2016-06-16 - 16:20
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında topladı. Genel Kurul'da, Maarif Vakfı Kanunu Tasarısı, kabul edilerek yasalaştı.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında topladı.
Genel Kurul'da, üç milletvekili gündemdışı söz aldı.
AK PARTİ İstanbul Milletvekili Hasan Turan, efsanevi boksör Muhammed Ali'nin vefatı nedeniyle yaptığı gündemdışı konuşmada, Muhammed Ali'nin, hakları gasp edilmiş mazlumlar için yumruğunu salladığını, tüm mazlumların sesi olduğunu belirtti.
Turan, "Kelebek gibi uçan, arı gibi sokan, dünya Müslümanlarının, hatta bütün dünya mazlumlarının kahramanı, gençlerin rol modeli" ve kendisinin de çocukluk yıllarının kahramanı olan Muhammed Ali'nin bugün siyasal anlamda benzer liderliğini, rol modelliğini Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İslam dünyasında yürüttüğünü ifade etti.
1 milyar 800 milyon halkı temsil eden, 63 İslam ülkesi liderlerinden sadece Türkiye Cumhurbaşkanı'nın, tüm zamanların en iyisi, büyük insanın cenaze namazında saf tutmasının bu anlamda çok manidar olduğunu vurgulayan Turan, "Dünyanın 230 ülkesine rağmen, halkların kaderine hükmedercesine oluşturulan hegemonya düzenine, 'Dünya 5'ten büyüktür' diyerek itiraz eden, dünya önünde egemenlerin yüzlerine karşı 'one munite' diye haykıran tek lider Recep Tayyip Erdoğan'dır. Sayın Cumhurbaşkanımızın, misyonu bütün dünya tarafından bilinen ve inançları uğruna her türlü baskıya göğüs geren bir mümin kardeşinin cenazesine katılmasından bile dış politika malzemesi çıkarmaya çalışan içimizdeki İrlandalılara ise söyleyecek hiçbir söz bulamıyorum." diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal da yaptığı gündemdışı konuşmada, polislerin disiplin, çalışma şartları, tayin, terfi, özlük hakları, eğitim, günlük insani ihtiyaçlarını gidermeye yönelik sorunları bulunduğunu belirtti.
Bunların çözülemeyecek sorunlar olmadığını anlatan Tanal, polislerin 180 saat yerine, 240 saat çalışarak, adeta angarya uygulandığını kaydetti.
2 bin 500 polisin sınavsız şekilde göreve atandığını, emniyet içinde liyakat yerine, keyfilik bulunduğunu öne süren Tanal, polisin görevinin tebligat memurluğu, pasaportla ilgili işler olmadığını vurguladı.
Tanal, polislerin kıyafetlerinin kalitesiz ve ütü tutmadığını, ayakkabılarının rahatsız edici olduğunu öne sürdü.
HDP Bitlis Milletvekili Mizgin Irgat, gündemdışı konuşmasında ilinin sorunlarına değindi.
AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı ise ABD'deki yurttaş hakları önderlerinden Martin Luther King'in, 39 yaşında suikast sonucunda öldürüldüğünü, dünya genelinde şiddet karşıtı ve ırksal eşitlik görüşleriyle tanınarak, Nobel Barış Ödülü'nü kazandığını anımsattı.
Bostancı, AK PARTİ olarak ırkçılığı, insanlığa yönelik en büyük tehdit olarak gördüklerine işaret ederek, insanlara dinleri, dilleri, ırkları cinsleri dolayısıyla yapılacak her türlü şiddet ve baskıyı reddettiklerini bildirdi.
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, herkesin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu, özgürce istediği sendikayı seçebileceğini belirterek, "Bizi de eleştirebilir. Biz bundan hiç rahatsız olmayız." dedi.
Yılmaz, TBMM Genel Kurulu'nda, Türkiye Maarif Vakfı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Şehit yakınlarına ve gazilere karşı sonsuz görevleri, sorumlulukları bulunduğunu belirten Bakan Yılmaz, şeref aylığının dengelenmesi, eşitlenmesi veya herkesi kapsaması yolundaki talepleri dikkate alan bir çalışma yapıldığını ifade etti.
"Milli Eğitim Vakfı varken, Maarif Vakfı niçin kuruluyor?" sorusuna Yılmaz, "Milli Eğitim Vakfı, özel bir vakıf. Siz ona devletin imkanlarını aktaracaksınız veya el koyacaksınız. 'Bunu o yapsın' diye üzerine yük koysanız olmaz. 'Bu görevi yapsın ama devletin imkanlarını aktaralım' desek, bu sefer 'Bir özel vakfa devletin imkanlarını peşkeş çekiyorsunuz' denilir. Bu, devletin bir vakfı, diğeri kamu vakfı." karşılığını verdi.
Bakan Yılmaz, yeni öğretmenlere sendika seçme konusunda bir baskının olmaması gerektiğini vurgulayarak, "Öğretmen yetişmiş, 18 yaşını geçmiş yani reşit, neyi seçeceğini, seçemeyeceğini, aklı var. Herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır, özgürce istediği sendikayı seçebilir, bizi de eleştirebilir. Biz bundan hiç rahatsız olmayız. Biz, millete yönelik hizmete bakarız." diye konuştu.
Tasarının görüşmeleri 6. madde üzerinden devam ediyor.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Suriye'de Türkmen Dağı'nın düştüğünü, hükümetin yanlış Suriye politikasının son kurbanının, Türkmen halkı olduğunu savundu.
Baluken, "Siz Türkmen halkını, Ahrar El Şam, El Nusra çeteleriyle ilişkilendirerek, o halka yapılabilecek en büyük kötülüğü yaptınız, katliamlara açık bir duruma getirdiniz. Telafer'de, Beşir'de aylar boyu süren kuşatmalarda Türkmen halkı katliam tehdidi altındayken, oraya yetişen yine YPG, YBŞ güçleri oldu. Siz IŞİD katliamlarına sessiz, seyirci kaldınız." diye konuştu.
AK PARTİ Grup Başkanvekili Mehmet Muş da Baluken'e, "Bahsettiği bölgede ne kadar demokratik bir yapı varmış, kendisi dışında olan bütün etnik unsurları katletti. Kendisine inanmayan, destek vermeyen Kürt gruplarını, oradaki Arapları, diğer unsurların tamamını katletti kendisine tabi olacak bir yapı kurmak için. O bölgedeki demografik yapıyı değiştirmek için PKK'nın uzantısı olan PYD'nin katliamlarını görmezlikten gelemezsiniz. Terör örgütünün A'sı, B'si, C'si olmaz. PKK, PYD, DHKP-C nasıl bir terör örgütüyse, IŞİD de El Nusra da aynı şekilde bir terör örgütüdür. Terör örgütünün tamamına aynı noktada duracaksınız, hepsine sesinizi yükselteceksiniz, hepsine tavrınızı, tarzınızı göstereceksiniz." karşılığını verdi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural ise PYD'nin bir terör örgütü olduğunu ve Türkmenleri vatanlarından ettiğini belirtti.
Baluken, can güvenliği olmayan on binlerce kişinin Afrin'e sığındığını vurgulayarak, "Etnik temizlik yapılan bir yerde böylesi bir sığınma anlayışının olabileceğini düşünebilir misiniz? PYD'nin, oradaki Kürtlerin bir etnik temizlik yaptığına dair haberlerin tamamı çarpıtmadır. PYD, orada Rusya, ABD, Avrupa ülkeleriyle birtakım diplomatik ilişkiler içerisindedir, ancak en fazla diplomatik ilişkiyi geliştirmek istediği ülke de Türkiye'dir. Bunu reddeden Türkiye'dir, hükümettir." ifadesini kullandı.
Birleşimi yöneten TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın milletvekillerine, "Kimine göre, PYD terör örgütüdür, etnik temizlik yapmaktadır, kimine göre de değildir. Bu tartışmayı burada çözemeyiz." diye seslenmesi üzerine, AK PARTİ'li milletvekilleri, "Herkese göre terör örgütü.", MHP Grup Başkanvekili Vural ise "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne göre, PYD terör örgütüdür, 'kimine göre' olmaz." diye karşılık verdi.
Bahçekapılı, PYD'nin bir terör örgütü olduğunu, buna itiraz edecek kimsenin bulunmadığını, ancak farklı düşünenler varsa bunu ifade etmesine de olanak sağlamaları gerektiğini kaydetti.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da "PYD terör örgütüydü, değildi", "PYD katliam yapıyor" tartışmasıyla nereye varılacağını anlamanın mümkün olmadığını, bu tartışmanın TBMM'ye yakışmadığını bildirdi.
Altay, "Suriye'de mağdur olan Türkmenler için içimiz kan ağlıyor elbette ama Suriye'de mağdur olan başka kavimler, başka halklar da var. Elinde yasal olmayan silah taşıyan ve bunu kullanan herkes terör örgütüdür." diye konuştu.
Baluken'in, "Bugün siz PYD'ye terör örgütü denilince alkışlıyorsunuz da daha bir yıl önce PYD'nin en üst düzey yetkilisini burada, İstanbul'da, Ankara'da ağırlayan hükümetsiniz. Ortak operasyonla Süleyman Şah Türbesi'ni taşımış iktidarsınız. Siz PYD'ye 3 şart dayattınız, Esad'a karşı savaşacak, cihadist gruplarla ortak hareket edecek, bütün ülkelerle ilişkisini kesecek. Bu 3 şartı kabul etseydi genel merkezinizin karşısında PYD'nin bürosu olacaktı, Kobani kapısı resmi sınır kapısı olacaktı." sözlerine ise Muş sataşma gerekçesiyle yanıt verdi.
Muş, Süleyman Şah Türbesi'ne Türk Silahlı Kuvvetlerinin müdahale ettiğini, taşıdığını anımsatarak, "Türkiye, oradan çıkıp gelen, PYD'nin, rejimin, IŞİD'in veya diğerlerinin müdahalesiyle kaçan, sadece Suriyelilere değil, oradaki Kürtlere de kucak açmıştır. Ama orada PKK'nın bir yapılanması ve bu yapılanma üzerinden kantonvari bir hat kurulmaya çalışılıyor ve bunun bir terör yapılanması olduğunu ifade ettik. Buradan da hiç kimsenin alınmaması gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.
MHP Osmaniye Milletvekili Ruhi Ersoy, "Bugün, bu kültürün mayasındaki kavramlardan hareketle devlet kendisine yeni bir takım kurum ve kuruluşlar açma girişimine girmiştir. Yurt dışı akraba topluluklarıyla ilgili kurum, Yunus Emre Vakfı, aynı şekilde, daha önce, TİKA ve Türk Devleti'nin Hariciyesinin içindeki eğitim ataşelikleri de bunu ifade edebilir." diye konuştu. Ersoy, hükümetin eğitim konusunda başarısız olduğunu savundu.
CHP İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir de eğitim alanında yapılan düzenlemelerin ülkenin kalkınmasına ve gençlerin dünyayla bütünleşmesine katkı sağlamadığını ileri sürdü.
AK PARTİ Sinop Milletvekili Nazım Maviş, yurt dışında yaşayan vatandaşların ciddi bir eğitim ihtiyacının olduğunu vurguladı. Maviş, "Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın çocuklarının kimliklerinin korunması da Maarif Vakfı'nın kuruluş amaçlarından bir tanesidir." diye konuştu. Maviş, Türkiye'nin büyük bir devlet vizyonuna sahip olduğunu ifade ederek, "Türkiye'nin gönül coğrafyası oldukça geniştir. Bu gönül coğrafyamızla bazılarımızı sürekli ve kalıcı kılmanın araçlarından bir tanesi de Maarif Vakfı olacaktır." dedi.
Yerinden söz alan HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, İzmir'in Menemen ilçesinde bulunan HDP Asarlık Belde Temsilciliğine silahlı saldırı gerçekleştirildiğini belirterek, saldırıyı kınadı. Baluken, "Açık bir provokasyondur. Dün eş genel başkanımızın evine baskın yapılması, milletvekilimizin aracının aranmak istenmesinden sonra bugün de İzmir gibi hassas bir yerde HDP binasına saldırı yapılmasını biz AKP yetkililerinin HDP'yi hedefleştiren tutumlarına bağlıyoruz." ifadesini kullandı.
Yerinden söz alan AK PARTİ Grup Başkanvekili İlknur İnceöz ise HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ'ın evinin basıldığı iddialarına ilişkin şunları kaydetti:
"Burada Fadime Çelebi diye bomba eğitimi almış MLKP üyesi olan kişi aranıyor. Aranırken bir evde ikamet ettiği tespit ediliyor. Bu eve baskın yapılıyor. Eve baskın yapıldığında karşılaştıkları kişilerden bir tanesinin eş genel başkanlarının eşi olduğu ve buranın ikinci adres olarak gösterildiği söyleniyor. Tutanakların altına da kendisi imzasını atmış. Örgüt üyesi olan kişinin de bu evde kaldığını kabul etmiştir. Burada, eş genel başkanın evine kasten yapılan bir baskın yoktur, ama bir MLKP üyesi, örgüt üyesi kişi aranırken bu adresten çıkıyor ve kendisinin de eşi Sedat Şenoğlu bunu kabul ediyor. Şimdi sormak gerekmez mi bu örgüt üyesi, bomba eğitimi almış kişi eşyalarıyla, pasaportuyla beraber burada ne aramaktadır. Bir eş genel başkanın evinde örgüt üyesi ne gezmektedir diye sormadan da geçemeyeceğiz."
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ise Fadime Çelebi'nin terör örgütü MLKP üyesi olmadığını savunarak, Çelebi'nin her gün demokratik siyaset alanında çalışma yürüttüğünü ileri sürdü.
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, 6. madde üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlarken, "Biz herkese fırsat eşitliğini sağlıyorsak, Allah için 'eğitim kötü gidiyor' denilir mi? Biraz el insaf. Biz millete hizmeti şiar edindik. Bizim ilkemiz şudur: Ne aldatan olacağız, ne aldanan olacağız. Bu milletin irfanına güvenmek lazım." dedi.
Her ülkenin eğitimle ilgili bir reform ve plan hazırladığını, hiç kimsenin bulunduğu yerden memnun olmadığını vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:
"Sağlık ve eğitim ne yaparsanız yapın mutlaka yeni bir şeylerin yapılmasını gerektiren iki alandır. 80 yılda yapılan üniversiteden daha fazla üniversite yapmışsanız, her ili üniversiteye kavuşturmuşsanız bir başka iktidar olsa başka hiçbir şey yapmamış olsa sadece bu, iktidarı aklamak için yeterli.
Öğrenmeyi öğrenen öğrenci yetiştirmek istiyoruz. Biz onlara bilgi kanallarını açalım, önünde hiçbir engel bırakmayalım, ama kendisi bilgiye ulaşabilsin, her şeyi öğrensin. Öğretmenlerimiz de muhakkak ki eğitimin en temel sacayağıdır; yol göstersin öğrencilerine ve çağdaş uygarlık seviyesini hep birlikte yakalayalım. Eğitim hepimizin ortak sahiplenmesi gereken bir alandır."
Maarif Vakfı Kanunu Tasarısı, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.
Kanuna göre, vakıf; yurt dışında insanlığın ortak birikim ve değerlerini esas alarak, örgün, yaygın eğitim hizmetleri vermek ve geliştirmek amacıyla okul öncesi eğitimden, üniversite eğitimine kadar tüm eğitim süreçlerinde burs verecek, okul, eğitim kurumu ve yurt gibi tesisler açacak.
Yurt içinde de dahil olmak üzere bu kurumlarda görev alabilecek eğitmenleri yetiştirecek olan vakıf, bilimsel araştırmalar ve araştırma, geliştirme çalışmaları yapacak, yayınlar, metotlar geliştirecek, faaliyet gösterdiği ülkenin mevzuatına uygun diğer eğitim faaliyetlerini yürütecek.
Vakıf; okul öncesi eğitim, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim kurumları açacak, yaygın eğitim amaçlı kurslar, etüt merkezleri ve kültür merkezleri gibi tesisler ile bunların devamı sayılacak kütüphaneler, laboratuvarlar, sanat ve spor tesisleri, bakanlıkça uygun görülen eğitim amaçlı internet sitesi gibi yayın organları, yurt, pansiyon ve lojman gibi tesisler kuracak.
Benzer faaliyetlerde bulunan kurum ve kuruluşlarla yasal sınırlar içerisinde ortaklık dahil her türlü işbirliği yapacak olan vakıf, öğrencilere, eğitim amaçlı burs, nakdi destek, defter, kitap, kıyafet, bilgisayar ve yazılım gibi eğitim materyalleri ile ayni destek sağlayacak.
Maarif Vakfı; bilimsel araştırmalar, araştırma-geliştirme çalışmaları gerçekleştirecek, çalışmalara destek olacak, bu çerçevede süreli, süresiz yayınlar yapacak, sempozyum, konferans ve çalıştaylar düzenleyecek, bu alanda faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlarla işbirliğinde bulunacak.
Vakıf; eğitim kurumlarında eğitmenlik, okutmanlık, danışmanlık ve akademisyenlik gibi görevleri üstlenecek kadroları yetiştirmek amacıyla eğitim tesisleri kuracak, eğitim programları düzenleyecek, dünyanın farklı yerlerinde bu eğitim programlarına katılımı teşvik edecek, bu alanda faaliyet gösteren kurum ve kuruluşları maddi olarak destekleyecek.
Bütün bu faaliyetleri yürütebilmek, faaliyetleri organize edebilmek için yurt içi ve yurt dışından nakdi, ayni yardım kabul edebilecek olan vakıf, yurt içi ve yurt dışında gelir sağlayıcı işletmeler kurabilecek, ortak olabilecek.
Faaliyetleri tek başına, tüzel veya gerçek kişilerle ortaklıkla yapabilecek olan vakıf, gerektiğinde sadece tanıtım amaçlı faaliyetlerde de bulunabilecek.
Maarif Vakfı, ihtiyaç halinde faaliyetlerini, özel hukuk tüzel kişiliğine haiz şirketler kurarak veya devralarak gerçekleştirebilecek.
Maarif Vakfı tarafından yurt dışında örgün ve yaygın eğitim kurumları açılan şehirlerde, diğer kamu kurum ve kuruluşları aynı amaçla başka birimler oluşturamayacak.
Mütevelli heyeti, yönetim kurulu ve denetim kurulundan oluşacak vakıfta, 12 üyeli mütevelli heyeti karar organı olacak.
Mütevelli heyeti üyelerinin 4'ü Cumhurbaşkanı ve 3'ü Bakanlar Kurulu tarafından atanan 7 daimi üye ile 2'si Milli Eğitim Bakanlığı temsilcisi olmak üzere, Dışişleri ve Maliye bakanlıkları ile YÖK temsilcilerinden oluşacak.
Mütevelli heyeti, gerektiğinde Maarif Vakfı resmi senedinde değişiklik yapabilecek.
Mütevelli heyeti daimi üyeleri, kendi aralarından 5 yıllığına başkan seçecek.
Vakıf mütevelli heyeti üyeleri, en az 4 yıllık fakülte mezunlarından seçilecek, 72 yaşın bitimine kadar görev alabilecek.
Maarif Vakfı, yıl içinde elde ettiği brüt gelirin en fazla üçte birini mali, idari, hukuki ve bunlara yardımcı işlerde çalışan personel, yönetim ve idame masrafları ile ihtiyatlara, kalan üçte ikisini ise vakfın amaçlarını gerçekleştirmek için çalışan personele ve mal varlığını artıracak yatırımlara ayıracak.
Maarif Vakfı'nın organlarında görev alanlar, Pasaport Kanunu'nun ilgili madde kapsamındaki Türkiye Cumhuriyeti dış temsilcilikler nezdindeki müşavirlere tanınan haklardan yararlanacak.
Vakıf, yurt içi ve yurt dışında iktisadi işletme veya sermaye şirketi kurabilecek, devralabilecek ve ortak olabilecek.
Vakfın gelirleri, ulusal ve uluslararası fonlardan aktarılan hibeler de dahil olmak üzere her türlü şartlı, şartsız bağışlar, yardımlar, yurt içi ve yurt dışı her türlü ürün, hizmet, menkul, gayrimenkul, irat ve vasiyet bağışları, ayni ve nakdi yardımlar, vakıf faaliyetlerinden elde edilen muhtelif gelirler, iktisadi işletmeler, iştirakler ve ortaklıklardan sağlanan gelirler, vakıf taşınır ve taşınmaz varlıkları ile diğer haklarının değerlendirilmesiyle sağlanan gelirler, Bakanlar Kurulu kararıyla genel bütçeden ve ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından aktarılacak tutarlardan oluşacak.
Maarif Vakfı, kurumlar, veraset ve intikal, damga ve emlak vergileri ile harçlardan muaf olacak.
Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara diğer kanunlarla tanınan vergi, resim ve harç istisnalarından yararlanacak olan Maarif Vakfı'na yapılacak bağış ve yardımlar gelir ve kurumlar vergisi matrahından indirilecek.
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 ay içerisinde Türkiye Maarif Vakfı'nın kuruluşu, resmi senedi ve vakfın Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre tesciline ilişkin işlemler, Milli Eğitim Bakanlığınca sonuçlandırılacak.
Yürürlük tarihinden itibaren 1 ay içerisinde Maarif Vakfı'nın kuruluş işlemlerinde kullanılmak ve kalanı kuruluş tamamlandıktan sonra vakfa devredilmek üzere, Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden 1 milyon lira aktarılacak.
Vakfın kuruluş merkezi olarak kullanılmak üzere Maliye Bakanlığınca uygun görülen taşınmaz, bedelsiz olarak verilecek.
Maarif Vakfı'nın kurulmasından ve teşkilatlanmasının tamamlanmasından sonra, Milli Eğitim Bakanlığının uygun gördüğü, yurt dışında kamuya ait varlıklar Bakanlar Kurulu kararıyla bedelsiz olarak vakfa devredilecek.
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, görüşmelerde soruları yanıtlarken üniversite kurmanın yeterli olmadığını ifade ederek, "Bir çiçekle yaz gelmez ama her yaz bir çiçekle başlar." dedi.
Yılmaz, 2002'de 10 bin olan profesör sayısının şimdi 21 bin 889'a, doçent sayısının 5 bin 401'den 14 bin 380'e, yardımcı doçent sayısının 12 bin 621'den 33 bin 728'e çıktığını bildirerek, "Kötü mü oldu?" diye sordu.
Tasarının yasalaşmasından sonra Danışma Kurulu önerisi getirildi. Genel Kurul'da kabul edilen öneriyle TBMM'nin 17 Haziran Cuma günü çalışma kararı kaldırıldı.
TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, birleşimi 21 Haziran Salı günü, saat 15.00'de toplanmak üzere kapattı.
Genel Kurul'da, üç milletvekili gündemdışı söz aldı.
AK PARTİ İstanbul Milletvekili Hasan Turan, efsanevi boksör Muhammed Ali'nin vefatı nedeniyle yaptığı gündemdışı konuşmada, Muhammed Ali'nin, hakları gasp edilmiş mazlumlar için yumruğunu salladığını, tüm mazlumların sesi olduğunu belirtti.
Turan, "Kelebek gibi uçan, arı gibi sokan, dünya Müslümanlarının, hatta bütün dünya mazlumlarının kahramanı, gençlerin rol modeli" ve kendisinin de çocukluk yıllarının kahramanı olan Muhammed Ali'nin bugün siyasal anlamda benzer liderliğini, rol modelliğini Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İslam dünyasında yürüttüğünü ifade etti.
1 milyar 800 milyon halkı temsil eden, 63 İslam ülkesi liderlerinden sadece Türkiye Cumhurbaşkanı'nın, tüm zamanların en iyisi, büyük insanın cenaze namazında saf tutmasının bu anlamda çok manidar olduğunu vurgulayan Turan, "Dünyanın 230 ülkesine rağmen, halkların kaderine hükmedercesine oluşturulan hegemonya düzenine, 'Dünya 5'ten büyüktür' diyerek itiraz eden, dünya önünde egemenlerin yüzlerine karşı 'one munite' diye haykıran tek lider Recep Tayyip Erdoğan'dır. Sayın Cumhurbaşkanımızın, misyonu bütün dünya tarafından bilinen ve inançları uğruna her türlü baskıya göğüs geren bir mümin kardeşinin cenazesine katılmasından bile dış politika malzemesi çıkarmaya çalışan içimizdeki İrlandalılara ise söyleyecek hiçbir söz bulamıyorum." diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal da yaptığı gündemdışı konuşmada, polislerin disiplin, çalışma şartları, tayin, terfi, özlük hakları, eğitim, günlük insani ihtiyaçlarını gidermeye yönelik sorunları bulunduğunu belirtti.
Bunların çözülemeyecek sorunlar olmadığını anlatan Tanal, polislerin 180 saat yerine, 240 saat çalışarak, adeta angarya uygulandığını kaydetti.
2 bin 500 polisin sınavsız şekilde göreve atandığını, emniyet içinde liyakat yerine, keyfilik bulunduğunu öne süren Tanal, polisin görevinin tebligat memurluğu, pasaportla ilgili işler olmadığını vurguladı.
Tanal, polislerin kıyafetlerinin kalitesiz ve ütü tutmadığını, ayakkabılarının rahatsız edici olduğunu öne sürdü.
HDP Bitlis Milletvekili Mizgin Irgat, gündemdışı konuşmasında ilinin sorunlarına değindi.
AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı ise ABD'deki yurttaş hakları önderlerinden Martin Luther King'in, 39 yaşında suikast sonucunda öldürüldüğünü, dünya genelinde şiddet karşıtı ve ırksal eşitlik görüşleriyle tanınarak, Nobel Barış Ödülü'nü kazandığını anımsattı.
Bostancı, AK PARTİ olarak ırkçılığı, insanlığa yönelik en büyük tehdit olarak gördüklerine işaret ederek, insanlara dinleri, dilleri, ırkları cinsleri dolayısıyla yapılacak her türlü şiddet ve baskıyı reddettiklerini bildirdi.
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, herkesin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu, özgürce istediği sendikayı seçebileceğini belirterek, "Bizi de eleştirebilir. Biz bundan hiç rahatsız olmayız." dedi.
Yılmaz, TBMM Genel Kurulu'nda, Türkiye Maarif Vakfı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Şehit yakınlarına ve gazilere karşı sonsuz görevleri, sorumlulukları bulunduğunu belirten Bakan Yılmaz, şeref aylığının dengelenmesi, eşitlenmesi veya herkesi kapsaması yolundaki talepleri dikkate alan bir çalışma yapıldığını ifade etti.
"Milli Eğitim Vakfı varken, Maarif Vakfı niçin kuruluyor?" sorusuna Yılmaz, "Milli Eğitim Vakfı, özel bir vakıf. Siz ona devletin imkanlarını aktaracaksınız veya el koyacaksınız. 'Bunu o yapsın' diye üzerine yük koysanız olmaz. 'Bu görevi yapsın ama devletin imkanlarını aktaralım' desek, bu sefer 'Bir özel vakfa devletin imkanlarını peşkeş çekiyorsunuz' denilir. Bu, devletin bir vakfı, diğeri kamu vakfı." karşılığını verdi.
Bakan Yılmaz, yeni öğretmenlere sendika seçme konusunda bir baskının olmaması gerektiğini vurgulayarak, "Öğretmen yetişmiş, 18 yaşını geçmiş yani reşit, neyi seçeceğini, seçemeyeceğini, aklı var. Herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır, özgürce istediği sendikayı seçebilir, bizi de eleştirebilir. Biz bundan hiç rahatsız olmayız. Biz, millete yönelik hizmete bakarız." diye konuştu.
Tasarının görüşmeleri 6. madde üzerinden devam ediyor.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Suriye'de Türkmen Dağı'nın düştüğünü, hükümetin yanlış Suriye politikasının son kurbanının, Türkmen halkı olduğunu savundu.
Baluken, "Siz Türkmen halkını, Ahrar El Şam, El Nusra çeteleriyle ilişkilendirerek, o halka yapılabilecek en büyük kötülüğü yaptınız, katliamlara açık bir duruma getirdiniz. Telafer'de, Beşir'de aylar boyu süren kuşatmalarda Türkmen halkı katliam tehdidi altındayken, oraya yetişen yine YPG, YBŞ güçleri oldu. Siz IŞİD katliamlarına sessiz, seyirci kaldınız." diye konuştu.
AK PARTİ Grup Başkanvekili Mehmet Muş da Baluken'e, "Bahsettiği bölgede ne kadar demokratik bir yapı varmış, kendisi dışında olan bütün etnik unsurları katletti. Kendisine inanmayan, destek vermeyen Kürt gruplarını, oradaki Arapları, diğer unsurların tamamını katletti kendisine tabi olacak bir yapı kurmak için. O bölgedeki demografik yapıyı değiştirmek için PKK'nın uzantısı olan PYD'nin katliamlarını görmezlikten gelemezsiniz. Terör örgütünün A'sı, B'si, C'si olmaz. PKK, PYD, DHKP-C nasıl bir terör örgütüyse, IŞİD de El Nusra da aynı şekilde bir terör örgütüdür. Terör örgütünün tamamına aynı noktada duracaksınız, hepsine sesinizi yükselteceksiniz, hepsine tavrınızı, tarzınızı göstereceksiniz." karşılığını verdi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural ise PYD'nin bir terör örgütü olduğunu ve Türkmenleri vatanlarından ettiğini belirtti.
Baluken, can güvenliği olmayan on binlerce kişinin Afrin'e sığındığını vurgulayarak, "Etnik temizlik yapılan bir yerde böylesi bir sığınma anlayışının olabileceğini düşünebilir misiniz? PYD'nin, oradaki Kürtlerin bir etnik temizlik yaptığına dair haberlerin tamamı çarpıtmadır. PYD, orada Rusya, ABD, Avrupa ülkeleriyle birtakım diplomatik ilişkiler içerisindedir, ancak en fazla diplomatik ilişkiyi geliştirmek istediği ülke de Türkiye'dir. Bunu reddeden Türkiye'dir, hükümettir." ifadesini kullandı.
Birleşimi yöneten TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın milletvekillerine, "Kimine göre, PYD terör örgütüdür, etnik temizlik yapmaktadır, kimine göre de değildir. Bu tartışmayı burada çözemeyiz." diye seslenmesi üzerine, AK PARTİ'li milletvekilleri, "Herkese göre terör örgütü.", MHP Grup Başkanvekili Vural ise "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne göre, PYD terör örgütüdür, 'kimine göre' olmaz." diye karşılık verdi.
Bahçekapılı, PYD'nin bir terör örgütü olduğunu, buna itiraz edecek kimsenin bulunmadığını, ancak farklı düşünenler varsa bunu ifade etmesine de olanak sağlamaları gerektiğini kaydetti.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da "PYD terör örgütüydü, değildi", "PYD katliam yapıyor" tartışmasıyla nereye varılacağını anlamanın mümkün olmadığını, bu tartışmanın TBMM'ye yakışmadığını bildirdi.
Altay, "Suriye'de mağdur olan Türkmenler için içimiz kan ağlıyor elbette ama Suriye'de mağdur olan başka kavimler, başka halklar da var. Elinde yasal olmayan silah taşıyan ve bunu kullanan herkes terör örgütüdür." diye konuştu.
Baluken'in, "Bugün siz PYD'ye terör örgütü denilince alkışlıyorsunuz da daha bir yıl önce PYD'nin en üst düzey yetkilisini burada, İstanbul'da, Ankara'da ağırlayan hükümetsiniz. Ortak operasyonla Süleyman Şah Türbesi'ni taşımış iktidarsınız. Siz PYD'ye 3 şart dayattınız, Esad'a karşı savaşacak, cihadist gruplarla ortak hareket edecek, bütün ülkelerle ilişkisini kesecek. Bu 3 şartı kabul etseydi genel merkezinizin karşısında PYD'nin bürosu olacaktı, Kobani kapısı resmi sınır kapısı olacaktı." sözlerine ise Muş sataşma gerekçesiyle yanıt verdi.
Muş, Süleyman Şah Türbesi'ne Türk Silahlı Kuvvetlerinin müdahale ettiğini, taşıdığını anımsatarak, "Türkiye, oradan çıkıp gelen, PYD'nin, rejimin, IŞİD'in veya diğerlerinin müdahalesiyle kaçan, sadece Suriyelilere değil, oradaki Kürtlere de kucak açmıştır. Ama orada PKK'nın bir yapılanması ve bu yapılanma üzerinden kantonvari bir hat kurulmaya çalışılıyor ve bunun bir terör yapılanması olduğunu ifade ettik. Buradan da hiç kimsenin alınmaması gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.
MHP Osmaniye Milletvekili Ruhi Ersoy, "Bugün, bu kültürün mayasındaki kavramlardan hareketle devlet kendisine yeni bir takım kurum ve kuruluşlar açma girişimine girmiştir. Yurt dışı akraba topluluklarıyla ilgili kurum, Yunus Emre Vakfı, aynı şekilde, daha önce, TİKA ve Türk Devleti'nin Hariciyesinin içindeki eğitim ataşelikleri de bunu ifade edebilir." diye konuştu. Ersoy, hükümetin eğitim konusunda başarısız olduğunu savundu.
CHP İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir de eğitim alanında yapılan düzenlemelerin ülkenin kalkınmasına ve gençlerin dünyayla bütünleşmesine katkı sağlamadığını ileri sürdü.
AK PARTİ Sinop Milletvekili Nazım Maviş, yurt dışında yaşayan vatandaşların ciddi bir eğitim ihtiyacının olduğunu vurguladı. Maviş, "Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın çocuklarının kimliklerinin korunması da Maarif Vakfı'nın kuruluş amaçlarından bir tanesidir." diye konuştu. Maviş, Türkiye'nin büyük bir devlet vizyonuna sahip olduğunu ifade ederek, "Türkiye'nin gönül coğrafyası oldukça geniştir. Bu gönül coğrafyamızla bazılarımızı sürekli ve kalıcı kılmanın araçlarından bir tanesi de Maarif Vakfı olacaktır." dedi.
Yerinden söz alan HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, İzmir'in Menemen ilçesinde bulunan HDP Asarlık Belde Temsilciliğine silahlı saldırı gerçekleştirildiğini belirterek, saldırıyı kınadı. Baluken, "Açık bir provokasyondur. Dün eş genel başkanımızın evine baskın yapılması, milletvekilimizin aracının aranmak istenmesinden sonra bugün de İzmir gibi hassas bir yerde HDP binasına saldırı yapılmasını biz AKP yetkililerinin HDP'yi hedefleştiren tutumlarına bağlıyoruz." ifadesini kullandı.
Yerinden söz alan AK PARTİ Grup Başkanvekili İlknur İnceöz ise HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ'ın evinin basıldığı iddialarına ilişkin şunları kaydetti:
"Burada Fadime Çelebi diye bomba eğitimi almış MLKP üyesi olan kişi aranıyor. Aranırken bir evde ikamet ettiği tespit ediliyor. Bu eve baskın yapılıyor. Eve baskın yapıldığında karşılaştıkları kişilerden bir tanesinin eş genel başkanlarının eşi olduğu ve buranın ikinci adres olarak gösterildiği söyleniyor. Tutanakların altına da kendisi imzasını atmış. Örgüt üyesi olan kişinin de bu evde kaldığını kabul etmiştir. Burada, eş genel başkanın evine kasten yapılan bir baskın yoktur, ama bir MLKP üyesi, örgüt üyesi kişi aranırken bu adresten çıkıyor ve kendisinin de eşi Sedat Şenoğlu bunu kabul ediyor. Şimdi sormak gerekmez mi bu örgüt üyesi, bomba eğitimi almış kişi eşyalarıyla, pasaportuyla beraber burada ne aramaktadır. Bir eş genel başkanın evinde örgüt üyesi ne gezmektedir diye sormadan da geçemeyeceğiz."
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ise Fadime Çelebi'nin terör örgütü MLKP üyesi olmadığını savunarak, Çelebi'nin her gün demokratik siyaset alanında çalışma yürüttüğünü ileri sürdü.
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, 6. madde üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlarken, "Biz herkese fırsat eşitliğini sağlıyorsak, Allah için 'eğitim kötü gidiyor' denilir mi? Biraz el insaf. Biz millete hizmeti şiar edindik. Bizim ilkemiz şudur: Ne aldatan olacağız, ne aldanan olacağız. Bu milletin irfanına güvenmek lazım." dedi.
Her ülkenin eğitimle ilgili bir reform ve plan hazırladığını, hiç kimsenin bulunduğu yerden memnun olmadığını vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:
"Sağlık ve eğitim ne yaparsanız yapın mutlaka yeni bir şeylerin yapılmasını gerektiren iki alandır. 80 yılda yapılan üniversiteden daha fazla üniversite yapmışsanız, her ili üniversiteye kavuşturmuşsanız bir başka iktidar olsa başka hiçbir şey yapmamış olsa sadece bu, iktidarı aklamak için yeterli.
Öğrenmeyi öğrenen öğrenci yetiştirmek istiyoruz. Biz onlara bilgi kanallarını açalım, önünde hiçbir engel bırakmayalım, ama kendisi bilgiye ulaşabilsin, her şeyi öğrensin. Öğretmenlerimiz de muhakkak ki eğitimin en temel sacayağıdır; yol göstersin öğrencilerine ve çağdaş uygarlık seviyesini hep birlikte yakalayalım. Eğitim hepimizin ortak sahiplenmesi gereken bir alandır."
Maarif Vakfı Kanunu Tasarısı, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.
Kanuna göre, vakıf; yurt dışında insanlığın ortak birikim ve değerlerini esas alarak, örgün, yaygın eğitim hizmetleri vermek ve geliştirmek amacıyla okul öncesi eğitimden, üniversite eğitimine kadar tüm eğitim süreçlerinde burs verecek, okul, eğitim kurumu ve yurt gibi tesisler açacak.
Yurt içinde de dahil olmak üzere bu kurumlarda görev alabilecek eğitmenleri yetiştirecek olan vakıf, bilimsel araştırmalar ve araştırma, geliştirme çalışmaları yapacak, yayınlar, metotlar geliştirecek, faaliyet gösterdiği ülkenin mevzuatına uygun diğer eğitim faaliyetlerini yürütecek.
Vakıf; okul öncesi eğitim, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim kurumları açacak, yaygın eğitim amaçlı kurslar, etüt merkezleri ve kültür merkezleri gibi tesisler ile bunların devamı sayılacak kütüphaneler, laboratuvarlar, sanat ve spor tesisleri, bakanlıkça uygun görülen eğitim amaçlı internet sitesi gibi yayın organları, yurt, pansiyon ve lojman gibi tesisler kuracak.
Benzer faaliyetlerde bulunan kurum ve kuruluşlarla yasal sınırlar içerisinde ortaklık dahil her türlü işbirliği yapacak olan vakıf, öğrencilere, eğitim amaçlı burs, nakdi destek, defter, kitap, kıyafet, bilgisayar ve yazılım gibi eğitim materyalleri ile ayni destek sağlayacak.
Maarif Vakfı; bilimsel araştırmalar, araştırma-geliştirme çalışmaları gerçekleştirecek, çalışmalara destek olacak, bu çerçevede süreli, süresiz yayınlar yapacak, sempozyum, konferans ve çalıştaylar düzenleyecek, bu alanda faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlarla işbirliğinde bulunacak.
Vakıf; eğitim kurumlarında eğitmenlik, okutmanlık, danışmanlık ve akademisyenlik gibi görevleri üstlenecek kadroları yetiştirmek amacıyla eğitim tesisleri kuracak, eğitim programları düzenleyecek, dünyanın farklı yerlerinde bu eğitim programlarına katılımı teşvik edecek, bu alanda faaliyet gösteren kurum ve kuruluşları maddi olarak destekleyecek.
Bütün bu faaliyetleri yürütebilmek, faaliyetleri organize edebilmek için yurt içi ve yurt dışından nakdi, ayni yardım kabul edebilecek olan vakıf, yurt içi ve yurt dışında gelir sağlayıcı işletmeler kurabilecek, ortak olabilecek.
Faaliyetleri tek başına, tüzel veya gerçek kişilerle ortaklıkla yapabilecek olan vakıf, gerektiğinde sadece tanıtım amaçlı faaliyetlerde de bulunabilecek.
Maarif Vakfı, ihtiyaç halinde faaliyetlerini, özel hukuk tüzel kişiliğine haiz şirketler kurarak veya devralarak gerçekleştirebilecek.
Maarif Vakfı tarafından yurt dışında örgün ve yaygın eğitim kurumları açılan şehirlerde, diğer kamu kurum ve kuruluşları aynı amaçla başka birimler oluşturamayacak.
Mütevelli heyeti, yönetim kurulu ve denetim kurulundan oluşacak vakıfta, 12 üyeli mütevelli heyeti karar organı olacak.
Mütevelli heyeti üyelerinin 4'ü Cumhurbaşkanı ve 3'ü Bakanlar Kurulu tarafından atanan 7 daimi üye ile 2'si Milli Eğitim Bakanlığı temsilcisi olmak üzere, Dışişleri ve Maliye bakanlıkları ile YÖK temsilcilerinden oluşacak.
Mütevelli heyeti, gerektiğinde Maarif Vakfı resmi senedinde değişiklik yapabilecek.
Mütevelli heyeti daimi üyeleri, kendi aralarından 5 yıllığına başkan seçecek.
Vakıf mütevelli heyeti üyeleri, en az 4 yıllık fakülte mezunlarından seçilecek, 72 yaşın bitimine kadar görev alabilecek.
Maarif Vakfı, yıl içinde elde ettiği brüt gelirin en fazla üçte birini mali, idari, hukuki ve bunlara yardımcı işlerde çalışan personel, yönetim ve idame masrafları ile ihtiyatlara, kalan üçte ikisini ise vakfın amaçlarını gerçekleştirmek için çalışan personele ve mal varlığını artıracak yatırımlara ayıracak.
Maarif Vakfı'nın organlarında görev alanlar, Pasaport Kanunu'nun ilgili madde kapsamındaki Türkiye Cumhuriyeti dış temsilcilikler nezdindeki müşavirlere tanınan haklardan yararlanacak.
Vakıf, yurt içi ve yurt dışında iktisadi işletme veya sermaye şirketi kurabilecek, devralabilecek ve ortak olabilecek.
Vakfın gelirleri, ulusal ve uluslararası fonlardan aktarılan hibeler de dahil olmak üzere her türlü şartlı, şartsız bağışlar, yardımlar, yurt içi ve yurt dışı her türlü ürün, hizmet, menkul, gayrimenkul, irat ve vasiyet bağışları, ayni ve nakdi yardımlar, vakıf faaliyetlerinden elde edilen muhtelif gelirler, iktisadi işletmeler, iştirakler ve ortaklıklardan sağlanan gelirler, vakıf taşınır ve taşınmaz varlıkları ile diğer haklarının değerlendirilmesiyle sağlanan gelirler, Bakanlar Kurulu kararıyla genel bütçeden ve ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından aktarılacak tutarlardan oluşacak.
Maarif Vakfı, kurumlar, veraset ve intikal, damga ve emlak vergileri ile harçlardan muaf olacak.
Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara diğer kanunlarla tanınan vergi, resim ve harç istisnalarından yararlanacak olan Maarif Vakfı'na yapılacak bağış ve yardımlar gelir ve kurumlar vergisi matrahından indirilecek.
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 ay içerisinde Türkiye Maarif Vakfı'nın kuruluşu, resmi senedi ve vakfın Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre tesciline ilişkin işlemler, Milli Eğitim Bakanlığınca sonuçlandırılacak.
Yürürlük tarihinden itibaren 1 ay içerisinde Maarif Vakfı'nın kuruluş işlemlerinde kullanılmak ve kalanı kuruluş tamamlandıktan sonra vakfa devredilmek üzere, Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden 1 milyon lira aktarılacak.
Vakfın kuruluş merkezi olarak kullanılmak üzere Maliye Bakanlığınca uygun görülen taşınmaz, bedelsiz olarak verilecek.
Maarif Vakfı'nın kurulmasından ve teşkilatlanmasının tamamlanmasından sonra, Milli Eğitim Bakanlığının uygun gördüğü, yurt dışında kamuya ait varlıklar Bakanlar Kurulu kararıyla bedelsiz olarak vakfa devredilecek.
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, görüşmelerde soruları yanıtlarken üniversite kurmanın yeterli olmadığını ifade ederek, "Bir çiçekle yaz gelmez ama her yaz bir çiçekle başlar." dedi.
Yılmaz, 2002'de 10 bin olan profesör sayısının şimdi 21 bin 889'a, doçent sayısının 5 bin 401'den 14 bin 380'e, yardımcı doçent sayısının 12 bin 621'den 33 bin 728'e çıktığını bildirerek, "Kötü mü oldu?" diye sordu.
Tasarının yasalaşmasından sonra Danışma Kurulu önerisi getirildi. Genel Kurul'da kabul edilen öneriyle TBMM'nin 17 Haziran Cuma günü çalışma kararı kaldırıldı.
TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, birleşimi 21 Haziran Salı günü, saat 15.00'de toplanmak üzere kapattı.
