2009-05-08 - 13:00
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, Parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, Genelkurmay eski Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın özel bir televizyon kanalında yaptığı açıklamaları, ''Bazı insanların konuşma hakkı yoktur, yapmak zorundasınızdır. Eski Genelkurmay Başkanı çok önemli şeyler söyledi. Ama dün bu konuların takipçisi olma görevlisiydi. O zaman 'bu görevinizi yapmadınız' mı diye sorarlar. Dolayısıyla biz Sayın Büyükanıt'ın söylediklerinden çok, tavrını doğru bulmadık'' şeklinde değerlendirdi.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır,TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Çevre ve Orman Bakanlığı
tarafından orman yangınları için ''yangın söndürme helikopterleri ile hava
araçlarının kiralanması'' konusunda yapılan ihaleyi gündeme getirdi.
Türkiye'deki orman alanlarının yüzde 58'inin yangın riski ile karşı
karşıya olduğuna dikkati çeken Şandır, yılda ortalama 11 bin hektar orman
alanının kül olduğunu söyledi. Orman yangınlarına karşı gerekli tedbirlerin tam
olarak alınmadığını savunan Şandır, ülke kaynaklarının yanlış kullanıldığını
ileri sürdü.
-''5 YIL İÇİN YAKLAŞIK MALİYET 400 MİLYON DOLAR''-
MHP Adana Milletvekili Kürşat Atılgan da Çevre ve Orman Bakanlığı Orman
Genel Müdürlüğünün ''orman yangınlarıyla mücadele etmek'' amacıyla 5 yıl için 13
helikopter ve 7 yıl süreyle 4 amfibi uçağın kiralanması için hizmet alım
ihalelerini 15-19 Ocak 2009 tarihlerinde yaptığını anımsattı.
Daha önce Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'na soru önergesi
yönelttiğini hatırlatan Atılgan, Bakan Eroğlu'nun önergeyi yanıtlarken,
kiralanan helikopter ve uçaklara son 10 yılda verilen saatlik kira bedellerindeki
artışları açıkladığını söyledi. Atılgan, buna göre, 1998 yılında bir helikoptere
bir saatlik uçuş bedeli karşılığında 1600 dolar kira beldeli ödenirken, 2007
yılında 3081 dolar, 2008 yılında da 7995 dolar kira bedeli ödendiğini anlattı.
Atılgan, ''1998'de saat başına kiralama ücreti KDV hariç 1600 dolardır.
Bu bedel, 2008 yılına kadar daha düşük bir artışla seyretmekte iken, 2008 yılında
yaklaşık 2,5 kat artarak 8 bin dolara kadar ulaşmıştır. Bu sene başında yapılan
ihalenin rakamlarına baktığımızda ise 5 yıllık kiralama için 13 helikopterin
bedeli KDV hariç 125 milyon 168 bin 963 doları ve 7 yıllık kiralama için 4 uçağın
kiralama bedeli KDV hariç 53 milyon 418 bin 750 avro olarak belirlenmiş. Bu
rakamların üzerine üçte iki oranındaki opsiyonel teklifi de ilave ettiğimiz zaman
-ki o da yaklaşık 200 milyondur- bu kiralama ihalesinin bedeli önümüzdeki 5 yıl
için yaklaşık 400 milyon doları bulan bir maliyet ortaya çıkarmaktadır'' diye
konuştu..
İhalesi yapılan bu helikopterlerin her yıl sadece 4,5 aylık süre için
kiralandığına işaret eden Atılgan, Türkiye'nin kendi filosunu oluşturması
durumunda kalan 7-8 aylık sürede de bu helikopterlerin diğer maksatlarla
kullanılabileceğini ifade etti.
Atılgan, ''Türkiye kendi helikopter ve uçak filosunu kurup, önümüzdeki 40
yılı kurtarabilir. Bizim 40 yılda kiralama bedeli ile vereceğimiz paraların
toplamı ise 2 milyar doları bulacaktır'' dedi.
-BÜYÜKANIT'IN AÇIKLAMALARI-
Daha sonra gazeteciler, MHP Grup Başkanvekili Şandır'a, eski Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın bir televizyon kanalında yaptığı
açıklamaları sordu. Şandır, soruları, ''Bazı insanların konuşmak hakkı yoktur,
yapmak zorundadırlar. Eski Genelkurmay Başkanı çok önemli şeyler söyledi. Ama dün
bu konuların takipçisi olma görevlisiydi. O zaman 'görevinizi yapmadınız' mı
diye sorarlar? Biz, Sayın Büyükanıt'ın söylediklerini değerlendirmekten çok,
tavrını doğru bulmadık'' diye yanıtladı.
MHP'li Atılgan da Büyükanıt'ın 27 Nisan Bildirisi ile ilgili sorularına,
''Diyorsa ki 'ben yazdım', münferit yazdığı belli oluyor. Türk Silahlı
Kuvvetlerinde genelde münferit olarak bir olay, Genelkurmay Başkanı da olsa
topluma deklare edilmez. Olayın önü, arkası karargahta kuvvet komutanlarıyla ne
tür tepkiler doğuracağı tartışılır ve ondan sonra topluma deklare edilir. Kişisel
olarak 'e-bildiri' şeklinde yaptıysa yanlıştır. Özünde de yanlıştır. Milletin
iradesine herkesin saygı göstermesi gerekir'' karşılığını verdi.
-''PKK İSTİYOR, BARZANİ İSTİYOR''-
Gazetecilerin, Mardin'de yaşanan olaydan sonra koruculuk sisteminin
tartışıldığını anımsatması üzerine de Şandır, şunları söyledi:
''Koruculuk, ülkenin güvenliği ile ilgili bir konudur. Ülkenin
güvenliğini korumakla görevli olan devlet birimleri zamanında, bu koruculuk
sistemini gerekli görerek kurdu ve yapılandırdı. Koruculuk sistemi, bölücü teröre
karşı çok olumlu işler yaptı ve yaklaşık 1500 korucu da bu uğurda şehit oldu.
Mardin'de yaşanan olay çok acı. Ancak, bu olaydan hareketle koruculuk
sistemini tartışmaya açmak, bölücü terörü cesaretlendirir. Bu, bölücü teröre güç
verir ve mücadeleyi zaafa uğratır. Eksiği varsa, bunlar düzeltilir ve bu konuda
da tedbir alma sorumlusu da siyasi iktidardır. Mardin'de koruculardaki silahların
kullanılmış olması çok yanlıştır ve suçtur. Ancak, koruculuğun kaldırılmasını PKK
istiyor, Barzani istiyor. Koruculuğun kaldırılmasına Mardin olayını gerekçe
göstermek doğru bir yaklaşım olamaz.''
Kürşat Atılgan da koruculuk sistemine PKK'nın ve siyasi yandaşlarının
başından beri karşı olduğuna dikkati çekerek, koruculuğun ülke güvenliği için
önemli bir unsur olduğunu savundu. PKK'nın koruculara karşı çok ciddi saldırılar
yapıtığını hatırlatan Atılgan, ''Mardin olayını bahane ederek, koruculuk
sistemine saldıranların asli görevi, ülkeyi bölmeye yemin etmiş olanlara yardım
etmektir. Hala koruculuk sisteminin ülke savunmasında önemli görevleri vardır'' diye konuştu.
tarafından orman yangınları için ''yangın söndürme helikopterleri ile hava
araçlarının kiralanması'' konusunda yapılan ihaleyi gündeme getirdi.
Türkiye'deki orman alanlarının yüzde 58'inin yangın riski ile karşı
karşıya olduğuna dikkati çeken Şandır, yılda ortalama 11 bin hektar orman
alanının kül olduğunu söyledi. Orman yangınlarına karşı gerekli tedbirlerin tam
olarak alınmadığını savunan Şandır, ülke kaynaklarının yanlış kullanıldığını
ileri sürdü.
-''5 YIL İÇİN YAKLAŞIK MALİYET 400 MİLYON DOLAR''-
MHP Adana Milletvekili Kürşat Atılgan da Çevre ve Orman Bakanlığı Orman
Genel Müdürlüğünün ''orman yangınlarıyla mücadele etmek'' amacıyla 5 yıl için 13
helikopter ve 7 yıl süreyle 4 amfibi uçağın kiralanması için hizmet alım
ihalelerini 15-19 Ocak 2009 tarihlerinde yaptığını anımsattı.
Daha önce Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'na soru önergesi
yönelttiğini hatırlatan Atılgan, Bakan Eroğlu'nun önergeyi yanıtlarken,
kiralanan helikopter ve uçaklara son 10 yılda verilen saatlik kira bedellerindeki
artışları açıkladığını söyledi. Atılgan, buna göre, 1998 yılında bir helikoptere
bir saatlik uçuş bedeli karşılığında 1600 dolar kira beldeli ödenirken, 2007
yılında 3081 dolar, 2008 yılında da 7995 dolar kira bedeli ödendiğini anlattı.
Atılgan, ''1998'de saat başına kiralama ücreti KDV hariç 1600 dolardır.
Bu bedel, 2008 yılına kadar daha düşük bir artışla seyretmekte iken, 2008 yılında
yaklaşık 2,5 kat artarak 8 bin dolara kadar ulaşmıştır. Bu sene başında yapılan
ihalenin rakamlarına baktığımızda ise 5 yıllık kiralama için 13 helikopterin
bedeli KDV hariç 125 milyon 168 bin 963 doları ve 7 yıllık kiralama için 4 uçağın
kiralama bedeli KDV hariç 53 milyon 418 bin 750 avro olarak belirlenmiş. Bu
rakamların üzerine üçte iki oranındaki opsiyonel teklifi de ilave ettiğimiz zaman
-ki o da yaklaşık 200 milyondur- bu kiralama ihalesinin bedeli önümüzdeki 5 yıl
için yaklaşık 400 milyon doları bulan bir maliyet ortaya çıkarmaktadır'' diye
konuştu..
İhalesi yapılan bu helikopterlerin her yıl sadece 4,5 aylık süre için
kiralandığına işaret eden Atılgan, Türkiye'nin kendi filosunu oluşturması
durumunda kalan 7-8 aylık sürede de bu helikopterlerin diğer maksatlarla
kullanılabileceğini ifade etti.
Atılgan, ''Türkiye kendi helikopter ve uçak filosunu kurup, önümüzdeki 40
yılı kurtarabilir. Bizim 40 yılda kiralama bedeli ile vereceğimiz paraların
toplamı ise 2 milyar doları bulacaktır'' dedi.
-BÜYÜKANIT'IN AÇIKLAMALARI-
Daha sonra gazeteciler, MHP Grup Başkanvekili Şandır'a, eski Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın bir televizyon kanalında yaptığı
açıklamaları sordu. Şandır, soruları, ''Bazı insanların konuşmak hakkı yoktur,
yapmak zorundadırlar. Eski Genelkurmay Başkanı çok önemli şeyler söyledi. Ama dün
bu konuların takipçisi olma görevlisiydi. O zaman 'görevinizi yapmadınız' mı
diye sorarlar? Biz, Sayın Büyükanıt'ın söylediklerini değerlendirmekten çok,
tavrını doğru bulmadık'' diye yanıtladı.
MHP'li Atılgan da Büyükanıt'ın 27 Nisan Bildirisi ile ilgili sorularına,
''Diyorsa ki 'ben yazdım', münferit yazdığı belli oluyor. Türk Silahlı
Kuvvetlerinde genelde münferit olarak bir olay, Genelkurmay Başkanı da olsa
topluma deklare edilmez. Olayın önü, arkası karargahta kuvvet komutanlarıyla ne
tür tepkiler doğuracağı tartışılır ve ondan sonra topluma deklare edilir. Kişisel
olarak 'e-bildiri' şeklinde yaptıysa yanlıştır. Özünde de yanlıştır. Milletin
iradesine herkesin saygı göstermesi gerekir'' karşılığını verdi.
-''PKK İSTİYOR, BARZANİ İSTİYOR''-
Gazetecilerin, Mardin'de yaşanan olaydan sonra koruculuk sisteminin
tartışıldığını anımsatması üzerine de Şandır, şunları söyledi:
''Koruculuk, ülkenin güvenliği ile ilgili bir konudur. Ülkenin
güvenliğini korumakla görevli olan devlet birimleri zamanında, bu koruculuk
sistemini gerekli görerek kurdu ve yapılandırdı. Koruculuk sistemi, bölücü teröre
karşı çok olumlu işler yaptı ve yaklaşık 1500 korucu da bu uğurda şehit oldu.
Mardin'de yaşanan olay çok acı. Ancak, bu olaydan hareketle koruculuk
sistemini tartışmaya açmak, bölücü terörü cesaretlendirir. Bu, bölücü teröre güç
verir ve mücadeleyi zaafa uğratır. Eksiği varsa, bunlar düzeltilir ve bu konuda
da tedbir alma sorumlusu da siyasi iktidardır. Mardin'de koruculardaki silahların
kullanılmış olması çok yanlıştır ve suçtur. Ancak, koruculuğun kaldırılmasını PKK
istiyor, Barzani istiyor. Koruculuğun kaldırılmasına Mardin olayını gerekçe
göstermek doğru bir yaklaşım olamaz.''
Kürşat Atılgan da koruculuk sistemine PKK'nın ve siyasi yandaşlarının
başından beri karşı olduğuna dikkati çekerek, koruculuğun ülke güvenliği için
önemli bir unsur olduğunu savundu. PKK'nın koruculara karşı çok ciddi saldırılar
yapıtığını hatırlatan Atılgan, ''Mardin olayını bahane ederek, koruculuk
sistemine saldıranların asli görevi, ülkeyi bölmeye yemin etmiş olanlara yardım
etmektir. Hala koruculuk sisteminin ülke savunmasında önemli görevleri vardır'' diye konuştu.
