2013-12-05 - 12:38
CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ HAMZAÇEBİ'NİN BASIN TOPLANTISI...
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, TBMM'de bir grup milletvekiliyle düzenlediği basın toplantısında, Anayasa Mahkemesi'nin Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile ilgili kararını değerlendirdi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, uzun tutukluluğun insan hakkı ihlali olduğunun, Anayasa Mahkemesi'nce tespit edilmesinin önemine işaret ederek, "İnsan hakkı ihlali nedeniyle ilgili mahkemeye düşen görev, bu kararın gereğini yerine getirmek ve Mustafa Balbay başta olmak üzere, tüm tutuklu milletvekilleriyle ilgili durumu değerlendirerek, milletvekillerinin serbest bırakılmasına ilişkin kararları almaktır" dedi.

Hamzaçebi, TBMM'de bir grup milletvekiliyle düzenlediği basın toplantısında, Anayasa Mahkemesi'nin Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile ilgili kararını değerlendirdi.

Mahkemenin, çok doğru bir karar verdiğini ifade eden Hamzaçebi, Balbay ve Haberal'ın başvurusu uyarınca uzun tutukluluk süresinin AİHM ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan adil yargılanma ilkesine aykırılığını vurguladı. Hamzaçebi, Anayasa Mahkemesi'nin, anayasanın 19. maddesi 7. fıkrasıyla güvence altına alınan uzun tutukluluğun olamayacağı ilkesine aykırı bulduğunu belirtti.

Uzun tutukluluğun bir insan hakkı ihlali olduğunun altını çizen Hamzaçebi, bunun, Anayasa Mahkemesi'nce tespit edilmesinin önemine işaret etti.

Mahkemenin, uzun tutukluluk nedeniyle milletvekillerinin seçilme hakkının ihlal edildiğine, bu nedenle milletvekillerinin yasama görevini yapamadığına da karar verdiğini anımsatan Hamzaçebi, bunun, millet iradesinin her şeyin üzerinde olduğu şeklindeki demokratik anlayışın, mahkeme kararına yansıması olduğunu söyledi.

Hamzaçebi, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İnsan hakkı ihlali nedeniyle ilgili mahkemeye düşen görev, bu kararın gereğini yerine getirmek ve Balbay başta olmak üzere, tüm tutuklu milletvekilleriyle ilgili durumu değerlendirerek, milletvekillerinin serbest bırakılmasına ilişkin kararları almaktır. Beklentimiz budur. Bu süreci izlemek üzere, CHP grubu olarak bir komisyon oluşturuyoruz. Bu komisyon, Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca mahkemelerdeki süreci inceleyecektir. Temennimiz şudur: Anayasa Mahkemesi kararı, dünkü Resmi Gazete'de yayımladı. Gerekçeli kararın yayınlanması beklenebilir ancak bu karar, yeteri kadar açıktır. Uzun tutukluluk halinin anayasanın 19. maddesinin 7. fıkrasına ve seçilme hakkını düzenleyen 67. maddesinin 1. fıkrasına aykırı olduğu açık bir şekilde tespit edilmiştir. Karar, Resmi Gazete'de yayımlanarak, tüm toplumun, yargının ve mahkemelerin bilgisine girmiştir. Artık herkesin bildiği konuda mahkemelerin herhangi bir gecikmeye meydan vermeden, konuyu süratle değerlendirerek karara bağlaması ve milletvekillerinin tutukluluk halini sonlandırması gerekir. Bu anayasa ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan adil yargılanma ilkesinin bir gereğidir. Bunu, kimse bekletmemelidir."

Hamzaçebi, tutuklu milletvekilleriyle ilgili AK Parti ile görüşüp görüşmeyeceklerine yönelik bir soruyu yanıtlarken, konunun yargıda olduğuna işaret etti. Engin Alan'ın hükümlü olduğu için durumunun farklı olduğunu anımsatan Hamzaçebi, millet iradesine uygun şekilde Alan'ın da parlamentoda görev yapmasını arzuladıklarını anlattı. Hamzaçebi, CHP olarak üzerilerine düşen görev varsa, bunu yapmaya hazır olduklarını dile getirdi.

Anayasa Mahkemesi'nin Balbay ile ilgili kararında 5 bin lira tazminat ödenmesine hükmettiğine dikkati çeken Hamzaçebi, bu kararın talep üzerine verildiğini, Haberal'ın ise bu yönde bir talebinin olmadığını söyledi. Hamzaçebi, 5 bin lira tazminat kararı vererek yargının kurtulmasının mümkün olmadığını belirtti.

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in, "Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nu dağıtma konusunda gösterdiği titizliği, Sayıştay raporları konusunda da göstermesi" gerektiğini savunarak, "Bunlar raporsa, ben şimendiferim" dedi.

Hamzaçebi, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, 2014 yılı bütçe tasarısı ve Sayıştay raporlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bütçelerde ödenek üstü harcama yapılma alışkanlığının, bütün şiddetiyle devam ettiğini öne süren Hamzaçebi, 2012 yılı bütçesinde, parlamentonun yürütme organına verdiği ödeneğin 15 milyar lira aşıldığını belirtti. Hamzaçebi, bunu, bütçe hakkının ihlali ve milletin bütçe hakkına tecavüzü olduğunu ifade etti.

Hamzaçebi, 2012 yılı bütçesindeki garantili borçlanma imkan ve ikraz limitinin, 3 milyar dolarla sınırlandırıldığı halde, o yılın rakamıyla bu imkanın 6 milyar lira olarak kullanıldığını kaydetti. Hamzaçebi, bunun da bütçe kanununa aykırı olduğunu söyledi.

Bütün demokrasilerin, bütçe hakkı üzerinde yükseldiğine işaret eden Hamzaçebi, Türkiye'de Sayıştay'ın, milletin bütçe hakkının, hükümetler tarafından iyi kullanılıp kullanılmadığını denetlemekle görevli olduğunu anımsattı.

Denetim sonuçlarının, raporlar halinde TBMM'ye sunulması gerektiğini vurgulayan Hamzaçebi, demokrasinin özünün bu olduğunu dile getirdi. Hamzaçebi, "Bu rapor yoksa, bu denetimler yapılamıyorsa veya denetim sonuçları parlamentodan gizleniyorsa, millet denetim sonuçlarını bilmiyorsa milletin bütçe hakkı, hükümet tarafından elinden alınmış demektir. Bu, 'hesap vermeyeceğim' diyen bir anlayışın sonucudur. Türkiye, hesap vermeyen, milletin bütçe hakkına saygısızlık gösteren iktidarla karşı karşıyadır" diye konuştu.

Hamzaçebi, Sayıştay'ın, kamu kurumlarının hem mali tablolarını hem de harcama belgelerini denetlediğine işaret ederek, Sayıştay tarafından TBMM'ye gönderilmesi zorunlu bu raporların TBMM'ye gelmediğini kaydetti.

Adalet Bakanlığı'nın Sayıştay denetim raporunu gösteren Hamzaçebi, bu raporun 7 sayfadan oluştuğunu ifade etti. Hamzaçebi, raporun denetim görüşünde, "İlgili kurum tarafından bize gerekli mali tablolar ve belgeler verilmediğinden bu denetimi yapamadık" denildiğini vurguladı. Hamzaçebi, bu tabloları, ilgili kurumların Sayıştay'a vermek zorunda olduğunu belirtti.

Hamzaçebi, ilgili kurum ve bakanlıkların, harcama belgelerinin Sayıştay denetçileri tarafından denetlendiğini anımsatarak, düzenlenen raporlarda çeşitli usulsüzlük ve yolsuzluk iddialarının bulunduğunu kaydetti. Hamzaçebi, tespit edilen usulsüzlüklerin, TBMM'den gizlenmesinin düşünülemeyeceğini dile getirdi.

Hamzaçebi, "Sayıştay yönetimi, bu raporlara müdahale ederek, söz konusu denetim raporlarındaki usulsüzlüklere ilişkin bilgileri, yolsuzluk tespitlerine ilişkin bilgileri TBMM'ye gönderilecek rapordan çıkarmıştır. Sonuçta 7 sayfalık, rapor denilemeyecek belgeyi düzenlemişlerdir. Hükümet, tüm üyelerini kendisinin atadığı Rapor Değerlendirme Kurulu vasıtasıyla TBMM'ye gelen raporlardan, usulsüzlük ve yolsuzluk tespitlerine ilişkin denetim bulgularını çıkardı" diye konuştu.

Bütçe görüşmelerinin başlayacağı 10 Aralık'a kadar sürelerinin bulunduğunu belirten Hamzaçebi, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hükümet, Sayıştay ve Sayın TBMM Başkanı'na çağrıda bulunuyorum. Denetim bulgularını içeren raporlar, TBMM'ye gönderilmelidir. Sayın Meclis Başkanı her konuda konuşuyor, demeç veriyor, asıl konuşması gereken konularda değerlendirme yapmıyor. Bizden aldığı yazıları Sayıştay Başkanlığı'na, oradan aldığı yazıyı bize intikal ettiriyor. Meclis Başkanı'nın böyle bir görevi yok. Sayıştay'a doğrudan da yazabiliriz. Sayın Cemil Çiçek, Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nu dağıtma konusunda gösterdiği titizliği, hassasiteyi biraz da Sayıştay raporları konusunda göstersin. Bu onun sorumluluğudur. Hükümet, Meclis Başkanı ve Sayıştay'dan salı gününe kadar bu raporları TBMM'ye göndermesini istiyoruz. Bu işin peşini bırakmayacağız, oldubittiyi kabul etmiyoruz, bütçe görüşmelerinde milletimize anlatacağız. Bu raporsa, ben şimendiferim."

Bir soruyu yanıtlarken Hamzaçebi, milli eğitim sisteminin, herkese fırsat eşitliğini sağlaması gerektiğini, bütün öğrencilerin nitelikli eğitim alma hakkına sahip olduğunu kaydetti. Hamzaçebi, bu hakkın, milli eğitim sistemi tarafından sağlanamadığı için öğrencilerin, eksikliklerini gidermek üzere dershaneye gittiğini kaydetti.

Hamzaçebi, dershanelerin, bu sistemde kalması görüşünde olmadıklarını belirterek, şöyle devam etti:

"Ama eğitim sisteminde fırsat eşitliğini sağlamadan 'bunları kapatıyorum' derseniz, sorunu çözmezsiniz. Bunun nedeni teknik neden değildir, 'eğitimde fırsat eşitliğini sağladım, kapatıyorum' diyen hükümet yoktur. Neden tamamen siyasidir. '2 yıllık süre içinde dershaneler özel okula dönüşecek' deniliyor. Bu, sorunu bilmemek, gerçeği halkın gözünden gizlemeye çalışmaktır. Sorun dershane sahiplerinin sorunu mu? Dershane işletmecilerinin sorununu çözünce Türkiye'de eğitimde fırsat eşitliğini sağlamış mı oluyorsunuz, hayır. Sorun öğrencilerin sorunudur. "

TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in, "2004'te AK Parti adeta denetimli serbestlik altındaydı, 'bunları kendi haline bırakmayalım' diyorlardı" yönündeki açıklamalarının sorulması üzerine Hamzaçebi, şunları kaydetti:

"Sayın Çiçek, takiyye yaptık demek istiyor, öyle anlaşılıyor. Sayın Çiçek, sık sık hükümetle ilgili konularda demeç verme ihtiyacını duyuyor. Sayın Çiçek, bu sizin göreviniz değil, sizin o zaman hükümette olmanız, illa demeç vermenizi gerektirmiyor. Asıl konuşması gereken Sayın Başbakan. İmzasını atmış, hiç konuşmuyor. Onun yerine başkaları konuşuyor, Sayın Çiçek konuşuyor. Aynen Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nu dağıtma işinde olduğu gibi. Sayın Başbakan, bu komisyonu dağıtmak istiyor görevi Sayın Çiçek üstlenmiş durumda. 28 Şubat sürecinde, Türkiye 2004'deki dönemden daha sıkı bir döneme sahipti. O dönem Sayın Başbakan'ın eleştirdiği Sayın Necmettin Erbakan o kararlara bir şekilde şerh koydu. Her konuda esip gürleyen, 'imzamın arkasındayım' diyen, one minute şovları yapan Sayın Başbakan, sıra MGK kararlarına gelince imzalıyor. Demokratik ülkede, devlet vatandaşlarını fişleyecek şekilde bir planı yapamaz. Sayın Başbakan'ı açıklama yapmaya davet ediyorum. "

Hamzaçebi, MGK kararlarının, halen yürürlükte olduğunu, bu karar uyarınca Hükümet'in yeni fişlemelere girebileceğini, yeni eylem planları yapabileceğini, engelleyen bir şeyin olmadığını söyledi. Hamzaçebi, kimsenin, "yok hükmündedir" diyerek, bu kararın sorumluluğundan kurtulamayacağını belirtti.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi, CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, Sayıştay raporlarının yüzkarası olduğunu öne sürdü. Kuşoğlu, demokrasinin ilk basamağının, hükümetin harcamalarının denetlenmesi olduğunu dile getirerek, "Bu yoksa demokrasi yoktur. Rapor diye bize kağıt parçası gönderildi. Demokrasimiz için yüzkarası oldu" dedi.

Bu arada, CHP'nin, TBMM Genel Kurulu'ndaki bütçe görüşmeleri sırasında vereceği bütçe aktarımlarına ilişkin bin 800 önerge de basın mensuplarına gösterildi.