2026-09-19 - 20:21
TBMM BAŞKANI KURTULMUŞ, “KIRŞEHİR SİVİL TOPLUM BULUŞMASI” PROGRAMINDA KONUŞTU
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin, “Bu sürecin nasıl geliştiğini takip ve kontrol etmek için TBMM’de bir komisyon kurulacaktır. 1 Ekim’de Meclis’in resmi açılışı sağlandıktan sonra Meclis’te partilerin tamamının katılımıyla bir komisyon kurularak bu sürecin nasıl devam ettiği takip edilecek, izlenecek, kontrol edilecek ve TBMM, dolayısıyla millet bilgilendirilecektir.” dedi.

-“Bu sürecin nasıl geliştiğini takip ve kontrol etmek için TBMM’de bir komisyon kurulacaktır. 1 Ekim’de Meclis’in resmi açılışı sağlandıktan sonra Meclis’te partilerin tamamının katılımıyla bir komisyon kurularak bu sürecin nasıl devam ettiği takip edilecek, izlenecek, kontrol edilecek ve TBMM, dolayısıyla millet bilgilendirilecektir”

-“Çok açık söylüyoruz, İsrail boşuna ham hayaller peşine koşmasın, Türkiye olarak biz bu bölgeyi derleyip toparlayacağız ve yolumuza devam edeceğiz”

-“Bu yeni süreç, dillerimizi yeniden kontrol etmeyi gerektiriyor. Artık bundan sonra Türkiye’de kimsenin ayrılıkçı bir şekilde konuşmasını istemiyoruz. Kimsenin de ayrımcı bir dil kullanmasını istemiyoruz. Herkes dikkat etmek durumundadır”

-“Zor oyunu bozar. Onların aklı varsa bizim de aklımız var. Onlar bölmek ve parçalamak istiyorsa biz de birleştirmek ve bütünleştirmek istiyoruz. Onlar dağıtmak istiyorsa biz toparlamak, birlikte bir araya getirmek istiyoruz”

-“Birtakım tuzakların ortaya çıkması Türkiye’ye, aziz Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olan 86 milyona kaybettirecektir. Onun için diyoruz ki uyanık olmak, birlik ve beraberlik içerisinde olmak ve buraya kadar gerçekten fevkalade başarılı bir şekilde getirilmiş olan bu sürecin nihayete erdirilmesi için üzerimize düşen her türlü sorumluluğu yerine getirmemiz gerekir. Burada siyasete tabi ki büyük görev düşüyor”

-“Şunu iftiharla söylemek isterim. Türkiye siyaseti üzerine düşen sorumluluğu başarıyla yerine getirmiştir. Bu kadar farklı partinin aynı masa etrafında bir araya gelerek, neredeyse üç konuda, üç cümlede anlaşamayan partilerin ortak bir raporda anlaşmayı başarabilmesi Türkiye demokrasisinin gerçekten büyük zaferidir. Demokrasi uzlaşı kültürü demektir”

-“Nasıl biz birleştirmek, bir araya getirmek istiyorsak, bu topraklarda Türk’ün Kürt’ten hiçbir ayrı kaderi olmadığını ya da Kürt’ün Türk’ten hiçbir ayrı bir geleceği olmadığına inanıyorsak, aynı şekilde Sünni’nin, Alevi’nin birbirinden ayrılmaz bir bütünün parçası olduğuna inanıyorsak, bunları ve diğerlerini dağıtmak için gayret sarf eden nice unsurların olduğunu da biliyoruz. Onun için tek gücümüz vardır. O da millet olarak birliğimiz, beraberliğimiz ve iç kalemizi tahkim etme gücümüzdür”

Kurtulmuş, 39. Ahilik Haftası kutlamaları dolayısıyla bulunduğu Kırşehir’de, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve kanaat önderleriyle bir araya geldi. 

TBMM Başkanı Kurtulmuş, programda yaptığı konuşmada, Kırşehir’de bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek ahilik kültürünü unutturmamak için törenlerin kıyamete kadar sürmesi temennisinde bulundu. 

Bugünün aynı zamanda Gaziler Günü olduğunu anımsatan Kurtulmuş, “Bu millet için, bu vatan için, bu bayrak için, din-ü devlet için gazi olmuş olan bütün kardeşlerimizi şükranla, hayırla yad ediyoruz. Kendilerine milletimiz adına teşekkürlerimizi ifade ediyoruz. Gazilerimizden ebediyete irtihal etmiş olanlara da Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyoruz.” ifadesini kullandı.

Ahiliğin, toplumsal kültürün en canlı unsurlarından birisi olduğunu dile getiren Kurtulmuş, bu kültürün Pir-i Türkistan Hoca Ahmet Yesevi’den Anadolu topraklarına yayıldığını anlattı. 

Kurtulmuş, ahiliğin sadece iktisadi hayatla ilgili bir mesele değil, aynı zamanda bir mektep olduğunun altını çizerek, “Medeniyetimizin en önemli unsurlarından birisi; toplumdaki dayanışmayı, kardeşliği ve iş birliğini geliştiren en önemli hususlardan birisi, ahilik kültürüdür. Ahilik kültürünün, bu topraklarda kıyamete kadar yaşayacağına, eskisi kadar canlı görünmese bile mutlaka var olacağına yürekten inanıyorum.” dedi. 

Asya’da Afrika’da Müslümanlığın yayılmasında, Müslüman tüccarların ticaretteki yüksek ahlakları ve insanlarla olan ilişkilerindeki fevkalade hassas yaklaşımlarının etkili olduğunu dile getiren Kurtulmuş, ahiliğim bu anlamda İslam medeniyetini yayan en önemli kurumlardan birisi olduğunu belirtti. 

Anadolu topraklarının zengin bir kültürel birikime sahip olduğuna işaret eden Kurtulmuş, “İçinde bulunduğumuz bölgede bir tarafta Ahi Evran-ı Veli, biraz ötede Hacı Bektaş-ı Veli, az ötede Yunus Emre, Somuncu Baba... Yani o Anadolu irfanı dediğimiz mektebin en büyük mürşitleri, en büyük yayıcıları, hocaları bu coğrafyada yer tutmuş ve Anadolu halkının irfanını, ahlakını yoğurmuştur, toplumsal dokuyu ciddi şekilde şekillendirmiştir.” diye konuştu.

-Terörsüz Türkiye süreci

Ahiliğin öğrettiği dayanışma ve kardeşlik kültürünün bir parçası olarak, Türkiye’nin önündeki en önemli meselelerden Terörsüz Türkiye sürecini de şu ana kadar fevkalade başarılı bir şekilde getirdikleri vurgulayan Kurtulmuş, toplumda bu meseleye olan sahiplenmenin güçlenerek devam edebilmesi için sivil toplum kuruluşlarıyla konuyu müzakere etmenin faydalı olacağına inandığını söyledi. 

Cumhuriyetin ilk asrının geride kaldığını ve bu sürede çok büyük kazanımların elde edildiğini, Türkiye’nin hep ileriye gittiğini belirten Kurtulmuş, ilk asrın en büyük sorununun terör olduğunu ifade etti. 

Türkiye’nin son 50 yılda terör nedeniyle kaybettiklerine dikkati çeken Kurtulmuş, “İçinde bulunduğumuz dönemin bizim için bir zorunluluk haline getirdiği bir konu olarak bu mesele ele alınmış ve Terörsüz Türkiye hedefi sadece Türkiye’yi ilgilendiren değil, aynı zamanda terörsüz bölgeyi oluşturacak bir adım olarak devlet aklıyla millet vicdanını buluşturarak gerçekleştirilmeye başlanmıştır.” dedi.

- “İsrail boşuna ham hayaller peşinde koşmasın”

Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyada yaşanan çatışmaların bölgeyi bir yangın yerine döndürdüğünü dile getiren Kurtulmuş, özellikle İsrail’in arz-ı mevud planları çerçevesinde bu bölgedeki halkların tamamını düşman halklar olarak görmesinin bir sonucu olarak, bölgede çatışmalardan etkilenmeyen ülkenin kalmadığına dikkati çekti. 

İsrail’in son birkaç yıl içerisinde Gazze ve Batı Şeria başta olmak üzere Filistin’e, İran’a, Irak’a, Suriye’ye, Lübnan’a, Yemen’e, Katar’a fiilen saldırdığını belirten Kurtulmuş, “İsrail’in temel hedefi, bu bölgedeki halkların birbirine düşmesi, birbirini yemesi ve kendi arz-ı mevudunu gerçekleştirmesidir. Çok açık söylüyoruz, İsrail boşuna ham hayaller peşinde koşmasın,

Türkiye olarak biz bu bölgeyi derleyip toparlayacağız ve yolumuza devam edeceğiz.” dedi. 

İsrail başta olmak üzere bütün emperyalist ülkelerin kullandığı en önemli araçlardan birisinin terör örgütleri olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Zor, oyunu bozar. Onların aklı varsa bizim de aklımız var. Onlar bölmek ve parçalamak istiyorsa biz de birleştirmek ve bütünleştirmek istiyoruz. Onlar dağıtmak istiyorsa biz toparlamak, birlikte bir araya getirmek istiyoruz. İşte bunun ilk adımı olarak Terörsüz Türkiye meselesi bir devlet projesi olarak gündeme gelmiş, Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde, Sayın Devlet Bahçeli’nin vermiş olduğu büyük bir destekle ve diğer bütün siyasi partilerin verdiği büyük destekle bu noktaya kadar gelmiştir. Artık Türkiye'de bundan sonra sonucu alacağız ve Türkiye’de hiçbir salonda, hiçbir toplantıda terör kelimesi bile gündeme gelmeyecek, terör Türkiye'nin gündeminden kalkacak.”

Terörsüz Türkiye'nin inşa edilmesi kararı ortaya çıktıktan sonra, TBMM'de 5 Ağustos 2025’te bir parti hariç parlamentoda var olan siyasi partilerin tamamının bir araya geldiğini, 21 toplantıda Türkiye'nin farklı kesimlerinin tamamının orada dinlendiğini ifade etti. 

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu’nun, Türkiye demokrasisinde görülmemiş bir ittifak örneğiyle Komisyon’da bulunan 50 milletvekilinin 47'sinin oyuyla kabul edildiğini dile getiren Kurtulmuş, bu yıl 10 Ağustos’ta TBMM Genel Kurulu’nda 467 milletvekilinin evet oyuyla Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Teklifin kabul edildiğini kaydetti. 

Kurtulmuş, “Bu açılan kapıda önümüzde yeni bir yol var. Bu yol kardeşlik, esenlik, barış yoludur. Güçlü ve büyük Türkiye'nin yoludur. Çünkü bu coğrafyada artık Türkiye bütün yüklerinden kurtulmak, tam manasıyla güçlü bir ülke olarak yoluna devam etmek mecburiyetindedir." diye konuştu.

Herkesin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirerek, gereken adımları atarak, yoluna devam edeceğini aktaran Kurtulmuş, yeni dönemde ayrımcı ve ayrılıkçı dilin kullanılmaması uyarısında bulundu. 

Kurtulmuş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Bu yeni süreç, dillerimizi yeniden kontrol etmeyi gerektiriyor. Artık bundan sonra Türkiye’de kimsenin ayrılıkçı bir şekilde konuşmasını istemiyoruz. Kimsenin de ayrımcı bir dil kullanmasını istemiyoruz. Herkes dikkat etmek durumundadır. Söylediği her söze herkesin dikkat etmesi lazım. Biliyorsunuz Türkçede dil, sadece konuştuğumuz sözden ibaret değildir. Dil aynı zamanda gönül manasınadır. Gönlü temiz olmayanın dilinden de temiz söz çıkmaz. Dilinden ne söylerse söylesin, insan aslında gönlünde olanı ortaya koyar. Herkes artık kendisini kardeşliğe, dayanışmaya, iş birliğine ve güçlü bir Türkiye'yi kurmak için nasıl hareket edebiliriz düşüncesine göre ayarlaması lazım.”

Kanunun titiz bir şekilde hazırlandığını belirten Kurtulmuş, “Sizi temin ederim ki ülkenin birliğini ve beraberliğini, milli bütünlüğümüzü ya da ülkemizin geleceğini tehdit edecek bırakın bir cümleyi, bir kelime bile yoktur. Defalarca kontrol edilmiş, tartışılmış ve sonuçta bütün milletimizin hassasiyetlerini gözetecek, şehitlerimizin ve gazilerimizin ruhlarını rahatsız etmeyecek fevkalade düzgün bir metin çıkarılmıştır." dedi.

Sürecin başarılı bir şekilde yürütülmesine ilişkin emniyet siboplarını 12 maddelik hukuki düzenlemenin içine konulduğunu anlatan Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Üç tane emniyet sibobu var. Birincisi, bazı arkadaşlar söylediler ya, 'Örgüt silah bırakmazsa…' Yok böyle bir şey. Yasa Mecliste kabul edilmiş ama yasanın uygulamaya girebilmesi için örgütün bütün unsurlarıyla birlikte silahlarını bıraktığı ve kendisini feshettiğinin ilan edilmesi, bunun da Milli Güvenlik Kurulu raporuyla, devletin ilgili güvenlik birimleri tarafından tespit ve tescil edilmesi şartı konulmuştur. Yani devletin ilgili güvenlik birimleri örgütün bütün unsurlarıyla kendisini feshettiğini tespit ve tescil etmeden yasa uygulamaya girmeyecektir. İkinci sibop ise Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında oluşturulan ve resmi adı Milli Dayanışma ve Bütünleşmenin Koordinasyonu Kurulu olarak tespit edilen kuruldur. Bu kurul tek tek gelişmeleri, dosyaları inceleyecek, ilgili tekliflerde bulunacak ve süreci detaylı bir şekilde kontrol edecektir. Bu kurulda kim var? Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Milli Savunma Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri gibi devletin en üst kurumlarında güvenlik meselesiyle ilgili dört bakan ve üç başkan var. Bunların hepsi sizin adınıza, millet adına süreci kontrol edecek, ‘Evet’ dedikleri yerde bir karar alınacak."

Meclis’te kurulacak komisyonun da üçüncü emniyet sibobu olduğunu söyleyen Kurtulmuş, 

“Bu sürecin nasıl geliştiğini takip ve kontrol etmek için TBMM’de bir komisyon kurulacaktır. 1 Ekim’de Meclis’in resmi açılışı sağlandıktan sonra Meclis’te partilerin tamamının katılımıyla bir komisyon kurularak bu sürecin nasıl devam ettiği takip edilecek, izlenecek, kontrol edilecek ve TBMM, dolayısıyla millet bilgilendirilecektir.” dedi. 

Sürecin, dışarıdan bazı güçlerin kontrol ve takibinde olmadığının da altını çizen Kurtulmuş, Türkiye'de devam eden bu sürece ilişkin bir tek üçüncü ve dışarıdan bir göz bulunmadığını, süreci millet adına kontrol edecek olanın TBMM, yürütme organları ve bizatihi milletin kendisi olduğunu kaydetti.

"Onların işi dağıtmak, parçalamak; bizim işimiz toparlamak, birleştirmek, büyütmektir.” sözünü öylesine söylemediğini ifade eden Kurtulmuş, “Terörsüz Türkiye sadece Türkiye'yi ilgilendiren bir mesele değil, bütün bölgeyi ilgilendiren bir meseledir. Şimdi dağıtılan parçalarımızı derleyip toparlama zamanıdır. Bu vazife bu aziz milletin sırtındadır. Bu vazife bu büyük milletin sırtındadır ve Allah’ın izniyle bunu gerçekleştireceğiz." şeklinde konuştu.

Bu bölgeyi Sünni, Şii, Türk, Kürt, Arap, Acem ve başka etnik unsurlar şeklinde bölmenin kimsenin işine yaramayacağını ifade eden Kurtulmuş, “Hatta şunu söyleyeyim. Bizim bu coğrafyadaki gayrimüslim unsurlar bile bizim dağılan parçalarımızdır. Bunların hepsini toplamak Allah’ın izniyle mümkündür. Bunları da ortak bir kaderdaşlık ve ortak hedefler etrafında birleştirip, bütünleştirip yolumuza devam edeceğiz." dedi.

Millet olarak birlik ve beraberlik içerisinde olunmasının önemine dikkati çeken Kurtulmuş, “Nasıl biz birleştirmek, bir araya getirmek istiyorsak, bu topraklarda Türk’ün Kürt’ten hiçbir ayrı kaderi olmadığını ya da Kürt’ün Türk’ten hiçbir ayrı bir geleceği olmadığına inanıyorsak, aynı şekilde Sünni’nin, Alevi’nin birbirinden ayrılmaz bir bütünün parçası olduğuna inanıyorsak, bunları ve diğerlerini dağıtmak için gayret sarf eden nice unsurların olduğunu da biliyoruz. Onun için tek gücümüz vardır. O da millet olarak birliğimiz, beraberliğimiz ve iç kalemizi tahkim etme gücümüzdür." ifadesini kullandı. 

-“Türkiye siyaseti üzerine düşen sorumluluğu başarıyla yerine getirmiştir”

Türkiye'nin artık geri dönüşü olmayan bir barış, kardeşlik ve esenlik yoluna girdiğini, kim buna karşı çıkarsa kaybedeceğini vurgulayan Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Birtakım tuzakların ortaya çıkması Türkiye’ye, aziz Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olan 86 milyona kaybettirecektir. Onun için diyoruz ki uyanık olmak, birlik ve beraberlik içerisinde olmak ve buraya kadar gerçekten fevkalade başarılı bir şekilde getirilmiş olan bu sürecin nihayete erdirilmesi için üzerimize düşen her türlü sorumluluğu yerine getirmemiz gerekir. Burada siyasete tabi ki büyük görev düşüyor. Şunu iftiharla söylemek isterim. Türkiye siyaseti üzerine düşen sorumluluğu başarıyla yerine getirmiştir. Bu kadar farklı partinin aynı masa etrafında bir araya gelerek, neredeyse üç konuda, üç cümlede anlaşamayan partilerin ortak bir raporda anlaşmayı başarabilmesi Türkiye demokrasisinin gerçekten büyük zaferidir. Demokrasi uzlaşı kültürü demektir. Herkesin kendi zihninde kendisine ait doğruları olabilir. Ama ortak doğruları bulabilmek, herkesin müşterek bir noktaya ulaşabilmek için gayret sarf etmesiyle mümkündür. Türkiye, müzakereci diplomasinin ve müzakereci demokrasinin ne olduğunu cümle aleme bu komisyon raporuyla göstermiştir."

Terörsüz Türkiye meselesinin bundan sonra dünyanın birçok fakültesinde, üniversitesinde ders olarak okutulacağını belirten Kurtulmuş, “Bu modelin adı 'Türkiye modeli'dir. Tamamıyla millidir, siyasetin işin içerisinde olduğu, devlet aklıyla millet vicdanının birleştiği bir ara kesittir, bir birleşim kümesidir.” dedi.

Terör meselesinin sona erdirilmesi için geçmişte atılan adımları da anımsatan Kurtulmuş, “Bu sefer devletin iradesi, Cumhurbaşkanından başlayarak siyasi partilere ve devletin bütün kurumlarına eş güdüm içerisinde sirayet ederek buraya kadar gelmiştir. Ama bunun arkasındaki en büyük güç ise hiç şüphesiz milletin iradesidir, vicdanıdır." ifadesini kullandı. 

Programda, AK Parti Kırşehir Milletvekili Necmettin Erkan ile sivil toplum kuruluşları adına AK Parti Yozgat Milletvekili ve Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birlikleri Merkez Birliği (TESKOMB) Genel Başkanı Abdülkadir Akgül, AK Parti Yozgat Milletvekili Süleyman Şahan, AK Parti Elazığ Milletvekili Mahmut Rıdvan Nazırlı, Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan, Aksaray Valisi Murat Duru, Kırıkkale Valisi Hüseyin Engin Sarıibrahim, Niğde Valisi Nedim Akmeşe, Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, rektörler de aldı.