2011-09-26 - 14:01
CHP GENEL BAŞKANI KILIÇDAROĞLU'NUN, FİLİSTİN BÜYÜKELÇİSİ MAAROF İLE GÖRÜŞMESİ...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM'deki makamında Filistin Büyükelçisi Nabil Maarof ile görüştü. Kılıçdaroğlu, Maarof'un, Filistin'in BM'ye yaptığı başvuru konusunda, Filistin halkına destek verdiklerini söyledi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM'deki makamında Filistin Büyükelçisi Nabil Maarof ile görüştü.
Kılıçdaroğlu, Maarof'un, Filistin'in BM'ye yaptığı başvuru konusunda,
Filistin halkına destek verdiklerini söyledi.

Maarof'un, girişimlerinin, Türk halkı, Hükümet ve anamuhalefet partisi
tarafından desteğinin kendileri için önemli olduğunu ancak gerçekleşmede bazı
zorluklarla karşılaşabileceklerini ifade ettiğini belirten Kılıçdaroğlu,
Maarof'a, ''Filistin halkını en iyi anlayan parti, herhalde CHP olmalı. Nedeni de
Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran, ulusal bağımsızlık savaşını veren CHP kadroları,
yeni bir devlet kurdular. Şimdi aynı savaşı, aynı mücadeleyi sizler veriyorsunuz.
Dolayısıyla biz sizleri çok iyi anlıyoruz. Bundan sonra her türlü desteği
vereceğiz, verilen destekleri destekleyeceğiz. Uluslararası arena, iç kamuoyunda
da bu desteğimiz arkanızda olacak'' dediğini anlattı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''terörle mücadelede muhalefetin destek
değil, köstek olduğu'' yönündeki açıklamasının sorulması üzerine Kılıçdaroğlu,
''Nerede köstek olduk, bir açıklasa bari. Muhalefeti körü körüne eleştirmek, bir
başbakanın görevi olmamalı. Biz nerede köstek olmuşuz, bunu açıklamalı önce''
dedi.

''Türkiye'de bugün terör varsa, tek sorumlusunun AK Parti Hükümeti
olduğunu'' ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Onlar ülkeyi yönetiyor. Türkiye'yi terör
bataklığına sürükleyen AKP değil mi? Gideceksin, PKK ile kol kola, göz göze,
oturup konuşmalar, görüşmeler yapacaksın, sonra kalkacaksın muhalefeti
suçlayacaksın. Bu kadar ucuz, kaba politika ancak ve ancak Recep Tayyip Erdoğan'a
yakışır. Devlet adamı kimliği bile söz konusu değil. Biz sorunu çözmek için
sorumlu davranıyoruz, o sorunu büyütmek için sorumsuz davranıyor, aramızdaki fark
bu'' görüşünü savundu.

Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin, ''Başbakan, terörle mücadelede siyasi
kanat ile müzakerenin devam edeceğini söylüyor. Ancak konuyu tam olarak açmıyor.
Siz ne anlıyorsunuz'' sorusunu, ''Anladığım şu; Recep Tayyip Erdoğan ile PKK
arasında görüşmeler devam edecek. Bu doğru değil, onaylamıyoruz'' diye
yanıtladı.

CHP'nin terörle mücadeledeki somut önerisinin sorulması üzerine
Kılıçdaroğlu, ortak aklı egemen kılmak için parlamentonun harekete geçirilmesi
gerektiğini, çözüm adresinin parlamento olduğunu belirtti. Kılıçdaroğlu, bu
sorunun, tek başına AK Parti'nin çözeceği bir sorun olmaktan çıktığını, bunu
herkesin kabul ettiğini kaydetti.

Kılıçdaroğlu, ortak aklı parlamentoda egemen kılabileceklerini, burada
oturup konuşulabileceğini ifade ederek, ''Biz anayasayı değiştirmek için
parlamentoyu harekete geçirmiyor muyuz, parlamentoda bir uzlaşma komisyonu
kurmuyor muyuz? O uzlaşma komisyonu, ortak aklı egemen kılmak demektir. Terör de
Türkiye'nin 30-40 yıldır gündeminde, bir türlü çözülmüyor. Çözülmediğine göre
ortak aklı egemen kılalım, parlamentoyu harekete geçirelim, burada çözümler
üretelim, olay bitsin'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, AK Parti ile yaptıkları protokolün sadece CHP'li
milletvekillerini değil, tutuklu bütün milletvekillerini kapsadığını anımsattı.
Kılıçdaroğlu, BDP'lilerin de parlamentoya gelip yemin etmeleri gerektiğini aksi
halde anayasa gibi temel bir konuda düzenlemeler yapılırken, parlamentonun eksik
iradeyle grup oluşturacağını, herkesin katkı vermesi gerektiğini vurguladı.

BDP'nin gelmemesi halinde CHP'nin tavrında değişiklik olup olmayacağına
ilişkin bir soru üzerine Kılıçdaroğlu, süreci tıkayan, engelleyen bir parti olmak
istemediklerini belirtti. Kılıçdaroğlu, amaçlarının özgürlükçü, daha çağdaş,
güçler ayrılığı ilkesinin yer aldığı sağlıklı bir anayasa olduğunu ifade etti.

Kılıçdaroğlu, anayasa değişikliği konusunda iktidar partisinin
göndereceği mektubun sorulması üzerine, anayasa değişiklikleriyle ilgili Meclis
Başkanı Cemil Çiçek'in çağrı yaptığını, anayasa profesörleriyle görüştüğünü,
Uzlaşma Komisyonu kuracağını söylediğini anımsattı. Kılıçdaroğlu, inisiyatifin
Meclis Başkanı'nın elinde olduğunu belirterek, bunun bir parlamento çalışması
olduğunu dile getirdi.

AK Parti'nin ''ön almak'' istiyormuş gibi bir hazırlık içinde bulunduğunu
savunan Kılıçdaroğlu, ''Olabilir. Gelsinler, mektuplarını yazsınlar, belki bizim
bilmediğimiz başka önerileri vardır. Ama konu TBMM'nin konusudur. TBMM çözüm
üreten bir merkez olmak durumundadır'' dedi.

Tutuklu milletvekillerine ilişkin metne, bir bakanın, ''Hukuki
bağlayıcılığı yok, temenni'' dediğinin anımsatılmasına Kılıçdaroğlu, ''Bu bir
taahhüttür. Temenni ile taahhüt aslında aynı şeydir. Bir irade beyanıdır. Şimdi
ondan çark etmenin yollarını aramaya gerek yok ki. Verilen bir söz, taahhüt var.
Nihai metin, iki liderin onayı alındaktan sonra imzalandı. Bunun neresi niyet?''
karşılığını verdi.

''Bir süre öngördünüz mü?'' sorusunu, ''Hayır'' diye yanıtlayan
Kılıçdaroğlu, bunun anayasa sürecini tıkayıp tıkamayacağına ilişkin soru üzerine
ise şunları söyledi:

''Hayır. Anayasa süreci farklı bir şey. Böyle kısa sürede sonuçlanacak
bir şey değil. Önşart değil. Bildiğimiz kadarıyla Adalet Bakanlığının bir
çalışması var, o çalışma kısa zamanda sonlanır, parlamentoya gelir, bu sorun da
aşılmış olur. Parlamentonun meşruiyet kazanması, 550 milletvekilinin parlamentoya
gelip, yemin etmesiyle başlar. Tutuklu milletvekilinin olduğu ortamda, her zaman
meşruiyet tartışması çıkar. Bazen öyle yasalar görüşülür ki bir-iki oy farkla
çıkabilir. O insanların iradelerini hapiste tutup, bir iki oy farkla yasa
çıkarmak, o yasanın meşruiyetine gölge düşürür. Bunu demokrasiye inanan herkesin
bilmesi gerekiyor. Bu açıdan tutuklu milletvekillerinin önünde yemin etmeleri
konusunda, yasal, anayasal hiçbir engel yok.''

Anayasa görüşmeleri konusunda AK Parti'ye randevu verip vermeyeceğine
ilişkin soru üzerine Kılıçdaroğlu, ''Niye vermeyelim. Mektubun içeriğini
bilmiyoruz. Biz, önyargıyla hareket eden bir parti değiliz. Protokol
imzalıyorsunuz, aradan süre geçiyor birisi 'niyet mektubu' diyor. Pes vallahi.
Grupları ziyaret edeceklermiş, gelsinler, otururuz, konuşuruz. Biz, inisiyatifin
TBMM Başkanı'nda olması gerektiğine inanıyoruz, parlamentonun geleneğinde de bu
vardır. Geçmişte de eşgüdümü TBMM Başkanı koordinatör oldu, eşgüdümü o sağladı''
diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Çiçek'in, anayasa görüşmelerine ilişkin tutanakları, Meclis
dışındaki partilere de göndermesini önerdi.

Bir gazetecinin, ''Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın, daha önce
ABD Büyükelçisine, AK Parti'nin kapatma davası, askerlerin sivil mahkemelerde
yargılanmasına ilişkin bir rapor sunduğu ortaya çıktı. Anayasa Mahkemesi
Başkanı'nın, bir büyükelçiye bu tür bilgi vermesi normal midir?'' sorusuna
Kılıçdaroğlu, ''Normal değil, anormal. Hele hele bir Anayasa Mahkemesi Başkanı
yapıyorsa, o koltukta oturmaması lazım. Bir Anayasa Mahkemesi Başkanı'nın
dağıtacağı tek şey vardır; hukuk. Onu da hukukun üstünlüğü kuralı üzerinde inşa
etmek zorundadır. Ama birilerine gidip, hesap, bilgi vermek gibi bir görevi
üstleniyorsa, artık o Anayasa Mahkemesi Başkanı değildir'' karşılığını verdi. (14:01)