2010-11-11 - 16:02
MHP GRUP BAŞKANVEKİLİ VURAL'IN BASIN TOPLANTISI?
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başörtüsü sorunu için vadeyi 2011 yılı sonrasına ötelediğini, çözme niyetinin olmadığını, çözmek istiyormuş gibi gösterdiğini savundu. ''Başbakan kaçmaktadır'' diyen Vural, Başbakan'ın konuyu bir siyaset malzemesi olarak kullandığını ileri sürdü.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, parlamentoda düzenlediği basın
toplantısında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başörtüsü sorunu için
vadeyi 2011 yılı sonrasına ötelediğini, çözme niyetinin olmadığını, çözmek
istiyormuş gibi gösterdiğini savundu. ''Başbakan kaçmaktadır'' diyen Vural,
Başbakan'ın konuyu bir siyaset malzemesi olarak kullandığını ileri sürdü.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, başörtüsü konusunun
''sırça köşklerde oturma rekabetinin bir parçası haline dönüştüğünü''
öne sürerek, ''Bir koltuk için başörtüsü istismar edilebilmektedir'' dedi.

Vural, MHP İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi ile düzenledikleri
basın toplantısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başörtüsü sorunu için
vadeyi 2011 yılı sonrasına ötelediğini, çözme niyetinin olmadığını, çözmek
istiyormuş gibi gösterdiğini savundu. ''Başbakan kaçmaktadır'' diyen Vural,
Başbakan'ın konuyu bir siyaset malzemesi olarak kullandığını ileri sürdü.

Başbakan'ın ''meseleyi daha fazla kaşımak ve istismar etmek amacında
olduğunu'' kaydeden Vural, şu görüşleri dile getirdi:

''Sayın Başbakan yetmedi mi, üniversitedeki genç kızların gözyaşları
yetmedi mi? Top gibi oynamaktadırlar. Maalesef Sayın Cumhurbaşkanı'nın bu konuya
verdiği bir cevap karşılığında Sayın Başbakan 'Benim özgürlük inancım farklı''
demek suretiyle bu konuda beklentiler oluşturup, beklentiler üzerinden siyaset
devşirmek istiyor. Bu konu siyasetin ve siyasetçinin istismar alanı olarak
kullanılmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanının görüşü yine değişmiştir. Başbakanla
hemfikirim demiştir. Bu millet kimin dediğine inanacak? Dün farklı, bugün farklı.
Anlaşılan o ki başörtüsü konusu sırça köşklerde oturma rekabetinin bir parçası
haline dönüşmüştür. Bir koltuk için başörtüsü istismar edilebilmektedir.
Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasındaki çekişme 2001 seçimlerinden sonra yapılacak
cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda esen soğuk rüzgarların bir yansımasıdır.''

Başbakan Erdoğan'ın ''Benim inancım farklı'' dediğini belirten Vural,
''Neyse söyle. Ne saklıyorsun. Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
Sayın Başbakan'ın karnından konuşması gizli gündeminin olduğu kanaatini
yerleştiriyor. YÖK Başkanı, Başbakan, Cumhurbaşkanı başka şeyler söylüyor. Herkes
başörtüsünü kullanıyor. Yazıktır, günahtır. Başörtüsünü koltuklarınız ve oy için
kullanmaktan vazgeçmeye çağırıyoruz'' dedi.

Başbakan Erdoğan'ın yargıyı bir silah olarak kullandığını, sürekli açtığı
davalarla eleştirileri susturmak istediğini iddia eden Vural, Erdoğan'ın MHP
Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin her söylediğine karşı dava açtığını savundu.

Başbakan Erdoğan'ın, Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir'in 24
Aralık 2009 tarihinde söylediği sözlere karşı ise 22 Ekim 2010 tarihinde dava
açtığını belirten Vural, Baydemir'in Başbakan'a ve hükümete ''meşe ağacından''
bahsederek hakaret ettiğini ifade etti. Vural, ''Hakaretlere 11 ay tahammül
edilmiştir. Meşe ağacının dalları 11 ay sonra Sayın Başbakan'ın aklına
gelebilmiştir. MHP ve Genel Başkanına karşı şahin olan Sayın Başbakan BDP'ye,
İmralının avukatlarına karşı güvercindir'' görüşünü dile getirdi.

Kütahya'da ''bir ülküdaşlarının terör örgütü ile bağlantılı bir saldırı
sonucu şehit edildiğini'' ifade eden Vural, olaylar sırasında 3 gün boyunca
tedbir alınmadığını, hükümetin duyarlı olması gerektiğini kaydetti.

Vural, ''Üniversiteler huzur yeri olmalıdır. MHP olarak kardeşliğimizi
fitne ve fesatla birbirine vurdurmak isteyen zihniyet karşısında uyanık olmaya,
tehlikeli provokasyonların parçası olmamaya kararlı olduğumuzu ifade etmek
istiyorum'' diye konuştu.

Vural, bazı bakanların yurtdışında gelen heyetler ile sohbetlerini de
eleştirerek, ''ABD'den gelen Kızılderilere Sayın Başbakan Tommiks, Teksas
okumalarını önermiş. Tommiks, Teksas ile devlet yönetiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti
devletinin böyle bir konuma düşürülmesinden üzüntü duyduğumu ifade etmek
istiyorum. Allah bilir Konyakçı ile ilgili de başka yerlerde muhabbet yapıyor
olabilirler. Evlere şenlik'' dedi.

Sipahi de TBMM Genel Kurulunda İzmir'in Foça ilçesi Kozbeyli köyünde 1638
yılında yapılmış bir caminin satışa çıkarıldığını dile getirdiğini, AK Parti
İzmir Milletvekili Taha Aksoy'un ise ''böyle bir şey olmadığını'' söylediğini
kaydetti.

Sipahi, İzmir Defterdarlık Birliği Emlak Dairesi Başkanlığının satışa
çıkarmaya ilişkin belgesi olduğunu belirttiği bir belgeyi basın mensuplarına
dağıttı.

Soruları da yanıtlayan Vural, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun
''dansöz olarak karikatürize edilmesi'' ile ilgili bir soruya karşılık, ''basın
özgürlüğünün hakarete varacak şekilde kullanılmaması gerektiğini'' söyledi.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu'nun görevden alınması ile ilgili
soruya karşılık da Vural, ''Kendi isteğiyle ayrıldığı söyleniyor. Saygın bir
anlayışla görev yapmıştır. Perde arkası nasıl gelişmiştir? Bunu daha sonra
değerlendirmemiz mümkündür. Ama böyle bir kişinin Diyanet İşleri Başkanı
olmasından rahatsızlık duyan kimse yoktu. Kendisine teşekkür ediyoruz'' diye
konuştu.

Oktay Vural, TBMM Genel Kurulunda ''Hacda olan bazı AK Partili
milletvekilleri adına oy kullanıldığı'' iddiasının anımsatılması üzerine de,
olmayan bir kimsenin yerine oy kullanmanın milletvekiline ve Meclis'in
güvenirliğine darbe vuracağını kaydetti. Vural, ''Gücü eline geçirenin bunu nasıl
kullandığını göstermesi bakımından son derece önemlidir. Bu milletvekili bir
başkasının yerine imza atmak suretiyle milleti kandırıyor. Meclisi yöneten
Başkanvekilinin bunu kontrol etmesi gerekiyor. Meclis, AKP grubu gibi
yönetiliyor. Başkasının yerine sahte imza atıyorlar. Allah bizi korusun. Böyle
devlet yönetilmez. Bakkal dükkanı bile böyle yönetilmez'' dedi.

''Cezai müeyyidesi var mı?'' sorusuna karşılık da Vural, ''Sahtekarlık
değil mi bu. Sahtekarlık, kalpazanlığa giriyor bu'' dedi.

Anayasa Mahkemesi üyesi seçilirken ''oy veren milletvekillerinin
seçtikleri kişinin resmini bile görmediklerini'' öne süren Vural, ''Berber
Hicabi'yi getirsek Allah bilir onu seçeceklerdi'' görüşünü dile getirdi. (16:02)