2022-06-01 - 23:59
TBMM Dijital Mecralar Komisyonunda, sosyal medya ve internet haberciliğine ilişkin düzenlemeleri içeren Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi benimsendi.
TBMM Dijital Mecralar Komisyonu, AK Parti Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman başkanlığında toplandı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, komisyonda yaptığı sunumda, dijital mecralar alanının gelinen noktada önemli bir fırsat olduğunu, ancak her fırsat başlığının bir de tehdit ve risk tarafının olduğunu söyledi.
Bakanlık olarak dijital mecralar alanını hem tehditler hem de fırsatlar bakımından değerlendirdiklerini ifade eden Yanık, "Bizim dijital medyanın ya da dijital ağların varlığını inkar etme gibi bir lüksümüz yok. Realite olarak hayatımızın tam ortasında duruyor. Dolayısıyla bu realiteyi çocukların, kadınların, ailenin faydasına nasıl kullanırız, nasıl tehlikesiz kılarız bunun çalışmasını yapmamız gerekiyor. Bizim yaklaşımımız fırsatları kullanalım, tehditler bakımından risk gruplarını koruyalım şeklindedir." diye konuştu.
Yanık, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de internet kullanıcı sayısının hızlı bir şekilde arttığını, kadınlar ölçeğinde bakıldığında 2004 yılında internet kullanımının yüzde 12,1 iken 2021 itibarıyla yüzde 77,5'e yükseldiğini anımsattı. Bu oranın erkeklerde ise 2004'te yüzde 25,7 iken 2021 yılında yüzde 87,1'e yükseldiğini vurgulayan Yanık, meselenin ne kadar önemli ve ciddiye alınması gerektiği gerçeğinin karşılarına çıktığını dile getirdi.
Teknoloji ve internetin barındırdığı riskleri gidermeye çalışırken, bu araçların doğru kullanımının bilgisini verme noktasında hedef gruplara yönelik çalışmalarının titizlikle sürdüğüne işaret eden Yanık, şunları kaydetti:
"Koruyucu, önleyici hizmetler kapsamında eğitim ve farkındalık çalışmaları yapıyoruz. Çocuklarımızın dijital risklerden korunması amacıyla özellikle bakanlığımıza bağlı özel kreş ve gündüz bakım evlerinden hizmet alan ebeveynler ile kreş ve bakımevi çalışanlarına, bilişim teknolojileri ve internetin bilinçli kullanımı başlıklı eğitimler düzenledik ve bu eğitimler uzun yıllardır devam ediyor. Risk gruplarına verilen eğitimlerde madde bağımlılığı kadar çocuk ve gençler üzerinde yıkıcı etkisi olabilen, bugünden sonra artık bir dijital bağımlılık meselesini de gündemimize alıp bununla alakalı çalışma yapma gerçeğinin de farkındayız.
Bununla ilgili çalışmalarımızı yürütüyoruz. Sosyal medya çalışma grubumuz ile 7 gün 24 saat esasına dayalı bir faaliyetimiz de mevcut. Burada yapılan tespitler üzerine müdahale sürecinde BTK, Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve RTÜK bu anlamdaki en önemli paydaşlarımızdandır. 2019 yılından bu yana bin 519 içeriğe müdahale etmişiz. Kurumlar arası iş birliğiyle çocuklar için zararlı olabilecek içeriklere müdahale ediliyor. Burada çocuğun gelişimini olumsuz etkileme, kişisel bilgilerin ifşası, istismar edildiği içerikler, ikincil örselenmesine sebep olabilecek içerikler ve çocuğun unutulma hakkının ihlali gibi başlıkları özellikle takip ediyor ve bu konudaki çalışmaları yürütüyoruz."
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Yanık, 84 milyonun kendini güven içinde hissedeceği, mutlu, refah içerisinde yaşayacağı bir topluma hizmet etmeyi amaçladıklarını vurguladı.
Bakanlık olarak çocuklar ve kadınlar noktasında kendilerini rahatsız eden bazı durumların var olduğuna değinen Yanık, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sosyal medya platformlarında paylaşılan bir içeriğin 10 saniyede dünyanın her tarafında görüntülenmesi mümkün haldedir. Dolayısıyla erişimin hızı ve imkanı çok kolay. Zararlı içeriklerin çocuklara aynı hızla eriştiğini düşündüğümüzde bundan rahatsız olmamak ve bunun kaygısını duymamak mümkün değil. Sosyal medya platformları bütün hukuk normlarında, bütün kurallardan azade herkesin adeta bir agora meydanı gibi kullanabileceği platform olarak yorumlanıyor. Böyle olmadığı çok açık. Sosyal medyada da insanların kişilik hak ve özgürlüklerinin, kişilik haklarının olduğu, buralarda da kişilik haklarının ihlal edilmemesi gerektiği, buralarda da temel hak ve özgürlüklerin korunması gerektiği, buralarda da insanların ifade özgürlüğünün korunması ama ifade özgürlüğünün sınırlarının da çizilmesi gerektiği unutulmamalıdır.
Biz çocuklarla ve kadına yönelik şiddet, kadın haklarının korunması, kadınların güçlendirilmesi, kadınların sosyal, siyasal, ekonomik hayata katılımı gibi temel meselelerde geleceğe bir dil bırakma kaygısıyla hareket ediyor, yaptırım uygulama hakkına sahip kuruluşları harekete geçiriyoruz. Son zamanlarda ebeveynin çocuğu bir ticari ürün gibi pazarladığı sayfalar var. Bu bir istismardır, en iyi ihtimalle ihmaldir. Birini yakalıyoruz, kapattırıyoruz 10 dakika sonra yeni sayfa açıp paylaşımlarına devam ediyor. Burada asıl mesele bir farkındalık oluşturmak. Toplumun çocuğa, insana bakışını, bu anlamda yeni araçları nasıl kullanması gerektiği bilgisine sahip olması gerekiyor."
Komisyon Başkanı, AK Parti Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, dezenformasyonun küresel sorun olduğuna işaret etti.
TBMM'de her fikrin dile getirilmesi, tartışılması gerektiğini belirten Yayman, komisyonda da her fikirden insanı dinlediklerini ve katkılarını aldıklarını anlattı. Yayman, tali komisyon olarak görevlendirildikleri komisyonda, teklifin tartışılacağını, her fikre açık olduklarını vurguladı.
Sosyal ağlar konusunun, dünyadaki en önemli meselelerden biri haline geldiğine dikkati çeken Yayman, "Komisyonumuza gelen her temsilci, her konuşmacı dezenformasyon kavramını farklı tanımlasa da dezenformasyonla mücadele konusunda farklı fikirleri dile getirse de herkesin ortak kanaati; bu konularla ilgili bir hukuksal, yönetsel çerçevenin yapılması hususudur." dedi.
Komisyonda, milletin, memleketin, demokrasinin faydasına bir fikir ortaya çıkarsa, o fikre sahip çıktıklarını dile getiren Yayman, şunları kaydetti:
"Bu meseleyi ele alırken biz kendimize Avrupa Birliği müktesebatını referans aldık. Özellikle Almanya, Fransa, Londra ve Amerika'da hangi düzenlemeler yapılmış, dikkatli bir şekilde ele aldık. Biz meseleyi olabildiği kadar çerçeveye alarak, daraltarak yol almak istiyoruz. Sosyal ve dijital ağlarda istismar, ırkçılık, siber faşizm, ergen mobbingi, kadın-çocuk istismarı, şiddet, uyuşturucu ticareti, dine hakaret, nefret suçlarının işlenmesi, veri mahremiyetinin sağlanması, ötekileştirme gibi kavramlar konusunda bir hassasiyetimiz var. Bu kavramlar bizim kırmızı çizgimiz oldu."
Dezenformasyon teklifinin görüşülmesi konusunda dezenformasyon yapılmasına karşı çıktıklarını belirten Yayman, bu konunun siyaset, partiler üstü bir mesele olduğuna işaret etti.
Yayman, ulus aşırılaşan ağların TBMM, Türkiye siyaseti ve Türk demokrasisini rehin almasına karşı olduklarını, sosyal ağların demokrasiler üzerinde giyotine dönüşmesini asla tasvip etmediklerini vurguladı.
CHP ve HDP milletvekillerince, teklifin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla TBMM İçtüzüğü uyarınca görüşülmeden "ret" edilmesi için iki önerge verildi.
Önerge üzerine söz alan CHP İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel, AK Parti'nin, kanun teklifini kapalı kapılar ardında hazırladığını savundu.
Alt komisyon oluşturulmasını ve kurumların temsilcilerinin dinlenmesini isteyen Adıgüzel, kanun teklifinin Anayasa'ya aykırı olup olmadığına bakılması gerektiğini vurguladı.
HDP Ağrı Milletvekili Abdullah Koç ise teklif hazırlanırken birçok ilgilinin, muhalefetin fikirlerinin alınmadığını, kanun teklifinin topluma dayatıldığını ileri sürdü.
Teklifin iki maddesi dışındaki maddelerinin Anayasa'ya aykırı olduğunu savunan Koç, teklifin yasalaşması halinde haber alma hürriyetinin yok edileceğini iddia etti.
Konuşmaların ardından Yayman, önergeleri oylamaya sundu, önergeler "ret" edildi.
Teklifin imza sahiplerinden MHP İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, kanun teklifinin hazırlık çalışmalarında, mevzuatla ilgili kamu kurumları, sivil toplum örgütlerinin ihtiyaç ve önerilerinin alındığı bir dizi toplantılar yapıldığını aktardı.
Yıldız, yapılan ayrıntılı değerlendirmeler sonunda; dezenformasyon, yalan haberin üretilmesi ve yayılmasının birey ve toplum iradesini ipotek altına alan, vatandaşların gerçek bilgiye ulaşma imkanını engelleyen ciddi bir tehdit haline geldiği noktasında hemfikir olunduğunu vurguladı. Yıldız, mevzuattaki boşlukları gidermek amacıyla dezenformasyonla mücadele amaçlı Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ni hazırladıklarını bildirdi.
Sosyal ağ sağlayıcıların veya dijital dünyanın arka planında rol alan diğer aktörlerin, geniş çaplı kullanıcı sayıları ile kullanıcı verilerinden yararlanarak elde ettikleri milyarlarca dolar gelire veya özel bilgiye rağmen, temel hakların korunması için ihtiyaç duyulan önleyici ve koruyucu mekanizmaları geliştirmediklerini vurgulayan Yıldız, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Temel hak ve özgürlükleri korumak devletin görevidir. Dinamik olan bu süreci yönetebilmek için bu alanda yeni düzenlemeler yapılmasına ihtiyaç olduğu muhakkaktır. İnternet ortamının ulusal sınır tanımayan olgusu, hızlı erişim ve geniş paylaşım kolaylığı sağlaması, çok değişkenli ve dinamik küresel ağ yapısı nedeniyle kötü niyetli kullanıcıların kimliklerini gizleyerek yasa dışı iş ve eylemlerini hayata geçirmesine fırsat tanıdığı bilinen bir gerçektir. Sahte isim ve hesaplarla yasa dışı içerik oluşturup paylaşma, farklı siyasi düşüncedeki kişilere, herhangi bir alanda rakip olarak gördüklerine, farklı dinlere veya milletlere yönelik küfür, iftira veya hakaret etmek, karalamak ya da itibarsızlaştırmak amacıyla kullanıldığı durumlarda yeni düzenlemeler yapılması gereklidir. Gelişen teknoloji ile birlikte dezenformasyonun vardığı nokta, temel hak ve özgürlükleri korumak adına bu tehditle mücadele etmeyi zorunlu kılmıştır."
Teklifin ilk imza sahiplerinden AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir, internet, haber ve bilgiye erişim kolaylaştıkça, hızlandıkça buna bağlı olarak sosyal medya kullanımının da arttığını belirtti.
Bu artışın yeni ve farklı sosyal medya platformlarının oluşmasına, insanların zamanının büyük bölümünü bu platformlarda geçirmesine neden olduğuna işaret eden Özdemir, dijital dünyanın insanların hayatında fazlasıyla etkili olmaya başladığını, sosyal medya platformlarının bu denli çeşitlenmesinin kişilerin sosyolojik ve hukuki problemle karşılaşmasını beraberinde getirdiğini söyledi.
Kişilik hakları ihlal edilen bireylerin Anayasal güvence altında olan haklarının korunması noktasında devletten beklenti içine girdiğine dikkati Özdemir, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Ülkemizde dijital dünyada vatandaşların karşılaştığı sorunları gerçek dünyada olduğu gibi çözebilmek adına söz konusu diğer ülke ve uluslararası kuruluş düzenlemelerini de dikkate alarak gerekli adımlar atmayı hedefledik. Bu adımların zemininde, özellikle ifade özgürlüğüne temas eden noktalarda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10'uncu maddesinin 1. ve 2. fıkralarındaki hükümler yer almaktadır. Ülkemiz, Anayasası'nın ilgili hükümleriyle tanınan ve koruma altına alınan temel hak ve özgürlükleri gerçek dünyada olduğu gibi dijital dünyada da korumayı amaçlamaktadır."
Teklifin geneli üzerindeki görüşmeler üzerine söz alan HDP Ağrı Milletvekili Abdullah Koç, teklifin torba kanun niteliğinde olduğunu, muhalefet ve meslek kuruluşlarından görüş alınmadığını savundu.
Türkiye'de birçok şeyin yasak olduğunu öne süren Koç, "Konserler yasak, tiyatrolar yasak. Eskişehir'de sokakta yoga yapmak yasak. Bunlara karşı direnecek, bunlara karşı sesini çıkarabilecek olan bir halktan bahsediyoruz. Nerede bunları dile getirecekler. Dolayısıyla, mevcut olan bir alanın daraltılıyor olması gerçekten kabul edilebilecek bir durum değildir." değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'de bir numaralı gündemin ekonomik kriz olduğunu öne süren Koç, eleştirilerinin dikkate alınmadığını söyledi. Görüşülen kanun teklifinin yeri ve zamanı olmadığını, gıda krizinin konuşulması gerektiğini söyleyen Koç'un görüşlerine AK Parti milletvekilleri tepki gösterdi. AK Parti ve HDP milletvekilleri arasında kısa süreli bir tartışma yaşandı.
CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan ise kanun teklifinin çağın ve geleceğin gereksinimlerini karşılamadığını savundu. CHP iktidara geldiğinde İletişim Başkanlığını kapatacaklarını söyleyen Özkan, basın kartını sendikaların vermesi gerektiğini ifade etti.
Gazetecilik mesleğinin özgürlük alanı olarak görülmesi gerektiğine dikkati çeken Tuncay, internetin suç kaynağı olarak görülmemesi, internetten yararlanmanın maksimum düzeye çıkarılması gerektiğini belirtti. Tuncay, internet sağlayıcıların ihtiyaçlarının giderilmesi gerektiğini vurguladı.
İktidarın teklifle "Gazeteci"yi yeniden tanımladığını, sendika, cemiyet, derneği dışladığını savunan Tuncay, "Bu teklifi çağdaş, dünyayı kucaklayacak bir şekle çevirelim, altına biz de imza atalım. Gelin hep beraber bir uzlaşı yaratalım." ifadesini kullandı.
İYİ Parti Ankara Milletvekili Ayhan Altıntaş, kanun teklifinin tek yönlü bakış açısı ile hazırladığını, genel gerekçelerine bakıldığında doğru önermelerden yola çıkılarak yanlış yargılara varıldığını savundu.
Türkiye'de "kişisel veriler korunsun" denildiğini ama operatörler yoluyla bu bilgilerin kayıt altında tutulduğunu söyleyen Altıntaş, "Bu yasa teklifi belli ki seçimlerde kullanılmak üzere hazırlanmış. İktidar milletvekili arkadaşlar inanmasalar da bir virgülü bile değiştiremeyeceklerini düşünüyorum. Eğer aksi düşünülüyorsa hemen oylama yapalım ve iki konuyu konuşalım. Bir, teklifi hemen geri çekelim ve tüm paydaşlarla yeni bir teklif hazırlayalım. İki, onu yapamıyorsak ve seçime endeksli olmadığını göstermek istiyorsak hemen anlaşalım yasanın yürürlük tarihini 1 Ocak 2024 yapalım." diye konuştu.
Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan, Türkiye'de 313 internet servis sağlayıcısı olduğunu, bu servis sağlayıcılarının belirli standartlara göre bütün işlemleri yaptığını kaydetti.
İletişim tespiti, dinlenmesi, sinyal bilgilerin değerlendirilmesi konularında Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun (BTK) yetkilendirildiğini aktaran Sayan, her türlü bilgi, belgenin yasalara ve mahkeme kararlarına göre alındığını belirtti.
BTK'nin kanunlar kapsamında verilen görevleri yerine getirdiğine dikkati çeken Sayan, komisyon üyelerini tüm sorularının cevabını alabilmesi için BTK'ye davet etti.
Onursal Adıgüzel'in "Türkiye'de 85 milyonun ya da A firmasından, B firmasından hizmet alacak bütün kullanıcıların kullanıcı adını, IP bilgisini, trafiğe başlama zamanını, trafik bitiş zamanını, hedef IP, indirilen veri miktarını ve yüklenen miktarını, ayrıca kimlik verilerini topla." şeklinde mahkeme kararının olup olmadığını sorması üzerine Sayan, "BTK'de veya bizde hiçbir şekilde algoritma veya profilleme olmamaktadır" dedi.
Sivil toplum örgütleri de komisyonda kanun teklifine ilişkin görüş ve önerilerini sundu.
Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Genel Başkanı Mehmet Nuri Kolaylı, 5. maddede görüşülen basın kartı hakkının geri alınması konusunun fikir işçileri açısından mağduriyet doğuracağını, Basın Kartı Komisyonu üyelerinden 5'inin İletişim Başkanlığı tarafından atanacak şekilde düzenlenmesini kabul etmediklerini belirtti.
Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkan Yardımcısı Şeyma Paşayiğit, Türkiye'de dezenformasyondan çok bilgilerin çarpıtılması veya gerçeklerin saklanması sorunu ile karşı karşıya kalındığını söyledi.
En çok endişelendikleri maddenin 29. madde olduğunu belirten Paşayiğit, "Gazetecilerin araştırdığı, verileri derlediği, taraflarla konuştuğu, alana giderek yaptığı haberler bile gerçek dışı olarak tanımlanıp dava konusu olabiliyor. O yüzden eğer konu gerçekten sosyal medya üzerindeki dezenformasyonu engellemek ise bu maddeyi geri çekmenizi ve ayrı bir şekilde konunun paydaşlarıyla değerlendirilmesini talep ediyoruz." ifadesini kullandı.
Parlamento Muhabirleri Derneği Başkanı Kemal Aktaş ise kanun teklifinin bu şekli ile yasalaşması halinde internet ve sosyal medyanın bir kontrol ve ceza platformu haline dönüşmesinin kaçınılmaz olduğunu öne sürdü.
Dezenformasyonla mücadelenin siyasi güç ve mevzi kazanmak gibi bir amaca hizmet etmemesi gerektiğini söyleyen Aktaş, "Kamu barışını sağlamak adına belki de öncelikle belli siyasi ve güç odakları tarafından komuta edilen trol ordularını lağvedip, savaş baltalarını gömmek bugünü ve geleceği kurtarmak adına en doğru yol olacaktır." dedi.
Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Aydın Şerbetçioğlu da zor şartlarda yayınlarına devam etmeye çalışan radyo televizyon kuruluşlarının resmi ilanlara ihtiyacı olduğunu, ilgili kanun maddelerine "radyo ve televizyonlar" ibaresinin de eklenmesini istedi.
Bilgisayar Mühendisleri Odası Başkanı Cem Nuri Aldaş'ın konuşmasında kullandığı "'Camide bira içtiler, Kabataş'ta gelinimi dövdüler' gibi haberler hiçbir zaman yalan haber, dezenformasyon sınıfına girmiyor." sözleri üzerine komisyon başkanı Yayman, "Lütfen temiz bir dille konuşalım, sataşmaya mahal vermeyelim." uyarısında bulundu. AK Parti milletvekillerinin de Aldaş'ın sözlerine tepki göstermesi ve Yayman'ın süresinin dolduğu gerekçesiyle mikrofonunu kapattırması üzerine HDP ve CHP milletvekilleri, Aldaş'a "sansür uygulandığını, konuşmasının kesildiği"ni savundu. CHP ve HDP milletvekilleri ile AK Parti milletvekilleri arasındaki tartışmanın uzaması nedeniyle Yayman, görüşmelere 5 dakika ara verdi.
Teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmasının ardından maddelerin görüşülmesine geçildi.
Teklif sahipleri, 5. maddedeki "Basın İlan Kurumu, internet haber sitesi vasfının kazanılmadığının tespiti amacıyla İstanbul asliye ceza mahkemesine başvurabilir" ifadesindeki "İstanbul" ibaresinin çıkarılacağını ve 7. maddede ise "internet haber sitesinde tekziplerin ana sayfada bir hafta değil 24 saat süreyle yayınlanıp sonra arka sayfalara alınabileceği" şeklinde düzeltme yapılacağını belirtti.
Teklif sahipleri, 8. maddedeki "teslim ve muhafaza yükümlülüğüne uymayan haber siteleri 300 milyon lira-1 milyar lira arası cezalandırılır" hükmünün eski para birimi kullanıldığı için güncelleneceğini, 9. maddedeki internet haber sitelerinde dava açma süreleriyle ilgili belirtilen "özel zaman aşımı süreleri" kısmı yerine "genel dava zaman aşımı süreleri" ifadesinin kullanılacağını, 11. maddenin f bendinde yer alan "Cumhurbaşkanı kararıyla tespit edilen" ifadesinin ise çıkarılacağını söyledi.
29. madde üzerine söz alan CHP Muğla Milletvekili Burak Erbay'ın konuşmasındaki "gençlerin umudunu çalıyorsunuz" sözü üzerine AK Parti ile CHP milletvekilleri arasında tartışma çıktı.
Teklif sahibi AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Özdemir, 29. ve 30. madde üzerinde değişiklik yapılma konusunun görüşülebileceğini ifade etti.
Görüşmelerin ardından Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi benimsendi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, komisyonda yaptığı sunumda, dijital mecralar alanının gelinen noktada önemli bir fırsat olduğunu, ancak her fırsat başlığının bir de tehdit ve risk tarafının olduğunu söyledi.
Bakanlık olarak dijital mecralar alanını hem tehditler hem de fırsatlar bakımından değerlendirdiklerini ifade eden Yanık, "Bizim dijital medyanın ya da dijital ağların varlığını inkar etme gibi bir lüksümüz yok. Realite olarak hayatımızın tam ortasında duruyor. Dolayısıyla bu realiteyi çocukların, kadınların, ailenin faydasına nasıl kullanırız, nasıl tehlikesiz kılarız bunun çalışmasını yapmamız gerekiyor. Bizim yaklaşımımız fırsatları kullanalım, tehditler bakımından risk gruplarını koruyalım şeklindedir." diye konuştu.
Yanık, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de internet kullanıcı sayısının hızlı bir şekilde arttığını, kadınlar ölçeğinde bakıldığında 2004 yılında internet kullanımının yüzde 12,1 iken 2021 itibarıyla yüzde 77,5'e yükseldiğini anımsattı. Bu oranın erkeklerde ise 2004'te yüzde 25,7 iken 2021 yılında yüzde 87,1'e yükseldiğini vurgulayan Yanık, meselenin ne kadar önemli ve ciddiye alınması gerektiği gerçeğinin karşılarına çıktığını dile getirdi.
Teknoloji ve internetin barındırdığı riskleri gidermeye çalışırken, bu araçların doğru kullanımının bilgisini verme noktasında hedef gruplara yönelik çalışmalarının titizlikle sürdüğüne işaret eden Yanık, şunları kaydetti:
"Koruyucu, önleyici hizmetler kapsamında eğitim ve farkındalık çalışmaları yapıyoruz. Çocuklarımızın dijital risklerden korunması amacıyla özellikle bakanlığımıza bağlı özel kreş ve gündüz bakım evlerinden hizmet alan ebeveynler ile kreş ve bakımevi çalışanlarına, bilişim teknolojileri ve internetin bilinçli kullanımı başlıklı eğitimler düzenledik ve bu eğitimler uzun yıllardır devam ediyor. Risk gruplarına verilen eğitimlerde madde bağımlılığı kadar çocuk ve gençler üzerinde yıkıcı etkisi olabilen, bugünden sonra artık bir dijital bağımlılık meselesini de gündemimize alıp bununla alakalı çalışma yapma gerçeğinin de farkındayız.
Bununla ilgili çalışmalarımızı yürütüyoruz. Sosyal medya çalışma grubumuz ile 7 gün 24 saat esasına dayalı bir faaliyetimiz de mevcut. Burada yapılan tespitler üzerine müdahale sürecinde BTK, Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve RTÜK bu anlamdaki en önemli paydaşlarımızdandır. 2019 yılından bu yana bin 519 içeriğe müdahale etmişiz. Kurumlar arası iş birliğiyle çocuklar için zararlı olabilecek içeriklere müdahale ediliyor. Burada çocuğun gelişimini olumsuz etkileme, kişisel bilgilerin ifşası, istismar edildiği içerikler, ikincil örselenmesine sebep olabilecek içerikler ve çocuğun unutulma hakkının ihlali gibi başlıkları özellikle takip ediyor ve bu konudaki çalışmaları yürütüyoruz."
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Yanık, 84 milyonun kendini güven içinde hissedeceği, mutlu, refah içerisinde yaşayacağı bir topluma hizmet etmeyi amaçladıklarını vurguladı.
Bakanlık olarak çocuklar ve kadınlar noktasında kendilerini rahatsız eden bazı durumların var olduğuna değinen Yanık, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sosyal medya platformlarında paylaşılan bir içeriğin 10 saniyede dünyanın her tarafında görüntülenmesi mümkün haldedir. Dolayısıyla erişimin hızı ve imkanı çok kolay. Zararlı içeriklerin çocuklara aynı hızla eriştiğini düşündüğümüzde bundan rahatsız olmamak ve bunun kaygısını duymamak mümkün değil. Sosyal medya platformları bütün hukuk normlarında, bütün kurallardan azade herkesin adeta bir agora meydanı gibi kullanabileceği platform olarak yorumlanıyor. Böyle olmadığı çok açık. Sosyal medyada da insanların kişilik hak ve özgürlüklerinin, kişilik haklarının olduğu, buralarda da kişilik haklarının ihlal edilmemesi gerektiği, buralarda da temel hak ve özgürlüklerin korunması gerektiği, buralarda da insanların ifade özgürlüğünün korunması ama ifade özgürlüğünün sınırlarının da çizilmesi gerektiği unutulmamalıdır.
Biz çocuklarla ve kadına yönelik şiddet, kadın haklarının korunması, kadınların güçlendirilmesi, kadınların sosyal, siyasal, ekonomik hayata katılımı gibi temel meselelerde geleceğe bir dil bırakma kaygısıyla hareket ediyor, yaptırım uygulama hakkına sahip kuruluşları harekete geçiriyoruz. Son zamanlarda ebeveynin çocuğu bir ticari ürün gibi pazarladığı sayfalar var. Bu bir istismardır, en iyi ihtimalle ihmaldir. Birini yakalıyoruz, kapattırıyoruz 10 dakika sonra yeni sayfa açıp paylaşımlarına devam ediyor. Burada asıl mesele bir farkındalık oluşturmak. Toplumun çocuğa, insana bakışını, bu anlamda yeni araçları nasıl kullanması gerektiği bilgisine sahip olması gerekiyor."
Komisyon Başkanı, AK Parti Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, dezenformasyonun küresel sorun olduğuna işaret etti.
TBMM'de her fikrin dile getirilmesi, tartışılması gerektiğini belirten Yayman, komisyonda da her fikirden insanı dinlediklerini ve katkılarını aldıklarını anlattı. Yayman, tali komisyon olarak görevlendirildikleri komisyonda, teklifin tartışılacağını, her fikre açık olduklarını vurguladı.
Sosyal ağlar konusunun, dünyadaki en önemli meselelerden biri haline geldiğine dikkati çeken Yayman, "Komisyonumuza gelen her temsilci, her konuşmacı dezenformasyon kavramını farklı tanımlasa da dezenformasyonla mücadele konusunda farklı fikirleri dile getirse de herkesin ortak kanaati; bu konularla ilgili bir hukuksal, yönetsel çerçevenin yapılması hususudur." dedi.
Komisyonda, milletin, memleketin, demokrasinin faydasına bir fikir ortaya çıkarsa, o fikre sahip çıktıklarını dile getiren Yayman, şunları kaydetti:
"Bu meseleyi ele alırken biz kendimize Avrupa Birliği müktesebatını referans aldık. Özellikle Almanya, Fransa, Londra ve Amerika'da hangi düzenlemeler yapılmış, dikkatli bir şekilde ele aldık. Biz meseleyi olabildiği kadar çerçeveye alarak, daraltarak yol almak istiyoruz. Sosyal ve dijital ağlarda istismar, ırkçılık, siber faşizm, ergen mobbingi, kadın-çocuk istismarı, şiddet, uyuşturucu ticareti, dine hakaret, nefret suçlarının işlenmesi, veri mahremiyetinin sağlanması, ötekileştirme gibi kavramlar konusunda bir hassasiyetimiz var. Bu kavramlar bizim kırmızı çizgimiz oldu."
Dezenformasyon teklifinin görüşülmesi konusunda dezenformasyon yapılmasına karşı çıktıklarını belirten Yayman, bu konunun siyaset, partiler üstü bir mesele olduğuna işaret etti.
Yayman, ulus aşırılaşan ağların TBMM, Türkiye siyaseti ve Türk demokrasisini rehin almasına karşı olduklarını, sosyal ağların demokrasiler üzerinde giyotine dönüşmesini asla tasvip etmediklerini vurguladı.
CHP ve HDP milletvekillerince, teklifin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla TBMM İçtüzüğü uyarınca görüşülmeden "ret" edilmesi için iki önerge verildi.
Önerge üzerine söz alan CHP İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel, AK Parti'nin, kanun teklifini kapalı kapılar ardında hazırladığını savundu.
Alt komisyon oluşturulmasını ve kurumların temsilcilerinin dinlenmesini isteyen Adıgüzel, kanun teklifinin Anayasa'ya aykırı olup olmadığına bakılması gerektiğini vurguladı.
HDP Ağrı Milletvekili Abdullah Koç ise teklif hazırlanırken birçok ilgilinin, muhalefetin fikirlerinin alınmadığını, kanun teklifinin topluma dayatıldığını ileri sürdü.
Teklifin iki maddesi dışındaki maddelerinin Anayasa'ya aykırı olduğunu savunan Koç, teklifin yasalaşması halinde haber alma hürriyetinin yok edileceğini iddia etti.
Konuşmaların ardından Yayman, önergeleri oylamaya sundu, önergeler "ret" edildi.
Teklifin imza sahiplerinden MHP İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, kanun teklifinin hazırlık çalışmalarında, mevzuatla ilgili kamu kurumları, sivil toplum örgütlerinin ihtiyaç ve önerilerinin alındığı bir dizi toplantılar yapıldığını aktardı.
Yıldız, yapılan ayrıntılı değerlendirmeler sonunda; dezenformasyon, yalan haberin üretilmesi ve yayılmasının birey ve toplum iradesini ipotek altına alan, vatandaşların gerçek bilgiye ulaşma imkanını engelleyen ciddi bir tehdit haline geldiği noktasında hemfikir olunduğunu vurguladı. Yıldız, mevzuattaki boşlukları gidermek amacıyla dezenformasyonla mücadele amaçlı Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ni hazırladıklarını bildirdi.
Sosyal ağ sağlayıcıların veya dijital dünyanın arka planında rol alan diğer aktörlerin, geniş çaplı kullanıcı sayıları ile kullanıcı verilerinden yararlanarak elde ettikleri milyarlarca dolar gelire veya özel bilgiye rağmen, temel hakların korunması için ihtiyaç duyulan önleyici ve koruyucu mekanizmaları geliştirmediklerini vurgulayan Yıldız, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Temel hak ve özgürlükleri korumak devletin görevidir. Dinamik olan bu süreci yönetebilmek için bu alanda yeni düzenlemeler yapılmasına ihtiyaç olduğu muhakkaktır. İnternet ortamının ulusal sınır tanımayan olgusu, hızlı erişim ve geniş paylaşım kolaylığı sağlaması, çok değişkenli ve dinamik küresel ağ yapısı nedeniyle kötü niyetli kullanıcıların kimliklerini gizleyerek yasa dışı iş ve eylemlerini hayata geçirmesine fırsat tanıdığı bilinen bir gerçektir. Sahte isim ve hesaplarla yasa dışı içerik oluşturup paylaşma, farklı siyasi düşüncedeki kişilere, herhangi bir alanda rakip olarak gördüklerine, farklı dinlere veya milletlere yönelik küfür, iftira veya hakaret etmek, karalamak ya da itibarsızlaştırmak amacıyla kullanıldığı durumlarda yeni düzenlemeler yapılması gereklidir. Gelişen teknoloji ile birlikte dezenformasyonun vardığı nokta, temel hak ve özgürlükleri korumak adına bu tehditle mücadele etmeyi zorunlu kılmıştır."
Teklifin ilk imza sahiplerinden AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir, internet, haber ve bilgiye erişim kolaylaştıkça, hızlandıkça buna bağlı olarak sosyal medya kullanımının da arttığını belirtti.
Bu artışın yeni ve farklı sosyal medya platformlarının oluşmasına, insanların zamanının büyük bölümünü bu platformlarda geçirmesine neden olduğuna işaret eden Özdemir, dijital dünyanın insanların hayatında fazlasıyla etkili olmaya başladığını, sosyal medya platformlarının bu denli çeşitlenmesinin kişilerin sosyolojik ve hukuki problemle karşılaşmasını beraberinde getirdiğini söyledi.
Kişilik hakları ihlal edilen bireylerin Anayasal güvence altında olan haklarının korunması noktasında devletten beklenti içine girdiğine dikkati Özdemir, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Ülkemizde dijital dünyada vatandaşların karşılaştığı sorunları gerçek dünyada olduğu gibi çözebilmek adına söz konusu diğer ülke ve uluslararası kuruluş düzenlemelerini de dikkate alarak gerekli adımlar atmayı hedefledik. Bu adımların zemininde, özellikle ifade özgürlüğüne temas eden noktalarda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10'uncu maddesinin 1. ve 2. fıkralarındaki hükümler yer almaktadır. Ülkemiz, Anayasası'nın ilgili hükümleriyle tanınan ve koruma altına alınan temel hak ve özgürlükleri gerçek dünyada olduğu gibi dijital dünyada da korumayı amaçlamaktadır."
Teklifin geneli üzerindeki görüşmeler üzerine söz alan HDP Ağrı Milletvekili Abdullah Koç, teklifin torba kanun niteliğinde olduğunu, muhalefet ve meslek kuruluşlarından görüş alınmadığını savundu.
Türkiye'de birçok şeyin yasak olduğunu öne süren Koç, "Konserler yasak, tiyatrolar yasak. Eskişehir'de sokakta yoga yapmak yasak. Bunlara karşı direnecek, bunlara karşı sesini çıkarabilecek olan bir halktan bahsediyoruz. Nerede bunları dile getirecekler. Dolayısıyla, mevcut olan bir alanın daraltılıyor olması gerçekten kabul edilebilecek bir durum değildir." değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'de bir numaralı gündemin ekonomik kriz olduğunu öne süren Koç, eleştirilerinin dikkate alınmadığını söyledi. Görüşülen kanun teklifinin yeri ve zamanı olmadığını, gıda krizinin konuşulması gerektiğini söyleyen Koç'un görüşlerine AK Parti milletvekilleri tepki gösterdi. AK Parti ve HDP milletvekilleri arasında kısa süreli bir tartışma yaşandı.
CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan ise kanun teklifinin çağın ve geleceğin gereksinimlerini karşılamadığını savundu. CHP iktidara geldiğinde İletişim Başkanlığını kapatacaklarını söyleyen Özkan, basın kartını sendikaların vermesi gerektiğini ifade etti.
Gazetecilik mesleğinin özgürlük alanı olarak görülmesi gerektiğine dikkati çeken Tuncay, internetin suç kaynağı olarak görülmemesi, internetten yararlanmanın maksimum düzeye çıkarılması gerektiğini belirtti. Tuncay, internet sağlayıcıların ihtiyaçlarının giderilmesi gerektiğini vurguladı.
İktidarın teklifle "Gazeteci"yi yeniden tanımladığını, sendika, cemiyet, derneği dışladığını savunan Tuncay, "Bu teklifi çağdaş, dünyayı kucaklayacak bir şekle çevirelim, altına biz de imza atalım. Gelin hep beraber bir uzlaşı yaratalım." ifadesini kullandı.
İYİ Parti Ankara Milletvekili Ayhan Altıntaş, kanun teklifinin tek yönlü bakış açısı ile hazırladığını, genel gerekçelerine bakıldığında doğru önermelerden yola çıkılarak yanlış yargılara varıldığını savundu.
Türkiye'de "kişisel veriler korunsun" denildiğini ama operatörler yoluyla bu bilgilerin kayıt altında tutulduğunu söyleyen Altıntaş, "Bu yasa teklifi belli ki seçimlerde kullanılmak üzere hazırlanmış. İktidar milletvekili arkadaşlar inanmasalar da bir virgülü bile değiştiremeyeceklerini düşünüyorum. Eğer aksi düşünülüyorsa hemen oylama yapalım ve iki konuyu konuşalım. Bir, teklifi hemen geri çekelim ve tüm paydaşlarla yeni bir teklif hazırlayalım. İki, onu yapamıyorsak ve seçime endeksli olmadığını göstermek istiyorsak hemen anlaşalım yasanın yürürlük tarihini 1 Ocak 2024 yapalım." diye konuştu.
Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan, Türkiye'de 313 internet servis sağlayıcısı olduğunu, bu servis sağlayıcılarının belirli standartlara göre bütün işlemleri yaptığını kaydetti.
İletişim tespiti, dinlenmesi, sinyal bilgilerin değerlendirilmesi konularında Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun (BTK) yetkilendirildiğini aktaran Sayan, her türlü bilgi, belgenin yasalara ve mahkeme kararlarına göre alındığını belirtti.
BTK'nin kanunlar kapsamında verilen görevleri yerine getirdiğine dikkati çeken Sayan, komisyon üyelerini tüm sorularının cevabını alabilmesi için BTK'ye davet etti.
Onursal Adıgüzel'in "Türkiye'de 85 milyonun ya da A firmasından, B firmasından hizmet alacak bütün kullanıcıların kullanıcı adını, IP bilgisini, trafiğe başlama zamanını, trafik bitiş zamanını, hedef IP, indirilen veri miktarını ve yüklenen miktarını, ayrıca kimlik verilerini topla." şeklinde mahkeme kararının olup olmadığını sorması üzerine Sayan, "BTK'de veya bizde hiçbir şekilde algoritma veya profilleme olmamaktadır" dedi.
Sivil toplum örgütleri de komisyonda kanun teklifine ilişkin görüş ve önerilerini sundu.
Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Genel Başkanı Mehmet Nuri Kolaylı, 5. maddede görüşülen basın kartı hakkının geri alınması konusunun fikir işçileri açısından mağduriyet doğuracağını, Basın Kartı Komisyonu üyelerinden 5'inin İletişim Başkanlığı tarafından atanacak şekilde düzenlenmesini kabul etmediklerini belirtti.
Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkan Yardımcısı Şeyma Paşayiğit, Türkiye'de dezenformasyondan çok bilgilerin çarpıtılması veya gerçeklerin saklanması sorunu ile karşı karşıya kalındığını söyledi.
En çok endişelendikleri maddenin 29. madde olduğunu belirten Paşayiğit, "Gazetecilerin araştırdığı, verileri derlediği, taraflarla konuştuğu, alana giderek yaptığı haberler bile gerçek dışı olarak tanımlanıp dava konusu olabiliyor. O yüzden eğer konu gerçekten sosyal medya üzerindeki dezenformasyonu engellemek ise bu maddeyi geri çekmenizi ve ayrı bir şekilde konunun paydaşlarıyla değerlendirilmesini talep ediyoruz." ifadesini kullandı.
Parlamento Muhabirleri Derneği Başkanı Kemal Aktaş ise kanun teklifinin bu şekli ile yasalaşması halinde internet ve sosyal medyanın bir kontrol ve ceza platformu haline dönüşmesinin kaçınılmaz olduğunu öne sürdü.
Dezenformasyonla mücadelenin siyasi güç ve mevzi kazanmak gibi bir amaca hizmet etmemesi gerektiğini söyleyen Aktaş, "Kamu barışını sağlamak adına belki de öncelikle belli siyasi ve güç odakları tarafından komuta edilen trol ordularını lağvedip, savaş baltalarını gömmek bugünü ve geleceği kurtarmak adına en doğru yol olacaktır." dedi.
Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Aydın Şerbetçioğlu da zor şartlarda yayınlarına devam etmeye çalışan radyo televizyon kuruluşlarının resmi ilanlara ihtiyacı olduğunu, ilgili kanun maddelerine "radyo ve televizyonlar" ibaresinin de eklenmesini istedi.
Bilgisayar Mühendisleri Odası Başkanı Cem Nuri Aldaş'ın konuşmasında kullandığı "'Camide bira içtiler, Kabataş'ta gelinimi dövdüler' gibi haberler hiçbir zaman yalan haber, dezenformasyon sınıfına girmiyor." sözleri üzerine komisyon başkanı Yayman, "Lütfen temiz bir dille konuşalım, sataşmaya mahal vermeyelim." uyarısında bulundu. AK Parti milletvekillerinin de Aldaş'ın sözlerine tepki göstermesi ve Yayman'ın süresinin dolduğu gerekçesiyle mikrofonunu kapattırması üzerine HDP ve CHP milletvekilleri, Aldaş'a "sansür uygulandığını, konuşmasının kesildiği"ni savundu. CHP ve HDP milletvekilleri ile AK Parti milletvekilleri arasındaki tartışmanın uzaması nedeniyle Yayman, görüşmelere 5 dakika ara verdi.
Teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmasının ardından maddelerin görüşülmesine geçildi.
Teklif sahipleri, 5. maddedeki "Basın İlan Kurumu, internet haber sitesi vasfının kazanılmadığının tespiti amacıyla İstanbul asliye ceza mahkemesine başvurabilir" ifadesindeki "İstanbul" ibaresinin çıkarılacağını ve 7. maddede ise "internet haber sitesinde tekziplerin ana sayfada bir hafta değil 24 saat süreyle yayınlanıp sonra arka sayfalara alınabileceği" şeklinde düzeltme yapılacağını belirtti.
Teklif sahipleri, 8. maddedeki "teslim ve muhafaza yükümlülüğüne uymayan haber siteleri 300 milyon lira-1 milyar lira arası cezalandırılır" hükmünün eski para birimi kullanıldığı için güncelleneceğini, 9. maddedeki internet haber sitelerinde dava açma süreleriyle ilgili belirtilen "özel zaman aşımı süreleri" kısmı yerine "genel dava zaman aşımı süreleri" ifadesinin kullanılacağını, 11. maddenin f bendinde yer alan "Cumhurbaşkanı kararıyla tespit edilen" ifadesinin ise çıkarılacağını söyledi.
29. madde üzerine söz alan CHP Muğla Milletvekili Burak Erbay'ın konuşmasındaki "gençlerin umudunu çalıyorsunuz" sözü üzerine AK Parti ile CHP milletvekilleri arasında tartışma çıktı.
Teklif sahibi AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Özdemir, 29. ve 30. madde üzerinde değişiklik yapılma konusunun görüşülebileceğini ifade etti.
Görüşmelerin ardından Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi benimsendi.
