2018-12-16 - 13:29
2019 YILI BÜTÇESİ TBMM GENEL KURULU'NDA...
TBMM Genel Kurulu TBMM Başkanvekili Mustafa Şentop başkanlığında toplandı. 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin 6. tur görüşmelerinde bugün; İçişleri Bakanlığı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının yanı sıra; Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Mesleki Yeterlilik Kurumu, Devlet Personel Başkanlığı, Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığının bütçeleri kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu TBMM Başkanvekili Mustafa Şentop başkanlığında toplandı.

2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin 6. tur görüşmelerinde bugün; İçişleri Bakanlığı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının yanı sıra; Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Mesleki Yeterlilik Kurumu, Devlet Personel Başkanlığı, Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığının bütçeleri kabul edildi.

Ayrıca, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Kesinhesap Kanunu Tasarısı da ele alındı.

AK PARTİ Giresun Milletvekili Kadir Aydın, "Cumhurbaşkanlığı Külliyesine 'kaçak saray', Cumhurbaşkanımıza 'diktatör' diyenler, oy verenlere 'makarnacı' yakıştırması yapanlar ve sabah kalktıklarında 'inşallah milletimizin başına bir felaket gelir.' diye dua edenler bilsinler ki bu dil doğru bir dil değildir ve bu dua asla kabul olmayacaktır." dedi.

TBMM Genel Kurulunda; İçişleri Bakanlığı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ile bu bakanlıklara bağlı kamu kurumlarının bütçelerinin görüşüldüğü 6. turda, AK PARTİ milletvekilleri söz aldı.

AK PARTİ İstanbul Milletvekili Mustafa Demir, İçişleri Bakanlığının faaliyetleri ve çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Demir, uyuşturucu sorununun önemli olduğunu ifade ederek, "Gençlerin ve ailelerinin huzurunu kaçıran, gençlerin beden ve ruh sağlığını bozan bu kötü alışkanlığa karşı İçişleri Bakanlığı kararlılıkla mücadele etmektedir. 2018 yılında yapılan operasyonlarda büyük miktarlarda uyuşturucu ele geçirilmiştir." diye konuştu.

15 Temmuz gecesi yapılan hain saldırının, ülkenin hak ve hürriyetlerine yapılan bir saldırı olduğunu vurgulayan Mustafa Demir, o gece darbecilerin ülke topraklarını bölme girişiminde bulunduğunu, ancak bunda başarısız olduğunu kaydetti.

AK PARTİ Antalya Milletvekili Kemal Çelik, güvenlik hizmeti için yapılan harcamaların, hiçbir zaman yeterli görülmemesi gerektiğini söyledi.

"Terörle arasına mesafe koyamayanlar asla özgür olamazlar." diyen Çelik, FETÖ'den arındırılan güvenlik teşkilatının, yurt içi ve yurt dışında önemli operasyonlar gerçekleştirdiğini söyledi.

AK PARTİ'li Çelik, aynı üst akıldan emir alan terör örgütleri DEAŞ ve PKK'nın, 15 Temmuz'dan sonra stratejik operasyonlar yapamaz hale getirildiğini bildirdi.

AK PARTİ Giresun Milletvekili Kadir Aydın, 16 yıllık AK PARTİ iktidarının sadece yerli ve milli üretimle yetinmediğini, jandarma ve sahil güvenlik birimlerinin tamamını İçişleri Bakanlığına bağlayarak sivil devrim gerçekleştirdiğini söyledi.

Her milletvekilinin milleti temsilen Meclis çatısı altında görev yaptığını; düşünce, öneri ve şikayetlerini dile getirdiğini belirten Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Her milletvekilinin konuşmasında, her partinin aldığı oylardan çok daha fazlasını alarak Cumhurbaşkanı seçilen Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili kullandığı ifadeler ne Sayın Cumhurbaşkanımıza yakıştırdığımız sıfatlardır ne de milletvekillerimize yakışan ifadelerdir. Hiç kimsenin önemine ve değerine dil uzatmak haddimiz olmadığı gibi, bizim de önem ve değerlerimize dil uzatmak hiç kimsenin haddi değildir. İktidara dil uzatmayı siyaset yapma biçimi olarak gören anlayışın ne milletimize ne de sahiplerine hiçbir faydası olmayacaktır.

16 yıldır iktidarda olan, girdiği 13 seçimden zaferle ve artan halk desteğiyle çıkan bu ülkenin Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı sevmeseniz de 26 milyon 330 bin 823 seçmenimizin oy verdiği ve milletimizin yarısından fazlasının desteğini alan Cumhurbaşkanımıza katlanmasını bileceksiniz. Çünkü demokrasi, katılmayı ve katlanmayı bilenlerin rejimidir. Cumhurbaşkanlığı Külliyesine ısrarla 'kaçak saray' ve Cumhurbaşkanımıza 'diktatör' diyenler, yaşadığımız her kazayı cinayet olarak tanımlayanlar, her tutuklamayı bir savaş dili gibi 'tutsaklık' olarak değerlendirenler, alkış tutanlara 'yandaş' ve 'iktidar beslemesi', oy verenlere 'makarnacı' yakıştırması yapanlar ve sabah kalktıklarında 'inşallah milletimizin başına bir felaket gelir.' diye dua edenler bilsinler ki bu dil doğru bir dil değildir ve bu dua asla kabul olmayacaktır."

AK PARTİ'li Aydın, terör ve toplumsal olaylara müdahale eden güvenlik güçlerinin çalışmalarını "halka saldırı", teröre karşı verilen mücadeleyi "savaş" olarak ifade edenlerin de dillerini düzeltmesi gerektiğini söyledi.

"Dağa çıkınca ihanet oyunu oynayanların Meclis kürsüsünden barış şarkıları söylemeleri son derece anlamsız ve inandırıcılıktan yoksundur." diyen Aydın, terörle mücadele konusunda milletin duygu ve düşüncelerine tercüman olan ve bunu her türlü terör gruplarına, onların anlayabileceği bir dilde izah eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu ve bütün emniyet güçlerine şükranlarını sundu.

AK PARTİ İstanbul Milletvekili Serap Yaşar, 2 Eylül 2015'te medyaya, "Yunanistan'a kaçmak isteyen göçmenlerin denizde hayatını kaybettiği" haberinin düştüğünü ifade ederek, "Bu haber hepimizi derinden üzdü. O gün orada hayatını kaybedenler arasında Aylan Bebek de vardı." dedi.

Türkiye'nin göçmenler ve sığınmacılar için devletin bütün olanaklarını seferber ettiğine işaret eden Yaşar, devletin, dünyada göçmenlere karşı yapılan yanlış uygulamalar karşısında sessiz kalmadığını, onlar için insanlık tarihine geçecek girişimlerde bulunduğunu kaydetti.

AK PARTİ'li Yaşar, "Devletimiz, milletimiz ve kurumlarımızla onlar için yapabileceğimizin en fazlasını yapmanın gururunu yaşıyoruz." dedi.

Serap Yaşar, Türkiye'deki sığınmacı sayısının 4,7 milyona ulaştığını, bunun 3,6 milyonunun geçici koruma altındaki Suriyeliler olduğunu söyledi.

AK PARTİ Konya Milletvekili Halil Etyemez, sendikal alanda AK PARTİ iktidarları döneminde yapılan iyileştirmeleri anlattı.

2002'de en düşük memur maaşı 293 lirayken, bunun yüzde 700 artışla 3 bin 130 liraya çıkarıldığını belirten Etyemez, "300 bin sözleşmeli personeli kadroya aldık, 4-C uygulamasını ortadan kaldırdık. Kamu çalışanları arasında 'eşit unvana eşit ücret' politikasını uygulamaya başladık." diye konuştu.

Halil Etyemez, banka promosyonlarının kamu çalışanlarına ödenmesini sağladıklarını, başını örten kamu çalışanlarının önündeki engelleri kaldırdıklarını ifade etti. Etyemez, 1 Mayıs gününün, Emek ve Dayanışma Günü olarak kutlanmasını da sağladıklarını vurguladı.

AK PARTİ Ankara Milletvekili Arife Polat Düzgün, 2002'de yüzde 2,6 oranıyla 5 milyar lira olan bütçeden sağlığa ayrılan payı, yüzde 4,5 oranıyla 49 milyar liraya çıkardıklarını anlattı.

Evde sağlık bakım hizmeti uygulaması başlattıklarına işaret eden Düzgün, toplamda 1 milyon 200 bin hastaya evde bakım hizmeti verildiğini, bugün için takip edilen hasta sayısının ise 300 bin olduğunu kaydetti.

TBMM Genel Kurulunda, İçişleri Bakanlığı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ile bağlı kuruluşların 2019 yılı bütçelerinin görüşmelerinde, "terör" ve "terörle mücadele" tartışması yaşandı.

Bütçe üzerine söz alan HDP milletvekilleri görüşlerini dile getirdi.

HDP Adana Milletvekili Tulay Hatımoğulları Oruç, iç ve dış siyasetin, "savaş ve şiddet siyaseti" üzerine varlığını sürdürdüğünü savundu.

Türkiye'de aşırı güvenlikçi politika uygulandığını öne süren Oruç, "Halkların parasıyla halkın sırtındaki sopayı üzerinden eksik etmeyen bir siyaset güdülmektedir. İktidar kendi faşist rejimini daha da derinleştirmek için yalnızca 15 Temmuz askeri darbe girişimini bir lütuf olarak görmedi; Orta Doğu'daki gelişmeleri, Irak ve Suriye'deki karmaşayı da iç siyasetin önemli bir malzemesi haline getirdi. Bunu da Allah'ın lütfu olarak gördü." diye konuştu.

Sınırlarda güvensizliğin arttığını iddia eden Oruç, "Sınır illerinde yaşayan insanlar kendini asla güvende hissetmiyor. İnsanlar her an IŞİD, El Nusra ve uzantısı çetelerin saldırılarıyla karşı karşıya kalmaktan korkuyor ve çekiniyor." dedi.

Cenazelerin, toplumun önemli değerlerinden olduğunu söyleyen Oruç, "Sizler Aysel Tuğluk'un annesinin Ankara'da gömülmesine dahi izin vermeyen zihniyeti beslediniz. Bitlis'te Yukarıölek köyünde 267 cenazenin mezardan çıkarılarak, ailelerine teslim edilmemesine seyirci kaldınız." ifadelerini kullandı.

Suriye'nin kuzeyine yönelik operasyondan vazgeçilmesi çağrısında bulunan Oruç, "Türkiye'de mevcut olan iktidar ne yazık ki ırkçı kliğin ağır etkisi altına girmiştir. Beğenerek söylemiyorum ama ümmetçiliğinizle çelişiyorsunuz. Sizler yine bir güç, bir ittifak adına ırkçı kliğin peşine takılmış gidiyorsunuz." diye konuştu.

Oruç, 96 DBP'li belediyeye kayyum atandığını ancak bu belediyelerle ilgili yapılan hiçbir araştırmada yolsuzluğa rastlanmadığını savundu.

Sataşma gerekçesiyle söz alan AK PARTİ Grup Başkanvekili Mehmet Muş, devletin, halkının güvenliğini sağlamakla mükellef olduğunu vurgulayarak, "İnsanların güvenliğini sağlamaktan kim, neden rahatsız olur? Bundan rahatsız olan terör örgütü PKK'dır." dedi.

Muş, bütçenin vergilerden oluştuğunu anımsatarak, "Türkiye Cumhuriyeti bütçesini vergilerle oluşturur, bu doğrudur fakat sopayı halkın değil, PKK'nın sırtından eksik etmemektedir. PKK'nın sesi maalesef bu milletvekili aracılığıyla buradan gündeme gelmektedir." dedi.

Muş, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Fırat'ın doğusundaki terör hedeflerine yönelik operasyon hazırlığında olduğunu belirterek, "Orada uşakları görüyorsunuz değil mi? Amerikan bayraklarının arkasında saklanan uşakların kim olduklarını, onlara kimlerin sırtını dayadığını gayet iyi görmektesiniz. Biz o taşeronların kafasını ezmek için oraya gidiyoruz ama maalesef sesi yine buradan çıkmaktadır." değerlendirmesinde bulundu.

Oruç'un, Cumhur İttifakı'nı hedef aldığı gerekçesiyle söz alan MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, "Cumhur İttifakı, Türkiye'yi hedef alan saldırılar karşısında parti çıkarları ve günlük siyaset hesapları yapmaksızın ortak bir duruş ortaya koymaya ve Türkiye'yi zayıflatarak uluslararası operasyonlara açık hale getirmeye yönelik her türlü faaliyetin karşısında yer almaya kararlı bir ittifakın adıdır. Bu kapsamda, terörle, teröristle ve teröristlerin yandaşları ve yardakçılarıyla da bir mücadele söz konusudur. Zannediyorum rahatsızlık da bundan ileri gelmektedir." diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, CHP olarak devletin, PKK'sıyla, IŞİD'iyle, FETÖ'süyle ve bütün terör örgütleriyle katı, kesin, etkin mücadele etmesi gerektiğini sürekli söylediklerini ifade etti.

"Siyasette müzakere ve münakaşa vardır ama devlet terör örgütleriyle müzakere yapmaz. Müzakere yaparsanız terör örgütlerini meşrulaştırırsınız." diyen Altay, "İşine geldi mi terör örgütüyle masaya oturan, daha sonra sandık kaygısına dayalı olarak sandık sonuçlarını barut kokusuna endeksleyen bir anlayışın 6 milyon oy almış bir partiyi terörize etmesini, kriminalize etmesini doğru bulmuyoruz." ifadelerini kullandı.

HDP Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen, "Adalet terazisi doğru tartmadığında sorunu sopayla çözmekten başka bir iş kalmaz." dedi.

"Aslında bütün yanlış politikaların yükünün İçişleri Bakanlığına kalmış olması galiba bu Bakanlığın en büyük bahtsızlığı." ifadesini kullanan Bilgen, her şeye rağmen bir devleti başka yapılanmalardan ayıran şeyin, hukuka bağlı kalmak olduğunu belirtti.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Eski HDP Van Milletvekili Aysel Tuğluk'un annesi Hatun Tuğluk'un cenazesinde provokasyon çıkmaması için elinden gelenin fazlasını yaptığını söyledi.

Soylu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla mezarlığa gittiğini ve Hatun Tuğluk defnedilene kadar meseleye nezaret eden bir anlayış ortaya koyduğunu aktardı.

HDP'li Oruç'un, terörist cenazeleriyle ilgili eleştirisine, "Terörist olarak öldürdüğümüzün cenazelerine HDP'li milletvekillerini göndermediğimiz doğrudur. Ne yaparsanız yapın göndermeyiz, engelleriz." karşılığını verdi.

Komisyon toplantısında bir milletvekilinin parmak sallayarak kendisini tehdit ettiğini dile getiren Soylu, "Hiç umrumuzda değil PKK terör örgütü tehdit etsin, siz tehdit edin. Vız gelir, tırs gider." ifadesini kullandı.

Soylu'nun sözleri üzerine yerinden söz alan CHP Grup Başkanvekili Altay, hiçbir hak talebinin terörizme meşruiyet, teröriste masumiyet kazandırmayacağını ancak hiçbir güvenlik kaygısının da temel hak ve özgürlüklerin gasbına dayanak olamayacağını söyledi.

HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan, bir bakana, Genel Kuruldaki grup başkanvekillerine veya konuşmacıya sataşmanın yakışmadığını söyledi.

Kurtulan, "Terör bağlantısından bahsedilecek... Bu ülkenin başına 15 Temmuz darbesini bela eden, ona zemin hazırlayan sizsiniz. Kendinizi gözden geçirin. Demokrasi kanallarını açarak dağ yolunu kapatabilirsiniz." dedi.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Yavuz Ağıralioğlu da "AK PARTİ bizi, 'çözüm' diye ortaya koyduğu iradeden terörü kuvvetlendirerek bugünlere taşıdı." diye konuştu.

Ağıralioğlu, "Diyarbakır'da Megri Megri, burada mehter sitemlerine muhatap olduğunuz için bu tartışmayı bitiremiyoruz." ifadesini kullandı.

Tekrar söz isteyen AK PARTİ Grup Başkanvekili Muş, HDP sıralarını işaret ederek, "Sizin terörle alakalı kanaatiniz nedir? Madem bir sorun var, çıkın reçetenizi açıklayın. Bizim kimseyi, oy veren seçmeni terörize ettiğimiz falan yok. Bir parti burada 3-4 terör örgütü sayıyor, PKK'yı anmıyor bile. Buna biz bir şey söylemeyecek miyiz?" sözlerini sarfetti.

HDP Muş Milletvekili Mensur Işık, bütçenin, "savaş bütçesi" olduğunu savundu.

Bütçeden, savunma ve güvenliğe ayrılan payı eleştiren Işık, savunma ve güvenlikle ilgili kurumların bütçelerinin 2017'de yaklaşık 64 milyar lirayken, 2018'de 84,5 milyar liraya çıktığını söyledi.

HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Türkiye'deki iç ve dış göçlerin nedenlerinin işsizlik, yoksulluk ve katliamlar olduğunu iddia etti.

HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegü, "Kadınlar üzerindeki ayrımcılık, şiddet, eşitsizlikler, aile duvarları arkasında gizlenmek isteniyor." dedi.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının, "torba bakanlık" olduğunu savunan Pekgözegü, "Neresinden tutsak elimizde kalıyor. Bir işi yapmak istemiyorsanız o zaman böyle bir çorba haline getirirsiniz. En az üç bakanlık olması gerekiyor fakat burada tek bir bakanlık var. Bakanlar bu Meclisin üyesi bile değiller. Burada üstünlük taslayarak oturuyorlar ama halka değil, Cumhurbaşkanına karşı sorumlular." diye konuştu.

HDP Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir, bütçe sürecinin demokratik, adil ve katılımcı olmadığını ileri sürdü.

HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel, 16 yıllık AK PARTİ iktidarı boyunca insan hak ve özgürlüklerinden, demokrasiden, barıştan yana tavır alan kesimlerin terörize edildiğini savundu.

Yargının, iktidarın bir sopası haline getirilerek siyasallaştığını öne süren Güzel, şunları kaydetti:

"İlaçlara erişimdeki sorunlar hastaların tedavilerindeki aksamalara ve ciddi mağduriyetler yaşamasına neden oluyor. Sürekli artan döviz kurları nedeniyle kanser, diyabet gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlara ulaşmakta zorluk çekiyor. Bu da bizlere gösteriyor ki siyasi iktidar uyguladığı yanlış politikalar nedeniyle derinleşen ekonomik krizin faturasını halklara kesmeye devam ediyor."

TBMM Genel Kurulunda; İçişleri Bakanlığı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ile bu bakanlıklara bağlı kamu kurumlarının bütçelerinin görüşüldüğü 6. turda, CHP milletvekilleri söz aldı.

CHP Muğla Milletvekili Süleyman Girgin, bütçelere ilişkin eleştirilerini dile getirdi.

"Bütçe toplumun hangi kesimlerini korumaktadır, hangi kesimlerini kollamaktadır?" diye soran Girgin, iktidarın 16 yılda kamu hizmetlerine yeterince kaynak ayırmadığını iddia etti.

Girgin, bu bütçenin zam bütçesi olduğunu söyleyerek, "İktidar fakirden alarak zenginlere çalışmış, zenginleri doyurmuştur." dedi. Süleyman Girgin, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın, "Acı reçeteyi hep beraber ödeyeceğiz." derken, "Kebabı biz yedik hesabı hep beraber ödeyelim, daha doğrusu hesabı millet ödesin." dediğini ileri sürdü.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının "yandaş işverenleri koruma ve kollama" bakanlığına dönüştüğünü savunan Girgin, İstanbul Havalimanında yaşananların bunu gösterdiğini ifade etti.

CHP'li Girgin, asgari ücretli bordrosunu göstererek, asgari ücretten vergi alınmamasını istedi.

CHP Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, yolunu şaşıranların başkasına yol gösteremeyeceğini ifade ederek, AK PARTİ iktidarının da yolunu şaşırdığını öne sürdü.

AK PARTİ'nin esnaf lokantası zihniyetiyle ülkeyi yönetemeyeceğini savunan Tüzün, "Hazineye damadı, eğitime oğlu, sağlığa eşi, iletişime kızı bakıyor." dedi.

CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, emniyet personeline verilen 3600 ek gösterge sözünün tutulmasını istedi.

"İçişleri Bakanlığı terörle mücadele ediyor ama kendisi teröre bulaşmış durumda." diyen Öztunç, "İçişleri Bakanlığı kadrolarının içinde yüzde 10'u teröre bulaşmış. 43 bin 648 kişi bakanlıktan FETÖ nedeniyle ihraç edilmiş. Bu kişilerin göreve alınmasında kimin imzası var, onları bakanlığa kim aldı?" ifadelerini kullandı.

CHP Balıkesir Milletvekili Ensar Aytekin, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yıllar boyunca FETÖ'cülerin odağı haline geldiğini iddia ederek, "Bu hainleri oraya kimlerin atadığını biliyoruz. Onların atama kararlarının altında Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan, Efkan Ala ve İsmet Yılmaz'ın imzaları vardır." diye konuştu.

CHP Gaziantep Milletvekili İrfan Kaplan, Türkiye'nin Suriye politikasının diplomasi hezimeti olduğunu savunarak, "Yaklaşık 4 milyon Suriyeli yaşıyor ülkemizde. Onlar için 33 milyar dolar harcandı. Bizim Suriyeli mültecilerle bir kavgamız yok, aksine onlara kucak açmak hepimizin görevidir ama AK PARTİ uyguladığı yanlış politikalarla, vatandaşlarımızla onları karşı karşıya getirdi." dedi.

CHP İzmir Milletvekili Kani Beko, 10 milyon asgari ücretlinin Hükümetten müjde beklediğini belirtti.

Asgari ücretin 2 bin 200 lira olması ve vergi alınmaması gerektiğini dile getiren Beko, "Bir yılda asgari ücretlilerden 30 milyar lira vergi alınmış, işverenlere ise 176 milyar lira vergi muafiyetinde bulunulmuş." dedi.

Konuşmasında emeklilikte yaşa takılanlar sorununa da değinen Beko, "Emeklilikte yaşa takılanlara maaş bağlarsak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dediği gibi bir yılda 750 milyar lira değil, bir yılda 700 bine yakın vatandaşımıza 8 veya 10 milyar lira vermiş oluruz. 40 milyar doları Suriyeli misafirlere veriyorsak, tabii ki bizim ülkemizin çocuklarına 8-10 milyar lirayı kesinlikle vermemiz gerekir." şeklinde konuştu.

CHP Samsun Milletvekili Neslihan Hancıoğlu, bu yıl 128 bin 411 ailenin dağıldığını söyledi.

Evlenme oranları düşerken, boşanma oranlarının arttığına işaret eden Hancıoğlu, bu tablonun, bakanlığın yaptığı çalışmaların hiçbir işe yaramadığını gösterdiğini kaydetti.

CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer, şehit yakınları ve gaziler arasında ayrım yapıldığını, 15 Temmuz gazi ve şehit yakınlarının farklı muameleye tabi tutulduğunu öne sürdü.

CHP Zonguldak Milletvekili Ünal Demirtaş ise "Bu bütçe milletin bütçesi değil, sarayın bütçesi, sarayın etrafında dolarla ihale alanların bütçesi." iddiasında bulundu.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***