2008-10-21 - 18:00
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, 'Uyuşturucu Başta olmak üzere Madde Bağımlılığı ve Kaçakçılığı
Sorunlarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla
Kurulan Meclis Araştırması Komisyonuna'' bilgi verdi.
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, madde bağımlığı konusunda 106 bin öğretmenle 1 milyon 600 bin öğrenciye eğitim
verildiğini söyledi.
Çelik, ''Uyuşturucu Başta olmak üzere Madde Bağımlılığı ve Kaçakçılığı
Sorunlarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla
Kurulan Meclis Araştırması Komisyonuna'' bilgi verdi.
Madde bağımlığı ile mücadelenin çok yönlü olduğuna dikkati çeken Bakan
Çelik, bu konunun sadece okulu, öğretmeni ilgilendiren bir sorun olmadığını
kaydetti. Türkiye'deki bağımlı sayısının diğer ülkelerden daha az olduğunu ifade
eden Çelik, zararlı maddelerle mücadelede ailenin önemini vurguladı.
Çocukların zararlı madde ile tanışmadan tedbir alınması gerektiğini,
burada da okul-aile işbirliğinin önemli olduğunu anlatan Çelik, madde bağımlığı
ile mücadelenin toplumsal bir mücadele olduğunu belirtti. Çelik, bu konuda bir
strateji belgeleriyle, eylem planları bulunduğunu bildirerek, özellikle İçişleri
Bakanlığı ile yakın bir işbirliğine gittiklerini anlattı.
Bakan Çelik, çocukların en fazla 8 saatlerini okulda geçirdiklerini
hatırlatarak, ''Okul dışında çocuklar, medya, internet ve sokaktan
etkileniyorlar'' dedi.
Şiddetin sebeplerinden birinin de madde bağımlığı olduğuna dikkati çeken
Bakan Çelik, okul önlerinde ve çevresinde uyuşturucu tacirlerinin
barındırılmaması için tedbir aldıklarını anlattı. Polisle işbirliğine
gidilmesinin okullarda şiddet ve madde bağımlılığı olaylarını önemli ölçüde
azalttığını kaydeden Çelik, şunları söyledi:
''Çoğu zaman arabamıza, eşyalarımıza gösterdiğimiz özeni, çocuklarımızdan
esirgiyoruz. Okula kaydettirip, altına da bir araba çektik mi iş bitiyor
zannediyoruz. Çocuklarımıza sevgi şefkat göstermek çok önemli. Çocuklara sevgi ve
şefkatle yaklaşmalıyız.
Aslında toplumsal şiddetin temelinde de bu var... Çocuk 2-3 yaşına
geliyor yürümeye başlıyor, evde anne-babadan, okulda öğretmenden, üniversitede
polisten, cezaevinde gardiyandan, askerde komutandan dayak yiyor... Artık okulda
ve kışlada eskisi gibi dayak yok tabii. Eğitim artıkça bilinçlenme de artıyor.
Dayak yiyen çocuklar, gururları kırıldığı, kişiliği zedelendiği için evden
kaçabiliyorlar ve sonrasında istenmeyen olaylar yaşanıyor. Çocuklar, medyanın da
etkisiyle şöhret olmak ve kendilerinden söz ettirmek de isteyebiliyorlar.''
Bakan Çelik, anne-babaların çocuklara ''Yapma-etme'' gibi komutlar vermek
yerine, enerjilerini boşaltacakları yararlı etkinliklere yönlendirmelerini ve
çocukların görev alma sorumluluğunu geliştirmelerini istedi.
Madde bağımlılığı ile mücadelede kurumlar arasında koordinasyon eksikliği
bulunduğunu ifade eden Çelik, ''Bu konuda Ege zeybeği değil, horon tepmemiz
gerekiyor ki bütün kurumların eli birbirine değsin'' diye konuştu.
Bakan Çelik'in konuşmasından sonra toplantı basına kapalı olarak devam
etti.
verildiğini söyledi.
Çelik, ''Uyuşturucu Başta olmak üzere Madde Bağımlılığı ve Kaçakçılığı
Sorunlarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla
Kurulan Meclis Araştırması Komisyonuna'' bilgi verdi.
Madde bağımlığı ile mücadelenin çok yönlü olduğuna dikkati çeken Bakan
Çelik, bu konunun sadece okulu, öğretmeni ilgilendiren bir sorun olmadığını
kaydetti. Türkiye'deki bağımlı sayısının diğer ülkelerden daha az olduğunu ifade
eden Çelik, zararlı maddelerle mücadelede ailenin önemini vurguladı.
Çocukların zararlı madde ile tanışmadan tedbir alınması gerektiğini,
burada da okul-aile işbirliğinin önemli olduğunu anlatan Çelik, madde bağımlığı
ile mücadelenin toplumsal bir mücadele olduğunu belirtti. Çelik, bu konuda bir
strateji belgeleriyle, eylem planları bulunduğunu bildirerek, özellikle İçişleri
Bakanlığı ile yakın bir işbirliğine gittiklerini anlattı.
Bakan Çelik, çocukların en fazla 8 saatlerini okulda geçirdiklerini
hatırlatarak, ''Okul dışında çocuklar, medya, internet ve sokaktan
etkileniyorlar'' dedi.
Şiddetin sebeplerinden birinin de madde bağımlığı olduğuna dikkati çeken
Bakan Çelik, okul önlerinde ve çevresinde uyuşturucu tacirlerinin
barındırılmaması için tedbir aldıklarını anlattı. Polisle işbirliğine
gidilmesinin okullarda şiddet ve madde bağımlılığı olaylarını önemli ölçüde
azalttığını kaydeden Çelik, şunları söyledi:
''Çoğu zaman arabamıza, eşyalarımıza gösterdiğimiz özeni, çocuklarımızdan
esirgiyoruz. Okula kaydettirip, altına da bir araba çektik mi iş bitiyor
zannediyoruz. Çocuklarımıza sevgi şefkat göstermek çok önemli. Çocuklara sevgi ve
şefkatle yaklaşmalıyız.
Aslında toplumsal şiddetin temelinde de bu var... Çocuk 2-3 yaşına
geliyor yürümeye başlıyor, evde anne-babadan, okulda öğretmenden, üniversitede
polisten, cezaevinde gardiyandan, askerde komutandan dayak yiyor... Artık okulda
ve kışlada eskisi gibi dayak yok tabii. Eğitim artıkça bilinçlenme de artıyor.
Dayak yiyen çocuklar, gururları kırıldığı, kişiliği zedelendiği için evden
kaçabiliyorlar ve sonrasında istenmeyen olaylar yaşanıyor. Çocuklar, medyanın da
etkisiyle şöhret olmak ve kendilerinden söz ettirmek de isteyebiliyorlar.''
Bakan Çelik, anne-babaların çocuklara ''Yapma-etme'' gibi komutlar vermek
yerine, enerjilerini boşaltacakları yararlı etkinliklere yönlendirmelerini ve
çocukların görev alma sorumluluğunu geliştirmelerini istedi.
Madde bağımlılığı ile mücadelede kurumlar arasında koordinasyon eksikliği
bulunduğunu ifade eden Çelik, ''Bu konuda Ege zeybeği değil, horon tepmemiz
gerekiyor ki bütün kurumların eli birbirine değsin'' diye konuştu.
Bakan Çelik'in konuşmasından sonra toplantı basına kapalı olarak devam
etti.
