2011-12-07 - 15:30
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın ve CHP İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel parlamentoda düzenledikleri basın toplantısında, CHP'li belediyeler üzerine yapılan uygulamalar ve İzmir'i bekleyen tehlikelerden bahsetti.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın ve CHP İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel parlamentoda düzenledikleri basın toplantısında, CHP'li belediyeler üzerine yapılan uygulamalar ve İzmir'i bekleyen tehlikelerden bahsetti.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın, "Son dönemde CHP'li belediyeler üzerine yapılan uygulamalar, idari vesayet sınırları dışına taşmış ve sistemli bir baskı ve sindirme politikasına dönüşmüştür." diyerek konuşmasına başladı.
Bilirkişi raporları üzerinden yapılan sabah baskınlarında 44 kişinin gözaltına alındığını hatırlatan Günaydın, "Operasyona konu olan olaylara bakıyorsunuz, ücretsiz konaklama ve bilgisayar tamir ettirme gibi münferit işler dışında ortada bir kişisel çıkar yok. Oluştuğu iddia edilen kamu zararı soyut... Amaç ne; meseleyi CMK 250 kapsamına sokmak ve Belediye Başkanı ve yöneticilerini itibarsızlaştırmak?" şeklinde konuştu.
Günaydın sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu yetmiyor, Urla'da yapılan kentsel dönüşüm kapsamında bölge nazım imar plan notunda değişiklik yapılarak bazı mülk sahiplerine haksız kazanç sağlandığı iddiasıyla İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız, on ilçe belediye başkanımız dâhil olmak üzere toplam 89 belediye meclis üyemiz hakkında İçişleri Bakanlığı soruşturma izni veriyor.
Biliniyor ki, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin yaptığı imar plan değişikliği, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın 1/100 bir ölçekli planına dayanmaktadır. Başka bir deyişle, ortada bir suçlu aranıyorsa bu, 1/25 binlik plan değişikliğinin dayanağını oluşturan 1/100 binlik Çevre ve Şehircilik Bakanlığı planıdır."
Günaydın ayrıca, İçişleri Bakanlığının aynı ilgiyi, İstanbul, Ankara, Kayseri Büyükşehir Belediyeleri ve Elazığ Belediyesi gibi iddiaların odağında olan AK Partili belediyelere neden göstermediğini sordu.
Günaydın "Tüm bu örnekler, İçişleri Bakanlığı'nın nasıl yanlı bir çifte standart içinde olduğunu, şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koymaktadır." dedi.
CHP İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel ise, İzmir'i iki büyük tehlike beklediğini belirtti. İzmir'de geçtiğimiz günlerde yaşanan depremlere değinen Yüksel, İzmir'de olası bir depremde binaların yüzde 60'ının yıkılacağının tahmin edildiğini belirtti.
Yüksel şöyle konuştu:
"Başbakan 61. Hükümet programında 'İzmir'de, şehir ve yenileme projesi ile ekonomik ömrünü doldurmuş, depreme dayanıksız, altyapı ve fiziki koşulları uygun olmayan yapılardan şehri arındırarak, yeni modern sağlıklı bir kentleşmeyi başlatıyoruz' taahhüdünde bulunmuştu.
İzmir Büyükşehir Belediyesi bu konuda çok önceden hazırlığını yapmış ve İzmir için hayati önem taşıyan 9 adet Kentsel Dönüşüm Projesini Bakanlar Kurulu onayı için Ankara'ya göndermiştir.
Ancak, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin Kentsel Dönüşüm Projelerini 1 günde onaylayan hükümet, İzmir'in Kentsel Dönüşüm Projelerini 10 aydır bekletmekte, onaylamamaktadır."
İzmir'i bekleyen diğer tehlikenin de tüm Türkiye'yi ilgilendiren kuraklık ve susuzluk tehlikesi olduğunu söyleyen Yüksel, İzmir'deki barajlarda ancak bir yıl yetecek kadar su kaldığının belirtilmesine rağmen, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin 2005 yılından beri üzerinde çalıştığı Çamlı Barajı Projesi'nin, yatırım programından çıkartıldığını belirtti.
Yüksel ayrıca, İzmir'e hayat verecek bir proje engellenirken, İzmir'e kirlilik getirecek bir projenin önünün açıldığını iddia etti. Yüksel, İzmir'in su ihtiyacının yüzde 40'ını karşılayan mevcut Tahtalı Barajı'nın koruma havzasında yer alan Efemçukuru Köyünde yabancı bir madencilik şirketine, altın maden işletmesi için ÇED'in olumlu raporu verdiğini söyledi.
(15.30)
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın, "Son dönemde CHP'li belediyeler üzerine yapılan uygulamalar, idari vesayet sınırları dışına taşmış ve sistemli bir baskı ve sindirme politikasına dönüşmüştür." diyerek konuşmasına başladı.
Bilirkişi raporları üzerinden yapılan sabah baskınlarında 44 kişinin gözaltına alındığını hatırlatan Günaydın, "Operasyona konu olan olaylara bakıyorsunuz, ücretsiz konaklama ve bilgisayar tamir ettirme gibi münferit işler dışında ortada bir kişisel çıkar yok. Oluştuğu iddia edilen kamu zararı soyut... Amaç ne; meseleyi CMK 250 kapsamına sokmak ve Belediye Başkanı ve yöneticilerini itibarsızlaştırmak?" şeklinde konuştu.
Günaydın sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu yetmiyor, Urla'da yapılan kentsel dönüşüm kapsamında bölge nazım imar plan notunda değişiklik yapılarak bazı mülk sahiplerine haksız kazanç sağlandığı iddiasıyla İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız, on ilçe belediye başkanımız dâhil olmak üzere toplam 89 belediye meclis üyemiz hakkında İçişleri Bakanlığı soruşturma izni veriyor.
Biliniyor ki, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin yaptığı imar plan değişikliği, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın 1/100 bir ölçekli planına dayanmaktadır. Başka bir deyişle, ortada bir suçlu aranıyorsa bu, 1/25 binlik plan değişikliğinin dayanağını oluşturan 1/100 binlik Çevre ve Şehircilik Bakanlığı planıdır."
Günaydın ayrıca, İçişleri Bakanlığının aynı ilgiyi, İstanbul, Ankara, Kayseri Büyükşehir Belediyeleri ve Elazığ Belediyesi gibi iddiaların odağında olan AK Partili belediyelere neden göstermediğini sordu.
Günaydın "Tüm bu örnekler, İçişleri Bakanlığı'nın nasıl yanlı bir çifte standart içinde olduğunu, şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koymaktadır." dedi.
CHP İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel ise, İzmir'i iki büyük tehlike beklediğini belirtti. İzmir'de geçtiğimiz günlerde yaşanan depremlere değinen Yüksel, İzmir'de olası bir depremde binaların yüzde 60'ının yıkılacağının tahmin edildiğini belirtti.
Yüksel şöyle konuştu:
"Başbakan 61. Hükümet programında 'İzmir'de, şehir ve yenileme projesi ile ekonomik ömrünü doldurmuş, depreme dayanıksız, altyapı ve fiziki koşulları uygun olmayan yapılardan şehri arındırarak, yeni modern sağlıklı bir kentleşmeyi başlatıyoruz' taahhüdünde bulunmuştu.
İzmir Büyükşehir Belediyesi bu konuda çok önceden hazırlığını yapmış ve İzmir için hayati önem taşıyan 9 adet Kentsel Dönüşüm Projesini Bakanlar Kurulu onayı için Ankara'ya göndermiştir.
Ancak, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin Kentsel Dönüşüm Projelerini 1 günde onaylayan hükümet, İzmir'in Kentsel Dönüşüm Projelerini 10 aydır bekletmekte, onaylamamaktadır."
İzmir'i bekleyen diğer tehlikenin de tüm Türkiye'yi ilgilendiren kuraklık ve susuzluk tehlikesi olduğunu söyleyen Yüksel, İzmir'deki barajlarda ancak bir yıl yetecek kadar su kaldığının belirtilmesine rağmen, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin 2005 yılından beri üzerinde çalıştığı Çamlı Barajı Projesi'nin, yatırım programından çıkartıldığını belirtti.
Yüksel ayrıca, İzmir'e hayat verecek bir proje engellenirken, İzmir'e kirlilik getirecek bir projenin önünün açıldığını iddia etti. Yüksel, İzmir'in su ihtiyacının yüzde 40'ını karşılayan mevcut Tahtalı Barajı'nın koruma havzasında yer alan Efemçukuru Köyünde yabancı bir madencilik şirketine, altın maden işletmesi için ÇED'in olumlu raporu verdiğini söyledi.
(15.30)
