2010-04-19 - 20:55
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ TBMM GENEL KURULUNDA...
TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, ''Elbette değiştiren anayasa değişikliği teklifi, değiştirilecek olan anayasa hükmüne tabii olarak aykırı olacaktır'' dedi. TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, parti kapatmanın ülkenin gündeminden çıkarılması gerektiğini belirterek, ''Bu memlekete iyilik yapmış oluruz'' dedi.

TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, ''Elbette değiştiren anayasa
değişikliği teklifi, değiştirilecek olan anayasa hükmüne tabii olarak aykırı olacaktır'' dedi.

TBMM Genel Kurulunda, anayasa değişikliği teklifinin tümü üzerinde
görüşmelere geçilmeden önce CHP, teklifin anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle
usül tartışması açılmasını istedi.

TBMM Adalet Komisyonu Başkanı İyimaya, TBMM Başkanı'nın tutumu lehinde
yaptığı konuşmada, anayasayı değiştirdiklerine işaret ederek, ''Elbette
değiştiren teklif, değiştirilecek olan anayasa hükmüne tabii olarak aykırı
olacaktır. Herhangi bir kanunu görüşmüyoruz. Tamamen yepyeni kurucu iktidar
yetkisi kullanıyoruz. Kurucu iktidar yetkisinin anayasal sınırları belirlidir''
diye konuştu.

Anayasanın 1 ve 4. maddelerinin doğrudan değiştirilmesine yönelik bir
teklifin görüşülemeyeceğini anımsatan İyimaya, anayasa değişiklikliklerini, ''1.,
2., 3., 4., maddeye aykırı'' şeklinde yorumlayarak, bir tez üretilmesi halinde,
parlamentonun kurucu iktidar yetkisinin, anayasaya aykırı olarak, ihlal ederek
yaralanmış olacağını kaydetti.

İyimaya, değişikliklerde 1,2,3,4. maddelerin değiştirilmesine yönelik bir
maddenin bulunmadığını ifade etti.

AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, iddiaların anayasa ve içtüzüğe
uygun bulunmadığını, uzaktan yakından ilgisi olmadığını söyledi.

Bozdağ, değişikliklerin, demokrasi ve hukuk devleti niteliklerini
güçlendiren, taçlandıran bir düzenleme olduğunu, bunları aşağı çekmediğini,
geriye götürmediğini belirtti.

MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır ise teklifin, anayasanın
değiştirilemez maddelerine aykırı iddiasının önemli olduğunu ve Meclis
Başkanı'nın bunu ciddiye alması, bir karara ulaşması gerektiğini kaydetti.

Şandır, teklifin, Genel Kurul gündemine alınmaması gerektiğini,
anayasanın değiştirilemez maddelerine, parti kapatmayla ilgili düzenlemeyle
dolaylı olarak karşı olduğunu söyledi.

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, teklifin görüşmelerinin, anayasanın
esasına aykırı olduğunu ifade ederek, iktidar partisi milletvekillerini sağduyulu
ve sorumlu davranmaya çağırdı.

TBMM Başkanı Şahin, görüşmelerin ardından, tutumunu değiştirecek bir konu
görmediğini söyledi.

MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, ''AKP cin
fikirlidir. Ali Cengiz oyunuyla yandaş yargı ve kendine uygun anayasa yaratma
niyetini, bazı temel hak ve hürriyetlerin arkasına gizlemiştir'' dedi.

Bal, TBMM Genel Kurulunda, anayasa değişikliği teklifinin tümü üzerinde,
MHP Grubunun görüşlerini dile getirdi.

Mecliste bir anayasa değişikliği komisyonu kurulmasını, uzlaşma sağlanan
konuların kamuoyuna duyurulmasını isteyen Bal, seçimden sonraki Meclisin ilk
işinin de anayasa değişikliği olması gerektiğini söyledi. AK Parti'nin, ''kendi
için hazırladığı teklifi partilere ve millete dayattığını'' savunan Bal, ''bu
dayatmaya esas ve usulden karşı olduklarını'' belirtti.

Değişiklik teklifinde ''imza rezaleti'' yaşandığını, bazı
milletvekillerinin imzasını geri çektiğini savunan Bal, ilk teklifin Anayasa
Komisyonunda müzakere edilmeden, işlemden kaldırıldığını daha sonra AK Parti
Genel Başkanı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla verilen teklifin
görüşüldüğünü söyledi. Bal, bunların anayasa ve İçtüzüğe aykırı olduğunu ifade
etti.

Bal, AK Parti'nin ''aceleci'' olduğunu, teklifi siyasi partilere
sunduktan çok kısa bir süre sonra komisyonda görüşüldüğünü, yangından mal
kaçırırcasına da Genel Kurula getirildiğini savundu.

AK Parti'nin, Yüce Divanı ''yandaş yargı kurumu haline getirmek
istediğini, niyetinin yargı reformu olmadığını'' öne süren Bal, ''Niyeti halis
değil. Teklifin içinde millet, milletin iradesi ve beklentisi yoktur. Ne AKP'nin
8 yıllık icraatı içinde ne bu teklifte, milletin beklentisinden eser yoktur.
Çünkü AKP millete değil, kendine çalışmaktadır'' dedi.

Faruk Bal, şöyle konuştu:

''AKP cin fikirlidir. Ali Cengiz oyunu ile yandaş yargı ve kendine uygun
anayasa yaratma niyetini, bazı temel hak ve hürriyetlerin arkasına gizlemiştir.
Bunları oy devşiriciliğine malzeme etmiştir. Böylece, halk oylamasında 'evet'
sonucunu elde etmek için seçmene sunduğu acı 'hapın' üstünü tatlandırıcı ile
kapatmıştır. Ayrıca AKP'nin cin fikri, oy kullanacak seçmeni ya yardan ya da
serden vazgeçmeye zorlayacaktır, vicdani muhasebe kabul etmeyen bir ikilemin
içine sürükleyecektir.''

Teklifin subjektif ve AK Parti'nin tepkisi niteliğinde olduğunu öne süren
Bal, teklifin özünde daha önce yaşanmış siyasi olayların intikamı bulunduğu
görüşünü dile getirdi. Bal, teklifin demokratikleşme ve yargı reformu ile ilgisi
olmadığını ileri sürerek, ''Teklif, olsa olsa AKP'nin tepkili olduğu yargıya ve
hedefine ulaşabilmek için araç olarak değerlendirdiği parlamenter demokrasiye
karşı bir operasyonudur. Teklif, yargıyı siyasallaştırmaktadır, yandaş yargı
kurumu yaratmaktadır, hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkesini
zedelemektedir'' diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, 1982
Anayasası'nın, hem ruhunun hem özünün demokratikleşmeye ve özgürlüğe imkan
vermediğini belirterek, ''Bu ruhtan kurtulmadıkça yeni anayasa yapma imkanı
yoktur'' dedi.

Bozdağ, Anayasa değişikliği teklifinin tümü üzerinde partisinin grubu
adına söz aldı. Anayasanın, yasama, yürütme ve yargı gibi devletin temel
organlarının kuruluşu, birbirleriyle ilişkisi ve işleyişini düzenleyen, insan hak
ve hürriyetlerini teminat altına alan toplumsal sözleşme olduğunu vurgulayan
Bozdağ, Kanun-i Esasi'den bu yana Türk tarihinde 1921, 1924, 1962 ve 1982
anayasaları olmak üzere 4 anayasa yapıldığını hatırlattı.

1921 Anayasası'nın, Kurtuluş Savaşı'nın sürdüğü sırada, 1924
Anayasası'nın ise savaşın bitiminin hemen ardından olağanüstü hallerde
hazırlandığını ifade eden Bozdağ, 1961 ve 1982 anayasalarının da darbe ürünü
olarak yürürlüğe girdiğini söyledi.

CHP Lideri Deniz Baykal'ın, 1993 yılında TBMM'ye verdiği bir önerinin ön
yazısında ''Anayasa değişikliği Türkiye'nin aşması gereken temel sorunlardan
biridir. Türkiye, bu sorunu aşmazsa rejim sıkıntıya girer'' yazısına yer
verdiğini ifade eden Bozdağ, Türkiye'de, olağan koşullar altında, herkesin
kendini hür hissettiği bir anda bir anayasanın yürürlüğe geçirilemediğini
kaydetti.

Bozdağ, 1982 Anayasası'nın Komisyonda ve Genel Kurulda kabul edildikten
sonra, Milli Güvenlik Konseyi tarafından 125 maddesinin revize edildiğini, geçici
16 maddeden 12'sinin de değiştirdikten sonra halk oyuna sunulduğunu anlattı.

1982 Anayasası'nın ''darbe sözleşmesi'' anlamında bir anayasa olduğunu
belirten Bozdağ, ''1982 Anayasası, bugüne kadar tartışma konusu olmuş. HSYK, YAŞ
kararları layüseldir. Hikmeti, hükümet her yerde hazır ve nezirdir. Her şeyin
altında bir sis var, bir sır var. Özgürce bilim ve sanat yapma imkanı bile
vermiyor bu Anayasa'' diye konuştu.

AK Parti'li Bozdağ, 1982 Anayasası'nın düşünce hürriyeti tanıdığını ancak
düşüncelerin ifade edilmesini yasakladığını savunan Bozdağ, ''1982 Anayasası,
herkesten korkan bir anayasa; yasamadan korkuyor, yürütmeden korkuyor, yargıdan
korkuyor; hiç kimseye güvenmiyor, herkesi potansiyel tehlike görüyor'' dedi.

Sivil toplum kuruluşları tarafından zaman zaman sivil anayasa çalışması
yapıldığını anımsatan Bozdağ, bu taleplerin hayata geçirilmesi için gereken
zeminin bulunamadığını söyledi.

Bozdağ, 1924 Anayasası'nın 30 yılda 4 kez, 1961 Anayasası'nın 20 yılda 7
kez, 1982 Anayasası'nın ise 28 yılda 15 kez değiştirildiğini hatırlatarak, bugün
yapılmak istenen değişikliğin 16. değişiklik olduğuna dikkati çekti. Bozdağ,
''Değiştire değiştire bu Anayasa insan haklarına dayalı hale getiremeyiz. 1982
Anayasası'nın, hem ruhu hem özü demokratikleşmeye, özgürleşmeye imkan vermez. Bu
ruhtan kurtulmadıkça yeni anayasa yapma imkanı yoktur. Yeni bir ruhla 21. yüzyıl
anlayışıyla standardı yüksek yeni bir anayasa hayata geçirmeliyiz. Bu
değişiklikler yetmez. Ümidimiz, seçim döneminde her partinin yeni anayasa yapma
vaadiyle yeni anayasa yapacak sayıda oy istemek için halka gitmesi'' diye
konuştu.

Anayasa değişikliği teklifinin 27 maddeden oluştuğunu anımsatan Bozdağ,
teklifin ortak akılla inşa edilmesi sonucu sadece 3 maddesinin tartışıldığını
söyledi.

Bozdağ, Anayasa değişikliğine ilişkin ''Türkiye'nin bu kadar sorunu
varken şimdi Anayasanın sırası mı?'' şeklinde eleştireler yöneltildiğini
hatırlatarak, şimdiye kadarki yapılan anayasaların hepsinin olağanüstü hallerde
kabul edildiğini, 2001'de yapılan değişiklikte de yine kriz ortamında hiç
kimsenin bu tür eleştirileri bulunmadığını bildirdi.

Bozdağ, Türkiye'nin önünü açacak önemli reformları hayata geçirmeye
çalıştıklarını, bu görüşmelerin tarihi bir müzakere olduğunu söyledi.

BDP Grup Başkanvekili Ayla Akat Ata, ''AKP
iktidarı toplumun acil ihtiyacı olan yeni bir Anayasa yerine bugün karşımıza bu
ihtiyaçların ertelenmesini öngören bir teklifle çıkmaktadır'' dedi.

Anayasa değişikliği teklifinin tümü üzerinde partisinin grubu adına söz
alan Ata, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'a yapılan saldırıyı
kınadıklarını kaydetti.

Demokratik Anayasanın ''birlikte yaşamanın temel kurallarını ve siyasal
yapıya ilişkin tercihleri belirleyen, toplumsal mutabakata dayanan bir sözleşme
niteliğinde'' olduğunu ifade eden Ata, ''Anayasayı bir toplumsal sözleşme olarak
görmek, tarafların eşit özneler olarak görülmesi esasına dayanır'' dedi.

Ata, ''AK Parti'nin hazırladığı Anayasa değişiklik tasarısında sınırlı
bir takım düzenlemelerin ele alınması, beklentilere cevap vermediği gibi,
amaçlanan sivil, demokratik, çoğulcu bir Anayasa isteği ve tartışmalarının da
önünü tıkamaktadır'' diye konuştu. Ata, şunları kaydetti:

''Değişik tarihlerde mevcut Anayasa üzerinde pek çok değişikliğe
gidilmesine rağmen bugün hala bir Anayasa problemi varsa, bu, kısmi değişiklikler
yoluyla meselenin çözülemeyeceğinin kanıtı niteliğindedir.

Bugün üzerinde 17. kez değişikliğe gidilen 82 Anayasası, yapımı sürecinde
hakim olan olağanüstü şartlar nedeniyle, kısmi değişiklerle, demokratik,
özgürlükçü bir ruha kavuşturulabilecek bir metin değildir. Çünkü 82 Anayasası
yasakçı, vesayetçi, devletçi ve otoriter bir felsefeye dayanmakta ve bu felsefe
Anayasanın pek çok maddesine sinmiş bulunmaktadır.

Demokratik bir Anayasanın en başta gelen şartı; siyasal, ideolojik
anlamda nötr olmasıdır. Anayasanın belli bir ideolojiyi öngörmesi, dinamik ve
değişken olan yaşam ve gelişmeler karşısında peşinen dogmatik bir kalıp altına
alınması sonucunu ortaya çıkaracaktır.

Olmazsa olmaz şartlardan biri de farklı dil ve kültürlerin, siyasal
hakların Anayasal ilke düzeyinde resmen tanınmasıdır.''

BDP olarak Anayasa değişikliği gündeme geldiğinde konu üzerinde ayrıntılı
bir çalışma yaptıklarını belirten Ata, bu çalışmaların ardından teklife ek metin
ve tasarı hakkında iyileştirme metni düzenlediklerini kaydetti. Ata, ''Ama
bununla beraber aynı şekilde bir Anayasa değişikliğini gerektirmeyen acil bir
demokrasi paketi ihtiyacına da parmak bastık'' dedi.

Ata, ''Zaten bugüne kadar var olan sorunlar, tekçi yapıdan, inkar ve imha
zihniyetinden, yok saymadan kaynaklanmaktadır. Görüyoruz ki bugün bu zihniyetin
temsilciliğini AKP iktidarı yapmaktadır. AKP, bugün parlamentoda grup olarak
bulunan partimizin görüş ve önerilerini yok saymaktadır'' diye konuştu.

Teklif üzerinde değerlendirme yaparken öncelikle seçim barajının
düşürülmesi gibi sadece yasal bir düzenlemeyle gündeme alınabilecek bir noktaya
da parmak bastıklarını dile getiren Ata, ''AKP iktidarı toplumun acil ihtiyacı
olan yeni bir Anayasa yerine bugün karşımıza bu ihtiyaçların ertelenmesini
öngören hatta toplumdaki tartışmaları da kısıtlayacak bir teklifle çıkmaktadır''
dedi.

TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu,
parti kapatmanın ülkenin gündeminden çıkarılması gerektiğini belirterek, ''Bu
memlekete iyilik yapmış oluruz'' dedi.

Anayasa değişikliği teklifinin tümü üzerindeki görüşmeler sırasında
komisyon adına söz alan Kuzu, komisyondaki görüşme tutanaklarının 3 cildi
tuttuğunu belirterek, ''Söz vermedin' diyen milletvekili yalan söyler. Herkes ne
diyecekse demiştir'' şeklinde konuştu. 1961 ve 1980 anayasalarının ''darbe
anayasaları'' olduğunu kaydeden Kuzu, ''Her iki anayasa da özürlüdür. Öfkeyle
yapılmıştır'' dedi.

Doğrusunun ''anayasayı sil baştan yapmak'' olduğunu, parçalı
değişikliklerin anayasaları ''yamalı bohçaya çevirdiğini'' dile getiren Kuzu,
yeni anayasa yapılamaması durumunda, parçalı değişikliklerin zorunlu hale
geldiğini kaydetti.

Anayasaların telaşsız bir ortamda yapılması gerektiğini, ancak Türkiye'de
böyle bir ortam bulmanın zor olduğunu ifade eden Kuzu, Türk siyasi hayatının
yüzde 60'nın olağanüstü halle geçtiğini; konsensüsün de her zaman sağlanamadığını
söyledi.

Kuzu, anayasanın ayrıntılı olmaması ve yönetmelik düzeyine düşmemesi
gerektiğini de kaydederek, ister istemez bu yola gidildiğini söyledi. Kuzu, ''367
rezilliği bu ülkeye yaşatılmıştır. Adamın rüyasına girmez bu ama girdi ve
gerçekleşti. Anayasa Mahkememizin birçok kararları ister istemez bu tür ayrıntılı
düzenlemelere gitmek zorunluğunu doğurmuştur'' dedi

Anayasa Mahkemesinin anayasada yazmamasına karşın son zamanlarda esastan
denetim yapmaya başladığını belirten Kuzu, yapılan her değişikliğin Anayasa
Mahkemesince incelenebilir hale geldiğini belirtti. Kuzu, ''Anayasa Mahkemesi
anayasayı çiğnemeyi de göze alarak çok yanlış karar vermiştir. Bu Meclis;
iktidarı, muhalefetiyle o gün ayağa kalkmalıydı. Bugün bu Meclisin anayasa
değiştirme yetkisi hukuken vardır, fiilen yoktur. Yaptığınız değişikliği Anayasa
Mahkemesinin insafına bırakıyorsunuz'' diye konuştu.

Anayasa değişikliğinin Türkiye'nin gündemine girdiğini belirten Kuzu,
Sürmene'den bir vatandaşın gönderdiğini belirttiği bir metni gösterdi. Kuzu,
''Vatandaş ilgileniyor. Dolayısıyla gelin bu hep beraber bu anayasa değişikliğini
yapalım'' dedi.

Kuzu, bugüne kadar kapatılan siyasi partilerin çok daha gür bir şekilde
geldiğini, kapatmanın çözüm olmadığını, dolayısıyla böyle bir yola girmemek
gerektiğini kaydederek, ''Demokrasinin normal sürecine dokunduğun zaman
faturasına katlanmak zorundasınız. Demokrasinin gidişine dokunmamak lazım.
Bırakın millet kapatsın. Millet kapattı mı atıyor dehlize, kömürlüğe kimse bir
daha çıkaramıyor. Bırakın millet kapatsın. Gelin parti kapatmayı gündemden
çıkaralım. Bu memlekete iyilik yapmış olursunuz'' diye konuştu.

''Militan demokrasi'' yaklaşımının yanlış olduğunu belirten Kuzu, ''Şunu
desek olur: Bizim demokrasimiz müdahalecidir, militandır ama geçici bir durumdur
bu. Buna bir şey denmez. İdeal gibi gösterip kitaplar yazarsak gençlere iyilik
yapmayız'' dedi.

Şahsı adına söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç, Anayasanın
ilk 3 maddesi ile ilgili değişiklik teklifi vermenin mümkün olmadığını, buna
aykırılık iddialarını reddediklerini söyledi. Kılıç, ''Bu yaklaşım abesle
iştigaldir'' dedi. 1982 Anayasası'nın ''arkasında durulacak bir anayasa
olmadığını'' anlatan Kılıç, ''Gelin bunu birlikte değiştirelim'' diye konuştu.
Kılıç, değişikliğin Türkiye'ye daha fazla demokrasi ve özgürlük getireceğini
ifade etti. (20.55)