2011-02-03 - 13:07
CHP Grup Başkanvekili M. Akif Hamzaçebi, TBMM CHP Grup Yönetim Kurulu Toplantı Salonu'nda düzenlediği basınla sohbet toplantısında gündeme ilişkin çeşitli konularda değerlendirmelerde bulundu.
CHP Grup Başkanvekili M. Akif Hamzaçebi, TBMM CHP Grup Yönetim Kurulu Toplantı Salonu'nda düzenlediği basınla sohbet toplantısında gündeme ilişkin çeşitli konularda değerlendirmelerde bulundu.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a ''Torba Tasarı''nın TBMM Genel Kurulundaki görüşmelerine ara verme çağrısı yaptı. Hamzaçebi, tasarıda yer alan çalışma yaşamına ilişkin düzenlemelerin, Ekonomik ve Sosyal Konsey'de mutabakat sağlandıktan sonra TBMM'ye getirilmesini istedi.
Hamzaçebi,Erdoğan'ın Mısır'daki olaylar konusunda Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'e ''sokağın sesine kulak vermesi'' çağrısı yaptığını anımsatarak, Erdoğan'ın çağrısının yerinde ve demokratik bir çağrı olduğunu, sokağa kulak vermek gerektiğini söyledi.
''Torba Tasarı'' nedeniyle Ankara'ya on binlerce işçinin geldiğini belirten Hamzaçebi, ''Ben de Sayın Başbakan'a bir çağrıda bulunuyorum; Sayın Başbakan, lütfen sokağa kulak veriniz'' dedi.
Çırakların ücretlerinin yaklaşık 50 TL düşürüldüğünü, sendikaların gücünün azaltıldığını, kamuda kariyer ve liyakat ilkelerinin göz ardı edilerek kamu görevlilerine sürgün yolunun açıldığını iddia etti
CHP Grup Başkanvekili M. Akif Hamzaçebi, sözlerinde şunları kaydetti:
"Tunus'la başlayan ardından Mısır'a sıçrayan ve bugün Mısırdaki yönetimi ciddi bir sarsıntıyla karşı karşıya bırakan sokak olayları ile karşı karşıyayız. Bölgemizdeki gelişmeler Ortadoğu'nun büyük ülkesi Türkiye'yi de ilgilendirmektedir. Sayın Başbakan Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'e bir çağrıda bulunarak sokağa yani halkın sesine kulak vermesini istiyor. Sayın Başbakan'ın çağrısı yerinde bir çağrıdır.Demokratik bir çağrıdır. Sokağa ve halka her zaman kulak vermek gerekir.
Yönetimler mutlaka sahip oldukları gücü yasalar çerçevesinde, yasaların izin verdiği çerçevede kullanırlarsa demokratik olmazlar. Bunun adı parlamenter rejim dahi olsa yönetimler, hükümetler parlamento çoğunluğuna dayalı dahi olsa kararları vatandaşı, milleti ikna etmeden almaya kalkışırlarsa alınan kararlar demokratik olmaz. Meşru olmaz. Sokağa kulak vermek gerekir. Sokaktaki vatandaştır, halktır, millettir. Bugün Torba Yasa ile ilgili Ankara'ya yürüyen 10 binlerce işçi var. Torba Yasa'nın çalışma yaşamına getirmiş olduğu kısıtlayıcı düzenlemeleri çalışanlar, işçiler protesto ediyor.
Bende buradan Sayın Başbakan'a bir çağrıda bulunuyorum. "Sayın Başbakan lütfen sokağa kulak verin. Sokaktaki işçiye, sokaktaki vatandaşa, şehirlerinden kalkıp Ankara'ya yürüyen on binlerce emekçiye lütfen kulak veriniz". Yürüyüş sebepsiz değildir. Genel Kurul'da görüşülmekte olan Torba Yasa Tasarısı geniş toplum kesimlerini ilgilendiren bir takım düzenlemeler getiriyor.
Vergi ve Prim Borçlarının Yapılandırılması, Emekli Maaşlarına Zam, Öğrenciye Af gibi? Bütün bunlar CHP olarak bizim de desteklediğimiz düzenlemelerdir. Bunlarda hiçbir sorun yok. Ancak bu olumlu düzenlemelerin ardına yine geniş toplum kesimlerini ilgilendiren bir takım olumsuz düzenlemeler eklenmiştir. Sorun buradadır. Torba Yasa ne getiriyor diye bakarken, ne götürüyor diye de bakmak gerekir. Torba Yasa çalışma yaşamını ciddi şekilde kısıtlayıcı, çalışanların güvencesini ortadan kaldırıcı bir takım düzenlemeler yapmaktadır.
Çalışma yaşamı esnekleştirilmektedir. Esnek istihdam biçimi bu tasarı ile yaygınlaşmaktadır.
Evden çalışma veya uzaktan çalışma gibi kavramlar çalışma yaşamını, işçi - işveren ilişkilerini giderek daha esnek hale getiren düzenlemelerdir. Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarı ekonomide sağlanan büyümeye rağmen istihdam yaratılamaması gibi bir gerçek karşısında veya bunu şöyle de ifade edebiliriz? İstihdam yaratılamaması yanında işsiz sayısı'nda olağanüstü artış yaşanması karşısında çözümü mevcut işi, mevcut istihdam olanaklarını ve iş olanaklarını yeniden bölüştürmekte bulmuştur. Bu Tasarı yeni iş yaratmakla meşgul değil var olan işin işgüçü açısından yeniden paylaştırılmasını düzenlemektedir. O nedenle doğru düzenlemeler değildir. Buradan Sayın Başbakana bir çağrıda bulunuyorum: Torba Yasa Tasarısının görüşmelerine lütfen ara verelim. Çalışma yaşamına ilişkin düzenlemeler öncelikle Ekonomik ve Sosyal Konsey'de görüşülmek suretiyle, orada mutabakat sağlandıktan sonra TBMM'ye getirilmeli. Bu yapılmadan yasalaştırılmaya kalkılması yanlış olacaktır, demokrasiye aykırı olacaktır. Sokağa kulak vermek budur, demokrasi budur. Demokrasi, çoğunluk rejimi değildir. Demokrasi, sivil toplumda kararların olabildiğince geniş bir uzlaşmayla alınması demektir. Bu demokratik çağrının yankı bulmasını ümit etmek istiyorum.''
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın akaryakıt şirketlerine ''kârlarından fedakarlık'' çağrısı yaptığını belirten Hamzaçebi, Hükümetin akaryakıt şirketlerine rica etme noktasına bulunduğunu, bunun çaresizlik anlamına geldiğini ifade etti.
Hamzaçebi, ''Gerçekte yanlış, Tüpraş'ın özelleştirilmesi ile yapılmıştır. Tüpraş, kamudayken piyasayı düzenleyici bir role sahipti. Tüpraş'ın verdiği fiyat piyasa fiyatı olarak teşekkül ederdi. Tüpraş'ı elinden çıkaran Hükümet rekabeti sağlayacağı diğer düzenlemeleri yapamadığı için bugün akaryakıt şirketlerinden ricacı olma noktasına gelmiştir. Çözüm, bu değildir. Rekabeti sağlayın. Ancak, rekabeti sağlamanın güç olduğu ortadadır. Tüpraş, tek rafineridir. Rekabet ancak ithalat ile sağlanabilir. İthalat da en az 20-25 günlük bir sürede
gerçekleşebileceği için Hükümet çözümsüz kalmıştır. Çözüm, enerji piyasasına devletin ciddi şekilde girerek fiyatlara müdahil olmasıdır'' diye konuştu.
Hükümetin bu konuda başarısız ve seyirci olduğunu öne süren Hamzaçebi, ''Hükümet olmak seyirci olmak değildir, çözüm üretmektir. Yasal düzenleme gerekiyorsa Hükümet getirir biz de destekleriz'' dedi.
CHP Grup Başkanvekili Hamzaçebi, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in Anadolu Ajansına verdiği demeçte, 2011 yılında emlak vergisinin artmayacağını söylediğini anımsattı. Ancak, emlak vergisinin her yıl yeniden değerleme oranının yarısı kadar artırılmasına ilişkin hüküm bulunduğunu hatırlatan Hamzaçebi, bunu sıfıra indirmenin Bakanlar Kurulunun yetkisinde olduğunu vurguladı. Hamzaçebi, ''Sayın Maliye Bakanı bunun mesajını vermiştir. Bu düzenlemenin Şubat ayı sonuna kadar yapılması gerekir. Sayın Maliye Bakanına söz konusu kararı Bakanlar Kuruluna göndermesini buradan ifade ediyorum'' diye konuştu.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın yüksek yargının yeniden yapılandırılmasına ilişkin tasarılar konusundaki görüşlerini de değerlendiren Hamzaçebi, Kılıç'ın görüş bildirmenin ötesine taşarak, süreçte CHP'nin de yaptığı değerlendirmeleri ''saygısızlık'' olarak nitelendirdiğini, ''bunun millete yapılan bir saygısızlık'' olduğunu söyledi.
Hamzaçebi, ''Sayın Başkan şüphesiz siyasi parti ismi vermiyor ama yüksek yargı organlarına yönelik olarak Hükümetin yapmış olduğu düzenlemeyi yüksek yargı organlarını AKP'nin ele geçirmesi olarak nitelendirmeyi saygısızlık olarak nitelendiriyor. Anayasa Mahkemesi kararlarını millet adına alır. Yargı organlarının başındakiler millet adına orada oturmaktadır. Milletvekilleri de millet adına görev yapıyor. Yargı koltuğunda oturanların millet adına görüş ifade eden parlamentodaki milletvekillerini, siyasi partileri bu şekilde saygısız bir üslupla nitelemesi millete yapılan bir saygısızlıktır. Sayın Başkanı sözünü düzeltmeye ve geri almaya çağırıyorum'' dedi.
Soruları da yanıtlayan Hamzaçebi, bir soru üzerine, Ankara'ya gelen işçilerin engellenmesini eleştirdi.
CHP'li bazı milletvekillerinin gelen işçilerle birlikte olacağını ifade eden Hamzaçebi, ''Ancak bu yasaların izin verdiği çerçevede olacaktır. Polisin girilmesini arzu etmediği yerlere milletvekili arkadaşlarımızın girmesi şeklinde bir teşebbüsleri olmayacaktır. Tamamen yasal çerçevede, kırmadan dökmeden, işçilerin sorunlarına kulak vermek ve bu sorunları Hükümete taşımak konusunda yardımcı olmak için bazı CHP'li milletvekili arkadaşlarımız bugün orada olacaktır'' diye konuştu. (13:17)
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a ''Torba Tasarı''nın TBMM Genel Kurulundaki görüşmelerine ara verme çağrısı yaptı. Hamzaçebi, tasarıda yer alan çalışma yaşamına ilişkin düzenlemelerin, Ekonomik ve Sosyal Konsey'de mutabakat sağlandıktan sonra TBMM'ye getirilmesini istedi.
Hamzaçebi,Erdoğan'ın Mısır'daki olaylar konusunda Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'e ''sokağın sesine kulak vermesi'' çağrısı yaptığını anımsatarak, Erdoğan'ın çağrısının yerinde ve demokratik bir çağrı olduğunu, sokağa kulak vermek gerektiğini söyledi.
''Torba Tasarı'' nedeniyle Ankara'ya on binlerce işçinin geldiğini belirten Hamzaçebi, ''Ben de Sayın Başbakan'a bir çağrıda bulunuyorum; Sayın Başbakan, lütfen sokağa kulak veriniz'' dedi.
Çırakların ücretlerinin yaklaşık 50 TL düşürüldüğünü, sendikaların gücünün azaltıldığını, kamuda kariyer ve liyakat ilkelerinin göz ardı edilerek kamu görevlilerine sürgün yolunun açıldığını iddia etti
CHP Grup Başkanvekili M. Akif Hamzaçebi, sözlerinde şunları kaydetti:
"Tunus'la başlayan ardından Mısır'a sıçrayan ve bugün Mısırdaki yönetimi ciddi bir sarsıntıyla karşı karşıya bırakan sokak olayları ile karşı karşıyayız. Bölgemizdeki gelişmeler Ortadoğu'nun büyük ülkesi Türkiye'yi de ilgilendirmektedir. Sayın Başbakan Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'e bir çağrıda bulunarak sokağa yani halkın sesine kulak vermesini istiyor. Sayın Başbakan'ın çağrısı yerinde bir çağrıdır.Demokratik bir çağrıdır. Sokağa ve halka her zaman kulak vermek gerekir.
Yönetimler mutlaka sahip oldukları gücü yasalar çerçevesinde, yasaların izin verdiği çerçevede kullanırlarsa demokratik olmazlar. Bunun adı parlamenter rejim dahi olsa yönetimler, hükümetler parlamento çoğunluğuna dayalı dahi olsa kararları vatandaşı, milleti ikna etmeden almaya kalkışırlarsa alınan kararlar demokratik olmaz. Meşru olmaz. Sokağa kulak vermek gerekir. Sokaktaki vatandaştır, halktır, millettir. Bugün Torba Yasa ile ilgili Ankara'ya yürüyen 10 binlerce işçi var. Torba Yasa'nın çalışma yaşamına getirmiş olduğu kısıtlayıcı düzenlemeleri çalışanlar, işçiler protesto ediyor.
Bende buradan Sayın Başbakan'a bir çağrıda bulunuyorum. "Sayın Başbakan lütfen sokağa kulak verin. Sokaktaki işçiye, sokaktaki vatandaşa, şehirlerinden kalkıp Ankara'ya yürüyen on binlerce emekçiye lütfen kulak veriniz". Yürüyüş sebepsiz değildir. Genel Kurul'da görüşülmekte olan Torba Yasa Tasarısı geniş toplum kesimlerini ilgilendiren bir takım düzenlemeler getiriyor.
Vergi ve Prim Borçlarının Yapılandırılması, Emekli Maaşlarına Zam, Öğrenciye Af gibi? Bütün bunlar CHP olarak bizim de desteklediğimiz düzenlemelerdir. Bunlarda hiçbir sorun yok. Ancak bu olumlu düzenlemelerin ardına yine geniş toplum kesimlerini ilgilendiren bir takım olumsuz düzenlemeler eklenmiştir. Sorun buradadır. Torba Yasa ne getiriyor diye bakarken, ne götürüyor diye de bakmak gerekir. Torba Yasa çalışma yaşamını ciddi şekilde kısıtlayıcı, çalışanların güvencesini ortadan kaldırıcı bir takım düzenlemeler yapmaktadır.
Çalışma yaşamı esnekleştirilmektedir. Esnek istihdam biçimi bu tasarı ile yaygınlaşmaktadır.
Evden çalışma veya uzaktan çalışma gibi kavramlar çalışma yaşamını, işçi - işveren ilişkilerini giderek daha esnek hale getiren düzenlemelerdir. Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarı ekonomide sağlanan büyümeye rağmen istihdam yaratılamaması gibi bir gerçek karşısında veya bunu şöyle de ifade edebiliriz? İstihdam yaratılamaması yanında işsiz sayısı'nda olağanüstü artış yaşanması karşısında çözümü mevcut işi, mevcut istihdam olanaklarını ve iş olanaklarını yeniden bölüştürmekte bulmuştur. Bu Tasarı yeni iş yaratmakla meşgul değil var olan işin işgüçü açısından yeniden paylaştırılmasını düzenlemektedir. O nedenle doğru düzenlemeler değildir. Buradan Sayın Başbakana bir çağrıda bulunuyorum: Torba Yasa Tasarısının görüşmelerine lütfen ara verelim. Çalışma yaşamına ilişkin düzenlemeler öncelikle Ekonomik ve Sosyal Konsey'de görüşülmek suretiyle, orada mutabakat sağlandıktan sonra TBMM'ye getirilmeli. Bu yapılmadan yasalaştırılmaya kalkılması yanlış olacaktır, demokrasiye aykırı olacaktır. Sokağa kulak vermek budur, demokrasi budur. Demokrasi, çoğunluk rejimi değildir. Demokrasi, sivil toplumda kararların olabildiğince geniş bir uzlaşmayla alınması demektir. Bu demokratik çağrının yankı bulmasını ümit etmek istiyorum.''
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın akaryakıt şirketlerine ''kârlarından fedakarlık'' çağrısı yaptığını belirten Hamzaçebi, Hükümetin akaryakıt şirketlerine rica etme noktasına bulunduğunu, bunun çaresizlik anlamına geldiğini ifade etti.
Hamzaçebi, ''Gerçekte yanlış, Tüpraş'ın özelleştirilmesi ile yapılmıştır. Tüpraş, kamudayken piyasayı düzenleyici bir role sahipti. Tüpraş'ın verdiği fiyat piyasa fiyatı olarak teşekkül ederdi. Tüpraş'ı elinden çıkaran Hükümet rekabeti sağlayacağı diğer düzenlemeleri yapamadığı için bugün akaryakıt şirketlerinden ricacı olma noktasına gelmiştir. Çözüm, bu değildir. Rekabeti sağlayın. Ancak, rekabeti sağlamanın güç olduğu ortadadır. Tüpraş, tek rafineridir. Rekabet ancak ithalat ile sağlanabilir. İthalat da en az 20-25 günlük bir sürede
gerçekleşebileceği için Hükümet çözümsüz kalmıştır. Çözüm, enerji piyasasına devletin ciddi şekilde girerek fiyatlara müdahil olmasıdır'' diye konuştu.
Hükümetin bu konuda başarısız ve seyirci olduğunu öne süren Hamzaçebi, ''Hükümet olmak seyirci olmak değildir, çözüm üretmektir. Yasal düzenleme gerekiyorsa Hükümet getirir biz de destekleriz'' dedi.
CHP Grup Başkanvekili Hamzaçebi, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in Anadolu Ajansına verdiği demeçte, 2011 yılında emlak vergisinin artmayacağını söylediğini anımsattı. Ancak, emlak vergisinin her yıl yeniden değerleme oranının yarısı kadar artırılmasına ilişkin hüküm bulunduğunu hatırlatan Hamzaçebi, bunu sıfıra indirmenin Bakanlar Kurulunun yetkisinde olduğunu vurguladı. Hamzaçebi, ''Sayın Maliye Bakanı bunun mesajını vermiştir. Bu düzenlemenin Şubat ayı sonuna kadar yapılması gerekir. Sayın Maliye Bakanına söz konusu kararı Bakanlar Kuruluna göndermesini buradan ifade ediyorum'' diye konuştu.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın yüksek yargının yeniden yapılandırılmasına ilişkin tasarılar konusundaki görüşlerini de değerlendiren Hamzaçebi, Kılıç'ın görüş bildirmenin ötesine taşarak, süreçte CHP'nin de yaptığı değerlendirmeleri ''saygısızlık'' olarak nitelendirdiğini, ''bunun millete yapılan bir saygısızlık'' olduğunu söyledi.
Hamzaçebi, ''Sayın Başkan şüphesiz siyasi parti ismi vermiyor ama yüksek yargı organlarına yönelik olarak Hükümetin yapmış olduğu düzenlemeyi yüksek yargı organlarını AKP'nin ele geçirmesi olarak nitelendirmeyi saygısızlık olarak nitelendiriyor. Anayasa Mahkemesi kararlarını millet adına alır. Yargı organlarının başındakiler millet adına orada oturmaktadır. Milletvekilleri de millet adına görev yapıyor. Yargı koltuğunda oturanların millet adına görüş ifade eden parlamentodaki milletvekillerini, siyasi partileri bu şekilde saygısız bir üslupla nitelemesi millete yapılan bir saygısızlıktır. Sayın Başkanı sözünü düzeltmeye ve geri almaya çağırıyorum'' dedi.
Soruları da yanıtlayan Hamzaçebi, bir soru üzerine, Ankara'ya gelen işçilerin engellenmesini eleştirdi.
CHP'li bazı milletvekillerinin gelen işçilerle birlikte olacağını ifade eden Hamzaçebi, ''Ancak bu yasaların izin verdiği çerçevede olacaktır. Polisin girilmesini arzu etmediği yerlere milletvekili arkadaşlarımızın girmesi şeklinde bir teşebbüsleri olmayacaktır. Tamamen yasal çerçevede, kırmadan dökmeden, işçilerin sorunlarına kulak vermek ve bu sorunları Hükümete taşımak konusunda yardımcı olmak için bazı CHP'li milletvekili arkadaşlarımız bugün orada olacaktır'' diye konuştu. (13:17)
