2018-02-01 - 16:00
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, 3 kanun hükmünde kararname (KHK) kabul edilerek kanunlaştı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı.
Genel Kurulda gündem dışı söz alan HDP Bitlis Milletvekili Mizgin Irgat, hasta tutukluların yaşadığı sorunların gün geçtikçe arttığını savundu.
İnsan Hakları Derneği verilerine göre cezaevlerinde bin 25 hasta tutuklunun bulunduğunu savunan Irgat, bu sayının gün geçtikçe yükseldiğini ifade etti.
CHP Konya Milletvekili Mustafa Hüsnü Bozkurt, Türkiye'ye ait bazı Ege adalarının Yunanistan'ın işgali altında olduğunu öne sürdü.
Antiemperyalist bilinçle kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti devletine ve onun "kurucu babalarına" sahip çıkılması gerektiğini belirten Bozkurt, ülkede birlik sağlanmasının gereğine işaret etti. Bozkurt, "Sevr ne ise BOP odur. Bugün de Ortadoğu'yu kana bulayan Amerikan emperyalizmidir. Eşeği tarif etmeden semerle uğraşmayın." dedi.
AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç, Hz. Ali'nin şehadetine ilişkin konuşmasında, Müslümanların geçmişten bugüne kadar birbirlerinin kanını döke geldiklerini belirtti. Hz. Ali'nin sözlerinden örnekler veren Kılıç, bu sözlerin kulaklara küpe olması gerektiğini dile getirdi.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Zeytin Dalı Harekatı'nda TSK'nin çok başarılı ve emin adımlarla terör örgütünü temizlemeye devam ettiğini belirterek, harekatın, terör örgütünün Suriye'de yaşayanlara uyguladığı baskının ortadan kaldırılmasını da sağlayacağını vurguladı.
Öğretmenlerin istihdamında farklı uygulamaların çalışma barışını bozduğunu kaydeden Akçay, ücretli öğretmenlerin durumunun da bunlardan biri olduğunu söyledi.
HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, AK Parti Ankara Milletvekili Aydın Ünal'ın partilerini hedef alan bir köşe yazısı kaleme aldığını anlatarak, siyasetçilerin birbirlerine hakaret etmemesi gerektiğini dile getirdi.
Başkanvekili Buldan da bu yazıdan dolayı çok hicap duyduğunu belirterek, "Bir milletvekiline yakışmayan sözlerin sarf edildiği bir yazıyı asla kabul etmediğimizi belirtmek istiyorum. Yazıda benim de adım kullanılmış. Dolayısıyla o yazıyı tüm kadın arkadaşlarım adına Sayın Ünal'a iade ettiğimi de belirtmek istiyorum." diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, gazeteci Abdi İpekçi'nin ölümünün 39. yılı olduğunu anımsatarak, gazetecileri katledenleri ve susturmak için her türlü gücü mübah görenleri tarihin her zaman mahçup ettiğini ve tekrar mahçup edeceğini söyledi.
Türk Tabipleri Birliği yöneticilerinden ikisinin, İstanbul Üniversitesindeki görevlerinden 3 ay süreyle uzaklaştırıldığını aktaran Özel, bunu kınadıklarını belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katıldığı bir televizyon programında, okuma yazma seferberliği başlatılacağına ilişkin konuşmasını da eleştiren Özel, "Bir okuryazarlık olacaksa, bir cumhuriyet ve demokrasi okuryazarlığı olsun. Bununla ilgili bir kampanya açılacaksa o sıranın ilk başına da Recep Tayyip Erdoğan yazılsın." dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, bir şeye itiraz edildiğinde, onun üzerinden bir yorumla hakarette bulunulamayacağını belirterek, bunun krizi daha da derinleştireceğini ve hakaret dilinin artmasına neden olacağını ifade etti.
Okuryazarlık seferberliğinin her dönemde olabileceğini kaydeden Bostancı, hayat boyu eğitim ve öğretimin, herkes tarafından desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Aydın Ünal'ın yazısına ilişkin eleştirilere de değinen Bostancı, Ünal'ın, yazısında içeriden bazı tanıklıklara da dayanarak, terör örgütünün mahrem konularına değindiğini aktardı. Bostancı, bu tür konuların çok dikkatli bir dil ve üslup kullanılarak dile getirilmesi gerektiğini de belirtti.
Zeytin Dalı Harekatı'nın başarıyla devam ettiğini ifade eden Bostancı, bu gibi durumlarda, terör örgütlerinin sivil kayıplar üzerinden kamuoyu oluşturmaya çalıştıklarını ve "Savaşa Hayır" kampanyaları düzenlediklerini anlattı.
TBMM Genel Kurulunda, 7 Kanun Hükmünde Kararname (KHK) kabul edilerek kanunlaştı.
Genel Kurulda, görüşmeleri ve maddelerinin oylamaları daha önce tamamlanan ancak tümünün oylamaları alınan karar gereği bugüne bırakılan 7 KHK kabul edildi.
Böylece ayrı ayrı oylaması yapılan 676, 678, 680, 681, 684, 685 ve 687 sayılı KHK'ler kanunlaştı.
Öte yandan HDP Grubu'nun, Danışma Kurulu toplanamadığından Genel Kurulun onayına sunulan, "Afrin harekatının ekonomiye etkileri" konusundaki araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin önerisi kabul edilmedi.
HDP İstanbul Milletvekil Erdal Ataş, öneri üzerindeki konuşmasında, operasyon ile ülkenin en yakıcı gündemlerinin gizlendiğini, bunların başında da ekonominin geldiğini iddia etti.
Ataş, işçinin, emeklinin, memurun her kesimin ekonomik sıkıntılar ile boğuştuğunu, işsizliğin arttığını, insanların kendilerini yakacak kadar çaresiz hale geldiğini savundu.
Ekonomik yatırımların da gerilediğini savunan Ataş, sermayenini ülkeden kaçtığını öne sürdü.
CHP Hatay Milletvekili Hilmi Yarayıcı da Suriye'de terör örgütlerine yönelik yürütülen Zeytin Dalı Harekatı'nda Türk Silahlı Kuvvetlerinin Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile birlikte hareket etmesini eleştirerek, ÖSO'nun Kuvayımilliye'ye benzetilmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti.
Yola birlikte çıkılan ÖSO'nun şimdiden Afrin'i terk etmeye başladığını ileri süren Yarayıcı, Türkiye'nin bölge için barıştan yana adımlar atması gerektiğini belirtti.
AK Parti Hatay Milletvekili Hacı Bayram Türkoğlu ise insanlar gibi milletlerin de kaderleri olduğunu, bu kaderin bazen dış unsurlardan etkilendiğini dile getirdi.
Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafyanın asırlardır, uluslararası güçlerin emellerine, hükümranlık taleplerine sahne olduğunun altını çizen Türkoğlu, "Bu ülke, terörle mücadeleye ayırdığı parayı yatırıma ve istihdama dönüştürmüş olsaydı en az 2 bin fabrikamız olur, 3 milyon insan da istihdam edilirdi." dedi.
Türkoğlu, Türkiye'nin teröre karşı verdiği bu kapsamlı ve başarılı mücadelenin yanında ekonomik büyümesini de sürdürdüğünü kaydetti.
Görüşmelerin ardından oylanan HDP Grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulunda 690 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kabul edilerek yasalaştı.
Genel Kurulda 696 sayılı KHK'de yer verilen ve herhangi bir nedenle TSK'den ayrılan veya ilis¸ig?i kesilen pilotlardan isteklilerin, TSK'de yeniden pilot olarak görevlendirilmelerine yönelik uygulamanın süresinin 31 Aralık 2020'ye kadar uzatılmasını öngören düzenlemeye uyum sağlanması için 690 Sayılı KHK'nin ilgili maddesinde de değişiklik yapıldı.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, pilot alımına ilişkin olarak Başbakan Yardımcısı Fikri Işık'ın bilgi vermesini talep etti.
Bunun üzerine söz alan Işık, 15 Temmuz'daki darbe girişiminden sonra FETÖ mensubu pilotların TSK'den atılmasıyla bu konuda ihtiyaç ortaya çıktığını anımsattı.
Milli Savunma Bakanlığı döneminde bu konuda çıkarılan KHK'lerle bazı tedbirler alındığını anlatan Işık, bu tedbirler sonucunda pilot açığının bir kısmının kapatıldığını söyledi.
Başbakan Yardımcısı Işık, şu bilgileri verdi:
"Ama şu anda benim de bildiğim kadarıyla pilot açığımız zaruret düzeyinin üstünde ama norm kadronun altında. Yani bugün işte Afrin'deki harekatta da görüyoruz. Allah'a hamdolsun, Türkiye gerek pilot gerek askeri teçhizat gerek insan kaynağı gerekse mühimmat açısından bir sorun yaşamıyor ama norm kadro dediğimiz kadronun da üzerine çıkılana kadar bu ihtiyacın giderilmesi için böyle bir düzenlemeye ihtiyaç olduğunu biliyorum.
Bu açıdan verilen önergenin yerinde ve doğru olduğunu düşünüyorum."
HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, 690 sayılı KHK'nin 16. maddesinde, olağanüstü hal kapsamında askeri üniversitelerin kurulmasına dair kanuna, "Astsubay meslek yüksekokulları ile yabancı diller ve savunma ile ilgili diğer yüksekokullardan... " düzenlemesinin eklendiğini söyledi.
Yıldırım, şu iddiaları dile getirdi:
"Özellikle 'savunma ile ilgili diğer yüksekokulları' gibi alabildiğine muğlak, neye tekabül ettiğini bilmediğimiz ve son zamanlarda da muhalefetle iktidar arasındaki bir tartışmaya konu olan, acaba SADAT gibi yapıların resmi bir hüviyete kavuşturulmasını mı anlamalıyız? Ya değilse, şimdi bu, teknik bir mesele, eğitim, sağlık değil, savunmayla ilgili bir mesele ve 'savunma ile ilgili diğer yüksekokullar' denirken ucu açık, sınırı belli olmayan bir şey anlaşılıyor."
Ahmet Yıldırım, bu muğlaklığın giderilmemesi durumunda her türlü suistimale açık olabileceğini ileri sürdü.
Bunun üzerine açıklamada bulunan Başbakan Yardımcısı Işık, bu maddenin kanun hükmünde kararnameye konulması sürecinde kendisinin de Milli Savunma Bakanı olduğunu belirterek, askeri okulların lise bölümlerinin kapatıldığını, onların da lisede İngilizce veya yabancı dil eğitimi almaları nedeniyle ayrıca harp okullarında yeni bir yabancı dil eğitimine ihtiyaç bulunmadığını söyledi.
Askeri liseler kapatıldığı için üniversitelerin ilk yılına hazırlık sınıfı konulmasının, askerlerin en iyi şekilde yetişmesi açısından gerekli görüldüğünü dile getiren Işık, ilgili düzenlemenin bununla ilgili olduğunu kaydetti.
Fikri Işık, şunları belirtti:
"Bununla ilgili düzenlemenin yanında, savunma ve güvenlik dünyada sadece askerlerin ilgilenmediği, aslında sivillerin de çok yoğun olarak çalıştığı bir alandır. Maalesef Türkiye'de çok uzun yıllar savunma ve güvenlik alanında sivil insan kaynağımız yeteri kadar oluşmadı. Son dönemde bu konuda ciddi bir atak var. Bu, sivil insan kaynağının da yetiştirilebilmesi için Milli Savunma Üniversitesi bünyesinde bazı yüksekokulların ve enstitülerin açılabilmesi imkanını getirmek için. Yoksa bu olayın SADAT'la uzaktan yakından herhangi bir şekilde alakası olmadığını özellikle belirtmek isterim."
Genel Kurulda maddeleri görüşülerek kabul edilen 690 Sayılı KHK, oylama sonucunda kanunlaştı.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, 694 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin görüşmeleri sırasında yerinden söz aldı.
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyelerinin Zeytin Dalı Harekatı ile ilgili açıklamaları nedeniyle gözaltına alınmalarına değinen Özel, Sağlık Bakanı Ahmet Demircan'ın konuyla ilgili değerlendirmelerini eleştirdi.
Özel, Demircan'ın da meslek örgütü olan ve seçimle iş başına gelen TTB üyelerinin fikirlerini açıklama hakkını savunmamasını anlayamadığını söyledi.
Sağlık Bakanı Demircan da birlikte yaşamanın birbirine güveni gerektirdiğinin altını çizerek, bir bayrağın altında birlikte yaşayanların tehlikeler karşısında da birlikte hareket etmelerinin beklendiğini belirtti.
Türkiye'nin büyük bir tehditle, terör belasıyla karşı karşıya olduğunu, devletin ve milletin böyle bir duruma karşı en doğal refleksi sergilediğini dile getiren Demircan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Tabipler Birliği yasayla kurulmuş bir birliktir. Yasayla kurulmuş bir birlik olarak yasanın, anayasanın ve birlikte yaşamanın şartını, gereğini yerine getirmesi gerekir. Bu ifadenin tabipleri temsil etmeyeceğini, bu ifadeyi söyleyenin tabipleri temsil etmeyeceğini söyledim. Yoksa anayasanın, kanunların kendisine yüklediği görevleri yerine getiren bir Tabipler Birliğinin oy aldığı kitleyi temsil etmesi gerekir ama bırakın temsil etmesi gereken kitleyi temsil noktasını, ülkenin birliğine, beraberliğine, hayat hakkına karşı yapılmış bir saldırıya, bu şekilde adeta sulandırır gibi, ima karıştırarak verilmiş cevaba karşı bir tutumdur bizim tutumumuz. Ve kanun gereğidir. Tabipler Birliği kanunla kendisine verilmiş işler dışında iş yapmamalı."
Gerçek manada görev yapan hekimlerin tümünün TTB'nin açıklamasından rahatsızlık duyduğunu düşündüğünü ifade eden Demircan, "Ülke saldırıya uğrarken siz bu saldırıyı kınamaz da meseleyi başka mecralara taşıyacak imalar içeren sözler söylerseniz elbette bütün tabipler bundan rahatsız olmuştur, ben inanıyorum. Bir tabip olarak bu rahatsızlığı ben de duydum ve gereken bu müdahaleyi yaptım." dedi.
Özel de tekrar söz alarak Bakan Demircan'ın açıklamalarıyla "ima suçu", "mücadeleyi sulandırma suçu" gibi suçlar icat ettiğini, kanunda yer almayan bu suçlar üzerinden gözaltı yapmanın doğru olmadığını savundu.
HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım ise Demircan'ın sözleriyle bir meslek grubu ve onun örgütlenmiş odasının, yönetim kurulunun iktidardan farklı düşünüyor olmasını başka mecralara çektiğini ileri sürdü.
Yıldırım, "Hükümetiniz bu odayı siyaset yapmaya zorluyor. Onlar kendi meslekleri üzerinden bir tepki ortaya koydular. Buna katılmayabilir, eleştirebilirsiniz ama başbakan yardımcısının yaptığı gibi yargıya talimat veremezsiniz." diye konuştu.
Demircan'ın odanın temsil yetkisine uymadığı eleştirisine değinen Yıldırım, böyle bir yetki aşımı varsa buna karşılık vermesi gerekenin oda üyeleri ve yönetim kurulu seçimleri olduğunu söyledi.
CHP'li Özel de TTB'nin yönetim organları için yakın zamanda seçime gidileceğini, yönetim kurulunu değerlendirmenin seçim yoluyla oda üyelerinin hakkı olduğunu belirtti.
Sağlık Bakanı Demircan, Türkiye'nin terör saldırısı altında olduğunu vurgulayarak, "Ülkenin maruz kaldığı saldırıya karşı tavır sergileyen, söz söyleyenler de sözlerinden ve tavırlarından doğacak sonuçlara da hazır olacaklardır. Biz hukuka talimat vermedik, hiçbir şekilde de veremeyiz ama müracaat edebiliriz, suç duyurusunda bulunuruz. Bu bazen görevimizdir. Tabipler Birliğine müdahale sorumluluğu da var bakanlığın. Biz yargıya müracaat ettik. Dedik ki 'Tabipler Birliğinin yöneticileri milletin karşı karşıya kaldığı saldırıya karşı ülkenin yapmış olduğu mücadelede yanlış şeyler söyledi.' Bu bize göre. Buna şimdi yargı karar verecek."
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay ise söz alarak terör örgütüyle yapılan mücadeleyi savaşmış gibi göstererek yapılan açıklamaların kabul edilemez olduğunu belirtti.
Akçay, "TTB'nin ve benzeri açıklamaların karşı çıktığı savaş falan değil. Bu 'Savaşa hayır' söyleminin altında, terörle mücadele edilmesin istiyorlar. Türkiye ne zaman teröristlere operasyon yapsa bunların aklına 'Savaşa hayır, barış' gibi pozitif kavramlar geliyor. TTB'nin bu açıklaması ikiyüzlülüktür ve riyakarlıktır." şeklinde konuştu.
Demircan ise tekrar söz alarak, TTB'nin açıklamasının tıbbi bir faaliyet, hekimlik çalışması olmadığına da işaret etti.
Bazı milletvekilleri de yerlerinden söz alarak konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundular.
AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Metiner'in konuşmasında, "Fırat Kalkanı operasyonu askeri bir operasyondu, DEAŞ'a karşı yapıldı. TTB niye 'Savaşa hayır' demedi? Ne zaman PKK'ya yönelik bir askeri operasyon yapılmaya başlandı, birden bire birileri barışı, 'ÖSO'nun terörist' olduğunu keşfetmeye başladı. Bu bir görüş açıklama değil, tavır belirlemedir. Bu bir savaş, işgal değildir. Türkiye'nin sınır güvenliğini sağlamanın ötesinde, sınırın ötesinde yaşayan Kürtlerin de özgürleştirilmesi projesidir." değerlendirmesinde bulundu.
Metiner'in bu sözleri üzerine HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, "Sen Kürtlerin yüz karasısın." ifadesini kullandı. Metiner ve Beştaş arasında sözlü tartışma yaşandı.
Kendisine hakaret edildiği gerekçesiyle söz alan Metiner, her fırsatta farklı görüşlere saygılı olmak gerektiğini savunanların, saygısızlık yapmasını kınadığını söyledi.
Metiner, "Kürtlerin yüz karasısın." ifadesini söyleyene misliyle iade ettiğini belirterek, terör örgütünün zulmüne söz etmeyenlerin barıştan bahsetmesinin ikiyüzlülük olduğunu ifade etti.
TBMM Genel Kurulunda, 3 kanun hükmünde kararname (KHK) kabul edilerek kanunlaştı.
Genel Kurulda, OHAL kapsamında çıkarılan 690, 694 ve 696 sayılı KHK'ler görüşülerek kabul edildi. AK Parti, KHK'lerin bazı maddeleri üzerinde değişiklik önergeleri verdi.
Kabul edilen bu önergelerle, önce ve sonra çıkarılan KHK'lerde yapılan değişikliğe paralel düzenlemeler yapıldı. Ayrıca diğer kanunlarda ve KHK'lerde bulunan hükümler ile uygulama kabiliyeti kalmayan düzenlemeler önergelerle çıkarıldı.
Genel Kurulda, Danışma Kurulunun, TBMM Genel Kurulunun yarın toplanmamasına ilişkin önerisi de oylanarak kabul edildi.
Başkanvekili Pervin Buldan, oylamaların ardından komisyonun yerini almaması üzerine, birleşimi 6 Şubat 2018 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere kapattı.
Genel Kurulda gündem dışı söz alan HDP Bitlis Milletvekili Mizgin Irgat, hasta tutukluların yaşadığı sorunların gün geçtikçe arttığını savundu.
İnsan Hakları Derneği verilerine göre cezaevlerinde bin 25 hasta tutuklunun bulunduğunu savunan Irgat, bu sayının gün geçtikçe yükseldiğini ifade etti.
CHP Konya Milletvekili Mustafa Hüsnü Bozkurt, Türkiye'ye ait bazı Ege adalarının Yunanistan'ın işgali altında olduğunu öne sürdü.
Antiemperyalist bilinçle kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti devletine ve onun "kurucu babalarına" sahip çıkılması gerektiğini belirten Bozkurt, ülkede birlik sağlanmasının gereğine işaret etti. Bozkurt, "Sevr ne ise BOP odur. Bugün de Ortadoğu'yu kana bulayan Amerikan emperyalizmidir. Eşeği tarif etmeden semerle uğraşmayın." dedi.
AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç, Hz. Ali'nin şehadetine ilişkin konuşmasında, Müslümanların geçmişten bugüne kadar birbirlerinin kanını döke geldiklerini belirtti. Hz. Ali'nin sözlerinden örnekler veren Kılıç, bu sözlerin kulaklara küpe olması gerektiğini dile getirdi.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Zeytin Dalı Harekatı'nda TSK'nin çok başarılı ve emin adımlarla terör örgütünü temizlemeye devam ettiğini belirterek, harekatın, terör örgütünün Suriye'de yaşayanlara uyguladığı baskının ortadan kaldırılmasını da sağlayacağını vurguladı.
Öğretmenlerin istihdamında farklı uygulamaların çalışma barışını bozduğunu kaydeden Akçay, ücretli öğretmenlerin durumunun da bunlardan biri olduğunu söyledi.
HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, AK Parti Ankara Milletvekili Aydın Ünal'ın partilerini hedef alan bir köşe yazısı kaleme aldığını anlatarak, siyasetçilerin birbirlerine hakaret etmemesi gerektiğini dile getirdi.
Başkanvekili Buldan da bu yazıdan dolayı çok hicap duyduğunu belirterek, "Bir milletvekiline yakışmayan sözlerin sarf edildiği bir yazıyı asla kabul etmediğimizi belirtmek istiyorum. Yazıda benim de adım kullanılmış. Dolayısıyla o yazıyı tüm kadın arkadaşlarım adına Sayın Ünal'a iade ettiğimi de belirtmek istiyorum." diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, gazeteci Abdi İpekçi'nin ölümünün 39. yılı olduğunu anımsatarak, gazetecileri katledenleri ve susturmak için her türlü gücü mübah görenleri tarihin her zaman mahçup ettiğini ve tekrar mahçup edeceğini söyledi.
Türk Tabipleri Birliği yöneticilerinden ikisinin, İstanbul Üniversitesindeki görevlerinden 3 ay süreyle uzaklaştırıldığını aktaran Özel, bunu kınadıklarını belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katıldığı bir televizyon programında, okuma yazma seferberliği başlatılacağına ilişkin konuşmasını da eleştiren Özel, "Bir okuryazarlık olacaksa, bir cumhuriyet ve demokrasi okuryazarlığı olsun. Bununla ilgili bir kampanya açılacaksa o sıranın ilk başına da Recep Tayyip Erdoğan yazılsın." dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, bir şeye itiraz edildiğinde, onun üzerinden bir yorumla hakarette bulunulamayacağını belirterek, bunun krizi daha da derinleştireceğini ve hakaret dilinin artmasına neden olacağını ifade etti.
Okuryazarlık seferberliğinin her dönemde olabileceğini kaydeden Bostancı, hayat boyu eğitim ve öğretimin, herkes tarafından desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Aydın Ünal'ın yazısına ilişkin eleştirilere de değinen Bostancı, Ünal'ın, yazısında içeriden bazı tanıklıklara da dayanarak, terör örgütünün mahrem konularına değindiğini aktardı. Bostancı, bu tür konuların çok dikkatli bir dil ve üslup kullanılarak dile getirilmesi gerektiğini de belirtti.
Zeytin Dalı Harekatı'nın başarıyla devam ettiğini ifade eden Bostancı, bu gibi durumlarda, terör örgütlerinin sivil kayıplar üzerinden kamuoyu oluşturmaya çalıştıklarını ve "Savaşa Hayır" kampanyaları düzenlediklerini anlattı.
TBMM Genel Kurulunda, 7 Kanun Hükmünde Kararname (KHK) kabul edilerek kanunlaştı.
Genel Kurulda, görüşmeleri ve maddelerinin oylamaları daha önce tamamlanan ancak tümünün oylamaları alınan karar gereği bugüne bırakılan 7 KHK kabul edildi.
Böylece ayrı ayrı oylaması yapılan 676, 678, 680, 681, 684, 685 ve 687 sayılı KHK'ler kanunlaştı.
Öte yandan HDP Grubu'nun, Danışma Kurulu toplanamadığından Genel Kurulun onayına sunulan, "Afrin harekatının ekonomiye etkileri" konusundaki araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin önerisi kabul edilmedi.
HDP İstanbul Milletvekil Erdal Ataş, öneri üzerindeki konuşmasında, operasyon ile ülkenin en yakıcı gündemlerinin gizlendiğini, bunların başında da ekonominin geldiğini iddia etti.
Ataş, işçinin, emeklinin, memurun her kesimin ekonomik sıkıntılar ile boğuştuğunu, işsizliğin arttığını, insanların kendilerini yakacak kadar çaresiz hale geldiğini savundu.
Ekonomik yatırımların da gerilediğini savunan Ataş, sermayenini ülkeden kaçtığını öne sürdü.
CHP Hatay Milletvekili Hilmi Yarayıcı da Suriye'de terör örgütlerine yönelik yürütülen Zeytin Dalı Harekatı'nda Türk Silahlı Kuvvetlerinin Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile birlikte hareket etmesini eleştirerek, ÖSO'nun Kuvayımilliye'ye benzetilmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti.
Yola birlikte çıkılan ÖSO'nun şimdiden Afrin'i terk etmeye başladığını ileri süren Yarayıcı, Türkiye'nin bölge için barıştan yana adımlar atması gerektiğini belirtti.
AK Parti Hatay Milletvekili Hacı Bayram Türkoğlu ise insanlar gibi milletlerin de kaderleri olduğunu, bu kaderin bazen dış unsurlardan etkilendiğini dile getirdi.
Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafyanın asırlardır, uluslararası güçlerin emellerine, hükümranlık taleplerine sahne olduğunun altını çizen Türkoğlu, "Bu ülke, terörle mücadeleye ayırdığı parayı yatırıma ve istihdama dönüştürmüş olsaydı en az 2 bin fabrikamız olur, 3 milyon insan da istihdam edilirdi." dedi.
Türkoğlu, Türkiye'nin teröre karşı verdiği bu kapsamlı ve başarılı mücadelenin yanında ekonomik büyümesini de sürdürdüğünü kaydetti.
Görüşmelerin ardından oylanan HDP Grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulunda 690 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kabul edilerek yasalaştı.
Genel Kurulda 696 sayılı KHK'de yer verilen ve herhangi bir nedenle TSK'den ayrılan veya ilis¸ig?i kesilen pilotlardan isteklilerin, TSK'de yeniden pilot olarak görevlendirilmelerine yönelik uygulamanın süresinin 31 Aralık 2020'ye kadar uzatılmasını öngören düzenlemeye uyum sağlanması için 690 Sayılı KHK'nin ilgili maddesinde de değişiklik yapıldı.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, pilot alımına ilişkin olarak Başbakan Yardımcısı Fikri Işık'ın bilgi vermesini talep etti.
Bunun üzerine söz alan Işık, 15 Temmuz'daki darbe girişiminden sonra FETÖ mensubu pilotların TSK'den atılmasıyla bu konuda ihtiyaç ortaya çıktığını anımsattı.
Milli Savunma Bakanlığı döneminde bu konuda çıkarılan KHK'lerle bazı tedbirler alındığını anlatan Işık, bu tedbirler sonucunda pilot açığının bir kısmının kapatıldığını söyledi.
Başbakan Yardımcısı Işık, şu bilgileri verdi:
"Ama şu anda benim de bildiğim kadarıyla pilot açığımız zaruret düzeyinin üstünde ama norm kadronun altında. Yani bugün işte Afrin'deki harekatta da görüyoruz. Allah'a hamdolsun, Türkiye gerek pilot gerek askeri teçhizat gerek insan kaynağı gerekse mühimmat açısından bir sorun yaşamıyor ama norm kadro dediğimiz kadronun da üzerine çıkılana kadar bu ihtiyacın giderilmesi için böyle bir düzenlemeye ihtiyaç olduğunu biliyorum.
Bu açıdan verilen önergenin yerinde ve doğru olduğunu düşünüyorum."
HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, 690 sayılı KHK'nin 16. maddesinde, olağanüstü hal kapsamında askeri üniversitelerin kurulmasına dair kanuna, "Astsubay meslek yüksekokulları ile yabancı diller ve savunma ile ilgili diğer yüksekokullardan... " düzenlemesinin eklendiğini söyledi.
Yıldırım, şu iddiaları dile getirdi:
"Özellikle 'savunma ile ilgili diğer yüksekokulları' gibi alabildiğine muğlak, neye tekabül ettiğini bilmediğimiz ve son zamanlarda da muhalefetle iktidar arasındaki bir tartışmaya konu olan, acaba SADAT gibi yapıların resmi bir hüviyete kavuşturulmasını mı anlamalıyız? Ya değilse, şimdi bu, teknik bir mesele, eğitim, sağlık değil, savunmayla ilgili bir mesele ve 'savunma ile ilgili diğer yüksekokullar' denirken ucu açık, sınırı belli olmayan bir şey anlaşılıyor."
Ahmet Yıldırım, bu muğlaklığın giderilmemesi durumunda her türlü suistimale açık olabileceğini ileri sürdü.
Bunun üzerine açıklamada bulunan Başbakan Yardımcısı Işık, bu maddenin kanun hükmünde kararnameye konulması sürecinde kendisinin de Milli Savunma Bakanı olduğunu belirterek, askeri okulların lise bölümlerinin kapatıldığını, onların da lisede İngilizce veya yabancı dil eğitimi almaları nedeniyle ayrıca harp okullarında yeni bir yabancı dil eğitimine ihtiyaç bulunmadığını söyledi.
Askeri liseler kapatıldığı için üniversitelerin ilk yılına hazırlık sınıfı konulmasının, askerlerin en iyi şekilde yetişmesi açısından gerekli görüldüğünü dile getiren Işık, ilgili düzenlemenin bununla ilgili olduğunu kaydetti.
Fikri Işık, şunları belirtti:
"Bununla ilgili düzenlemenin yanında, savunma ve güvenlik dünyada sadece askerlerin ilgilenmediği, aslında sivillerin de çok yoğun olarak çalıştığı bir alandır. Maalesef Türkiye'de çok uzun yıllar savunma ve güvenlik alanında sivil insan kaynağımız yeteri kadar oluşmadı. Son dönemde bu konuda ciddi bir atak var. Bu, sivil insan kaynağının da yetiştirilebilmesi için Milli Savunma Üniversitesi bünyesinde bazı yüksekokulların ve enstitülerin açılabilmesi imkanını getirmek için. Yoksa bu olayın SADAT'la uzaktan yakından herhangi bir şekilde alakası olmadığını özellikle belirtmek isterim."
Genel Kurulda maddeleri görüşülerek kabul edilen 690 Sayılı KHK, oylama sonucunda kanunlaştı.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, 694 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin görüşmeleri sırasında yerinden söz aldı.
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyelerinin Zeytin Dalı Harekatı ile ilgili açıklamaları nedeniyle gözaltına alınmalarına değinen Özel, Sağlık Bakanı Ahmet Demircan'ın konuyla ilgili değerlendirmelerini eleştirdi.
Özel, Demircan'ın da meslek örgütü olan ve seçimle iş başına gelen TTB üyelerinin fikirlerini açıklama hakkını savunmamasını anlayamadığını söyledi.
Sağlık Bakanı Demircan da birlikte yaşamanın birbirine güveni gerektirdiğinin altını çizerek, bir bayrağın altında birlikte yaşayanların tehlikeler karşısında da birlikte hareket etmelerinin beklendiğini belirtti.
Türkiye'nin büyük bir tehditle, terör belasıyla karşı karşıya olduğunu, devletin ve milletin böyle bir duruma karşı en doğal refleksi sergilediğini dile getiren Demircan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Tabipler Birliği yasayla kurulmuş bir birliktir. Yasayla kurulmuş bir birlik olarak yasanın, anayasanın ve birlikte yaşamanın şartını, gereğini yerine getirmesi gerekir. Bu ifadenin tabipleri temsil etmeyeceğini, bu ifadeyi söyleyenin tabipleri temsil etmeyeceğini söyledim. Yoksa anayasanın, kanunların kendisine yüklediği görevleri yerine getiren bir Tabipler Birliğinin oy aldığı kitleyi temsil etmesi gerekir ama bırakın temsil etmesi gereken kitleyi temsil noktasını, ülkenin birliğine, beraberliğine, hayat hakkına karşı yapılmış bir saldırıya, bu şekilde adeta sulandırır gibi, ima karıştırarak verilmiş cevaba karşı bir tutumdur bizim tutumumuz. Ve kanun gereğidir. Tabipler Birliği kanunla kendisine verilmiş işler dışında iş yapmamalı."
Gerçek manada görev yapan hekimlerin tümünün TTB'nin açıklamasından rahatsızlık duyduğunu düşündüğünü ifade eden Demircan, "Ülke saldırıya uğrarken siz bu saldırıyı kınamaz da meseleyi başka mecralara taşıyacak imalar içeren sözler söylerseniz elbette bütün tabipler bundan rahatsız olmuştur, ben inanıyorum. Bir tabip olarak bu rahatsızlığı ben de duydum ve gereken bu müdahaleyi yaptım." dedi.
Özel de tekrar söz alarak Bakan Demircan'ın açıklamalarıyla "ima suçu", "mücadeleyi sulandırma suçu" gibi suçlar icat ettiğini, kanunda yer almayan bu suçlar üzerinden gözaltı yapmanın doğru olmadığını savundu.
HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım ise Demircan'ın sözleriyle bir meslek grubu ve onun örgütlenmiş odasının, yönetim kurulunun iktidardan farklı düşünüyor olmasını başka mecralara çektiğini ileri sürdü.
Yıldırım, "Hükümetiniz bu odayı siyaset yapmaya zorluyor. Onlar kendi meslekleri üzerinden bir tepki ortaya koydular. Buna katılmayabilir, eleştirebilirsiniz ama başbakan yardımcısının yaptığı gibi yargıya talimat veremezsiniz." diye konuştu.
Demircan'ın odanın temsil yetkisine uymadığı eleştirisine değinen Yıldırım, böyle bir yetki aşımı varsa buna karşılık vermesi gerekenin oda üyeleri ve yönetim kurulu seçimleri olduğunu söyledi.
CHP'li Özel de TTB'nin yönetim organları için yakın zamanda seçime gidileceğini, yönetim kurulunu değerlendirmenin seçim yoluyla oda üyelerinin hakkı olduğunu belirtti.
Sağlık Bakanı Demircan, Türkiye'nin terör saldırısı altında olduğunu vurgulayarak, "Ülkenin maruz kaldığı saldırıya karşı tavır sergileyen, söz söyleyenler de sözlerinden ve tavırlarından doğacak sonuçlara da hazır olacaklardır. Biz hukuka talimat vermedik, hiçbir şekilde de veremeyiz ama müracaat edebiliriz, suç duyurusunda bulunuruz. Bu bazen görevimizdir. Tabipler Birliğine müdahale sorumluluğu da var bakanlığın. Biz yargıya müracaat ettik. Dedik ki 'Tabipler Birliğinin yöneticileri milletin karşı karşıya kaldığı saldırıya karşı ülkenin yapmış olduğu mücadelede yanlış şeyler söyledi.' Bu bize göre. Buna şimdi yargı karar verecek."
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay ise söz alarak terör örgütüyle yapılan mücadeleyi savaşmış gibi göstererek yapılan açıklamaların kabul edilemez olduğunu belirtti.
Akçay, "TTB'nin ve benzeri açıklamaların karşı çıktığı savaş falan değil. Bu 'Savaşa hayır' söyleminin altında, terörle mücadele edilmesin istiyorlar. Türkiye ne zaman teröristlere operasyon yapsa bunların aklına 'Savaşa hayır, barış' gibi pozitif kavramlar geliyor. TTB'nin bu açıklaması ikiyüzlülüktür ve riyakarlıktır." şeklinde konuştu.
Demircan ise tekrar söz alarak, TTB'nin açıklamasının tıbbi bir faaliyet, hekimlik çalışması olmadığına da işaret etti.
Bazı milletvekilleri de yerlerinden söz alarak konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundular.
AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Metiner'in konuşmasında, "Fırat Kalkanı operasyonu askeri bir operasyondu, DEAŞ'a karşı yapıldı. TTB niye 'Savaşa hayır' demedi? Ne zaman PKK'ya yönelik bir askeri operasyon yapılmaya başlandı, birden bire birileri barışı, 'ÖSO'nun terörist' olduğunu keşfetmeye başladı. Bu bir görüş açıklama değil, tavır belirlemedir. Bu bir savaş, işgal değildir. Türkiye'nin sınır güvenliğini sağlamanın ötesinde, sınırın ötesinde yaşayan Kürtlerin de özgürleştirilmesi projesidir." değerlendirmesinde bulundu.
Metiner'in bu sözleri üzerine HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, "Sen Kürtlerin yüz karasısın." ifadesini kullandı. Metiner ve Beştaş arasında sözlü tartışma yaşandı.
Kendisine hakaret edildiği gerekçesiyle söz alan Metiner, her fırsatta farklı görüşlere saygılı olmak gerektiğini savunanların, saygısızlık yapmasını kınadığını söyledi.
Metiner, "Kürtlerin yüz karasısın." ifadesini söyleyene misliyle iade ettiğini belirterek, terör örgütünün zulmüne söz etmeyenlerin barıştan bahsetmesinin ikiyüzlülük olduğunu ifade etti.
TBMM Genel Kurulunda, 3 kanun hükmünde kararname (KHK) kabul edilerek kanunlaştı.
Genel Kurulda, OHAL kapsamında çıkarılan 690, 694 ve 696 sayılı KHK'ler görüşülerek kabul edildi. AK Parti, KHK'lerin bazı maddeleri üzerinde değişiklik önergeleri verdi.
Kabul edilen bu önergelerle, önce ve sonra çıkarılan KHK'lerde yapılan değişikliğe paralel düzenlemeler yapıldı. Ayrıca diğer kanunlarda ve KHK'lerde bulunan hükümler ile uygulama kabiliyeti kalmayan düzenlemeler önergelerle çıkarıldı.
Genel Kurulda, Danışma Kurulunun, TBMM Genel Kurulunun yarın toplanmamasına ilişkin önerisi de oylanarak kabul edildi.
Başkanvekili Pervin Buldan, oylamaların ardından komisyonun yerini almaması üzerine, birleşimi 6 Şubat 2018 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere kapattı.
