. Sözün kime ise ona söyle'' dedi. Toplantıda, Başbakan Erdoğan'ın Ortadoğu, NATO ve bazı konularda, farklı zamanlarda yaptığı açıklamalarla ilgili görüntüleri gösteren Vural, Erdoğan'ın söylediklerinin tutarlı olmadığını ileri sürdü.
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Vural, Kaşif Kozinoğlu'nun hayatını kaybetmesini değerlendirirken, ''Yargı sürecinde olan bir konu. Maalesef bu yargı süreçlerinin uzamasının bir takım sonuçlarını da bu şekilde görüyoruz'' dedi.
Suriye'de Türk temsilciliklerine yapılan saldırılara değinen Vural, ''Her şeyden önce, Türkiye Cumhuriyeti'nin bayrağı, bu milletin şerefidir, namusudur. Herkes haddini bilmelidir. Bu konuda Hükümet, Türk milletinin onuruna sahip çıkmalıdır'' diye konuştu.
Hükümetin dış politikasını eleştiren Vural, uygulanan bu politikaların ülke için bir tehdit halini aldığını ileri sürdü. Vural, ''(Sıfır sorun...' Sorunlu olmadığımız kimse kaldı mı acaba?'' dedi.
TBMM'nin, Sultan l. Abdülmecid'in ölümünün 150. yıl dönümünde anılmasına yönelik kararını da değerlendiren Vural, ''Meclis Başkanı neden böyle bir işe giriyor, bilemiyorum. Geçmiş şahsiyetlerimizi anmak, bir tarih bilinci oluşturmak konusunda MHP olarak her zaman bunun gerekli olduğunu düşünüyoruz. Ama Meclis Başkanı'nın bu konuda inisiyatif üstlenmesinin nedenini bilemiyorum'' diye konuştu. (15:15)
