2011-03-22 - 17:12
MHP GRUP BAŞKANVEKİLİ VURAL'IN BASIN TOPLANTISI?
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in, Şırnak'ın Silopi ilçesindeki Nevruz kutlamalarında polise tokat atmasını şiddetle kınadıklarını söyledi.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, parlamentoda düzenlediği
basın toplantısında, BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in,
Şırnak'ın Silopi ilçesindeki Nevruz kutlamalarında polise tokat atmasını şiddetle
kınadıklarını söyledi.

Vural, ''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın eşbaşkanlığını yaptığı Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında
değerlendirilen ülkelerde kan, gözyaşı, bölünme ve çatışma olduğunu'' öne sürdü.
Erdoğan'ın, ''eşbaşkan'' sıfatıyla bu durumun hesabını vermesi gerektiğini
savunan Vural, Libya'nın Irak'taki oyunların yeniden sergilendiği alan haline
dönüşmesini endişeyle karşıladıklarını ifade etti.

Hükümetin dış politika anlayışının iflas ettiğini ve gelişmeler
karşısında edilgen kaldığını savunan Vural, ''Libya'daki gelişmeleri teşhis
etmekte zorlanan bir hükümet var. Şaşkın bir hükümet...'' dedi.

''Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy Türkiye'ye neden geldi?'' sorusunu
yönelten Vural, şöyle devam etti:

''Yapılan görüşmelerde, Fransa'nın Libya'da aldığı tavrın temelleri
iletildi mi? Sarkozy, 'mutabakat noktalarımız çok fazla' diyor. Sormak lazım;
Sarkozy ile Recep Tayyip Erdoğan'ın mutabakat noktaları nelerdir? Sonra da Milli
Savunma Bakanı çıkıyor, 'anlayamadık' diyor. Bunlar konuya Fransız... Sarkozy
geliyor, Fransa Libya'yı bombalıyor, Olmert geliyor, İsrail Gazze'yi işgal
ediyor.

Başbakan 1 Mart'ta Libya için, 'NATO'nun ne işi var orada, saçmalık bu'
diyor. 21 Mart'ta NATO'nun Libya'ya neden girmesi gerektiğini söylüyor.
Saçmalayan kim? Böyle saçma dış politika olur mu? 20 gün içinde fikir nasıl
değişiyor? Bu, Rasmussen için de 'NATO Genel Sekreteri olamaz' demişti. Adam
görevini yapıyor. Klasik bir Recep Tayyip Erdoğan... Hükümet, Libya ile ilgili
konuyu sağlıklı değerlendiremiyor. Ne sözler verdin? Şimdi kalkıp orada şartlar
ileri sürüyor. Rasmussen için Mavi Marmara'da İsrail için bir sürü şart öne
sürdü, hiçbiri kabul edilmedi. Kılıf arıyor.''

''Hükümetin politikasızlığının milli menfaatleri ve milli duruşu
zedelediğini'' ileri süren Vural, ''Bizden gibi görünüp, tırnak içinde
söylüyorum, batılı ülkelerin Ortadoğu coğrafyasında stratejik emellerine ulaşması
için hareket edenler var'' diye konuştu.

Libya Operasyonuna ''Odyssey Dawn'' adı verildiğini anımsatan Vural,
sözlerini şöyle sürdürdü:

''Odyssey kimdir? Truva Savaşının ve Truva atının kumandanıdır. Truva atı
kimdir? Rol paylaşımı derken, bir Truva atı gibi İslam dünyasını ve Türkiye'de
muhafazakar düşüncenin için boşaltan, duruşunu ortadan kaldıran aktör kim? Bugün
gelinen bu noktada, 'Odyssey Dawn' adıyla başlangıç yapan bir zihniyetle karşı
karşıyayız. Gerçekten bugün AKP, 'BOP eşbaşkanlığı' sıfatıyla Ortadoğu
coğrafyasında emperyalist ülkelerin stratejik amaçlarına göre bir yapılanmanın
mihmandarlığına soyunmuştur. Bugün aynı zihniyet Türkiye'de milli duruşu, milli
kimliği, milli birliği içeriden bozmak isteyen bir Truva atının da
mihmandarlığına soyunmuştur. Bunlar tesadüfi değildir. Saldırının ilk aşama
olduğu, saldırıdan sonra bir takım adımlar atılacağı görülmektedir. Bunu bir
şafak gibi gösteriyorlar.

Artık mızrak çuvala sığmıyor. Türkiye'nin içerisinde bizden gibi görünüp
bizim içini boşaltan bir zihniyet Türkiye'yi yönetiyor. Bugün oyun ortaya
çıkmıştır.''

Başbakan Erdoğan, ''Libya'nın ikinci Irak olmasını istemiyoruz. 8 yıl
içerisinde bir medeniyet Irak'ta çöktü'' sözlerini anımsatan Vural, ''Şuna bakar
mısınız? Irak'a ABD askerlerinin müdahalesi için tezkere getiren bir hükümet,
Irak'taki ABD askerleri için dua eden bir Recep Tayyip Erdoğan, bir milyon
Müslümanın ölümüne yol açan o operasyona lojistik destek sağlayan, limanlarını
açan, üslerini açan hükümet... Çıkıp, 'bir medeniyet çöktü' diyor. Aynaya bir
bak. Kerkük yağlanırken, Telafer yok edilirken, Irak'ın bölünmesine yol açan
sürecin baş mihmandarı ve teşvikçisi de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan idi. Recep
Tayyip Erdoğan, bu çöken medeniyeti çöktüren medeniyetin idealine bağlıdır''
şeklinde konuştu.

''Demokratik açılım politikalarının bölücülüğü meşrulaştırmak,
hazmettirmek amacıyla ortaya konulduğunu'' öne süren Vural, ''İhanet odaklarını
şımartan ve gemleri azıya aldıran bu politikalardır. Türkiye'de bugün terör
örgütü paçavraları ülkemizin sokaklarında sergilenebilmektedir rahatlıkla'' diye
konuştu.

''Sözde milletvekili sıfatıyla polisimize el kaldırmaya cesaret
edebilmiş, alenen bunu yapabilmiştir'' diyen Vural, şöyle konuştu:

''Bu cesareti veren AKP'nin açılım politikasıdır. Polisimizin linç
edilmesi sırasında sessiz kalanlar bugün polisin üzerine saldırarak, tokat atmaya
vardıranları cesaretlendirmişlerdir. Polisimize, askerimize pusu kuranlar bugün
herkesin gözü önünde polisimize tokat atabilmektedir. Bu tokat, milletimizin
birliğine, bütünlüğüne ve kardeşliğine yönelik bir intikam yansımasıdır. Bu
doğrudan doğruya Recep Tayyip Erdoğan'ın oluşturduğu bir tablodur. Bu milletin,
birliğini, bütünlüğünü, kardeşliğini yıkmaya yönelik bu eller mutlaka
kırılacaktır.

Bunlar, bugün ellerinde taşla sokaklarda milletvekilleri görülüyorsa bu
manzaraların bir numaralı sorumlusu haline dönüşmüşlerdir. Sayın Başbakan, tahrik
ettiğin bölücülük için, birkaç sandalye için böyle bir tabloya boyun eğmek değer
mi? İmralı canisi üzerinden siyaset oluşturmak için değer mi? Polise uzanan o el,
bu milletin birliğini, bütünlüğünü, cumhuriyetini hazmedemeyenlerin elidir. Bu
çerçevede milletimiz 12 Haziran'da adına 'açılım' denilen paçavrayı yırtıp
atacaktır. Bu millet bunları hazmetmeyecektir. Türk polisi ve askeri sahipsiz ve
yalnız değildir.''

Soruları da cevaplayan Vural, bir gazetecinin, ''TÜSİAD'ın bir anayasa
taslağı projesi var. Değiştirilemez bazı maddelerin de değiştirilebileceğine
yönelik...'' sözleri üzerine, ''Bu milletin birliği, bütünlüğü, başkentin Ankara
oluşu, İstiklal Marşı'nın milli marş olduğu, üniter yapısının, 'ulus-devlet'
olduğu değiştirilemez. Bunu millet yazdı, milletin yazdığını da herkes böyle
okusun. Bunları pazarlık konusu yapmak doğru değildir. Hepimizin birlikte
yaşadığı zeminin altına fay hattı döşemeye kimse kalkışmamalıdır'' dedi. (17.12)