2016-04-05 - 16:11
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Akif Hamzaçebi başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanun Tasarısı'nın 9 maddesi daha kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Akif Hamzaçebi başkanlığında toplandı.

Gündem dışı söz alan CHP Manisa Milletvekili Mazlum Nurlu, 5 Nisan Avukatlar Günü, dolayısıyla yaptığı konuşmada, yargının siyasallaştırıldığı bir sürecin yaşandığını savunarak, yargının, ağır baskılara maruz kaldığını ve halkın gözünde de saygınlığının tartışmalı hale dönüştüğünü belirtti.

Bunun sorumlusunun AK PARTİ iktidarı olduğunu iddia eden Nurlu, hukuk devleti ilkesinin daha da güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, tüm avukatların 5 Nisan Avukatlar Günü'nü kutladı.

Başkanvekili Hamzaçebi de TBMM Başkanlık Divanı'nın üçte ikisinin avukatlardan oluştuğunu anımsatarak, Avukatlar Günü'nü kutladığını bildirdi.

Kahramanmaraş'a İstiklal Madalyası verilmesinin yıl dönümü dolayısıyla, söz alan AK PARTİ Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet İlker Çitil de kentin işgalci düşman güçlerine karşı mücadele vererek, kendi kendini kurtaran şehir ünvanını kazandığını kaydetti.

Kahramanmaraşlıların, sadece kendi şehri için mücadele etmediğini, işgal altındaki diğer şehirlere de yardımda bulunduğunu belirten Çitil, ilde milli mücadeleye katılmayan tek bir bireyin bulunmadığını anlattı.

CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, iktidarın tiyatroları kapatmak istediğini ileri sürerek, hem özel hem de devlet tiyatrolarının birtakım sorunlarının bulunduğunu belirtti.

Kayışoğlu, "Sanat halk için olabilir, sanat sanat için olabilir ama sanat iktidar için olmaz." ifadesini kullandı.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı ise AK Parti iktidarları döneminde birçok ilde yeni tiyatronun açıldığını vurgulayarak, Avukatlar Günü'nü kutladı ve hukukun en temel ayaklarından birini avukatların oluşturduğunu bildirdi.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, Türkiye'de avukatların yargıdan kaynaklı sorunlarının bulunduğunu savunarak, avukatlık mesleğinin hak ettiği yerde olmadığını ifade etti.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Avukatlar Günü'nü kutladıklarını belirterek, savunma hakkının, adaletin sacayaklarından biri olduğunu ve bu kapsamda avukatlığın önem taşıdığını kaydetti.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'a tecrit uygulandığını savunarak, bu yaklaşımı kabul edilemez bulduklarını açıkladı.

Avukatlar Günü'nü de kutlayan Baluken, savunma hakkını yerine getirmek isteyen avukatların baskılarla karşı karşıya kaldıklarını ileri sürdü.

Bu arada, CHP Kayseri Milletvekili Çetin Arık, milletvekillerine otizmli çocukların desenlerini çizdiği kravatlardan dağıttı. CHP Grubu'ndaki bazı milletvekillerinin kravatlarını değiştirerek, desenli bu kravatları taktığı gözlendi.

MHP, Danışma Kurulunda oybirliği sağlanamadığı için taşeron işçilerle ilgili önergesinin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak TBMM Genel Kurulu gündemine getirdi.

MHP Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Tor, "Analar ağlamasın" denildiğini ancak gelinen noktada bugün Anadolu'nun kan ağladığını, şehit girmeyen il, ilçenin kalmadığını söyledi. Tor, "Bizi bu hallere düşüren iktidardır, Çözüm Süreci adı altında terörün görmezden gelinmesi bu sonucu doğurmuştur. Bu konuda AKP'nin söyleyecek bahanesi yoktur, halktan özür dilemelidir" dedi.

Taşeron sisteminin çalışanların geleceklerin çalınması, birileri zengin olurken birilerinin etinin, kemiğinin un ufak edilmesi olduğunu savunan Tor, 2002'de 15-20 bin olan taşeron işçi sayısının bugün yaklaşık 750 bine ulaştığını belirtti. Tor, AK Parti iktidarı döneminde taşeron işçiliğinin büyük boyutlara ulaştığını, bugün çözüm ararken yapılan açıklamaların işçinin kafasını karıştırdığını, bu açıklamaların kendi içinde çelişkiler taşıdığını öne sürdü.

HDP İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkcü, taşeron işçiliğe yönelik getirilecek düzenlemeye değinerek, hükümetin yapması gereken en önemli şeyin, kadroya almadan önce nerede çalışıyorsa çalışsın işçilerin, güvenceli çalışmasını sağlamak olduğunu belirtti. Kürkcü, taşeron işçilerinin kadroya alınması halinde de yeni bir hak tanınmamış olacağını savundu.

CHP İzmir Milletvekili Musa Çam, kamu personel rejiminde ciddi bir reform yapılması, taşeron, "kölelik sistemine" son verilmesi gerektiğini söyledi.

AK PARTİ Ankara Milletvekili Jülide Sarıeroğlu, dünkü gensoru önergesi görüşmelerinde CHP Grup Başkanvekili Levent Gök'ün, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu'na yönelik kullandığı ifadenin, özürle telafi edileceğini düşündüklerini söyledi.

Sarıeroğlu, bunu beklerken CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun da Ramazanoğlu ile ilgili telaffuz etmekten utanç duyacağı ifadeleri kullanmasını, kadın milletvekili olarak kınadığını vurguladı. Bu sözlere, hangi parti olursa olsun, kadın ve insan hakları konusunda samimiyse herkesin tepki göstermesi gerektiğini belirten Sarıeroğlu, şunları kaydetti:

"Yaşanan elim bir olay vardır. Ama Sayın Bakan'ın bu konudaki samimiyeti, ilkeli duruşu, tavırları ortadadır. Asıl söylemek istediği şeylerin ne olduğu bütün partilerimizce bilinmesine rağmen böylesine acı, ülkemizin her tarafında infial oluşturmuş, hepimizin içini yakmış olan çocuk istismarıyla ilgili bir konuda siyasi rant peşinde olunması ülkemiz açısından üzüntü verici. Kadın hakkı savunucusu dernek ve sivil toplum örgütlerine de bir çağrım var. Bu olayı burada bırakmayacağız. AK PARTİ kadın milletvekilleri olarak, kadın teşkilatlarımızdaki kadın üyelerimizle birlikte bu olayın peşinde olacağız. Sayın Kılıçdaroğlu'ndan en başta özür bekliyoruz, dilemezse yargı önünde girişimlerimizi başlatacağız. Kadın hakkı konusunu, her zaman dolgu malzemesi yapanların, kadın, insan haklarını gündeme getirenler buna sessiz kalmamalı. Bu bir samimiyet testidir, kimlerin geçeceğini kadınlar olarak göreceğiz. Bu ülkenin seçilmiş ilk kadın başörtülü bakanı... Acaba halen CHP'nin başörtüsüyle sorunu mu var?"

Konuşmaların ardından MHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

CHP, otizmle ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine dair önerisini, grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.

AK PARTİ Adana Milletvekili Necdet Ünüvar, yaptıkları konuşmaların muhataplarının kendilerini dinleyen milletvekilleri, izleyen vatandaşlar ve tutanaklar olduğunu dile getirdi. Ünüvar, konuşmalarının kaydedildiğine işaret ederek, "Tarihteki bazı konuşmalar vardır ki çocuklarını, torunlarını, onu sevenlerini mahcup eden konuşmalardır. Bugün böyle bir konuşmaya şahitlik ettim." dedi.

Kılıçdaroğlu'nun, Ramazanoğlu'na yönelik bugünkü grup konuşmasını üzüntüyle takip ettiğini anlatan Ünüvar, CHP liderinin, bugün eşi, ileride torunları okuduğu zaman büyük bir üzüntüyle takip edeceği konuşma yaptığını söyledi.

Ünüvar, seviyenin bu kadar düşmesini üzüntüyle karşıladığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bürokratlık yapmış, 6-7 yıldır genel başkanlık yapmış, anamuhalefet lideri, iffetli bir kadına asla ama asla yakışmayacak ifadeler kullandı. Onun kadar üzüldüğüm bir hadise oldu; CHP'li kadın milletvekillerinin alkışladığını gördüm. Ortada düzeltilmesi gereken ayıp var. Kılıçdaroğlu'nun, bu kürsüden, bütün grupların huzurunda bu ayıbı düzeltmesi gerekir. Tarih, onu gerçekten bu konuşmasıyla kötü şekilde hatırlayacak. Kılıçdaroğlu'nun düzeltmesi gereken şeyi, grup başkanvekilleri, milletvekilleri düzeltemez, düzeltmesi gereken Kılıçdaroğlu'dur. Özür dilemek, Türk halkının huzurunda, en başta iffetli kadın olarak Bakan'ın, Türk toplumunun hakkıdır. Ortada düzeltilmesi gereken çok ciddi bir ayıp var, bunun ilk adımı özür dilemektir. CHP'li kadın vekillerimizden, bir açıklama, Kılıçdaroğlu'nu, bu açıklamayı yapmayı zorlamasını bekliyorum. Kılıçdaroğlu'ndan Bakan Ramazanoğlu'ndan özür dilemesini bekliyorum."

AK PARTİ Kayseri Milletvekili İsmail Tamer, "Kılıçdaroğlu'nu şiddetle kınadığını, kendisini alkışlayan kadın milletvekillerini de Allah'a havale ettiğini" dile getirdi. Tamer, "Bir bayan, genel başkanlarının ağzıdan çıkan lafın nereye gideceğini anlamadan alkışlamışsa fazla bir şey söylemiyorum. Savunulacak bir tarafı yok, tam tersi bunun altından kalkmanızın zor olduğunu biliyorum. Bu çatı altında böyle bir ifadenin kullanılmasını kınıyorum. Genel Başkan'a yakışmadı" dedi.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, AK PARTİ sözcülerinin Kılıçdaroğlu'na atfen dile getirdiği konunun ne kadar çarpıtıldığına bir kez daha tanık olduklarını savunarak, "Eski bir bakanın Rıza Sarraf'la ilgili söylediği bir sözü Aile Bakanı'nı korumak maksadıyla ifade eden Genel Başkanımızı böyle bir konuyla ilişkilendirmelerini esefle karşıladık. Eleştirecek daha ciddi konular arıyorlarsa daha ciddi olmalılar. Genel Başkanımızı böyle bir tartışma içine kimse çekemez; ne söylediği, neden söylendiği bellidir. Böyle bir tartışmanın içine Genel Başkanımızı çekmek isteyen zihniyeti de kınıyorum" diye konuştu.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı da AK PARTİ Grubu'nun bu konuya ilişkin talebinin açık olduğunu, yerine gelip gelmemesinin, muhatabına bağlı olduğunu söyledi. Bostancı, adil şekilde karar verecek olanın millet olduğunu kaydetti.

MHP Antalya Milletvekili Ahmet Selim Yurdakul, otizmde erken tanının önemine işaret etti.

Yurdakul, 0-3 yaş grubu çocuklara sahip aileler için otizmle ilgili tarama, takip zorunluluğu getirilmesi gerektiğini vurgulayarak, çocukla ilk temas kuran sağlık personeline detaylı eğitim verilmesini, erken müdahale programı ve buna yönelik yasal düzenleme yapılmasını, aileye psikolojik destek, rehberlik, bilgilendirme sağlanmasını istedi.

CHP Kayseri Milletvekili Çetin Arık, otizmin yaygınlığının, ürkütücü şekilde arttığını belirterek, 1985'te 2 bin 500 çocuktan birine, bugün her 68 çocuktan birine otizm tanısı konulduğunu kaydetti.

Bu çocukların nerede olduğunu soran Arık, "Evlerinde. Aile mecbur kalmadıkça dışarı çıkaramıyor, çıkarsa bile kimseye görünmemeye çalışıyor. Neden evlerinde hapis hayatı yaşıyor? Toplum, bu çocukları aileleri tarafından iyi terbiye edilmemiş olarak algılıyor, dışlıyor" dedi.

Her 10 kişiden 7'sinin otizmden habersiz olduğunu dile getiren Arık, " Otizm demek yalnızlık, çaresizlik, eve hapsolmak demektir. Okul çağı en büyük kabusunuz olacak, onu kabul edecek kreş veya anaokulu bulmak. Bu çocukları topluma kazandırmak görevimizdir. Otizmde tek çare eğitimdir, erken yaşta olması, yoğun ve kesintisiz olması gerekir. Haftada en az 40 saat eğitimle hayata tutunacak haldeler, ülkemizde ise sadece 2 saat veriliyor. Onlar bizim geleceğimizdir" ifadesini kullandı.

Bu arada CHP'li milletvekilleri, desenlerini otizmli çocukların çizdiği kravatları takarak, gazetecilere görüntü verdi.

Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulunda, HDP'nin "Milli Güvenliği Tehdit Eden Örgüt ve Yapılarla İrtibatlı Kamu Çalışanları" konulu Başbakanlık genelgesiyle ilgili araştırma önergesinin, görüşülmesi önerisi kabul edilmedi.

Partisinin önerisi üzerine söz alan Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım, kamu ile toplumsal ve çalışma yaşamının, AK PARTİ iktidarı tarafından etki altına alınmaya ve kendi siyasi görüşleri doğrultusunda dizayn edilmeye çalışıldığını savundu.

Yıldırım, siyasi iktidarın, kendine yandaş sendikalar yaratarak bunları muhalif sendikalar karşısında baskı unsuru olarak kullanmaya çalıştığını iddia etti.

AK PARTİ Aksaray Milletvekili Cengiz Aydoğdu, toplumların, devletin kamu çalışanlarına zaman zaman hatırlatma yaptığını ve kuruluş mutabakatını hatırlattığını, Başbakanlık genelgesinin de bu çerçevede değerlendirebileceğini dile getirdi.

HDP'nin grup önergesindeki iddiaların, genelgedeki hususlarla bağdaşmadığını kaydeden Aydoğdu, "Bugün ülkemizin pek çok yerinde devlet her haliyle, mevzuatıyla, her şeyi ile işliyor. Ancak bu işleyişin içerisinde özellikle bazı belediyelerimizde, ülkemizin bazı şehirlerimizde doğrudan belediye araçları, belediye başkanına oy vermiş halka karşı savaş açan örgütün emrinde çalışıyor adeta, çukurlar kazıyor, örgütle iş birliği halinde sokakları, şehirleri yaşanmaz hale getiriyor. Bu genelgeden rahatsızlığın böyle bir sebebi olabilir mi bilemiyorum." değerlendirmesinde bulundu.

CHP Sakarya Milletvekili Engin Özkoç ise mevcut hukuk sistemi ve memurlarla ilgili kanunların, önerge konusu genelgeden farklı bir şey söylemediğini ifade etti.

Siyasi iktidarın geçmişte Paralel Yapı'ya yardım ve yataklık yaptığını öne süren Özkoç, "Suçlu mu arıyorsunuz? Bununla ilgili bir memur mu arıyorsunuz? O zaman arayacağınız yer hiç uzakta değil, kendi içinize bakarsanız suçluyu çok net bir şekilde görürsünüz." diye konuştu.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı da modern dünyada teröristlerin, saman altından su yürütmeye çalıştıkları gibi aynı zamanda meşru imkanları da kullanmaya çalıştıklarına dikkati çekti. Bostancı, "Dolayısıyla, ortada vahim bir durum, hukuka yönelik bir ilga girişimi asla söz konusu değil, normal, kendi meşru mecrasında yürüyen bir iş." ifadesini kullandı.

Paralel Yapı konusundaki iddialara da cevap veren Bostancı, şunları kaydetti:

"AK PARTİ'nin tavrı açıktır, meşru görünürken, öyle kabul edilirken, imaj öyleyken problem yok, bir darbe girişimine kalktığında da tavır almak var. Asıl problem nedir biliyor musunuz? Bu darbe girişimi ayan beyan ortadayken ondan sonra, Paralel Yapı ile AK PARTİ'ye husumet olsun diye kol kola girenler, asıl dikkat etmesi gereken onlardır."

HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulunda, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanun Tasarısı'nın 2. bölümü üzerinde görüşmeler sürüyor.

CHP Ankara Milletvekili Nihat Yeşil, kanun tasarısının, insan haklarını koruması öngörülen kurumun yapısı ve işlevi yönünden son derece eksik ve sorunlu olduğunu savundu.

Yeşil, tasarının, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu tarafından ortaya konulan Paris İlkeleri'ne uygunluk göstermediğini ileri sürdü.

MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı, tasarının, AB istediği ve zorladığı için çıkarılan bir düzenleme olduğunu iddia etti. Varlı, "Bizim insan hakları konusunda Avrupa'dan alabileceğimiz bir ders yoktur." değerlendirmesinde bulundu.

HDP Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, "Ucube bir işle uğraşıyoruz. Ortada bir kurum var, bu kurumun bir kanunu var. AB, bizden eşitlikle ilgili bir kurum kurulmasını istiyor. Biz, eşitlikle ilgili uluslararası kurumların mevzuatından kes, kopyala ile yeni bir kanun yapıyoruz." görüşünü ileri sürdü.

HDP Grup Başkanvekili Demirel, siyasi partilerin, bakanlara ve onların çalışma alanlarına yönelik çok güçlü eleştirilerde bulunduğunu, HDP olarak da eleştirilerini her zaman dile getirdiklerini hatırlattı.

Bakan Ramazanoğlu ile ilgili dün de gensoru önergesi verdiklerini ve güçlü bir muhalefet gerçekleştirdiklerini ifade eden Demirel, "Ama özellikle patentinin AKP bakanlarına ait olduğu bilinse de bugün Sayın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı'na karşı, bir kadına karşı cinsiyetçi ifadelerini kabul etmediğimizi bir kez daha buradan ifade etmek istiyorum" diye konuştu.

Milletvekillerinin, erkek egemen zihniyetiyle kadına yönelik cinsiyetçi yaklaşımlarını parlamentonun kabul etmemesi gerektiğini vurgulayan Demirel, "Bu cinsiyetçi yaklaşımları ve söylemleri, kim tarafından söylenirse söylensin asla kabul etmediklerini" bildirdi.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, Demirel'in, Kılıçdaroğlu'na atfen ifade ettiği husustan büyük üzüntü duyduğunu kaydetti.

Gök, şöyle devam etti:

"AKP'li bir eski bakanın, Rıza Sarraf için söylediği bir sözü, Genel Başkanımızın, bir siyasi eleştiri mahiyetinde söylemesi üzerine bugün başka bir anlam yüklenerek, onun üzerinden bir kampanya yürütülmeye çalışıldığının farkındayız. AKP'nin akladığı bir bakanın söylediği bir söze atfen Genel Başkanımızın işaret ettiği bu tutum karşısında, kimse AKP'nin bundan bir şey çıkartma gayretleri içerisinde olmamalıdır. Sayın Çağlar Demirel'in de bu konuda özen ve dikkat göstermesini beklerdik."

TBMM Genel Kurulunda, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanun Tasarısı'nın 9 maddesi daha kabul edildi.

Tasarının 2. bölümünde yer alan 19-27. maddeleri görüşüldü.

Kabul edilen maddelere göre, kuruma verilen görevler, insan hakları ve eşitlik uzmanları, uzman yardımcıları ve başkan tarafından görevlendirilen diğer personel tarafından yerine getirilecek. Bu görevliler, tüm kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerden bilgi ve belgeleri isteyebilecek, özgürlüğünden mahrum bırakılan ya da koruma altına alınan kişilerin bulundukları yerleri ziyaret edebilecek, kötü muameleye maruz kaldığı iddia edilen kişilerle görüşebilecek.

Kurumun görev ve yetki alanına giren konularda, yerinde inceleme ve araştırma yapmak üzere, kurum personelinin başkanlığında, ilgili kurum ve kuruluşların temsilcilerinin ve diğer kişilerin katılımıyla heyet oluşturulabilecek.

İleri derecede teknik ve mali uzmanlık bilgisi gerektiren konularla ilgili ücreti kurum bütçesinden ödenmek üzere bilirkişi görevlendirilebilecek. Gerek görülmesi halinde, inceleme ve araştırma yapmaya yetkili kurum personeli tanık veya ilgili kişileri dinleyebilecek.

Ayrımcılık yasağının ihlali iddiasıyla kuruma yapılan başvurularda, başvuranın iddiasının gerçekliğine ilişkin kuvvetli emarelerin ve karine oluşturan olguların varlığını ortaya koyması halinde, karşı tarafın ayrımcılık yasağını ve eşit muamele ilkesini ihlal etmediğini ispat etmesi gerekecek.

Ayrımcılık yasağıyla ilgili konularda sorunları ve çözüm önerilerini tartışmak, bu konularda görüş alışverişinde bulunmak amacıyla kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, sendikalar, sosyal ve mesleki kuruluşlar, yükseköğretim kurumları, basın ve yayın kuruluşları ve araştırmacıların katılımıyla "İstişare Komisyonu" oluşturulacak.

Kurum, insan hakları sorunlarını tartışmak ve insan hakları konularında bilgi ve görüş alışverişinde bulunmak amacıyla istişare toplantıları gerçekleştirecek.

Ayrımcılık yasağının ihlali halinde, ihlalden sorumlu olan kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile kişiler hakkında bin liradan 15 bin liraya kadar idari para cezası uygulanacak.

İdari para cezasının kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları hakkında uygulanması halinde, ödenen idari para cezası, cezaya esas ayrımcı uygulamaya kusuruyla sebebiyet veren memurlar ile meslek kuruluşlarında görev yapanlara rücu edilecek.

Öngörülen yükümlülüklere, uyarıya rağmen haklı bir neden olmaksızın belirtilen sürede uymayan kişi ve kuruluşlara 500'den 2 bin liraya kadar idari para cezası verilecek. Bu cezalarda da rücu söz konusu olacak.

Kurul, verdiği idari para cezasını bir defaya mahsus olmak üzere uyarı cezasına dönüştürebilecek. Hakkında uyarı cezası verilen kişi veya kurumun, ayrımcı fiilinin tekrarı halinde alacağı ceza yüzde 50 oranında artırılacak.

Tasarının 28. maddesinin görüşmeleri sırasında verilen aradan sonra komisyonun yerini almaması üzerine TBMM Başkanvekili Akif Hamzaçebi, birleşimi saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.