2012-05-03 - 16:00
BDP GRUP BAŞKANVEKİLİ HASİP KAPLAN'IN PMD'Yİ ZİYARETİ?
Hasip Kaplan: "Geçmişte illegal örgütlenmelerde yer almış birçok kişi şu anda devlet başkanlığı yapıyor. Talabani de teröristti, şimdi Cumhurbaşkanı. Barış olacaksa siyaset kanalları açılır. Karayılan da isterse gelir, siyasete katılabilir."
Basın Özgürlüğü Günü nedeniyle Parlamento Muhabirleri Derneği'ni ziyaret eden Kaplan, siyaset ve medyanın birbirinden ayrılmaz iki güç olduğunu belirtti. Kaplan şunları söyledi: "Toplumları hukuk ve siyaset dönüştürür, güçler ayrılığında da dördüncü güç olarak basın bu işlevi yerine getirir. Bugün basın özgürlüğü konusunda en geri kalmış ülkelerden biriyiz ve 100 ün üzerinde basın mensubunun tutuklu olmasını ayıp olarak görüyoruz."


"AB süreci donmuş durumda" diyen Kaplan, "Uyum paketleri işlemiyor, reformlar işlemiyor. Anayasanın 90. maddesi, uluslar arası sözleşmeler işlemiyor. İşlese en çok tutuklu gazeteci olan ülke olmazdık. Hukuk kötü sınav veriyor siyaset kurumu da, darbe hukukunun gereği mevzuatı temizlemiyor" şeklinde konuştu.


"Yeni anayasa sürecinde Terörle Mücadele Kanunun kaldırılması lazım" şeklinde konuşan Kaplan, "Önümüzde çok önemli bir gündem var. Bir anayasa yapıyoruz bu süreçte bir yol temizliği gerekiyor. Terör tanımında Türkiye, dünyanın en enteresan ülkesi. En fazla teröristin olduğu ülke. 13 bin olduğu söyleniyor. Çünkü öyle bir terörist tanımımız var ki. Bu yasaya göre; yazan da, çizen de, söyleyen de, anlatan da herkes terörizm suçu işleyebilir" dedi.


Demokratik bir toplum yaratmak için basın özgürlüğünü sağlamanın siyaset kurumunun en önemli sorumluluklarından biri olduğunu söyleyen Kaplan, tutuklu gazetecilerin de bir an önce serbest bırakılması gerektiğini ifade etti.


Gazetecilerin gizli dinlemelerin ve istihbarat örgütlerinin tehdidi altında olduğunu belirten Kaplan, "Bizler gibi, sizler de dinleniyorsunuz. Eğer bu ülkeye barış özgürlük gelecekse, demokrasi gelecekse siz basın emekçilerinin, medyanın çok önemli bir rolü var. Biz bunun farkındayız bunun öneminin altını çiziyoruz. Mecliste basın özgürlüğü konusunu en fazla gündeme getiren partiyiz. Bu konuda duyarlıyız. Medyayı zapturapt altına almak isteyen yaklaşımların, darbecilerden farkı yoktur" diye konuştu.


Basın mensuplarının sorularını da cevaplayan Kaplan, tutuklu milletvekillerine ilişkin bir soruya karşılık, "8 milletvekili Anayasaya rağmen tutuklu. Sayın Başbakan Meclis Başkanı ile bir görüşme yaptı ve 3 muhalefet partisinden görüş istendi. Milletin iradesinin özgür olması gerektiğinin altını çizerek bir yasa teklifinde uzlaştık ve verdik. İktidar partisinde ise bir taraftan Akdoğan konuşuyor, bir taraftan Bozdağ konuşuyor, bir taraftan Başbakan Yardımcısı Çelik konuşuyor. Üç ayrı noktadan olumsuzluk ifade eden konuşmalar. Bir taraftan da MYK bunu değerlendirecek deniyor. Daha dün 1 Mayıs'ta Başbakan'la görüşen bir kadroydu. Şimdi de MYK karar verecek diyorsunuz. Madem demokrasiye inanıyorsunuz, sağlam bir Kanun Teklifiyle siz gelin karşımıza. Gelin de görelim. Her şeyi engellemenin, demokrasiyi tıkamanın anlamı yok. Sizin teklifiniz ne kardeşim açık soruyoruz.

BDP bu konuda çok net. Biz Anayasa'nın 83. Maddesi, 2. fıkrasının kökten değişmesini istiyoruz. Yürütme ve yargının tehdidi sürüyor buna son vermek gerekiyor. AKP'nin iktidar çoğunluğu vardır, bu konuda yazılı resmi bir Kanun Teklifi ile kendilerinin de çıkmasını bekliyoruz. Teklif geldiği takdirde de bunu değerlendireceğiz" şeklinde konuştu.


Kaplan, Karayılan'ın milletvekili adayı olması ihtimaline ilişkin soruyu ise: " İnandırıcılığı olmayan bu tür gerekçelere kimse sığınmasın ne Karayılan bu dönemde böyle bir amaçla gelir, ne de hukuk çerçevesinde bu Kanun Teklifi böyle bir duruma yol açıyor. Barış, demokrasi olacaksa kökten bir çözüm ile Anayasa değişikliği ile olur. O zaman bu konuşulur. Yasa teklifi sadece tutuklu vekiller için hazırlandı. Bu anlamın çıkartılmasını hayretle, samimiyetsizlikle karşılıyorum bunu istismar aracı olarak kullanmamaları gerekiyor diye düşünüyorum. Bu mecliste darbeciler, işkenceciler, katiller vekillik yaptı. Hakkında hüküm kararı bulunanlar, yüz kızartıcı suçu olanlar vekillik yaptı. Geçmişte illegal örgütlenmelerde yer almış birçok kişi şu anda devlet başkanlığı yapıyor. Talabani de teröristti, şimdi Cumhurbaşkanı. Barış olacaksa siyaset kanalları açılır. Karayılan da isterse gelir, siyasete katılabilir" şeklinde cevapladı.


Kaplan, Kamu Güvenliği Müsteşarının istifasına ilişkin bir soruyu da şu sözlerle değerlendirdi: "Kamu düzeni müsteşarlığının işlevsiz, gereksiz bir kurum olduğunu söylemiştim. Ne işe yarıyor, bir etkisini görüyor musunuz? Koordinatör Başbakan Yardımcısı var zaten. Zaten bürokratların esamesi okunmuyor."


Süt dağıtımı ile ilgili Tarım Bakanı Mehdi Eker'in açıklamasını da eleştiren Kaplan, "Süt dağıtılması doğru bir konudur. Süt zararlı olamaz. Ancak burada hükümetin beceriksizliği var. Hükümet dağıtmayı becerememiştir. Firmaları iyi seçememiştir. Birileri çocuklarımızın sağlığıyla oynuyorsa, Tarım, Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlığının burada sorumluluğu vardır. Bunu yapanların kamuoyunda teşhir edilmesi ve hukuk önünde gereğini yapılması gerekiyor.
Bu tartışmalar başladığında da ilk önerge veren biziz. Günlük taze süt verin diye önerge verdik. Hükümete teklif ediyoruz: sütle beraber kota koydukları fındık, kuru incir hatta ülkemizin değerli ürünlerinden olan kayısı da versinler. Gerçekten beslenme konusunda sağlıklı bir planlama yapılmışsa, bunu tam yapsınlar. Ustalık döneminde bu kadar da beceriksizlik pes doğrusu, yakışmadı." (16:00)