2021-10-20 - 23:05
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Nimetullah Erdoğmuş başkanlığında toplandı. Meclis Genel Kurulunda, Kooperatifler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin birinci bölümünde yer alan 4 madde kabul edildi.
Başkanvekili Erdoğmuş, Genel Kurulda 3 milletvekiline gündem dışı söz verdi.
HDP Van Milletvekili Murat Sarısaç "Van depremi ve süregelen sorunlar", TBMM İdare Amiri ve CHP Burdur Milletvekili Mehmet Göker "Burdur'un sorunları", AK Parti Ardahan Milletvekili Orhan Atalay "Mevlid-i Nebi Haftası" hakkında gündem dışı birer konuşma yaptı.
HDP'li Sarısaç, Van'da Ekim 2011'de meydana gelen depremin üzerinden 10 yıl geçtiğini, depremde 644 can kaybı yaşandığını ve yüzlerce yurttaşın yaralandığını dile getirdi. İktidarın, Van'daki yerel yönetimleri depreme yönelik çözüm süreçlerine dahil etmemesi nedeniyle sorunların devam ettiğini öne süren Sarısaç, depremin ardından TOKİ'nin bölgede konut inşa etmesinin de halkın barınma sorununu çözmediğini savundu.
CHP'li Göker, salgın döneminde Burdur'da 12 bin esnafın yaklaşık yarısına hibe desteği sağlandığını, Türkiye'de olduğu gibi bu şehirdeki esnafın da kaderine terk edildiğini ileri sürdü. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin neden olduğunu iddia ettiği ayrımcı politikaların Burdur'da da görüldüğünü savunan Göker, Burdur'da yaşanan bazı sorunları sıralayarak, bunların çözülmesini istedi.
AK Parti'li Atalay, diğer peygamberler gibi Hz. Muhammed'in birincil görevinin "öğretmenlik" olduğunu, Müslümanlara, kendisinin de yaşamı boyunca tercih ettiği şekilde "sade olmayı" öğrettiğini söyledi. Hz. Muhammed'in hadisleri ve yaşamından örnekler aktaran Atalay, O'nun, bütün Müslümanların iki elin parmakları gibi eşit olduğunu ve imtiyazlı olmaktan sakınmayı öğrettiğini; ırkçılığı cahilliğin eseri olarak tanımladığını; adaletten asla ödün vermediğini ve her vesileyle barışı önerdiğini kaydetti. Atalay, Hz. Muhammed'in, aynı zamanda merhametin ve sevginin önemine işaret ettiğini vurgulayarak, Mevlid-i Nebi haftasını kutladı.
TBMM Genel Kurulu'nda grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, değerlendirmelerde bulundu.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, geçim sıkıntısı nedeniyle kredilere yönelen vatandaşların, geri ödemede zorluk yaşadığını söyledi.
Konut kredisi kullananların en düşük faizler için bile yüksek tutarlar ödemek zorunda kaldığını belirten Dervişoğlu, geliri düşük olan vatandaşın taksitleri ödeyememesi yüzünden bu tutarların daha da arttığını, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi nedeniyle ekonominin kötüye gittiğini ileri sürdü.
"TÜGVA'nın, kamu kurumlarına yüzlerce kişiyi yerleştirdiği ve sicil kaydı tuttuğu" iddialarını da aktaran Dervişoğlu, bu konuda hükümete yönelttikleri sorulara cevap beklediklerini kaydetti.
MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, 20 Ekim 1992'de Bingöl'de PKK terör örgütünün bir köy minibüsünü durdurarak 19 vatandaşı şehit ettiğini hatırlatarak, hain terör örgütünün, bugüne kadar çoğunluğu Kürt kökenli 6 binin üzerinde sivil vatandaşı katlettiğine dikkati çekti. Terör örgütünün saldırılarını lanetleyen Bülbül, söz konusu saldırıda şehit olanlara Allah'tan rahmet, yaralananlara sağlıklı ve uzun yaşam temennisinde bulundu.
Yunanistan'ın Türkiye'nin iç işlerine karışma cüretini kendinde görmeye başladığını ifade eden Bülbül, "Doğu Akdeniz'de Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin dahil olmadığı hiçbir girişimin başarıya ulaşamayacağı bilinmelidir." dedi.
Doğu Akdeniz'deki gerginliğin esas kaynağının, Rum-Yunan ikilisinin gayri meşru ve gayri hukuki deniz sınırı iddiaları ile Kıbrıs Türkü'nün hak ve menfaatlerini yok saymaları olduğunu vurgulayan Bülbül, "Bu ikilinin Doğu Akdeniz'de gerginlik çıkarmak için kıta sahanlığımızı ihlal teşebbüslerine geçtiğimiz günlerde gerekli cevabın verildiği Dışişleri Bakanlığı tarafından ifade edilmiştir. Biz hem kendi haklarımızı hem de Kıbrıs Türkü'nün haklarını korumaya muktediriz. Türkiye ve Kıbrıs Türkü'nün meşru hak ve menfaatlerine halel getirecek hiçbir teşebbüs başarıya ulaşamayacaktır." değerlendirmesinde bulundu.
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Sinop'ta 11 Ağustos'ta meydana gelen sel felaketinde kaybolan 6 vatandaştan hala haber alınamadığını söyleyerek, bu kişilere yönelik arama çalışmalarının neden durdurulduğunu sordu.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun AB Komisyonu'nun 2021 Türkiye Raporu'na yönelik eleştiride bulunduğunu ve "AB üyelik yönündeki stratejik tercihimiz de güçlü bir şekilde devam ediyor." dediğini aktaran Beştaş, "Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Hem 'stratejik olarak AB'ye girmek istiyoruz' diyeceksiniz hem de 'haklı, doğru tespitleri reddediyoruz.' diyeceksiniz. Böyle olmaz. AB'ye girmek istiyorsanız ki biz bu süreci destekliyoruz, önce o ilkeleri hayata geçireceksiniz." diye konuştu.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin "cumhurbaşkanına hakaret" davalarına ilişkin bir karar aldığını anlatan Beştaş, bu karar gereği bu konudaki davaların ya düşürülmesi ya da beraatle sonuçlanması gerektiğini savundu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Türkiye'nin G20'den G40'a düştüğünü, "tıpkı küme düşen futbol takımlarında teknik direktörün değiştirilmesi gibi" milletin de hükümeti değiştireceğini öne sürdü.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşmeleri başlayan 2022 bütçesinin ülke için hayırlı olması temennisinde bulunmak istediğini belirten Altay, "Ama temenni edemiyorum çünkü hayır görmüyorum." dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'ın, bütçe sunumunun başında hiçbir bütçe hedefini tutturamadıkları için milletten özür dilemesi gerektiğini ileri süren Altay, Oktay'ın bunu yapmadığını söyledi.
CHP'li Altay, TÜİK verilerine göre enflasyonun yüzde 19,5 artış gösterdiğini dile getirerek, "Bütçede, Sayın Cumhurbaşkanımıza yüzde 14,4 zam öngörülüyor. Bu doğru değil. Milleti, çiftçiyi, köylüyü, esnafı, işçiyi, işsizi, öğrenciyi, sağlık çalışanını, 3600 bekleyeni, EYT'liyi enflasyona ezdirdiniz. AK Parti Grubu'na sesleniyorum, bari Cumhurbaşkanı'nı enflasyona ezdirmeyin. Vallahi çok ayıp. Bizim millet eziliyor, alışmış, vatan sağ olsun, devletimiz var olsun diye." sözlerini sarf etti.
Altay, sözlerine AK Parti'li milletvekillerinin tepki göstermesi üzerine, "Bunun neresi yanlış? Memura yüzde 5, Cumhurbaşkanına yüzde 14,5. Yüzde 19,5 yapın. Bizim memurumuz kahrınızı 20 yıldır çekiyor, bunu da çeker." ifadelerini kullandı.
CHP'li Altay, gençlerin yüzde 70'inin Türkiye'de yaşamak istemediğini de öne sürdü.
AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, Altay'ın "Türkiye'de gençlerin yurt dışına gitmek istediği" yönündeki sözleri üzerine, "Hangi araştırmaya göre bunu söylüyorsunuz bilmiyorum ama bildiğim bir şey var ki; pandemi öncesi yurt dışından yaklaşık 370 bin vatandaşımız, bulundukları ülkelerin sağlık sistemine güvenmedikleri için ülkesine geldi. Bu ülkede kendi sağlık sistemlerinin onları gerektiği gibi tedavi edeceğine inandıkları için yaklaşık 370 bin kişi ülkesine geldi ve tedavisini oldu. Türkiye dayanışması ve paylaşmasıyla salgın sürecini en iyi yöneten ülkelerden bir tanesi oldu." diye konuştu.
1992'de Bingöl'de yolcuları kurşuna dizen terör örgütünü lanetleyen ve şehitlere Allah'tan rahmet dileyen Ünal, Mevlid-i Nebi Haftası'nı da kutladı.
AK Parti'li Ünal, HDP'li Beştaş'ın AB Komisyonu'nun 2021 Türkiye Raporu'na ilişkin sözlerine değinerek, şunları kaydetti:
"Raporda Türkiye, Doğu Akdeniz ile ilgili yeni provokasyonlar ve uluslararası hukuka aykırı tek taraflı eylemlerde bulunmakla suçlandı. Biz, Türkiye'ye AB'den nasıl bakıldığını biliyoruz. Türkiye'nin Afrika açılımında, Doğu Akdeniz'deki çıkarlarını korumada, terörle mücadelesinde bu ülkelerin Türkiye'ye nasıl baktığını biliyoruz. AB'ye üye olmak için uzunca bir süreden beri samimi bir mücadele sürdürüyoruz ama bu, çifte standart içeren, tek taraflı, eşitlikçi olmayan, Türkiye'yi ötekileştiren ve ayrımcılığa tabi tutan davranışları kabul etmemiz anlamına da gelmiyor. Türkiye, masada eşit olarak oturan, kendi çıkarlarını koruyan ve üstenci dili kabul etmeyen bir dış politika yürütüyor, yürütmeye de devam edecektir. Türkiye bölgesinde huzur, düzen istiyor, çatışma istemiyor. Türkiye, 10 bin kilometre öteden gelen ABD, Fransa ve diğer ülkelerin mahallesinde yangın çıkarmasına izin vermedi, vermeyecek."
TBMM Genel Kurulunda CHP, HDP ve İYİ Parti'nin gündeme ilişkin grup önerileri ayrı ayrı ele alındı.
Partisinin, TÜGVA'nın faaliyetlerinin araştırılmasına ilişkin önerisi üzerinde söz alan HDP Batman Milletvekili Necdet İpekyüz, 8 yıl önce 500 bin lirayla kurulan bir vakfın şu anda Türkiye'deki bütün tarikatların, bütün cemaatlerin bir çatı şirketine dönüştüğünü, TÜGVA'nın da vakıf değil bir şirket olduğunu öne sürdü.
İYİ Parti Ankara Milletvekili İbrahim Halil Oral, vakıfların temelinde güven olduğunu ifade ederek, bugün bu güvenin çok uzağında olunduğunu savundu. Oral, "Dün, FETÖ dernek ve vakıflarıyla devletin güvenilirliğini nasıl istismar edilmişse bugün TÜGVA, TÜRGEV gibi vakıflarla aynısı yapılmaktadır. Sormak istiyorum: Paralel yapılar, devlet dışı organizasyonlar kurup destekleyerek daha sonra da 'Kandırıldık.' demekten hala bıkmadınız mı Allah aşkına? Daha kaç kere kandırılacaksınız, Yüce Allah'tan af dileyeceksiniz?" diye konuştu.
Yolsuzlukların örtbas edilmesi için dini değerlerin kullanıldığını da ileri süren Oral, tüyü bitmemiş yetimin hakkını savunmanın "İslam'a operasyon" olamayacağını ifade etti.
CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen, TÜGVA'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Usame Erdoğan, AK Parti İstanbul İl Başkanı, AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi Grup Başkanvekili ve Esenler Belediye Başkanı gibi üst düzey AK Parti'lilerin yönetici olduğunu söyledi.
TÜGVA'nın, AK Parti'nin gençlik kolları gibi hareket etiğini öne süren Antmen, AK Parti'li belediyelerin ve kayyum belediyelerin vakfa onlarca taşınmaz tahsis ettiğini, halkın paralarının vakfa aktığını iddia etti.
Vakfın, İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait Büyükada İskelesi'nden tahliye kararına rağmen, polisin de yardımıyla çıkmadığını ileri süren Antmen, TÜGVA'nın polis, asker, hakim ve savcı alımlarında referans listesi verdiğini, kamuda kadrolaştığını savundu. Antmen, "FETÖ nasıl da paralel bir devlet olarak devlette yapılanmaya gitmişti, bütün devlet memurlarını ve memurlukları ele geçirmeye çalışmıştı; şimdi de başta TÜGVA olmak üzere belirli dernekler, vakıflar, cemaatler bunu yapıyor. Buna neden ses çıkarmıyorsunuz? 15 Temmuz'dan hiç mi ders almadınız?" ifadesini kullandı.
AK Parti İstanbul Milletvekili Hulusi Şentürk, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu döneminde Beylikdüzü'nde 5 bin küsur metrekarelik bir alanda dernekler yerleşkesi yapıldığını ve buranın derneklere tahsis edildiğini dile getirerek, "Gayet hukukidir, normaldir, itirazımız yok. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğine tahsisat yapılmıştır, Atatürkçü Düşünce Derneğine tahsisat yapılmış, Cumhuriyetçi Kadınlar Derneğine tahsisat yapılmış, yapılsın itirazımız yok; ama kimi belediyelerimiz tarafından TÜGVA gibi milli ve manevi değerlere sahip gençlik yetiştirmekten başka arzusu olmayan STK'lere tahsisat yapılınca kıyamet koparmak... Bunu anlamak mümkün değil değerli arkadaşlar." diye konuştu.
Son zamanlarda bir yalan rüzgarı olduğunu belirten Şentürk sözlerine şöyle devam etti:
"Faşist Goebbels'in günümüzdeki gölgesi halen varlığını sürdürüyor. Bir iddianın yalan olduğu ortaya çıkarıldığında bir başka yalanla bu fiyasko örtülmeye çalışılıyor. İşte, TÜGVA ve benzeri vakıflarla ilgili son dönemde tam bir Goebbels mantığıyla yürütülen kampanyalara şahit olmaktayız. T3 Vakfıyla ilgili 'Para aldı.' diye iddia ettiniz, T3 Vakfı mahkemeye gitti -Küçükçekmece Asliye Mahkemesi- belediyeye 'Kaç para verdin?' dedi, belediye yazdı 'Para ödemedik'. Yalan. Kendi belediyeniz yalan olduğunu yazdı. Efendim, kalktınız TÜGVA'ya ilgili ve diğer STK'lerle ilgili kampanyaya başladığınızda STK'lerin raporunu dayanak gösterdiniz, geçenlerde mahkeme, böyle bir rapor olmadığı yalanını ortaya koydu.
Geçenlerde Heybeliada ile ilgili az önce yine gündeme getirildi, olmayan. Olmayan derken şöyle; TÜGVA, Vapur İşletmelerine bir dava açıyor, bir ara karar var, bu ara kararı sanki belediyenin açtığı davada tahliye kararı gibi gösterip bir zorbalık yapılmaya kalkılıyor. Zorbalık tutmayınca da yalan ve iftira kampanyası; tam Goebbels mantığı. Bunu yapanların başında gelen kişinin de Büyükşehirden 30 milyonun üzerinde ihale almış olması manidar, asıl bunun araştırılması gerektiğini düşünüyorum."
TÜGVA Başkanı'nın masumane bir biçimde yaptığı açıklamada, bazı belgelerin kurumdan alındığını, buna yalan, kurmaca belgeler eklenerek yıpratılmaya çalışıldığını söylediğini anlatan Şentürk, ancak burada da "yalan" ve "kurmaca" ifadelerinin silinip "sızdırıldığı" ifadesinin "Sızdırıldığını itiraf etti." gibi çarpıtma haberler yapıldığını söyledi.
Şentürk konuşmasını, "Buradaki rahatsızlığın nereden olduğu belli. Rahatsızlık PKK'nın arka bahçesini temizleyen kayyumlardan rahatsızlık; rahatsızlık milli ve manevi değerlere sahip gençlik yetiştirmeye çalışanlardan rahatsızlık ama kusura bakmayın rahatsızlık vermeye devam edeceğiz." sözleriyle tamamladı.
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, sataşmadan söz alarak, TÜGVA'nın bütün gençlerin eğitim, çalışma, olanaklardan eşit yararlanma hakkını ortadan kaldırdığını öne sürdü. Beştaş, TÜGVA'nın kendine bağlı bir yöntemle gençleri işe yerleştirdiğini, ihaleler aldığını-verdiğini iddia etti.
AK Parti İstanbul Milletvekili Abdullah Güler de yargı sürecinin başladığını belirterek kimin elinde ne delil, belge varsa Cumhuriyet Başsavcılıklarına ulaştırmalarını istedi. Güler, bunu yapmayanları müfteri ilan edeceklerini söyledi.
CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, partisinin vakıfların faaliyetlerinin araştırılmasına dair önerisiyle ilgili yaptığı konuşmada, TÜGVA'nın ordudan yargıya, emniyetten akademik kadrolara kadar devlete torpille sızan bir yapı olduğunu iddia etti.
Yavuzyılmaz, iktidardan ve belediyelerden, TÜGVA, TÜRGEV, Ensar Vakfı gibi dernek ve vakıflara ne kadar, hangi tutarda Hazineden para aktarıldığını ya da bu dernek ve vakıfların ne kadar para aldığını açıklamasını istedi.
AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt ise vakıfların kökeninde iyilik, sevgi ve saygı olduğunu dile getirerek insanların yaratılışından itibaren yardımlaşmaya ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Beyazıt, nerede bir vakıf varsa orada mutlaka yardımlaşma, sevgi, saygı ve düşünce olduğunu belirterek TÜGVA'nın da böyle bir vakıf olduğunu kaydetti.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, memurların tehdit edildiği iddiasıyla ilgili "Tehdit olarak algılanıyorsa evet, tehdit." dedi.
Altay, bunun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2001 yılında yaptığı konuşmadakinden "daha hafif tonda" bir uyarı olduğunu savunarak Erdoğan'ın bir konuşmasını dinletti.
Engin Altay, "Memura 'Hırsızlığa alet olmayın.' demek, memura 'Hırsızlığa göz yummayın.' demek, memura 'Partizanlık yapma.' demek, memura 'Adil ol.' demek, memura 'Kanunsuz emre itaat etme.' demek '657 sayılı Kanun'un 6'ncı maddesine, Anayasa'nın 137'nci maddesine göre iş yap.' demek, 'Yapmazsan bedelini ödersin.' demek tehditse, evet tehdittir ama kimse bunu böyle algılamıyor."
AK Parti sıralarından tepkiler gelmesi ve yaşanan gerginlik üzerine birleşime ara verildi.
Aranın ardından CHP, HDP ve İYİ Parti'nin grup önerileri kabul edilmedi.
Genel Kurulda, Kooperatifler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine geçildi.
****HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ.****
HDP Van Milletvekili Murat Sarısaç "Van depremi ve süregelen sorunlar", TBMM İdare Amiri ve CHP Burdur Milletvekili Mehmet Göker "Burdur'un sorunları", AK Parti Ardahan Milletvekili Orhan Atalay "Mevlid-i Nebi Haftası" hakkında gündem dışı birer konuşma yaptı.
HDP'li Sarısaç, Van'da Ekim 2011'de meydana gelen depremin üzerinden 10 yıl geçtiğini, depremde 644 can kaybı yaşandığını ve yüzlerce yurttaşın yaralandığını dile getirdi. İktidarın, Van'daki yerel yönetimleri depreme yönelik çözüm süreçlerine dahil etmemesi nedeniyle sorunların devam ettiğini öne süren Sarısaç, depremin ardından TOKİ'nin bölgede konut inşa etmesinin de halkın barınma sorununu çözmediğini savundu.
CHP'li Göker, salgın döneminde Burdur'da 12 bin esnafın yaklaşık yarısına hibe desteği sağlandığını, Türkiye'de olduğu gibi bu şehirdeki esnafın da kaderine terk edildiğini ileri sürdü. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin neden olduğunu iddia ettiği ayrımcı politikaların Burdur'da da görüldüğünü savunan Göker, Burdur'da yaşanan bazı sorunları sıralayarak, bunların çözülmesini istedi.
AK Parti'li Atalay, diğer peygamberler gibi Hz. Muhammed'in birincil görevinin "öğretmenlik" olduğunu, Müslümanlara, kendisinin de yaşamı boyunca tercih ettiği şekilde "sade olmayı" öğrettiğini söyledi. Hz. Muhammed'in hadisleri ve yaşamından örnekler aktaran Atalay, O'nun, bütün Müslümanların iki elin parmakları gibi eşit olduğunu ve imtiyazlı olmaktan sakınmayı öğrettiğini; ırkçılığı cahilliğin eseri olarak tanımladığını; adaletten asla ödün vermediğini ve her vesileyle barışı önerdiğini kaydetti. Atalay, Hz. Muhammed'in, aynı zamanda merhametin ve sevginin önemine işaret ettiğini vurgulayarak, Mevlid-i Nebi haftasını kutladı.
TBMM Genel Kurulu'nda grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, değerlendirmelerde bulundu.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, geçim sıkıntısı nedeniyle kredilere yönelen vatandaşların, geri ödemede zorluk yaşadığını söyledi.
Konut kredisi kullananların en düşük faizler için bile yüksek tutarlar ödemek zorunda kaldığını belirten Dervişoğlu, geliri düşük olan vatandaşın taksitleri ödeyememesi yüzünden bu tutarların daha da arttığını, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi nedeniyle ekonominin kötüye gittiğini ileri sürdü.
"TÜGVA'nın, kamu kurumlarına yüzlerce kişiyi yerleştirdiği ve sicil kaydı tuttuğu" iddialarını da aktaran Dervişoğlu, bu konuda hükümete yönelttikleri sorulara cevap beklediklerini kaydetti.
MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, 20 Ekim 1992'de Bingöl'de PKK terör örgütünün bir köy minibüsünü durdurarak 19 vatandaşı şehit ettiğini hatırlatarak, hain terör örgütünün, bugüne kadar çoğunluğu Kürt kökenli 6 binin üzerinde sivil vatandaşı katlettiğine dikkati çekti. Terör örgütünün saldırılarını lanetleyen Bülbül, söz konusu saldırıda şehit olanlara Allah'tan rahmet, yaralananlara sağlıklı ve uzun yaşam temennisinde bulundu.
Yunanistan'ın Türkiye'nin iç işlerine karışma cüretini kendinde görmeye başladığını ifade eden Bülbül, "Doğu Akdeniz'de Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin dahil olmadığı hiçbir girişimin başarıya ulaşamayacağı bilinmelidir." dedi.
Doğu Akdeniz'deki gerginliğin esas kaynağının, Rum-Yunan ikilisinin gayri meşru ve gayri hukuki deniz sınırı iddiaları ile Kıbrıs Türkü'nün hak ve menfaatlerini yok saymaları olduğunu vurgulayan Bülbül, "Bu ikilinin Doğu Akdeniz'de gerginlik çıkarmak için kıta sahanlığımızı ihlal teşebbüslerine geçtiğimiz günlerde gerekli cevabın verildiği Dışişleri Bakanlığı tarafından ifade edilmiştir. Biz hem kendi haklarımızı hem de Kıbrıs Türkü'nün haklarını korumaya muktediriz. Türkiye ve Kıbrıs Türkü'nün meşru hak ve menfaatlerine halel getirecek hiçbir teşebbüs başarıya ulaşamayacaktır." değerlendirmesinde bulundu.
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Sinop'ta 11 Ağustos'ta meydana gelen sel felaketinde kaybolan 6 vatandaştan hala haber alınamadığını söyleyerek, bu kişilere yönelik arama çalışmalarının neden durdurulduğunu sordu.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun AB Komisyonu'nun 2021 Türkiye Raporu'na yönelik eleştiride bulunduğunu ve "AB üyelik yönündeki stratejik tercihimiz de güçlü bir şekilde devam ediyor." dediğini aktaran Beştaş, "Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Hem 'stratejik olarak AB'ye girmek istiyoruz' diyeceksiniz hem de 'haklı, doğru tespitleri reddediyoruz.' diyeceksiniz. Böyle olmaz. AB'ye girmek istiyorsanız ki biz bu süreci destekliyoruz, önce o ilkeleri hayata geçireceksiniz." diye konuştu.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin "cumhurbaşkanına hakaret" davalarına ilişkin bir karar aldığını anlatan Beştaş, bu karar gereği bu konudaki davaların ya düşürülmesi ya da beraatle sonuçlanması gerektiğini savundu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Türkiye'nin G20'den G40'a düştüğünü, "tıpkı küme düşen futbol takımlarında teknik direktörün değiştirilmesi gibi" milletin de hükümeti değiştireceğini öne sürdü.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşmeleri başlayan 2022 bütçesinin ülke için hayırlı olması temennisinde bulunmak istediğini belirten Altay, "Ama temenni edemiyorum çünkü hayır görmüyorum." dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'ın, bütçe sunumunun başında hiçbir bütçe hedefini tutturamadıkları için milletten özür dilemesi gerektiğini ileri süren Altay, Oktay'ın bunu yapmadığını söyledi.
CHP'li Altay, TÜİK verilerine göre enflasyonun yüzde 19,5 artış gösterdiğini dile getirerek, "Bütçede, Sayın Cumhurbaşkanımıza yüzde 14,4 zam öngörülüyor. Bu doğru değil. Milleti, çiftçiyi, köylüyü, esnafı, işçiyi, işsizi, öğrenciyi, sağlık çalışanını, 3600 bekleyeni, EYT'liyi enflasyona ezdirdiniz. AK Parti Grubu'na sesleniyorum, bari Cumhurbaşkanı'nı enflasyona ezdirmeyin. Vallahi çok ayıp. Bizim millet eziliyor, alışmış, vatan sağ olsun, devletimiz var olsun diye." sözlerini sarf etti.
Altay, sözlerine AK Parti'li milletvekillerinin tepki göstermesi üzerine, "Bunun neresi yanlış? Memura yüzde 5, Cumhurbaşkanına yüzde 14,5. Yüzde 19,5 yapın. Bizim memurumuz kahrınızı 20 yıldır çekiyor, bunu da çeker." ifadelerini kullandı.
CHP'li Altay, gençlerin yüzde 70'inin Türkiye'de yaşamak istemediğini de öne sürdü.
AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, Altay'ın "Türkiye'de gençlerin yurt dışına gitmek istediği" yönündeki sözleri üzerine, "Hangi araştırmaya göre bunu söylüyorsunuz bilmiyorum ama bildiğim bir şey var ki; pandemi öncesi yurt dışından yaklaşık 370 bin vatandaşımız, bulundukları ülkelerin sağlık sistemine güvenmedikleri için ülkesine geldi. Bu ülkede kendi sağlık sistemlerinin onları gerektiği gibi tedavi edeceğine inandıkları için yaklaşık 370 bin kişi ülkesine geldi ve tedavisini oldu. Türkiye dayanışması ve paylaşmasıyla salgın sürecini en iyi yöneten ülkelerden bir tanesi oldu." diye konuştu.
1992'de Bingöl'de yolcuları kurşuna dizen terör örgütünü lanetleyen ve şehitlere Allah'tan rahmet dileyen Ünal, Mevlid-i Nebi Haftası'nı da kutladı.
AK Parti'li Ünal, HDP'li Beştaş'ın AB Komisyonu'nun 2021 Türkiye Raporu'na ilişkin sözlerine değinerek, şunları kaydetti:
"Raporda Türkiye, Doğu Akdeniz ile ilgili yeni provokasyonlar ve uluslararası hukuka aykırı tek taraflı eylemlerde bulunmakla suçlandı. Biz, Türkiye'ye AB'den nasıl bakıldığını biliyoruz. Türkiye'nin Afrika açılımında, Doğu Akdeniz'deki çıkarlarını korumada, terörle mücadelesinde bu ülkelerin Türkiye'ye nasıl baktığını biliyoruz. AB'ye üye olmak için uzunca bir süreden beri samimi bir mücadele sürdürüyoruz ama bu, çifte standart içeren, tek taraflı, eşitlikçi olmayan, Türkiye'yi ötekileştiren ve ayrımcılığa tabi tutan davranışları kabul etmemiz anlamına da gelmiyor. Türkiye, masada eşit olarak oturan, kendi çıkarlarını koruyan ve üstenci dili kabul etmeyen bir dış politika yürütüyor, yürütmeye de devam edecektir. Türkiye bölgesinde huzur, düzen istiyor, çatışma istemiyor. Türkiye, 10 bin kilometre öteden gelen ABD, Fransa ve diğer ülkelerin mahallesinde yangın çıkarmasına izin vermedi, vermeyecek."
TBMM Genel Kurulunda CHP, HDP ve İYİ Parti'nin gündeme ilişkin grup önerileri ayrı ayrı ele alındı.
Partisinin, TÜGVA'nın faaliyetlerinin araştırılmasına ilişkin önerisi üzerinde söz alan HDP Batman Milletvekili Necdet İpekyüz, 8 yıl önce 500 bin lirayla kurulan bir vakfın şu anda Türkiye'deki bütün tarikatların, bütün cemaatlerin bir çatı şirketine dönüştüğünü, TÜGVA'nın da vakıf değil bir şirket olduğunu öne sürdü.
İYİ Parti Ankara Milletvekili İbrahim Halil Oral, vakıfların temelinde güven olduğunu ifade ederek, bugün bu güvenin çok uzağında olunduğunu savundu. Oral, "Dün, FETÖ dernek ve vakıflarıyla devletin güvenilirliğini nasıl istismar edilmişse bugün TÜGVA, TÜRGEV gibi vakıflarla aynısı yapılmaktadır. Sormak istiyorum: Paralel yapılar, devlet dışı organizasyonlar kurup destekleyerek daha sonra da 'Kandırıldık.' demekten hala bıkmadınız mı Allah aşkına? Daha kaç kere kandırılacaksınız, Yüce Allah'tan af dileyeceksiniz?" diye konuştu.
Yolsuzlukların örtbas edilmesi için dini değerlerin kullanıldığını da ileri süren Oral, tüyü bitmemiş yetimin hakkını savunmanın "İslam'a operasyon" olamayacağını ifade etti.
CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen, TÜGVA'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Usame Erdoğan, AK Parti İstanbul İl Başkanı, AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi Grup Başkanvekili ve Esenler Belediye Başkanı gibi üst düzey AK Parti'lilerin yönetici olduğunu söyledi.
TÜGVA'nın, AK Parti'nin gençlik kolları gibi hareket etiğini öne süren Antmen, AK Parti'li belediyelerin ve kayyum belediyelerin vakfa onlarca taşınmaz tahsis ettiğini, halkın paralarının vakfa aktığını iddia etti.
Vakfın, İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait Büyükada İskelesi'nden tahliye kararına rağmen, polisin de yardımıyla çıkmadığını ileri süren Antmen, TÜGVA'nın polis, asker, hakim ve savcı alımlarında referans listesi verdiğini, kamuda kadrolaştığını savundu. Antmen, "FETÖ nasıl da paralel bir devlet olarak devlette yapılanmaya gitmişti, bütün devlet memurlarını ve memurlukları ele geçirmeye çalışmıştı; şimdi de başta TÜGVA olmak üzere belirli dernekler, vakıflar, cemaatler bunu yapıyor. Buna neden ses çıkarmıyorsunuz? 15 Temmuz'dan hiç mi ders almadınız?" ifadesini kullandı.
AK Parti İstanbul Milletvekili Hulusi Şentürk, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu döneminde Beylikdüzü'nde 5 bin küsur metrekarelik bir alanda dernekler yerleşkesi yapıldığını ve buranın derneklere tahsis edildiğini dile getirerek, "Gayet hukukidir, normaldir, itirazımız yok. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğine tahsisat yapılmıştır, Atatürkçü Düşünce Derneğine tahsisat yapılmış, Cumhuriyetçi Kadınlar Derneğine tahsisat yapılmış, yapılsın itirazımız yok; ama kimi belediyelerimiz tarafından TÜGVA gibi milli ve manevi değerlere sahip gençlik yetiştirmekten başka arzusu olmayan STK'lere tahsisat yapılınca kıyamet koparmak... Bunu anlamak mümkün değil değerli arkadaşlar." diye konuştu.
Son zamanlarda bir yalan rüzgarı olduğunu belirten Şentürk sözlerine şöyle devam etti:
"Faşist Goebbels'in günümüzdeki gölgesi halen varlığını sürdürüyor. Bir iddianın yalan olduğu ortaya çıkarıldığında bir başka yalanla bu fiyasko örtülmeye çalışılıyor. İşte, TÜGVA ve benzeri vakıflarla ilgili son dönemde tam bir Goebbels mantığıyla yürütülen kampanyalara şahit olmaktayız. T3 Vakfıyla ilgili 'Para aldı.' diye iddia ettiniz, T3 Vakfı mahkemeye gitti -Küçükçekmece Asliye Mahkemesi- belediyeye 'Kaç para verdin?' dedi, belediye yazdı 'Para ödemedik'. Yalan. Kendi belediyeniz yalan olduğunu yazdı. Efendim, kalktınız TÜGVA'ya ilgili ve diğer STK'lerle ilgili kampanyaya başladığınızda STK'lerin raporunu dayanak gösterdiniz, geçenlerde mahkeme, böyle bir rapor olmadığı yalanını ortaya koydu.
Geçenlerde Heybeliada ile ilgili az önce yine gündeme getirildi, olmayan. Olmayan derken şöyle; TÜGVA, Vapur İşletmelerine bir dava açıyor, bir ara karar var, bu ara kararı sanki belediyenin açtığı davada tahliye kararı gibi gösterip bir zorbalık yapılmaya kalkılıyor. Zorbalık tutmayınca da yalan ve iftira kampanyası; tam Goebbels mantığı. Bunu yapanların başında gelen kişinin de Büyükşehirden 30 milyonun üzerinde ihale almış olması manidar, asıl bunun araştırılması gerektiğini düşünüyorum."
TÜGVA Başkanı'nın masumane bir biçimde yaptığı açıklamada, bazı belgelerin kurumdan alındığını, buna yalan, kurmaca belgeler eklenerek yıpratılmaya çalışıldığını söylediğini anlatan Şentürk, ancak burada da "yalan" ve "kurmaca" ifadelerinin silinip "sızdırıldığı" ifadesinin "Sızdırıldığını itiraf etti." gibi çarpıtma haberler yapıldığını söyledi.
Şentürk konuşmasını, "Buradaki rahatsızlığın nereden olduğu belli. Rahatsızlık PKK'nın arka bahçesini temizleyen kayyumlardan rahatsızlık; rahatsızlık milli ve manevi değerlere sahip gençlik yetiştirmeye çalışanlardan rahatsızlık ama kusura bakmayın rahatsızlık vermeye devam edeceğiz." sözleriyle tamamladı.
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, sataşmadan söz alarak, TÜGVA'nın bütün gençlerin eğitim, çalışma, olanaklardan eşit yararlanma hakkını ortadan kaldırdığını öne sürdü. Beştaş, TÜGVA'nın kendine bağlı bir yöntemle gençleri işe yerleştirdiğini, ihaleler aldığını-verdiğini iddia etti.
AK Parti İstanbul Milletvekili Abdullah Güler de yargı sürecinin başladığını belirterek kimin elinde ne delil, belge varsa Cumhuriyet Başsavcılıklarına ulaştırmalarını istedi. Güler, bunu yapmayanları müfteri ilan edeceklerini söyledi.
CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, partisinin vakıfların faaliyetlerinin araştırılmasına dair önerisiyle ilgili yaptığı konuşmada, TÜGVA'nın ordudan yargıya, emniyetten akademik kadrolara kadar devlete torpille sızan bir yapı olduğunu iddia etti.
Yavuzyılmaz, iktidardan ve belediyelerden, TÜGVA, TÜRGEV, Ensar Vakfı gibi dernek ve vakıflara ne kadar, hangi tutarda Hazineden para aktarıldığını ya da bu dernek ve vakıfların ne kadar para aldığını açıklamasını istedi.
AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt ise vakıfların kökeninde iyilik, sevgi ve saygı olduğunu dile getirerek insanların yaratılışından itibaren yardımlaşmaya ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Beyazıt, nerede bir vakıf varsa orada mutlaka yardımlaşma, sevgi, saygı ve düşünce olduğunu belirterek TÜGVA'nın da böyle bir vakıf olduğunu kaydetti.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, memurların tehdit edildiği iddiasıyla ilgili "Tehdit olarak algılanıyorsa evet, tehdit." dedi.
Altay, bunun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2001 yılında yaptığı konuşmadakinden "daha hafif tonda" bir uyarı olduğunu savunarak Erdoğan'ın bir konuşmasını dinletti.
Engin Altay, "Memura 'Hırsızlığa alet olmayın.' demek, memura 'Hırsızlığa göz yummayın.' demek, memura 'Partizanlık yapma.' demek, memura 'Adil ol.' demek, memura 'Kanunsuz emre itaat etme.' demek '657 sayılı Kanun'un 6'ncı maddesine, Anayasa'nın 137'nci maddesine göre iş yap.' demek, 'Yapmazsan bedelini ödersin.' demek tehditse, evet tehdittir ama kimse bunu böyle algılamıyor."
AK Parti sıralarından tepkiler gelmesi ve yaşanan gerginlik üzerine birleşime ara verildi.
Aranın ardından CHP, HDP ve İYİ Parti'nin grup önerileri kabul edilmedi.
Genel Kurulda, Kooperatifler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine geçildi.
****HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ.****
