2021-07-13 - 20:54
BMM Küresel İklim Değişikliği Araştırma Komisyonu Başkanı Veysel Eroğlu ve beraberindeki milletvekilleri, Kayseri'nin Yeşilhisar, Yahyalı ve Develi ilçeleri sınırındaki Sultan Sazlığı Milli Parkı'nda incelemelerde bulundu.
Eroğlu, burada yaptığı konuşmada, 2020 yılında "kesin korunacak hassas alan" ilan edilen Sultan Sazlığı'nda yürütülen çalışmalarla ilgili bilgi verdi, küresel iklim değişikliğinin etkisinin azaltılması ve kuraklıkla mücadele konusunda komisyon çalışmalarının sonuna geldiklerini söyledi.
Kırşehir'in ardından Kayseri'ye geldiklerini belirten Eroğlu, arazi çalışmalarının faydalı olduğunu dile getirdi.
Eroğlu, şöyle devam etti:
"Sultan Sazlığı, Orta Doğu'nun ve Avrupa'nın en önemli sulak alanlarından biri. Burası kuşların göç yollarından biri. Burayı kurtarmak için ne yapmak gerekir diye düşündüğümüzde tek çare, başka havzadan su getirmek oldu. Bunun için daha önce Zamantı nehrinden su aktarmak için tünel çalışmasına başlanmış. Bunun hızlı bir şekilde bitirilmesini temin ettik. Cumhurbaşkanımız da çok destek verdi. Buradaki tünel yaklaşık 11 kilometre. İletim hatlarıyla 21 kilometreye uzuyor. Zamantı ırmağından buraya yılda 111 milyon metreküp su aktarıyoruz. Hatta daha dengeli olması için ırmağın kenarına bir baraj inşa ettik. O baraj da bitti. Suyu da dolu."
Eroğlu, kurak zamanlarda Gümüşören barajından sazlığa su vereceklerini söyledi.
Sultan Sazlığı'na farklı alanlardan su takviyesi yapıldığını belirten Eroğlu, "Kısa zamanda kurumakta olan sazlık canlandı. Burayı milli park ilan ettik. Burası cennetten bir parça haline geldi." dedi.
Yer altı sularının dengeli kullanılması için önerilerinin olduğunu dile getiren Eroğlu, bu sayede çiftçilere de fayda sağladıklarını ifade etti.
Bir basın mensubunun, küresel ısınmanın zararları ve suların çekilmesi sorununa karşı çözümün ne olacağını sorması üzerine Eroğlu, şunları kaydetti:
"Türkiye'de sulamaları tamamen damlama sulama yaparsak sıkıntı olmaz. Suyumuzun yüzde 79'u sulamada kullanılıyor. En büyük tasarruf yapılacak yer, sulamadır. DSİ'ye burada çok önemli iş düşüyor. Büyük bir seferberlik yapılsın istiyoruz. Bütün partiler, bütün milletvekilleri ittifakla destek veriyor. Biz artık sulamaları damlama sulamaya dönüştürmeliyiz. Vahşi sulamada hektar başına 14-15 bin metreküp su kullanılıyor. Damlama sulamada 3-4 bin metreküpe indirmek mümkün. Büyükşehirlerde içme suyu şebekelerindeki kayıpların azaltılması ve vatandaşın tasarruflu su kullanması önemli. Sanayicilerimiz de az su tüketen, az kirleten teknolojileri getirmeli. Bunları yaparsak kriz diye bir şey kalmaz. Yapmazsak büyük kriz gelebilir. Çünkü sıcaklıklar artıyor. Tedbir almamız lazım. Tedbir alırsak, uyumlu çalışma yürütürsek problemi asgari seviyede 2050 yılında çözeriz."
Eroğlu ve beraberindeki komisyon üyeleri daha sonra Kuş Müzesi'ni gezdi, yaralı halde bulunup tedavi edilen şahinleri doğaya bıraktı, gözetleme kulesinden yılkı atlarını izledi.
Komisyon, Akgöl Sazlığı ve Meke Gölü'nde de inceleme yaptı
Eroğlu, Akgöl Sazlığı'nda, bölgenin Türkiye'nin en önemli sulak alanlarından biri olduğunu söyledi.
Binlerce göçmen kuşa ev sahipliği yapan sulak alanın, kuraklığın etkisinden kurtarılması için yürütülen çalışmaları anlatan Eroğlu, şöyle konuştu:
"Bu alan kuş geçit alanları üzerinde. Bakanlığımda 2014'te bu alanı 6 bin 400 metre uzunluğunda, 1,65 metre yüksekliğindeki sette ile çevirdik. Neticede suyu bu kısımda topladık ve 3 bin 434 dekar alanı kurtardık. Fakat bu yeterli değil. Şu faydası oldu; kuş göç yolları üzerinde olduğu için kuşlar geliyor, bazıları da yuva yapıyor, bazıları da su ihtiyacını karşılıyor. Şimdi yapılacak şey, bu ovada çok sulama ve yeraltı su kullanımı var. Ereğli'ye çok ileri modern sulama sistemlerini kurmaya başladık, inşaat başladı. Geri kalanı da Dünya Bankası kredisiyle yapılıyor. 15 bin hektarı modern sistemlerle sulanacak, artan su buraya gelecek. Az su ile sulama yapacağız, artan suyla da sulak alanları kurtarmış olacağız."
Eroğlu, sulak alanların karbon salınımı önlenmesindeki önemine işaret ederek, bunun küresel iklim değişikliğiyle mücadelede çok önemli olduğunu değerlendirdi.
Sera gazlarının atmosferi kapladıkça dünyada sıcaklığın arttığına işaret eden Eroğlu, "Güneşten gelen ışınlar yansıyamıyor. Dolayısıyla dünyada sıcaklık git gide artıyor. Buna sera etkisi diyoruz. Seralarda nasıl içerisi hamam gibi oluyor. Dünya da eğer tedbir almazsak zaman içinde hamam gibi olacak. Bu maksatla sulak alanlar ve ormanlar yutak alanlardır, karbondioksiti tutuyor, oksijen veriyor. Hayat kaynağı, bunları korumamız lazım." diye konuştu.
Komisyon üyeleri daha sonra Karapınar'da bulunan ve son yıllarda kuruma noktasına gelen Meke Gölü'nde incelemelerde bulundu.
Eroğlu, burada yaptığı açıklamada, gün boyu yaptıkları ziyaretlerde, alınacak tedbirleri ilgililerle görüştüklerini söyledi.
Ülkenin önemli sulak alanlarını gezdiklerini anımsatan Eroğlu, şunları kaydetti:
"Meke Gölü'ndeyiz, inşallah Meke Gölü de kurtulacak. Küresel iklim değişikliğinin etkileri ortada. Özellikle sera gazlarını aşırı şekilde atmosfere bırakılması neticesinde sıcaklık artıyor. Kuraklık ve ani yağışlarla sel baskınları olabiliyor. Dolayısıyla bunlara karşı Türkiye'de çok ciddi tedbir alınması gerekiyor. Bütün partilerin oy birliğiyle böyle bir araştırma komisyonu kuruldu. Arkadaşlarla birlikte bütün kurum ve kuruluşları davet ettik. uzmanları hocaları çağırdık çok güzel bir toplantı oldu. Bunlarla ilgili uzman arkadaşların desteğiyle raporlar hazırlayacağız. Lafta kalmayacak, kurumlara yol gösterecek, bir kitapçık ve araştırma komisyonun öneri-sonuç raporunu taktim edeceğiz."
Kırşehir'in ardından Kayseri'ye geldiklerini belirten Eroğlu, arazi çalışmalarının faydalı olduğunu dile getirdi.
Eroğlu, şöyle devam etti:
"Sultan Sazlığı, Orta Doğu'nun ve Avrupa'nın en önemli sulak alanlarından biri. Burası kuşların göç yollarından biri. Burayı kurtarmak için ne yapmak gerekir diye düşündüğümüzde tek çare, başka havzadan su getirmek oldu. Bunun için daha önce Zamantı nehrinden su aktarmak için tünel çalışmasına başlanmış. Bunun hızlı bir şekilde bitirilmesini temin ettik. Cumhurbaşkanımız da çok destek verdi. Buradaki tünel yaklaşık 11 kilometre. İletim hatlarıyla 21 kilometreye uzuyor. Zamantı ırmağından buraya yılda 111 milyon metreküp su aktarıyoruz. Hatta daha dengeli olması için ırmağın kenarına bir baraj inşa ettik. O baraj da bitti. Suyu da dolu."
Eroğlu, kurak zamanlarda Gümüşören barajından sazlığa su vereceklerini söyledi.
Sultan Sazlığı'na farklı alanlardan su takviyesi yapıldığını belirten Eroğlu, "Kısa zamanda kurumakta olan sazlık canlandı. Burayı milli park ilan ettik. Burası cennetten bir parça haline geldi." dedi.
Yer altı sularının dengeli kullanılması için önerilerinin olduğunu dile getiren Eroğlu, bu sayede çiftçilere de fayda sağladıklarını ifade etti.
Bir basın mensubunun, küresel ısınmanın zararları ve suların çekilmesi sorununa karşı çözümün ne olacağını sorması üzerine Eroğlu, şunları kaydetti:
"Türkiye'de sulamaları tamamen damlama sulama yaparsak sıkıntı olmaz. Suyumuzun yüzde 79'u sulamada kullanılıyor. En büyük tasarruf yapılacak yer, sulamadır. DSİ'ye burada çok önemli iş düşüyor. Büyük bir seferberlik yapılsın istiyoruz. Bütün partiler, bütün milletvekilleri ittifakla destek veriyor. Biz artık sulamaları damlama sulamaya dönüştürmeliyiz. Vahşi sulamada hektar başına 14-15 bin metreküp su kullanılıyor. Damlama sulamada 3-4 bin metreküpe indirmek mümkün. Büyükşehirlerde içme suyu şebekelerindeki kayıpların azaltılması ve vatandaşın tasarruflu su kullanması önemli. Sanayicilerimiz de az su tüketen, az kirleten teknolojileri getirmeli. Bunları yaparsak kriz diye bir şey kalmaz. Yapmazsak büyük kriz gelebilir. Çünkü sıcaklıklar artıyor. Tedbir almamız lazım. Tedbir alırsak, uyumlu çalışma yürütürsek problemi asgari seviyede 2050 yılında çözeriz."
Eroğlu ve beraberindeki komisyon üyeleri daha sonra Kuş Müzesi'ni gezdi, yaralı halde bulunup tedavi edilen şahinleri doğaya bıraktı, gözetleme kulesinden yılkı atlarını izledi.
Komisyon, Akgöl Sazlığı ve Meke Gölü'nde de inceleme yaptı
Eroğlu, Akgöl Sazlığı'nda, bölgenin Türkiye'nin en önemli sulak alanlarından biri olduğunu söyledi.
Binlerce göçmen kuşa ev sahipliği yapan sulak alanın, kuraklığın etkisinden kurtarılması için yürütülen çalışmaları anlatan Eroğlu, şöyle konuştu:
"Bu alan kuş geçit alanları üzerinde. Bakanlığımda 2014'te bu alanı 6 bin 400 metre uzunluğunda, 1,65 metre yüksekliğindeki sette ile çevirdik. Neticede suyu bu kısımda topladık ve 3 bin 434 dekar alanı kurtardık. Fakat bu yeterli değil. Şu faydası oldu; kuş göç yolları üzerinde olduğu için kuşlar geliyor, bazıları da yuva yapıyor, bazıları da su ihtiyacını karşılıyor. Şimdi yapılacak şey, bu ovada çok sulama ve yeraltı su kullanımı var. Ereğli'ye çok ileri modern sulama sistemlerini kurmaya başladık, inşaat başladı. Geri kalanı da Dünya Bankası kredisiyle yapılıyor. 15 bin hektarı modern sistemlerle sulanacak, artan su buraya gelecek. Az su ile sulama yapacağız, artan suyla da sulak alanları kurtarmış olacağız."
Eroğlu, sulak alanların karbon salınımı önlenmesindeki önemine işaret ederek, bunun küresel iklim değişikliğiyle mücadelede çok önemli olduğunu değerlendirdi.
Sera gazlarının atmosferi kapladıkça dünyada sıcaklığın arttığına işaret eden Eroğlu, "Güneşten gelen ışınlar yansıyamıyor. Dolayısıyla dünyada sıcaklık git gide artıyor. Buna sera etkisi diyoruz. Seralarda nasıl içerisi hamam gibi oluyor. Dünya da eğer tedbir almazsak zaman içinde hamam gibi olacak. Bu maksatla sulak alanlar ve ormanlar yutak alanlardır, karbondioksiti tutuyor, oksijen veriyor. Hayat kaynağı, bunları korumamız lazım." diye konuştu.
Komisyon üyeleri daha sonra Karapınar'da bulunan ve son yıllarda kuruma noktasına gelen Meke Gölü'nde incelemelerde bulundu.
Eroğlu, burada yaptığı açıklamada, gün boyu yaptıkları ziyaretlerde, alınacak tedbirleri ilgililerle görüştüklerini söyledi.
Ülkenin önemli sulak alanlarını gezdiklerini anımsatan Eroğlu, şunları kaydetti:
"Meke Gölü'ndeyiz, inşallah Meke Gölü de kurtulacak. Küresel iklim değişikliğinin etkileri ortada. Özellikle sera gazlarını aşırı şekilde atmosfere bırakılması neticesinde sıcaklık artıyor. Kuraklık ve ani yağışlarla sel baskınları olabiliyor. Dolayısıyla bunlara karşı Türkiye'de çok ciddi tedbir alınması gerekiyor. Bütün partilerin oy birliğiyle böyle bir araştırma komisyonu kuruldu. Arkadaşlarla birlikte bütün kurum ve kuruluşları davet ettik. uzmanları hocaları çağırdık çok güzel bir toplantı oldu. Bunlarla ilgili uzman arkadaşların desteğiyle raporlar hazırlayacağız. Lafta kalmayacak, kurumlara yol gösterecek, bir kitapçık ve araştırma komisyonun öneri-sonuç raporunu taktim edeceğiz."
