2010-06-02 - 13:28
KEİPA 35. GENEL KURUL TOPLANTISI...
TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil, İsrail'in yardım taşıyan gemilere saldırısıyla uluslararası sistemin de çok ağır bir darbe aldığını belirterek, ''Bunu düzeltmek ve uluslararası hukuka saygıyı temin etmek evrensel insani değerlerin savunucusu ülkeler olarak hepimizin ortak sorumluluğudur'' dedi.

TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil, Belgrad'da düzenlenen Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter
Asamblesi (KEİPA) 35. Genel Kurul toplantısındaki konuşmasına, İsrail'in Gazze'ye
insani yardım taşıyan çok uluslu sivil gemilere yönelik uluslararası sularda
düzenlediği, birçok masum sivilin hayatını kaybettiği ve yaralandığı olaydan
duyduğu büyük üzüntüyü dile getirerek başladı.

İsrail'in 32 ülkeden 600'den fazla kişiden oluşan ve içerisinde kadın,
çocuk ve din adamlarının da bulunduğu, tek amacı Gazze'ye insani yardım götürmek
olan gemilere yönelik çirkin saldırısının uluslararası hukukun ve insan
haklarının açık bir ihlali olduğunu belirten Pakdil, ''İsrail bu saldırıyla
sadece o gemilerde bulunan masum sivilleri hedef almamış, aynı zamanda insanlığın
vicdanını ve onurunu Akdeniz uluslararası sularında boğmaya çalışmıştır'' dedi.

İnsanlığın Gazze'ye uzanan şefkat ve merhamet eli olan bu gemilere
yönelik İsrail saldırısının ''bölge istikrarı ve barışı bakımında da telafisi
mümkün olmayan yaralar açtığını'' dile getiren Pakdil, sözlerini şöyle
sürdürdü:

''Tarihe kara bir leke olarak geçecek ve hafızalardan silinmeyecek,
şiddetle kınadığımız bu saldırı karşısında tüm dünyanın, uluslararası örgütlerin
ortak bir tavır sergilemesi gerekmektedir. Her türlü insani değerin ihlal
edildiği bu eylem sadece Türkiye ile İsrail arasında yaşanan bir olay değil, tüm
dünya barışını hedef alan saldırgan bir girişimdir.

İsrail'in bu fütursuzca saldırısıyla uluslararası sistem de çok ağır bir
darbe almıştır. Bunu düzeltmek ve uluslararası hukuka saygıyı temin etmek
evrensel insani değerlerin savunucusu ülkeler olarak hepimizin ortak
sorumluluğudur. Hiçbir ülke kendisini uluslararası hukukun üstünde göremez.

Dünyanın insani değerlerini önemseyen hiçbir uluslararası kuruluşu, bu
boyutta işlenmiş bir suça karşı seyirci kalamaz.

İsrail'in bu hak, hukuk tanımayan saldırısına karşı halklarımızı temsil
eden parlamentolarımızın oluşturduğu KEİPA'dan da güçlü bir sesin yükseleceğine
inanıyoruz. İsrail'in kabul edilemez bu eylemine karşı parlamentolarımızın
sergileyeceği tutumun bugün burada konuştuğumuz 'Uluslararası hukuk ilkelerinin
güçlendirilmesinde parlamentoların rolü bakımından da büyük önem taşımaktadır.

İnanıyorum ki KEİPA üyesi tüm parlamentolar bu olay karşısında
takınacakları tavırlarla uluslararası hukuk ilkesinin güçlendirilmesine ciddi
katkı sağlayacaklardır.''

Pakdil, günümüzdeki gelişmelerinin bir özelliğinin de, uluslararası
ilişkilerdeki aktörlerin çeşitlenmesi ve sayısının artması olduğunu söyledi.

Bu durum ışığında, karşı karşıya bulunulan sorunların ağırlığı dikkate
alındığında, parlamentoların da asli görevleri olan yasama işlevinin ötesine
geçmek suretiyle küresel barış ve güvenliği ilgilendiren konulara daha fazla ilgi
göstermeleri kaçınılmaz hale geldiğini anlatan Pakdil, ''Ancak, parlamentoların
uluslararası barış ve istikrara artan katkılarına rağmen, hukukun üstünlüğü
ilkesinin, uluslararası ilişkilere kesin ve istisnasız biçimde hakim olduğunu
söyleyebilmek henüz mümkün değildir'' diye konuştu.

Özellikle soğuk savaş sonrası dönemde, uluslararası hukukun birçok temel
ilkesi ve normunun, ''ulusal çıkar'' bahanesiyle artan sıklıkla çiğnendiğini
ifade eden Pakdil, küresel barış ve istikrar bakımından kaygı verici bu durumun
telafisi için Parlamentoların daha fazla gayret göstermeleri gerektiğini
kaydetti.

Pakdil, ''Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası sistemdeki
çeşitli örgütler, bazı sorunların çözümü için başka seçeneğin bulunmadığı
durumlarda güç kullanılmasına karar verebilir. Bu istisnai durum, uluslararası
hukuk ve yasallığın göz ardı edilebileceği anlamına gelmez. Aksine bu hal
uluslararası toplumun, uluslararası hukuk ve meşruiyetin gözetilmesine ilişkin
hassasiyetimizin göstergesidir'' dedi.

Uluslararası toplumun insan hakları ihlalleri ya da keyfi özgürlük
sınırlamaları gibi gayrı hukuki uygulamalara asla hoşgörü göstermemesi
gerektiğini dile getir Pakdil, ''Aksi halde kendimizle çelişmiş olur,
inandırıcılığımızı kaybederiz'' diye konuştu,

Pakdil, şunları kaydetti:

''Bu doğrultuda, yasa koyucular olarak bizlere önemli görevler
düşmektedir. Bizler meşruiyetimizi halktan alırız. Demokrasi bizim olmazsa
olmazımızdır. Bizler evrensel hukuk ilkeleri içinde demokratikleşmeyi teşvik
ettiğimiz ölçüde, bahsettiğim uluslararası hukuk kültürünü de güçlendirecek ve
kurumsallaşmasına katkıda bulunmuş olacağız. Bu alanda göstereceğimiz çabalar,
küresel ölçekte olumlu sonuçlar doğuracaktır.

Bu bağlamda vurgulamak istediğim husus, uluslararası hukuk ilke ve
kurallarının milletlerin gerçek iradesini temsil edecek surette oluşturulmasının
gereğidir. Parlamentolarımız, böylece, bir taraftan anılan ilke ve kuralların
devletlerin iç hukuk sistemlerinde özümsenerek uygulanmasını sağlarken, diğer
yandan uluslararası kuralların oluşmasına katkıda bulunacaklardır.''

Pakdil, uluslararası hukukun güçlendirilmesi için demokratikleşme
süreçlerinin küresel ölçekte teşvikini yaşamsal olarak değerlendirdiğini ifade
ederek, işleyen demokrasilerin sayısı ve nitelikleri arttıkça uluslararası
hukukun da daha etkin hale geleceğini, aynı zamanda devletler arasında silahlı
çatışma riskinin o ölçüde azalacağını söyledi.

Pakdil, ''Parlamentolar, ulusal düzeyde gerçekleştirmekte oldukları
yasama faaliyetlerinin yanı sıra, KEİPA'da bölgesel ve uluslararası düzeyde
yürütecekleri işbirliği vasıtasıyla, uluslararası hukuk ilkelerinin güçlenmesine
hizmet etmektedir. Halklarımız temsil eden parlamentolarımızın bu yolla, aynı
zamanda küresel barış, istikrar ve refahın sağlanmasına başarıyla katkıda
bulunmaya devam etmekte olduklarına inanıyorum'' dedi.

Pakdil, KEİPA Azerbaycan Delegasyon Başkanı Asaf Haciyev ve
Sırbistan-Türkiye Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı Bayram Ömeragiç ile
ikili görüşmelerde bulundu.

Türkiye, yarın düzenlenecek oturumda KEİPA dönem başkanlığını
devralacak." (13:28)