2012-03-02 - 11:25
CHP MİLLETVEKİLİ ERDEMİR'İN BASIN TOPLANTISI?
CHP Bursa Milletvekili Aykan Erdemir, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında Bursa'nın İnegöl İlçesinde bir öğretmenin yaşadığı nefret söylemi ve ayrımcılık deneyimini paylaştı.
CHP Bursa Milletvekili Aykan Erdemir, mağdur öğretmenin kendi isteği üzerine tam adını kullanmayacağını ve kendisinden Taylan Öğretmen olarak söz edeceğini belirterek 2009-2010 öğretim yılında İnegöl Kültür Dershanesi'nde çalışmak üzere bir yıllık sözleşme imzalayan Taylan öğretmenin Alevi olması nedeniyle çalıştığı süre boyunca gerek öğretmenler gerekse dershane yöneticilerinin nefret söylemlerine ve ayrımcı davranışlarına maruz kaldığını vurguladı.

Bir müdür yardımcısının başarılı bir öğretmen olduğunu ancak iş yerindeki huzuru ve öğretmenler odasındaki sinerjiyi bozduğunu, toplu sohbet ve toplu namazlara katılmadığını, diğer öğretmenler ve işyeri müdürünün ise Alevi bir öğretmen ile aynı ortamda çalışmanın günahını artık taşımak istemediklerini ifade ettiklerini söyleyen Erdemir, " Biliyorum ki tüm bu yaşananlar nefret söylemini siyasetin bir aracı yapan ve kindar nesil yetiştirme çabası içinde olan Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın iktidarında hiç de şaşırtıcı değildir. Şaşırtıcı olan ise mağdur bir öğretmenin hakkını arama sürecinde başına gelenlerdir." şeklinde konuştu.

Erdemir, Taylan öğretmenin hakkını arama sürecini şu sözlerle anlattı:

" Taylan öğretmen, haklarının bilincinde olan her sorumlu yurttaşın yapması gerekeni yapar ve inancı dolayısıyla maruz kaldığı sistematik ayrımcılık ve ötekileştirme nedeniyle Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne şikayet dilekçesi gönderir. Yapılan incelemeler sonucunda, Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nce dershane şubesine 'kınama' cezası verilir. İnegöl Savcılığı'na yapılan suç duyurusu ise 'kovuşturmaya yer olmadığı' kararıyla sonuçlanır. Bu karara 5 Eylül 2011'de yapılan itiraza ise Yalova Ağır Ceza Mahkemesi henüz yanıt vermemiştir. Dershanenin Genel Merkezi ve İnegöl Şubesi olayın basına yansımasını gerekçe göstererek Taylan Öğretmen'e 5'er bin liralık iki ayrı tazminat davası açmıştır. Bu tazminat davalarının Taylan Öğretmeni sindirmek ve davadan vazgeçmesini sağlamak amacıyla açılmış olduğu kuşkusu uyanmaktadır. Tazminat davaları, hakkını ve hukukunu meşru yollarla savunan Taylan Öğretmeni sistematik bir mağdurlaştırma süreciyle karşı karşıya bırakmaktadır."

"Mağdurlaştırma"nın insan hakları literatüründe "bir kişinin ayrımcılığa uğradığı gerekçesiyle yaptığı şikâyet sonucunda kötü bir davranışla karşılaşması veya farklı muamele görmesi" olarak tanımlandığını söyleyen Erdemir, "Türkiye'de insanlar yalnızca ayrımcılığa ve nefret söylemine maruz kalmamakta, maruz kaldıkları ayrımcılıkla mücadele ettikleri için de cezalandırılmaktadır. Toplum olarak takdir etmemiz gereken yürekli yurttaşlar, nefret ve ayrımcılık karşısında susmadıkları için mağdur edilmektedir."dedi.

Erdemir sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yaşanan bu ibret verici gelişmeler sonrasında sizlerin huzurunda şu üç davette bulunmak istiyorum.

Kültür Dershanesi Genel Merkezi'ni ve İnegöl şubesini Taylan Öğretmen'den özür dilemeye ve tazminat davalarını geri çekmeye davet ediyorum. Maddi güçlükler içinde bulunan mağdur bir öğretmenin 10.000 lirasını almak bir eğitim kurumuna yakışmaz. Unutmasınlar ki ağlayanın malından kimseye hayır gelmez. Atalarımızın dediği gibi: "Alma mazlumun ahım, gökten indirir şahini".

Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer'i eğitim kurumlarında sıklıkla yaşanan ayrımcılık, nefret söylemi ve ötekileştirme süreçleriyle kararlı bir şekilde mücadele etmeye ve gerekli önlemleri almaya davet ediyorum. Artık eğitim kurumlarımızda nefretin pedagojisi değil eleştirel akıl ve insancıl değerler rehber olsun.

Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı nefreti ve ayrımcılığı körükleyecek eylem ve söylemlerden uzak durmaya, sekiz yıldır sürüncemede kalan Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu'nu ve Ulusal İnsan Hakları Kurumu'nu hayata geçirmeye ve Nefret Suçları Yasası'nı bir an önce Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gündemine getirmeye davet ediyorum.

Nazım'ın da dediği gibi: "Bu davet bizim! Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür. Ve bir orman gibi kardeşçesine. Bu hasret bizim!"(11:25)