2013-12-16 - 15:12
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Milli Eğitim Bakanlığı'nda yapıldığı iddia edilen fişlemeye ilgili değerlendirmelerde bulundu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Milli Eğitim Bakanlığı'nda yapıldığı iddia edilen fişlemeye ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye'nin son günlerde 12 Eylül dönemini aratmayacak günlerden geçtiğini kaydeden Altay, eski AK parti Kahramanmaraş Milletvekilinin "bunlar bizi kırk yıldır fişlediler, şimdi sıra bize geldi, biz fişliyoruz" sözlerini hatırlatarak, "Bu sözler söylenirken bir mutlak doğrunun altı çizilmiş. Hem kamuoyu hem biz olayın bu boyutlara geleceğini hakikaten fark edememişiz" dedi.
CHP'li Altay, "Milletvekilleri fişlendi, itiraz ettik sesimizi yükselttik. CHP'li iş adamlar fişlendi, itiraz ettik. Kurbanlık dana payı aldığı için kaymakam fişlendi. Öğrenciler fişlendi. Gezi olaylarına şurasından burasından katılan herkes fişlendi. Diyanet eliyle inanç aidiyetlerine göre insanlar fişlendi. YÖK Ermeni araştırmaları yapan akademisyenleri fişledi. Milli Eğitim Bakanlığı kod numaralarıyla rum ve ermeni azınlığa mensup vatandaşlarımızı ve onların çocuklarını fişledi. Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde mezhep fişlemeleri yapıldı. Ve son olarak bugün bir gazetede yer alan çok daha vahim bir durumla bugün kamuoyu güne başladı" ifadelerini kullandı.
"Arşiv araştırması vardır, yürürlükteki mevzuata da uygundur. Güvenlik soruşturması vardır, bir mevzuatı vardır o çerçevede yapılır. Sicil raporları vardır. Bunlar devletin rutinidir" şeklinde konuşan Engin Altay, Milli Eğitim Bakanlığı'nda gerçekleştirilen fişleme belgelerinin hiçbir demokraside asla kabul edilemeyeceğini kaydetti. Böyle bir belge ortaya çıktıktan sonra ilgili Bakanın ve ilgili bürokratların derhal o görevlerden alınmaları gerektiği görüşünü savunan Altay, fişleme iddiaları geldiğinde Başbakan'ın Türkmenistan'a giderken bir açıklamada "bizim fişleme gibi bir sanatımız yok" dediğini hatırlatarak, "Bunlarınki sanatı geçmiş zanaat olmuş da bizim haberimiz yok" şeklinde konuştu.
"Ya Başbakan yalancı ya bu belgeler sahte. Ama biz bu belgelerin gerçek olduğunu biliyoruz" ifadelerine yer veren Altay, Bülent Arınç'ın TBMM Genel Kurulu'nda bütçe görüşmelerinde fişleme olayına değinerek fişleme için "çirkindir, suçtur ve ahlaksızlığın ta kendisidir" dediğini hatırlattı.
Bülent Arınç'ı sözünün arkasında durmaya ve bu belgeler karşısında yürütme organı sıfatıyla görevini yapmaya davet eden Altay, "Bu belge bir gazetecilik başarısıdır ama onun dışında kepazeliktir" ifadelerine yer verdi. Fişlemelerden bazı örnekler veren Altay, belgede "F Tipi" şeklinde ibarelerin bulunduğuna dikkat çekti.
"Bu işleri ahlaksızlıkla nitelendiren Bülent Arınç'ın, bizde fişleme olmaz diyen Başbakan'ın gereğini yapmaları elzemdir" görüşünü savunan Altay, "Çok kısa bir sürede hükümet bu konuyla ilgili kamuoyu nezdinde gereğini yapmazsa şüphesiz CHP'nin de yapacakları vardır" dedi. Altay şunları kaydetti:
"Bu fişlemelerin bir gayesi de esasen toplumu kamplaştırma, kutuplaştırma ve ayrıştırma politikasıdır. Diktatörler tüm vatandaşları potansiyel tehdit olarak görürler. Bu bir gerçektir. Bütün diktatörlerin ruh hali budur. Ve diktatörler güçlerinin zirvesindeyken tahttan kopuş sendromunu ya da paranoyasını da eş zamanlı olarak yaşarlar. Türkiye'de bunlar geçmişte de oldu. Kamplaşma politikaları geçmişte Demokrat Parti zamanında vatan cephesi şeklinde kendini gösterdi. Toplum adeta ikiye bölünmek istendi. Daha sonra 70'li yıllarda milliyetçi cephe kamplaşmasıyla toplum ayrıştırılmak istendi. Şimdi vatan cephesini milliyetçi cepheyi aratmayacak bir cephe var. Bu cepheye isim bulamadım. Olsa olsa şer cephesi olur."
CHP'li Altay, Milli Eğitim Bakanı'na, "Personelini fişleyeceğine 460 sayfalık Sayıştay raporunun kayıp 437 sayfasını git bul Meclis'e getir. Meclis'e getirmenden vazgeçtik, git, bul, oku, en azından bize de birer tane ver. Sen gereğini yap, biz de seni denetleyelim" dedi.
"Bu kepazeliğin hükümet tarafından sessiz geçiştirilmesine CHP olarak biz sessiz kalmayız bir açıklama bekliyoruz" ifadelerine yer veren Altay, bir açıklama ve özür beklediklerini ve konuyla ilgili bir gensorunun kaçınılmaz olduğunu söyledi.
Mansur Yavaş'ın adaylığı ile ilgili sorulan bir soruya Altay, konunun genel merkez yöneticilerine sorulması gerektiğini kaydederek "siyasette her şey mümkündür, hiçbir şey imkânsız değildir" dedi.
Parti olarak Türkiye'de sandığa giden 56 milyonun oyunun tümüne talip olduklarını kaydeden Altay, "Herkes için CHP çatısı altında yer ve fırsat vardır" dedi.
CHP'nin sağa kaydığı eleştirilerinin hatırlatılması üzerine Altay, "CHP'nin programı ortada duruyor. Kapsamlı bir program, sosyal demokrat anlayışı programına koymuş bir partiyiz. Temel değerlerimiz, kurucu felsefemiz, anlayışımız var. Partinin temel çizgisi bellidir" şeklinde cevap verdi.
F. Banu Doğan
Türkiye'nin son günlerde 12 Eylül dönemini aratmayacak günlerden geçtiğini kaydeden Altay, eski AK parti Kahramanmaraş Milletvekilinin "bunlar bizi kırk yıldır fişlediler, şimdi sıra bize geldi, biz fişliyoruz" sözlerini hatırlatarak, "Bu sözler söylenirken bir mutlak doğrunun altı çizilmiş. Hem kamuoyu hem biz olayın bu boyutlara geleceğini hakikaten fark edememişiz" dedi.
CHP'li Altay, "Milletvekilleri fişlendi, itiraz ettik sesimizi yükselttik. CHP'li iş adamlar fişlendi, itiraz ettik. Kurbanlık dana payı aldığı için kaymakam fişlendi. Öğrenciler fişlendi. Gezi olaylarına şurasından burasından katılan herkes fişlendi. Diyanet eliyle inanç aidiyetlerine göre insanlar fişlendi. YÖK Ermeni araştırmaları yapan akademisyenleri fişledi. Milli Eğitim Bakanlığı kod numaralarıyla rum ve ermeni azınlığa mensup vatandaşlarımızı ve onların çocuklarını fişledi. Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde mezhep fişlemeleri yapıldı. Ve son olarak bugün bir gazetede yer alan çok daha vahim bir durumla bugün kamuoyu güne başladı" ifadelerini kullandı.
"Arşiv araştırması vardır, yürürlükteki mevzuata da uygundur. Güvenlik soruşturması vardır, bir mevzuatı vardır o çerçevede yapılır. Sicil raporları vardır. Bunlar devletin rutinidir" şeklinde konuşan Engin Altay, Milli Eğitim Bakanlığı'nda gerçekleştirilen fişleme belgelerinin hiçbir demokraside asla kabul edilemeyeceğini kaydetti. Böyle bir belge ortaya çıktıktan sonra ilgili Bakanın ve ilgili bürokratların derhal o görevlerden alınmaları gerektiği görüşünü savunan Altay, fişleme iddiaları geldiğinde Başbakan'ın Türkmenistan'a giderken bir açıklamada "bizim fişleme gibi bir sanatımız yok" dediğini hatırlatarak, "Bunlarınki sanatı geçmiş zanaat olmuş da bizim haberimiz yok" şeklinde konuştu.
"Ya Başbakan yalancı ya bu belgeler sahte. Ama biz bu belgelerin gerçek olduğunu biliyoruz" ifadelerine yer veren Altay, Bülent Arınç'ın TBMM Genel Kurulu'nda bütçe görüşmelerinde fişleme olayına değinerek fişleme için "çirkindir, suçtur ve ahlaksızlığın ta kendisidir" dediğini hatırlattı.
Bülent Arınç'ı sözünün arkasında durmaya ve bu belgeler karşısında yürütme organı sıfatıyla görevini yapmaya davet eden Altay, "Bu belge bir gazetecilik başarısıdır ama onun dışında kepazeliktir" ifadelerine yer verdi. Fişlemelerden bazı örnekler veren Altay, belgede "F Tipi" şeklinde ibarelerin bulunduğuna dikkat çekti.
"Bu işleri ahlaksızlıkla nitelendiren Bülent Arınç'ın, bizde fişleme olmaz diyen Başbakan'ın gereğini yapmaları elzemdir" görüşünü savunan Altay, "Çok kısa bir sürede hükümet bu konuyla ilgili kamuoyu nezdinde gereğini yapmazsa şüphesiz CHP'nin de yapacakları vardır" dedi. Altay şunları kaydetti:
"Bu fişlemelerin bir gayesi de esasen toplumu kamplaştırma, kutuplaştırma ve ayrıştırma politikasıdır. Diktatörler tüm vatandaşları potansiyel tehdit olarak görürler. Bu bir gerçektir. Bütün diktatörlerin ruh hali budur. Ve diktatörler güçlerinin zirvesindeyken tahttan kopuş sendromunu ya da paranoyasını da eş zamanlı olarak yaşarlar. Türkiye'de bunlar geçmişte de oldu. Kamplaşma politikaları geçmişte Demokrat Parti zamanında vatan cephesi şeklinde kendini gösterdi. Toplum adeta ikiye bölünmek istendi. Daha sonra 70'li yıllarda milliyetçi cephe kamplaşmasıyla toplum ayrıştırılmak istendi. Şimdi vatan cephesini milliyetçi cepheyi aratmayacak bir cephe var. Bu cepheye isim bulamadım. Olsa olsa şer cephesi olur."
CHP'li Altay, Milli Eğitim Bakanı'na, "Personelini fişleyeceğine 460 sayfalık Sayıştay raporunun kayıp 437 sayfasını git bul Meclis'e getir. Meclis'e getirmenden vazgeçtik, git, bul, oku, en azından bize de birer tane ver. Sen gereğini yap, biz de seni denetleyelim" dedi.
"Bu kepazeliğin hükümet tarafından sessiz geçiştirilmesine CHP olarak biz sessiz kalmayız bir açıklama bekliyoruz" ifadelerine yer veren Altay, bir açıklama ve özür beklediklerini ve konuyla ilgili bir gensorunun kaçınılmaz olduğunu söyledi.
Mansur Yavaş'ın adaylığı ile ilgili sorulan bir soruya Altay, konunun genel merkez yöneticilerine sorulması gerektiğini kaydederek "siyasette her şey mümkündür, hiçbir şey imkânsız değildir" dedi.
Parti olarak Türkiye'de sandığa giden 56 milyonun oyunun tümüne talip olduklarını kaydeden Altay, "Herkes için CHP çatısı altında yer ve fırsat vardır" dedi.
CHP'nin sağa kaydığı eleştirilerinin hatırlatılması üzerine Altay, "CHP'nin programı ortada duruyor. Kapsamlı bir program, sosyal demokrat anlayışı programına koymuş bir partiyiz. Temel değerlerimiz, kurucu felsefemiz, anlayışımız var. Partinin temel çizgisi bellidir" şeklinde cevap verdi.
F. Banu Doğan
