2021-03-10 - 15:41
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Nimetullah Erdoğmuş başkanlığında toplandı. Ekonomiye ilişkin düzenlemeler içeren "torba kanun teklifi" TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.
Genel Kurulda, AK Parti Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir "12 Mart Gününün İstiklal Marşı'nın kabulü ve Erzurum'un düşman işgalinden kurtuluşunun yıldönümü", CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, "Şiddetsiz siyaset", HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu "10 Ekim Ankara Gar Katliamı Davası" ile ilgili gündem dışı konuşma yaptı.
Aydemir, 12 Mart'ı "şahlanış günü" olarak gördüklerini belirterek Erzurum'un İstiklal Mücadelesi'nde Alvarlı Muhammet Lütfü Efe'nin önemine işaret etti. Alvarlı Muhammet Lütfü Efe'nin, Yavi beldesinde Hınçak ve Taşnak çetelere karşı milleti ordu haline getirdiğini anlatan Aydemir, 1993 yılında PKK terör örgütü tarafından Yavi köyünün intikam saldırısıyla karşılaştığını söyledi. Aydemir, PKK terör örgütünün Hınçak-Taşnak çeteleri olduğunu belirterek "PKK, asla Kürt'ü tarif etmez." dedi.
CHP'li Mehmet Bekaroğlu, AK Parti iktidarının milletin yarısını ötekileştirmeye çalıştığını iddia ederek Türkiye'de barış dendiği zaman bir temel meselenin Kürt meselesi olduğunu savundu. PKK ile HDP arasında sosyolojik bir bağ ve siyasal etkileşim olduğunu dile getiren Bekaroğlu, "HDP, kim ne derse desin, eksiklikleriyle, hatalarıyla, terörü kınadı, kınamadı ama varlığıyla Kürt meselesi, bu istikametteki talepleri, siyasi olarak, siyasetin meşruiyeti içinde, yasal olarak dile getirmenin temsilcisidir. Böyle olmalıdır, bu hale getirmeliyiz." diye konuştu.
Demokratik siyasetin önünün açılması gerektiğini aktaran Bekaroğlu, "HDP'yi kapatmak, demokratik yolla müzakere edilerek, Kürt taleplerini konuşmak ve sonuca bağlamanın yolunu kapatmak demektir." değerlendirmesinde bulundu.
Bunun üzerine yerinden söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, "Bizim milleti ötekileştirmek gibi bir derdimiz yok. Sayın Bekaroğlu, kendi zihin dünyasını, zihin kodlarını bize yakıştırmaya çalışıyor." ifadelerini kullandı.
Bekaroğlu'nun konuşmasındaki iddiaları reddettiklerini kaydeden Muş, "Biz, demokratik siyaseti, siyasal zemini her zaman destekledik. AK Parti iktidarlarının bugüne kadar yaptıklarını, hiçbir siyasal iktidar yapmamıştır Türkiye'de. Terörün tasfiyesi için hangi adımlar atılması gerekiyorsa hangi siyasal bedelleri göze alarak neler yaptığımızı herkes iyi biliyor. Ama siz bir taraftan demokratik siyasal zeminde faaliyet göstereceğinize, meşru alanda kalmayı tercih edeceğinize, bunu yapmayıp farklı alanlara giriyorsanız, eğer terör daha fazla kendisine alan oluşturmaya başlıyorsa, kusura bakmayın orada devletin ilgili kolluk kuvvetleri dereye girer ve gerekeni yapar." değerlendirmesinde bulundu.
HDP'li Kerestecioğlu, İlhami Balı'nın 10 Ekim Ankara Garı saldırısını planladığını ve Türkiye-Suriye sınırı arasındaki geçişleri sağladığını iddia ederek İlhami Balı'nın ve kamu görevlileri arasında bir ilişki olduğunu ileri sürdü.
Bunun üzerine AK Parti Grup Başkanvekili Muş, bu iddiaları reddettiğini belirterek Türkiye'nin DAEŞ'ı terör örgütü olarak ilk tanıyan ülkelerin başında geldiğini, DAEŞ terör örgütüne en büyük darbeyi de Türkiye'nin vurduğunu söyledi.
TBMM Genel Kurulunda, gündem dışı konuşmaların ardından grup başkanvekilleri yerlerinden söz aldı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, IKBY'nin Türkiye'deki bazı illeri de içeren bir haritanın resmedildiği pul bastırma planına yönelik, "Yapılan bu alçaklık ve küstahlığı şiddetle kınıyorum. Barzani bir kez daha tüm dünyaya terör örgütünün, PKK'nın propagandasını yapmıştır. Üzülerek görüyoruz ki, Türk Dışişleri bu konuda sınıfta kaldı. Hükümet bugün bu konuda hiç tatmin etmeyen bir açıklama yaptı." ifadelerini kullandı.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, 8-14 Mart'ta Bilim ve Teknoloji Haftası'nın kutlandığına işaret ederek, şöyle konuştu:
"Bilim ve teknolojideki son atılımlar içtimai hayatımızın her alanını kuşatmıştır. Bu gerçeğin farkında olmalı, bilim ve teknolojiyi insan haysiyetine yakışır bir biçimde ülkemizin ve insanlığın yararına uygun hale getirmek mecburiyetindeyiz. Çağımızın bilimsel ve teknik gelişmelerini çok iyi takip etmeli, bu alanlarda öncü ülke olmalıyız. Bağrında nice deha ve mucit potansiyeli ve donanımı barındıran ülkemizde gençlerimiz teşvik etmeli, beyin göçünü engelleyecek politikaları hayata geçirmeliyiz."
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Selahattin Demirtaş'ın annesine hakaret edilmesine ilişkin, "Bu kutuplaştırma ve nefret ikliminde, maalesef büyük bir dejenerasyon da beraberinde geliyor. Annelere hakaret, kadınlara hakaret sınır tanımadan devam ediyor." ifadelerini kullandı.
AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Habibe Öçal'ın, "PKK Terörü ve Kadın" adlı kitabında HDP ile ilgili iddiaların olduğunu belirten Beştaş, "Bir sonraki hamleniz de vekillerimizin kapıları vurulup kaçılacak mı acaba yani taş mı atılacak? O kitap çöpte, çöp dışında hiçbir yeri hak etmiyor." dedi.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Ankara tren garındaki terör saldırısı davasında anneler ve babaların adalet aradığını belirterek, "Babalardan bir tanesi, sanık sorgulanırken, IŞİD militanlarının avukatı meseleyi provoke ederken, 'Adalet istiyoruz' diyor. Mahkemenin hakimi babayı atmaya çalışıyor. 'Adalet istiyoruz' diyen babayı salondan çıkarmaya çalışmak nedir?" diye sordu.
Bunu kınadıklarını ifade eden Özel, davayı daha yakından takip edeceklerini söyledi.
Atanamayan öğretmenlerin "60 bin atama" talebinin arkasında olduklarını dile getiren Özel, "Milli Eğitim bürokrasisi, öğretmenlere 'öğretmen adayı' demekten vazgeçsin. Okulu bitirince öğretmen olursunuz. Siz, onları atamıyorsunuz diye onlar 'öğretmen adayı' filan değiller. Karşılığında para alamıyor olmaları, kadrolarının olmaması, onların mesleklerini de ellerinden almaz." ifadelerini kullandı.
Öçal'ın "PKK Terörü ve Kadın" adlı kitabında, CHP hakkında kabul edemeyecekleri ifadeler olduğunu belirten Özel, "Parlamento çatısı altında birbirimizin odasına böyle tahrik edici şeyler yollamak doğru değil." dedi.
Diyarbakır Annelerine ziyaretine ilişkin Özel, "40 dakikadan fazla süren bir ziyarette benim açımdan da geliştirici, oradaki annelerle aramda da çok önemli saydığım diyaloglar geçti. Annelerden bizleri eleştirenler de oldu ama çok önemli talepleri de oldu. Boynumuzun borcudur; Diyarbakır Annelerinin dinlenmesi, Diyarbakır Anneleriyle ilgili Meclisin inisiyatif alması lazım." diye konuştu.
Terör örgütü PKK'nın elinde kamu görevlilerinin ve Diyarbakır Annelerinin çocukları olduğuna işaret eden Özel, "Bu meseleyi hep beraber konuşabilmemiz lazım. Bu parlamentonun kompozisyonu da buna son derece müsait. Bu konuda bütün siyasi partilerin de kendi konumları gereği inisiyatif almaları gerektiğini düşünüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, Katoliklerin ruhani lideri Papa Franciscus'un Irak ziyareti vesilesiyle IKBY tarafından bastırılması öngörülen hatıra pulları arasında, Türkiye'deki bazı illeri de içeren bir haritanın resmedilmesine tepki gösterdi.
Dışişleri Bakanlığının konuyla ilgili izahatı istediğini belirten Muş, "Irak'ın kuzeyinde bulunan yönetim Türkiye Cumhuriyeti'ni gayet iyi tanır. Neler yapacağını da neler yaptığını da, iradesinin ne olduğunu da iyi bilir. Bu tip hayallerin peşinde, hülyaların peşinde koşmanın bedeli çok ağır olur." değerlendirmesinde bulundu.
Bu iş için Türkiye'nin içinde uğraşanlar olduğunu dile getiren Muş, "Onlara bu fırsatı asla vermeyeceğiz. Biz, bugün burada varız veya yokuz. Ama bu millet, bu fırsatı vermeyecek." dedi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Türkkan'ın konuya ilişkin attığı tweete yönelik Muş, "Bu açıklama, siyaset diline yakışan bir açıklama değil. Bu dilin size bir faydası yok bize de bir faydası yok. Bir kere bir telefon görüşmesi olmadı. Biz, telefon açmadık Biden'a." ifadesini kullandı.
Bunu söylemenin Misak-ı Milli hassasiyetine ne katkısı olduğunu soran Muş, "Ben, size mukabele edebilirim bu dille. Şöyle bir dil kullanırım mesela; Hani Demirtaş ile bir kahvaltı planınız var ya, o zaman derim ki; 'Adam içeride gidemiyorsunuz. O zaman siz, bu pulu kartpostalın üzerine yapıştırın, kahvaltının yeri ve saatini bildirin. Meral Akşener, bu şekilde bu pulu değerlendirmiş olsun.' Bizden bu şekilde mukabele görürsünüz. Peki ne faydası oldu?" diye konuştu.
Bu konuda hassasiyet gösterilmesini isteyen Muş, "Türkiye'de bu işin içinde kim olduğunu siz de iyi biliyorsunuz, biz de iyi biliyoruz." dedi.
Selahattin Demirtaş'ın annesine hakareti Beştaş'tan duyduğunu belirten Muş, "Anneliğin ideolojisi olmaz, kimliği olmaz, siyaseti olmaz. Böyle bir şey varsa burada en şiddetli şekilde kınarız. Bunu reddederiz, bunu kabul etmeyiz." ifadelerini kullandı.
HDP Grubu'nun da milletvekillerinin çalışmalarının Meclisteki odalarına gönderildiğini anlatan Muş, "Siz, istemiyorsanız, milletvekillerimize söyleriz, size göndermezler." diye seslendi.
Diyarbakır Annelerinin dinlenmediğini, 1,5 yıl sonra ziyaret edildiğini dile getiren Muş, şöyle devam etti:
"Gittiniz, gidebilirsiniz ama buradan kalkıp da bize 'Bunu, siz siyaset malzemesi yapıyorsunuz' diyemezsiniz. Böyle bir şey deme hakkınız olamaz. O zaman birinci, ikinci haftasında gitseydiniz. Bizden önce çıkıp, bu meseleyle alakalı tepkinizi, tavrınızı ortaya koysaydınız. Çözüm süreciyle alakalı da aslında hedeflenen, PKK'nın tasfiyesiydi, tasfiyesi amaçlanıyordu. Terörden kurtulalım, insanlar fikirlerini meşru ve hukuk içerisinde kalmak kaydıyla siyasal anlamda dile getirsinler. O da meşru anlamda, meşru zeminde, hukuk içerisinde kalmak kaydıylaydı.
PKK'nın siyasi uzantısı olarak tanımladığınız bu partinin Genel Başkanını, Belediye Başkanınız ağaç dikim merasimine davet ediyor. O zaman, bir karar vereceksiniz; PKK'nın siyasi uzantısıysa neden bu ilişkiye giriyorsunuz?"
Bunun üzerine HDP Grup Başkanvekili Beştaş, "Biz, kimsenin uzantısı filan değiliz. Eğer bir uzantı olacaksak, bizim temsil ettiğimiz tek bir kitle var, o da halktır." karşılığını verdi.
AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Öçal, CHP ve HDP'nin kitabına yönelik eleştirilerine yerinden söz alarak yanıt verdi.
CHP'nin eleştirisini anlamadığını, kitapta CHP ile ilgili herhangi bir eleştiri bulunmadığını kaydeden Öçal, "Sadece CHP'nin çizgisinin Jakoben aydınlanmacı bir çizgi olduğunu ve HDP ile açık ve gizli bir ittifak içinde olduğunu belirttik." ifadelerini kullandı.
HDP'nin kayyumlarla ilgili çalışmalarının Meclisteki odalarına geldiğini anlatan Öçal, "Biz, böyle bir çirkin ve kirli dil kullanmadık." dedi.
TBMM Genel Kurulunda CHP, HDP ve İYİ Parti'nin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.
Genel Kurulda ilk olarak İYİ Parti'nin Uygur Türkleri'ne yönelik baskıların araştırılması ve sonuçlarının uluslararası topluma deklare edilmesi önergesinin bugün görüşülmesi önerisi ele alındı.
İYİ Parti Grup başkanvekili Lütfü Türkkan, Doğu Türkistan'da 1950'li yıllarda yüzde 4 olan Çinli oranının günümüzde yüzde 50 seviyesine ulaştığını söyledi.
Çin Halk Cumhuriyeti yönetiminin "aile planlaması" adı altında Uygur Türkü kadınları zorla doğum kontrolüne ve kısırlaştırılmaya maruz bıraktığını ifade eden Türkkan, şöyle konuştu:
"Çin Halk Cumhuriyeti tarafından Doğu Türkistan bölgesinde yaşayan Uygur Türklerine karşı yürütülen eylemlerin amacı Müslüman Türk varlığını yok etmektir. Uygur Türkü erkekler esir kamplarında işkence altındayken Çin devleti onların mahremlerine, hanımlarının, kızlarının bulunduğu evlere Çinli erkek memurları sözde 'Kardeş Aile Projesi' adı altında yerleştiriyor. Bu, tarihte eşi benzeri görülmemiş bir alçaklıktır. Bu mezalime karşı sessiz kalan kim varsa, bu zulüm karşısında susan kim varsa Müslüman Türk Uygur halkının çektiği bu zulmün vebalini ilanihaye boynunda taşıyacaktır."
Türkkan, TBMM'ye yakışanın, Doğu Türkistan'daki Çin zulmü karşısında ortak bir iradeyi ortaya koymak olacağını belirtti.
CHP Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal da Uygur Türklerinin yıllardır artan baskılara ve insan hakları ihlallerine maruz kaldığını, Çinli yetkililer tarafından "yeniden eğitim kampı" adı verilen kamplarda akıl almaz işkencelere tabi tutulduklarını söyledi.
Uygur Türklerinin hiçbir gerekçe gösterilmeksizin tutuklandığını dile getiren Köksal, "Bu insanlar aileleriyle görüştürülmemekte ve hatta her türlü özgürlükleri ellerinden alınmaktadır. Bu kamplarda, maalesef, dini inanışlarından, yaşam biçimlerinden ve kendi kültürlerinden vazgeçmeleri için ağır baskılar uygulandığını da hepimiz gayet iyi biliyoruz." dedi.
AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu ise AK parti olarak soydaşların, akraba toplulukların kimliklerinin, kültürlerinin uluslararası hukuka uygun şekilde dünyanın her yerinde korunması gerektiğini söyledi.
Türkiye olarak tüm soydaşların ihtiyaçlarının karşılanması için çalıştıklarını ifade eden Uslu, şöyle devam etti:
"Sincan Uygur Özerk Bölgesinde uluslararası kuruluşların raporlarına yansıyan insan haklarına aykırı davranışlardan da endişe duyuyoruz. Kültürel ve dini bağlara sahip olduğumuz Uygur Türklerinin temel hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesine, dini ve kültürel haklarının güvence altına alınmasına, eşit vatandaş olarak huzur ve güven içerisinde yaşamalarına önem veriyoruz. Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Uygur Türklerinin mağduriyetlerinin giderilmesi, haklarının güvence altına alınmasıyla konuyu BM'ye, İslam İşbirliği Teşkilatına ve diğer uluslararası platformlara taşımaya devam edecektir."
Uslu, Çin'in şeffaf bir tutum izleyerek uluslararası toplumun giderek artan endişelerini gidermesi gerektiğini vurguladı.
Bu hususta Dışişleri Bakanlığı'nın Çin ile görüştüğünü, Çin'in daveti üzerine Türkiye'den bir heyetin gönderilmesinin gündemde olduğunu anlatan Uslu, "Salgın koşulları elverdiği zaman Türkiye heyeti bölgeye gidecek. Bununla ilgili hazırlıklar yapılmaktadır." diye konuştu.
Öte yandan HDP'nin "Kovid-19 pandemisinin 1. yılı" ve CHP'nin "ücretli öğretmenlerin durumu" konusunda verdiği araştırma önergelerinin bugün ele alınması önerileri de ayrı ayrı görüşüldü.
Grup önerileri, yapılan oylamalar sonucunda kabul edilmedi.
Genel Kurulda, ekonomiye ilişkin düzenlemeler içeren, Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine geçildi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Aydemir, 12 Mart'ı "şahlanış günü" olarak gördüklerini belirterek Erzurum'un İstiklal Mücadelesi'nde Alvarlı Muhammet Lütfü Efe'nin önemine işaret etti. Alvarlı Muhammet Lütfü Efe'nin, Yavi beldesinde Hınçak ve Taşnak çetelere karşı milleti ordu haline getirdiğini anlatan Aydemir, 1993 yılında PKK terör örgütü tarafından Yavi köyünün intikam saldırısıyla karşılaştığını söyledi. Aydemir, PKK terör örgütünün Hınçak-Taşnak çeteleri olduğunu belirterek "PKK, asla Kürt'ü tarif etmez." dedi.
CHP'li Mehmet Bekaroğlu, AK Parti iktidarının milletin yarısını ötekileştirmeye çalıştığını iddia ederek Türkiye'de barış dendiği zaman bir temel meselenin Kürt meselesi olduğunu savundu. PKK ile HDP arasında sosyolojik bir bağ ve siyasal etkileşim olduğunu dile getiren Bekaroğlu, "HDP, kim ne derse desin, eksiklikleriyle, hatalarıyla, terörü kınadı, kınamadı ama varlığıyla Kürt meselesi, bu istikametteki talepleri, siyasi olarak, siyasetin meşruiyeti içinde, yasal olarak dile getirmenin temsilcisidir. Böyle olmalıdır, bu hale getirmeliyiz." diye konuştu.
Demokratik siyasetin önünün açılması gerektiğini aktaran Bekaroğlu, "HDP'yi kapatmak, demokratik yolla müzakere edilerek, Kürt taleplerini konuşmak ve sonuca bağlamanın yolunu kapatmak demektir." değerlendirmesinde bulundu.
Bunun üzerine yerinden söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, "Bizim milleti ötekileştirmek gibi bir derdimiz yok. Sayın Bekaroğlu, kendi zihin dünyasını, zihin kodlarını bize yakıştırmaya çalışıyor." ifadelerini kullandı.
Bekaroğlu'nun konuşmasındaki iddiaları reddettiklerini kaydeden Muş, "Biz, demokratik siyaseti, siyasal zemini her zaman destekledik. AK Parti iktidarlarının bugüne kadar yaptıklarını, hiçbir siyasal iktidar yapmamıştır Türkiye'de. Terörün tasfiyesi için hangi adımlar atılması gerekiyorsa hangi siyasal bedelleri göze alarak neler yaptığımızı herkes iyi biliyor. Ama siz bir taraftan demokratik siyasal zeminde faaliyet göstereceğinize, meşru alanda kalmayı tercih edeceğinize, bunu yapmayıp farklı alanlara giriyorsanız, eğer terör daha fazla kendisine alan oluşturmaya başlıyorsa, kusura bakmayın orada devletin ilgili kolluk kuvvetleri dereye girer ve gerekeni yapar." değerlendirmesinde bulundu.
HDP'li Kerestecioğlu, İlhami Balı'nın 10 Ekim Ankara Garı saldırısını planladığını ve Türkiye-Suriye sınırı arasındaki geçişleri sağladığını iddia ederek İlhami Balı'nın ve kamu görevlileri arasında bir ilişki olduğunu ileri sürdü.
Bunun üzerine AK Parti Grup Başkanvekili Muş, bu iddiaları reddettiğini belirterek Türkiye'nin DAEŞ'ı terör örgütü olarak ilk tanıyan ülkelerin başında geldiğini, DAEŞ terör örgütüne en büyük darbeyi de Türkiye'nin vurduğunu söyledi.
TBMM Genel Kurulunda, gündem dışı konuşmaların ardından grup başkanvekilleri yerlerinden söz aldı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, IKBY'nin Türkiye'deki bazı illeri de içeren bir haritanın resmedildiği pul bastırma planına yönelik, "Yapılan bu alçaklık ve küstahlığı şiddetle kınıyorum. Barzani bir kez daha tüm dünyaya terör örgütünün, PKK'nın propagandasını yapmıştır. Üzülerek görüyoruz ki, Türk Dışişleri bu konuda sınıfta kaldı. Hükümet bugün bu konuda hiç tatmin etmeyen bir açıklama yaptı." ifadelerini kullandı.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, 8-14 Mart'ta Bilim ve Teknoloji Haftası'nın kutlandığına işaret ederek, şöyle konuştu:
"Bilim ve teknolojideki son atılımlar içtimai hayatımızın her alanını kuşatmıştır. Bu gerçeğin farkında olmalı, bilim ve teknolojiyi insan haysiyetine yakışır bir biçimde ülkemizin ve insanlığın yararına uygun hale getirmek mecburiyetindeyiz. Çağımızın bilimsel ve teknik gelişmelerini çok iyi takip etmeli, bu alanlarda öncü ülke olmalıyız. Bağrında nice deha ve mucit potansiyeli ve donanımı barındıran ülkemizde gençlerimiz teşvik etmeli, beyin göçünü engelleyecek politikaları hayata geçirmeliyiz."
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Selahattin Demirtaş'ın annesine hakaret edilmesine ilişkin, "Bu kutuplaştırma ve nefret ikliminde, maalesef büyük bir dejenerasyon da beraberinde geliyor. Annelere hakaret, kadınlara hakaret sınır tanımadan devam ediyor." ifadelerini kullandı.
AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Habibe Öçal'ın, "PKK Terörü ve Kadın" adlı kitabında HDP ile ilgili iddiaların olduğunu belirten Beştaş, "Bir sonraki hamleniz de vekillerimizin kapıları vurulup kaçılacak mı acaba yani taş mı atılacak? O kitap çöpte, çöp dışında hiçbir yeri hak etmiyor." dedi.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Ankara tren garındaki terör saldırısı davasında anneler ve babaların adalet aradığını belirterek, "Babalardan bir tanesi, sanık sorgulanırken, IŞİD militanlarının avukatı meseleyi provoke ederken, 'Adalet istiyoruz' diyor. Mahkemenin hakimi babayı atmaya çalışıyor. 'Adalet istiyoruz' diyen babayı salondan çıkarmaya çalışmak nedir?" diye sordu.
Bunu kınadıklarını ifade eden Özel, davayı daha yakından takip edeceklerini söyledi.
Atanamayan öğretmenlerin "60 bin atama" talebinin arkasında olduklarını dile getiren Özel, "Milli Eğitim bürokrasisi, öğretmenlere 'öğretmen adayı' demekten vazgeçsin. Okulu bitirince öğretmen olursunuz. Siz, onları atamıyorsunuz diye onlar 'öğretmen adayı' filan değiller. Karşılığında para alamıyor olmaları, kadrolarının olmaması, onların mesleklerini de ellerinden almaz." ifadelerini kullandı.
Öçal'ın "PKK Terörü ve Kadın" adlı kitabında, CHP hakkında kabul edemeyecekleri ifadeler olduğunu belirten Özel, "Parlamento çatısı altında birbirimizin odasına böyle tahrik edici şeyler yollamak doğru değil." dedi.
Diyarbakır Annelerine ziyaretine ilişkin Özel, "40 dakikadan fazla süren bir ziyarette benim açımdan da geliştirici, oradaki annelerle aramda da çok önemli saydığım diyaloglar geçti. Annelerden bizleri eleştirenler de oldu ama çok önemli talepleri de oldu. Boynumuzun borcudur; Diyarbakır Annelerinin dinlenmesi, Diyarbakır Anneleriyle ilgili Meclisin inisiyatif alması lazım." diye konuştu.
Terör örgütü PKK'nın elinde kamu görevlilerinin ve Diyarbakır Annelerinin çocukları olduğuna işaret eden Özel, "Bu meseleyi hep beraber konuşabilmemiz lazım. Bu parlamentonun kompozisyonu da buna son derece müsait. Bu konuda bütün siyasi partilerin de kendi konumları gereği inisiyatif almaları gerektiğini düşünüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, Katoliklerin ruhani lideri Papa Franciscus'un Irak ziyareti vesilesiyle IKBY tarafından bastırılması öngörülen hatıra pulları arasında, Türkiye'deki bazı illeri de içeren bir haritanın resmedilmesine tepki gösterdi.
Dışişleri Bakanlığının konuyla ilgili izahatı istediğini belirten Muş, "Irak'ın kuzeyinde bulunan yönetim Türkiye Cumhuriyeti'ni gayet iyi tanır. Neler yapacağını da neler yaptığını da, iradesinin ne olduğunu da iyi bilir. Bu tip hayallerin peşinde, hülyaların peşinde koşmanın bedeli çok ağır olur." değerlendirmesinde bulundu.
Bu iş için Türkiye'nin içinde uğraşanlar olduğunu dile getiren Muş, "Onlara bu fırsatı asla vermeyeceğiz. Biz, bugün burada varız veya yokuz. Ama bu millet, bu fırsatı vermeyecek." dedi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Türkkan'ın konuya ilişkin attığı tweete yönelik Muş, "Bu açıklama, siyaset diline yakışan bir açıklama değil. Bu dilin size bir faydası yok bize de bir faydası yok. Bir kere bir telefon görüşmesi olmadı. Biz, telefon açmadık Biden'a." ifadesini kullandı.
Bunu söylemenin Misak-ı Milli hassasiyetine ne katkısı olduğunu soran Muş, "Ben, size mukabele edebilirim bu dille. Şöyle bir dil kullanırım mesela; Hani Demirtaş ile bir kahvaltı planınız var ya, o zaman derim ki; 'Adam içeride gidemiyorsunuz. O zaman siz, bu pulu kartpostalın üzerine yapıştırın, kahvaltının yeri ve saatini bildirin. Meral Akşener, bu şekilde bu pulu değerlendirmiş olsun.' Bizden bu şekilde mukabele görürsünüz. Peki ne faydası oldu?" diye konuştu.
Bu konuda hassasiyet gösterilmesini isteyen Muş, "Türkiye'de bu işin içinde kim olduğunu siz de iyi biliyorsunuz, biz de iyi biliyoruz." dedi.
Selahattin Demirtaş'ın annesine hakareti Beştaş'tan duyduğunu belirten Muş, "Anneliğin ideolojisi olmaz, kimliği olmaz, siyaseti olmaz. Böyle bir şey varsa burada en şiddetli şekilde kınarız. Bunu reddederiz, bunu kabul etmeyiz." ifadelerini kullandı.
HDP Grubu'nun da milletvekillerinin çalışmalarının Meclisteki odalarına gönderildiğini anlatan Muş, "Siz, istemiyorsanız, milletvekillerimize söyleriz, size göndermezler." diye seslendi.
Diyarbakır Annelerinin dinlenmediğini, 1,5 yıl sonra ziyaret edildiğini dile getiren Muş, şöyle devam etti:
"Gittiniz, gidebilirsiniz ama buradan kalkıp da bize 'Bunu, siz siyaset malzemesi yapıyorsunuz' diyemezsiniz. Böyle bir şey deme hakkınız olamaz. O zaman birinci, ikinci haftasında gitseydiniz. Bizden önce çıkıp, bu meseleyle alakalı tepkinizi, tavrınızı ortaya koysaydınız. Çözüm süreciyle alakalı da aslında hedeflenen, PKK'nın tasfiyesiydi, tasfiyesi amaçlanıyordu. Terörden kurtulalım, insanlar fikirlerini meşru ve hukuk içerisinde kalmak kaydıyla siyasal anlamda dile getirsinler. O da meşru anlamda, meşru zeminde, hukuk içerisinde kalmak kaydıylaydı.
PKK'nın siyasi uzantısı olarak tanımladığınız bu partinin Genel Başkanını, Belediye Başkanınız ağaç dikim merasimine davet ediyor. O zaman, bir karar vereceksiniz; PKK'nın siyasi uzantısıysa neden bu ilişkiye giriyorsunuz?"
Bunun üzerine HDP Grup Başkanvekili Beştaş, "Biz, kimsenin uzantısı filan değiliz. Eğer bir uzantı olacaksak, bizim temsil ettiğimiz tek bir kitle var, o da halktır." karşılığını verdi.
AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Öçal, CHP ve HDP'nin kitabına yönelik eleştirilerine yerinden söz alarak yanıt verdi.
CHP'nin eleştirisini anlamadığını, kitapta CHP ile ilgili herhangi bir eleştiri bulunmadığını kaydeden Öçal, "Sadece CHP'nin çizgisinin Jakoben aydınlanmacı bir çizgi olduğunu ve HDP ile açık ve gizli bir ittifak içinde olduğunu belirttik." ifadelerini kullandı.
HDP'nin kayyumlarla ilgili çalışmalarının Meclisteki odalarına geldiğini anlatan Öçal, "Biz, böyle bir çirkin ve kirli dil kullanmadık." dedi.
TBMM Genel Kurulunda CHP, HDP ve İYİ Parti'nin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.
Genel Kurulda ilk olarak İYİ Parti'nin Uygur Türkleri'ne yönelik baskıların araştırılması ve sonuçlarının uluslararası topluma deklare edilmesi önergesinin bugün görüşülmesi önerisi ele alındı.
İYİ Parti Grup başkanvekili Lütfü Türkkan, Doğu Türkistan'da 1950'li yıllarda yüzde 4 olan Çinli oranının günümüzde yüzde 50 seviyesine ulaştığını söyledi.
Çin Halk Cumhuriyeti yönetiminin "aile planlaması" adı altında Uygur Türkü kadınları zorla doğum kontrolüne ve kısırlaştırılmaya maruz bıraktığını ifade eden Türkkan, şöyle konuştu:
"Çin Halk Cumhuriyeti tarafından Doğu Türkistan bölgesinde yaşayan Uygur Türklerine karşı yürütülen eylemlerin amacı Müslüman Türk varlığını yok etmektir. Uygur Türkü erkekler esir kamplarında işkence altındayken Çin devleti onların mahremlerine, hanımlarının, kızlarının bulunduğu evlere Çinli erkek memurları sözde 'Kardeş Aile Projesi' adı altında yerleştiriyor. Bu, tarihte eşi benzeri görülmemiş bir alçaklıktır. Bu mezalime karşı sessiz kalan kim varsa, bu zulüm karşısında susan kim varsa Müslüman Türk Uygur halkının çektiği bu zulmün vebalini ilanihaye boynunda taşıyacaktır."
Türkkan, TBMM'ye yakışanın, Doğu Türkistan'daki Çin zulmü karşısında ortak bir iradeyi ortaya koymak olacağını belirtti.
CHP Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal da Uygur Türklerinin yıllardır artan baskılara ve insan hakları ihlallerine maruz kaldığını, Çinli yetkililer tarafından "yeniden eğitim kampı" adı verilen kamplarda akıl almaz işkencelere tabi tutulduklarını söyledi.
Uygur Türklerinin hiçbir gerekçe gösterilmeksizin tutuklandığını dile getiren Köksal, "Bu insanlar aileleriyle görüştürülmemekte ve hatta her türlü özgürlükleri ellerinden alınmaktadır. Bu kamplarda, maalesef, dini inanışlarından, yaşam biçimlerinden ve kendi kültürlerinden vazgeçmeleri için ağır baskılar uygulandığını da hepimiz gayet iyi biliyoruz." dedi.
AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu ise AK parti olarak soydaşların, akraba toplulukların kimliklerinin, kültürlerinin uluslararası hukuka uygun şekilde dünyanın her yerinde korunması gerektiğini söyledi.
Türkiye olarak tüm soydaşların ihtiyaçlarının karşılanması için çalıştıklarını ifade eden Uslu, şöyle devam etti:
"Sincan Uygur Özerk Bölgesinde uluslararası kuruluşların raporlarına yansıyan insan haklarına aykırı davranışlardan da endişe duyuyoruz. Kültürel ve dini bağlara sahip olduğumuz Uygur Türklerinin temel hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesine, dini ve kültürel haklarının güvence altına alınmasına, eşit vatandaş olarak huzur ve güven içerisinde yaşamalarına önem veriyoruz. Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Uygur Türklerinin mağduriyetlerinin giderilmesi, haklarının güvence altına alınmasıyla konuyu BM'ye, İslam İşbirliği Teşkilatına ve diğer uluslararası platformlara taşımaya devam edecektir."
Uslu, Çin'in şeffaf bir tutum izleyerek uluslararası toplumun giderek artan endişelerini gidermesi gerektiğini vurguladı.
Bu hususta Dışişleri Bakanlığı'nın Çin ile görüştüğünü, Çin'in daveti üzerine Türkiye'den bir heyetin gönderilmesinin gündemde olduğunu anlatan Uslu, "Salgın koşulları elverdiği zaman Türkiye heyeti bölgeye gidecek. Bununla ilgili hazırlıklar yapılmaktadır." diye konuştu.
Öte yandan HDP'nin "Kovid-19 pandemisinin 1. yılı" ve CHP'nin "ücretli öğretmenlerin durumu" konusunda verdiği araştırma önergelerinin bugün ele alınması önerileri de ayrı ayrı görüşüldü.
Grup önerileri, yapılan oylamalar sonucunda kabul edilmedi.
Genel Kurulda, ekonomiye ilişkin düzenlemeler içeren, Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine geçildi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
