2016-06-30 - 14:33
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı kabul edildi. Ayrıca, Türkiye ile çeşitli ülkeler arasındaki uluslararası anlaşmaların uygun bulunduğuna dair 4 kanun tasarısı Genel Kurul'da kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı.
Gündem dışı söz alan HDP Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk, gözaltı ve tutuklamalar hakkında konuştu.
AK PARTİ'nin tek başına iktidarını, muhalefetin sesini susturmak için kullandığını ileri süren Öztürk, cezaevlerinde de ciddi hak ihlalleri yaşandığını savundu.
CHP Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün de Trafik Elektronik Denetleme Sistemi hakkındaki gündem dışı konuşmasında, "sistemin vatandaşa tuzak, yandaşa kıyak" sistemine dönüştüğünü bildirdi.
Sistemin, belediyelerin 10 yıllık sözleşmelerle anlaştığı müteahhit firmalar tarafından yapıldığına işaret eden Tüzün, "Vatandaşımızın karayollarında uygun şekilde araç kullanmasını istiyoruz. Ama bu sistem kaza yapma oranı yüksek olan yerlere kurulmuyor. Kaza yapma ihtimali az olan yerlere, sadece ve sadece 'süratten yakalansın ve ceza ödesin' diye kuruluyor. Bu sisteme yönelik bir önlem alınması gerekiyor. Böyle bir sistem kurulacaksa ilgili bakanlıklar tarafından kurulmalıdır." diye konuştu.
AK PARTİ Elazığ Milletvekili Tahir Öztürk ise Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü dolayısıyla gündem dışı söz aldı.
Öztürk, uyuşturucu kullanımının küresel bir tehlike haline gelerek, ülkelerin ve toplumların geleceğini tehdit ettiğini belirtti.
Uyuşturucu madde kullanımının hızla arttığına dikkati çeken Öztürk, hükümetin uyuşturucu kullanımı ile mücadele ve kaçakçılığın önlenmesine ilişkin faaliyetleri hakkında bilgi verdi.
İçişleri Bakanı Efkan Ala, Atatürk Havalimanı'ndaki terör saldırısına ilişkin, "Şu ana kadar elde ettiğimiz bilgiler, belgeler ve bulgular bu saldırıyı DAEŞ terör örgütünün gerçekleştirdiği yönünde tahminleri kuvvetlendirmektedir. Emareler onu göstermektedir." dedi.
Ala, TBMM Genel Kurulunda İçtüzük gereği gündem dışı yapılan konuşmaya cevap hakkını kullanmak üzere kürsüye gelerek, son dönemde yaşanan terör saldırılarına ilişkin bilgi verdi.
Yerinden söz alan CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, bu duruma tepki göstererek, Ala'nın terör hakkında bilgi vermek için kürsüye gelmek yerine, söz hakkını gündem dışı konuşmaya cevap vermek için almasının siyasi partilerin konuşma hakkını engellemeye yönelik olduğunu savundu.
Daha sonra kürsüye gelen Ala, AK PARTİ Elazığ Milletvekili Tahir Öztürk'ün gündem dışı konuşmasına cevaben terör olaylarıyla ilgili Meclisi bilgilendirmek üzere söz aldığını belirtti.
Sözlerine tüm şehitlere ve terör saldırısında hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara da acil şifa dileğinde bulunarak başlayan Ala, Atatürk Havalimanı'nda yaşanan saldırı hakkında bilgi verdi.
Ala, "İstanbul'da meydana gelen bombalı intihar saldırısında şu ana kadar 9'u Türk, 4'ü yabancı olmak üzere toplam 13 kişi gözaltına alındı. Canlı bomba intihar eylemini gerçekleştiren 3 kişiden birisinin kimliği ve uyruğu belirlendi. Ölü sayısı 43. Bu 43 kişiden, 19'u yabancıdır. Buna intihar bombacısı üç kişi dahil değildir. Şu anda hastanede yatan 94 kişi." diye konuştu.
Olayın seyri hakkında da bilgi veren Ala, üç saldırganın bir taksi ile geldiklerini, bir teröristin dış hatlar giriş terminaline doğru giderken polis tarafından durdurulmak istendiğini belirterek, şöyle devam etti:
"Polise ateş açarak bu terörist yaralamış, ardından otoparkın merdivenlerinden aşağı inerek kendini patlatmıştır. İkinci ve üçüncü terörist ise dış hatlar gidiş terminaline girer girmez etrafa ateş ederek ters istikametlere koşmuşlar; çünkü bariyerleri ve oradan girişin mümkün olmadığını biliyorlar. Birisi polis tarafından vurulmuş, yerdeyken kendini patlatmıştır. Üçüncü teröristte panikle aşağı doğru koşarak burada kendini patlatmış. Kullanılan patlayıcılar RDX, TNT, PETN karışımı fabrikasyon patlayıcılardır. Bunu şunun için söylüyorum; bu işin uzmanı olanlar bu bilgilerin çok önemli olduğunu, buralardan çok önemli hususlara varılabileceğini bilirler. O bakımdan yüce Meclisteki milletvekillerinin de bu detaylara sahip olmalarında yarar var."
Olayın bu çerçevede kapsamlı ve detaylı olarak soruşturulduğunu, bağlantıların tespit edildiğini vurgulayan Ala, kişilerin geriye dönük araştırma ve soruşturmalarıyla da örgütün bütün irtibatlarının ortaya çıkarılacağını bildirdi.
Ala, "Şu ana kadar elde ettiğimiz bilgiler, belgeler ve bulgular bu saldırı DAEŞ terör örgütünün gerçekleştirdiği yönünde tahminleri kuvvetlendirmektedir. Emareler onu göstermektedir. Ama soruşturma neticelenince daha berrak bir şekilde kesin olarak söylenir." ifadesini kullandı.
Tüm ülkelerin organize terör saldırılarıyla karşı karşıya kalabildiği bir dönemden geçtiğine işaret eden Ala, çeşitli ülkelerde yaşanan terör saldırılarını hatırlattı.
Türkiye'nin hem PKK, hem DHKP-C hem de DAEŞ terör örgütleriyle hem de birlikte gerçekleştirdikleri saldırılarla mücadele ettiğini belirten Ala, "Küresel teröre karşı en fazla mücadele eden ve çok ciddi bir biçimde yansımalarını, sonuçlarını ortaya çıkaran bir ülkedir Türkiye" dedi.
Ala, pek çok ülkenin içişleri bakanlarının ve yetkililerinin kendilerini arayarak İstanbul'da yaşanan acıyı paylaştığına işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Ben de kendilerine artık, biz sürekli söylüyorduk bu sıkıntıyı çünkü biz bu bölgede yaşıyoruz. Yanı başımızda bir ülke tamamen istikrarsızlık içine sürüklendi. Ve Suriye'deki topraklar çeşitli terör örgütlerinin yaşam alanı haline dönüştü. O bakımdan birlikte bu soruna çözüm aramalıyız. Sadece 'benim ülkeme teröristler gelmesin' demek yeterli değildir. Eğer bir ülke yanarsa dumanı bize gelmesin politikası bir işe yaramaz. Onun için gelin, o yangını söndürelim diye resmi toplantılarda, Paris'te yaptığımız toplantıda, orada da bunu çok açık bir şekilde dile getirmiştim. Meseleyi kökünde, yerinde, uluslararası güçler, devletler olarak vaziyet edip bir sükunete erdirmemiz gerekir. Yoksa dumanı bırakın ateş herkesi yakar demiştim."
Ala, Türkiye'nin, kaotik durumdan gerek dünyanın gerek diğer ülkelerin en az etkilenmesi için üzerine düşeni yaptığını ve bu anlamda diğer ülkelerin de Türkiye'nin hakkını teslim ettiğini söyledi.
Bakan Ala, bugüne kadar 145 ülkeden 50 bin 177 kişiye, Türkiye'ye giriş yasağı koyduklarını, bunu karşılıklı istihbarat alışverişi ile yaptıklarına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"145 ülke ile bu alışverişi yapmışız. 50 bin 177 kişiye giriş yasağı koymuşuz, sırf Suriye ve Irak'taki bu terör ortamlarıyla ilgili, bu terör faaliyetleriyle ilgili bir sorun olmasın diye. Sınır dışı edilen, 98 ülkeden 3 bin 603 kişi. Bazı ülkeler bizim bu aldığımız tedbirler neticesinde yasalarını değiştirmek zorunda kaldı.
DAEŞ terör örgütüyle ilgili olarak bugüne kadar 5 bin 310 kişi gözaltına alınmış, bunlardan bin 654'ü tutuklanmıştır. Sadece 2016 yılında bin 654 kişi gözaltına alınmış, bunların 791'i yabancı uyrukludur ve gözaltına alınanların 663'ü tutuklanmıştır. Tutuklananların 371'i yabancı uyrukludur."
İçişleri Bakanı Efkan Ala, bütün dünyanın artık Türkiye'nin yıllardır söylediği noktaya geldiğini ve teröre karşı topyekun durmanın zorunluluğunu idrak ettiğini belirterek, "Bundan sonra Türkiye'nin istediği bir şey var, eyleme geçmek." diye konuştu.
Ala, TBMM Genel Kurulunda gündem dışı konuşmaya verdiği yanıtta, Türkiye'de sadece terörün DAEŞ'tan ibaret olmadığını, yıllardır PKK ile de mücadele edildiğini kaydetti.
Suriye'de kanton ilan ettikten sonra terör faaliyetlerinin Türkiye'de şehirlere taşınmak istendiğini belirten Ala, "Suriye'den aldıkları ilhamla 12 yerleşim biriminde bu tür faaliyetlerde bulundular ama Türkiye'nin Suriye olmadığını yakın zamanda gördüler. Onların hepsi o şehirlerden, o mahallelerden temizlendi. Onların hepsi de sınırdaydı." dedi.
Bunların, Ortadoğu'daki gelişmelerden yararlanarak "Türkiye'den bir şey koparabilir miyiz?" anlayışıyla yapılan işler olduğunu dile getiren Ala, "Dünyada insanın insanla ilişkisine dair yeryüzünde en büyük devleti kurmuş bir milletin çocukları olarak söylüyorum ki bu Osmanlı'dır. Biz her zaman vatandaşımızı suçludan, teröristten, şakiden, hainden ayırmayı bilmiş, becermiş bir milletiz ve yönetimiz. Buna halel gelmemesi için de elimizden geleni yaptık." diye konuştu.
Efkan Ala, bölge halkının 100 günü aşan, 150 güne varan sokağa çıkma yasaklarında bin yıllık kardeşliğe yakışır bir vaziyette, vakur bir biçimde durduğunu ve milletin geleceğine olan inancını ortaya koyduğunu dile getirdi. Ala, "Her türlü dertleri bizim derdimizdir, her türlü ihtiyaçları karşılanacaktır. Bugüne kadar yaptığımız 130 milyonu aşan yardımların daha da fazlasını yapacağız ve oraları, evlerini dört dörtlük tekrar yapıp, her türlü, içindeki eşyasıyla birlikte kendilerine teslim edeceğiz, hiç endişeleri olmasın. Kardeşliğimizin karşılığı olarak biz birbirimize zaten bunları yapmak mecburiyetindeyiz. Bunu da bir lütuf olarak asla söylemiyorum, haklarıdır, hak etmişlerdir ve biz de bu hakkın tesisi için elimizden geleni fazlasıyla yapacağız." ifadelerini kullandı.
Ala, şunları söyledi:
"Şimdi terör örgütünün kırsal alandaki varlığını da sonlandırmak için operasyonlar devam ediyor ve şu anda Diyarbakır'ın kuzeyinde, Bingöl'ün güneyinde, o bölgede yapılan operasyonda ortaya çıkan manzara uyuşturucu ile terörün ve milletin çocuklarının geleceğini karartmak ile baron olmanın nasıl iç içe geçtiğini, uyuşturucu baronluğunun nasıl iç içe geçtiğini berrak bir biçimde ortaya koymaktadır. Bugüne kadar Lice, Kulp, Hazro, Hani, Kocaköy, o bölgede yapılan operasyonlarda 8,8 ton esrar, 43,9 milyon kök kenevir ele geçirildi. Bunun piyasa değeri 2,7 milyar.
O zaman, dönüp bütün küresel aktörlere, Batı'ya, Avrupa'ya, hepsine diyoruz ki 'terörü senin terörün, benim terörüm diye ayırmayın', 'Şu terörist, bu terörist' diye ayırmayın. Gelin topyekün, hep birlikte buna karşı çıkalım ve bu teröristler dünyada gidecek yer bulamasınlar. Çünkü bunlar milletlerin geleceğini karartıyorlar, insanlığa karşı suç işliyorlar.
Tanışık köyünde insanlarımız hiçbir gerekçe yokken mamafih hiçbir gerekçe terörü haklı kılamaz, bütün gerekçelerden azade, bütün 'ama'lardan 'ancak'lardan vareste, terör bir insanlık suçudur, lanetli bir olaydır. Terör konusu olunca yapacağımız şey öncelikle topyekun karşı durmaktır.
Dün Eyfel Kulesi, Mostar köprüsü Türk bayrağına büründü. Almanya, Amerika da öyle... Bütün dünya artık Türkiye'nin yıllardır söylediği noktaya gelmiş ve teröre karşı topyekun durmanın zorunluluğunu idrak etmiş durumdadır. Bundan sonra Türkiye'nin istediği bir şey var, eyleme geçmek. Sadece sözde değil eyleme geçip insanlığı bu belalardan kurtarmak yine insanlığın akledenlerinin, vicdan sahibi olanlarının vazifesidir. Bu konuda da mesafe alacağımız inancındayım."
İçişleri Bakanı Ala, Şırnak merkez ve 6 ilçede kısmen veya tam gün sokağa çıkma yasağının devam ettiğini belirterek, sokağa çıkma yasaklarının ilçelerin tamamında değil, bazı mahallelerinde uygulandığını kaydetti.
Ala, "Problem olmayan yerlede operasyon yapılmadı ama problem olmayan yerlerde de insanlarımız zarar görmesin diye sokağa çıkma yasağı ilan ettik. Çok hassasiyetle yürütüyoruz. Çünkü orada yaşayan insanlar döndüklerinde patlamalar ve hayatını kaybedenler oldu. Buna fırsat vermemek için hassasiyetle devam ettiriyoruz." dedi.
Bu 12 yerleşim biriminin mahallelerinde yapılan operasyonlarda 3 bin 630 çukur, barikatın kaldırıldığını, 6 bin 187 bomba düzeneğinin imha edildiğini, 2 bin 102 silah, 33 bin 546 kilogram patlayıcı malzeme, el yapımı patlayıcılar, roketatarların ele geçirildiğini söyleyen Ala, güney sınırlarına duvar örerek tamamen kontrol altına alma konusunda da ciddi bir çalışma içerisinde olduklarını bildirdi.
Ala'nın konuşmasının ardından muhalefet temsilcilerinin konuşmanın içeriğine ve muhalefete konuşma hakkı verilmemesine tepki gösterdi.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, "Sayın Bakan masal okudu. Masala karnımız tok. Olayın ancak çevresinde geziniyor, işin esasına giremeyen bir İçişleri Bakanı var." dedi.
Gök, HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel ve MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Ala'nın konuşmasının hükümetin gündem dışı konuşması şeklinde değerlendirilmesi ve muhalefete 10'ar dakika konuşma hakkı verilmesi gerektiğini dile getirdi.
Akçay, Ala'nın konuşmasına karşı ayrıca sataşmadan da söz istediklerini belirtti.
Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın, Ala'nın AK PARTİ'li Öztürk'ün konuşmasına cevap verdiğini, cevabın içeriğini ne muhalefetin ne de Başkanlık Divanının belirleyebileceğini vurguladı.
Sataşmadan söz alan MHP Bursa Milletvekili Kadir Koçdemir, "Sayın Bakanın açıklaması beni en az olay kadar üzdü. Aklımla alay edildiğini hissettim. Bu kadar olaydan sonra üst perdeden ders vermeyi ona da yakıştıramadım." dedi.
Barış istatistiğinde ülkelerin sıralamalarına bakılmasını isteyen Koçdemir, "Teflon tava gibi hiçbir sorumluluk almadan, sadece bu makamların havasını basmak, prestijini solumak insan olmakla bağdaşacak şey değildir." ifadelerini kullandı.
Muhalefet, Koçdemir konuşurken Ala'nın Genel Kurul salonundan ayrılmasına da tepki gösterdi.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, 2 dakika konuşurken dahi Ala'nın muhalefeti dinlemeye takati olmadığını dile getirdi.
HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, "Bakanın söylediği hiçbir şey doğru değil. IŞİD bombayı havalimanında patlatıyor, hala 'güvenlik zafiyeti yok, şunu bunu yaptık' diyor." dedi.
Uyuşturucuyla mücadelenin F-16 ile yapılamayacağını öne süren Demirel'in, "Lice'de halk meydanda toplandı, işkence yapılıyor. Devlet katliam provası yapıyor." sözlerine Başkanvekili Aydın ve AK PARTİ milletvekilleri tepki gösterdi.
Aydın, "Devlet katliam yapmaz. Devlet, halkı baskı altına alan teröre, terör örgütüne karşı mücadele eder." diye konuştu.
Baluken'in, Aydın'ın oturumu bu şekilde yönetemeyeceğini ifade ederek, usul tartışması açma talebi üzerine de Aydın, "Açmıyorum. Ben Anayasadan yetki alıyorum. Bu ülkenin bölünmez bütünlüğü birliği için gerekeni söylerim." ifadelerini kullandı.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, sataşma gerekçesiyle yaptığı konuşmada, "Türkiye önemli bir terör saldırısıyla sarsılmışken hükümet arıyoruz yok. İçişleri Bakanı arıyoruz arka sıralardan geliyor, bir bakıyoruz kaçmış." dedi.
HDP'nin, 2 Temmuz 1993 yılında yaşanan Sivas olaylarıyla ilgili Meclis araştırma önergesinin, bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi kabul edilmedi.
HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, öneriye ilişkin konuşmasında, Sivas olayının nasıl gerçekleştiğine ilişkin süreci anlattı.
Olayın ardından dönemin yetkililerinin yaptığı açıklamaları hatırlatan Doğan, yaşanan katliamla yüzleşilmediğini, sorumluların cezalandırılmadığını söyledi.
Yargılama sürecine de değinen Doğan, hukuksuzluklarla dolu davanın zaman aşımına uğramasının kabul edilemez bir durum olduğunu, vicdanlarda derin yaralar açtığını belirtti.
Doğan, "Aradan 23 yıl geçmesine rağmen hala gerçek adalet sağlanamadı. Alevi inancına mensup vatandaşlardan özür dilenmedi. Bu olaylarla yüzleşilmedikçe aradan yüzyıllar geçse de yaralar kapanmayacaktır. Sivas davası zaman aşımına uğrayamaz. Çünkü insanlık suçu kapsamında değerlendirilmesi gerekiyor." diye konuştu.
MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın da yaşam hakkının kutsallığına işaret ederek, partisinin her zaman Sivas olaylarının sorumlularının cezalandırılmasından yana olduğunu vurguladı.
Sivas'ta yaşanılanın bir katliam olduğunu ancak hiç kimsenin mezhep farklılığını bir ayrışma sebebi olarak göstermemesi gerektiğine işaret eden Aydın, "2 Temmuz'dan sonra 5 Temmuz'da ne oldu biliyor musunuz? Başbağlar'da katliam yapanlara 'Sivas'ın intikamını aldınız' dediler. Sivas da katliamdır, o da katliamdır. Bu ülkede kim cana kıymışsa katliam yapmıştır." değerlendirmesinde bulundu.
CHP İzmir Milletvekili Zeynep Altıok ise "Bu öneriyi getirenlerin de lehte ya da aleyhte konuşanların da ölümleri yarıştırmak, katliamları birbirinin önüne çıkarmak gibi bir amacı olmaması gerektiğini belirtmek isterim." ifadesini kullandı.
Yüzleşme, hafıza ve adaletin, gerçek demokrasinin öncelikli koşulları olduğunu belirten Altıok, şunları kaydetti:
"Tüm demokrasi şehitleri için adalet istiyoruz. Tüm insanlarımız, tüm katliamlarda canı alınanlar için adalet istiyoruz. Tarihimizde aydınlanmamış faili meçhul siyasi cinayet bulunmayan, gerçek demokrasi ile yönetilen bir Türkiye için, dini sömürmeyen vicdana ve akla inanan namuslu vekillere sesleniyorum. Gelin yanlış iliklenmiş düğmeyi birlikte çözelim. Ülkemizin hak ettiği geleceği sağlayacak bu adımı birlikte atalım. Bu önergeyi burada hep birlikte oylayayım ve beraber imza atalım."
AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı, sataşma nedeniyle kürsüye gelerek Altıok'un, Madımak Oteli'nde hayatını kaybeden şair Metin Altıok'un kızı olduğunu, kendisini tanıdığını ve çok vicdanlı bir insan olduğunu bildiğini belirtti. Bostancı, ancak Altıok'un konuşmasının fazlasıyla politik angajmanla dolu olduğunu savundu.
Sivas olaylarının yaşandığı dönemin iktidarına dikkati çeken Bostancı, "O döneme ilişkin temel bir siyasal sorumluluk söz konusudur. Ama yapılan konuşmaların, işi gelip bugünkü iktidara ve AK PARTİ'ye havale eden bir arka plan üzerinden yürütüldüğünü görüyoruz. Buna da üzülüyoruz." diye konuştu.
AK PARTİi Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ise Sivas olaylarının Alevi-Sünni çatışması çıkarmak isteyen karanlık odakların bir planı olduğunu söyledi.
Devlet Denetleme Kurulu'nun Sivas olayına ilişkin hazırladığı rapordan bölümler de okuyan Tunç, yaşananların önlenememesinde dönemin yöneticilerinin sorumluluğu bulunduğunu vurguladı.
Tunç, "Madımak'ı, Başbağlar'ı unutmamamız gerekir. Bu olaylardan ders çıkarmak gerekir. Bu olayları aynı dine mensup Alevi-Sünni, Türk-Kürt kardeşliğine zarar verici unsur olarak kullananlara fırsat vermemek gerekir." ifadelerini kullandı.
Görüşmelerin ardından HDP grup önerisi oylanarak reddedildi.
Öte yandan, grup önerisinin görüşmeleri öncesinde yerlerinden söz alan MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ve CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın terör saldırılarına ilişkin Genel Kurula yaptığı bilgilendirmenin ardından milletvekillerinin eleştirilerini dinlemeden, sorularını yanıtlamadan salondan ayrılmasını eleştirdi. Muhalefet partilerinin grup başkanvekilleri, İçişleri Bakanı Ala'nın yaşanan saldırılar nedeniyle istifa etmesi gerektiğini de savundu.
AK PARTİ Grup Başkanvekili Mehmet Muş ise devletin tüm organlarıyla teröre karşı topyekün kararlı bir mücadele yürüttüğünü dile getirdi.
Terör örgütlerinin finans kaynaklarına yönelik yürütülen operasyonlar hakkında da bilgi veren Muş, terörün ülkenin gündeminden çıkarılması için herkesin ortak çaba içinde olması gerektiğini söyledi.
****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
Gündem dışı söz alan HDP Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk, gözaltı ve tutuklamalar hakkında konuştu.
AK PARTİ'nin tek başına iktidarını, muhalefetin sesini susturmak için kullandığını ileri süren Öztürk, cezaevlerinde de ciddi hak ihlalleri yaşandığını savundu.
CHP Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün de Trafik Elektronik Denetleme Sistemi hakkındaki gündem dışı konuşmasında, "sistemin vatandaşa tuzak, yandaşa kıyak" sistemine dönüştüğünü bildirdi.
Sistemin, belediyelerin 10 yıllık sözleşmelerle anlaştığı müteahhit firmalar tarafından yapıldığına işaret eden Tüzün, "Vatandaşımızın karayollarında uygun şekilde araç kullanmasını istiyoruz. Ama bu sistem kaza yapma oranı yüksek olan yerlere kurulmuyor. Kaza yapma ihtimali az olan yerlere, sadece ve sadece 'süratten yakalansın ve ceza ödesin' diye kuruluyor. Bu sisteme yönelik bir önlem alınması gerekiyor. Böyle bir sistem kurulacaksa ilgili bakanlıklar tarafından kurulmalıdır." diye konuştu.
AK PARTİ Elazığ Milletvekili Tahir Öztürk ise Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü dolayısıyla gündem dışı söz aldı.
Öztürk, uyuşturucu kullanımının küresel bir tehlike haline gelerek, ülkelerin ve toplumların geleceğini tehdit ettiğini belirtti.
Uyuşturucu madde kullanımının hızla arttığına dikkati çeken Öztürk, hükümetin uyuşturucu kullanımı ile mücadele ve kaçakçılığın önlenmesine ilişkin faaliyetleri hakkında bilgi verdi.
İçişleri Bakanı Efkan Ala, Atatürk Havalimanı'ndaki terör saldırısına ilişkin, "Şu ana kadar elde ettiğimiz bilgiler, belgeler ve bulgular bu saldırıyı DAEŞ terör örgütünün gerçekleştirdiği yönünde tahminleri kuvvetlendirmektedir. Emareler onu göstermektedir." dedi.
Ala, TBMM Genel Kurulunda İçtüzük gereği gündem dışı yapılan konuşmaya cevap hakkını kullanmak üzere kürsüye gelerek, son dönemde yaşanan terör saldırılarına ilişkin bilgi verdi.
Yerinden söz alan CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, bu duruma tepki göstererek, Ala'nın terör hakkında bilgi vermek için kürsüye gelmek yerine, söz hakkını gündem dışı konuşmaya cevap vermek için almasının siyasi partilerin konuşma hakkını engellemeye yönelik olduğunu savundu.
Daha sonra kürsüye gelen Ala, AK PARTİ Elazığ Milletvekili Tahir Öztürk'ün gündem dışı konuşmasına cevaben terör olaylarıyla ilgili Meclisi bilgilendirmek üzere söz aldığını belirtti.
Sözlerine tüm şehitlere ve terör saldırısında hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara da acil şifa dileğinde bulunarak başlayan Ala, Atatürk Havalimanı'nda yaşanan saldırı hakkında bilgi verdi.
Ala, "İstanbul'da meydana gelen bombalı intihar saldırısında şu ana kadar 9'u Türk, 4'ü yabancı olmak üzere toplam 13 kişi gözaltına alındı. Canlı bomba intihar eylemini gerçekleştiren 3 kişiden birisinin kimliği ve uyruğu belirlendi. Ölü sayısı 43. Bu 43 kişiden, 19'u yabancıdır. Buna intihar bombacısı üç kişi dahil değildir. Şu anda hastanede yatan 94 kişi." diye konuştu.
Olayın seyri hakkında da bilgi veren Ala, üç saldırganın bir taksi ile geldiklerini, bir teröristin dış hatlar giriş terminaline doğru giderken polis tarafından durdurulmak istendiğini belirterek, şöyle devam etti:
"Polise ateş açarak bu terörist yaralamış, ardından otoparkın merdivenlerinden aşağı inerek kendini patlatmıştır. İkinci ve üçüncü terörist ise dış hatlar gidiş terminaline girer girmez etrafa ateş ederek ters istikametlere koşmuşlar; çünkü bariyerleri ve oradan girişin mümkün olmadığını biliyorlar. Birisi polis tarafından vurulmuş, yerdeyken kendini patlatmıştır. Üçüncü teröristte panikle aşağı doğru koşarak burada kendini patlatmış. Kullanılan patlayıcılar RDX, TNT, PETN karışımı fabrikasyon patlayıcılardır. Bunu şunun için söylüyorum; bu işin uzmanı olanlar bu bilgilerin çok önemli olduğunu, buralardan çok önemli hususlara varılabileceğini bilirler. O bakımdan yüce Meclisteki milletvekillerinin de bu detaylara sahip olmalarında yarar var."
Olayın bu çerçevede kapsamlı ve detaylı olarak soruşturulduğunu, bağlantıların tespit edildiğini vurgulayan Ala, kişilerin geriye dönük araştırma ve soruşturmalarıyla da örgütün bütün irtibatlarının ortaya çıkarılacağını bildirdi.
Ala, "Şu ana kadar elde ettiğimiz bilgiler, belgeler ve bulgular bu saldırı DAEŞ terör örgütünün gerçekleştirdiği yönünde tahminleri kuvvetlendirmektedir. Emareler onu göstermektedir. Ama soruşturma neticelenince daha berrak bir şekilde kesin olarak söylenir." ifadesini kullandı.
Tüm ülkelerin organize terör saldırılarıyla karşı karşıya kalabildiği bir dönemden geçtiğine işaret eden Ala, çeşitli ülkelerde yaşanan terör saldırılarını hatırlattı.
Türkiye'nin hem PKK, hem DHKP-C hem de DAEŞ terör örgütleriyle hem de birlikte gerçekleştirdikleri saldırılarla mücadele ettiğini belirten Ala, "Küresel teröre karşı en fazla mücadele eden ve çok ciddi bir biçimde yansımalarını, sonuçlarını ortaya çıkaran bir ülkedir Türkiye" dedi.
Ala, pek çok ülkenin içişleri bakanlarının ve yetkililerinin kendilerini arayarak İstanbul'da yaşanan acıyı paylaştığına işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Ben de kendilerine artık, biz sürekli söylüyorduk bu sıkıntıyı çünkü biz bu bölgede yaşıyoruz. Yanı başımızda bir ülke tamamen istikrarsızlık içine sürüklendi. Ve Suriye'deki topraklar çeşitli terör örgütlerinin yaşam alanı haline dönüştü. O bakımdan birlikte bu soruna çözüm aramalıyız. Sadece 'benim ülkeme teröristler gelmesin' demek yeterli değildir. Eğer bir ülke yanarsa dumanı bize gelmesin politikası bir işe yaramaz. Onun için gelin, o yangını söndürelim diye resmi toplantılarda, Paris'te yaptığımız toplantıda, orada da bunu çok açık bir şekilde dile getirmiştim. Meseleyi kökünde, yerinde, uluslararası güçler, devletler olarak vaziyet edip bir sükunete erdirmemiz gerekir. Yoksa dumanı bırakın ateş herkesi yakar demiştim."
Ala, Türkiye'nin, kaotik durumdan gerek dünyanın gerek diğer ülkelerin en az etkilenmesi için üzerine düşeni yaptığını ve bu anlamda diğer ülkelerin de Türkiye'nin hakkını teslim ettiğini söyledi.
Bakan Ala, bugüne kadar 145 ülkeden 50 bin 177 kişiye, Türkiye'ye giriş yasağı koyduklarını, bunu karşılıklı istihbarat alışverişi ile yaptıklarına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"145 ülke ile bu alışverişi yapmışız. 50 bin 177 kişiye giriş yasağı koymuşuz, sırf Suriye ve Irak'taki bu terör ortamlarıyla ilgili, bu terör faaliyetleriyle ilgili bir sorun olmasın diye. Sınır dışı edilen, 98 ülkeden 3 bin 603 kişi. Bazı ülkeler bizim bu aldığımız tedbirler neticesinde yasalarını değiştirmek zorunda kaldı.
DAEŞ terör örgütüyle ilgili olarak bugüne kadar 5 bin 310 kişi gözaltına alınmış, bunlardan bin 654'ü tutuklanmıştır. Sadece 2016 yılında bin 654 kişi gözaltına alınmış, bunların 791'i yabancı uyrukludur ve gözaltına alınanların 663'ü tutuklanmıştır. Tutuklananların 371'i yabancı uyrukludur."
İçişleri Bakanı Efkan Ala, bütün dünyanın artık Türkiye'nin yıllardır söylediği noktaya geldiğini ve teröre karşı topyekun durmanın zorunluluğunu idrak ettiğini belirterek, "Bundan sonra Türkiye'nin istediği bir şey var, eyleme geçmek." diye konuştu.
Ala, TBMM Genel Kurulunda gündem dışı konuşmaya verdiği yanıtta, Türkiye'de sadece terörün DAEŞ'tan ibaret olmadığını, yıllardır PKK ile de mücadele edildiğini kaydetti.
Suriye'de kanton ilan ettikten sonra terör faaliyetlerinin Türkiye'de şehirlere taşınmak istendiğini belirten Ala, "Suriye'den aldıkları ilhamla 12 yerleşim biriminde bu tür faaliyetlerde bulundular ama Türkiye'nin Suriye olmadığını yakın zamanda gördüler. Onların hepsi o şehirlerden, o mahallelerden temizlendi. Onların hepsi de sınırdaydı." dedi.
Bunların, Ortadoğu'daki gelişmelerden yararlanarak "Türkiye'den bir şey koparabilir miyiz?" anlayışıyla yapılan işler olduğunu dile getiren Ala, "Dünyada insanın insanla ilişkisine dair yeryüzünde en büyük devleti kurmuş bir milletin çocukları olarak söylüyorum ki bu Osmanlı'dır. Biz her zaman vatandaşımızı suçludan, teröristten, şakiden, hainden ayırmayı bilmiş, becermiş bir milletiz ve yönetimiz. Buna halel gelmemesi için de elimizden geleni yaptık." diye konuştu.
Efkan Ala, bölge halkının 100 günü aşan, 150 güne varan sokağa çıkma yasaklarında bin yıllık kardeşliğe yakışır bir vaziyette, vakur bir biçimde durduğunu ve milletin geleceğine olan inancını ortaya koyduğunu dile getirdi. Ala, "Her türlü dertleri bizim derdimizdir, her türlü ihtiyaçları karşılanacaktır. Bugüne kadar yaptığımız 130 milyonu aşan yardımların daha da fazlasını yapacağız ve oraları, evlerini dört dörtlük tekrar yapıp, her türlü, içindeki eşyasıyla birlikte kendilerine teslim edeceğiz, hiç endişeleri olmasın. Kardeşliğimizin karşılığı olarak biz birbirimize zaten bunları yapmak mecburiyetindeyiz. Bunu da bir lütuf olarak asla söylemiyorum, haklarıdır, hak etmişlerdir ve biz de bu hakkın tesisi için elimizden geleni fazlasıyla yapacağız." ifadelerini kullandı.
Ala, şunları söyledi:
"Şimdi terör örgütünün kırsal alandaki varlığını da sonlandırmak için operasyonlar devam ediyor ve şu anda Diyarbakır'ın kuzeyinde, Bingöl'ün güneyinde, o bölgede yapılan operasyonda ortaya çıkan manzara uyuşturucu ile terörün ve milletin çocuklarının geleceğini karartmak ile baron olmanın nasıl iç içe geçtiğini, uyuşturucu baronluğunun nasıl iç içe geçtiğini berrak bir biçimde ortaya koymaktadır. Bugüne kadar Lice, Kulp, Hazro, Hani, Kocaköy, o bölgede yapılan operasyonlarda 8,8 ton esrar, 43,9 milyon kök kenevir ele geçirildi. Bunun piyasa değeri 2,7 milyar.
O zaman, dönüp bütün küresel aktörlere, Batı'ya, Avrupa'ya, hepsine diyoruz ki 'terörü senin terörün, benim terörüm diye ayırmayın', 'Şu terörist, bu terörist' diye ayırmayın. Gelin topyekün, hep birlikte buna karşı çıkalım ve bu teröristler dünyada gidecek yer bulamasınlar. Çünkü bunlar milletlerin geleceğini karartıyorlar, insanlığa karşı suç işliyorlar.
Tanışık köyünde insanlarımız hiçbir gerekçe yokken mamafih hiçbir gerekçe terörü haklı kılamaz, bütün gerekçelerden azade, bütün 'ama'lardan 'ancak'lardan vareste, terör bir insanlık suçudur, lanetli bir olaydır. Terör konusu olunca yapacağımız şey öncelikle topyekun karşı durmaktır.
Dün Eyfel Kulesi, Mostar köprüsü Türk bayrağına büründü. Almanya, Amerika da öyle... Bütün dünya artık Türkiye'nin yıllardır söylediği noktaya gelmiş ve teröre karşı topyekun durmanın zorunluluğunu idrak etmiş durumdadır. Bundan sonra Türkiye'nin istediği bir şey var, eyleme geçmek. Sadece sözde değil eyleme geçip insanlığı bu belalardan kurtarmak yine insanlığın akledenlerinin, vicdan sahibi olanlarının vazifesidir. Bu konuda da mesafe alacağımız inancındayım."
İçişleri Bakanı Ala, Şırnak merkez ve 6 ilçede kısmen veya tam gün sokağa çıkma yasağının devam ettiğini belirterek, sokağa çıkma yasaklarının ilçelerin tamamında değil, bazı mahallelerinde uygulandığını kaydetti.
Ala, "Problem olmayan yerlede operasyon yapılmadı ama problem olmayan yerlerde de insanlarımız zarar görmesin diye sokağa çıkma yasağı ilan ettik. Çok hassasiyetle yürütüyoruz. Çünkü orada yaşayan insanlar döndüklerinde patlamalar ve hayatını kaybedenler oldu. Buna fırsat vermemek için hassasiyetle devam ettiriyoruz." dedi.
Bu 12 yerleşim biriminin mahallelerinde yapılan operasyonlarda 3 bin 630 çukur, barikatın kaldırıldığını, 6 bin 187 bomba düzeneğinin imha edildiğini, 2 bin 102 silah, 33 bin 546 kilogram patlayıcı malzeme, el yapımı patlayıcılar, roketatarların ele geçirildiğini söyleyen Ala, güney sınırlarına duvar örerek tamamen kontrol altına alma konusunda da ciddi bir çalışma içerisinde olduklarını bildirdi.
Ala'nın konuşmasının ardından muhalefet temsilcilerinin konuşmanın içeriğine ve muhalefete konuşma hakkı verilmemesine tepki gösterdi.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, "Sayın Bakan masal okudu. Masala karnımız tok. Olayın ancak çevresinde geziniyor, işin esasına giremeyen bir İçişleri Bakanı var." dedi.
Gök, HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel ve MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Ala'nın konuşmasının hükümetin gündem dışı konuşması şeklinde değerlendirilmesi ve muhalefete 10'ar dakika konuşma hakkı verilmesi gerektiğini dile getirdi.
Akçay, Ala'nın konuşmasına karşı ayrıca sataşmadan da söz istediklerini belirtti.
Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın, Ala'nın AK PARTİ'li Öztürk'ün konuşmasına cevap verdiğini, cevabın içeriğini ne muhalefetin ne de Başkanlık Divanının belirleyebileceğini vurguladı.
Sataşmadan söz alan MHP Bursa Milletvekili Kadir Koçdemir, "Sayın Bakanın açıklaması beni en az olay kadar üzdü. Aklımla alay edildiğini hissettim. Bu kadar olaydan sonra üst perdeden ders vermeyi ona da yakıştıramadım." dedi.
Barış istatistiğinde ülkelerin sıralamalarına bakılmasını isteyen Koçdemir, "Teflon tava gibi hiçbir sorumluluk almadan, sadece bu makamların havasını basmak, prestijini solumak insan olmakla bağdaşacak şey değildir." ifadelerini kullandı.
Muhalefet, Koçdemir konuşurken Ala'nın Genel Kurul salonundan ayrılmasına da tepki gösterdi.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, 2 dakika konuşurken dahi Ala'nın muhalefeti dinlemeye takati olmadığını dile getirdi.
HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, "Bakanın söylediği hiçbir şey doğru değil. IŞİD bombayı havalimanında patlatıyor, hala 'güvenlik zafiyeti yok, şunu bunu yaptık' diyor." dedi.
Uyuşturucuyla mücadelenin F-16 ile yapılamayacağını öne süren Demirel'in, "Lice'de halk meydanda toplandı, işkence yapılıyor. Devlet katliam provası yapıyor." sözlerine Başkanvekili Aydın ve AK PARTİ milletvekilleri tepki gösterdi.
Aydın, "Devlet katliam yapmaz. Devlet, halkı baskı altına alan teröre, terör örgütüne karşı mücadele eder." diye konuştu.
Baluken'in, Aydın'ın oturumu bu şekilde yönetemeyeceğini ifade ederek, usul tartışması açma talebi üzerine de Aydın, "Açmıyorum. Ben Anayasadan yetki alıyorum. Bu ülkenin bölünmez bütünlüğü birliği için gerekeni söylerim." ifadelerini kullandı.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, sataşma gerekçesiyle yaptığı konuşmada, "Türkiye önemli bir terör saldırısıyla sarsılmışken hükümet arıyoruz yok. İçişleri Bakanı arıyoruz arka sıralardan geliyor, bir bakıyoruz kaçmış." dedi.
HDP'nin, 2 Temmuz 1993 yılında yaşanan Sivas olaylarıyla ilgili Meclis araştırma önergesinin, bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi kabul edilmedi.
HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, öneriye ilişkin konuşmasında, Sivas olayının nasıl gerçekleştiğine ilişkin süreci anlattı.
Olayın ardından dönemin yetkililerinin yaptığı açıklamaları hatırlatan Doğan, yaşanan katliamla yüzleşilmediğini, sorumluların cezalandırılmadığını söyledi.
Yargılama sürecine de değinen Doğan, hukuksuzluklarla dolu davanın zaman aşımına uğramasının kabul edilemez bir durum olduğunu, vicdanlarda derin yaralar açtığını belirtti.
Doğan, "Aradan 23 yıl geçmesine rağmen hala gerçek adalet sağlanamadı. Alevi inancına mensup vatandaşlardan özür dilenmedi. Bu olaylarla yüzleşilmedikçe aradan yüzyıllar geçse de yaralar kapanmayacaktır. Sivas davası zaman aşımına uğrayamaz. Çünkü insanlık suçu kapsamında değerlendirilmesi gerekiyor." diye konuştu.
MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın da yaşam hakkının kutsallığına işaret ederek, partisinin her zaman Sivas olaylarının sorumlularının cezalandırılmasından yana olduğunu vurguladı.
Sivas'ta yaşanılanın bir katliam olduğunu ancak hiç kimsenin mezhep farklılığını bir ayrışma sebebi olarak göstermemesi gerektiğine işaret eden Aydın, "2 Temmuz'dan sonra 5 Temmuz'da ne oldu biliyor musunuz? Başbağlar'da katliam yapanlara 'Sivas'ın intikamını aldınız' dediler. Sivas da katliamdır, o da katliamdır. Bu ülkede kim cana kıymışsa katliam yapmıştır." değerlendirmesinde bulundu.
CHP İzmir Milletvekili Zeynep Altıok ise "Bu öneriyi getirenlerin de lehte ya da aleyhte konuşanların da ölümleri yarıştırmak, katliamları birbirinin önüne çıkarmak gibi bir amacı olmaması gerektiğini belirtmek isterim." ifadesini kullandı.
Yüzleşme, hafıza ve adaletin, gerçek demokrasinin öncelikli koşulları olduğunu belirten Altıok, şunları kaydetti:
"Tüm demokrasi şehitleri için adalet istiyoruz. Tüm insanlarımız, tüm katliamlarda canı alınanlar için adalet istiyoruz. Tarihimizde aydınlanmamış faili meçhul siyasi cinayet bulunmayan, gerçek demokrasi ile yönetilen bir Türkiye için, dini sömürmeyen vicdana ve akla inanan namuslu vekillere sesleniyorum. Gelin yanlış iliklenmiş düğmeyi birlikte çözelim. Ülkemizin hak ettiği geleceği sağlayacak bu adımı birlikte atalım. Bu önergeyi burada hep birlikte oylayayım ve beraber imza atalım."
AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı, sataşma nedeniyle kürsüye gelerek Altıok'un, Madımak Oteli'nde hayatını kaybeden şair Metin Altıok'un kızı olduğunu, kendisini tanıdığını ve çok vicdanlı bir insan olduğunu bildiğini belirtti. Bostancı, ancak Altıok'un konuşmasının fazlasıyla politik angajmanla dolu olduğunu savundu.
Sivas olaylarının yaşandığı dönemin iktidarına dikkati çeken Bostancı, "O döneme ilişkin temel bir siyasal sorumluluk söz konusudur. Ama yapılan konuşmaların, işi gelip bugünkü iktidara ve AK PARTİ'ye havale eden bir arka plan üzerinden yürütüldüğünü görüyoruz. Buna da üzülüyoruz." diye konuştu.
AK PARTİi Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ise Sivas olaylarının Alevi-Sünni çatışması çıkarmak isteyen karanlık odakların bir planı olduğunu söyledi.
Devlet Denetleme Kurulu'nun Sivas olayına ilişkin hazırladığı rapordan bölümler de okuyan Tunç, yaşananların önlenememesinde dönemin yöneticilerinin sorumluluğu bulunduğunu vurguladı.
Tunç, "Madımak'ı, Başbağlar'ı unutmamamız gerekir. Bu olaylardan ders çıkarmak gerekir. Bu olayları aynı dine mensup Alevi-Sünni, Türk-Kürt kardeşliğine zarar verici unsur olarak kullananlara fırsat vermemek gerekir." ifadelerini kullandı.
Görüşmelerin ardından HDP grup önerisi oylanarak reddedildi.
Öte yandan, grup önerisinin görüşmeleri öncesinde yerlerinden söz alan MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ve CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın terör saldırılarına ilişkin Genel Kurula yaptığı bilgilendirmenin ardından milletvekillerinin eleştirilerini dinlemeden, sorularını yanıtlamadan salondan ayrılmasını eleştirdi. Muhalefet partilerinin grup başkanvekilleri, İçişleri Bakanı Ala'nın yaşanan saldırılar nedeniyle istifa etmesi gerektiğini de savundu.
AK PARTİ Grup Başkanvekili Mehmet Muş ise devletin tüm organlarıyla teröre karşı topyekün kararlı bir mücadele yürüttüğünü dile getirdi.
Terör örgütlerinin finans kaynaklarına yönelik yürütülen operasyonlar hakkında da bilgi veren Muş, terörün ülkenin gündeminden çıkarılması için herkesin ortak çaba içinde olması gerektiğini söyledi.
****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
